T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2402 KARAR NO : 2025/1486 KARAR TARİHİ: 06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/04/2023 NUMARASI : 2022/89 Esas, 2023/350 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Alım Satım) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 46. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/2402 KARAR NO : 2025/1486 KARAR TARİHİ: 06/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 03/04/2023 NUMARASI : 2022/89 Esas, 2023/350 Karar DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Alım Satım) Taraflar arasında ilk derece mahkemesinde görülen davanın yapılan yargılaması neticesinde verilen karara ilişkin davacı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine, istinaf dilekçesinin esasa kaydı sonrası dosya içerisindeki bütün belge, bilgi ve kağıtlar okundu. G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı dava dilekçesinde özetle; Tarafların öz kardeş olduğunu, müvekkilinin babasının işyerinden ayrılmak zorunda bırakıldığını, davalının oluru ile birlikte girdikleri üniversite kantini, kafeterya işinde ekonomik sıkıntılar yaşadığını, icra takipleri ile karşılaştığını, icra takiplerinden zarar görmemek adına davalıya bedelsiz olarak babalarından kendisine kalan evini ve ... marka aracını devrettiğini, babaları ...'ın mamelekinin davalı tarafından kontrolsüz ve usulsüz kullanılması nedeniyle aralarında sorunların büyüdüğünü, bunun kontrol altına alınması amacıyla Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/3121 E. Sayılı dosyası ile babalarının vesayet altına alındığını, bunun üzerine davalının daha da agresifleşerek elinde bulunan senetleri üçüncü kişiler vasıtasıyla icra takibine konu edeceğini söylediğini, bunun önlenmesi için bahse konu senetlerden kaynaklı olarak borçlu olmadığının tespitini ve senetlerin iptalini talep ve dava etmiştir.Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davanın ikame edilme amacının yalnızca müvekkili ile davacı arasında bulunan husumetten ibaret olduğunu, amaçlananın müvekkilinin huzursuz edilmesini sağlamaya yönelik olduğunu, bahse konu ... marka aracın müvekkili tarafından noterlik satış sözleşmesi ile ücreti mukabilinde kardeşine devredildiğini, senetlerin miktarlarının belirli olduğunu, 100.000,00 USD meblağlı olduklarını, davacının düşük miktarda harç ödemek için dava değerini 20.000,00 TL olarak gösterdiğini, gerçekten borçlu olunmadığının tespitini talep edecek bir şahsın borç miktarını eksik göstermesinin mümkün olamayacağını, borçlunun el yazısını ve imzasını içeren senetlerin borcuna ilişkin olduğunu, aile fertlerinin anlatımları dinlendiğinde haklılığının ortaya çıkacağını, davanın öncelikle dava şartı yokluğundan ve her halükarda haksız ve hukuki yarardan yoksun olması sebebiyle reddini talep etmiştir.Dairemizin 23/12/2021 T. - 2020/1812 E.- 2021/2593 K.- sayılı;"Dava, İİK'nın 72 maddesine dayalı menfi tespit istemidir.Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş kararı davalı taraf istinaf kanun yoluna getirmiştir.Davalı, davacının kendisine 100.000 usd bedelli senet verdiğini davayı eksik miktar ve harçla açtığını ve ispatlamadığını ileri sürmektedir.Davacı dava dilekçesi ekinde davalıya verdiği senede ilişkin bir örnek sunmamış senedin davalıda olduğunu beyan etmiştir.Mahkeme davalı vekiline elindeki senedi ibraz için HMK 220 maddesine göre süre verilmiş, sunmadığı takdirde ise; HMK 220/3 maddesine göre davacı beyanlarını kabul edeceğini ihtar etmiştir. Davalı davacıdan sadır senedi sunmamıştır.Yargıtay 13 HD nin 2017/4733E-7543 K sayılı ve Yargıtay 15 HD nin 2016/6518E-1692 K sayılı içtihatları gereğince, kesin süre verilmesine rağmen davalının elindeki belgeyi sunmaması halinde, HMK 220/2maddesi gereğince mahkemece resen yemin teklif edilerek, bundan sonra 220/3 maddeye göre hüküm kurulması gerektiğinden eksik incelemeye dayalı karar kaldırılmalıdır. Bu itibarla, davalı vekilinin istinaf taleplerinin HMK 353-.1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılarak yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine oy birliği ile karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki kararı sonrası yeniden yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi'nce; "Tarafların kardeş olduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.HMK'nun 203/1-a maddesi, HMK'nun 200. Maddesinde düzenlenen ''senetle ispat zorunluluğunun ''istisnasıdır. Aynı yasanın 201. Maddesinde düzenlenen ''senede karşı tanıkla ispat yasağının istisnası değildir.Yani HMK 203/1-a maddesinde düzenlenen yakın hısımlar arasındaki bir hukuki ilişki, işlem senede bağlanmış ise bu senede karşı ileri sürülecek savunmalar tanıkla ispat edilemez ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Somut olayda davacı tarafından senedin bedelsiz olduğu yazılı delille ispatlanamadığından davanın reddine" şeklinde hüküm tesis edilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemece HMK m. 203 hükümleri gözardı edilerek tesis edilen yerel mahkeme kararının incelenerek kaldırılmasını, yerel mahkemenin huzurdaki davayı kambiyo senedine dayalı olarak yapılan icra takibinde borçlu olunmadığının tespiti talepli bir dava olarak izah ederek red gerekçelerini sıraladığını, yerel mahkemece aslen davalı tarafın davaya konu alacağın belgesi olarak ileri sürdüğü senetlerin geçerli olmadığının karar gerekçesinde kabul edildiği halde bu hususta senetlerin iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmiş olmasının kamu düzenine aykırı olduğunu, senetler yönünden hiçbir bilirkişi incelemesinin yapılmadığını, bu senetlerdeki imzaların geçerli olup olmadığının mahkemece re'sen araştırılmadığını, davanın tüm aşamalarında müvekkilinin senetlerin aslından haberdar olmadığını, davalının elinde senetler bulunduğundan hareketle müvekkilini baskıladığını belirtmişse de davalı tarafça senetlerin dosyaya sunulması akabinde senetlerin geçerliliği yönünden hiçbir resmi araştırma yapılmamış olmasının müvekkilinin hiçbir borcu bulunmayan davalıya karşı borçlu konumuna gelmesine sebebiyet verebilecek şekilde red kararı tesis edilmesine neden olduğunu, davaya konu söz konusu senetler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmaksızın hüküm tesis edildiği için senetteki tüm imzaların ve yazıların aynı kişinin elinin ürünü olduğunu ve özellikle de kimin eli ürünü olup olmadığı hususlarının mahkemece tespit olunmadığını, davacının kambiyo senetlerinden dolayı borcunun olup olmadığının kamu düzeni kuralları çerçevesinde mahkemece re'sen araştırılmadığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe;Dava, İİK'nın 72 maddesine dayalı menfi tespit istemidir.Yeniden yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı taraf istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacı, davalı kardeşine vermiş olduğunu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitini ve senetlerin iptaline karar verilmesini talep etmiş, davalı ise savunmasında, davacıya borç vermiş olduğunu ve bu denenle davacının kendisine 100.000 USD bedelli senet verdiğini dava değerinin eksik gösterildiğini ve eksik harçla açıldığını ileri sürmüş, Mahkemece senetler dosyaya ibraz edilmediğinden dava değeri 20.000,00 TL kabul edilerek davalının 20.000,00 TL lik senetten kaynaklı alacağı olduğuna dair her hangi bir delil sunmamış olması, davalının senetlerin kendinde olduğunu ikrar etmesi, mahkemece istenmesine rağmen dosyaya ibraz etmemesi, ispat yükünü üzerine almış olması nedenleriyle mahkemece davaya konu keşidecisi ..., lehtarı ... olan 20.000,00 TL bedelli senetten kaynaklı olarak davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir.Dairemiz önceki kararında; davalının elindeki belgeyi sunmaması halinde, HMK 220/2maddesi gereğince mahkemece resen yemin teklif edilerek, bundan sonra 220/3 maddeye göre hüküm kurulması gerektiğinden eksik incelemeye dayalı karar kaldırılmasına karar vermiş, kaldırma kararından sonra keşidecisi davacı, lehtarı davalı olan, her ikisinin keşide tarihinin 10/08/2019, vade tarihleri bulunmayan ve değerleri 50.000 USD olan, toplamda 100.000 USD bedelinde iki senet sunulmuştur. Yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı vekili tarafından, dava konusu senedin bedelsiz olduğu belirterek senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş, davalı vekili ise davacının borcu karşılığında senedin düzenlenerek davalıya verildiğini, HMK 203/1-a maddesinde düzenlenen yakın hısımlar arasındaki bir hukuki ilişki, işlem senede bağlanmış ise bu senede karşı ileri sürülecek savunmalar tanıkla ispat edilemez ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir kuralı gereğince somut olayda davacı tarafından senedin bedelsiz olduğu yazılı delille ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmiş, bu kez davacı yan istinaf kanun yoluna başvurmuştur.Davacının istinaf taleplerinin incelenmesinde; Dosya ibraz edilen senetlere karşı henüz icra takibine geçilmeden menfi tespit davası açıldığı, bir kambiyo senedi olan bononun keşideci tarafından bazı unsurları eksik olarak düzenlenmesi ve bu eksikliklerin bonoyu elinde bulunduran kişi tarafından doldurulması TTK'nun 778/2-f maddesi yollamasıyla TTK'nun 680. maddesi gereğince mümkün olduğu, senedin bedel kısımlarında eksiklik bulunmadığı, vade yönünden eksiklik ile ilgili herhangi bir iddia ileri sürülmediği, HMK m.203/a da bahsi geçen senet kuralının kambiyo senedi olarak tanımlanmadığı, 100.000,00 $ üzerinden mahkemenin talep etmiş olduğu harç 6.181,71 TL olup işbu bedel ara karar tarihindeki kur üzerinden değil dava tarihindeki kur üzerinden dikkate alındığı böylelikle davanın heyetli mahkemede görülmesi gerekirken tekli hakim tarafından görülmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan işbu kararın bu yönüyle de kaldırılması gerektiği şeklindeki istinaf nedeni de isabetsizdir. Davacı alacaklılarından kurtulmak amacıyla davalı kardeşine aslında bedelsiz olan senedi düzenleyerek verdiğini baştan beri ileri sürdüğü ve senetlerin dosyaya ibrazından sonra yazı ve imza itirazı ileri sürülmeyerek üstelik 100.000 USD yönünden harcı tamamlayarak yargılamaya devam edilmesi, yargılama sırasında ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların istinaf aşamasında dinlenmesi mümkün olmamakla; davacı yanın istinaf aşamasında senetler üzerinde yazı ve imza yönünden bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verildiği şeklindeki istinaf nedenleri kabul edilebilir değildir. Yine davacı yan HMK 203/a maddesinin yanlış değerlendirildiğini iddia etmişse de; Mahkemesince de isabetli olarak tespit edildiği üzere; HMK'nın 203/1-(a) hükmü gereğince yakın hısımlardan sayılan kardeşler arasındaki hukuki işlemler tanık ile ispatlanabilirse de, bu istisnanın yakın hısımlar arasında senet alınması manevi bakımdan imkansız bulunması hali için kabul edildiği, yakın hısımlar arasındaki bir hukuki işlem senede bağlanmışsa, artık manevi imkansızlıktan söz edilmesine ve tanık dinletilmesine imkan olmadığı, somut dosyada artık kardeşler arasındaki hukuki ilişki senede bağlandığından davacının senedin bedelsiz olduğu iddiasını aynı kuvvette yazılı delil ile ispatlaması gerektiğine dair gerekçenin (Benzer konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/02/2025 tarih, 2024/2290 Esas ve 2025/872 Karar sayılı ilamı) usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmakla, oy birliği ile aşağıdaki hükmün kurulması cihetine gidilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1.HMK m.353/1-b-1 gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan REDDİNE,2.İstinaf incelemesinin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle AAÜT 2/2 hükmü uyarınca ücreti vekalet taktirine yer olmadığına,3.Davacıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 345,55 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,4.İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin HMK'nın 360 ıncı maddesi yollamasıyla, madde 323 uyarınca istinafı talep eden üzerinde bırakılmasına, 5.Dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğden itibaren iki hafta içinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere başka yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine veya İlk Derece Mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Yargıtayın ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere HMK 361/1 maddesi gereğince temyiz yasa yoluna başvurma hakkı bulunduğuna oy birliği ile karar verildi.06/11/2025