İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... Holding A.Ş.’nin 1953 yılında Mehmet ... tarafından Denizli’de kurulduğunu, 1990 yılında tüm fabrikaların tek çatı altında birleştirildiğini, beyaz eşya, elektronik, enerji, gayrimenkul, madencilik ve tekstil alanlarında faaliyet g…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/685 KARAR NO : 2025/1386 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 02/03/2023 NUMARASI : 2021/155 E. - 2023/35 K. DAVANIN KONUSU: Ticaret Unvanının Terkini, Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacılardan ... Holding A.Ş.’nin 1953 yılında Mehmet ... tarafından Denizli’de kurulduğunu, 1990 yılında tüm fabrikaların tek çatı altında birleştirildiğini, beyaz eşya, elektronik, enerji, gayrimenkul, madencilik ve tekstil alanlarında faaliyet gösterdiğini, 50’den fazla grup şirketini bünyesinde barındırdığını, davacılardan ... Yapı Yatırım A.Ş.’nin de holding bünyesinde faaliyet gösteren gayrimenkul grubuna bağlı grup şirketlerden birisi olduğunu, değerli araziler üzerine, nitelikli konut, ofis, alışveriş merkezleri, otel vb. bir çok projeler geliştirmek amacıyla kurulduğunu, 18/05/2007 tarihinde tescil edildiğini, 2007 yılında başladığı faaliyetlerinin tanındığını, bilinen şirketlerden olduğunu, davacılardan ... Elektrik Enerji Üretim A.Ş.’nin de Holding çatısı altında enerji şirketleri bünyesinde yer alan bir şirket olduğunu, 16/06/1993 tarihinde tescil edildiğini, elektrik ve buhar üretimi ile bunların satışı, ticareti, dağıtımı, doğal gaz ticareti gibi konularda faaliyet gösterdiğini, ulusal üne sahip bir şirket olduğunu, davacıların “...” ibaresini ticaret unvanı, marka ve internet alan adı olarak kullandığını, bu ibare üzerinde ortak hak sahibi olduklarını, ... Holding A.Ş.’nin 20/08/1990 tarihinde ticaret siciline tescil edildiğini, www.....com.tr alan adının 30/10/1997 tarihinde tahsis edildiğini, davacıların “...” ibaresi üzerinde öncelik haklarının bulunduğunu, 2021/07005 başvuru numaralı, kısmen ilan edilen “Z ...” ibareli marka başvurusunun sahibi olduğunu, davacı şirketin 2007 65148 numaralı “... ...”, 2007 65149 numaralı “... CENTRE”, 2008 62732 numaralı “... GAYRİMENKUL”, 2010 21480 numaralı “... KONAK”, 2010 21482 numaralı “... LEVENT”, 2010 75034 numaralı “Z ... ... İSTANBUL+Şekil”, 2010 75039 numaralı “... ... REZİDANS+Şekil”, 2011 05123 numaralı “”... PORT”, 2014 70660 numaralı “... ...”, 2016 41962 numaralı “... ENERJİ GRUBU”, 2016 42786 numaralı “... DOĞAL GAZ”, 2016 52933 numaralı “... ...”, 2016 52936 numaralı “... SUN”, 2016 78540 numaralı “... DOĞRU ENERJİ”, 2016 78548 numaralı “... ENERJİ DOĞRU ENERJİ”, ... numaralı “... ...” ve 2016 97985 numaralı “... ... ELEKTRİK” markalarının sahibi olduğunu, davalı şirketin 28/02/2018 tarihinde İstanbul Ticaret Sicili’ne tescil edildiğini, iştigal alanlarının davacıların iştigal alanları ile benzer olduğunu, “...” ibaresini dikkat çekici olarak barındırıan “www.....com” alan adını kullandığını, kullanım içeriğinin de davacıların iştigal alanları ile benzer olduğunu, davalı şirkete Beyoğlu 48. Noterliği’nin 21/09/2020 tarihli, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilmesine rağmen 09/10/2020 tarihli cevaplarında taleplerinin kabul edilmediğinin bildirildiğini, davalı şirketin bu ticaret unvanını ve alan adını kullanmasının davacı şirketlerin ticaret unvanları ile markalarına iltibas yarattığını, marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini, davacı ... Holding A.Ş.’nin ”...” ibaresi üzerinde öncelik hakkının bulunduğunu, davalının kullanımının MK’nun 2. maddesi uyarınca iyi niyetli bir kullanım olmadığını, ticaret unvanının marka olarak da kullanıldığını, eylemin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini belirterek; İstanbul Ticaret Sicili Memurluğu’na 126923-5 Sicil numarası ile kayıtlı “... ... San. ve Tic. A.Ş.” unsurlarından oluşan ticaret unvanının, davacı müvekkili şirketlere ait ticaret unvanı, markaları ve internet alan adı ile benzer olduğunun ve iltibas yarattığının tespiti ile, davalı ticaret unvanından, “...” ibaresinin terkinine, davalı şirketin, müvekkili şirketlerin ticaret unvanın özünü-çekirdeğini, markaların ve internet alan adının esaslı unsurunu oluşturan “...” ibaresini dikkat çekici unsur olarak, www.....com internet sitesinde, facebook vb. çeşitli online platformlarda, tabela ve reklamlarında tanıtım vasıtası/markasal olarak kullanmak suretiyle gösterdiği faaliyetlerinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, bu tür kullanımların men ve ref'ine, ileride telafisi mümkün olmayacak zararların önlenmesi için, teminatsız olarak, gerekli görülürse uygun bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı verilmesine, ihtilaf yaratan marka kullanımlarının yer aldığı her türlü; tabela, ambalaj, etiket, levha, broşür ve sair belgenin toplanması ve imhasına, davalı şirkete ait, www.....com alan adının ve internet sitesi içeriğinin kapatılmasına, erişimin engellenmesine, bunun için Erişim Sağlayıcıları Birliği (ESB) ve sair yer sağlayıcılara müzekkere yazılmasına, ilgili alan adlarının davalı tarafından da kapatılması hususunda da ayrıca karar tesis edilmesine, davalı şirkete ait, taraflarınca tespit edilemeyip, bilirkişiler tarafından tespit edilen/edilecek markasal kullanım var ise, bu kullanımların da engellenmesi için karar tesis edilmesine, Mahkemenin kararının, kesinleşmesini müteakip Türkiye genelinde yayınlanan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına, her türlü yargılama giderlerimiz ile vekâlet ücretinin dahi davalıya yükletilmesine, şimdilik sair her türlü dava ve tazminat talep hakları mahfuz kalmak kaydı ile karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; usulüne uygun olarak tescil edilmiş ticaret unvanını kullanma hakkının davalıya ait olduğunu, davalının faaliyetlerinde .. tescil numaralı “ZME+Şekil” markalarını kullandığını, “...” ibaresini markasal olarak kullanmadığını, “...” ibaresinin “güçlü, kuvvetli, şiddetli” anlamı olduğunu, bu ibarenin yer aldığı 1600’e yakın şirket bulunduğunu, davalının yaklaşık dört yıldır faaliyetlerine devam ettiğini, davacıların bu faaliyetten haberdar olduklarını, davalının internet sitesinde de davacıların markasına benzer bir marka kullanımı bulunmadığını, davalı şirketin faaliyet alanında müşterilerinin davacı şirketle davalı şirketi karıştırma ihtimallerinin bulunmadığını, “...” markasının zayıf marka olduğunu, yapılan delil tespitinde de ticaret unvanı kullanımı dışında bir kullanımın tespit edilemediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/155 esas, 2023/35 karar sayılı, 02/03/2023 tarihli kararı ile; ''Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, Davalının işyerindeki duvar panosunda "..." ve "... ..." ibarelerini büyük puntolarla yazarak ön plana çıkaracak şekilde kullanmasının ve "..." ibaresini www.....com, https://....com.tr alan adlı internet sitelerinin alan adlarında kullanmasının davacıların hak sahibi oldukları "..." esas unsurlu markalarına tecavüz teşkil ettiğinin TESPİTİNE, Davalının "..." ve "... ..." ibarelerini işyerinde ön plana çıkartacak şekilde kullanmasının ve "..." ibaresini internet alan adlarında kullanmasının MEN' İNE VE REFİNE, Bu şekilde marka kullanımlarının yer aldığı davalıya ait her türlü tabela ve tanıtım eşyasının TOPLATILMASINA ve karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle İMHASINA, Davalıya ait www.....com, https://....com.tr alan adlarının İPTALİNE, Davacıların davalının ticaret unvanın terkini davasının KABULÜNE ,Davalı ...... SANAYİ VE TİCARET A.Ş nin ticaret unvanından "..." ibaresinin TERKİNİNE, Karar kesinleştiğinde masrafı davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye de yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde 1 kez ilanına, Davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine" karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin elektro mekanik alanında taahhüt işleri yaptığını, sıhhı tesisat, ısıtma soğutma, klima havalandırma, yangından korunma, doğal gaz ve bina otomasyon ve kontrol sistemleri alanında projelendirme ve devreye alma alanında hizmet verdiğini, müvekkili şirketin taahhüt firması olduğunu, “... ... Sanayi Ve Ticaret Anonim Şirketi” unvanı ile ticaret unvanında da yer aldığını, “... - Mekanik Tesisat Ve Doğalgaz Tesisatı ” alanında ticaret sicile kayıtlı olarak ticari faaliyetlerine devam ettiğini ve uygun olarak tescil edildiğini, unvanın kullanma hakkının TK m. 50 gereğince müvekkiline ait olduğunun taraflara ait ticaret sicil kayıtları nazara alındığında, müvekkili şirket ile davacı şirketlerin faaliyet konuları ve alanlarının birbirinden tamamen farklı olduğunu, müvekkili şirketin unvanında faaliyet konusu ile uyumlu şekilde "..." ibaresine de yer verildiğini, müvekkili şirket tarafından kullanılan lisanslı url adresinin "www.....com.tr" adresi olduğu, davaya konu edilen internet adresi ile müvekkili kullanımında olan internet adresleri birbirinden farklı olup yerel mahkemenin davacı tarafın talebini aşar şekilde ve hukuka aykırı olarak hüküm tesis edildiğini, alınan bilirkişi raporlarında müvekkili şirketin ticaret unvanı terkin şartlarının oluşmadığı tespitine yer verildiğini, dosya kapsamına, usul ve yasaya aykırı olarak verilen www.....com.tr alan adının iptali kararınında düzeltilmesi gerektiğini, müvekkili adına tescilli ticaret unvanı hukuka uygun olduğu ve markasal kullanımı söz konusu olmadığını ve müvekkili şirketin davacıların markası ile iltibas yaratma ve haksız çıkar elde etme gibi bir amacı veya eylemi bulunmadığını, müvekkili, “... ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” unvanı altında ticari faaliyetlerini sürdürdüğü ve mal ve hizmetlerini diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etmek ve tüketiciler nezdinde mal ve hizmetlerini tanıtmak amacıyla ise Türk Patent Enstitüsü nezdinde 2019-98386 ve 2020-17747 tescil numarası ile kayıtlı olan, tescilli markasını kullandığını, müvekkili şirket açısından ortalama tüketicilerin ticari şirketler olması nedeniyle herhangi bir iltibas ihtimalinin ortaya çıkmasına imkan ve olanak bulunmadığın beyan edere, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın kullanımlarının haksız olduğunu, emsal nitelikte ki birçok davada, özellikle ticari unvanın terkini bakımından tüm talepleri haklı bulunduğunu ve davaların kabul ile sonuçlandığını, müvekkili şirketlere ait olan "..." unvanının kullanımının müvekkili şirkete ait olduğunu, davalı tarafından ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine ilişkin yerel mahkeme tarafından verilen kararın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; 6769 sayılı SMK hükümleri ile 6102 sayılı TTK hükümleri uyarınca açılmış marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, "..." ibaresinin davalının ticaret unvanından terkini istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın Ticaret unvanının korunması başlıklı 50. maddesi; ''(1) Usulen tescil ve ilan edilmiş olan ticaret unvanını kullanma hakkı sadece sahibine aittir.'' şeklinde, TTK'nın 52. maddesi ise; '' (1) Ticaret unvanının, ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması hâlinde hak sahibi, bunun tespitini, yasaklanmasını; haksız kullanılan ticaret unvanı tescil edilmişse kanuna uygun bir şekilde değiştirilmesini veya silinmesini, tecavüzün sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılmasını, gereğinde araçların ve ilgili malların imhasını ve zarar varsa, kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilir. Maddi tazminat olarak mahkeme, tecavüz sonucunda mütecavizin elde etmesi mümkün görülen menfaatinin karşılığına da hükmedebilir.(2) Mahkeme, davayı kazanan tarafın istemi üzerine, giderleri aleyhine hüküm verilen kimseye ait olmak üzere, kararın gazete ile yayımlanmasına da karar verebilir.'' şeklinde düzenlenmiştir. Anılı kanuni açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığında; davacı ... HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ'nin önceki ticaret unvanının ... YATIRIM ANONİM ŞİRKETİ olduğu ve 20/08/1990 tarihinde tescil edildiği, davacı ... Yapı Yatırım A.Ş.'nin 18/05/2007 tarihinde tescil edildiği, inşaat işleri, turizm, kara, deniz ve hava taşımacılığı vb. alanlarda faaliyet göstermek için kurulduğu , davacı ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş.'nin 02/05/2002 tarihinde tescil edildiği, elektrik ve buhar enerjisi üretmek, dağıtmak, nakletmek ve bu faaliyetiyle ilgili pazarlama vb işleri yapmak amacıyla kurulduğu anlaşılmıştır. Davalı ... ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin ise 28/02/2018 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, bina veya diğer inşaat projelerinde ısıtma, havalandırma, soğutma ve iklimlendirme sistemlerinin kurulumu ve brülörler ile elektriksiz ... enerjisi kolektörlerinin kurulumu, elektrikli ekipmanların kurulum hizmetleri, yurt içi ve yurt dışında her türlü elektrik, elektronik, mekanik, endüstriyel tesis, taahhüt işleri yapmak, projelendirmek vb faaliyetlerde bulunmak amacıyla kurulduğu, böylece davalı şirketin ve davacı şirketlerin faaliyetlerinin benzer / bağlantılı oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca davalı şirketin iş yerinin duvar panosunda ticaret unvanını yazarken "..." ve "... ..." ibarelerini daha büyük puntolarla yazarak ön plana çıkartacak şekilde kullandığının tespit edildiği, "..." ibaresinin tanımlayıcı bir ibare olması nedeniyle "..." ibaresinin marka olarak algılanacağı, davalının aynı zamanda www.....com, https://....com.tr alan adlı internet sitelerinin alan adlarında da "..." ibaresini ticari etki yaratacak şekilde SMK'nın 7/3-d maddesine aykırı olarak kullandığı, davacılar ... Holding A.Ş. ve ... Yapı Yatırım A.Ş. adına "inşaat hizmetleri", "havalandırma, ısıtma, yeraltı elektrik ve iklimlendirme tesisatları için havalandırma kanalları", "alternatörler, jeneratörler, elektrik jeneratörleri, ... enerjisi ile çalışan jeneratörler", "elektrik enerjisini iletim, dönüştürme, depolama kontrol cihazları (elektrik ve elektronikte kullanılan kablolar ve güç kaynakları dahil)" gibi mal ve hizmetlerde tescilli markalarının esas unsurunun da "..." ibaresi olduğu, davacıların "..." markasının tescilli olduğu ve davacılar tarafından kullanılan mal ve hizmetler için zayıf marka olmadığı, ... Enerji Elektrik Üretim A.Ş. adına tescilli bir marka mevcut olmasa da, "..." markaları tescilli olan ... Holding A.Ş. bünyesindeki şirketlerden birisi olduğu, davalı şirketin kuruluşundan önce ticari faaliyetine başladığı ve elektrik ve buhar enerjisi üretmek, dağıtmak, nakletmek ve bu faaliyetiyle ilgili pazarlama vb işlerinde "..." markasını kullanmak suretiyle hak sahibi olduğu, kullandığı markaya tecavüzün önlenmesi davasını açmakta hukuki yararı bulunduğu, davacının faaliyet alanının davalının faaliyet alanı ile aynı/ benzer olduğu, davalının ''...'' ibaresini ticaret unvanının tescil edildiği şekli ile kullanmayıp büyük puntolarla öne çıkarmak ve vurgulamak sureti ile markasal olarak kullandığının tespit edildiği, davacılara ait markalar ile davalının markasal olarak kullandığı "..." ibaresinin karışıklığa neden olabileceği, ortalama tüketiciler nezdinde davalı şirketin, inşaat ve enerji piyasasında belli bir bilinirliği olan davacı şirketler ile bağlantılı olduğu ve ... Holding A.Ş.'nin çatısı altında bağlı/ grup şirketlerden birisi olduğu kanısını uyandırabileceği, bu nedenle davalı eyleminin davacıların marka haklarına tecavüz teşkil ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Her ne kadar davalı tarafça dava dilekçesinde yalnızca ''www.....com'' alan adının dava konusu yapıldığına yönelik itiraz ileri sürülmüş ise de ''www.....com'' alan adlı web sitesi üzerinde yapılan teknik incelemede; alan adının 26/02/2018 tarihinde kayıt ettirildiği ve 26/02/2024 tarihine kadar kayıtlı olduğu, ''....com'' alan adında bulunan internet sitesinde halihazırda içerik bulunmadığı, sunucuya bağlanılamadığı, sitede alan adında “...” ibaresinin kullanıldığı, söz konusu sitenin 21/05/2018-13/07/2020 tarihlerini içerir 12 adet arşiv kaydı olduğu, sitenin 11/02/2019 tarihli arşiv kaydında alan adının ''http://....com.tr'' url adresine yönlendirilmiş olduğunun tespit edildiği anlaşılmakla, yönlendirilen site olarak tespit edilen ''http://....com.tr'' alan adı yönünden hüküm kurulması dosya kapsamına uygun bulunmuştur. Son olarak davacılara ait ticaret unvanları ile davalıya ait ticaret unvanı içerdikleri faaliyet alanları ile birlikte karşılaştırıldığında; sicil kayıtlarında yer alan faaliyet alanlarının büyük kısmının örtüştüğü, ticaret unvanlarının esas unsurlarının müştereken "..." ibaresi olduğu, bu nedenle daha önce davacılara ait ticaret unvanlarını gören, işiten, bu ticaret unvanları ile davacıların sunduğu faaliyet alanlarından yararlanan ilgili tüketici kesiminin daha sonra davalıya ait ticaret unvanını gördüğünde veya işittiğinde, taraf ticaret sicillerinde örtüşen faaliyet alanları bulunması nedeniyle davalı şirketi davacı şirketler ile ilişkilendirebileceği, davalı ile davacılar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı bulunduğu yönünde yanılsamaya düşebileceği, dolayısıyla karşılaştırılan ticaret unvanları arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, davalının ticaret unvanında "..." ibaresine yer vererek tescil ettirmesi eyleminin, davacılara ait önceki tarihli ticaret unvanlarına tecavüz teşkil eder nitelikte olduğu kanaatine varılmıştır. Saptanan hukuksal durum kapsamında; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 02/03/2023 tarih ve 2021/155 E. 2023/35 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025