İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH:24/12/2025 YAZILDIĞI TARİH:24/12/2025 Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2023/54 Esas 2024/612 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; ... tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı o…
T. C. K A Y S E R İ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/333 KARAR NO: 2025/2112 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/05/2024 NUMARASI: 2023/54 Esas 2024/612 Karar DAVA: İtirazın İptali (ZMSS'den Kaynaklı Rücu Davası) İSTİNAF KARARININ VERİLDİĞİ TARİH:24/12/2025 YAZILDIĞI TARİH:24/12/2025 Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 2023/54 Esas 2024/612 Karar sayılı kararına karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; ... tarihinde ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsün kaza yapması ve davalı sigorta şirketi sigortalı ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsün kaza yapan yaralılara ve sağlık görevlilerine çarpması neticesinde meydana gelen ... plakalı otobüste yolcu olan ve 1. kazada kurtulan ancak ... plakalı otobüsün çarpması ile ...'nun vefat ettiğini, işbu vefat neticesinde taşımacılık sigortası kapsamında ...'nun hak sahipleri olan ... - ...'na 06/05/2014 tarihinde 37.773,00 TL, 28/06/2019 tarihinde 170.894,29 TL ve 29/12/2016 tarihinde ilam harcı olan 5.547,98 TL olmak üzere toplam 214.215,27 TL ödeme yapıldığını, kazanın neticesinde ...'nun vefatına neden olan ... plakalı aracın tramer kayıtları ve poliçe sureti doğrultusunda ...poliçe no ile davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilmiş olan zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi bulunduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin rücu hakkı bulunduğunu, davalı taraf hakkında müvekkili kurum tarafından Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi yapıldığını ancak davalı taraf takibe itiraz ettiğinden davalı hakkındaki itirazın durduğunu ileri sürerek; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalı şirket aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; kazanının ... tarihinde meydana geldiğini, davanın anılan zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açıldığından zamanaşımı itirazında bulunduğunu, itirazları doğrultusunda davanın reddi gerektiğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde yapılan değişiklik ile trafik sigortalarına ilişkin açılacak maddi tazminat davalarına ilişkin düzenlemeler yapıldığını, yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkı ortadan kaldırıldığını, dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirildiğini, davacılar tarafından dava öncesinde müvekkili şirkete başvuru yapıldığını, zararın öncelikle zorunlu taşımacılık poliçesinden karşılanması gerektiğini, kazanın taşıma işi sırasında meydana geldiğini bu sebeple öncelikle zorunlu taşıma poliçesine başvurulması gerektiğini, trafik poliçesi ile taşıma poliçesi arasındaki ilişki sıralı sorumluluk ilişkisi olduğunu, bu sebeple kabul anlamında olmayıp taşımacılık sigorta poliçesinin teminat limitlerinin tükenmesi halinde ancak müvekkili şirketin sorumluluğunun doğabileceğini, müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalının kusuru oranında ve sigorta poliçe limiti ile sınırlı olacağını, kusur oranlarının tespiti için hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi'nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti'nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, davada ispat külfetinin davacı da bulunduğunu, bu kapsamda müteveffanın davacıya destek olduğu hususunun ispatlanmasının zaruri olduğunu, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan - yapılacak ödemelerin müvekkili şirketin sorumluluğundan tenzilini, yine davacının faiz talebininde hatalı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davacı tarafından İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen 2014/689 Esas ve 2016/259 Karar sayılı kesinleşmiş ilamında muris ... mirasçıları tarafından ... plakalı aracın zorunlu taşınmacılık sigortasının bulunmadığı bahisle tazminat ödemesi yaptığı, ... ... plakalı aracın karıştığı birinci kazada yaralı olarak kurtulduğu ancak ... plakalı otobüsün çarpması sonucu vefat ettiği ettiği, kazaya sebebiyet veren ... aracın ZMSS poliçesi bulunduğu ve zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; davanın zamanaşımı süreleri geçtikten sonra açılmış olduğundan zamanaşımı itirazları doğrultusunda reddinin gerektiğini, zararın öncelikle zorunlu taşımacılık poliçesinden karşılanması gerektiğini, söz konusu kazanın taşıma işi sırasında meydana geldiğini, davadan doğacak sorumluluğunun ikinci derecede bir sorumluluk olduğunu, tazminat hesabının Hazine Müşteşarlığı tarafından kabul edilen bir aktüer uzmanı seçilerek anılan hesaplamaların yaptırılması gerektiğini, bu konuda uzman olmayan hukukçulara bu görevin tevzi edilmemesi gerektiğini, müvekkili şirketin faizden sorumluluğunun sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin zorunlu mali mesuliyet sigortasından doğan sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, en doğru ve geçerli tespitin yapılabilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin en az yedi uzmanının katılım ile oluşan genişletilmiş uzmanlar heyeti ve Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden de rapor alınmasının zorunlu olduğunu beyan ederek mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddi talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Dava, trafik kazası nedeniyle dava dışı üçüncü kişilere ödenen destekten yoksun kalma tazminatının kazaya sebebiyet veren ... plakalı otobüsün ZMSS sigortacısına rücu talebiyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Destekten yoksun kalma tazminatı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53/3. maddesinde düzenlenmiş olup; "Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar" şeklinde hükme bağlanmıştır. Görülmektedir ki destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Davacı ...... tarihinde ... sevk ve idaresindeki ... plakalı otobüsün kaza yapması ve akabinde davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesinde sigortalı ... plakalı otobüsün kaza yapan yaralılara ve sağlık görevlilerine çarpması sonucu dava dışı ...nun vefat ettiğini ve mirasçılarına tazminat ödediğini bu tazminattan dolayı davalının sorumlu olduğunu ve Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında takip yaptıklarını belirterek İtirazın İptali ve İcra İnkar tazminatı talep etmiştir. Kayseri Genel İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... olduğu, borçlusun ise davalı... A.Ş. olduğu, 252.789,79 TL üzerinden takip yapıldığı takibin dayanağın ...'nun vefatı ile tazminat davası olduğu, 07/10/2020 tarihli ödeme emrinin, davalıya, 13/10/2020 tarihinde tebliğ edildiği, davalının ise 7 günlük süresi içerisinde, 14/10/2020 tarihinde borca itiraz ettiği ve takibin durması üzerine işbu davanın 19/11/2020 tarihinde süresi içerisinde açıldığı görüldü. Zorunlu karayolu taşımacılığı mali sorumluluk sigortası ile sigortacı, poliçede belirtilen motorlu taşıtta seyahat eden yolcuların, duraklamalar da dahil olmak üzere, kalkış noktasından varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelebilecek bir kaza sonucu bedeni zarara uğraması halinde, sigortalının 10.07.2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Yasasından doğan sorumluluğunu poliçede yazılı limitlere kadar sigorta örtüsüne almaktadır. 4925 sayılı Yasanın 18 maddesi uyarınca taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Yasanın 17. maddesinde düzenlenen sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar. Aynı Yasanın 19/son ve Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.8. maddeleri hükümlerine göre meydana gelen zarar öncelikle taşımacının sorumluluk sigortasından karşılanır. Ancak, bu sigortanın hiç yapılmamış olması, yapılmış fakat geçersiz hale gelmiş olması, süresinin bitmiş olması veya meydana gelen zararın bu sigorta teminatlarının üzerinde bulunması halinde teminatların üzerinde kalan kısım için; sırasıyla zorunlu mali sorumluluk sigortasına ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortasına başvurulur. Bahse konu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, yasa koyucu, yolcuların uğradığı zararlar bakımından taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortacısı, trafik sigortacısı ve varsa ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı bakımından müştereken ve müteselsilen bir sorumluluk öngörmemiş, sıralı bir sorumluluk düzenlemiştir. Başka bir anlatımla, yolcunun uğradığı bedeni zararlar, taşımayı yapan aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası kapsamında ise, bu aracın trafik veya ihtiyari mali mesuliyet sigortacısının sorumluluğu doğmayacaktır. Ancak, bu sigortanın yapılmamış olması, kaza tarihinde süresinin dolması ya da sigorta yapılmış ancak limitin aşılmış olması durumunda ise sırasıyla zorunlu ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacılarının sorumluluğu söz konusu olacaktır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2020/2150 Esas ve 2021/1873 Karar sayılı karar ilamı). İlk kazayı yapan ... plakalı aracın zorunlu karayolu taşımacılık sigortası bulunmadığından ...'nun mirasçıları İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E: 2014/698, K: 2016/259 sayılı dosyasında, ...na husumet yöneltmiş ve destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuşlardır. Ayrıca, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 91. maddesi gereğince aynı Kanun’un 85. maddesinde belirtilen, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olması durumunda, poliçe limiti dahilinde işletenin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere, mali sorumluluk sigortası yaptırılması zorunludur. Zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırılmaması durumunda Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu ... karşılayacaktır. Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türüdür. KTK ve kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin ve dolayısıyla sürücünün üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve destekten yoksun kalan dava dışı mirasçıların, zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduklarına göre, davalı sigorta şirketi zararın tamamından sorumlu olacağından, davacı ..., davalı sigorta şirketinden, dava dışı mirasçılara ödemiş olduğu destekten yoksun kalma tazminatını isteyebilecektir. (YHGK’nın 15/06/2011 gün ve 2011/17-142 esas - 411 kararı; YHGK’nın 22/02/2012 gün 2011/17-787 esas, 2012/92 kararı; YHGK., 16/01/2013 gün, 2012/17-1491 esas, 2013/74 karar). Davaya konu kaza ... tarihinde meydana gelmiş olup davacının taleplerinin trafik sigortası teminatı kapsamında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki itirazları yerinde görülmemiştir. Öte yandan; Zorunlu Taşımacılık Sigortası ve şartları; "4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun "Sorumluluk ve Sigorta başlıklı bölümü 17. maddesinde; "Şehirlerarası ve Uluslararası yolcu taşımacıları, duraklamalar dahil olmak üzere kalkış noktasından, varış noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelecek bir kaza nedeniyle yolcunun ölümü, yaralanması ya da eşyanın zarara uğramasından sorumludurlar" açıklaması yapıldıktan sonra, 18. Maddesinde; "Taşımacılar, yolcuya gelebilecek bedeni zararlar için bu Kanunun 17 nci maddesinden doğan sorumluluklarını sigorta ettirmek zorundadırlar." denilmiştir. 4925 sayılı Yasa gereği yürürlüğe konulan Yönetmeliğin 63. Maddesinde de; "Yolcu taşımacıları, duraklamalar dahil olmak üzere yolcunun kalkış noktasından varış noktasına kadar olan seyahat süresince meydana gelecek bir kaza nedeniyle yolcunun ölümü, yaralanması ya da eşyasının zarara uğramasından dolayı sorumlu" oldukları yinelenmiştir. Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.1 maddesinde; "Bu sigorta ile sigortacı, poliçede belirtilen motorlu taşıta seyahat eden yolcuların duraklamalar da dahil olmak üzere, kalkış noktasından varoş noktasına kadar geçecek süre içinde meydana gelecek bir kaza sonucu bedeni zarara uğraması halinde, sigortalının 10/07/2003 tarih ve 4925 sayılı Karayolu Taşılma Kanunundan doğan sorumluluğunu, poliçede yazılı sigorta tutarlarına kadar temin eder" denilmiştir. Kanun, yönetmelik ve genel şartlardaki bu düzenlemeler ışığında Zorunlu Taşımacılık Sigortasını özellikleri; a-Taşıma Sigortası, bir sorumluluk sigortası türü olup, bununla sigortacı, sigorta ettirenin (taşımacının) yolculara karşı sorumluluğunu poliçedeki miktarla sınırlı olarak üzerine almaktadır. b-Ödenecek tazminat türü yönünden "zarar sigortası" dır. Ölümlerde poliçe tutarının tamamı değil, destekten yoksun kalanların hesaplanacak "zarar" tutarı kadar tazminat alınabilir. Kalıcı sakatlıklarda ise, tazminat alabilmek için sakatlık oranı yeterli olmayıp ayrıca maddi bir zarar (iş gücü kaybı, kazanç kaybı) bulunmalıdır. c-Sorumluluk sigortalarında, kural olarak, üçüncü kişiler korunmuş iken, örneğin Trafik Sigortası, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları karşılamak için yapılmakta iken, Taşıma Sigortası yalnızca taşımacının taşıdığı "yolculara" karşı maddi sorumluluğunu karşılamak için yapılmaktadır. Daha açık bir deyişle, bu sigorta türünden (yolcu olmayan) üçünü kişiler yararlanamaz. Yararlanacka olanalar yalnızca, kaza sırasında taşıtta "yolcu" olarak bulunan kişiler veya onların hak sahipleridir. d-Taşıma Sigortası, yalnızca trafik kazalarında uğranılan zararları değil, yolculuğun başlangıcından bitişine kadar, araç içinde veya dışında, mola ve duraklamalar dahil "her türlü kazalara karşı" yolcuların maddi zararlarını karşılamak için yapılır. Oysa, 2918 sayılı KTK'na göre yapılması zorunlu Trafik Sigortası yalnızca "trafik kazaları" içindir. e-4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 17 ve 18'inci ve buna bağlı Yönetmeliğin 63 ve 64'üncü maddelerinde Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası'nın (kısaca Taşıma Sigortası'nın), taşımacının yolculara karşı sorumluluğunu karşılamak için yapılacağı açıklanamsına; başka bir deyişle, bu sigorta türünde, sigortacı, "taşımacının yolculara karşı sorumluluğunu" üstlenmiş bulunmasına göre, bu sigorta türünden yararlanacak kişiler yalnızca "yolcular" dır. Somut olayda, davalı tarafın ...'nun vefatı ile ilgili ilk önce ... idaresindeki ... plakalı aracın Zorunlu Taşımacılık Sigortasına başvurulması gerektiğini iddia ettiğini ancak ... plakalı otobüsün kaza yapması ve ... plakalı otobüsün kaza yapan yaralılara ve sağlık görevlilerine çarpması neticesinde meydana gelen kazada ... plakalı otobüste yolcu olan ve 1. kazadan kurtulan ancak ... plakalı otobüsün çarpması ile ...'nun vefat ettiğini, ...'nun ... plakalı aracın yolcusu olmadığını, ...'nun hak sahiplerinin, davacı kurumdan bu vefat neticesinde taşımacılık sigortası kapsamında talepte bulundukları, dolayısıyla davacı kurumun yaptığı bu ödemelerin rücusunu ... idaresindeki ... plakalı aracın zorunlu taşımacılık sigortasından değil bu aracın kaza tarihinde var olan ve davalı sigorta şirketince de kabul edilen Zorunlu Mali Mesuliyet sigortasından talep edebileceği, başka bir deyişle, davacı kurumun, ... idaresindeki ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak bulunan ... için hak sahiplerine Zorunlu Taşımacılık Sigortası kapsamında ödeme yapmak durumunda kaldığını ancak ... plakalı aracın yolcusu ...'nun ölümüne davalı sigorta şirketine sigortalı ... plakalı ... idaresindeki aracın sebebiyet verdiği anlaşıldığından davacı kurumun, davalı sigorta şirketinden rücu talebi yerindedir. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöne değinen istinaf taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Zamanaşımı yönünden; 2918 sayılı KTK'nın “Zamanaşımı” başlıklı 109. maddesi; “...Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır.” hükmünü içermektedir. Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davacı ... tarafından icra dosyasına 28/06/2019 tarihinde 170.894,29 TL ödeme yapıldığı ve takibin ise 05/10/2020 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından yukarıda değinilen kanun maddelerine göre zamanaşımı süresi içerisinde işbu dava açıldığından davalı vekilinin zamanaşımı yönünden istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili tarafından dava açılmadan önce 2918 sayılı KTK'nun 97. maddesi uyarınca tazminat ödenmesi hususunda davalı sigortaya başvurulduğu anlaşıldığından, 2918 sayılı KTK'nın 99.maddesi uyarınca davalı sigortanın ödemede temerrüte uğramış olduğundan aleyhine faiz işletileceğinden davalı vekilinin bu yöne değinen taleplerinin de reddine karar vermek gerekmiştir. Trafik kazası ile ilgili olarak, ceza dosyasında alınan kusur bilirkişisi raporu, eldeki davada alınan kusur bilirkişisi raporu ile aynı trafik kazasına bağlı olarak açılmış olan diğer tazminat davalarında alınmış olan kusur bilirkişisi raporlarının tutarlı olup, birbiriyle çelişkili olmadığı görülmüştür. Davalı vekilinin kusur yönündeki istinafının da yerinde olmadığı tespit edilmiştir. Yukarıda izah edilen sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği anlaşılmakla, davalı vekilinin tüm istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-)İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 17.268,07-TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 4.317,02-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 12.951,05- TL istinaf karar harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazineye İRAT KAYDINA, 3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 4-)Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 5-)İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana İADESİNE, 6-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce YAPILMASINA, Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 24/12/2025