İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve hali hazırda Türkiye’de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1428 Esas KARAR NO : 2025/1844 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 01/04/2022 NUMARASI : 2021/413 E. - 2022/46 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Giderilmesi İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin, kuruluş tarihi olan 1995 yılından itibaren ayakkabı ve terlik üretimi yapmakta olan ve hali hazırda Türkiye’de 1800 perakende noktasına satış ve dünyanın elliden fazla ülkesine ihracat gerçekleştiren olan bir şirket olup, sektörünün en çok bilinen ve tanınan markalarından birisi olarak ticari faaliyetlerini yürüttüğünü ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde "..." olarak da kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin ticari unvanında kullandığı "..." ibaresinin müvekkilinin tescilli markasına aynen benzediğinden ve bu durum haksız rekabet nedeniyle müvekkili markasına tecavüz oluşturduğundan tecavüzün menine, müvekkilinin tescilli markasını kullandığı ürün ve reklam malzemelerinin toplatılmasına, davalının müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına ve hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden biri ile yayınlatılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 11/10/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesindeki taleplerine ek olarak davalı şirketin ticari unvanında ki "..." ibaresinin ticaret sicilden terkinine karar verilmesini, talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Somut olayda davacı, davalının ticari unvanının ve fiili kullanımlarının marka hakkına tecavüz oluşturduğunu ileri sürmüştür. Ne var ki tescilli ticari unvanının varlığı dışında fiili kullanımları ispat edecek herhangi bir delili dosyaya sunmamıştır. Davacı vekili 06/10/2021 tarihli ön inceleme duruşmasında da keşif deliline dayanmadıklarını, incelemenin dosya üzerinde yapılmasını talep ettiklerini beyan etmiş ve bu beyanını imzası ile tevsik etmiştir. Tarafların talepleri ile bağlı olan mahkememizce mahallinde inceleme yapılmamış ve mevcut delil durumu itibarı ile yalnızca ticaret sicili kayıtlarına göre davacı markalarının asli ve ayırt edici unsuru olan "..." ibaresinin ticaret unvanında yer almasının, bu unvanın tescili tarihinden itibaren 10 yıllık bir süre geçmiş olması dolayısıyla, yukarıda anılı hak düşürücü süreye ilişkin ilkeler çerçevesinde davanın reddine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin "..." markasının 1995'ten beri ayakkabı ve terlik üretiminde kullanıldığını, ... olarak tescil edildiğini, davalı şirketin 2011'deki kötü niyetli unvan tercihi ve kullanımıyla markaya tecavüz ve haksız rekabet yarattığını, davalı şirketin eylemi SMK'ya aykırılık teşkil ettiğini, müvekkilinin TTSG ilanı dışında davalıdan haberdar olmamasının sessiz kalma suretiyle hak kaybı yaratmayacağını, sessiz kalma suretiyle hak kaybı şartlarının oluşmadığını, gerek yasal mevzuat gerekse Yargıtay içtihatlarınca sabit olduğu üzere, müvekkili şirket ile davalının ana faaliyet alanlarının farklı olması tanınmış markanın hukuki koruması açısından fark yaratmadığını, İlk Derece Mahkemesi'nin müvekkilinin ... tescili ve ... haklarını ve SMK 29/1-a hükmünü dikkate almayarak eksik inceleme ile karar verdiğini, müvekkilinin tanınmış markasının üçüncü kişiler tarafından kendisine fayda sağlayacak biçimde haksız ve hukuksuz kullanılması ile ticari faaliyetlerinin sürdürülmesi, marka ve piyasa değeri, ticari itibarı ve markasının tanınırlığı bakımından menfaatlerine zarar verdiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının istinaf isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece verilen kararın hakkaniyete ve hukuka uygun olduğunu belirterek, davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararını onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava marka haklına tecavüzün tespiti, men'i ve ref'i ile unvan terkini istemlerine ilişkindir. Davacı vekili ; müvekkil şirketin 1995 yılından bu yana ayakkabı ve terlik üretimi yaptığını, “...” markasının tanınmış bir marka olduğunu, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma altında olduğunu , davalı şirketin ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin müvekkilinin tescilli markasıyla birebir aynı olduğunu, bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini bu nedenle, davalı tarafından yapılan markaya tecavüz fiillerinin tespitine , men’ine, refine karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile ayrıca ticaret unvanının terkinini de talep etmiştir. Ticaret sicil kayıtlarının tetkikinde; Davacının İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünde 14 Ekim 1994 tarihinde ... Poliüretan Kauçuk San. Ve Tic. A.Ş. olarak kaydedildiği, Meslek Grubunun ayakkabı ve ayakkabı yan sanayi olduğu ve faaliyet alanının; “Her nevi deri, kauçuk, tabi ve sentetik deriden mamul her türlü taban, topuk, ayakkabı, terlik ve saya imali, dikimi, çanta, cüzdan, sümen ve kılıfın imal ettirilmesi, alım satımı, ithali, ihracı, toptan ve perakende dahili ticaretini yapmak ve Şirket konularına giren malların depolanması, nakli, tevzi için gerekli her türlü tesisat, teçhizat, vasıta arazi ve bina satın alabilir, satabilir veya başkalarından kiralayabilir, kiraya verebilir. şirket mallarının teşhiri için teşhir ve satış yerleri ve mağazalar açabilir.” şeklinde olduğu, davalının Sivas Ticaret Sicil Müdürlüğünde 24/02/2011 tarihinde ... Medikal Reklam Organizasyon Gıda Matbaacılık Ve Kimyevi madde İth. İhr. Tic. Ve San. Ltd. Şti. olarak kaydedildiği ve faaliyet alanının; “Hastane, klinik, laboratuvar ve doktor muayenehaneleri ile sağlık kuruluşlarının ihtiyaçları olan her türlü tıbbi cihaz ve yedek parçaları, laboratuvar malzemeleri, ortopedik, röntgen, cerrahi, radyoloji ve nükleer tıp malzemeleri, steril malzemelerin toptan ve perakende alım satımı, her türlü tıbbi malzeme alım satımı, reklam ve organizasyon, gıda, matbaacılık ve kimyevi madde üretimi ve ticareti” şeklinde olduğu görülmüştür. 04.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacının ticaret unvanının 14.10.1994 tarihinde ve “...” esas unsurlu ilk marka tescilinin 31.01.1996 tarihli olduğu, davalının ticaret unvanı tescilinin 24.02.2011 tarihi olduğu, davacının öncelik hakkının bulunduğunu, ancak davalının ticaret unvanını bir bütün olarak kullandığı, “...” ibaresini öne çıkararak markasal kullanımının bulunmadığı, davalıya ait “...” ibareli herhangi bir ürün veya mal bulunmadığı, dolayısıyla bu kullanımın marka hakkına tecavüz veya iltibas oluşturmadığı , tarafların faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğu, davacı markasının tanınmışlığının yalnızca ayakkabı ve terlik sektöründe geçerli olduğu,tanınmışlığın bu alanın dışına taşıp özellikle davalının faaliyet alanlarında tanınır olduğunu gösterir dosya içinde belge/delil olmadığı, davalının ticaret unvanında “...” ibaresini kullanmasının terkin koşullarını oluşturmadığı, ayrıca davacının yaklaşık 10 yıl boyunca bu kullanıma sessiz kalmasının Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesi kapsamında değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir .Hemen belirtilmelidir ki; sessiz kalma nedeniyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.(bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı). 6102 Sayılı TTK'nın 50. Maddesi ile, usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkının sadece sahibine ait olduğu ve yine aynı kanunun 52. Maddesi ile, ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebileceği belirtilmiştir. Yine 6769 Sayılı SMK'nın 7/3-e maddesi çerçevesinde marka sahibinin, işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılmasının yasaklanmasını isteyebileceği belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre, davacının ... ibareli tescilli markaların sahibi olduğu, kurum tarafından 25. Sınıfta terlik emtiasında ... olarak kabul edildiği, davalının 24.02.2011 tarihinde tescil edilen "... " şeklindeki ticaret ünvanını, tescil edilmiş haliyle kullanmayıp ... ibaresini ön plana alarak markasal kullanım olarak nitelendirilebilecek bir kullanımının bulunduğuna dair iddia ve dosyada ispatının bulunmadığı markaya tecavüz yönünden davanın sübut bulmadığı anlaşılmakla markaya tecavüz yönünden davanın reddine dair verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmıştır. Diğer yandan mahkemece davalının “...” ibaresini ticaret unvanında 2011 yılında tescil ettirdiği ve dava tarihine kadar yaklaşık 10 yıl geçtiği bu suretle davacının unvan terkini talebi yönünden sessiz kalma yolu ile hak kaybının gerçekleştiği sonucuna varılmış ise de, tarafların farklı illerde faaliyet yürüttüğü, dosya kapsamında davacının davalı unvanının tescilini 5 yıldan uzun süredir bildiğine dair delil bulunmadığı bu nedenle sessiz kalma suretiyle hak kaybından söz edilemeyeceği anlaşılmıştır.Ticaret unvanının terkini talebi yönünden yapılan değerlendirmede , davacının markasının 1996 yılından itibaren tescilli olduğu ve kurum tarafından 21.01.2011 tarihinde terlik ayakkabı emtiasında ... olarak tescil edildiği, davalının ticaret unvanının ise ... tescilinden sonra 24/02/2011 tarihinde tescil edildiği , davalının faaliyet alanı içinde "ortopedik malzemelerin alım ve satımı hizmetlerinin" bulunduğu dolayısıyla ortopedik ayakkabı ve terlik emtialarının alım satımı hizmetleri yönünden tarafların faaliyet alanının benzer olduğu ve iltibasa sebebiyet verebileceği anlaşılmakla davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin terkinine karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacı istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, kararın kaldırılmasına esas hakkında yeniden; -Davacının markaya tecavüzün tespiti, meni, ref'i talebinin REDDİNE, -Davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin terkini talebinin KABULÜ ile davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin TERKİNİNE, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/04/2022 tarih, 2021/413 E., 2022/46 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Davacının markaya tecavüzün tespiti, meni, ref'i talebinin REDDİNE, - Ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin terkini talebinin KABULÜ ile davalının ticaret unvanında yer alan "..." ibaresinin TERKİNİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken unvan terkini davası yönünden 615,40 TL karar harcından peşin alınan 118,60 TL'nin mahsubu ile 496,80 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz davası yönünden 615,40 TL karar harcının davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 118,60 TL( peşin+ıslah) peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı, 1.000,00 TL bilirkişi ücreti, 533,20 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 1.719,60 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 859,80 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 179,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 671,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025