T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2025/1086 - 2025/1338 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1086 KARAR NO : 2025/1338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Alacak BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 30/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemes…
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2025/1086 - 2025/1338 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1086 KARAR NO : 2025/1338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Alacak BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 30/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 30/12/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili bankanın ...Şubesi ile ..... Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden borçlu şirkete kredi açıldığını ve kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine, sözleşmenin vermiş olduğu yetkiye istinaden, kredi hesabı kat edilerek borçluya ihtarname ile borcun fer’ileriyle birlikte ödenmesinin ihbar ve ihtar edilmiş olduğunu, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlu firma hakkında Mersin İcra Müdürlüğü nezdinde icra takibi başlatıldığını, söz konusu risklerin teminatını teşkil etmek üzere borçlu tarafından iki adet çekin müvekkili bankaya ciro edilmiş olduğunu, söz konusu çekler ile ilgili olarak çeklerin takastan sorulduğunu ancak muamelesiz iade işlemi görmüş olduğunu, tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde; çekin yasada öngörülen bu süreler içinde ibraz edilmediği takdirde, kambiyo senedi vasfını yitirdiğini ve hamilin çekin keşidecisine ve cirantalarına karşı kambiyo senedinden doğan başvuru haklarının sona erdiğini, yetkili hamil olan bankanın çek borçlularına karşı müracaat hakkını kaybettiğini, bu gibi durumlarda hamilin; temel borç ilişkisine dayanarak bir tahsil davası açması veya TTK’nun 732. maddesinde düzenlenmiş olan sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde alacağını talep etmesinin mümkün olduğunu, Türk Ticaret Kanunu 732. Maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşme hükümlerine istinaden açılan davanın kabulü ile çek bedelleri olan 100.000,00 TL nin keşide tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak müvekkil Bankaya ödenmesini talep etmiştir. Davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; 6102 sy. TTK'nın 732. maddesine göre; zamanaşımına uğrayan ve süresinde ibraz edilmediğinden müracaat hakkı düşen hamile çeke dayanarak keşidecisine karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak dava açma hakkı tanındığı, TTK'nın 790. maddesinde "Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır" denildiğini, dava ve takip konusu çeklerin arka yüzünde çek lehtarı dava dışı ... tarafından ...'a ibraz edilerek kısmi karşılıksızdır şerhi işlendiğini, bu durumda çeklerde yetkili hamilin ... olduğunu, eldeki davanın davacısı ... Bankasının ise çeklerin hamili ...'ndan önce gelen ciranta olduğunu, çeklerde davacı ... Bankasının yetkili hamil sıfatına haiz olmadığından bu çeklere dayalı olarak bu davayı açamayacağını, takip konusu çeklerin yetkili hamili olmayan davacının aktif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; müvekkili bankanın aktif husumet ehliyeti olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin usul yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, TTK'nın 732. Maddesi gereğince çek keşidecisine açılan sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, çekin zilyedi olduğunu iddia eden davacının yetkili hamil olup olmadığı ve buna bağlı olarak davacının aktif husumet ehliyeti olup olmadığı husundadır. Uyuşmazlığın çözümü bakımından öncelikle uyuşmazlığa konu yasal düzenlemelerin, özellikle de Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen sebepsiz zenginleşme davasının incelenmesinde fayda bulunmaktadır. Süresinde bankaya ibraz edilmemesi ya da zamanaşımına uğraması nedeniyle çekin kambiyo senedi vasfını yitirmesi durumunda hâmil, 6102 Sayılı TTK m. 732 (mülga 6762 sayılı TTK m. 644) hükmüne dayalı olarak ya hakkında sebepsiz zenginleşme nedeniyle keşideci aleyhine ya da temel ilişkiye dayalı olarak kendi cirantası aleyhine alacak davası açabilir. Somut olayda davacı hâmil, arada temel ilişki bulunmayan keşideciye karşı dava açma yolunu tercih etmiştir. Bu nedenle eldeki dava TTK m. 732 hükmüne dayalı sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak davası olup, Mahkemenin nitelendirmesi de doğru olarak bu yöndedir. Sebepsiz zenginleşme talebinde bulunulabilmesi için, hâmilin müracaat hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğramasından dolayı bir zararının ortaya çıkmış olması gerekir. Zararın mevcudiyeti, sebepsiz zenginleşme talebinin kabul şartıdır. Zararın varlığının kabulü için, hamile ait ve tahsili mümkün olan bir alacak hakkının düşmesi veya zamanaşımına uğraması sonucu borçlu nezdinde oluşan zenginleşmenin, bundan başka bir sebebinin bulunmaması, yani sebepsiz olması yeterlidir (Bozgeyik, H.: Kambiyo Senetlerinde Sebepsiz Zenginleşme, Cilt: VII, Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Haziran 2003, s. 589 vd.). 6102 sayılı TTK'nun 6273 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 814. maddesine göre de çeklerde zamanaşımı süresi üç (3) yıldır. 6102 sayılı TTK m. 732 hükmü uyarınca davacının çekten kaynaklı haklarını davalı keşideciye karşı sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre talebini çekin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıl içerisinde ileri sürebileceği, aynı Kanun'un 796 ncı maddesi uyarınca düzenlendiği yerde ödenecek çeklerde ibraz süresinin 10 gün olduğu, düzenlendiği yer dışında ödenecek çeklerde ibraz süresinin 10 gün olduğu, somut olayda dava konusu çekin düzenlendiği yerde ödenecek çek olduğu, keşide tarihinin 10/03/2017 ve 30/03/2017 olduğu ibraz süresi içinde bankaya ibraz edildiği, 6102 sayılı TTK'nın 814. maddesi uyarınca dava konusu çeke ilişkin üç yıllık zamanaşımı süresinin ibraz tarihinden itibaren üç yılın geçtiği tarih olan 10/03/2020 ve 30/03/2020 tarihinde dolduğu, dava tarihi itibari ile çeklerin zamanaşımı uğramış olması nedeniyle kambiyo vasfını yitirmiş sayılacağı anlaşılmaktadır. Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu çeklerin süresinde bankaya ibraz edilmesine rağmen ibraz tarihinden itibaren 3 yıl geçmiş olması nedeniyle zamanaşımına uğraması nedeniyle çeke dayalı müracaat hakkı düşmüş olan hâmilin 6102 sayılı TTK'nın 732. maddesi uyarınca keşideciye karşı sebepsiz iktisap kuralları gereğince dava açabileceği, keşideci aleyhine m. 732 hükmüne göre dava açılabilmesi için, senedin hâmilinin yetkili (meşru) hâmil olması gerektiği, takip konusu çekin keşide tarihine göre uygulanması gereken 6102 Sayılı TTK m. 788(1) hükmü uyarınca, emre yazılı veya belirli bir kimse lehine düzenlenen çekin, ciro ve teslim yolu ile devredilebileceği, dava konusu emre yazılı çekte davacının düzgün ciro silsilesine göre çeki dava dışı ...'na ciro ettiği ve dava dışı şahıs tarafından çek yaprak bedellerinin tahsili amacıyla çeklerin bankaya tekrar ibraz edildiği, bu hali ile davacı tarafın yetkili (meşru) hâmil olduğunu ispat edemediği anlaşılmış olmakla davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davacı tarafın istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davalı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince Dairemizin kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ KANUN YOLU AÇIK olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.30/12/2025