İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... markasının müvekkilinin kuruluşundan bu yana kullandığını, TPMK nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı yanın müvekkili ile aynı alanda ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalıya ait ... ... 1932 sözcüğü ve ... ... 1932 yazılı şekilde o…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1099 Esas KARAR NO: 2025/1666 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 21/12/2022 NUMARASI: 2021/76 E. - 2022/173 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... markasının müvekkilinin kuruluşundan bu yana kullandığını, TPMK nezdinde müvekkili adına tescilli olduğunu, davalı yanın müvekkili ile aynı alanda ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davalıya ait ... ... 1932 sözcüğü ve ... ... 1932 yazılı şekilde oluşan markalarının müvekkilinin markası ile karıştırılmaya sebebiyet vereceğini ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini belirterek, davalıya ait markaların hükümsüzlüğüne, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitine ve durdurulmasına ve 300.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının yasal dayanaktan yoksun olduğunu, marka hakkına tecavüz ve markalar arasında benzerlik iddialarının asılsız olduğunu, ... ... markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davacının tazminat taleplerinin de haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "Tüm bu açıklamalar muvacehesinde toplanan deliller, kısmi olarak hükme esas alınan bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde, SMK md.6/1 ve 6/3 kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının tescilli markasını tescilli olduğu hali ile uzun süredir kullandığı, somut olayda marka hakkını ihlal ve haksız rekabetin söz konu olmadığı anlaşıldığından sübut bulmayan davanının esastan reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemece bilirkişi raporlarına dahi aykırı olarak red kararı verildiğini, 20.12.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda bilirkişiler tarafından "2010/41171 sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının doğduğu, Markanın hükümsüzlüğüne karar verildiği takdirde karar geriye etkili olacağından davalı kullanımının ortalama tüketici kitlesi üzerinde karıştırılma ihtimaline sebebiyet verip vereceği, Buna bağlı olarak haksız rekabet koşullarının oluştuğu " rapor edildiğini, 16.04.2021 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda da bilirkişiler aynı görüşü benimsediğini, Davalı tarafından delil sunma süresi geçtikten sonra bilirkişi raporuna itiraz sürecinde sunulan "davalının İstanbul Seyrantepe’de bulunan “... ...” toptan satış yerinde çalışan ve ailevi sorunları yüzünden işyerinde yatan Aytekin Eliçok isimli işçinin girdiği bunalım sonucu gece patronu ... Selen’e bir intihar notu bırakarak yaşamını 21.10.1994 tarihinde sonlandırması üzerine, 26.10.1994 tarihinde olayın Show T.V.’de yayınlanan “Sıcağı Sıcağına” isimli haber programına konu olduğunu, işyerinde yapılan çekimlerde “... ...” markasını taşıyan peynir tenekesi ve vakumlu yoğurt görüntülerinin yer aldığını, bu görüntülerin “... ...” ibaresinin davalı tarafından markasal olarak 1994 tarihinde kullanıldığını ispatladığına," yönelik iddiası üzerine yeniden rapor alındığını, bu kayıtların süresinde sunulmamış olup delil olarak kabul edilemeyeceğini, bu halde dahi müvekkilinin tescilinin daha önce olduğunu, TPMK kayıtlarından; 29. Sınıfta 04/02/1985 başvuru tarihli 85/084095 başvuru numaralı ... markasının (tescil başvurusu 04.02.1985 tarihinde Ticaret ve sanayi Bakanlığı’naÜnal Sungur tarafından yapılmış ve tescil edilmiştir, anılan marka Türk Patent enstitüsünün kuruluşu olan 1995 senesinden sonra Türk Patent enstitüsü nezninde tescilli olarak ... Sungur lehine hak doğurmaya devam etmiştir. Marka devir sözleşmesi ile , Malkara Noterliğinin 16/01/1995 tarihli 00651 yevmiye nolu devir sözleşmesi ile 084095 sayı ile tescilli ... markasının ... Sungur tarafından ... ... İth.İhrc.Tic.Ltd.Şti'ye 500.000 TL bedel karşılığında devredilmiştir.) , 29. Sınıfta18/03/2009 başvuru tarihli 2001/11508 başvuru numaralı ... markasının, 29. Sınıfta15/06/2001 başvuru tarihli 2009/13312 başvuru numaralı ... ...+şekil markasının,29. Sınıfta25/05/2010 başvuru tarihli 2010/34400 başvuru numaralı ...+şekil markasının,29. Sınıfta25/05/2010 başvuru tarihli 2010/34397 başvuru numaralı ...+şekil markasının, 29. Sınıfta05/02/2013 başvuru tarihli 2013/10807 başvuru numaralı ... Türkiye'nin Peyniri+şekil markasının,29. Sınıfta03/04/2006başvuru tarihli 2006/13112 başvuru numaralı ... markasının,29. Sınıfta29/06/2012 başvuru tarihli 2012/59231 başvuru numaralı ...+şekil markasının,29. Sınıfta18/04/2014 başvuru tarihli 2014/32296 başvuru numaralı ...+şekil markasının, ve başka markaların ... ... İthalat İhracat Tic. Tic. Ltd. Şti. adına tescilli olduğunu, dolayısı ile tescil 1985 yılına dayandığını, -02.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda da “... ...” ibaresinin T.V. programının yayınlandığı 26.10.1994 tarihinden önce markasal olarak kullanılmış olabileceği hususunun eskiye dayalı kullanıma dayalı üstün ve gerçek hak sahipliğini kanıtlamaya yeterli olduğunun belirtilmediğini, mahkeme gerekçeli kararına bakıldığında kullanımın önceliği sonralığına da bakılmadığını, Mahkemece ... PEYNİR markası ile ... ... 1932 + ŞEKİL markalarını karıştırma ihtimallerinin düşük olduğunu belirttiğini ancak bilirkişiler raporlarında aksini beyan ettiğini, -Hesap edilen vekalet ücretlerinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın da hesabı mümkün iken bu da yapılmadığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin katılma yoluyla istinaf ve cevap dilekçesinde özetle; -HMK'nun 348/1 maddesi gereğince kararda davalı yararına eksik olarak hükmolunan vekalet ücreti kararları ile sınırlı olarak istinaf talebinde bulunduklarını, Davacı tarafça, Marka hakkında tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i talebi, Markanın hükümsüzlüğüne ve marka cicilinden terkinine karar verilmesi talebi, Markaya tecavüz nedeniyle 100.000 TL maddi tazminat talebi, Haksız rekabetten dolayı 100.000 TL maddi tazminat talebi, Ticari itibarın zedelenmesi nedeniyle 100.000 TL ( manevi ) tazminat talebi olduğunu, Mahkemece, Markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebi yönünden (maktu) vekalet ücreti verilmediğini, İki ayrı maddi tazminat talebi ( toplamda 200.000 TL ) olmasına karşın bu talepler bakımından eksik hesaplama yapıldığını, nispi tarife üzerinden toplam 31.000 TL vekalet ücreti yerine 15.000 TL vekalet ücreti takdir edildiğini, Manevi tazminat yönünden nispi tarifeye göre 16.000 TL olarak hesaplanması gereken vekalet ücreti 15.000 TL olarak eksik hesaplandığını, bu yönden kararın kaldırılmasına karar verilmesini-Ek delillerini HMK 176 ve devamı maddelerindeki düzenlemeye uygun olarak Mahkemeye ıslah dilekçesi yoluyla sunduklarını, ıslah yolu ile delil dilekçesinin de değiştirilebileceğini, davalının tescil tarihinden çok daha önceye dayalı fiili kullanımının da dikkate alındığında kötü niyetle kullanımdan bahsedilemeyeceğini, davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu uyuşmazlık, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması ve bu nedenle maddi- manevi tazminat istemi ile birlikte, davalı adına TPMK nezdinde 2010/41171 numara ile tescilli ... ... 1932 ibareli markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. TPMK kayıtlarının incelenmesinde, davacıya ait ..., ...+şekil, ..., ...+şekil, ... ...+ şekil ibareli 05 ve 29. Sınıflarda tescilli birden fazla markanın bulunduğu, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait ... ... 1932 ibareli markanın da 29. Sınıfta, 23/06/2010 tarihinde tescil edildiği görülmektedir.Mahkemeye sunulan 20/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; 2010/41171 sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının doğduğu, markanın hükümsüzlüğüne karar verildiği takdirde karar geriye etkili olacağından davalı kullanımının ortalama tüketici kitlesi üzerinde karıştırılma ihtimaline sebebiyet verip vereceği, buna bağlı olarak haksız rekabet koşullarının oluştuğu, davacının yoksun kaldığı kazancın değerlendirilmesi bakımından davalı tarafta ticari defter incelemesi yapıldığı ancak davacı tarafta inceleme yapılamadığından bu hususta değerlendirme yapılamadığı, davacının haksız rekabet nedeniyle oluşan ve delile dayanmayan mali talepleri ile ticari itibar kaybı taleplerinin Mahkemeniz takdirinde olduğu, görüş ve kanaati bildirildiği, alınan ek raporlarda da aynı görüş ve kanaatlerin bildirildiği anlaşılmıştır. Malkara Asliye Hukuk Mahkemesine yazılan talimat bilirkişi raporunda özetle ; davacının yerinde inceleme anında ibraz edilen yasal defterleri ve rapora ek yapılan kurumlar vergisi beyannamesine göre 2015/2020 yılları arasındaki sürede ... markası adı altında 612.480.580,76 TL tutarında gelir edildiği görüş ve kanaati bildirilmiştir.SMK mad.25/6 uyarınca marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez.Davacının “...” ibaresi üzerindeki marka hakkının, tescil tarihi itibariyle 04.02.1995 olduğu kayıtlıdır. Davalının “...” ibareli markası 23.06.2010'dur. Davalı,“... ...”nin 1932 yılında kurulduğunu savunmaktadır. Buna ilişkin delillerde 2011,2008 tarihli ISO 9001 belgeleri,99 tarihli marka tescil belgesi, 1997 tarihli işyeri ruhsatı sunulmuş olup, bu belgelerin tarihi davacının marka tescili olan 1995 sonrası olduğundan öncelik değerlendirmesinde esas alınmamıştır.Buna karşılık 1988 tarihli ... ... kuruluş Ticaret Sicil gazetesi, 1988 tarihli sicil tasdiknamesi, 1992 ve 1994 tarihli ... ... adı taşıyan makbuz, 1993 tarihli elektrik tutanağı görülmektedir. Bu belgeler davalının işletme olarak 1995 tarihinden önce kurulduğunu göstermektedir. Ayrıca davalı tarafından dosyaya sunulan USB içerisinde yer alan 26/10/1994 tarihli Show TV'de yayınlanan "Sıcağı Sıcağına" isimli programın içerisinde yer alan video ve görüntülerden de anlaşıldığı üzere, davalı iş yerinde ... ... ibaresi taşıyan ürün ambalajlarının bulunduğu, ... ... ibaresinin Tv programının yayınlandığı 26/10/1994 tarihinden önce markasal olarak kullanılmış olduğu 02/11/2022 tarihli ek bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Davacının TPMK kayıtlarından; 29. Sınıfta 04/02/1985 başvuru tarihli 85/084095 başvuru numaralı ... markasının (tescil başvurusu 04.02.1985 tarihinde Ticaret ve sanayi Bakanlığı’na... tarafından yapılmış ve tescil edilmiştir, anılan marka Türk Patent enstitüsünün kuruluşu olan 1995 senesinden sonra Türk Patent enstitüsü nezninde tescilli olarak ... .r lehine hak doğurmaya devam etmiştir. Marka devir sözleşmesi ile , Malkara Noterliğinin 16/01/1995 tarihli 00651 yevmiye nolu devir sözleşmesi ile 084095 sayı ile tescilli ... markasının ... Sungur tarafından ... ... İth.İhrc.Tic.Ltd.Şti'ye 500.000 TL bedel karşılığında devredilmiştir.) Sessiz kalma yoluyla hak kaybında, hak genel olarak sona ermemekte, sadece bu haktan eylemine sessiz kalınan kişi ya da kişilerin yararlanmasına katlanılmaktadır. Bununla birlikte önceki hak sahibinin uzun süre sessiz kalması mücbir sebep ya da objektif imkânsızlık gibi haklı bir nedene dayanıyorsa ve bunun ispatlanması hâlinde sessiz kalma yoluyla hak kaybı söz konusu olmayacaktır.Sessiz kalmanın ne kadar süre geçtikten sonra hak kaybına sebep olacağı, dava tarihinde yürürlükte olan ve somut olaya uygulanması gereken 556 sayılı KHK'da düzenlenmiş değildir. Bununla birlikte 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile ilk defa marka hukukunda hükümsüzlük davaları yönünden sessiz kalma yoluyla hak kaybına ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. SMK’nin 26/6. maddesi; “Marka sahibi, sonraki tarihli bir markanın kullanıldığını bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde bu duruma birbirini izleyen beş yıl boyunca sessiz kalmışsa, sonraki tarihli marka tescili kötü niyetli olmadıkça, markasını hükümsüzlük gerekçesi olarak ileri süremez” hükmünü haizdir. Buna göre marka hükümsüzlük davalarında sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin uygulanabilmesi için beş yıllık sürenin geçmiş olması gerekmektedir. Ancak somut olay yönünden mevzuatta bir süre belirlemesi bulunmadığından TMK’nin 2. maddesi de gözetilmek suretiyle her somut olayın özellikleri dikkate alınarak sürenin belirlenmesi gerekmekte olup, uygulamada genellikle bu süre beş yıl olarak yerleşmiştir.Hemen belirtilmelidir ki; sessiz kalma sebebiyle dava açılamayacağı yönündeki savunma bir def’i olmayıp itirazdır. Zira sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilkesinin dayanağı TMK’nın 2. maddesi olduğuna göre, dava açılması açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve bu durum dava dosyasından ortaya konulabiliyorsa, sessiz kalma yoluyla hak kaybı bir itiraz olarak kabul edilip hâkim tarafından resen dikkate alınmalıdır. Keza TMK’nin 2/2. maddesi gereğince bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, her ne kadar Mahkemece, belirtilen sebeplerle iltibas bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de mevcut delillere ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, davalıya ait markanın ve davacı markasının uzun yıllar birlikte kullanıldığı, davalının kötü niyetli olduğuna dair dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, davalının işletme olarak 1995 tarihinden önce kurulduğu, aradan geçen boyunca davacının çekişmesiz bir biçimde kullanıma sessiz kalarak dava hakkını kaybettiği, bu sebeple Mahkemece re'sen gözetilecek sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş ise de, kararın sonuç itibariyle yerinde olduğu anlaşılmış, açıklanan sebeplerle davacı istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18.07.2011 tarih, 2010/391 esas, 2011/8996 karar sayılı ilamı)Mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddi kararı verilmiş ise de, Dairemizin kararında gerekçe düzeltildiğinden; davacı vekilinin istinaf talebinin re'sen gözetilen sebeplerle kısmen kabulü gerektiği, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, düzeltilmiş gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, davalının istinaf başvurusu hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/12/2022 tarih, 2021/76 E., 2022/173 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- Davanın REDDİNE, 4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin yatırılan 5.123,25 TL'den mahsubu ile fazladan yatan 4.507,85 TL harcın talebi ve isteği halinde davacıya iadesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından yapılan: 116,20 TL posta gideri yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen tecavüz ve haksız rekabet talepleri yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen maddi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen marka hükümsüzlüğü talepleri yönünden davalı vekili yararına hesap olunan 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf talebinin esası incelenmediğinden davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 107,20 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 599,20 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-6100 Sayılı HMK' nun 326/1 maddesi gereğince davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/12/2025