T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2026/121 - 2026/339 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/121 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Alacak BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 12/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen karar…
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2026/121 - 2026/339 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/121 KARAR NO : 2026/339 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : Alacak BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 12/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 12/03/2026 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili Şirket yetkilisinin sahibinden.com adlı site gördüğü ilan üzerine davalı ile iletişime geçerek taraflar arasında davalıya ait aracın % 20 KDV dahil olmak üzere 420.000,00 TL bedelle satışı hususunda anlaşma sağlandığını, davalı tarafından Diyarbakır iline gönderilen aracın .... Noterliğinin ....tarihli araç satış sözleşmesi ile 420.000,00 TL bedel ile ve 178.000 km'de müvekkili Şirkete satıldığını, satış bedelinin davalıya ödendiğini, müvekkili Şirket yetkilisinin davalıdan anlaştıkları ve resmi satış sözleşmesinde yazılı olduğu şekilde 420.000,00 TL'nin tamamı üzerinden % 20 oranında fatura kesmesini istemiş ise de, davalının müvekkili Şirkete % 20 KDV'li 5.000,00 TL, geri kalan 414.000,00 TL için ise KDV'siz olmak üzere 420.000,00 TL tutarlı 29/08/2025 tarihli faturayı kestiğini, müvekkilince söz konusu faturanın kabul edilmemesi üzerine bu kez 400.000,00 TL'lik kısım için KDV'siz, 16.666,67 TL'lik kısım için % 20 KDV'li 420.000,00 TL tutarlı ve 29/08/2025 tarihli ikinci faturanın kesildiğini, davalının taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak 420.000,00 TL'nin tamamı üzerinden % 20 oranında KDV'li fatura kesmemesi ve eksik fatura kesmesi nedeniyle müvekkili şirketin 66.666,67 TL KDV giderinden mahrum kaldığını, bu miktarı muhasebe kayıtlarına işleyemediğini ve fazladan KDV ödemesi yapmak zorunda kaldığını, öte yandan dava konusu aracın sanayide yaptırılan incelemelerinde km'sinin 178.000 olamayacağının ve daha fazla km yaptığının tespit edildiğini, davalı hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına da şikayette bulunulduğunu ileri sürerek 66.666,67 TL'nin 29/08/2025 tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalıya dava dilekçesi tebliğe çıkarılmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; dava konusu uyuşmazlığın, 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticarî davalardan olmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticarî dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticarî işletmeleriyle ilgili olması gerektiği, Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabından anlaşıldığı üzere; davalı ...'in "Evlerde Kullanılan Tüpgaz Perakende Ticareti" faaliyetinde bulunduğu ve 2021 yılı vergilendirme döneminde bilanço esasına göre defter tuttuğu, buna göre dava konusu uyuşmazlığın ...plakalı aracın davalı tarafından davacıya satımına dair araç alım satım sözleşmesine ilişkin olduğu ve uyuşmazlık döneminin 2025 yılı vergilendirme dönemine ilişkin olduğu, ilgili uyuşmazlık konusunun davalının tacir olarak değerlendirildiği faaliyet alanı dışında olduğu ve eldeki dava nispî ticarî dava niteliğinde değerlendirilemeyeceği, 6100 sayılı HMK m. 2(1) hükmüne göre, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliği nedeni ile HMK'nın 114. ve 115. mad. gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, görevli mahkemenin Diyarbakır Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; Mahkemece eksik inceleme ile karar verildiğini, Van Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13/10/2025 tarihli yazısı ile davalının 2021 yılı vergilendirme döneminde Evlerde Kullanılan Tüpgaz Perakende Ticareti faaliyetinin olduğu ve 2021 yılına ait bilançoyu gönderdiğini, sonraki yıllara ilişkin faaliyet alanları ve bilançolarını yazısında belirtmediğini, dolayısıyla yazının eksik ve eki belgelerle uyumlu olmadığını, yazı ekindeki bilgi ve belgelere göre davalının 01/01/2022 tarihinden itibaren Otomobillerin ve Hafif Motorlu Kara Taşıtlarının Perakende Ticareti (Elektrikli Olanlar ile Ambulans ve Minibüs Benzeri Motorlu Yolcu Taşıtları Dahil) alanında faaliyet gösterdiğini, yine Van Esnaf ve Sanatkarlar Odası Birliği Başkanlığının yazısına göre davalının oto galericilik ve oto kiralama mesleği adı altında faaliyet gösteriğini, buna rağmen Mahkemece araç alım satım işinin davalının faaliyet alanında olmadığı gerekçesiyle verdiği kararın haksız olduğunu, Noter Satış Sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere davalının araç alım satımı yapmasıyla ilgili olarak Ticaret Bakanlığından alınmış yetki belgesinin bulunduğunu, ticari faaliyet alanında araç alım satımı bulunmayan kişilerin söz konusu yetki belgesini almasının mümkün olmadığını beyan ederek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava taraflar arasındaki satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden; .... Noterliğinin 29/08/2025 tarihli araç satış sözleşmesi ile ... plaka sayılı kapalı kasa kamyonunun davalı tarafından 420.000,00 TL bedelle davalıya satıldığı, davacı vekilince taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı olarak davalının satış bedelinin tamamı üzerinden % 20 KDV'li fatura kesmeyerek müvekkili şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı, Van Ticaret ve Sanayi Odasının 13/10/2025 tarihli yazısı ile davalının Sınırlı Sorumlu Van Tüpgaz Temin Tevzi Kooperatifinin müştereken temsile yetkili yönetim kurulu üyesi olduğunun bildirildiği, Van Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13/10/2025 tarihli yazısı ile davalının 12/03/2015 tarihinden itibaren Evlerde Kullanılan Tüpgaz Perakende Ticareti faaliyetinin bulunduğun ve 2021 vergilendirme döneminde bilanço usulüne göre defter tuttuğunun bildirilerek ilgili yıl gelir vergisi beyannamesinin gönderildiği, Mahkemece davalının 2021 yılı vergilendirme döneminde bilanço esasına göre defter tutuğu, uyuşmazlık döneminin 2025 yılı vergilendirme dönemine ilişkin olduğu, uyuşmazlık konusunun davalının tacir olarak değerlendirildiği faaliyet alanı dışında olduğu ve eldeki davanın ticari dava olmadığı, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; eldeki davada satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlık 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticarî davalardan olmadığından, uyuşmazlığın ticarî dava sayılabilmesi ve ticaret mahkemesinde ya da ticaret mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesinde görülebilmesi için tarafların her ikisinin de tacir ve dava konusunun tarafların ticarî işletmeleriyle ilgili olması gerekir. Davacı tüzel kişi tacir olmakla birlikte, taraflar arasındaki satış sözleşmesinin tarihinin 29/08/2025 ve dava tarihinin 01/10/2025 olması karşısında Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13/10/2025 tarihli yazısının davalının satış ve dava tarihi itibariyle tacir sıfatını haiz olup olmadığının tespiti bakımından yeterli olmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, 6102 sayılı TTK m. 19/1 hükmünde "ticari iş karinesi" düzenlenmiştir. Söz konusu hükme göre bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Ayrıcı, taraflar arasındaki 29/08/2025 tarihli araç satış sözleşmesinde davalının.....numaralı yetki belgesinin bulunduğunun belirtildiği görülmekle, "...." adresinden yapılan sorgulamada davalı ...'in İkinci El Motorlu Kara Taşıtı Ticareti Yetki Belgesinin bulunduğu ve halen geçerli olduğu anlaşılmakta olup, yine Van Vergi Dairesi Müdürlüğünün 13/10/2025 tarihli yazısı ekinde gönderilen belgelerden davalının 01/01/2022 tarihinden itibaren Otomobillerin ve Hafif Motorlu Kara Taşıtlarının Perakende Ticareti (Elektrikli Olanlar ile Ambulans ve Minibüs Benzeri Motorlu Yolcu Taşıtları Dahil) faaliyetinin bulunduğu ve dosya kapsamında söz konusu faaliyetinin sona erdiğine dair bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde Mahkemece, davalının ticaret siciline kayıtlı olmadığının anlaşılması karşısında öncelikle dava tarihinden önceki son 3 yıl içerisindeki vergi dairesine sunulan gelir beyannamelerinin yıl bazında toplam miktarlarının ne kadar olduğu ve işletme hesabına göre mi bilanço esasına göre mi defter tuttuğu hususları vergi dairesinden sorulmalı, Vergi dairesinin cevabi yazısına göre davacının yıl bazında faaliyetinin esnaf faaliyeti kapsamını aşıp aşmadığı hususu 21/07/2007 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan 18/06/2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararındaki esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlarda gözetilerek ve bu yönde gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yapılarak davacının dava tarihi itibariyle tacir olup olmadığı hususu net olarak ortaya konulmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma sonucuna göre, davalı da tacir ise bu durumda dava ticari dava olacağından ticaret mahkemesinin görevli olduğunun kabulü gerekir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353/1-a-3-6 ve m. 355 hükümleri uyarınca kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın kararı veren yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-3-6 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının İlk Derece Mahkemesince davacıya İADESİNE, 4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-c-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 12/03/2026