İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin rulman sektöründe tanınmış ve uzun yıllardır ülkemizde ve dünyada önce konumda olan bir şirket olduğunu, müvekkilinin sunmuş olduğu hizmetin "..." unvanı ile bütünleştiğini ve müvekkilinin bu unvanla alınır hale geldiğini, müvekkili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/137 KARAR NO : 2026/313 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/09/2023 NUMARASI : 2023/116 E. - 2023/209 K. DAVANIN KONU :Marka Hakkına Tecavüzün Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Ticaret Unvanının Terkini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin rulman sektöründe tanınmış ve uzun yıllardır ülkemizde ve dünyada önce konumda olan bir şirket olduğunu, müvekkilinin sunmuş olduğu hizmetin "..." unvanı ile bütünleştiğini ve müvekkilinin bu unvanla alınır hale geldiğini, müvekkili şirketin ticaret unvanını da ilgili kurumlar nezdinde tescil ettirdiğini, ancak davalının müvekkilinin bilgisi ve muvafakati olmadan ... ... ... olarak tescil ettirip kullandığının öğrenildiğini, bunun üzerine müvekkilinin davalıya söz konusu eylemi sonlandırması talepli ihtarname keşide ettiğini ancak davalının unvanını değiştirmediğini, davalının mezkur eylemlerinin müvekkilinin marka ve ticaret unvanından doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, müvekkilinin ticaret unvanına ve markasına yönelik tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men'ini, davalı unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı tespit edilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2023/116 esas, 2023/209 karar sayılı, 21/09/2023 tarihli kararı ile; "Gerek davacı gerekse de davalının unvanlarındaki esaslı unsurun “...” ibaresi olduğu ve her iki tarafın da rulman sektöründe olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtildiği üzere, ticaret unvanını önceden tescil ettiren tacir, ticari dürüstlüğe aykırı kullanılan ticaret unvanının tescil edilmesi halinde veya her iki unvanın iltibasa elverişli olması halinde sicildeki kaydın terkinini veya değiştirilmesini dava edebilir. Nitekim huzurdaki davada davacı tarafından davalının, unvanının sicilden silinmesi/terkini talep edilmiştir. Tüm bu açıklamalardan hareketle gerek davacının unvanını davalıya nazaran daha önce tescil etmesi hasebiyle öncelik hakkına sahip olması gerekse davalının, davacı şirketin şubesi görünümünde olabilecek sonuçlar doğurması gibi hususları nazara alındığında her iki unvanın karıştırılma ihtimali bulunduğu sonuç ve kanaatine varılarak davacının unvan terkini talebi yönünden davasının kabulü gerekmiştir. Davacının ticaret unvanı ve marka haklarına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talebi yönünden ise yapılan değerlendirmede; yukarıda değinildiği üzere davacı adına tescilli bir "..." ibareli markası bulunmadığından, marka hakkına tecavüzden bahsetmek mümkün değildir. Bu itibarla marka hakkına tecavüze ilişkin talep yönünden dava reddedilmiştir. Yerleşik Yargıtay içtihatlarında belirtildiği üzere tescilli ticaret unvanı terkin edilinceye kadar kullanılması zorunlu olup, terkinden önce marka hakkına tecavüz veya haksız rekabete sebep olmayacağından bu talep yönünden de dava reddedilmiştir. Bu itibarla;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, davalının ticari unvanından "..." ibaresinin terkinine,2-Davacının ticaret unvanı ve marka haklarına tecavüze ilişkin talebi ile haksız rekabete ilişkin talebi yönünden davasının reddine " karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin beş yılı aşkın bir süredir ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, davacı ile benzer ancak aynı işkolu olmayan sektörde çalıştığını, müvekkili çalışmalarını sürdürürken ... tescil ile "..." ... tescil ile de "... ... ..." markalarının tescilini aldığını, bu tescile herhangi bir itiraz olmadığından müvekkili bu markaları kullanarak da ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü, dosyada alınan bilirkişi raporu ve toplanan delillerde belirtildiği üzere davacı tarafın " ..." ibaresi ile herhangi bir marka tescili bulunmadığını, bu yüzden koruma altına alınmadığını, müvekkilinin iyi niyetli tacir olduğunu, mahkemenin "iltibas" tespiti yerinde olmadığını, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırarak davanın tümden reddini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin tespitinin yerinde olduğunu, müvekkili şirketin "..." şeklinde tescilli bir markasının bulunmadığından davalının istinaf incelemesi talebinin hukuki izahı olmadığını, mahkeme marka hakkının ihlali nedeniyle davayı kısmen reddettiğini, kısmen reddedilen taraf istinaf kanun yoluna başvuran davalının lehine olmasına rağmen kanun yoluna başvurmasının asılsız olduğunu, her ne kadar davalı taraf tescilden müvekkili şirketin ilan sebebiyle haberi olduğunu ve sessiz kalmak suretiyle onay verdiğini iddia etmişse de, markaların hükümsüzlüğü için açılacak davalarda 5 yıllık süre öngörüldüğünü, müvekkili şirketin kötüniyetli tescile muvafakati bulunmadığını, davalının sırf bu başvurusu bile müvekkili şirketin yıllardır tescilli olan ticaret unvanını haksız ve kötüniyetli bir şekilde kullanmaya devam ettiğini, davalı davaya cevap vermediğini, ön inceleme duruşmasına da katılmadığını, istinaf dilekçesi dışında davalının herhangi bir yazılı beyanının bulunmadığını, davalının istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü savunmalara muvafakatlerinin olmadığını, Mahkeme nezdinde müvekkili şirketin ticaret unvanının davalı tarafça kullanılması sebebiyle hem öncelik - sonralık, hem haksız rekabet sebebiyle terkin talep edildiğini, mahkeme haksız rekabet gerekçesiyle terkin taleplerini reddettiğini, ticaret unvanları veya işletme arasında iltibas bulunması Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre haksız rekabet sayıldığını, dosyadaki bilirkişi raporuyla da haklılıklarının ispat edildiğini belirterek davalının istinaf isteminin reddi ile mahkemece verilen kısmen red kararının kaldırılmasını ve davanın tümden kabulünü talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacının markadan doğan haklarına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve davalı unvanından "..." ibaresinin terkini istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne ve ticaret unvanının terkinine karar verildiği, davacı vekilinin ticaret unvanları veya işletme arasında iltibas bulunmasının Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre haksız rekabet sayıldığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurduğu, davalı vekilinin ise ticaret unvanının terkinine ilişkin yasal koşulların oluşmadığından bahisle istinaf kanun yoluna başvurduğu görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın Ticaret unvanının korunması başlıklı 50. maddesi; ''(1) Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.'' şeklinde, TTK'nın 52. maddesi ise; ''(1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.'' şeklinde düzenlenme altına alınmış olup tarafların istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı şirketin 14/03/2005 tarihinde ... Anonim Şirketi olarak kuruluşunun tescil edildiği, merkezinin Düzce ili olup ayrıca İstanbul şubelerinin de İstanbul Ticaret Siciline kayıtlı olduğu, davalının ise 04/01/2018 tarihinde İstanbul Ticaret Müdürlüğü nezdinde "... ... ..." ibareli ticaret unvanını tescil ettirdiği, taraf faaliyet alanlarının aynı/benzer olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle daha önce tescil edilmekle önceye dayalı hak sahibi olan davacıya ait ticaret unvanını gören, işiten, bu ticaret unvanı ile davacının sunduğu faaliyet alanlarından yararlanan ilgili tüketici kesiminin daha sonra davalıya ait ticaret unvanını gördüğünde veya işittiğinde, taraf ticaret sicillerinde örtüşen faaliyet alanları bulunması nedeniyle davalı işletmesini davacı şirket ile ilişkilendirebileceği, davalı ile davacı arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan ticaret unvanları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca TTK'nın 50. maddesi uyarınca usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı, münhasıran sahibine ait olup tescilli bir ticaret unvanının terkin edilinceye kadar kullanılması nedeni ile haksız rekabet oluştuğunu gösterir deliller mevcut olmadığından haksız rekabete yönelik davacı istemlerinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Ayrıca davalı taraf istinaf dilekçesinde ... tescil sayılı "..." ... tescil sayılı "... ... ..." markalarının bulunduğunu, bu tescillere herhangi bir itiraz olmadığından markaları kullanarak da ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü ileri sürmüş ise de tahkikat aşamasında bu hususlara delil olarak dayanılmadığı, HMK'nın 357. maddesi gereğince denetim makamı olan Dairemiz nezdinde resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenmesi ve yeni delillere dayanılması mümkün olmadığından nazara alınması mümkün olmamıştır.Tüm bu nedenlerle HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/09/2023 tarih ve 2023/116 E., 2023/209 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026