T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/661 - 2025/1268 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/661 KARAR NO : 2025/1268 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 23/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/12/2025 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece ve…
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/661 - 2025/1268 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/661 KARAR NO : 2025/1268 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 23/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 23/12/2025 Taraflar arasında görülen davada Mahkemece verilen kararın istinaf incelemesi davalılar tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili ile davalılardan .........Limited Şirketi arasında imzalanan Ticari Kart Sözleşmesi (TKS) ve Genel Kredi Sözleşmesine (GKS) istinaden davalı şirkete kredi açılarak kullandırıldığını, davalılar ......'nın ise kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, TKS ve GKS kapsamında imzalanan kefalet sözleşmeleri gereğince kredi alanın kullandığı ve/veya kullanacağı nakdi ve gayrı nakdi kredilerden kaynaklanan doğmuş ve doğacak tüm borçlar ile her ne surette olursa olsun asaleten veya kefaleten doğmuş ve doğacak tüm borçlara kefillerin kredi alan ile beraber sorumlu olduğunu, borçlular tarafından KMH borcunun ödenmemesi sebebi ile davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, buna rağmen ilgili borcun ödenmediğini ve davalılar hakkında Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün 2020/141121 Esas sayılı takip dosyasında takibe geçildiğini, ilgili takip dosyasına davalılar tarafından haksız olarak itiraz edildiğini belirterek davalılar tarafından yapılan itirazın iptaline ve borçlular aleyhine inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ayrı ayrı sundukları cevap dilekçelerinde; davacının aleyhlerine açtığı itirazın iptali davasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zaman aşımı itirazları bulunduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının bankacılık işlemlerinden kaynaklı muhatabının....... Ltd. Şti. olduğunu, dolayısıyla davacının önce davalı şirkete başvurması gerektiğini, davalı şirketten alacağın tahsil edilememesi halinde kefillere başvurabileceğini, takip dosyasındaki itirazlarının, varsa borcun asıl alacağına değil, uygulanan fahiş faiz oranına karşı olduğunu savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: . Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; 22.07.2014 tarihinde davacı ile davalı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi düzenlendiği, söz konusu sözleşmeye .......'nın 3.000.000,00 TL'lik tutar için müteselsil kefil olarak imza attığı, 22.07.2014 tarihinde aynı zamanda davacı ile davalı şirket arasında Ticari Kart Sözleşmesi düzenlendiği, söz konusu sözleşmeye ...'nın 200.000,00 TL'lik tutar için müteselsil kefil olarak imza attıkları, 07.10.2020 tarihinde davacının 8.158,59 TL ana para, 794,35 TL birikmiş faiz, 39,72 TL BSMV olmak üzere toplam 8.992,66 TL alacağın ödenmesi için davalılara ihtar gönderdiği, davalıların itirazının takip talebindeki faiz noktasında toplandığı, taraflar arasındaki sözleşmelerde temerrüt durumunun düzenlendiği, buna göre Genel Kredi Sözleşmesinin 9.02 maddesinde "Temerrüdün Sonuçları" başlığı altında, Ticari Kart Sözleşmesinin 6.2 maddesinde "Temerrüt Faizi" başlığı altında, "temerrüt durumunda para verme mevzuatına göre tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %50'sinin (yüzde elli) ilave edilmesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi ödeneceği" şeklinde düzenleme bulunduğu, banka muhasebesi alanında uzman bilirkişi raporu ile Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının 31.10.2020 tarih, 2020-64 sayılı duyurusundaki aylık 1.46 azami oran yıllığa çevrilip düzenlenen sözleşmelere istinaden %50'si eklendiği zaman yıllık temerrüt faizi oranının %26.28 olarak hesaplandığı, davacı tarafından talep edilen %18.6 temerrüt faizinin sözleşmeye uygun olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalıların Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün 2020/141121 Esas sayılı takip dosyasına yaptıkları itirazlarının iptaline, takibin 9.183,71-TL asıl alacak üzerinden aynı koşullarla devamına, alacağın likit olduğu gerekçesiyle davacı yararına asıl alacak tutarı üzerinden icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara karşı, davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar; takip dosyası dayanağı olan Genel Kredi Sözleşmelerindeki faiz oranlarının, o günün koşullarına göre çok fahiş olmasına rağmen bilirkişi tarafından faiz oranlarının piyasa koşullarına uygun olduğu yönünde rapor tanzim edildiğini, bu günün ekonomik koşullarında bile Merkez Bankası Para Politikası Kurulunun politika faiz oranı %14 düzeyinde sabit olmasına rağmen raporda davacı tarafından şirkete kullandırılan kredi faiz oranlarının temerrüt oranının yıllık %18.6 olduğunun belirtildiği, bu oranların fahiş olduğunu, takibe itirazlarında bu hususu belirttiklerini, ancak bilirkişi raporunun bu yöndeki itirazlarını değerlendiren ve açıklayan bir rapor olmadığını, Genel Kredi Sözleşmesi imzalanırken davacı banka tarafından temerrüt / gecikme faiz oranının T.C. Merkez Bankasına bildirilen en yüksek faiz oranları genelgesindeki oran doğrultusunda olacağınun taraflarına bildirilmediğini ve bu hususta bir açıklama ve izahat yapılmadığını, sözleşmede böyle bir açıklama varsa bu kısmın kalın puntolarla altı çizilerek sözleşmenin taraflarınca net ve açık şekilde görülecek şekilde yazılması gerektiğini, kredi sözleşmesinden kaynaklı sorumluluğun, ortada bir borç varsa kredi sözleşmesinden kaynaklı asıl alacağa ilişkin olduğunu, asıl alacağı aşan kısımlar için ve faize faiz uygulanarak oluşturulan birleşik fahiş faizden dolayı kefillerin bir sorumluluğu bulunmadığını, bu hususun bilirkişi tarafından irdelenmediğini, davacının bankacılık işlemlerinden kaynaklı olarak davalı şirketten bir alacağı varsa, önce firmaya icra takibi başlatması gerektiğini, bu takibin semeresiz kalması halinde şirket ortaklarından ve müteselsil kefillerden borcun ifasını isteyebileceğini, ancak davacının bu silsileyi takip etmeyerek şirket ortakları aleyhine icra takibi başlattığını ve bu yönüyle takibin kötü niyetle yapıldığını belirterek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun (İİK) 67. maddesi uyarınca, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK'nın 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Dosya kapsamına göre; davacı taraf ile davalı .... ve Tic. Ltd. Şti. arasında 22.07.2014 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı ve diğer davalıların bu sözleşmeye ilişkin dosyada mevcut kefalet sözleşmeleri ile 3.000.000,00 TL için müşterek ve müteselsil kefil oldukları, yine davacı ile davalı şirket arasında aynı tarihli Ticari Kart Sözleşmesi imzalandığı ve diğer davalıların bu sözleşmeye ilişkin dosyada mevcut kefalet sözleşmeleri ile 100.000,00 TL için müşterek ve müteselsil kefil oldukları, davacı tarafça hesap kat edilerek davalı şirkete 07.10.2020 tarihinde taahhütlü olarak gönderildiği ve 22.10.2020 tarihinde teslim edildiği, borcun ödenmemesi sebebi ile davacı tarafça davalı şirket ve kefiller aleyhine 06.11.2020 tarihinde Diyarbakır İcra Müdürlüğü'nün 2020/141121 Esas sayılı dosyasında "...... sayılı kredi için" açıklamasıyla 8.202,39 TL asıl alacak, 93,80 TL ihtar gideri, 0,55 TL BSMV, 886,97 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 9.183,71 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlulara gönderilen ödeme emirlerinin davalı şirkete 17.11.2020, davalı Şahin Akkaya'ya 16.06.2022 tarihinde, borçlu Suzan Akkaya'ya 30.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, her üç davalı borçlu tarafından 30.11.2022 tarihinde yasal 7 günlük süre içerisinde itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, davalı borçlular tarafından yapılan itirazların davacı alacaklıya 25.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği, iş bu itirazın iptali davasının 23.09.2021 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerinde açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere genel kredi sözleşmesi; cari hesap şeklinde işleyen kredi sözleşmesidir. Cari hesap şeklinde işleyen kredilerde banka, sözleşmenin geçerlilik süresi içinde ve sözleşmede kararlaştırılmış limit içinde vereceği krediyi sürekli tekrarlamakta, böylece kredi alan, aldığı krediyi zamanında ödemek suretiyle (yeniden sözleşme imzalamaya gerek duymaksızın) tekrar kredi isteyebilmektedir. Daha açık bir anlatımla, geri ödeme yaptığı nispette tekrar kredi kullanmakta, kredi sürekli dönmektedir. Bu yüzden, bu tür kredilere dönen kredi de denilmektedir. İşte 3. bir kişinin bu tür bir krediye kefil olması durumunda, kefil süresiz olarak bu dönen krediye kefil olmuş olur. Yani, sözleşme süresi içerisinde herhangi bir tarihte tüm geri ödemeler yapılmış olsa, bakiye sıfır vermiş olsa dahi kefilin sorumluluğu devam eder. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 583/1. maddesi; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.” hükmünü taşımaktadır. Yani anlaşılacağı üzere yazılı şeklin kapsamında yer alması gereken hususların kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi olduğu, bu hususların da kefilin kendi yazısı ile yazılması gerektiği, bunların herhangi birisinin bulunmaması kefaleti geçersiz kılacağı anlaşılmaktadır. Davacı ile davalı kredi borçlusu şirket arasında imzalanan Genel kredi sözleşmesinin ve Ticari kart sözleşmesinin incelenmesinde; davalılar ...'nın asıl borçlu ile imzalanan her iki sözleşme için ayrı ayrı kefalet sözleşmelerini imzaladıkları, davalı kefillerin asıl borçlu şirket ortakları olduğu, anılan kefalet sözleşmelerinde yer alan kefaletlerinin 6098 sayılı TBK'nın 583. maddesine uygun olduğu görülmüştür. 6098 sayılı TBK'nın 586/1 maddesi gereğince; kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir. Bu çerçevede, borçlunun ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir (Yargıtay 11. HD'nin 01/11/2016 tarih 2016/12120 E., 2016/8556 K. sayılı kararı). Davalılar tarafından davacının, davalı asıl borçlu aleyhine takip başlatarak alacağın semeresiz kaldığının anlaşılmasından sonra davalı kefillerden alacağın tahsilini talep edebileceği hususu istinaf konusu yapılmış ise de somut olayda; davacı alacaklı banka, davalı asıl borçlu şirket için hesabı kat ederek 07.10.2020 tarihli ihtar ile davalı asıl borçluya bildirim göndermiş, gönderinin 22.10.2020 tarihinde davalı asıl borçluya tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Bu halde davacı bankanın kefiller aleyhine de davalı asıl borçlu ile birlikte takip başlatmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Mahkemece takip dosyasındaki alacak miktarının tespiti için dosyanın bankacı bilirkişiye tevdi edilmesine karar verilmiş, dosyaya sunulan 10.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacı ile davalı şirket arasında imzalanan, diğer davalıların kefil olduğu GKS ve TKS'lerde temerrüt durumunun Genel Kredi Sözleşmesinin 9.02 maddesinde "Temerrüdün Sonuçları" başlığı altında, Ticari Kart Sözleşmesinin ise 6.2 maddesinde Temerrüt Faizi başlığı altında “... temerrüt durumunda para verme mevzuatına göre tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın 96 50'sinin (yüzdeelli) ilave edilmesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi ödeneceği” şeklinde düzenlendiği, TCMB'nin 31.10.2020 tarih ve 2020-64 sayı numaralı duyurusundaki aylık 1.46 azami oran yıllığa çevrilip düzenlenen sözleşmelere istinaden %50'si eklendiği zaman yıllık temerrüt oranının %26.28 (1.46 x 12 x 1.5 =26.28) olarak hesaplandığı, icra takibinde talep edilen temerrüt faiz oranının ise yıllık %18.6 olduğu, yapılan hesaplama ile davacının talep ettiği faiz oranının yerinde olduğu mütalaa edilmiştir. Davalılar, genel kredi sözleşmesindeki faiz oranlarına itiraz ile sözleşmedeki faiz oranlarının geçerli olmadığını iddia etmekte, bu iddialarını da tip sözleşme şeklindeki Genel Kredi Sözleşmesi ve Ticari Kart Sözleşmesinin yeterince müzakere edilmediği, her maddesinin tek tek ayrıntılı tartışılmadığına dayandırmaktadırlar. Bilindiği üzere Türk Ticaret Kanununun (TTK) 18/2 maddesinde "Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir." denilmektedir. Davalı şirket tacirdir ve diğer davalı kefiller anılan ticari şirketin ortaklarıdırlar. Dolayısıyla davalıların sözleşmenin hükümlerini tartışmadan veya okumadan imzaladıkları savunmaları basiretli bir tacire uygun davranış örneği olarak değerlendirilemez. Bu nedenle bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı banka kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin yerinde olduğu, davalıların asıl borç miktarına yönelik itirazlarının bulunmadığı, faiz yönünden yapılan itirazların da yerinde olmadığı değerlendirilmekle, Mahkemece hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporuna dayalı olarak davanın kabulüne dair verilen karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yukarıda belirtilen sebeplerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalıların istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalıların İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 627,34 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 157,00 TL harcın MAHSUBUNA, bakiye 470,34 TL harcın davalılardan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalılar üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4. maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibarıyla KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi. 23/12/2025