İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hazır giyim sektöründe ... markası ile faaliyet gösteren bir firma olduğunu, Tasarım Merkezi kurma yetkisine sahip olduğunu, özgün tasarımlarını kendi bünyesinde üreterek yurt içi ve yurt dışında sattığını, davalı f…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1268 KARAR NO : 2025/1694 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/03/2023 NUMARASI : 2019/368 E. - 2023/74 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 11/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin hazır giyim sektöründe ... markası ile faaliyet gösteren bir firma olduğunu, Tasarım Merkezi kurma yetkisine sahip olduğunu, özgün tasarımlarını kendi bünyesinde üreterek yurt içi ve yurt dışında sattığını, davalı firmanın ... ...'in sahibi ve tek imza yetkilisi olduğu bir firma olduğunu, ... markasının sahibi olduğunu, dava dışı ...'ın davalı firma bünyesinde tasarımcı olarak çalıştığını, Linkedin isimli - sosyal medya platformunda oluşturduğu hesap bilgilerinden bu hususun anlaşıldığını, müvekkilinin özgün tasarımlarının şüpheliler tarafından birebir kopyalanarak müvekkilinden sonra satışa sunulduğunu, ...'ın 01.02.2019 ve 11.02.2019 tarihlerinde müvekkilinin mağazasında alışveriş yaptığını, Müvekkilinin 12901, 2904 ve 2902 kodlu ürünlerini satın aldığını, sonrasında davalının bu ürünlerin desen ve tasarımlarını birebir taklit ederek, ... markası adı altında üretip daha düşük fiyattan satışa sunduğunu, davalı yanın sınai haklarından olan tasarım hakkına tecavüz ettiklerini ve haksız rekabete neden olduklarını ve kötü niyetli olduklarını, müvekkilinin 12901 kodlu tulumunun 579 TL'den satışa sunulduğunu, davalı tarafından 1261 model koduyla taklit edilerek üretildiğini, 38 USD karşılığı satışa sunulduğunu, müvekkilinin 2904 kodlu elbisesinin 479,90 TL'den satışa sunulduğunu, davalı tarafından 1250 model koduyla taklit edilerek üretildiğini, 44 USD karşılığı satışa sunulduğunu, müvekkilinin 2902 kodlu elbisesinin 549 TL'den satışa sunulduğunu, elbisenin şüpheliler tarafından satışa sunulduğunun müvekkilinin müşterileri tarafından ihbar edildiğini, davalının önceki sezonlarda da müvekkilinin ürünlerini taklit ettiğinin ihbar edildiğini, davalı şirketin yetkilisi ... ...'in eşi ... ...'in müvekkilinin 6805 ve 6806 kodlu bluzlar ve 2808 kodlu elbisesini satın aldığını, bu ürünlerin de kopyalandıklarını ve ... markası adı altında satışa sunulduğunu, müvekkili şirketin yaptığı araştırma neticesinde davalının ürünleri dava dışı ... mağazası - ... isimli bir tacir tarafından piyasaya arz edildiği bilgisine ulaştığını, ... isimli mağazanın davalıya ait www...com.tr internet sitesinde satış noktası olarak tanıtıldığını, İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/60 Değişik İş sayılı dosyası ile tecavüzün tespit edildiğini, verilen tedbir kararlarının İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası ile infaz edildiğini, ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde 2019/50263 Esas sayılı dosyası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, söz konusu tasarımlara ilişkin herhangi bir tasarım tescilinin bulunmadığını, ancak ürünlerin kamuya davalıdan çok önce sunulduğunu, müvekkilinin 2019 İlkbahar Yaz sezonu için hazırlık, tasarım ve eskiz çalışmalarına 2018'de başladığını, davaya konu ürünlere ilişkin Bilim ve Sanayi Bakanlığı'na ait Ar-Ge portalı üzerinden tasarım projesinin 01.09.2018 tarihinde oluşturulduğunu, başvurunun 12. ve 13. sayfasında müvekkilinin desen çalışmalarının, 17. ve 27. sayfasında davalının taklit ettiği modellerin taslak çalışmalarının bulunduğunu, müvekkilinin davaya konu ürünlerin kumaşlarını ... Tekstil'den 24.10.2018, 07.11.2018, 13.11.2018 tarihlerinde satın aldığını, müvekkilinin, koleksiyonu satışa sunmak için 21.01.2019 tarihinde Nişantaşı ve Mall of İstanbul mağazalarına sevk ettiğini, sevk irsaliyesinde ürün kodlarının görülebileceğini, müvekkilinin ürünlerinin tanıtımını yapabilmek için 22.01.2019 tarihinde 3000 adet katalog siparişi verdiğini ve kamuya arz ettiğini, kataloğun Beyoğlu 16. Noterliği'nin 14.03.2019 tarihli ... yevmiye numaralı beyannamesiyle de tasdik edildiğini, davaya konu ürün tasarımlarının davalı tarafından tüketiciye 28.02.2019 tarihinde arz edildiğini, ... moda kullanıcı adı ile instagram sosyal medya hesabından yayınladığını, ihtiyati tedbir kararı verilmesini, Davanın kabulü ile şimdilik SMK 151/2-a kapsamında 10.000-TL maddi tazminat ve yoksun kalınan kazanç ile 10.000- TL manevi tazminatın ticari avans faizi ile birlikte tahsilini, talep etmiştir. Davacı vekili 4.10.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 220.000 TL olarak talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davaya konu ettiği tasarımların Türkiye'de tescilli olmadıklarını, davacı tarafın hak sahipliğini ispatlaması gerektiğini, tescil başvurusu yapılmamış bir tasarım üzerinde davacı tarafın hak sahipliğinin meçhul olduğunu, dava konusu ürünlerin yıllardır gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında üretilip satılan, yenilik kriteri olmayan, harcı alem ürünler olduklarını, söz konusu tasarımlar hakkında tescil başvurusu olmadığı için hükümsüzlük davası açılamadığını, davacı tarafın davasına konu ettiği ürünü ... adına kayıtlı ... isimli işyerinden satın aldığını beyan ettiğini, müvekkilinin ... isimli şahısla ve işletmesi ile hiçbir hukuki bağlantısı bulunmadığını, hukuki ve kişisel bağlantı olmadan bir başka kişi ve işletme ile bağlantılandırılarak hukuka aykırı bir şekilde delil oluşturmaya çalışıldığını, müvekkilinin dava konusu ürünleri üretip sattığına yönelik somut hiçbir delil bulunmadığını, hukuka aykırı deliller üretildiğini, müvekkilinin davacı tarafın herhangi bir tasarımının aynısını veya benzerini üretmediğini ve satmadığını, 2019/60 D. İş sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporlarında internet sitesinde yapılan incelemelerde ve İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasında müvekkili işyerinde ve bilgisayarlarında yapılan incelemelerde bu hususta herhangi bir delile rastlanmadığını, Müvekkilinin internet sitesi ve sosyal paylaşım ağlarının teknik olarak ürün satışı yapılmasına uygun olmadıklarını belirtmiş ve Davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddini, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; 1-Tasarım hakkını ihlal nedeniyle somut olayın özellikleri ve BK hükümlerine göre takdiren 50.000,00 TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 29.3.2019 tarihinden itibaren ticari avans faiz ile davalıdan tahsiline, ıslah ile talep edilen fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Manevi tazminat isteminin kabulü ile 10.000,00 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 29.3.2019 tarihinden itibaren ticari avans faiz ile davalıdan tahsiline, 3-D.iş sayılı dosya kapsamında Mahkememizce verilen tedbir kararı mahallinde infaz edildiğinden Davacı yanca yatırılan (4.10.2019 tarihli makbuz ile) teminatın kararın kesinleşmesi beklenmeden davacı yana iadesine,4-Ürün örneklerinin ise karar kesinleştiğinde davacı yana iadesine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece hükmedilen manevi tazminata ilişkin hükmettiği miktara bir itirazlarının olmadığını, hükmedilen 50.000-TL maddi tazminatın uğranılan maddi zarar ile hakkaniyet ilkesi birlikte değerlendirildiğinde cüzi bir miktar olduğunu, davalının ürünleri çok düşük bir fiyat ile piyasaya arz etmesi sebebiyle müvekkili şirket büyük ölçüde maddi zarara uğradığını, ticari itibarı da önemli ölçüde zedelendiğini, dosya kapsamında alınan kök ve ek rapor içeriklerinde müvekkili şirketin tasarımına tecavüzün gerçekleştiğinin belirtildiğini gözeterek, müvekkili şirketin tasarım hakkına tecavüz edildiğine kanaat getirdiğini, davalı müvekkili şirketin ürünlerini satın alarak, aldığı ürünlerin kalıplarını çıkartıp ayırt edilemeyecek kadar benzerini satışa sunduğunu, mahkeme bilirkişi raporuna atıfta bulunarak SMK 151/2-a maddesi gereğince yoksun kalınan kazancın 2902 kodlu elbise için 228.421,00-TL, 2904 kodlu elbise için 199.319,10-TL, 12901 kodlu tulum için 245.905,00-TL olarak toplam 673.645,10-TL ve tespit günü Temmuz 2021 tarihine kadar da ek olarak o ERP sisteminden 35.818,90-TL zarar olduğuna yer verdiğini, müvekkili şirketin yoksun kaldığı kazanç sadece bilirkişi raporuyla tespit edilebileceği ölçüde 700.000,00-TL'nin üzerinde olarak belirlendiğini, mahkeme gerekçeli kararında yoksun kalınan kazanç miktarını tespit ederken ürünün tanınmış bir markaya ait olup olmamasına, kullanılan tasarımların birbirlerine olan benzerlik düzeylerinin dikkate alınması gerektiğini vurguladığını, karşı tarafın yoksun kazancın ispat edilemediğine dair dosyada itirazı olmadığını, detaylı bir bilirkişi raporu varken net bir yoksun kalınan kazanç belirlemesi yapılamadığını ileri sürerek bu denli yüksek bir hakkaniyet indirimi yaparak karar vermek hukuka aykırılık teşkil ettiğini ve hatta tasarım hakkına tecavüz eden tarafı zenginleştiği miktarlar düşünüldüğünde ödüllendirdiğini, mahkeme SMK 151/2(a) maddeye uygun hareket etmediğini, hakkaniyet indirimi yapmasının bozma sebebi olduğunu, mahkeme gerekçesinin isabetli olmadığını, dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin 12901 ve 2904 kodlu ürünlere ilişkin tasarım hakkına tecavüz eyleminin vaki olduğu sarih bir şekilde tespit edilmiş iken; mahkeme kararında sadece 12901 kodlu elbise için tecavüz olduğu ve bu ürün için maddi tazminata hükmedilmiş olması olduğunu, mahkemece tek ürün için verilen tazminat kararının hatalı olduğunu, davanın açıldığı yıl 2019 olduğunu ve ilk derece yargılamasının 2023 yılında sona erdiği göz önüne alındığından, ülkemizde her gün artan enflasyon oranı ve kurda yaşanan artışlar sebebiyle müvekkili şirketin lehine hükmedilen 50.000-TL maddi tazminat oldukça düşük olduğunu, tüm bu nedenlerle tasarım hakkını ihlal eden tarafa adeta ödül niteliğinde olan bu kararın maddi tazminat yönünden kaldırılarak yeniden yargılamanın yapılmasını talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafa ait tasarım tescilsiz nitelikte olduğunu, öncelikli olarak davacının ilgili tasarımının yenilik kriterini sağladığını kamuya mal olmadığını ispatlaması gerektiğini, davacı tarafından sunulan delillerde tasarımın kamuya ilk sunulduğu tarihin gerçek dışı belirtildiğini, söz konusu tasarımın daha eski tarihli kamuya sunulduğunu, taraflarınca bilirkişi raporuna yapılan itirazlar da bu durum beyan edildiğini, ek rapor alınarak uzman bilirkişilerce kamuya ilk sunulduğu tarihin tespit edilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde karar verildiğini, bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirmeler gerçek dışı olup davacı tasarımları özgün mahiyette olmadığından bilgilenmiş kullanıcı üzerinde ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğu gibi bir intiba oluşturmayacağını, davaya konu tescilsiz tasarımlar incelendiğinde ilgili tasarımların salt çiçek desenleri ve yine kırmızı renk baskın unsur olacak biçimde desenli şekilde tasarlandığı görüleceğini, bu tasarımların özgün ve ayırt edici olduğundan bahsedilemeyeceğini, öncelikli olarak tasarımların ayırt ediciliğinin düşük olduğu belirtilebileceğini, müvekkilinih tasarım hakkına tecavüz ettiği gerekçesiyle verilen karar hatalı olduğunu, özgün ve ayırt edici olmayan davacı tasarımlarına tecavüz teşkil edilmesinin mümkün olmadığını, mahkeme tazminat hesaplamasında bilirkişilerin hatalı değerlendirmelerine riayet ettiğini, davacı tüzel kişi lehine hangi gerekçe ile manevi tazminat verildiği anlaşılamadığını, kanunda düzenlenen manevi tazminat şartlarına aykırı şekilde hüküm kurulduğunu, davacı lehine hükmedilen maddi tazminat miktarı fazla olduğunu, davacının seçtiği hesaplama yöntemine göre bu oranda maddi kazanç elde etmesinin mümkün olmadığını, davacı söz konusu tasarımları sınırlı şekilde kullandığını, satış rakamları incelendiğinde dahi bu durum tespit edilebileceğini, davacının satış sayısı ve satış rakamları yeterince incelenmeden verilen bu karar ile davacının muhtemel gelirinin belirlenmesi mümkün olmadığını, 2902 kodlu ürünün müvekkili yada başka bir kimse tarafından hiç kullanılmamış bir ürün olmasına rağmen dava konusu diğer iki ürünle benzer satış verilerine sahip olması gösterdiğini, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı yanın iddialarının aksine kopyalanarak üretilen ürünlerin desen motiflerinin ayırt edici ve özgün olduğu çok açık olduğunu, müvekkilinin tasarımlarının davalı tarafından kopyalanıp satışa sunulması sebebiyle müvekkili itibarı zedelendiğini, marka hakkına zarar verdiğini, müvekkili şirketin manevi tazminata hak kazanamaması gerektiğine dair iddia haksız olduğunu, müvekkili şirketin manevi zarara uğradığı ve işbu sebeple manevi tazminata hak kazandığını, davalı yanın istinaf başvurusunun haksız ve mesnetsiz olduğunun kabulü ve istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, tescilsiz tasarım hakkına tecavüzden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. 12.4.2019 tarihli bilirkişi tespit raporunda; modellerde kullanılan kumaşların (2018 tarihinde bağlantıları yapılıp satın almaları bitirilmiş), modellerin stillerinin, kalıp özelliklerinin, kalıp detay ve kumaş kombinasyonlarının, kumaş, desen ve çeşitlerinin davalı tarafından aynıya yakın benzer özellikler taşıdığını ve taklit edilen ürünlerin etiketlerinde “...” ibaresi kullanıldığı bildirilmiştir.25.6.2019 tarihli ek raporda ; Dava dışı ... adlı kişinin "Linkedin” iş hesabına göre ... çalışanı olduğu, https://....comtr internet sitesinin domain Kaydına göre; ...” adına tescilli olduğu, https://....comtr satış sitesinde sipariş ve ürün incelemesi yapabilmek için siteye Whatsapp veya Telegram yazılımları aracılığıyla bildirimde bulunularak, site yöneticisi tarafından kullanıcı oluşturulmasıyla mümkün olabileceğini, Siteye üye olunmadan sınırlı sayıda ürün incelemesi yapılmakta olduğunu, davaya konu ürünlerin satışı yapılıp yapılmadığı tespit edilemediğini, davacının üretmiş olduğu 12901 kodlu “...”kodlu “...” etiketli ürün ile davalının 1261 nolu ... ibareli ürün incelendiğinde birebir taklit ürün olduğu, Davacının üretmiş olduğu 2904 kodlu “...” etiketli ürün ile davalının 1250 kodlu “...” etiketiyle üretmiş olduğu ürün incelendiğinde birebir taklit ürün olduğu , Davalıya ait “... moda” adlı instagram Sosyal medya hesabı incelendiğinde 26.02.2019 tarihinde eklenen videonun içerisinde davacı tarafın “12901” kodlu ürününün taklidine rastlandığını bildirmişlerdir. 26/08/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda; Davacı tarafa ait 2902, 2904 ve 12901 kodlu ürün tasarımlarının ilk kez davacı tarafından 21.01.2019 tarihinde kamuya sunulduğu ve yenilik ve ayırt edicilik niteliklerine sahip oldukları, davacı tarafa ait 2904 kodlu ürün ile dosyaya sunulu 1250 kodlu katalog sayfa görselinin ve ürün numunesinin aynı olma derecesinde benzer oldukları, davacı tarafa ait 2904 kodlu ürünün tasarımının davalı tarafından kullanılıp kullanılmadığı hakkında kesin bir kanaate varılamadığı, davacı tarafa ait 12901 kodlu ürün ile dosyaya sunulu 1261 kodlu katalog sayfa görselinin, ürün numunesinin ve ...¬- moda isimli instagram sosyal medya hesabında tespit edilen ürün görselinin aynı olma derecesinde benzer oldukları, Davacı tarafa ait 12901 kodlu ürünün tasarımının davalı tarafından ... -moda isimli instagram sosyal medya hesabında kullanılmış olduğu, davacı tarafa ait 2902 kodlu ürünün tasarımının davalı tarafından kullanıldığına dair herhangi bir hususun görülmediği, dava konusu ürünlerin tecavüz kapsamına girdiğinin hükmolunması halinde; SMK 151/2-a maddesi gereğince yoksun kalınan kazancın 2902 kodlu elbise için 228.421,00TL, 2904 kodlu elbise için 199.319,10TL, 12901 kodlu tulum için 245,905,00 TL toplam 3 ürün için 673,645,10 olduğunu, tespit günü Temmuz 2021 tarihine kadar da ek olarak o ERP sisteminden 35.818,90 zarar olabileceği bildirilmiştir. 25/04/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda; Kök raporda mali incelemelere ilişkin kanaatlerini aynen tekrar ettiklerini, dosyaya sunulan ürün numunelerinin ve katalog sayfa fotokopilerinin davalıya ait olduğunun kabulüne dair hukuki değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu bildirmişlerdir.Dosya kapsamına göre; https://....comtr internet sitesinin davalı ... adına tescilli olduğu, 2015/91012 nolu ... ibareli markanın davalı şirket adına tescilli olduğu, davalı şirketin 11.11.2015 tarihinde kurulduğu, tek yetkisinin ... ... olduğu, "... moda" adlı instagram hesabında 26.02.2019 tarihli paylaşılan videonun içerisinde davacı tarafın “12901” kodlu ürününün taklidine rastlandığı, davacıya ait ürünün tasarımının yenilik ve ayırt edicilik vasıflarına sahip olduğu, söz konusu tescilsiz tasarımın ilk kez davacı tarafından 21.01.2019 tarihinde kamuya sunulduğu, davalı tarafından paylaşımı yapılan ve 1261 nolu ... markalı olarak satışı yapılan ürünün davacıya ait 12901 nolu ürün ile kıyaslandığında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak algılandıkları bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup, tescilsiz tasarımın davacıya ait olduğu ve koruma kapsamında bulunduğu bu haliyle davalının husumet itirazının yerinde olmadığı , eyleminin tescilsiz tasarıma tecavüz teşkil ettiği anlaşılmıştır. Buna karşın 2904 ve 2902 kodlu davacı tasarımlarının davalı tarafından kopyalanarak kullanıldığı iddiası ise somut delillerle ispatlanamamıştır. SMK 149. Maddesine göre, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilen hak sahibi, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilecektir. Somut olayda davacı taraf, yoksun kaldığı kazancın, SMK'nın 151/2-a maddesi kapsamında, "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin rekabeti olmasaydı hak sahibinin elde edebileceği muhtemel gelir" seçeneğine göre hesaplanmasını ve 4.10.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle 220.000 TL maddi tazminatın hüküm altına alınmasını talep etmiştir. Davacının mali kayıtları üzerinde inceleme yapılmış ise de , davalının iş yerinde ihlal teşkil eden ürün bulunmadığı, ne kadar ürün sattığı hususunun tespit edilemediği bu nedenle davacının yoksun kaldığı gelirin tam olarak hesaplanması mümkün olmamıştır. Bu itibarla, SMK 151/3 maddesi uyarınca , yoksun kalınan kazancın hesaplanmasında, özellikle sınai mülkiyet hakkının ekonomik önemi veya tecavüz sırasında sınai mülkiyet hakkına ilişkin lisansların sayısı, süresi ve çeşidi, ihlalin nitelik ve boyutu gibi etkenler göz önünde tutulur hükmü ile birlikte somut olayın özelliklerine, göre ödemesi gerekli, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun olarak tam miktar belirlenemediğinden mahkemece TBK, 50-51 maddeleri gereğince belirlenen 50.000,00 TL maddi tazminatın makul olduğu, yine hükmedilen 10.000 TL manevi tazminatın somut olayın özelliği, ihlalin boyutu ve süresine göre (26.02.2019 video paylaşım tarihi ile 17.11.2019 dava tarihi arasındaki süre) hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen deliller ile kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/03/2023 tarih ve 2019/368 E., 2023/74 K. sayılı kararına karşı taraf vekillerince yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1024,65 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 409,25 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.098,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.024,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.073,50 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,7- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 11/12/2025