İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında ortak girişim şeklinde inşaat ve taahhüt işleri yapımı hususunda sözlü olarak anlaşma yapıldığı, anlaşma kapsamında taraflar arasında ödünç para alış verişi hususunda ilişki kurulduğu, davacı şirketin davalı şirketten 14,000,0…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1262 KARAR NO : 2025/1563 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 17/07/2025 NUMARASI : 2023/855 E. - 2025/574 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında ortak girişim şeklinde inşaat ve taahhüt işleri yapımı hususunda sözlü olarak anlaşma yapıldığı, anlaşma kapsamında taraflar arasında ödünç para alış verişi hususunda ilişki kurulduğu, davacı şirketin davalı şirketten 14,000,00 Euro borç aldığı, borca karşılık davalı şirkete 03.09.2014 düzenleme tarihli 15.01.2015 vadeli 14.000,00 Euro tutarında senet teslim edildiği, senedin vade tarihinden bir gün sona 16.01.2015 tarihinde davalı şirketin yetkilisi ...'e elden 8.600,00 TL. ve bakiye 30.400,00 TL.'da davalı şirketin T. ... Bankası TR64 ... İban no.lu hesabına ödeme yapıldığı, ödeme sırasında davalı şirket yetkilisinin asıl senet yerine başka bir senedi yırtarak çöpe atması üzerine taraflar arasında tartışma ve karşılıklı tehdit sonucunda İstanbul 6. Asliye Ceza Mah. 2015/120 E. sayılı dosyasında dava açıldığı, davanın her iki tarafın beraatı ile sonuçlandığı, daha sonra davalı şirket tarafından davacı şirket aleyhine İstanbul Anadolu 17. İcra Müd. ... E, sayılı dosyasında İcra takibine geçildiği, davacı şirketin senet bedeli ödediği bu nedenle senetten doyalı davalıya borcun bulunmadığı beyan edilerek, açıklanan nedenlerle, dosya borcunun tamamının %15 tutarında teminat ile takibin durdurulmasına, davanın kabulüne, davalı şirkete borçlu olunmadığının tespitine, davalının %20'den az olmamak kaydıyla haksız ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini dava ve talep edilmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 15.01.2015 vade tarihli senedin davacı tarafından ödendiğine dair hiçbir belge sunulmadığı, davacı tarafından yapılan ödemelerin taraflar arasındaki cari hesaba istinaden ödendiği, bu ödeme belgeleri ve ilgili bankadan gelen yazılarda senede istinaden ödendiğine dair bir açıklamanın bulunmadığı, davacı şirket yetkilisi ...'ın 16.01.2015 tarihinde Göztepe Polis Merkezinde verdiği ifadede; "... ile inşaat işleri ile alakalı kendisine 68.000,00 Tl. borcumuz vardır. " şeklindeki ifadesi ve yine davacı şirket çalışanı ...'un l6.01.2015 tarihinde Göztepe Polis Merkezinde verdiği ifadede; "... ile yapmış olduğumuz bir işten dolayı Şirketin ...'e toplam 65.000,00 TL borcumuz vardır." Şeklindeki ifadeleri ile davacı şirketin davalı şirkete 68.000,00 TL borçları olduğunun ikrar edildiği, davacı tarafından davalı şirkete toplam 39.000,00 TL ödemenin cari hesaba mahsuben yapıldığı, davaya konu senede ilişkin bir ödemenin bulunmadığı beyan edilerek, davanın reddine, davacının %20'den az olmamak kaydıyla haksız ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.Mahkemenin 15/10/2019 tarih ve 2017/798 Esas 2019/1012 sayılı kararı Dairemizin 02/11/2023 tarih ve 2020/1801 Esas, 2023/1306 Karar sayılı ilamıyla kaldırılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Somut olayda ispat yükü davacıda olup, davacı tarafça davalının banka hesabına yapılan ödemelerde takip ve dava konusu senede ilişkin olduğuna dair açıklama bulunmadığından aksine banka havalesinde "Cari Hesaba İstinaden" açıklaması bulunduğundan, davacı tarafın borcun tamamen ödendiğine yönelik iddiasını kanıtlayamadığı, tarafların ticari defterleri üzerindeki incelemede birbirini doğrulayan kayıtlar olmaması nedeniyle tek başına delil olarak dikkate alınmayacağı, ancak davalının 16/01/2015 tarihli kolluk ifadesinde ...’ın şirketinin kendi şirketine toplam 72.000 TL borcu olduğunu, ödemenin 39.000 TL yapıldığını, 33.000 TL ödeme kaldığını, beyan ederek, borcun bir kısmının ödendiğini ikrar ettiği, davalının kendisi yönünden bağlayıcı olan bu beyanı ve senedin 14.000 Euro bedelli olduğu göz önüne alınarak davacının takip tarihi itibarıyla senet nedeniyle ne kadar borcu kaldığı tespit edilmek üzere mahkememizce alınan bilirkişi raporunda; davalının 21.04.2015 icra takip tarihi itibariyle davacıdan; 12.273,59 Euro asıl alacak, 95,83 Euro icra takip tarihine kadar işlemiş faiz, 260,3 komisyon, olmak üzere toplam 12.406,24 Euro alacağı bulunduğu belirtilmiş olup (raporda sehven davalı yerine davacı, davacı yerine davalı kelimesi yazılmış, bu durum mahkememizce maddi hata olarak değerlendirilmiştir.) bu durumda davacının davalıya davaya konu senet nedeniyle takip tarihi itibariyle 1.726,41 Euro asıl alacak, 122,80 Euro işlemiş faiz, 5.18 Euro komisyon olmak üzere toplam 1.854,39 Euro tutarında borçlu olmadığı anlaşılmakla, Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davacının İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası nedeniyle davalıya 1.726,41 Euro asıl alacak, 122,80 Euro işlemiş faiz, 5.18 Euro komisyon olmak üzere toplam 1.854,39 Euro tutarında borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, Hükmedilen miktarın % 20'si oranında 993,95 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -inşaat işlerinin yapımı konusunda müvekkili şirket yetkilisi ... ile davalı şirket yetkilisi ... arasında anlaşma yapılmış olduğunu, taraflar arasında ödünç paraya dayanan borç-alacak ilişkisi doğduğunu ve müvekkili şirketin davalı şirkete toplam 14.000Euro borçlandığını, bu borca karşılık olarak da davaya konu İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki takibe konu 03/09/2014 düzenleme tarihli, 15/01/2015 vade tarihli, toplam 14.000Euro meblağlı bononun davalı alacaklıya teslim edildiğini, bononun, vade tarihinden 1 gün sonra (16/01/2015 tarihinde) alacaklı tarafa ödendiğini, ödemenin 8.600TL'sinin şirket yetkilisi ...'in imzası karşılığında tediye makbuzu ile ödendiğini, geriye kalan 30.400TL'lik miktar ise yine aynı tarihte (16/01/2025 tarihinde) davalı şirketin TR64 ... IBAN nolu banka hesabına EFT yolu ile gönderildiğini, her iki taraf hakkında karşılıklı hakaret ve tehdit suçlarından İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/120Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını ve açılan dava her iki tarafın da beraati ile sonuçlandığını, davaya konu bononun vade tarihi 15/01/2015 olup, bononun miktarı 14.000Euro olduğunu, o tarihte bononun TL karşılığı yaklaşık 39.000 TL olup müvekkilinin de bu bedeli bononun vade tarihinden 1 gün sonra ödediğini, dolayısıyla İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyada takibe konu bonodan dolayı müvekkili takip alacaklısı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, ancak davalı alacaklı müvekkili şirket hakkında bononun vade tarihinden yaklaşık 3 ay sonra İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğünün 2015/7817Esas sayılı dosyası ile takibi başlattığını, ödeme emrinin 08/06/2015 tarihinde Tebligat Kanunu 35.maddesine müvekkil şirketin eski adresine yapıldığını, icra dosyasından haberi dahi olmadığını, Yerel mahkemece dosyada alınan bilirkişi raporunda 21/04/2025 tarihli iki seçenekli olarak rapor hazırlandığını, raporda müvekkili tarafından 16.01.2015 tarihinde yapılan ödemenin senede mukabil yapılmış olması halinde müvekkili şirketin davalı tarafa borcunun kalmadığı, eğer cari hesaba ilişkin ödeme yapılmış varsayılması halinde ise müvekkilinin davalı tarafa halen borçlu olduğunun mütalaa olunduğunu, Davalı tarafın sözde müvekkilinin soruşturma aşamasında kolluk ifadesinde davalı tarafa 72.000TL borcu olduğunu beyan ettiğini, bu hususta kollukta verilen ifadeler sonucunda açılan dava dosyasının gerekçeli kararını, duruşmadaki tarafların beyanlarını ve de en önemli husus olan olay yerinde bulunan (davalı şirket yetkilisi ... de tanık ...'un olay yerinde olduğunu beyan etmiştir) tanığın beyanlarını birlikte değerlendirildiğinde yapılan ödemenin senet ödemesi olduğunu, müvekkilinin kolluk ve mahkemedeki beyanında davalı şirket yetkilisi ...'e 40.000TL borcunun bulunduğunu ve de bu borcun senede dayandığını, olay tarihinde (16.01.2015) müvekkilinin ofisinde tarafların buluştuğunu, davalı şirketin hesabına senede mukabil 30.400TL havale yapıldığını, 8.600TL nakit makbuz karşılığı ödeme yapıldığını, akabinde senet aslı şirket yetkilisinde talep edildiğinde ... başka bir senedi çıkarıp yırttığını, müvekkili şirket yetkilisi ... ve tanık ...'un yaptığı inceleme sonucunda senedin müvekkil şirketçe keşide edilen senet olduğu anlaşılınca taraflar arasında arbede yaşandığını ceza dava dosyasından alınan beyanlardan da anlaşılacağı üzere müvekkili şirket yetkilisi davaya konu senedin borcunu 16.01.2015 tarihinde ödemiş olup, yapılan bu ödemenin senede mukabil bir ödeme olduğunu, dosyada toplanan delillerin, özellikle ceza dosyasındaki kamu tanığı ...'un beyanlarının da dikkate alınarak davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, -Davalı şirket yetkilisinin; 08/05/2025 tarihli duruşmada " "16.01.2015 tarihinde davacı şirket yetkilisi ...'dan nakit ve banka havalesi olarak tarafıma yapılan ödeme icra takibine konu senede mahsuben olmadığını, o tarihte aramızda meydana gelen olayda tarafımca şirket yetkilisi ...'a teslim ettiğim senedi alarak yırtmadığımı, ödemenin başka bir alacağıma karşılık yapıldığını ve de davacı şirketten icra takibine konu senet miktarı kadar alacağımın bulunduğunu namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum." şeklinde yemin ettiğini, Davalı şirket yetkilisi yemin ederken gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu, davalı şirket yetkilisinin yeminini kabul etmediklerini,-davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarında müvekkili şirketten alacaklı olduğuna dair bir kayıt bulunmadığını, söz konusu alacağın varlığına dair davalı tarafın tek delilinin takibe konu senet olduğunu, takibe konu senedin sahte bir senet teslimi esnasında açılmış bir ceza davasının da söz konusu olduğunu, davalı taraf bu olayı da kabul etmekte olup, müvekkili şirket yetkilisine teslim ettiği senedin sahte senet olduğu anlaşılınca da hemen senedi kendisinin imha ettiğini, ceza dosyasındaki davalı şirketin yetkilisinin beyanları ve de diğer tanık beyanları ile sabit olduğunu, olay günü davalı şirkete banka üzerinden ödeme yaptığının da sabit olduğunu, davalı tarafın söz konusu senede dayalı müvekkili şirketten bir alacağı kalmadığını, ceza dosyasındaki kamu tanığı ...'un beyanlarının da dikkate alınarak davalarının kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesi nedeniyle kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, dava konusu 03.09.2014 tanzim ve 15.01.2015 vade tarihli 14.000 EURO bedelli senedi ödediğini gösterir hiçbir delil olmadığını, gelen banka ve cevap yazısında cari hesap ödemesi olarak yer aldığını, takibe konu senede ilişkin bir ödeme olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, İstanbul Anadolu 6. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/120 Esas sayılı dava dosyasında müvekkili şirket yetkilisinin beraatine karar verildiğini, Celp edilen İstanbul Anadolu 6. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/120 Esas sayılı dava dosyasında; Davacı şirket yetkilisi ... tarafından 16.01.2015 tarihinde Göztepe Polis Merkezi Amirliğinde verilen ifadede; ... ile inşaat işleri ile alakalı olarak çalışmaktayız. Bu işlerden dolayı kendisine 68.000 TL borcumuz vardı, diyerek taraflar arasındaki mevcut alacak/borç ilişkisini 68.000 TL olarak açıkça kabul ettiğini, 16.01.2015 tarihinde ifadesine başvurulan davacı şirket çalışanı ... Göztepe Polis Merkezi Amirliğinde ki ifadesinde; ... ile yapmış olduğumuz bir işten dolayı çalışmakta olduğum şirketin ...’e toplam 68.000 TL borcu vardı, diyerek taraflar arasındaki mevcut alacak/borç ilişkisini 68.000 TL olarak açıkça beyan ettiğini, 16.01.2015 tarihinde ifadesi alınan müvekkil şirket yetkilisi ... ifadesinde; ...’ın şirketinin kendi şirketine toplam 72.000 TL borcu olduğunu ifade ettiğini, 16.01.2015 tarihinde ifadesine başvurulan müvekkili şirket çalışanı ... Göztepe Polis Merkezi Amirliğinde ki ifadesinde; ...’ın şirketinin kendi çalıştığı şirkete toplam 72.000 TL borcu olduğunu ifade ettiğini, ifade edilen ve bizzat davacı şirket yetkilisi ve şirket çalışanı tarafından kabul edilen rakam 68.000 TL olup, Davacı tarafça ödenen rakam ise 16.01.2015 tarihinde 30.400 TL Banka üzerinden ve müvekkilince imza edildiği iddia olunan aynı tarihli 8.600 TL bedelli tediye makbuzu olmak üzere toplam 39.000 TL olduğunu, yapılan banka işlem dökümünde yapılan ödemenin 15.01.2015 tarihli bono ile ilgili olmadığı cari hesaba istinaden yapıldığı açıkça görüldüğünü, bunun yanında dava dosyasına sunulan tediye makbuzunda da ödemenin 15.01.2015 tarihli bonoya ilişkin olduğu açıkça yazılmadığını ve buna ilişkin bir kayıtta bulunmadığını, mahkemece hukuka, yasaya ve somut gerçeğe uygun olarak verilen karara dair istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, hukuki niteliği itibariyle, davacının ödeme yaptığı bedelin senede istinaden yapıldığı ve borçlu olmadığı gerekçesi ile açılmış bir menfi tespit davasıdır.İstanbul Anadolu 6. Asliye Ceza Mahkemesi 2015/120 Esas sayılı dava dosyasında, Davacı şirket yetkilisi ... tarafından 16.01.2015 tarihinde Göztepe Polis Merkezi Amirliğinde verilen ifadede; "...... ile inşaat işleri ile alakalı olarak çalışmaktayız. Bu işlerden dolayı kendisine 68.000 TL borcumuz vardı..." diyerek taraflar arasındaki mevcut alacak/borç ilişkisini 68.000 TL olarak kabul ettiği, davalı ...'in de, 16.01.2015 tarihindeki ifadesinde... ...’ın şirketinin kendi şirketine toplam 72.000 TL borcu olduğunu, ödemenin 39.000 TL yapıldığını, 33.000 TL ödeme kaldığını, borcun bitmediğini bu nedenle senedi iade etmediğini, ifade etmiştir. İstanbul Anadolu 17. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; takip alacaklısı davalı ... ... San.ve Tic.Ltd.Şti. tarafından 30/09/2014 keşide tarihli,15.01.2015 vade tarihli,14.000,00 Euro bedelli bonoya dayalı 14.000,00Euro asıl alacak,218,63 Euro işlemiş faiz, 42,00Euro komisyon olmak üzere toplam 14.260,63 Euro'nun tahsili için davacı ... İnşaat Turizm Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd.Şti ye karşı, kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlattığı anlaşılmıştır.Takibin dayanağı olan bononun incelenmesinde; Keşidecisinin ... İnşaat Ltd Şti, lehdarının ... Yapı SanTic.Ltd olan, 30/09/2014 keşide tarihli,15.01.2015 vade tarihli,14.000,00 Euro bedelli olduğu görülmüştür.Tarafların şikayeti üzerine,müşteki şüpheliler olarak taraflar hakkında İstanbul Anadolu 6.Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/120 Esas, 2015/571Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama ile; davacı şirket yetkilisi ...hakkında hakaret suçundan dolayı Ceza Verilmesine Yer Olmadığına ,davalı şirket yetkilisi ... hakkında silahla tehdit suçundan dolayı beraatine karar verilmiştir.Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından, tarafların ticari defterlerinin ve dayanak kayıtlarının incelenmesiyle Mali Müşavir bilirkişisince hazırlanan raporda özetle; Davacı şirketin incelenmeye ibraz edilen 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait tutulması zorunlu Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter Defterlerinin süresi içinde noter açılış tasdiklerinin yapıldığı,T.T.K ve V.U.K hükümleri uyarınca tutulduğu,Davacı şirketin 2014-2015-2016-2017 yıllarına ait defterlerinde takip konusu yapılan senedin kayıtlı olmadığı,ayrıca davalı şirket ile arasında cari hesap anlamında herhangi bir kayda rastlanmadığı,davacı tarafından davalıya 16.01.2015 tarihinde Tediye Makbuzu ile verilen 8.600,00TLve 16.01.2015 tarihinde davalının banka hesabına yapılan 30.400,00TLödemelerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı,davallının defterlerini incelemeye ibraz etmediği bildirilmiştir.Davalı şirket yetkilisi ... yemin etmek üzere mahkememiz duruşma salonunda hazır olduğu ve alınan beyanında " 16.01.2015 tarihinde davacı şirket yetkilisi ...'dan nakit ve banka havalesi olarak tarafıma yapılan ödeme icra takibine konu senede mahsuben olmadığını, o tarihte aramızda meydana gelen olayda tarafımca şirket yetkilisi ...'a teslim ettiğim senedi alarak yırtmadığımı, ödemenin başka bir alacağıma karşılık yapıldığını ve de davacı şirketten icra takibine konu senet miktarı kadar alacağımın bulunduğunu namusum, şerefim ve kutsal saydığım bütün inanç ve değerlerim üzerine yemin ediyorum. dedi. " Şeklinde yemin ederek yeminde ısrarlı olduğu anlaşılmıştır. Davacının, davalıya 16/01/2015 tarihinde 39.000,00 TL ödeme yapmış olduğu anlaşılmakla, senedin 14.000,00 Euro bedelli olduğu göz önünde bulundurularak davacının takip tarihi olan 20/04/2015 tarihi itibariyle ne kadar borcu (asıl ve faiz alacağı yönünden) kaldığı hesap edilerek ek rapor hazırlanmak üzere rapor aldırılmış olup, alınan raporda özetle; davacının 21.04.2015 icra takip tarihi itibariyle davalıdan; asıl alacağının 12.273,59 Euro, icra takip tarihine kadar işlemiş faiz: 95,83 Euro ve 260,3 komisyon 12.273,59 Euro x960,3-36,82 Euro olmak üzere toplam 12.273,59 * 95,83 * 36,82-12.406,24 Euro alacağı bulunduğu anlaşılmıştır. Somut olaya bakıldığında; davalının, davacının kendisine parayı gönderdiğini ikrar ettiği,; ancak, bu paranın davacı tarafından ileri sürülen senede istinaden değil de başka bir nedenle cari hesap borcu nedeniyle gönderildiğini savunmuş olduğu, ceza dosyasında alınan beyanlarda ise, cari hesap ilişkisi varlığının kanıtlandığı, davalının 16/01/2015 tarihli kolluk ifadesinde ...’ın şirketinin kendi şirketine toplam 72.000 TL borcu olduğunu, ödemenin 39.000 TL yapıldığını, 33.000 TL ödeme kaldığını, beyan ederek, borcun bir kısmının ödendiğini ikrar etmiş olup, davalının kendisi yönünden bağlayıcı olan bu beyanı ve senedin 14.000 Euro bedelli olduğu göz önüne alınarak davacının takip tarihi itibarıyla senet nedeniyle ne kadar borcu (asıl ve faiz alacağı yönünden) kaldığının bilirkişilerce incelendiği, davacının 21.04.2015 icra takip tarihi itibariyle davalıdan; asıl alacağının 12.273,59 Euro, icra takip tarihine kadar işlemiş faiz: 95,83 Euro ve 260,3 komisyon 12.273,59 Euro x960,3-36,82 Euro olmak üzere toplam 12.273,59 * 95,83 * 36,82-12.406,24 Euro alacağı bulunduğunun anlaşıldığı, davalı tarafça yapılan yeminin geçerli olduğu ve buna göre verilen kararda aykırılık bulunmadığı, saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/07/2025 tarih ve 2023/855 E. 2025/574 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcı davacı tarafından peşin yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025