İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ... kodu ile üretilen şampuan şişelerinin tasarımının müvekkiline ait olduğunu ve anılan tasarımın müvekkili adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, müvekkili adına tescilli 2016 02862- 3.1. numaralı şampuan …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1147 KARAR NO : 2025/1603 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 06/04/2023 NUMARASI : 2021/297 E. - 2023/76 K. DAVANIN KONUSU: Tasarım Hakkına Tecavüzün Durdurulması, Kaldırılması,Maddi- Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından ... kodu ile üretilen şampuan şişelerinin tasarımının müvekkiline ait olduğunu ve anılan tasarımın müvekkili adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, müvekkili adına tescilli 2016 02862- 3.1. numaralı şampuan şişesi tasarımının genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin, başka bir deyişle neredeyse aynısının müvekkilinin izni olmaksızın davalı tarafça üretildiğini, pazarlandığını, piyasaya sunulduğunu, ticari amaçla kullanıldığını ve elde bulundurulduğunu, davalı tarafından bu faaliyetlere konu edilen tasarımı müvekkilince tescil edilmiş olan ürünlerin örnekleri müvekkili şirket nezdinde piyasadan elde edildiğini ve delil mahiyetinde mahkemeye sunulduğunu, müvekkili tarafından gönderilen, UETS aracılığıyla tebliğ edilen ihtarnameye davalı tarafından herhangi bir geri dönüş yapılmadığını, davalının ihlal ve haksız rekabet teşkil eden fiiline devam ettiğini, ilgili ürünün Türkiye’de üretiminin ve pazarlamasının münhasıran müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, davalının dava dışı bir Alman firması tarafından üretilen şişe kapaklarının Türkiye distribütörü olup, ihlale konu tasarımı müvekkiline ait şampuan şişelerinin teknik olarak bu kapakların entegre olacağı şekilde üretildiğini, dolayısıyla davalının tasarımın müvekkiline ait olduğunu bilerek kâr amacı güderek kendisine ait olmayan bir tasarım ile üretim ve satış yaptığını, davalının kusurunun kasıt derecesinde olduğunu, taraflarınca dosyaya sunulan numunenin alt kısmında davalının logosunun açıkça görüldüğünü, davalı eyleminin müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini, ihlalin dosyaya sunulu deliller kapsamında açık olduğunu, davalı kullanımı sebebiyle müvekkilinin maddi ve manevi büyük zarara uğradığını iddia ederek, müvekkili adına tasarımı tescil edilmiş olan ürünün davalı tarafından üretiminin, satışının ve tecavüz teşkil eden diğer her türlü fiilin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılması ile müvekkili nezdinde doğan fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 30.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi zararların davalıdan tahsili, tecavüz oluşturan ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde el konulması, el konulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde müvekkiline mülkiyet hakkı tanınması ve hükmün ilanını talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile aynı sektörde iş yapan müvekkili şirketin davacının tasarımını izinsiz kullanmasının, üretmesinin söz konusu olmadığını, müvekkilinin plastik ürün imalatı piyasasında bilinen, bu alanda uzun yıllardır hizmet veren ve yüksek müşteri portföyüne sahip bir şirket olduğunu, davacının tasarımını izinsiz kullanarak bu tasarımın satışı üzerinden kar elde etmeye ihtiyacı olmadığını, davacının bu iddiasını ispat noktasında sunduğu delillerin hükme esas alınabilecek yeterlilik ve mahiyette olmadıklarını, davacının ispat yükünü yerine getiremediğini, ihlalin gerçekleştiğine dair tespit yapılması gerektiğini, davacı tarafından sunulan bir delil tespiti bulunmadığını, sunulan WhatsApp ve benzeri yazışmaları kabul etmediklerini, delil değerlerinin muhteviyatı itibarıyla tek başına, başkaca bir delille desteklenmedikçe hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacı tarafça sunulan ve taraflarınca incelenen herhangi bir delil olmadığını, davacının müvekkili şirkete ait olduğunu iddia ettiği ürünleri sunması halinde bu hususun iddiadan öteye geçemeyeceğini, müvekkili şirketin yetkilileriyle yapılan görüşmeler neticesinde davacının sunmuş olduğu mesaj kayıtlarının taraflarında bulunmadığının öğrenildiğini, yani davacı tarafın müvekkili şirketle yapıldığını iddia ettiği konuşmada müvekkili şirketin taraf olmadığını, davacı tarafın sunmuş olduğu mesajlarda telefon numarası da bulunmadığını, davacının esasen kimlerle iletişime geçtiğinin taraflarınca bilinmediğini, mesajlarda müvekkili şirketin tasarımı davacı adına tescillenmiş ürünü ürettiğini doğrulayan bir içerik bulunmadığını ve müvekkilinin haksız fiil tecavüz oluşturan bir eyleminin olmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/297 esas, 2023/76 karar sayılı, 06/04/2023 tarihli kararı ile; "Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, bilirkişi rapor ve ek raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekiline davalıya ait ürün olarak bildirdiği ve dosyaya ibraz edip üzerine bilirkişi incelemesi yapılan bir adet ürünün davalıya ait olup olmadığının tespit edilemediği, davacı tarafça dava açılmaktan önce veya davanın başında herhangi bir delil tespiti yapılmadığı gibi keşif deliline ve ticari defterlere delil olarak dayanmadığı, bu haliyle davalının davacı adına tescilli tasarım tescili koruma kapsamında 6769 sayılı SMK'nın 81/1. maddesi kapsamında davalının herhangi bir eyleminin ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacının davasının REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın reddine dair kararının hukuki dayanaktan yoksun ve eksik inceleme neticesinde oluşturulduğunu, Yerel Mahkeme'nin sadece delil tespiti yapılmaması ve ticari defterlere dayanılmaması gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu, taleplerinin haksız fiilden kaynaklandığını ve her türlü delille ispatının mümkün olduğunu, dosyadaki delillerin mahkemece değerlendirilmediğini ve gerekçeli karara konu edilmediğini, bu durumun mahkemenin somut olayı değerlendirmek yerine belirli koşulların yerine getirilip getirilmediğini incelediğini gösterdiğini, bilirkişi raporunun davalı logosunu içerir taklit numunenin benzer nitelikte olduğunu ve davalıya ait "F" şeklinde logo bulunduğunu belirttiği halde, mahkemenin GSM hattının ve e-posta uzantılarının davalıya ait olup olmadığının, kargo gönderisinin ve web sitesi satışının incelenmemesinin yasaya ve usule açıkça aykırılık teşkil ettiğini, mahkemenin isabetsiz bir şekilde sadece davalı ticari defterlerindeki alt gruplandırma yapılmayan kayıtlara itibar ederek SMK m. 151 nezdinde değerlendirme yaptığını ve TBK hükümlerine başvurmadığını, davalı firmanın distribütörlüğünü yaptığı kapaklara uyumlu olarak üretilen müvekkil tasarımlı şişelerin, davacıya ait olduğunu bilerek üretim ve satış yaptığını, dolayısıyla kusurunun kast derecesinde olduğunu, TTK 18/2 uyarınca "basiretli bir tacir" gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini, bu haksız fiil neticesinde müvekkilin muhtemel gelirden mahrum kaldığını ve davalının haksız kazanç elde ettiğini, zararın kesin olarak belirlenememesi durumunda TBK m. 50 hükmünce hakkaniyete uygun olarak takdiren belirlenmesi gerektiğini, SMK m. 151/4 hükmünce ayrıca hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine karar verilmesi talebini yinelediğini, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkemenin gerekçelendirmeden uzak ve eksik inceleme ile oluşturduğu kararının kaldırılarak, somut delillerin eksiksiz ve gerekçeli değerlendirilmesini, SMK m. 151/2-b kapsamında maddi tazminat yönünden inceleme yapılmasını, hesaplama yapılamaması durumunda TBK m. 50 uyarınca maddi ve manevi tazminatın belirlenmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacının haksız istinaf başvurusunun hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yerel mahkemenin davacının tasarımın izinsiz kullanıldığını ispatlayamaması gerekçesiyle verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, müvekkil şirketin davacının tasarımını izinsiz kullanmaya ihtiyacı olmadığını, Yargıtay kararları uyarınca ihlalin ispatı için gerekli olan delil tespiti ve keşfin davacı tarafından sunulmadığını, sunulan dijital delillerin ve sonradan ileri sürülen TBK m. 50 uyarınca tazminat talebinin ise iddianın genişletilmesi olması sebebiyle hükme esas alınamayacağını belirterek, davacının istinaf başvurusunun reddi ile usul ve yasaya uygun kararın onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; tasarım hakkına tecavüzün durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından bilirkişi incelemesi yapılan bir adet ürünün davalıya ait olup olmadığının tespit edilemediği, davacı tarafça dava açılmaktan önce veya davanın başında herhangi bir delil tespiti yapılmadığı gibi keşif deliline ve ticari defterlere delil olarak dayanmadığı, SMK'nın 81/1. maddesi kapsamında davalının herhangi bir eylemi ispatlanamadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 81. maddesinde düzenlenmiş olup '' ...a) Tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak. b) Tasarım sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek. c) Tasarım hakkını gasp etmek.'' eylemlerinin tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiği belirtilmiştir. Somut uyuşmazlık kapsamında; davacı adına tescilli 2016/ 02862 numaralı şampuan şişesi tasarımından doğan haklarına tecavüz iddiasına dayalı olarak istemde bulunulduğu, delil olarak davalı tarafından satıldığını iddia ettiği 1 adet ürün numunesi, mail, WhatsApp yazışması ile ....com sitesinden alınan ekran görüntüsüne dayanıldığı, davalı tarafın ise davacının iddia ettiği konuşma ve yazışmalarda taraf olmadığını, yazışmalarda tasarımı davacı adına tescillenmiş ürünü ürettiğini doğrulayan bir içerik bulunmadığını, haksız fiil tecavüz oluşturan bir eyleminin olmadığını savunduğu görülmüştür. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinin, “İddia sahibi iddiasını ispatla yükümlüdür.” düzenlemesi ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinin, “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. ” düzenlemesi gereğince davalı tarafın tecavüz teşkil eden eylemini ispatlamakla yükümlü olan tarafın davacı olduğu açıktır. Mevcut delil durumu itibari ile yapılan inceleme neticesinde; numune teşkil eden ürünün yer aldığı ''....com'' sitesinden alınan ekran görüntüsünde davalı şirket ile ilgili bir bilginin görülmediği, ekran görüntüsünde plastik şişe yonca ibareli ürün bulunduğu, davalı tarafın ticari defter ve kayıtlarında yonca ibareli ürün satışına rastlanılmadığı, davalı tarafından dava dışı ... şirketine kesilen faturalarda yonca ibareli bir ürün satışının bulunmadığı, numune ürün altındaki logo ile davalının internet sitesindeki logonun aynı olmadığı, yazışma ve mail kayıtlarının davalı tarafça kabul edilmediğinden delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği gibi içerikleri kapsamında tek başına yazışmaya konu bilgilerin tecavüz eyleminin sübut bulduğunu göstermeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu kapsamda davacı tarafça dosyaya ibraz edilip üzerinde bilirkişi incelemesi yapılan bir adet numune ürünün davalıya ait olup olmadığının tespit edilemediği, davacı tarafça dava açılmadan önce veya davanın başında herhangi bir delil tespiti talebinin bulunmadığı gibi keşif deliline dayanılmadığından SMK'nın 81/1. maddesi kapsamında davalının tecavüz teşkil eden herhangi bir eyleminin ispatlanamadığı anlaşılmakla, davacının davasının reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 06/04/2023 tarih ve 2021/297 E., 2023/76 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025