İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/283 Değişik iş sayılı dosyası üzerinden www...com uzantılı alan adına erişimin engellenmesi kararı verildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/25730 sayılı dosyası ile soruşturma başl…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/658 Esas KARAR NO : 2025/1304 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 16/02/2023 NUMARASI : 2020/92 E. - 2023/44 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)|Marka (Manevi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/283 Değişik iş sayılı dosyası üzerinden www...com uzantılı alan adına erişimin engellenmesi kararı verildiğini, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/25730 sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, değişik iş dosyası üzerinden alınan rapor ile hukuka aykırı kullanımların tespit edildiğini, ... marka ibareli ürünlerin satışının yapıldığının ve site logosunda marka ibaresinin kullanıldığının tespit edildiğini, müvekkili firmanın 2016/51412, 2016/51411, 2017/44738, 2017/44728, 2007/38799, 2006/04775, 2016/80841 no'lu markaların inhisari lisans sahibi olduğunu, müvekkilinin lisans sahibi olduğu markaları ticari faaliyetlerinde etkin bir şekilde kullandığını, davalı yanın bir takım ürünleri müvekkili firmanın markalarını kullanarak satışa sunduğunu, sitenin tüketicileri yanıltmak haksız kazanç elde etmek amacı olduğunu, ürünlerin müvekkili firmaya ait olduğu algısı ile satışa sunulduklarını,markalara tecavüz edildiğini, markaların asli unsuru olan ... ibaresinin kötü niyetli olarak kullanıldığını, siteden ürün alımı sırasında davalının hesap bilgilerine ücretin yatırılması gerektiği bilgisinin alındığını, sitede ürün açıklamaları kısmında ... Stor mağazası olduğu izleniminin verildiğini, tedbir talebi sonrası sitede ... ibareli satılan ürünlerin ... ve Taç markası ile satışa sunulduğunu, ürünlerden birinin ... ile ortak yapılan baskılı zebra modeli olarak tanıtıldığını, karşı yanın sitesinde tedbir talebinden sonra dahi ... ibaresinin yer almaya devam ettiğini, davalı yanın müvekkilinin markalarını kötü niyetli olarak kullandığını, davalı yanın eylemeleri nedeniyle müşterilerin güvenlerinin sarsıldığını, davacı markalarına tecavüzün tespitini, menini, durdurulmasını, önlenmesini keza Haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespitini, menini, durdurulmasını ve önlenmesini, www...com uzantılı alan adına erişimin engellenmesini, tedbir kararının devamını, Şimdilik 1000 TL maddi ve 30000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davada yetkili mahkemenin Devrek Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Hukuk Mahkemesi'nin 2019/283 Değişik İş dosyası kapsamında verilen tedbir kararının tarafına tebliğ edilmediğini, 2020/25730 sayılı soruşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, arabuluculuk tutanağındaki eksikliğin tamamlanmadığını, dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, dava konusu ... markalı ürünlerin satışının yapıldığını, ancak ... marka olmadığı iddia edilen ürünlerin tamamının ... marka olduklarını, davacı şirketten faturalı olarak satın alındığını, halen satın alınmaya devam edildiğini, söz konusu ürünlerin tamamının davacı firmanın satış yetkilisinden ücret ve fatura karşılığında alındığını, davacı tarafından yapılan tanıtım ve satış etkinliğine de davet edildiğini, söz konusu mallar için herhangi bir bayilik veya acentalık sözleşmesi yapılmadan piyasada faaliyet gösterildiğini, davacının bu husustan haberdar olduğunu ve etkinlikler düzenlediğini, ... markası olmadığı iddia edilen tüm ürünlerin davacı tarafından fatura karşılığında satın alındığını, söz konusu internet sitesi üzerinden çeşitli ürünler ve perdeler satıldığını, site üzerindeki logonun değişken olduğu, satışı yapılan diğer markalara ilişkin logoların sırayla değiştiğini, davacının sadece kendi markası ekrandayken ekran görüntüsü aldığını, bu durumun kötü niyetin göstergesi olduğunu, davacı şirketin satış yetkilisinin söz konusu siteyi, içeriğini ve detaylarını bildiğini, şahsından ve satışlarından memnun olduğunu belirttiğini, gene satış yetkilisi tarafından mağazaya kartelalar ve bayraklar getirildiğini, bu durumun davacı şirketin lehine olduğunu, marka değerini yükselttiğini, davacı şirketin satış yetkililerinden birçok kez alışveriş yapıldığını, tedbir kararından sonra satış yetkilisi ile görüşüldüğünü, yönlendirmesi ile ... yazılı görsellerin siteden kaldırıldığını, site üzerindeki tüm ürünlerde ... ibaresinin kullanılmadığını sadece davacıdan alınan ürünler üzerinde kullanıldığını, davacı yanın belirttiği ürün açıklamalarının tamamı bir bütün olarak değerlendirilirse herhangi bir ihlalin veya marka tecavüznün gerçekleşmediğinin anlaşılacağını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dolayısıyla markanın belirli bir Pazar payının bulunduğu, lisansa konu edilmesi halinde belirli bir marka değerinin bulunması nedeniyle davacının da yıllık 50.000 TL karşılığında markayı kullanmak için inhisari lisans sözleşmesi yaptığı, dolayısıyla belirli bir marka değeri bulanan markanın alt lisansa dahi konu olması halinde ekonomik koşullarına göre belirli bir meblajın altında olamayacağı , hiçbir tacirin uygulamada lisans seçeneğinde 1 yılın altında lisans vermediği, dolayısıyla uygulamada ticaret odasından sorulan emsal lisans oranlarında yıllık cironun %15 i oranında sabit görüş bildirdikleri, ancak bu durumumun her somut olaya uygun bir ciro oranı olmadığı dolayısıyla somut olayda, lisansın da ancak BK hükümlerine göre incelenmesinin gerektiği, gerek davacının gerekse davalının incelenen mali kayıt ve belgelerine göre ticari kapasitesi dikkate alındığında somut olayda ... markasının bir marka değeri olduğu, bu değerin izinsiz olarak davalı tarafından kullanıldığı ve gerek asıl marka sahibi gerek inhisari lisans alandan izin alınmadığı, eylemin haksız rekabete neden olduğu, davacının markasının ve reklam gücünden hiçbir çaba sarf etmeden yararlanan davalının lisans seçeneğine göre bir tazminat ödemesinin gerektiği , marka hakkı ihlaline dayalı tazminat hesabında çoğu zaman somut olarak ortaya çıkan zararın tazmininin tespitinin mümkün olmadığı, ancak tazminat hukukun genel ilkelerine göre marka hakkı sahibinin maruz kaldığı zararın adil bir biçimde denkleştirilmesi amaçlandığından , lisans seçeneği seçilmiş olsa dahi marka sahibinin ve mütecavizin malvarlığında markanın haksız kullanımı sonucunda oluşacak artışında dikkate alınmasının gerektiği, tek başına cirolardan hareket edilerek bir lisans bedeli takdir edilmesi halinde davacının sebepsiz zenginleşmesine yada mütecavizin mükafatlandırılmasına neden olunabileceği , ihlalin süresi, niteliği, boyutu ve ihlalin internet ortamında daha geniş kitlelere yönelik olarak (yapılış şekli dikkate alındığında ) gerçekleşmesi gözetilerek SMK 151/2-c kapsamında 50.000 TL lisans bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesine hükmedilmiştir . Davacı manevi tazminat da talep etmiştir. Manevi tazminat yönünden marka hakkına yapılan tecavüzün niteliği, ,davacının manevi ticari varlığında meydana gelen kayıp durumu, manevi tazminatın amaç ve içeriğine, hak, nesafet ve adalet ilkesine keza manevi tazminatın talep tarihi itibarıyla manevi tatmini sağlamamaya yetecek miktarda talep edilmiş olduğu, maddi bir zenginleşme talebinden çok manevi tatmine yönelik bir talep olması, dolayısıyla somut olaya , tarafların dosyaya yansıyan mali ve sosyal durumlarına göre," 1-Davalının davacıya ait marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Marka hakkını ihlal nedeniyle 50.000 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsiline, 3- Manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren en yüksek banka mevduat faizi ile davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine,4- Mahkememizin 20.1.2020 tarih ve 2019/283 diş sayılı dosyası kapsamında verilen tedbirin karar kesinleşene kadar devamına,davacı yanca yatırılan 27.1.2020 tarih ve 8276 sırı nolu 10.000 TL bedelli teminatın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı yana iadesine" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Devrek 1. Asliye Ceza Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mah. Sıfatıyla) 2020/252 E. Ve 2021/307 K. sayılı dava dosyası ile müvekkili hakkında marka hakkına iktibas veya iltibas etme suçundan yargılama yapıldığını ve marka uzmanı Türkiye Marka Patent Enstitüsü uzmanı tarafından bilirkişi raporu ile müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturacak bir eyleminin bulunmadığının sabit olması kanaatiyle beraatine karar verildiğini, Sayın Mahkemenin yargılamasında aldırılan uzman heyet raporu ile de yine müvekkilinin marka hakkına tecavüz oluşturan eyleminin söz konusu olmadığı ve teşhir amaçlı lisanslı ürün gösterimi olduğunun sabit olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken yargılamaya tahkikatı gerektirir durum bulunmamasına karşın işin uzmanı olmayan kişilerce yeniden rapor aldırılmasına karar verildiğini ve bu kez müvekkili aleyhine rapor tanzim edilmiş ve ek rapor ile de zarar miktarının 1.628,48 TL. olabileceği kanaati ile rapor tanzim edildiğini, müvekkilinin hukuka aykırı eyleminin söz konusu olmadığını ve istinaf denetiminden geçen ceza dosyası ve yine dosyadaki deliller ve ilk rapor ile bu durumun sabit olduğunu, Mahkemece hiçbir bilgi ve belgeye dayanamayan bir şekilde davacı vekilinin lisans bedelinin 50.000,00 TL. olduğu ve lisans bedeli doğrultusunda maddi zarara karar verilmesi gerektiği talebiyle, bu doğrultuda hukuka aykırı ve bilimsel veriye dayanmaksızın hukuka aykırı karar verildiğini,-müvekkilinin davacı şirketin marka hakkına iktibas veya iltibas oluşturacak bir eylemi söz konusu olmadığını, bir an olsun marka hakkına tecavüz oluşturacak bir durum bulunduğu kanaati ile yargılama ile hüküm tesis edilecek olsa dahi bilimsel verilerle yapılan hesaplama (tarafların gelir, gider durumu ve bu tecavüzden oluşan zarar veya elde edilmiş olunabilecek gelir verileri üzerinden yapılacak bir hesap ile) neticesinde bilirkişi raporu ile belirlenen bedel üzerinden maddi tazminata hükmolunabilecekken Yerel Mahkemenin gerçekliği dahi şüpheli davacı vekilinin beyanı doğrultusunda fahiş olarak da gösterilmiş olan lisans bedeli üzerinden (Ki bu bir tek marka için ödenen lisans bedeli midir o dahi belli değildir.) hüküm tesisini kabul edilemeyeceğini, -Marka hakkına tecavüz eylemini kabul etmemekle birlikte, tüzel kişi olan davacının kişilik hakları olmayacağı gibi kişilik haklarına saldırıdan acı,üzüntü duyması durumu da söz konusu olamayacağından her durumda manevi tazminat talebinin tümden reddi gerektiğini, -ceza dosyasında aldırılan uzman bilirkişi heyeti raporundaki değerlendirmelerin Hukuk Mahkemesince işbu dosya kapsamı ile dikkate alınması gerektiğini, maddi vakıa değerlendirmeleri ile bağlı olunduğunu,-Bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, hem ceza dosyasına sunmuş oldukları bellekteki delilden hem de işbu dosyada da bulunan foto ve varsa dosyada yine işbu görüntü kaydından ve önceki bilirkişi raporlarından anlaşılacağı üzere müvekkilinin kendine ait web sitesinde işletme unvanı olan ...'un üst kısmındaki küçük alanda satışını yapmakta olduğu orjinal ürünlerin tamamının teşhir amaçlı dönerek anlık değiştiği logo kullanıldığını, bu logoda satış yapılan bütün ürünlerin markaları döner logo şeklinde siteyi ziyaret edenler tarafından görüldüğünü, bu site direk ... ana bayi sitesidir imajı ve yanılgısı yaratmasının söz konusu olmadığını, anlık çekilmiş jpeg resim olarak sunulan davacı delili üzerinden görüş ve kanaat bildirildiğini, işletmenin asıl adının belirli olduğunu ve bu logonun ürün teşhiri için eklenilmiş olduğunun anlaşılacağını, Müvekkilinin faturalı orijinal ürün alıp satmakta iken sattığı ürünün markasını kullanamamasının düşünülemeyeceğini, davalı müvekkilinin davacı şirket ile ticari alışverişinin devam olunduğuna dair evrakların da sunulduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalı yanın Müvekkilinin markasını ihtiva eden ürünlerin dışında başkaca markalı ürünleri de ticari faaliyetlere konu ettiği kullanımlarını gerçekleştirdiği alan adının ana ekranında kendi markasının üstünde ... yazarak kullandığını, bu kullanımının Müvekkilinin hak sahibi olduğu markaya tecavüz teşkil etmeyeceğini, zira ceza yargılaması ile Müvekkilinin beraat ettiğini ve arz edilen ilk raporda kullanımların uygun olduğunun tespit edildiğini ifade etmiş ise de, tanzim edilmiş olan Ceza Mahkemesi kararı usul ve yasaya aykırı bir karar olmak ile birlikte SMK ile düzenlenmiş olan cezai müeyyideyi ihtiva eden hükümler ile hukuk yargılaması hükümlerinin tamamen birbirlerinden bağımsız hükümler olduğunu, ceza yargılamasında alınan kararın varlığı nedeni ile davalı yanın aleni bir şekilde Müvekkilinin haklarını ihlal etmesi nedeni ile Müvekkilinin uğradığı zararı tazmin etmekten kaçınabileceği yönündeki istinaf istemlerinin kabul edilemeyeceğini, herhangi bir dosyadan yalnızca bir rapor alınabileceği şeklinde bir sınırlamada olmadığını, ilk raporun içerdiği fahiş hatalar nedeni ile yeni heyet teşekkül ederek dosya bakımından rapor alındığını, raporun yeterli olduğunu, tazminat istemine ilişkin olarak lisans bedeline göre hesaplama yapılması talep edildiğini, emsal lisans sözleşmesinin dosyaya arz edildiğini, tanınmış marka nedeniyle verilen kararın yerinde olduğunu, Davalı yanın “Müvekkilinden ürün aldıkları, bu eksende Müvekkiline ait markayı diledikleri gibi kullanabilecekleri” yönündeki istinaf istemlerinin de kabul edilebilir olmadığını, istinaf istemlerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, durdurulması, önlenmesi, 1.FSHHM 24/12/2019 tarihli 2019/283 d.iş sayılı dosyasında www...com alan adına erişimin engellenmesine karar verildiğinden , alan adının iptaline , fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 1000 TL maddi (davacı vekili 22.11.2022 tarihli talep artırım dilekçesiyle maddi tazminat istemini 50.000 TL olarak talep etmiştir) ve 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ilişkindir.Bilirkişiler ... 'in 04/11/2021 tarihli bilirkişi raporlarında özetle ; Davalı ...'a ait www...com adresinde davacı ... 'nin lisans sahibi olduğu markaların kullanımlarının bulunduğu, Davalı ... ile davacı ... arasında ticari ilişki ve iletişimin bulunduğu, marka kullanımlarının kötü niyetli olmadığı, Davalı ...'a ait www...com adresinde yer alan fotoğraflardaki ... markalı ürünlerin davacı ... 'den satın alınan ürünler olup olmadığının kesin olarak tespit edilemediği, Davalının, internet ortamındaki kullanımları değerlendirildiğinde, salt davacı yanın bayisi gibi tanıtım ve satış suretiyle, markanın imajına zarar verici bir sunumunun bulunmadığı, ürünlerin orijinal olması halinde, 6769 Sayılı SMK” nın 7/5 ve 152. Maddeleri kapsamında marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin vukuu bulmayacağı, ürünlerin orijinal olmaması durumunda ise, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin söz konusu olacağı görüş ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.Bilirkişiler ...'in 27/04/2022 tarihli bilirkişi raporlarında; Dava konusu olay dosyada mübrez deliller kapsamında değerlendirildiğinde, ilgili mevzuat çerçevesinde; “...” markasının ve bu markayı içeren diğer markaların dava dışı ... adına tescilli olduğu, bu kişinin davacı şirkete inhisari lisans hakkını verdiği, davalı tarafın da www...com isimli internet sitesi üzerinden tespit tarihi itibariyle çeşitli evsafta perde ürünleri pazarladığı, davacının inhisari lisans sahibi olduğu “...” markasının tanınmış marka olarak da tescil edildiği ayrıca bu markalardan bazılarının perde ürünlerini içeren 20 ve 24. Sınıflarda ayrıca 35. Sınıfta tescilli olduğunun anlaşıldığını, davacının “...” ve yan markaları ile perde ve ev tekstili alanında faaliyet gösterdiğini, Davalı tarafında perde satışı üzerine faaliyet gösterdiğini,taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı inhisari lisans sahibi olduğu “...” markasının, davalı tarafından internet sitesinde kullanılması ve bu durumun marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet sayılıp sayılamayacağına ilişkin olduğunu, yasal mevzuat ışığında dava konusu olay değerlendirildiğinde davacının inhisari lisans sahibi olduğu "..." markasının davalı tarafça "... ..." şeklinde kullanıldığı davacı ve davalının aynı sektörde faaliyet gösterdikleri davacının ürünlerini bayileri aracılığı ile piyasaya sürdüğü, davalının oluşturduğu “... ... perde ile perde sistemleri” şeklindeki tescilsiz markanın üzerinde sağ üst tarafta davacının tescilli markasını küçük punto ile kullanıldığı, bu durumun aradaki mal ve hizmet benzerliği ile kullanılan ibarenin aynı olması nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği, davalı internet sitesinin davacıya ait olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın davacı markasına zarar vereceği ve “marka hakkına tecavüz” oluşturacağını, her ne kadar davalı taraf orijinal “...” ürünlerini de sattığını belirterek marka adını kullanabileceğini savunmuş ise de davalının kullanımının bu durumu aştığı, davalının davacıya ait markayı kendi logosuna eklemleyerek kullandığı, bu kullanımın tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın marka hakkına tecavüz oluşturduğu, yine Haksız rekabet, TTK 54. maddesi vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, dürüstlük kuralına aykırı olarak ekonomik düzeni bozan, ekonomik düzenin aktörleri aleyhine sonuçlar doğuran hareket ve fiillerin tümünü ifade etiğinden , TIK 55/1-a-4 bendine göre “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” haksız rekabet sayıldığından somut olayda davacının inhisari lisans sahibi olduğu “...” markasının davalı tarafından internet sitesi içeriğinde kendi logosuna eklemlenerek kullanıldığı, bu durumun davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın TTK 55/1-a-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağını, Davalı tarafın oluşturduğu “... ... perde ile perde sistemleri” şeklindeki tescilsiz markanın üzerinde sağ üst tarafta davacının tescilli “...” markasını küçük punto ile kullanıldığı, bu durumun aradaki mal ve hizmet benzerliği ile kullanılan ibarenin aynı olması nedeniyle son tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, tüketici gözünde davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği, davalı internet sitesinin davacıya ait olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılmanın davacı markasına zarar vereceği ve smk 29. maddesi gereği “marka hakkına tecavüz” oluşturacağı, Davacının inhisari lisans sahibi olduğu “...” markasının davalı tarafından internet sitesi içeriğinde kendi logosuna eklemlenerek kullanıldığı, bu durumun davacı ile davalı arasında ticari ilişki var olduğu algısını yaratabileceği karşısında tüketicide oluşacak bu karıştırılma sebebiyle davalı kullanımının TTK - 55/1-A-4 maddesi anlamında haksız rekabet oluşturacağı, SMK 151/2-c maddesi kapsamında 1.628,48 TL tazminat hesap edilebileceği görüş ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.Bilirkişiler ... 01/09/2022 tarihli EK bilirkişi raporlarında; kök rapordaki tespitlerin aynen geçerli olduğunu, ancak hukuki yorum ve takdirin mahkemeye ait olduğunu belirtmişlerdir. “...” markasının dava dışı ... adına tescilli olduğu, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından gönderilen 19.3.2020 tarihli yazı ekinde yer alan ve davacıya marka sahibi tarafından verilmiş 23.8.2019 tarihli inhisari lisans sözleşmesi incelendiğinde; 2016/51412 kod numaralı “... ...” , 2016/51411 kod numaralı “... halı” , 2017/44738 kod numaralı “... halı mutluluğun olduğu her yerde” ibareli , 2017/44728 kod numaralı “... ipek halı” ibareli , 2007/38799 kod numaralı “brillantstore şekil” ibareli , 2006/04775 kod numaralı “brillanthome eviniz mükemmel olsun şekil” ibareli, 2016/80841 kod numaralı “... ottima roller blind systems” ibareli markalar üzerinde davacının inhisari lisans hakkı sahibi sıfatı bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafın da www...com isimli internet sitesi üzerinden tespit tarihi itibariyle çeşitli evsafta perde ürünleri pazarladığı, davacının inhisari lisans sahibi olduğu “...” markasının tanınmış marka olarak da tescil edildiği markanın perde ürünlerini içeren 20 ve 24. Sınıflarda ayrıca 35. Sınıfta tescilli olduğu anlaşılmıştır. 6769 sayılı Kanunun 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Bunlar Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleridir.Davalının internet sitesi içeriğinde, Davalı tarafın oluşturduğu “... ... perde ile perde sistemleri” şeklindeki tescilsiz markanın üzerinde sağ üst tarafta davacının tescilli “...” markasını küçük punto ile kullanıldığı, Devrek 1. Asliye Ceza Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mah. Sıfatıyla) 2020/252 E. Ve 2021/307 K. sayılı dava dosyası ile davalı hakkında marka hakkına iktibas veya iltibas etme suçundan yargılama yapıldığı ve marka uzmanı Türkiye Marka Patent Enstitüsü uzmanı tarafından bilirkişi raporunun sunulduğu, sunulan karar ile ".... sanığın üzerine atılı "Başkasına ait marka hakkına iktibas veya iltibas suretiyle satışa arzetmek veya satmak" suçundan 6769 sayılı yasanın 29/1-c, 30/1.maddeleri ve 5237 sayılı TCK.'nun 53/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama sonucunda sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından( kurumun marka hakkında iktibas veya iltibas yoluyla tecavüz etmediği) katılan markaya yönelik 5271 sayılı CMK'nun 223/2-a maddesi uyarınca sanığın atılı suçtan beraatına" karar verildiği, kararın, Sakarya BAM 5. Ceza Dairesinin 2021/1949E. 2021/3261 K. Sayılı kararı ile esastan red kararı ile 27/10/2021 tarihinde kesinleştiği, kesinleşen kararda suçun unsurları oluşmadığı gerekçesiyle verilen Ceza Mahkemesinin beraat kararının Hukuk Mahkemesini bağlayacağı, buna göre marka hakkına tecavüzden ve haksız rekabetin oluştuğundan bahsedilemeyeceği anlaşılmakla davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından, davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,2-İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 16/02/2023 tarih, 2020/92 E. 2023/44 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3-DAVANIN REDDİNE4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 529,41 TL'nin mahsubu ile 85,99 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 100,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 592,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025