T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/900 KARAR NO : 2026/293 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/36 KARAR NO : 2022/641 DAVA TARİHİ : 18.01.2021 KARAR TARİHİ : 21.06.2022 DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 03.03.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 03.03.2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2022 tarih ve 2021/36 Esas, 2022/641 Karar sayılı…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/900 KARAR NO : 2026/293 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/36 KARAR NO : 2022/641 DAVA TARİHİ : 18.01.2021 KARAR TARİHİ : 21.06.2022 DAVA : İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 03.03.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 03.03.2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2022 tarih ve 2021/36 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dosyanın gönderildiği, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 12.04.2023 tarih ve 2023/581 Esas, 2023/743 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili 18.01.2021 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 20.01.2019 tarihli ... seri nolu ve 100.000,00 TL bedelli dava dışı ....Şti tarafından keşide edilen çeki.... AŞ 'den ciro ile teslim aldığını, çeke konu borcun 65.000,00 TL'sinin ödenmemiş olduğunu, bu sebeple İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10884 Esas sayılı dosyasıyla davalı ve dava dışı keşideci olan ..... Şti. aleyhine takip başlatıldığını, ancak davalı borçlunun 21.08.2019 tarihinde borca ve ferilerine itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak bir sonuç alınamadığını, alacağın dayanağının kesin vade içeren kambiyo senedi olduğunu, takibe konu çekin takip borçlusu .... AŞ. ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkiye binaen oluşan borca mahsuben müvekkiline cirolandığını, ticari ilişkiye konu faturalar, ticari defter ve kayıtlar, cari hesap ile BS formlarında müvekkilinin alacağının sabit olduğunu, diğer dosya borçlusu dava dışı .... Şti tarafından da icra takibine itiraz edildiğinden İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/576 Esas sayılı dosyası ile iş bu borçlu aleyhine itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılamada taraf defterlerinin incelendiğini ve müvekkilinin ...... A.Ş ile ticari ilişkisinin olduğunu ve aradaki alacak ilişkisiyle ilgili olarak çekin verildiğinin tespit edildiğini ve davanın kabulüne karar verildiğini, davalının borcu ödemede zaman kazanma çabasında olduğunu ve mal kaçırma ihtimalinin bulunduğunu, bu nedenle İİK 258/1 maddesi uyarınca davalının borca yeter tutarda menkul, gayrimenkul ve 3.kişilerdeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına, davalı hakkında %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili 06.04.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin, başta altyapı ve taahhüt olmak üzere hafriyat, otoyol, palplanş gibi kapsamlı çalışmalar dahil tüm altyapı ve üstyapı işlerinde uzun yıllar boyunca kamu ihale mevzuatı kapsamında idarelere ve diğer inşaat firmalarına hizmet veren işinin ehli bir inşaat firması olduğunu, davacı şirketin, yaklaşık 2018 yılının başından bu yana müvekkile ait iş makinesi, damperli kamyon, römork gibi birçok araç, makine ve teçhizatın arıza, bakım ve onarım işlerini yürüttüğünü, taraflar arasında yıllara sarih bir ticari ilişki söz konusu olduğunu, dava dışı ... firmasının ihale yoluyla üstlendiği bir inşaatta müvekkil şirketçe hafriyat işi yapılmış ve bunun karşılığı .... tarafından aralıklı olarak müvekkile birçok çek keşide edildiğini, müvekkil şirketin aldığı çekleri diğer çalıştığı firmalara ödeme yapmak üzere kullandığını, aralarındaki ticari ilişki kapsamında davacıya yapılan ödemelerin birçoğu da ....'den alınan çeklerin davacı yana cirolanması suretiyle gerçekleştirildiğini, dava dışı .... yetkilisi, davacı yan ile iletişime geçerek erteleme talebini ilettiğini, taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesi anlaşma sağlandığını, bu anlaşmaya göre dava dışı firmanın, çekin vade tarihi olan 21.01.2019 tarihinde davacı yana 35.000,00TL ödeme yapıp, bakiye kısım için davacı yana yeni bir çek keşide etmekle işbu takip konusu çeki davacıdan iade aldığını, yani dava dışı firma çek bedelinin bir kısmını nakden bir kısmını da başka çek keşide etmek suretiyle karşı yana ifa ettiğini, bu aşamada takip dayanağı ve borç sebebinin davacı yanca iade edilmesi ile birlikte kambiyo ilişkisinin bittiğini, ciranta olan müvekkilin de çeke bağlı borç veya sorumluluğunun ortadan kalktığını, şayet taraflar arasında yeni çek alış-verişi olduysa bile müvekkilin işbu çeklere bağlı hiçbir hak, borç ve ödevinin bulunmadığını, borca itiraz etmekte hukuki menfaatin olduğunun tartışmaya mahal bırakmayacak açıklıkta olduğunu belirterek, davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi 21.06.2022 tarih ve 2021/36 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararında özetle; "...Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapora göre, davacı ile davalı arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarında dava konusu çekin 35.000,00TL'sinin dava dışı ..... Şti tarafından ödendiği bakiye 65.000,00 TL'nin ise şüpheli ticari alacak hesabına kaydedildiği, davalı ticari defter ve kayıtlarında dava ve takip konusu çekin ödenmemesine ya da kısmi ödenmesine ilişkin herhangi bir kaydın olmadığının tespit edildiği, davalı lehdar tarafından ödeme iddiasına dair yazılı belge sunulmadığı, cevap dilekçesinde davalının açıkça yemin deliline dayandığından davalıya yemin hakkının hatırlatıldığı ancak davalı tarafça davacıya yemin teklifinde bulunulmadığı, böylece tüm dosya kapsamından davalının dava dışı keşideci ..... Şti tarafından dava ve takip konusu çekin bakiye 65.000,00TL'lik kısmı için davacıya yeni bir çek verilerek çek bedelinin davacıya ödendiğini ispatlayamadığı, davalının takibe itirazında haksız olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne, davalının İzmir 18.İcra Müdürlüğünün 2019/10884 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile, 65.000,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına karar verilmiş, alacak likit olmakla davalının itirazının haksızlığına karar verildiğinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." gerekçeleriyle; Davanın kabulü ile, davalının İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10884 Esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptali ile, 65.000,00 TL asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesi için takibin devamına, hüküm altına alınan alacak üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkar tazminatı olan 13.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili 13.02.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince verilen gerekçeli kararda; davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı ifade edilmişse de söz konusu davanın süresinde açılmadığını, Müvekkili aleyhine girişilen İzmir 18. İcra Müdürlüğü'nün 2019/10884 Esas sayılı dosyasında müvekkili şirketin 21.08.2019 tarihinde borca itiraz ettiğini, müvekkili şirketin aynı tarihte ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğine ilişkin şikayette bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin ret kararına karşı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin 2020/336 Esas, 2020/1980 Karar sayılı kararı ile, ilk derece mahkemesinin ret kararının kaldırılmasına ve şikayetin kabulüne kesin olarak karar verildiğini, davacı yanın, iş bu şikayet yargılaması boyunca itirazın iptali davası açmadığını, istinaf mahkemesi kararının kesinleşmesi üzerine ilk derece mahkemesinde 18.01.2021 tarihinde davayı ikame ettiğini, ancak usulsüz tebligata ilişkin şikayetin, 1 yıllık itirazın iptali davası açma süresini durdurmayacağından/kesmeyeceğinden davacı yanca şikayet dosyasının kesinleşmesinin beklenmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesine sebep olduğunu, zira, bu konuda yani konu sürenin şikayet ile kesileceğine ilişkin mevzuatta herhangi bir düzenlemenin de mevcut olmadığını, ancak, davacı yanın süresi içerisinde itirazın iptali davası ikame etmediğinden dava şartı yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, bu hususun hukuka ve usule aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesince verilen gerekçeli kararda; takip konusu çekin bakiye 65.000,00 TL'lik kısmı için davacıya yeni bir çek verilerek ödendiğinin ispatlanamadığı ifade edilerek müvekkili şirketin takibe itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığını, ancak yeni çekin müvekkili şirketçe verilmediğini, dava dışı ..... tarafından davacıya yana verildiğini, dava dışı ... firması tarafından ticari ilişkileri neticesinde müvekkiline çek verildiğini, müvekkili şirketin aldığı çeki yine davacı yanla yaptığı ticari ilişki kapsamında dava dışı ....'den aldığı çeki davacı yana ciroladığını, ancak, dava dışı .... yetkilisinin, iş bu takip konusu çekin vade tarihi gelmesine yakın müvekkili şirket yetkilisi ile iletişime geçerek ödeme güçlüğü çektiğini ve çekin vade tarihinin ertelenmesini talep ettiğini, müvekkili şirket yetkilisince de çekin davacı yana ciro edildiğinin ifade edildiğini, dava dışı ...'nin davacı yan ile çekin vade tarihi olan 21.01.2019 tarihinde davacı yana 35.000,00 TL ödeme yapıp, bakiye kısım için davacı yana yeni bir çek keşide etme hususunda anlaştığını, yani dava dışı firmanın çek bedelinin bir kısmını nakden bir kısmını da başka çek keşide etmek suretiyle karşı yana ödediğini, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama esnasında düzenlenen bilirkişi raporunda davacının ticari defter ve kayıtlarında dava konusu çekin 35.000,00 TL'sinin dava dışı .... tarafından ödendiği, 65.000,00 TL'sinin şüpheli ticari alacak hesabına kaydedildiği, her iki taraf ticari defterleri incelendiğinde söz konusu ilişki doğrultusunda takip tarihi itibariyle davacının davalı müvekkilden 2.800,14 TL alacaklı olduğu ve söz konusu tutarın fatura ve belgelerle kaydedildiğinin tespit edildiğini, Dava konusu çekin 35.000,00 TL'sinin dava dışı şirketçe ödendiği davalı yanın ticari defterleriyle sabit olup, bakiye 65.000,00 TL'nin ise şüpheli ticari alacaklara kaydedildiğini, davacı yanın ticari defterleri ile sabit olduğu üzere müvekkili şirketten 2.800,14 TL alacaklı olduğunun tespit edilmiş olup, davacının takip tutarı kadar alacaklı olduğunu ispat edememesine rağmen ilk derece mahkemesince itirazın iptaline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk derece mahkemesince alacağın likit olduğu ifade edilerek müvekkili aleyhine %20 icra inkar tazminatına hükmedildiğini, ancak kararın bu yönüyle de hatalı olup kaldırılması gerektiğini, Öğretide ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında kabul edildiği üzere, borçlunun, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacağın likide olduğunu, Örneğin, Hukuk Genel Kurulunun bir kararında belirtildiği ve diğer bazı kararlarda da benimsendiği üzere, “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” alacağın likit olduğunu, Yargıtay’ın burada ifade ettiği, “borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise” ölçütünde dile getirilen borçlunun “yalnız başına” tespiti hususu, alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamında olduğunu, İlk derece mahkemesince yürütülen yargılamada tarafların ticari defterlerinin incelendiğini, dava konusu çek bedelinin 35.000,00 TL'sinin .... tarafından ödendiğinin saptandığını, davacının dava dışı şirket ile çek bedelinin ne şekilde ne miktarda ödeneceği hususunda müvekkilinin kesin olarak bilgi sahibi olmasının mümkün olmadığını, likit alacağın, miktarının belirli ya da belirlenebilir olan ve bunun için tarafların anlaşmasına yahut mahkeme kararına gerek olmayan alacak olarak tanımlandığını, açıklamaları neticesinde, taraflar arasındaki alacağın çekişmeli olduğu, müvekkilce önceden bilinip hesap edilmesinin mümkün olmadığı dikkate alındığında alacağın likit olarak nitelendirilemeyeceğinin açık olduğunu, bu nedenle müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olup ilk derece mahkeme kararının bu yönden de kaldırılması gerektiğini, zira davacının, alacak iddiasında haksız ve kötü niyetli olup davacı aleyhine İİK'nın 67. maddesi gereğince kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini belirterek; Yukarıdaki beyanları ve mahkemece re'sen gözetilecek hususlara istinaden, yapılacak istinaf incelemesi neticesinde ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda, Dava, ciro yoluyla teslim alınan çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili, müvekkili şirketin dava dışı ..... Şti. tarafından keşide edilen 100.000,00 TL bedelli çeki davalı şirketten ciro ile teslim aldığını, ancak çeke konu borcun 65.000 TL'sinin ödenmediğini, bu sebeple davalı ve dava dışı keşideci .... Şti. aleyhine icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini, dava dışı .... Şti. tarafından yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davada da taraflar arasında ticari ilişki olduğunun ve bu ilişkiyle ilgili olarak çekin verildiğinin tespit edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve icra inkar tazminatının tahsilini istemektedir . Davalı vekili, davacı şirketin, müvekkiline ait iş makinesi, damperli kamyon, römork gibi birçok araç, makine ve teçhizatın arıza, bakım ve onarım işlerini yürüttüğünü, taraflar arasında yıllara sarih bir ticari ilişki söz konusu olduğunu, dava dışı .... firmasının ihale yoluyla üstlendiği bir inşaatta müvekkil şirketçe hafriyat işi yapıldığını, karşılığında .... tarafından aralıklı olarak müvekkiline birçok çek keşide edildiğini, aralarındaki ticari ilişki kapsamında davacıya yapılan ödemelerin birçoğunun da ....'den alınan çeklerin davacı yana cirolanması suretiyle gerçekleştirildiğini, dava dışı .... yetkilisinin, davacı yandan erteleme talep ettiğini, davacı ile ... arasındaki anlaşmaya göre, ....'nin çekin vade tarihi olan 21.01.2019 tarihinde davacı yana 35.000,00TL ödeme yapıp, bakiye kısım için davacı yana yeni bir çek keşide ettiğini ve takip konusu çeki davacıdan iade aldığını, yani dava dışı ... Firmasının çek bedelinin bir kısmını nakden bir kısmını da başka çek keşide etmek suretiyle davacıya ifa ettiğini belirterek, davanın reddini savunmaktadır. Somut olayda, davacının, davalıya ait araç, makine ve teçhizatların bakım ve onarım işlerini yaptığı , karşılığında dava dışı .... Şti. tarafından keşide edilen, lehtarı davalı şirket olan , 20.01.2019 tarihli, 7029847 seri numaralı, 100.000,00 TL bedelli çekin davalı tarafça ciro yoluyla davacıya teslim edildiği, çek bedelinin 35.000,00 TL'lik kısmının ödenmiş olduğu uyuşmazlık konusu değildir. Davacı vekili tarafından dava konusu çekin ödenmeyen 65.000,00 TL'lik kısmı yönünden davalı ve dava dışı ....Şti. aleyhine ilamsız icra takibi başlatılmış olup, takibe davalı tarafça itiraz edilmesi üzerine, itirazın iptali istemiyle eldeki dava açılmıştır. Her ne kadar davalı vekili tarafından itirazın iptali davasının bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı yönünde istinaf itirazında bulunulmuş ise de, itirazın iptali davası açılmasına ilişkin bir yıllık hak düşürücü sürenin, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiği tarihte başlayacağı, icra dosyası içeriğine göre itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, davanın yasal süresi içerisinde açılmış olduğu sonucuna varılmaktadır . Dava dışı Borçlu .... Şti.'nin de, davacı tarafından başlatılan icra takibine itiraz ettiği, davacı vekili tarafından anılan şirket aleyhine de itirazın iptali davası açıldığı, İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/576 Esas 2020/473 Karar sayılı ilamıyla;.....Şti. tarafından yapılan itirazın iptaline karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür. Mahkemece, taraflara ait ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak rapor alındığı, dava ve takip konusu çekin karşılıksız haliyle keşideci şirket tarafından iade edilip edilmediği hususunun ilgili bankadan sorularak, yazı cevabının dosya arasına alındığı, davacı şirket tarafından çek aslının dosyaya sunulduğu anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda, dava konusu çekin ve kısmi ödeme olarak keşideci şirket tarafından gelen 35.000,00 TL EFT'nin davacı şirketin resmi defterlerine kaydedildiği, kalan 65.000,00 TL'nin ise davacı tarafça şüpheli ticari alacak hesabına kaydedildiği, dava konusu çekin ödenmemesine ya da kısmi ödenmesine ilişkin davalı defterlerinde herhangi bir kaydın olmadığının belirtildiği görülmektedir. Davalı tarafça akdi ilişkinin kabul edildiği, bu bağlamda dava ve takip konusu çekin, dava dışı keşideci şirket tarafından davacıdan alındığı ve yerine yeni bir çek verildiğine dair savunmanın davalı tarafça ispatlanması gerektiği, ancak çek aslının davacıda olduğu ve mahkemeye ibraz edildiği, davalı yanın çekin geri alındığı ve yerine yeni çek verildiğine dair savunmasını kanıtlayamadığı, mahkemece yemin deliline başvurma hakkının da davalı tarafa hatırlatıldığı, ancak davalı tarafça yemin deliline de başvurulmadığı, dava ve takip konusu çekin 35.000,00 TL'sinin ödendiği tarafların kabulünde olup, kalan 65.000,00 TL'nin davacı tarafça icra takibine konu edildiği, dolayısıyla alacağın likit olduğu anlaşılmakla, mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesinde de isabetsizlik bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.06.2022 tarih ve 2021/36 Esas, 2022/641 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 4.440,15 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan toplam 1.110,10 TL harcın mahsubu ile kalan 3.330,05 TL harç bedelinin davalıdan alınarak, Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca dava değeri itibarıyla kesin olmak üzere 03.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.