İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 2. FSHHM 2013/42 Esas sayılı dosyasında müvekkili ile davalının birbirlerine karşı açmış oldukları patent hükümsüzlüğü ve patent tecavüzü davaları birleşmek suretiyle birlikte görüldüğünü, davalının açmış olduğu patent …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1181 KARAR NO : 2025/1688 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 04/11/2022 NUMARASI : 2021/22 E. - 2022/132 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız İhtiyati Tedbirden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 2. FSHHM 2013/42 Esas sayılı dosyasında müvekkili ile davalının birbirlerine karşı açmış oldukları patent hükümsüzlüğü ve patent tecavüzü davaları birleşmek suretiyle birlikte görüldüğünü, davalının açmış olduğu patent tecavüzü davasının müvekkilinin ... isimli ilacının anılan patentleri ihlal ettiği iddiasına dayandığını, yargılama sırasında davalının bir çok kez ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu, bunun üzerine ... isimli ilacın üretilmesi, ithali, ihracı, stoklanması, dağıtımı ve ticaret mevkine konulmasının ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesine karar verildiğini, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi ciddi zarara uğradığını belirterek, 100.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davacı davayı ıslah ettiğini, 100.000,00 TL manevi tazminat ve 100.000,00 TL maddi tazminat taleplerine ek olarak toplam dava değerinin 1.468.745,57 TL artırılarak 1.568.745,57 TL 'ye yükseltilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati tedbir kararına konu ... isimli ilacın müvekkilinin ... adlı ilaca doğrudan tecavüz etmesi sebebiyle tedbir kararı verildiğini, hukuka aykırı bir fiil bulunmadığını, davada kusur koşulunun gerçekleşmediğini, davacının yanın uğramış olduğu zararını somut dayanaklarla ispat etmesi gerektiğini, maddi ve manevi tazminat koşullarının gerçekleşmediğini belirterek, davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davanın KABULÜ İLE, 1.568.745,57 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 100.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin tümünü gerekçesiz olarak kabul etiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişiler ihtiyati tedbire konu ürünün satış fiyatını hatalı belirlediğini, sözde zararın hesaplanacağı dönem ve davacı yanın pazar payı açısından da dosya kapsamında yapılmış tek bir somut ve objektif inceleme bulunmadığını, raporlara yaptıkları itirazların mahkemece göz ardı edildiğini, ihtiyati tedbir kararının yürüklükte bulunduğu süreyi hesaplarken, tedbirin kaldırıldığı tarih olan 13/12/2016 tarihini esas almadığını, tedbir kararı kalmış olsa da zararın hemen telafi edilemeyeceğini, tedbirin etkilerinin bir süre daha devam edeceğini belirterek 13/01/2017 tarihine kadar geçen süreyi tazminat hesabında hukuka aykırı bir şekilde esas aldığını, ihtiyati tedbirin haksızlığına ilişkin değerlendirmeler Yargıtay (11). H.D.’nin, 18.05.2006 Tarih ve 2007/2077 E. ve 2008/8890 K. sayılı kararı ışığında kabul edilebilir olmadığını, davanın Yargıtay kararı ışığında reddi gerektiğini, mahkemenin esasen patentler hakkında hükümsüzlük kararı verdiği için alının bilirkişi raporlarında patentlere tecavüz edildiği tespit edilmesine rağmen mahkemenin bu yönde aksi kanaat oluşturmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemenin davacı yanın manevi tazminat talebinin kabul etmesi ve buna dayanak yaptığı gerekçe tamamen haksız ve hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın gerekçeli karara yaptığı itirazların mesnetsiz ve kabul edilemez olduğunu, bilirkişilerin 10/03/2020 tarihli raporlarında yaptıkları oldukları hesaplamalar yerinde olduğundan hükme esas almaya elverişli raporlar olduğunu, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davalının asılsız istinaf isteminin reddini, mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2013/42 Esas sayılı dosyasında, taraflar arasında patent hükümsüzlüğü ve patent tecavüzü davalarının görüldüğü, davalı tarafın davacının ... adlı ilacının kendi patentlerini ihlal ettiğini ileri sürdüğü, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu, mahkemece ... adlı ilacın üretimi, ithali, ihracı, stoklanması, dağıtımı ve satışının tedbiren durdurulmasına karar verildiği, davacının eldeki bu davada 01.09.2016 tarihinde verilip 13.12.2016 tarihinde kaldırılan haksız ihtiyati tedbir kararı nedeniyle davacının maddi ve manevi zararlarının davalıdan tazmini gerektiği belirtilerek 100.000,00 TL maddi ve aynı miktarda manevi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 29/04/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat taleplerini 1.568.745,57 TL olarak ıslah etmiştir. 26/08/2019 tarihli bilirkişi raporunda: 07/09/2016–13/12/2016 tarihleri arasındaki 97 günlük dönemde IMS verilerine göre davacının ilaç satışının olmadığı, aynı dönemde toplam 20 adet satışla 5.390,00 TL ciro ve 5.038,00 TL kâr elde edildiğinin görüldüğü, ticari defter kayıtlarının toplu tutulması nedeniyle bire bir satış miktarının kayıtlardan tespitinin mümkün olmadığı, IMS verilerinden yapılan değerlendirmede davacının Ekim 2016’da 5.506 kutu, Ocak 2017’de 5.162 kutu, Aralık 2017’de 5.760 kutu satış yaptığı ve yıllık toplam satışının 73.395 kutu olduğu, aylık ortalamanın 6.116,08 kutu olarak gerçekleştiği, Ekim 2016 satışlarının bu ortalamaya göre %11,08 oranında artış gösterdiği, dolayısıyla satışlarda azalma olmadığı, ilaçların SGK tarafından geri ödemeye tabi olduğu, reçetelerin uzman hekim raporu ile düzenlendiği, satışların büyük ölçüde kamu alımları kapsamında gerçekleştiği, dolayısıyla tedbirin davacının satışlarını belirgin biçimde etkilemediği, ancak IMS verilerine göre 07/09/2016–13/12/2016 tarihleri arasında satış olmadığı, tedbir kaldırıldıktan sonraki bir yıllık ciro toplamının 17.360.160,67 TL olduğu, kar marjı bilgisi bulunmadığından kâr hesabı yapılamadığı, davacının kar marjının mahkemece bildirilmesi hâlinde 97 günlük olası kâr mahrumiyetinin hesaplanabileceği, yapılan alternatif hesaplamalarda zarar miktarının 203.976,41 TL ile 346.350,12 TL arasında olabileceği görüş ve kanaati bildirilmiştir. 10/03/2020 tarihli bilirkişi ek raporunda: davacının ilacı hakkında 07/09/2016 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiği ve ilacın toplatıldığı, 13/12/2016 tarihinde tedbirin kaldırıldığı, tedbirin kaldırılmasından 127 gün sonra SGK sisteminde yeniden aktif hale gelerek kamuya satışının başladığı bu nedenle iki ayrı dönem için hesaplama yapıldığı, ilk olarak 97 günlük tedbir süresi için yapılan hesaplamada, davacının tedbir nedeniyle günlük 15.662,07 TL cirodan ve 12.352,33 TL kârdan mahrum kaldığı, bu rakamların 97 günle çarpılmasıyla 3.198.175,83 TL kâr mahrumiyeti bulunduğu, ikinci olarak SGK sisteminde yeniden aktif hale gelinceye kadarki 127 günlük süre esas alındığında, aynı yönteme göre 1.568.745,57 TL kâr mahrumiyeti hesaplandığı, sonuç olarak davacının tedbir nedeniyle 97 günlük zararının 1.198.175,83 TL, 127 günlük zararının ise 1.568.745,57 TL olarak tespit edildiği görüş ve kanaati bildirilmiştir. 21/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda : davalı tarafın 19/02/2021 tarihli ikinci ek rapordaki fiyat tespitine ilişkin itirazlarının yerinde olmadığı, pazar payı hesaplamasında yalnızca taraflara ait müstahzarların değil tüm pazardaki ürünlerin dikkate alınması gerektiği yönündeki itirazın IMS verilerinin ticari sır niteliğinde olması ve bilirkişilerin bu verilere erişim imkânı bulunmaması nedeniyle karşılanamadığı, dosyaya yeni bilgi veya belge sunulmadığından önceki rapor ve ek raporlarda değişiklik yapmayı gerektiren bir durum bulunmadığı görüş ve kanaati bildirilmiştir. HMK 399. maddesinde "Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür. Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır. Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar." şeklinde yasal düzenleme mevcuttur.Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararların gideriminde kusursuz sorumluluk esası kabul edilmiştir. İhtiyati tedbir kararı alan kişinin sorumluluğuna hükmedilebilmesi için ihtiyati tedbir kararının uygulanmış olması, ihtiyati tedbir kararının haksızlığının belirlenmesi, zarar ile ihtiyati tedbir kararının uygulanması arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.Somut olayda , İstanbul BAM 16. H.D'nin 2018/691 E. Ve 2021/814 K. Sayılı kararı ile İstanbul 2.fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 2013/42 E. - 2017/147 K. Sayılı dosyası ile görülen patente tecavüz ve patent hükümsüzlüğüne konu dava, karşı dava ve birleşen davalar sonucu verilen hükmün istinaf incelemesi sonunda; " Davalı-karşı davacılar ... ... ve ... Sağlık Şirketi vekilinin, hükümsüzlük davasına konu TR 2005 04747 T4 sayılı patente yönelik istinaf gerekçelerini bildirmemesi nedeniyle bu patente yönelik istinaf sebepleri ile yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun haklı olmadığı anlaşılmıştır. TR 2011 06480 sayılı patentin hükümsüzlüğüne ilişkin kararlara yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde ise, patentin istinaf aşamasında geçersiz hale gelmesi nedeniyle, davalı-karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-b-2-3 maddesi gereğince kaldırılmasına, patentin geçersiz olması nedeniyle, TR 2011 06480 T4 sayılı patentin hükümsüzlüğüne ilişkin birleşen mahkemenin 2013/185 Esas sayılı ve İstanbul (Kapatılan ) 4.FSHHM'nin 2015/131 Esas sayılı davalarında, konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, istinaf başvurusu kapsamında bulunmayan asıl ve diğer birleşen davalarda verilen hükümlerin aynen tekrarına karar verilmiş, konusuz kalan davalarda dava tarihinde davalı ... ... ve ... Sağlık Şirketi'nin haklı olmadığı sonucuna varılmakla, vekalet ücreti ve yargılama giderinin davalılara yükletilmesine karar verilmiş, kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulmuştur.Dolayısıyla tedbir kararına dayanak davalı patentlerinin hükümsüzlüğüne karar verildiği davalı tarafça 07.09.2016 tarihinde uygulanan İstanbul 2. FSHHM 2013/742 E. Sayılı dosyasından alınan ihtiyati tedbir kararı ile, davacının ... isimli ilacının tedbiren toplatılmasına karar verildiği, 97 gün sonra kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD, 13.12.2016 tarih, 2016/12 E. ve 2016/133 K. sayılı kararı ile davalının 2.000.000 TL teminat yatırması şartıyla tedbirin ters teminata çevrildiği, dolayısıyla verilen bu karar tarihinde tedbirin tümüyle kalktığından söz edilemeyeceği , tedbir kararından 127 gün sonra SGK sisteminde aktif hale gelerek kamuya satışının gerçekleştiği , haksız ihtiyati tedbir nedeniyle hukuka aykırı fiil, zarar, kusur ve zarar ile fiil arasındaki nedensellik bağının tüm unsurlarının gerçekleştiği, bilirkişilerin zarar hesabını davacının ticari kayıtları üzerinden maliyet ve karlılık oranları dikkate alınarak 97 gün ve 127 gün üzerinden seçenekli yaptıkları, hükme esas alınan 10/03/2020 tarihli bilirkişi ek raporunun dosyadaki verilere göre uygun olduğu, davalı patentlerinin hükümsüzlük kararlarının geçmişe etkili olduğu , patent korumasının baştan itibaren geçersiz olduğu dolayısıyla davacı hakkında tecavüz fiili iddiası ile uygulanan ihtiyati tedbirin haksız olduğunun anlaşıldığı, bu itibarla haksız fiil niteliğinde bulunduğu, tedbir kararının verildiği tarihte patentin henüz hükümsüz kılınmamış olmasının varılan bu sonucu değiştirmeyeceği davacının bu tedbir nedeniyle maddi zararının yanında manevi değerleri dahil ticari itibarını ihlal edildiği somut olayın özelliği, ihlalin devam ettiği süre, dikkate alındığında davacının maddi ve manevi tazminat talep hakkının bulunduğu anlaşılmıştır. Mahkemece, " 97 gün üzerinden hesaplanan kar mahrumiyetinin 1.198.175,83 TL olduğu tespit edildiği, davacının ilacının SGK sisteminde aktif hale gelerek kamuya satışının gerçekleştiğe tarihe kadar gerçekleşen 127 günlük kar mahrumiyetinin ise, 1.568.745,57 TL olduğunun hesaplandığı , tazminat hesaplamasında baz alınacak sürenin tespiti yönünden; tedbirin uygulandığı 07/09/2016 - 16/12/2016 tarih aralığında tedbir kararının 97 gün süreyle infaz edildiği, zararın hesaplanmasında tedbir kararının kaldırıldığı tarihten değil, ihtiyati tedbirin etkilerinin, satılan ürünün ilaç olduğu değerlendirildiğinde, tedbirin kalktığı anda davacının zararının da birden ortadan kalkması mümkün olmayacağından pazar payının normalde dönüşmesi belli bir süre alacağından, tedbir kararının verilmesinden satışa geçilen 13/01/2017 tarihine kadar geçen 127 günlük sürenin, bilirkişi raporunda tespit edilen 2. Seçenekte yer alan hesaplamanın somut olaya göre daha makul olabileceği değerlendirilmiştir." gerekçesi ile maddi tazminat hüküm altına alınmış olup, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. HD, 13.12.2016 tarih, 2016/12 E. ve 2016/133 K. sayılı kararı ile tedbir tümüyle kaldırılmış olmadığından davacının tedbirin ters teminat olarak devam ettiği dönemde ürününü piyasaya sunma ve SGK listesine alınması işlemlerini devam ettirmemesinin haklı olduğu dikkate alındığında ilacın SGK listesine alınması ve kamuya satış tarihinin, maddi zararın hesabında dikkate alınmasının yerinde olduğu, yine somut olayın özelliği, tedbirin haksız olması nedeniyle davalının kusuru, haksız tedbirin uygulandığı süre dikkate alındığında hüküm altına alınan manevi tazminatın dosya kapsamı ile hak ve adalet ilkesine uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf talebinin reddi gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/11/2022 tarih ve 2021/22 E., 2022/132 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 113.992,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 28.498,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 85.494 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025