İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin çok sayıda gayrimenkule sahip ve maddi durumu oldukça iyi bir kişi olduğunu, davalılar tarafından müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle veya yaşlılığından faydalanılarak bir şekilde imzası attırılarak müvekkili adı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/928 KARAR NO : 2025/1500 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/03/2023 NUMARASI : 2021/394 E. - 2023/219 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin çok sayıda gayrimenkule sahip ve maddi durumu oldukça iyi bir kişi olduğunu, davalılar tarafından müvekkilinin imzası taklit edilmek suretiyle veya yaşlılığından faydalanılarak bir şekilde imzası attırılarak müvekkili adına sahte olarak düzenlenen lehdarı ... olan 15.01.2020 tanzim tarihli, 15.08.2020 vade tarihli, 440.000,00 USD meblağlı davaya konu bonoda, müvekkilinin keşideci olarak gösterildiğini, davalılardan ... tarafından İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, ödeme emrinin ekinde gönderilen takip dayanağı bono fotokopisinde yapılan ilk incelemede keşidecinin müvekkili olarak gösterildiği ve müvekkilinin imzasına benzer bir imzanın sahte olarak atıldığının görüldüğünü, medyaya yansıyanlardan bilindiği kadarıyla tanınmış kargo şirketlerinin kıyafet ve eşyalarını kullanarak kendilerine kargocu süsü verip vatandaşlara kargo teslim tutanağı yerine senet imzalatma olaylarının da meydana gelebildiğini, yine bu imzanın makine, araç ve alet kullanarak veya transfer yoluyla atılmış olabileceğinin söz konusu olduğunu, müvekkili aleyhine başlatılan İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibine karşı İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/877 E. Sayılı dosyası ile imzaya ve borca itiraz edildiğini, bu davanın derdest olduğunu, ayrıca davalılar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından ihbarda bulunulduğunu, 2021/104438 soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, davalılar ... ile ...'in aralarında 440.000,00 USD tutarında nasıl bir ticari ilişki olduğunu ispatlamak zorunda olduklarını, davalılar hakkında bir çok devam eden ve neticelenen dava olduğunu, takibin sadece müvekkiline yöneltildiğini, lehtar olan cirantaya takip yapılmadığını, dolandırıcılık ve sahteciliği meslek edindiği açıkça belli olan davalılar tarafından uygulanacak hacizler sebebiyle müvekkili nezdinde telafisi imkansız zararlar meydana geldiğinden icra takibinin teminatsız olarak durdurulması yönünde tedbir kararı verilmesini, lehtarı ... olan, 15.01.2020 tanzim tarihli, 15.08.2020 vade tarihli ve 440.000,00 USD bir adet bonodan dolayı müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespitine, bononun iptaline, davalılar haksız ve kötü niyetli olduğundan müvekkili lehine % 20 tazminatın tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının alacaklı müvekkili ile herhangi bir ticari ilişkisi olmadığını savunarak senetten dolayı bir borcu olmadığını dile getirdiğini, senetten dolayı ortaya çıkan borç ilişkisinin asıl ilişkiden mücerret olduğunu, asıl ilişkideki bağ ortadan kalksa bile kıymetli evraktan kaynaklanan borcun sona ermediğini, senedin tanziminine sebep olan asıl borç ilişkisinin senetten anlaşılmasına imkan bulunmayan kıymetli evrak olduğunu, kıymetli evrakın bir defa doğduktan sonra doğumuna sebep olan ilişkideki bir aksaklık veya bozukluk dahi kıymetli evrakın geçerliliğine etki edemeyeceğini, herhangi bir ihtilaf halinde hamilin, davasını sadece bu kıymetli evraka dayandırabileceğini, temelde yatan asıl borç ilişkisinin varlığını ve mahiyetini ispat zorunda olmadığını, davacının herhangi bir ispat aracı sunamadığını, imza hususunda dahi belirsiz ifadeler kullandığını, hamilin kambiyo senedine dayanması halinde alacağın hukuki nedenini kanıtlamak zorunda olmaması, tam aksine borçlunun böyle bir alacağın var olmadığını kanıtlamak yükü altında bulunması, senedin asıl borçtan bağımsız olduğunu, bunun da senedin niteliği gereği olması gereken bir şey olduğunu, kaldı ki müvekkilinin ciranta sıfatına haiz olduğunu, hamil olduğu senedi tahsil etmek adına keşideciye başvurması kadar doğal bir şey olmadığını, davacı tarafın gerçekten yoksun davasına mesnetsiz ve soyut iddialar üreterek icra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmak maksadıyla kötü niyetli olarak işbu davayı açtığını, bono üzerindeki imza davacıya ait olduğundan davacının itirazlarının yerinde olmadığını, açılan davanın reddine, icranın durdurulması ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine, davacının haksız ve kötü niyetli olduğundan müvekkili lehine borç miktarı üzerinden %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet ve icra inkar tazminatı ödemesine, karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı süresinde bir cevap vermemiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Davacının davasının, KABULÜ ile; İstanbul 14. İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası ve bu dosyaya konu 15/01/2020 tanzim tarihli, 15/08/2020 vadeli, 440.000,00 USD bedelli, keşidecisi ..., lehtarı, ... olan senet nedeni ile davacının davalılara borçlu olmadığının tespitine, bononun davacı yönünden iptaline, yapılan takipte davalıların kötü niyetli olduğu kanaatine varıldığından, takdiren %20 üzerinden hesaplanan, 88.000,00 USD tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine," karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı ... vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu, öncelikle mahkemenin senet altındaki imzanın davacıya ait olduğunun bilirkişi raporlarıyla kesinleştiğini göz ardı ederek, davacının yaşlılığından istifade edildiği yönündeki dayanaksız kanaatine ulaştığını, imzanın irade dışı alındığı iddiasının ispat yükünün davacıda olmasına rağmen dosyada bu yönde delil bulunmadığını, mahkemenin davalılar arasında ticari ilişkinin olmadığı ve müvekkilin kötü niyetli olduğu yönündeki değerlendirmesinin de kambiyo senetlerinin sebepten soyutluğu ilkesine aykırı olduğunu, iyi niyetli hamil olan müvekkile karşı bedelsizlik def'inin ileri sürülemeyeceğini, müvekkilin kötü niyetli olduğuna dair ispat yükü davacıda olmasına rağmen, davalılar hakkında başka davaların bulunması, birbirlerini tanıyor olmaları veya daire alım satımına yönelik ilişkinin ispatlanamadığı gibi soyut ve yetersiz gerekçelerle kötü niyetli olduğu sonucuna varılamayacağını, özellikle ciroya mesnet teşkil eden hukuki ilişkinin ispat külfetinin soyutluk ilkesi gereği iyi niyetli hamile ait olmadığını, ayrıca bonoda "nakden" veya "malen" kaydı bulunmadığından ispat külfetinin davacı üzerinde olması gerektiğini, icra takibinin ciranta yerine sadece asıl borçluya yönlendirilmesinin kanunen tanınmış bir hak olduğunu ve kötü niyetin kanıtı olamayacağını, bilirkişi raporundaki davalı ... ile dava dışı ... ... arasındaki ticari ilişkinin gerçek olmadığı yönündeki görüşün de dikkate alınamayacağını, zira davalının alım gücünün alacaklı olduğu icra dosyalarıyla sabit olduğunu, ticari ilişkinin mevcudiyetinin irsaliyeli faturalarla sabit olduğunu, bedelsizlik iddiasının yalnızca asıl hukuki ilişkinin tarafına karşı ileri sürülebilecek şahsi bir defi olduğunu, müvekkilin kötü niyeti kesin bir biçimde ispat edilemediğinden bedelsizlik iddiasının müvekkil bakımından sonuç doğurmasının ve müvekkilin tazminattan sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesi gereği senette yer alan hak ile bu hakkın oluşumuna neden olan temel borç ilişkisi arasındaki bağın ortadan kalktığını, senedin temel borç ilişkisinden soyutlanıp bağımsız bir varlık kazandığını, kıymetli evrakın soyut oluşunun ticaret hukukunun kendine özgü bir kavram olduğunu, senet düzenleyenin düzenlediği senetle borçlanmasının doğal sonucu olan temel borç ilişkisindeki sakatlığı ileri sürememe hali yani soyutluk ilkesi mevcut olduğunu, senedin doğumuna neden olan hukuki işlemdeki sakatlık halinin kambiyo senedine yansımayacağını, davacının iddiasının genişletmesinin mahkemenin kabul ederek aradaki borç ilişkisinin araştırılmaya başlanarak karar verilmesinin kabul edilemeyeceğini, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; açılan davada bononun davacı ...'un imzasının taklit edilerek ya da yaşlılığından faydalanılarak attırılarak düzenlendiğinin açıkça belirtildiğini, bu nedenle ilk derece mahkemesinin imza incelemesinden sonra bedelsizlikle ilgili diğer hususları incelemesinin hukuka uygun olduğunu, mahkemenin UYAP araştırması ve sunulan belgelerle davalılar ... ile ...'in çalıntı çek ve senetlere dayalı icra takibi başlatarak haksız kazanç elde etmeyi meslek haline getirdiklerinin, normal yollardan para kazandıkları bir işlerinin olmadığının görüldüğünü, davalıların isticvap ve kolluk ifadelerinde davacı ...'u tanımadıklarını, bonoyu ondan almadıklarını söylediklerini, davalı ...'ün isticvapta senedi ... ve ... ... yetkilisinin teminat senetleri karşılığında getirdiğini beyan ettiğini, bu anlatıma göre bononun arkasında bulunması gereken ... ve ... ... cirolarının olmadığını, bu durumun ciro silsilesini kopardığını ve sakatladığını, davalı ...'in sahtecilik davasındaki ifadesinde mesleğinin İŞSİZ olduğunu beyan ettiğini, davalıların aralarındaki $440.000 tutarındaki ticari ilişkiyi, iş hacimlerinin bu meblağa nasıl ulaştığını, bu işlemi ticari defterlerine kaydettiklerini gösteremediklerini ve kendilerine ait bir ticari defter dahi sunamadıklarını, ne kadar kazanç beyan edip ne kadar vergi verdiklerini ortaya koyamadıklarını, isticvaptaki beyanları ile daha önceki kolluk ifadelerinin çeliştiğini, isticvapta belirtilen ... ... ile davalılar arasında gerçek bir ticaretin bulunmadığının bilirkişi raporuyla sabit olduğunu, neticede İstanbul Asliye 21. Ticaret Mahkemesi tarafından verilen kararın hukuka uygun olduğunu, davalıların ileri sürdüğü tek hususun kambiyo senetlerinin mücerretliği olduğunu, alım gücünü ispatlamak için gösterdikleri icra dosyalarının dahi sahtekarlığa örnek teşkil ettiğini, somut olayda bononun bedelsiz olduğunun açıkça ortaya çıktığını, bu sebeplerle davalıların istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, imza inkarı ve sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasında , 440.000 Usd bedelli, 15.01.2020 tanzim tarihli, 15.03.2020 vade tarihli borçlusu ..., lehtarı ... olan lehtar ve alacaklı tarafından ciro edilen senede dayalı olarak davalı alacaklı ... tarafından davacı aleyhine kambiyo takibi yapıldığı görülmektedir. Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 08.03.2022 tarihli raporda özetle; "...İnceleme konusu senette "..." isim yazısı ve bu isme atfen atılı imza ile ...'un mukayese yazı ve imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu isim yazısı ve imzanın ...'un eli ürünü olduğu, bilgisayar ve ekipmanı ile oluşturulmuş senette söz konusu yazı ve imza ile senetteki baskı izlerinin hangisinin altta hangisinin üstte olduğuna dair teknik bir bulgu saptanamadığı hususlarını bildirir kanaat raporudur..." görüşü bildirilmiştir. Grafoloji uzmanından alınan 28.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Aynı belge üzerinde kesişme olan yazılar arasında alt-üst ilişkisi (hangisinin altta hangisinin üstte olduğu) tespit edilebilir olmakla birlikte, inceleme konusu senette mürekkepli kalemle oluşturulan imza ve el yazıları ile diğer yazılar arasında bir kesişme olmaması nedeniyle bu hususta bir tespite gidilemeyeceği, inceleme konusu senette ...’a atfen atılan imza ve “...” el yazısı ile ...’un karşılaştırma belgelerindeki imzaları ve el yazıları arasında tersim tarzı başta olmak üzere, yapıların oluşturulma şekli, başlangıç ve bitiriliş özellikleri, yapılar arası bağlantılar, doğrultu, ritm, işleklik gibi grafolojik ve grafometrik tanı unsurları açısından saptanan uygunluk ve benzerlikler nedeni ile alacaklısı ..., borçlusu ... olan, 15.01.2020 düzenleme, 15.08.2020 tediye tarihli 440.000 USD bedelli senette ...’a atfen atılan imza ve “...” el yazısının ...’un eli ürünü olduğu kanaatine varılmıştır..." görüşü bildirilmiştir.İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/887 E. Sayılı dosyasından alınan; 22/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda; tetkik konusu senet üzerindeki imzanın davacı ...'un imzasını bilen biri tarafından taklit edilerek atıldığını, dolayısıyla senet üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığı görüşü bildirilmiştir. Anılan icra mahkemesince 2022/414 Karar Sayılı karar ile bilirkişinin imzanın borçluya ait olmadığı grafolojik inceleme ile tespit edilmiş olmakla, davacının imza itirazının kabulü ile; İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında başlatılan takibin davacı açısından durdurulmasına, davalının kötüniyeti veya ağır kusuru ispatlanamadığından davacının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, İstanbul Bam 23. H.D.nin2022/1533 -2024/1952 sayılı kararı ile " Dava, bonoya dayalı kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte borçlunun imzaya ve borca itirazına ilişkindir.Mahkeme, yargılama sırasında bilirkişiden imza inceleme raporu almış ve bu rapora dayanarak hüküm kurmuştur. Ancak davacı tarafından takibe ve dayanak senede yönelik olarak İstanbul 21.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/394 Esas sayılı menfi tespit davası açılmış, anılan dosyada takip dayanağı senede ilişkin ATK Fizik İhtisas Dairesinden 22.03.2022 tarihli imza inceleme raporu ve yine aynı dosyadan 28.06.2022 tarihli bir bilirkişi raporu alınmış olup, bu raporlarda davacıya atfedilen senet üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği görülmektedir. O halde mahkemece alınan bilirkişi raporu ile bu raporlar arasında mübayenet oluşmuştur. Bu durumda raporlar arasındaki çelişkinin tarafların talebi alınmak ve değerlendirilmek suretiyle alanında uzman 3 kişilik ehil bilirkişi heyetinden ya da ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kurulundan rapor alınmak suretiyle giderilmesi gerekmektedir." gerekçesi ile davacının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6. bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkemece İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/887 E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ve eldeki dosyada alınan iki adet rapor arasında çelişki bulunduğundan, bilirkişi heyetinden rapor alınmış , 10.01.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; "...inceleme konusu 15.03.2020 Tarihli, 15.01.2020 düzenleme tarihli, 440.000 (dört yüz kırk bin) USD tutarlı, alıcısı ..., borçlusu ... adına atfen imzalı senet aslı metninde yer alan borçlu isim yazısı ile ...'un mukayese yazı örnekleri arasında harf ve rakamların yapılanma, istiflenme, eğim ve bağlantı gibi özellikler bakımından karakteristik benzerlikler gösterdiği; senedin borçlu imzası ile ...'un imza örnekleri arasında bir kısmı Resim 2 ve Resim 3'te işaretlenerek gösterilen imza eğim ve ölçüsü, başlangıç ve bitiriliş özellikleri, harf, grama ve iç gövde büklümlerinin şekil ve biçimlendirilişi ile bağlantı ve orantıları, aralıklar, baskı ve işleklik gibi unsurlar bakımından önemli düzeyde benzerliklerin olması nedeniyle, inceleme konusu senet metninde yer alan “...” borçlu isim yazısı ve borçlu imzasının ...'un eli ürünü olduğu kanaatine oy birliği ile varıldığı" bildirilmiştir. Mahkemece davalıların isticvabına karar verilmiş olup;Davalı ...: Unkapanı’nda müzik işiyle uğraşan esnaf olduğunu, diğer davalı ...’ı yaklaşık 10 yıldır tanıdığını, 2017’de Sarıyer’de arsa üzerinde inşa edilecek bir daire karşılığında Turan’a parçalı şekilde toplam 380.000 USD verdiğini, arsayı/daireyi görmediğini ve dairenin teslim edilmediğini, önce verilen senetlerin karşılıksız çıkması üzerine iade ettiğini, yaklaşık 1,5 yıl önce bedeli 440.000 USD olan dava konusu senedi aldığını, senedin davacıdan hangi nedenle alındığını bilmediğini, beyan etmiştir.Davalı ... : Davacıyı tanımadığını; uzun süredir inşaat/esnaflık yaptığını, ... ... San. Tic. Ltd. Şti.’ye iş eldiveni satışı nedeniyle yaklaşık 10 milyon TL alacağı oluştuğunu, 4 milyon TL açık kaldığını, şirket sahibi tarafından Sarıyer’de arsa temin edilip kendisinin inşaat yapmasının önerildiğini ancak arsa temin edilmediği için sözleşme yapılmadığını, sonrasında 440.000 USD bedelli dava konusu senedin ... ve ... ... yetkilisince kendisine verilmesi karşılığında elindeki teminat senetlerini iade ettiğini, bu senedi, 2017’den itibaren parça parça kendisine 380.000 USD ödeyen ...’e, teslim edilemeyen daireye karşılık verdiğini, aradaki 60.000 USD farkın senet tahsil edilince kendisine ödenmesi konusunda mutabık kalındığını, ...’in bu senedi bir akrabasından olan alacağına karşılık aldığını söylediğini ifade etmiştir. Mali Müşavir bilirkişinin düzenlediği 19.02.2023 tarihli raporda özetle; "..gelir idaresinden dava dosyasına paylaşılan davalı ... tarafından dava dışı “... ... Nakliyat İnşaat Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti” ne BS formunda 4 adet belge ve 687.500,00 TL değerinde mal satışı beyanında bulunmuş olup, 30.12.2021 tarihinde davalı vekili tarafından sunulan belgelere göre Dava dışı “... ... Nakliyat İnşaat Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti” ne 10 adet belge karşılığı 1.586.425.00 TL düzenlediğine dair belge paylaşmıştır. Kamu idaresine beyan edilen belge / tutar ile dava dosyasına sunulan belge / tutar birbirini teyit etmediği, dava dışı “... ... Nakliyat İnşaat Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti” ne ait BA formunda davalı ... tarafından düzenlenmiş her hangi bir belge ya da faturayı Gelir İdaresine paylaşmadığı, mevcut belgeler ışığında “dava dışı ... ... ile davalı ...” arasında gerçek bir ticari ilişkiden bahsedilemeyeceği, bu dava özelinde lehdarı ... olan “15.01.2020 tanzim tarihli, 15.08.2020 vade tarihli 440.000 Amerikan Doları meblağlı davaya konu bono” kapsamında davacı ...’un bu senedi düzenlemesini gerektirecek finansal ya da ticari süreç ortaya koyabilecek her hangi bir belgenin dava dosyasında bulunmadığı, 2020 yılında ... ile ... ... şirketi arasında Gelir İdaresinden gelen yazıya istinaden her iki firmanın da 2018 / Ekim ayı ve öncesinde ticareti bıraktığı (Resen Terk) için vergi mükellefiyeti bulunmadığından 2017/ Kasım ayından sonra Dava dışı “... ... Nakliyat İnşaat Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti” ne fatura düzenlenemeyeceğinden 2017 yılından kalan Alacak için Davalının 2020 yılını beklemesi ve davaya konu edilen tutarda alacağı olmadığı, gelir idaresinde davalı ... 2018 / Ekim ayında ticareti bıraktığı (resen terk) için 2019 – 2020 – 2021 yıllarına ait kanuni defterlerinin olamayacağı, kanuni defterlerini de kalemde inceleme esnasında Davalının getirmediği / sunmadığı da göz edilerek “davaya konu senedin kayıtlarda bulunmayacağı” ve “cari hesaba da işlenmiş olamayacağı...” Görüşünü bildirmiştir.Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır.Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi ticari senet (kambiyo senedi) alacağı da prensip olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren veya elindeki kambiyo senedini devreden ve bu senedi alan herkes, bütün bu hukukî işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. Senedi alan şahsın, bu senede sahip olup olmayacağı, yani senette mündemiç hakkı iktisap edip etmeyeceği bu gayeye bakılarak tespit olunur. Dolayısıyla söz konusu gaye, bir kambiyo senedinde (kıymetli evrakta) mündemiç hakkın husulü (doğumu) veya devri açısından hukukî sebebi teşkil eder. Senet bu gaye yönünden “ifa amacıyla”, daha açık bir ifadesiyle “mevcut bir borcu ifa için” veya “mevcut borcun yerine kaim olmak üzere” verilmiş olabilir. Senedin teminat amacıyla veya başka bir maksatla verilmesi (mesela kredi sağlamak, hibe vs.) de mümkündür (Öztan, s. 376). Menfi tespit davasında borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin ( borcun ) varlığını kanıtlamak durumundadır.Tüm hukuki işlemlerde olduğu gibi kambiyo ilişkisinin hukuken geçerli olarak doğduğunu kabul etmek için tarafların karşılıklı iradeleri ile meydana gelmiş olması şarttır. Senedin düzenlenmesinde iradenin oluşumu ve beyanı aşamasında , iradenin özgür bir biçimde oluşmadığı veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığı yolundaki “borçlanma iradesinin bulunmaması , senedin sahte olması” iddiası senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup, her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir. İradenin özgür bir biçimde oluşmadığı veya gerçek iradeye uygun şekilde açıklanmadığı iddiasında sözleşme yapan taraf TBK 'nın 39. Maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmiş ise bu iddiasını her türlü delil ile ispatlayabilir. TTK'nın 687. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kişisel def'iler temel ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilir.Senedin üçüncü kişiye ciro veya teslim yolu ile devredilmesi hâlinde bu def'inin iyi niyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak hamilin iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olmaması senedi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde hamile karşı da ileri sürülebilecektir. Dosya kapsamı, alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde, davacı imza inkarı ile birlikte senedin sahtecilikle elde edilmiş olduğunu borçlanma iradesinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olduğu tespit edilmiş ise de , "...'un yaşlılığından faydalanılarak bir şekilde imzası attırılarak sahte olarak düzenlendiği" şeklinde belirtilen; senedin sahtecilik yolu ile elde edildiği iddiasını da ileri sürdüğü, bu kapsamda toplanan deliller çerçevesinde; davacının 1943 doğumlu olup senet tanzim tarihinde 77 yaşında olduğu, kendi beyanına göre çok sayıda taşınmaz sahibi varlıklı bir kişi olduğu, davacı borçlu ... ve senet lehtarı ...'ün birbirlerini tanımadığı, aralarında temel ilişki bulunmadığı bu durumun lehtarın kendi beyanı ile sabit olduğu, senet metnine göre aralarında temel ilişki bulunması gereken lehtar ile hamil arasında da yazılı delil ile ispatlanmış geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığı, davalıların yapılacak inşaattan hamile verilecek daire için elden 380.000 USD ödeme yapıldığına ilişkin beyanlarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi böyle bir para alış verişine dair delil sunulmamış olduğu, buna karşın davalıların birbirlerini uzun süredir tanıdıkları, UYAP ta davalı ... hakkında sorgulama yapıldığında şüpheli sıfatı ile hakkında resmi belgede sahtecilik, hırsızlık, dolandırıcılık suçlarından halen 24 adet savcılık soruşturma dosyasının açık olduğu, bir çok kez hakkında tutuklama tedbiri uygulandığı, aynı şekilde halen açık olan çok sayıda ceza dava dosyasının bulunduğu, senet bedeli tahsil edildiği taktirde bir miktarının ciro eden lehtara verilecek olması , lehtarın senedi aldığını beyan ettiği dava dışı “... ... Nakliyat İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti” nin senette cirosunun bulunmaması , ayrıca mali müşavir bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, dava konusu senedin tanzim tarihinden çok önce ... ile ... ... şirketinin 2018 / Ekim ayı ve öncesinde ticareti bıraktıkları, ... tarafından 2017/ Kasım ayından sonra Dava dışı “... ... Nakliyat İnşaat Taahhüt San. Ve Tic. Ltd. Şti” ne fatura düzenlenemeyeceği dikkate alındığında davalı ... 'ün hiç ilişkisi olmayan davacının borçlu gösterildiği senedi iktisabının hukuka uygun olmadığı ve beyanlarına itibar edilemeyeceği, öte yandan davalıların birlikte hareket ettikleri, hamil ...'in esasen alacaklı olduğunu beyan ettiği ...'e takibi yöneltmemesinin de bu duruma işaret ettiği , dolayısıyla hamil ...'in senedi iktisabında iyiniyetli 3. Kişi olarak kabul edilemeyeceği TTK'nın 687 maddesi uyarınca bile bile borçlunun zararına diğer davalı ile birlikte hareket etmek suretiyle hamil olduğunun anlaşıldığı, davalıların borcun geçerli bir hukuki ilişkiye dayalı olduğunu ispatlayamadıkları, tüm bu nedenlerle " davalıların kötü niyetle haksız bir şekilde senedi tahsil etmeye çalıştığı, davalıların birlikte davacı zararına hareket ettiği, aralarında böyle bir para alış verişi olmadığının beyanlardan sabit olduğu, bu nedenle davanın kabulüne, kötü niyetli davalıların takdiren %20 oranında kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine" dair verilen kararın dosya kapsamındaki deliller ve ispat kuralları çerçevesinde hukuka uygun olduğu , istinaf taleplerinin reddi gerektiği anlaşılmıştır. Davalı vekillerinin İstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/03/2023 tarih ve 2021/394 E., 2023/219 K. sayılı kararına karşı davalılar tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 255.479,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 63.869,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 191.609,55 TL harcın davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 255.479,40 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 63.869,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 191.609,55 TL harcın davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025