T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1255 - 2026/402 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1255 KARAR NO : 2026/402 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/04/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece …
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1255 - 2026/402 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1255 KARAR NO : 2026/402 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 26/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 26/04/2026 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirketin 27/04/2021 tarihli fatura alacağına istinaden 07/03/2022 tarihinde Diyarbakır İcra Dairesinin 2022/30174 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını, ancak takibe davalı şirket tarafından 09/03/2022 tarihinde takibe haksız ve yersiz olarak itiraz edildiğini, müvekkili şirketin büyükbaş hayvan besi çiftliği olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin faaliyet gösterdiği iş yerinin davalı sigorta şirketi nezdinde 08/03/2021 tarihinde ..... poliçe numarası ile..... ile sigortalandığını, 23/03/2021 tarihinde müvekkili şirketin riziko adresinde fırtına meydana geldiğini, fırtına şiddetinin etkisiyle riziko adresinde bulunan yem deposu ve çevre duvarının yıkıldığını, bu olaydan hemen sonra müvekkili şirket tarafından 24/03/2021 tarihinde davalı şirkete hasar ihbarında bulunulduğunu, olayla ilgili hasar dosyası açıldığını, akabinde davalı şirket tarafından gönderilen eksper tarafından hasarın meydana geldiği riziko adresinde incelemeler ve değerlendirmeler yapıldığını, davalı şirketçe atanan .. tarafından .....dosya numarasıyla fırtına hasar ekspertiz raporu hazırlandığını, davalı şirketçe atanan eksperin hazırlamış olduğu fırtına hasar ekspertiz raporu neticesinde belirlenen 35.282,00 TL bedelli hasarın tazmini için 27/04/2021 tarihinde davalı şirkete yansıtma faturası düzenlendiğini, ancak davalı şirket tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi faturaya itiraz da edilmediğini, bundan bahisle müvekkili tarafından 14/02/2022 tarihinde 35.282.00 TL'nin ödenmesi için davalı şirkete başvuru yapılmışsa da başvurularına olumlu ya da olumsuz geri dönüş yapılmadığını, akabinde davalı sigorta şirketi aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından borcun tamamına haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini, davalının 09/03/2022 tarihinde itiraz etmiş olması nedeniyle itiraz üzerine duran icra takibinin devamı için huzurdaki davayı açma zorunluluklarının doğduğunu ileri sürerek davalanın kabulü ile Diyarbakır İcra Dairesinin 2022/30174 E. sayılı icra takibine haksız ve yersiz olarak yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, likit alacağa haksız ve kötüniyetli itiraz eden borçlunun dava konusu miktarın %20’sinden aşağı olmamak üzere lehlerine icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı taraf, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, öncelikle taraflar arasında rüzgar hızına bağlı olarak gerçekleşen olayın fırtına olduğunun çekişmesiz olduğu, bu hususun alınan ekspertiz raporunda da belirlendiği, kaldı ki Yangın Sigortası Genel Şartları fırtına klozunda yer alan "Yağmur, kar, dolu ile beraber olsun olmasın münhasıran fırtına (10 metre yükseklikte hızı, saniyede 17.1 metre ‘7 bofor’dan fazla esen rüzgarlar) veya fırtına sırasında rüzgarın sürüklediği veya attığı şeylerin çarpması sonucu sigortalı şeylerde doğrudan meydana gelecek zararlar teminata ilave edilmiştir." hükmü dikkate alındığında meydana gelen olayın fırtına olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu anlamda bilirkişi raporuna itibar edilmediği, diğer yönden her ne kadar riziko mahallinde bina duvarının gerekli muhkemlikte yapılmadığı ve yapılsaydı zararın belirlenmediği mütalaa edilmişse de 6102 sayılı TTK m. 1409 hükmü gereğince sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, yine sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiş olup, meydana gelen olayda nihai etkenin fırtına olduğu, belirtilen yeri mevcut şartları ile sigortaladıktan sonra riziko gerçekleşince duvarların sağlam olmadığından bahisle ödeme yapmaktan kaçınılmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmayacağı, sigorta ettirenin beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığının da davalı sigorta şirketince ileri sürülmediği gerekçesiyle; davanın kabulü ile, davalının Diyarbakır İcra Dairesi'nin 2022/30174 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin takip talebindeki 35.282,00 TL asıl alacak ve 4.723,00 TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 40.005,00 TL üzerinden aynı koşullar ile devamına, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; İlk Derece Mahkemesince teknik bilirkişi raporu dikkate alınmaksızın hasarın teminat kapsamında kaldığına ilişkin yapılan tespitin son derece hatalı ve taraflarınca kabul edilemez nitelikte olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında ..... vadeli .....numaralı ..... akdedildiğini, hasarın müvekkili şirkete ihbarının ardından ekspertiz incelemesinin başlatıldığını, raporda sigortalı işletmeye ait yem deposunda meydana gelen hasarın oluş şekli itibariyle Yangın Sigortası Genel Şartları ve poliçe özel şartları çerçevesinde teminat kapsamı haricinde olduğu kanaatine varıldığı ve davacı yanın hasar tazmin talebinin haklı olarak reddedildiğini, dava konusu dosyada bu kadar açık deliller mevcut iken, gerek hukuki delil niteliğina sahip ekspertiz raporu, gerekse de teknik bilirkişi raporunda söz konusu olayın meydana geliş şeklinin teminat kapsamına alınan "fırtına" kaynaklı olmadığı, ani ve beklenmedik bir durum olmadığı ve yine yangın sigortası genel şartları'nın "A.4- Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesinin 4.4. fıkrasında belirtildiği üzere, sigortalı şeyin kendi ayıplarından kaynaklanan zararların sigorta teminatı kapsamına girmediği ve açıkça teminat kapsamı dışında bulunmasına karşın İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, hasarın teminat kapsamında değerlendirilmesinin taraflarınca kabul edilemez olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca, sigorta hasar bedelinin tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacı, 23/03/2021 tarihinde etkili olan kuvvetli rüzgar ve fırtınadan dolayı davalı sigorta şirketince sigortalanan iş yerinde bulunan yem deposunun duvarının yıkılması ve yıkılan duvarın çarpması neticesinde çevre duvarının zarar görmesi şeklinde meydana geldiğini iddia ettiği maddi zararının tazminini talep etmiş, davalı sigorta şirketi hasar talebinin teminat kapsamı dışında olduğunu ileri sürerek davanın reddini talep etmiş, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya arasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ►Davalı sigorta şirketinin acentesi ile davacı arasında 08/03/2021 tarihinde akdedilen 123968637/0 numaralı "İşler Rayında Kobi Paket Sigorta Poliçesi" ile 08/03/2021-08/03/2022 tarihlerini kapsayan poliçe düzenlendiği, riziko adresinin "Övündüler Mah. OSB-5 Cd. OSB-5 Sk. Hasbahçe Tarım Hayvancılık Besi Çiftliği Apt. Bina No: 9 Daire: 1 Merkez, Bağlar/ Diyarbakır" olduğu, poliçe uyarınca riziko adresindeki binanın 1.670,000,00 TL limitle sigorta teminatı kapsamına alındığı ve fırtına hasarının poliçe kapsamında olduğu, ►Hasarın davalı sigorta şirketine 24/03/2021 tarihinde ihbar edildiği, sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açıldığı, 30/04/2021 tarihli ekspertiz raporuna göre eksper tarafından yapılan incelemede işyerinin yem deposu bölümünde 15 metre uzunluğunda ve 6 metre yüksekliğinde briket tuğla örülmüş olan duvarın yıkılmış olduğu, yıkılan duvarın çarpması neticesinde çevre duvarı üzerinde kısmi çatlama ve birleşim yerlerinde açılmaların meydana geldiğinin tespit edildiği, 23/03/2021 tarihine istinaden meteoroloji raporunun incelendiği, belirtilen tarihte meteoroloji istasyonundaki maksimum rüzgar hızının 18,9 m/s ve fırtına düzeyinde olduğunun belirlendiği, hasar konusu bölgenin yükseltisi ve meteoroloji istasyonuna uzaklığı dikkate alındığında, riziko mahallinde 20 m/s - 21 m/s hızında rüzgarın etkili olabileceği kanaatine varıldığı, bahse konu rüzgarın dikey duvarlar üzerinde ortalama 0,5 kn/m2 basınç etkisinin olduğu ve 90 m2 yüzey alanına sahip duvar üzerinde 45 kn/m2 (4550 kg mertebesinde) yük oluşturduğunun hesaplandığı, bahse konu fırtına düzeyinin duvarın yıkılmasına etkili olabileceği kanaatine varıldığı, mevcut poliçe vade başlangıç tarihi (08/03/2021) ile beyan edilen hasar tarihi (23/03/2021) arasında 15 günlük süre bulunduğu, riziko mahalli, benzer düzeydeki rüzgarların etkili olduğu bir bölge olup hasarın poliçe vadesi öncesinde gerçekleşip gerçekleşmediğini kesin olarak belirleme imkanı olmadığı, beton bloklar ve sıvalar üzerindeki izler hasarın yakın tarihte gerçekleştiği kanaati oluşturduğu, hasar mevcut poliçe vadesi içerisinde değerlendirildiği, hasarın tazmini hususunda takdirin sigorta şirketinde olduğu, teminat kapsamı yönünden hasarın sebebinin fırtına olarak değerlendirildiği, olay neticesinde bina ve çevre duvarlarının zarar gördüğü, mevcut poliçe incelendiğinde, bina ve çevre duvarlarının fırtına riskine istinaden teminat kapsamına alındığı, hasar onarımlarına istinaden sigortalı tarafından 50,000.00 TL tazminat talebinde bulunulduğu, talep tutarının fahiş olarak değerlendirildiği, akabinde ibraz edilen fiyat teklifi aracılığıyla 33,996.97 TL+KDV tazminat talebinde bulunulduğu, iş yerinde 90 m2 duvarın molozunun kaldırılması, duvarın yeniden örümü, çevre duvarının zarar gören alanlarının kısmen yıkılarak yeniden beton duvar uygulaması gerektiği, ayrıca olay sırasında zarar gören elektrik tesisalırın yenilenmesi gerektiği, hasar onarımlarına istinaden alınan metrajlar ve piyasa rayiç bedelleri çerçevesinde hasarın 29,942.00 TL+ KDV olarak hesaplandığı, mevcut policenin rayiç bedel esasınca tanzim edildiği, hasar konusu bina inşaatının 3 yıl önce tamamlandığının öğrenildiği, tazminat hesaplamasına %3 oranında eskime tenzili tatbik edildiği, eskime tenzili akabinde tazmin edilebilir tutarın 29.043,74 TL +KDV olarak hesaplandığı yönünde rapor düzenlendiği, ►Davalı sigorta şirketi tarafından 07/04/2022 tarihinde başka bir ekspertiz raporu daha alındığı, bu raporda özetle, yem deposunun yan duvarlarının dış cepheye doğru, bir bütün halinde yıkıldığının görüldüğü, yem deposu içerisinde çuval içerisindeki emtianın, üst üste ve yan yana istifli şekilde yığılı vaziyette olduğu, çuvalların bina içerisinde yaklaşık 4,5-5 metre yüksekliğe ulaştığının görüldüğü, hasar anı fotoğrafları incelendiğinde duvar yanı üst kısımda istifli olanlar çuvalların duvar ile birlikte dışarıya doğru döküldüğü ve sigortalı tarafından alınarak bina yan cephesine istiflendiğinin anlaşıldığı, bu durumun, üst sırada istifi olan malzemelerin ağırlığını duvar yüzeyine dayandığını/baskı yapıldığını belgeler nitelikte olduğu, sigortalı binadaki duvar bims malzemeden imal olup, yük taşıyıcı özelliği bulunmadığı, duvar arkasına yığılı vaziyette bulunan çuvalların duvar iç yüzeyinden baskı yaparak, zayıf noktalar olan beton zemin döşemesi, kiriş ve kolon birleşim noktalarından ayrılmasına neden olduğu ve dışarıya doğru duvarın yıkıldığı kanaatine varıldığı, bina dış kepenginin fırtına esnasında sigortalı tarafından kapatıldığının düşünüldüğü, kapatılmaması durumu göz önüne alındığında ise kepenkten içeri giren rüzgarın duvarın yıkılmasında tetikleme ihtimalinin mevcut olduğu, ancak şiddetli rüzgarda sigortalı tarafından kepengin kapatılmamasının, ağır kusur olarak değerlendirilebileceği, bu durum da sigorta teminatına girmediği, bina içerisinde yığılı vaziyette emtia mevcut olup, dışarıdan etkileyecek rüzgarın bu duvarın içeriden uğradığı kuvveti dengeleyecek ve duvarın yıkılmasına sebep olmayacağı, beyan edilen tarihte etkili olan rüzgarın yan cephe duvarına vereceği zararda ilk beklenenin duvarın iç cepheye doğru yıkılmış olması olduğu, ancak hadise de bina duvarının dış cepheye doğru yıkıldığının görüldüğü, ayrıca yıkılan duvarın hemen yanında yaklaşık 1,5 metre yüksekliğinde çevre duvarı bulunmakta olup, olası bir rüzgarda fırtınaya karşı bariyer görevi gördüğü, sigortalı işletmenin bulunduğu konum gereği fırtınaya açık bir bölgede yer aldığının anlaşıldığı, sigortalı işletmeye ait poliçenin başlangıç tarihinin 08/03/2021 olduğu ve şirketçe düzenlenen önceki dönem poliçesi bulunmadığı , beyan edilen hasar tarihi ile poliçe başlangıcı arasında 15 günlük bir süre bulunduğu, yem deposu duvarının dış cepheye doğru yıkılmış olması, işletmenin fırtınaya açık bir konumda yer alması hususları dikkate alınarak hasar tarihine ilişkin net bir tespit yapılamadığı, hadisenin oluş şekli itibariyle rapor içerisinde de belirtilen hususlar dikkate alınarak, meydana gelen hasarın Yangın Sigortası Genel Şartları çerçevesinde teminat kapsamı dahilinde değerlendirilemeyeceği, meydana gelen hasarın giderilmesi amacıyla, sigortalı işletmede yıkılan 90 m2 duvarın molozunun kaldırılması, bims beton duvar blokları ile duvarın yapılması, çevre duvarında hasar gören alanların kısmi olarak yıkılması ve beton duvarın yeniden örülmesi, bina içersinde hasar gören elektrik tesisatının yenilenmesi gerektiği kanaatine varıldığı, sigortalı işletme yetkililerinin hasara ilişkin ilk talebinin 50.000,00 TL olduğu, akabinde revize teklif iletildiği ve ilgili hasarların onarımı için 33,996.97 TL talep edildiği, yapılan araştırmalara istinaden ise onarım maliyetinin 29.942,15 TL olacağının anlaşıldığı, yenileme çalışmaları sonrasında değer artışı olacağı görüşü doğrultusunda, binanın yapım yılı da dikkate alınarak %3 oranında amortisman tenzili uygulandığında ise buna göre net hasar bedelinin 29.043,88TL olacağı yönünde görüş bildirildiği, ►Davacının hasar talebinin davalı sigorta şirketi tarafından 08/04/2022 tarihinde reddedilmesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/30174 E. sayılı dosyasında 08/03/2022 tarihinde 35.282,00 TL asıl alacak, 4.723,00 TL faiz olmak üzere toplam 40.005,00 TL alacak tutarı üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takibe dayanak olarak 27/04/2021 tarihli 35.282,00 TL tutarlı yansıtma faturası, sigorta poliçesi ve ekspertiz raporunun gösterildiği, ödeme emrinin davalı sigorta şirketine 13/03/2022 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlu tarafından takibe tebliğ süresinden önce 09/03/2022 tarihinde itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede 05/04/2022 tarihinde açıldığı, ►İlk Derece Mahkemesince yargılama aşamasında inşaat mühendisi bilirkişiden alınan 12/10/2022 havale tarihli bilirkişi raporunda, .... parselde, Organize Sanayi Bölgesi içerisinde, Tarıma Dayalı İhtisas 98 Baş Besi çiftliği olarak faaliyetlerini sürdüren dava konusu taşınmazın, 23/03/2021 tarihinde Diyarbakır ili genelinde meydana gelen şiddetli rüzgar sebebiyle yem deposu olarak kullanılan yapının yan cephe duvarının dış kısma doğru yıkıldığı, elektrik tesisatının hasar gördüğü, bahçe duvarı üzerinde çatlama/ayrılma şeklinde hasarlar meydana geldiği, yıkılan duvarın bims malzeme ile örüldüğü ve 15 metre uzunluğunda, 6 metre yüksekliğinde olduğu, yıktlan duvara ait resimlerde incelemede, yatay ve düşey hatıl yapılmadığının görüldüğü, teknik açıdan 6 metre yüksekliğindeki duvarın orta kısmına (3 metre yüksekliğe) yatay hatıl ve 15 metre uzunluğundaki duvara düşey hatıl ve rüzgar kolonu hesabı yapılması gerekirken bunların yapılmadığı görüldiğü, rüzgâr yükü hesaplaması yapılırken zeminden yüksekliği 0-8 metre aralığındaki yapılar için rüzgâr hızı 28 m/sn alınarak hesaplama yapılmaktadır, dava konusu olayın yaşandığı tarihteki maksimum rüzgar hızının 18,90 m/sn olduğu görüldüğü, olayın yaşandığı tarihteki maksimum rüzgâr hızının teknik açıdan hesaplama aralığının altında olduğunun tespit edildiği, yem deposu içerisinde çuval içerisindeki emtianın, üst üste ve yan yana istifli şekilde yığılı vaziyette olduğu, çuvalların bina içerisinde yaklaşık 4,5-5 metre yüksekliğe ulaştığı, yıkılan duvarın dış cepheye doğru blok halinde yıkıldığı anlaşıldığı, sonuç olarak davaya konu duvarın yıkılmasının asıl nedeninin duvarın tekniğine uygun şekilde inşa edilmemesi, yatay-düşey hatılların gerekli yerlere uygulanmamasından kaynaklandığı, duvarın tekniğine uygun olarak inşa edilmesi durumunda, olayın yaşandığı tarihteki maksimum rüzgar hızı ve yem deposu içerisinde istifli şekilde yığılı vaziyetteki emtia dolu çuvalların duvarın yıkılmasına neden olmayacağı yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, anlaşılmaktadır. Sigorta sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'nun 1401 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 saylı TTK'nun 1401. maddesine göre sigorta sözleşmesi "Sigorta sözleşmesi, sigortacının bir prim karşılığında, kişinin para ile ölçülebilir bir menfaatini zarara uğratan tehlikenin, rizikonun, meydana gelmesi hâlinde bunu tazmin etmeyi ya da bir veya birkaç kişinin hayat süreleri sebebiyle ya da hayatlarında gerçekleşen bazı olaylar dolayısıyla bir para ödemeyi veya diğer edimlerde bulunmayı yükümlendiği sözleşmedir." şeklinde tanımlanmıştır. Sigorta sözleşmeleri 6102 sayılı TTK'da zarar sigortaları ve can sigortaları olarak ikili ayrıma tabi tutulmuştur. Zarar sigortaları, bir kimsenin sigorta sözleşmesinde belirlenen rizikonun gerçekleşmesi sonucu mal varlığında meydana gelen zararın, sözleşmede öngörüldüğü şekilde sigorta bedeli ile sınırlı olarak tazmin edilmesine yönelik sigortalardır. Bu nedenle zarar sigortalarında sigortacının zararın karşılanması için yapacağı ödeme "sigorta tazminatı" olarak adlandırılır. Zarar sigortalarında amaç sigortalının uğradığı gerçek zararı tazmin etmektir. Bu nedenle sigorta sözleşmelerinde zenginleşme yasağı ilkesi geçerlidir. Bu ilke uyarınca sigortacı, sigorta bedeli ile sınırlı olarak sigortalının gerçekten uğradığı zararı tazmin eder. 6102 sayılı TTK'nun 1421. maddesi uyarınca, sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu, anılan Kanunun 1409. maddesinde, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığının ispat yükünün sigortacıya ait olduğu düzenlenmiştir. Mal sigortalarında sigortalı ile sigortacı arasında gerek rizikonun niteliği ve gerekse tazminat miktarı bakımından bir uyuşmazlık çıktığı takdirde taraflar arasında akdedilen sigorta poliçesi genel ve özel şart hükümleri, bu hükümlerde de boşluk olması halinde 6102 sayılı TTK'nın genel hükümlerinden ve devamında 6098 sayılı TBK hükümlerinden yararlanması gerektiği izahtan varestedir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 23/03/2021 tarihinde sigortalıya ait iş yerindeki yem deposuna ait yan duvarlarda meydana geldiği iddia edilen hasarın teminat kapsamında olup olmadığı, hasar teminat kapsamında ise davalı sigorta şirketi tarafından karşılanması gereken gerçek zararın ne olduğu hususlarında toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK'nun “Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren hâller” başlıklı m. 266 (1) hükmünün ilgili kısmı "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." düzenlemesini içermektedir. Bilirkişi incelemesinin esası; uyuşmazlığın çözümünde gerekli olan özel veya teknik bilgiyi dava dosyasına temin etmektir. Bu bağlamda hâkim, hukuk bilgisi dışında kalan ve niteliği gereği özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususları, alanında uzman kişi veya kişiler aracılığıyla inceleyecek ve elde edilen bilgi ile yapılacak değerlendirme sonucu karar tesisi için gereken kanaate ulaşabilecektir. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için 6100 sayılı HMK’da belirtilen yolu izlemelidir. Bu aşamada hâkimin izleyeceği yöntem, HMK’nın 281. maddesinde; “(1) Taraflar, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilirler. Bilirkişi raporuna karşı talebin bu süre içinde hazırlanmasının çok zor veya imkânsız olması ya da özel yahut teknik bir çalışmayı gerektirmesi hâlinde yine bu süre içinde mahkemeye başvuran tarafa, sürenin bitiminden itibaren işlemeye başlamak, bir defaya mahsus olmak ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. (2) Mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi, tayin edeceği duruşmada, sözlü olarak açıklamalarda bulunmasını da kendiliğinden isteyebilir. (3) Mahkeme, gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabilir.” şeklinde gösterilmiştir. Ayrıca aynı hususla alakalı olarak 6754 sayılı Bilirkişilik Kanununun 3/7. maddesi de; “Aynı konuda bir kez rapor alınması esastır; ancak rapordaki eksiklik veya belirsizliğin giderilmesi için ek rapor istenebilir” hükmünü haizdir. Bu bağlamda çözümü hukuk bilgisi dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektirdiği için bilirkişiye başvurulduğu hâllerde mahkeme, bilirkişi raporunda noksan veya müphem gördüğü hususların tamamlanması veya açıklanması için kendiliğinden veya tarafların itirazı üzerine bilirkişiden, yeni sorular düzenlemek suretiyle ek rapor alabileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Ayrıca bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez (Bkz. Yargıtay HGK'nın 01/06/2021 tarihli ve 2017/11-2480 E., 2021/657 K. sayılı kararı). İlk Derece Mahkemesince, dava konusu uyuşmazlığın çözümünün özel veya teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle teknik bilirkişi olarak inşaat mühendisi görüşüne başvurulduğu anlaşılmakta ise de, uyuşmazlığın hasar tarihindeki meteorolojik verilerin incelenmesini ve sigorta poliçesinin teminat kapsamı yönünden de irdelenmesini gerektirdiği anlaşıldığından davaya konu duvar yıkılması suretiyle gerçekleşen hasarın ne şekilde gerçekleştiği, hasarın gerçekleşmesinde olay tarihinde gerçekleştiği iddia edilen fırtına ve rüzgar hadisesinin mi yoksa yem deposundaki istiflemenin mi yoksa duvarın yapımındaki teknik imalat eksikliğinin mi sebep olduğu, hasarın sigorta poliçesi kapsamında verilen fırtına teminatı kapsamında olup olmadığı, hasarın teminat kapsamında olması halinde riziko tarihinde gerçek zarar bedelinin KDV dahil ne kadar olacağı, hasar bedelinde muafiyet ya da amortisman (eskime) tenzili yapılıp yapılmayacağının tespiti için, (1) meteoroloji mühendisi, (1) inşaat mühendisi ve işyeri paket/yangın sigortalarında uzman sigorta eksperi (1) bilirkişiden oluşturulacak (3) kişilik bilirkişi heyetine dosyanın tevdi ile ayrıntılı, gerekçeli, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor alınarak hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından, davalı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerekmektedir. Yukarıda anılan gerekçelerle, 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353 maddesi gereğince, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, kararın kaldırılma nedenine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılması sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan 179,90 TL maktu ve 382,48 TL nispi istinaf karar harcının istinaf eden davalıya istem hâlinde İlk Derece Mahkemesince İADESİNE, 4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan diğer istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, 7-) Kararın niteliğine göre, 2004 sayılı İİK’nın 36/5. maddesi uyarınca, Diyarbakır 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 28/04/2023 tarih ve 2023/223 D.İş, 2023/306 D. İş K. sayılı icranın geri bırakılması kararı uyarınca teminat olarak Diyarbakır İcra Dairesinin 2022/30174 E. sayılı icra dosyasına davalı Ray Sigorta A.Ş. tarafından ibraz edilen T. Garanti Bankası A.Ş. Diyarbakır Şubesinin 07/04/2023 tarihli 2190439 numaralı 100.000,00 TL bedelli teminat mektubunun icra dosyasına depo edene İADESİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.26/03/2026 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.