İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/114 esas sayılı dosyasına tevzi olunan dava dilekçesi ile, davacının davalı şirkete sunmuş olduğu marka kullanım hizmetlerinin karşılığında, marka kullanım ücretlerine ilişkin 22/01/2020 tarihli v…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/239 KARAR NO:2026/561 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:04/10/2023 NUMARASI:2023/72 E. - 2023/237 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Sözleşmeden Kaynaklanan Hak İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2022/114 esas sayılı dosyasına tevzi olunan dava dilekçesi ile, davacının davalı şirkete sunmuş olduğu marka kullanım hizmetlerinin karşılığında, marka kullanım ücretlerine ilişkin 22/01/2020 tarihli ve ... numaralı fatura ile 14/02/2020 tarihli ve ... numaralı fatura tanzim edildiğini, faturalardan kaynaklanan borcun ödenmesi için davalı şirkete ihbarname gönderilmişse de borcun ödenmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul Büyükçekmece 2. İcra Dairesi ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olup borçlunun haksız ve dayanaksız itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiğini, takip konusu dosya borcu halen ödenmediğini, borçlunun haksız ve dayanaksız itirazının iptali için huzurdaki davayı açma gereği doğduğunu, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla, İstanbul Büyükçekmece 2. İcra Dairesi ... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin aynı şartlarla devamına, davalı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yetkisizlik nedeniyle yetkisizlik kararı verilmesinin gerektiğini, alacağı kabul anlamına gelmemekle davacının talep ettiği hak ve alacaklar bakımından zamanaşımı süresi dolduğunu, müvekkilinin inşaat iskelesi ve çalışma platformunu kurma ve sökme işleri yapan bir firma olduğunu, müvekkili ile davacı kurum arasında ise 14/07/2016 tarihinde ... markalı olarak üretim yapılacak ürünler bakımından ... markasını kullanma hakkı bakımından Belge ve Kullanma Sözleşmesi düzenlendiğini, ancak 15-16 Temmuz 2016 tarihlerinde gerçekleşen 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında yabancı uyruklu olan bu ortaklığın bozulduğunu, sonrasında gereken denetimlerin ürünlere gönderilemediğini ve neticede ... firması tarafından ortaklığın devamının istenmediğini, yabancı uyruklu olan ortakların çekilme isteği ile ticaret sicil kayıtlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilinin sözleşmeye konu ürünleri de almadığını, dolayısıyla sözleşme ile kararlaştırılmış olsa da müvekkilinin söz konusu belge ve hizmeti hiç kullanmadığını, bu nedenle dava konusu fatura bakımından borcu da bulunmadığını, davaya konu edilen faturalarda KDV bulunmasına rağmen müvekkilinden ayrı olarak takipte KDV alacağı adı altında alacak talep edildiğini, alacaklı tarafça icra dosyasına sunulan ... numaralı, 22/01/2020 tarihli ve ... numaralı, 14/02/2020 tarihli faturalardan kaynaklandığı iddia edilen ek olarak faiz ve KDV alacağı adı altında talep edilen borçların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, KDV alacağı olarak alacaklı görünen tarafından yapılan talebin de hiçbir yasal dayanağı olmadığını, davacıdan hiç hizmet alınmadığı için KDV borcunun doğmayacağını, bununla birlikte her hizmet için tek bir defa KDV uygulaması yapılabileceğini, faturayı ve alacak iddiasını kabul etmemekle beraber usule ilişkin olarak faturalarda KDV tahakkuku bir kere yapılmış iken icra takibinde ayrı bir KDV alacağından bahsedilmesinin de hatalı olduğunu, fatura alacağın ispatı olmadığından alacağın ispat edilemediğini, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa, düzenlenen belgenin fatura olmadığını ve sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamayacağını, söz konusu faturaya konu hizmetin hiç alınmaması nedeniyle takibin dayanaksız olduğunu, faiz talebinin hatalı ve usule aykırı olduğunu, davacının, müvekkili şirketi temerrüde düşürmemiş olduğunu, işlemiş faiz talebi ve iddiasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, faiz talebine bu nedenle itiraz ettiklerini, ödeme emrinde de huzurda açılan davada da herhangi bir tebliğ bilgisine veya belgesine yer verilmediğini, takibe konu alacağın dayanağı olduğu iddia edilen faturaların tebliğine dair belge de sunulmadığını, müvekkili şirketin alacaklı görünene böyle bir borcu olmadığından takibe, ödeme emrine, borca ve bu nedenlerle davanın zamanaşımı ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının sunmuş olduğu Marka Kullanım Sözleşmeleri, faturalar ve davalının açık kabulü ile taraflar arasında davacıya ait tescilli markaların kullanılması yönünde sözleşme akdedildiği, yapılan bilirkişi incelemesine göre bu faturaların davalı defterlerine işlendiği, davalının sözleşmenin feshine yahut ödemeye ilişkin bir delil sunamadığı, taleple bağlılık kapsamında davacının takibe konu edilen miktarı alacaklı olduğu, işletilen faiz tutarının talep edilebilir oranın altında kaldığı, alacağın likit ve belirlenebilir olduğu ve davalının tüm itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmış ve davacının davasının kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkilinin takibe ve davaya konu faturalardan kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını ve yerel yargılama esnasında müvekkilinin davaya konu herhangi bir borcu olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığını, Müvekkili ile davacı kurum arasında 14.07.2016 tarihinde ... markalı olarak üretim yapılacak ürünler bakımından ... markasını kullanma hakkı için Belge ve Kullanma Sözleşmesi düzenlendiğini ancak 15 Temmuz Darbe girişimi sonrasında yabancı uyruklu olan bu ortaklık bozulduğundan müvekkilinin sözleşmeye konu ürünleri davacıdan hiç almadığını, sözleşme ile kararlaştırılmış olsa da müvekkilinin söz konusu belge ve hizmeti hiç kullanmadığını, Müvekkilinin bu ürünleri kullanmadığını karşı tarafa bildirmesine rağmen taraflarına, ... Marka kullanım ücreti açıklaması ile 14.02.2020 ve 22.01.2020 tarihli iki fatura kesildiğini, tek başına fatura kesilmiş olması alacağın kaynağı olmadığından davacının alacağı ispat yükü üzerinde olduğunu, davacının salt fatura kesmek ile hizmeti verdiğinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin söz konusu faturaya konu hizmeti hiç almadığından davacının davasının reddi gerektiğini, -Davacı kurumun yargılama esnasında; 03.10.2019 tarihli toplantıda "3 ay süre ile askıya alma" kararı alındığını, müvekkilinin ... Belgelendirme Yönergesini imzaladığını ve Yönerge Madde 28'e göre müvekkilinin maddi yükümlülüklerinin hala devam ettiğini iddia ettiğini, yönerge MADDE 5'e göre "(1)Belgelendirme faaliyeti yürüten birimler, yürütülen belgelendirme faaliyetine uygun yönetim sistemi kurmak, güncelliğini takip etmek ve uygulamakla yükümlüdür. (2)Verilen belge ve raporların usulüne uygun kullanımı, belgelendirme sonrasında yapılan ara kontrol, gözetim ve benzeri işlemlerle takip edilir." hükmü olduğundan kurum yapılan anlaşmadan sonra müvekkili şirketi ve anlaşmalarını denetim altına almadığını ve yapmakla yükümlü olduğu kontrolleri yerine getirmediğini, bu durumda davacının kendisi anlaşmaya uygun davranmadığını, yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, ... gereken denetimi yapmadığı için sırf müvekkilinin anlaşma konusu malları elinde bulundurmaması nedeniyle sözleşmenin geçerliliğini yitirdiğini düşündüğünü, Davacı anlaşmanın kendi üzerine düşen kısmını gereği gibi yerine getirmiş olsa idi müvekkilinin bu yanılgıya düşmeyeceğini, böyle bir durumda kurumun kendi üstüne düşen yükümlülüğü yerine getirmeyip müvekkiline elinde olmayan mallar hakkında hizmet verdiğini iddia ederek fatura kesmesinin taraflarınca kabul edilemediğini, imza edilen sözleşme her iki tarafa borç yükleyen bir anlaşma olduğunu, ... belgesine konu ürünlerin her seferinde ülkeye girişi olmadan önce kontrol edilerek belge şartlarını sağlayıp sağlamadığı da denetlendiğini, ortaklık bozulmuş olduğundan ortada denetime konu olabilecek bir ürün de kalmamış ve sözleşme kendiliğinden konusuz kalmış olduğunu, -Alacaklı tarafça icra dosyasına sunulan 22.01.2020 tarihli ... numaralı ve 14.02.2020 tarihli ... numaralı faturalardan kaynaklandığı iddia edilen ek olarak faiz ve KDV alacağı adı altında talep edilen borçların haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin ne bahsi geçen faturalara konu bir borcu ne de herhangi bir fatura borcu bulunduğunu, bununla beraber KDV alacağı olarak alacaklı görünen tarafından yapılan talebin de hiçbir yasal dayanağı olmadığını, KDV(Katma Değer Vergisi), ülkemizde mal veya hizmet alımları sırasında mal veya hizmeti teslim alanın teslim edene ödediği tüketim vergisi olup davacıdan hiç hizmet alınmadığını, her hizmet için tek bir defa KDV uygulaması yapılabildiğini, faturayı ve alacak iddiasını kabul etmemekle beraber usule ilişkin olarak faturalarda KDV tahakkuku bir kere yapılmış iken icra takibinde ayrı bir KDV alacağından bahsedilmesinin de hatalı olduğunu,Davaya konu faturalarda yer alan KDVsiz hizmet bedelleri 26.820,00 TL + 4.470,00 TL olmak üzere toplam 31.290,00 TL olup buna ek olarak faturalarda KDV olarak; 22.01.2020 tarihli faturada 4.827,60 TL , 14.02.2020 tarihli faturada 804,60 TL olmak üzere toplam 5.632,20 TL yansıtıldığını, takipte asıl alacak olarak faturalarda yer alan KDV tutarları da dahil olarak 36.922,20 TL üzerinden takip yapıldığını ancak ödeme emrinde 1.256,45 TL tutarında ayrı bir KDV alacağı daha gösterildiğini ancak buna dair hiçbir dayanak belge veya açıklama da yapılmadığını, aynı hizmet için iki defa KDV ödenmesi mümkün olmayacağını, söz konusu faturalarda zaten KDV bulunurken bir de icra dosyasına ikinci kez KDV'nin eklenmesinin aykırı olduğunu, -Davacının, müvekkili şirketi temerrüde düşürmediğini, işlemiş faiz talebi haksız olduğunu, faturaların tebliğine dair belge de sunulmadığını kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirkete sunmuş olduğu marka kullanım hizmetlerinin karşılığında marka kullanım ücretlerine ilişkin fatura düzenlendiğini, gönderilen ihtarnameye rağmen borç ödenmediğini, karar hukuka uygun olup, Davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalının, Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ... sayılı icra takibine yapmış olduğu itirazın iptali ile icra inkar tazminatı talebine yöneliktir.Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası uyap üzerinden celp olunmuş, alacaklı Türk Standartları Enstitüsü tarafından, borçlu ... Şirketi aleyhine 36.922,20 TL Asıl Alacak, 1.256,45 TL KDV alacağı, 6.980,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.158,90 TL üzerinden takip yapıldığı, takip dayanağı olarak, fatura alacağının gösterildiği, borçlunun itirazı üzerine takibin 19/04/2022 tarihinde durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.Bilirkişiler 17/08/2023 tarihli raporlarında; "Taraflar arasında imzalanmış olan 3 adet 17.08.2014 tarihinde imzalanmış olan Türk Standartları Enstitüsü belge ve marka kullanma sözleşmeleri incelendiğinde, sözleşmelerin ... markalı ürüne ilişkin ... Marka Kullanım Ücreti ...-..., ..., ..., ... ve -..., ... nolu Türk Standartları uygunluk belgesi ticari markasının ... markasının kullanma hakkını tanıdığı, sözleşmelerin imzalandığı 17/08/2014 tarihinden itibaren yürürlük kazandığı ve davalı tarafından sözleşmenin feshine ilişkin, davacı tarafa yazılı bir bildirimde bulunduğuna dair bir belge sunulmadığı, bu nedenle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin, ilgili maddesi gereğince, geçerliliğini koruduğu, bu nedenle davalı tarafın imzalanan sözleşme kapsamında düzenlenen ve alacağa konu edilen faturalarda görülen hizmetler için belirlenen bedellerini ödeme yükümlülüğünün olduğu, taraflar arasında ticari ilişki varlığının açık olduğu, Davacı tarafın kanunla kurulan kamu kurumu statüsünde olduğu, ticari defter tutma zorunluluğunun bulunmadığı,Davalının ibraz edilen ticari defterlerinin ilgili kanun hükümlerine göre uygun tutulduğu, Davalının muhasebe kayıtlarında icra takibine konu edilen faturaların yer aldığı ve 20.09.2022 takip tarihinde davacıya 120.456,63 TL borçlu olduğu, İcra dosyasında talep edilen faizin talep edilebilir faizin altında kaldığı, Davacı tarafından icra takip dosyasında talep edilen faize 360 Sayılı Kdv kanunu gereğince Kdv talep edebileceği, Büyükçekmece 2.İcra Dairesi ... sayılı 14.04.2022 tarihli başlatılan icra takibine konu ...-22/01/2020 tarihli fatura ile ...-14/02/2020 tarihli faturaların 03.03.2022 tarihinde Ankara Batı İcra Müdürlüğü ...Sayılı dosyasına dayanak faturalar ile aynı olduğu ve bu sebeple Büyükçekmece 2.İcra Dairesi ... sayılı dosyasının mükerrer olduğu, Davacı tarafın % 20 icra ve inkar tazminat talepleri konusunda karar verme ve takdir hakkının mahkemeye ait olduğu, Mahkemece davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesi halinde bu tutarın 7.384,44 TL olabileceği" hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.Büyükçekmece 2. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyası uyap üzerinden celp olunmuş, alacaklı Türk Standartları Enstitüsü tarafından, borçlu... Şirketi aleyhine 36.922,20 TL Asıl Alacak, 1.256,45 TL KDV alacağı, 6.980,25 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 45.158,90 TL üzerinden takip yapıldığı, faturaların dayanağının davacı yanın Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olan “...” markalarını kullanım bedeline ilişkin olduğu, Davacı Türk Standartlar Enstitüsü tarafından; Davalı şirkete kullandırdığı markalar ve aldığı hizmet karşılığı faturanın düzenlendiği, buna göre, hizmetin alınmadığına ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı, taraflar arasında imzalanmış olan 17.08.2014 tarihli Türk Standartları Enstitüsü belge ve marka kullanma sözleşmeleri incelendiğinde, sözleşmelerin ... markalı ürüne ilişkin ... Marka Kullanım Ücreti ...-... , ..., ... , ... ve -... , ... nolu Türk Standartları uygunluk belgesi ticari markasının ... markasının kullanma hakkını tanıdığı,Türk Standartları Enstitüsü Belgelendirme Merkezi Başkanlığı’nın, davalı şirkete gönderdiği 09/04/2018 tarihli yazısı, 26/12/2018 tarihli yazısı ve 14/02/2020 tarihli yazısı ile kurumun üzerine düşen sözleşmesel yükümlülükleri yerine getirdiğinin anlaşıldığı, cari hesap ekstresinin de bilirkişilerce incelendiği,Davalının muhasebe kayıtlarında icra takibine konu edilen faturaların yer aldığı ve 20.09.2022 takip tarihinde davacıya 120.456,63 TL borçlu olduğu tespit edildiği, icra dosyasında talep edilen faizin talep edilebilir faizin altında kaldığı, davacı tarafından icra takip dosyasında talep edilen faize 360 Sayılı KDV kanunu gereğince KDV talep edebileceği buna göre ikinci sefer KDV alındığı yönündeki istinaf isteminin yerinde olmadığı, davalı borçlu tarafından davacı kuruma 02/03/2020 tarihinde iadeli taahhütlü bir postanın gönderildiği, 06/03/2020 tarihinde teslim edildiği fakat içeriği tespit edilemediğinden faturaların da iade edildiğinin kanıtlanamadığı, buna göre faturaların tebliğ edilmediğine yönelik istinaf isteminin de yerinde olmadığı,dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 04/10/2023 tarih ve 2023/72 E., 2023/237 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.589,24-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 897,31-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.691,93-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026