İSTİNAF KARAR TARİHİ :19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, dijital iletim hakları müvekkilline ait sesli ve görüntülü müzik yapımlarını izlesene.com adresli internet sitesi üzerinden umuma ilettiğini, konu ile ilgili olarak 18.04.2013 tarihinde davalı ile iletişime geçilerek hakları mü…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/176 Esas KARAR NO: 2026/338 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:24/10/2024 NUMARASI: 2021/34 E. - 2024/178 K. DAVANIN KONUSU:FSEK kapsamında tecavüzün men ve ref'i, maddi tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ :19/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, dijital iletim hakları müvekkilline ait sesli ve görüntülü müzik yapımlarını izlesene.com adresli internet sitesi üzerinden umuma ilettiğini, konu ile ilgili olarak 18.04.2013 tarihinde davalı ile iletişime geçilerek hakları müvekkiline ait içeriğin yayından çıkartılmasının talep edildiğini, taraflar arasında sözleşme imzalamaya yönelik 19.04.2013 tarihinde gizlilik sözleşmesi akdedilmesi üzerine 22.04.2013 tarihinde hak sahibi olduğu eser listesinin müvekkili tarafından davalı ile paylaşıldığını, görüşmelerin olumlu sonuçlanamaması ve davalının söz konusu içerikleri yayınlamaya devam etmesi nedeniyle İstanbul 3. FSHHM 2014/62 D.İş sayılı dosyası ile tespit yaptırıldığını, listesini verdikleri tüm eserlerin izlesene.com üzerinden yayınlandığının bilirkişi tarafından tespit edilmiş olduğunu, bilirkişi raporuna istinaden mahkeme tarafından söz konusu içeriğin yayından çıkartılması, mümkün olmaması durumunda erişimin engellenmesi için tedbir kararı verildiğini, tedbir kararının devamının sağlanabilmesi için dava açma gereği bulunmasının yanı sıra, davalının tedbir kararı dışında kalan ve hakları müvekkiline ait içeriği yayınlamaya devam ettiğini, müvekkiline ait haklara tecavüzün men'ine, varsayımsal sözleşme bedeli olarak 10.000 TL'nin üç katının 18.04.2013 tarihinden başlamak üzere reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, dava neticesinde verilecek kararın tirajı en yüksek gazetelerin birinde ya da davalının internet sitesinin ana sayfasında ilanına, tedbiren davalı intemet sitesine erişimin engellenmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin şirket merkez adresinin Ankara olduğundan, davanın HMK gereğince Ankara'da açılması gerektiğini, müvekkilinin yer sağlayıcı olarak içerik sağlayıcıların sağladıkları içerikleri nedeniyle hukuki sorumluluğu bulunmadığını, mahkeme kararında belirtilen tüm içeriğin müvekkili tarafından engellendiğini, hak ihlali varsa davanın içerik sağlayıcılara yöneltilmesi gerektiğini, intemet sitesinde yayımlanan tüm içeriğin bulunduğu sayfada "Haklarım İhlal Ediliyor" seçeneği ile bildirimde bulunulabilecekken, davacı tarafından bu şekilde bir bildirimde bulunulmadığını, açıkladıkları nedenlerle davanın reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2021/34 esas, 2024/178 karar sayılı, 24/10/2024 tarihli kararı ile; "Davalının yer sağlayıcı olduğu, hukukun yer sağlayıcıya yapılması gereken ihtar bakımından bir şekil şartı öngörmediği, ihtarın herhangi bir şekilde yapılabileceği,Mahkememizin 2014/62 Değişik İş sayılı dosyasında yapılan tespit öncesinde davalının uyarıldığına dair delil bulunmadığı, davacının; davalıyı uyardığını iddia ettiği e-posta ekinde yer alan içerikler ile dava konusu içeriklerin aynı olup olmadıklarının tespitinin yapılamadığı, davalının kendisine tebliğ edilen tedbir kararı sonrası, tedbire konu içerikleri yayınlamaya devam ettiğinin tespit edilemediği, bu nedenlerle yer sağlayıcı olan davalının; dava konusu içerikler yönünden sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varıldığından davanın REDDİNE" karar vermiştir. İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 19.03.2023 tarihli bilirkişi raporunun dosyadaki diğer yedi adet raporla çeliştiğini ve bu çelişki giderilmeden karar verildiğini, bu raporun hüküm kurmaya elverişsiz olduğunu, gerekçeli kararın HMK 297. maddesindeki şartları taşımadığını, kararın eksik inceleme ile oluşturulduğunu, hüküm içeriğinin açık, net ve anlaşılır olmadığını, mahkemenin neden çoğunluk görüşüne aykırı olan son raporu tercih ettiğini açıklamadığını, davalının yer sağlayıcı olmasının yanı sıra içerik sağlayıcı gibi hareket ettiğini ve kendisine yapılan bildirimler, delil tespiti ile ihtiyati tedbir kararlarıyla uyarılmış olmasına rağmen hukuka aykırı kullanımı sürdürdüğünü, emsal nitelikteki kesinleşmiş mahkeme kararlarının ve Yargıtay içtihatlarının aksine davalının sorumlu tutulmamasının hatalı olduğunu, raporun büyük kısmının dilekçe tekrarlarından oluşup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve itirazları değerlendirilmeden kurulan hükmün eksik incelemeye dayandığını, dava konusu karar yaklaşık 11 sene süren ve toplamda 7 adet bilirkişi heyet raporu içeren bu kapsamı dosyada, dava sonucu verilen karar, YGHK kararında belirtilen gerekli içeriği taşımadığını, mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak, tespit işlemi gerçekleştirildiği ve esas dava öncesinde hem D.iş hem de tedbir uygulaması ile davalının uyarılmış kabul edildiği, davalının uyarılara rağmen kullanımlarına devam ettiğini, davalının müvekkilinin içeriklerinden haberdar olduğu sabit iken, hala d.iş dosyası öncesinde davalının uyarılma şartının gerçekleştirilmediğini, davalının taraf olduğu bir başka dosya olan İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/76 esas sayılı kararının bu dosya bakımından da emsal teşkil ettiğini belirtilerek davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı 19.03.2023 tarihli bilirkişi raporunun dosyadaki diğer tüm raporlarla çeliştiği ve dayanaksız olduğu öne sürülmüş ise de davacının bu itirazlarının yerinde olmadığını, bu raporun diğer raporlarla örtüştüğünü, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, mahkeme tarafından, yer sağlayıcı olan müvekkilinin dava konusu içerikler bakımından davadan önce uyarılmamış olduğuna ve bu nedenle tazminat sorumluluğu bulunmadığına kanaat getirildiğini, davacı tarafından müvekkiline hiçbir içerik kaldırma uyarısı yöneltilmediğini, davacının bahsettiği tedbir kararına konu içerikler ile dava konusu içeriklerin birbirlerinden farklı olduğunu, bahsedilen değişik iş ve tedbir kararının dava konusu içerikler bakımından müvekkiline yönelik bir uyarı olarak kabul edilmesi mümkün olmadığından, mahkemenin davalının yer sağlayıcı olduğu, mahkemenin 2014/62 değişik iş sayılı dosyasında yapılan tespit öncesinde davalının uyarıldığına dair delil bulunmadığı, davacının davalıyı uyardığını iddia ettiği e-posta ekinde yer alan içerikler ile dava konusu içeriklerin aynı olup olmadıklarının tespitinin yapılamadığı, davalının kendisine tebliğ edilen tedbir kararı sonrası tedbire konu içerikleri yayınlamaya devam ettiğinin tespit edilemediği, yer sağlayıcı olan davalının dava konusu içerikler yönünden sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki değerlendirmelerinde ve davanın reddine dair kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; FSEK kapsamında tecavüzün men ve ref'i ile FSEK 68. maddesi gereğince 3 kat tazminat ve hükmün ilanı istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; davacının çeşitli müzik yapımcısı firmalardan internet ve dijital ortamlardan yayın hakkını devir aldığını iddia ettiği müziklerin, davalıya ait "..." adlı internet sitesinde izinsiz yayınlandığı iddiasına dayalı olarak tecavüzün men ve ref'i ile FSEK 68. maddesi gereğince 3 kat tazminat talep edildiği, davalı şirketin ise ''...'' web sitesinin işleteni olup yer sağlayıcı sıfatını hâiz olduğunu, söz konusu içeriklerden sorumlu olmadığını, dava dilekçesinde yer alan diğer linklerin ... web sitesi kullanıcıları/üyeleri, yani “...” tarafından yüklendiğini, davcı tarafından kendilerine herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, İstanbul 3.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından 2014/62 D. iş numaralı dosya kapsamında verilen ihtiyati tedbir kararı uyarınca, bahsi geçen içeriklerin tamamına erişimin kendisi tarafından engellendiğini savunduğu görülmüştür. İlk derece mahkemesi tarafından farklı bilirkişi heyetlerinin görevlendirildiği, kök ve ek bilirkişi raporlarının alındığı, mahkemece alınan son rapora göre davalının yer sağlayıcı olup uyarı yapılmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Mevcut delil durumu itibari ile; davacı tarafın dosyaya flashdisk ve hak sahipliğine ilişkin yetki belgeleri sunduğu, yetki belgelerinin incelenmesinde 133 adet yapımcı şirketin bulunduğu, excel listesi üzerinde 97.385 yapıma ait yapımcı şirket, yapım adı, sanatçı adı ve ... kodu gibi başlıca bilgilerin yer aldığı, davacı şirketin dijital platformlarda mali hak sahibi olduğu içeriklere ilişkin ... ödemelerine ilişkin belge ve bildirimleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının dava konusu içeriklere ilişkin dijital platformlarda umuma iletimine ilişkin mâli hak sahibi olduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca dosya kapsamına emsal olarak sunulan davalı hakkında, başka bir davacı tarafça açılan davada, İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 06/07/2021 tarihli, 2021/176 Esas-2021/140 Karar sayılı olup, Yargıtay incelemesinden geçerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2021/8306 Esas-2022/9212 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşen karardan, davalı şirketin yer sağlayıcı olduğu anlaşılmıştır. 30.07.2009 tarihli ... Kurumundan alınmış davalıya ait yer sağlayıcı faaliyet belgesi bulunduğu anlaşılmıştır.Davalının işleteni olduğu ''...'' isimli internet sitesindeki içeriklerin farklı kullanıcılar tarafından yüklendiği bu nedenle içerikten sorumlu tutulamayacağına yönelik savunmasının yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Hakkındaki 5651 sayılı Kanun’un 5. maddesi ile 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddeleri uyarınca, internet ortamında hizmet sunan yer sağlayıcı veya aracı hizmet sağlayıcı kuruluşların hizmet sundukları elektronik ortamı kullanan gerçek ve tüzel kişiler tarafından sağlanan içerikleri kontrol etmek, bu içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı Bir faaliyetin ya da durumun söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadıkları ve yer sağladığı hukuka aykırı içerik için ancak önceden haberdar edildikleri halde içeriği yayından çıkarmadıkları takdirde umuma iletilen içerikten sorumlu tutulacakları düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemelerden yola çıkılarak, internet ortamında bizzat yayına içerik sağlayan (programı üreten, hazırlayan, sunan vs.) kişiler bu eylemleri nedeniyle doğrudan sorumlu iken, içeriği bizzat üretmeyip de bu içeriklerin telli veya telsiz vasıtalarla umuma iletilmesine veya yeniden iletilmesine imkan, yer veya ortam sağlayan gerçek veya tüzel kurum veya kuruluşların bu eylemlerden dolayı maddi tazminatla sorumlu tutulabilmeleri için, uygulamada “...” olarak tâbir olunduğu üzere, hak sahibi tarafından mutlaka yayına sokulacak içerikler üzerinde delillerini de göstererek kendisinin üstün haklarının bulunduğunu bildirmesi ve izinsiz olarak yayınlanmamasını talep etmesi gerekmektedir. Aksi takdirde, hak sahibi men, ref talebinde bulunabilecek olmakla birlikte, tazminat isteminde bulunamayacaktır. Bununla birlikte ilk derece mahkemesi tarafından son tarihli bilirkişi raporuna göre davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece kararda önceki tarihli olup farklı görüşleri içerir bilirkişi raporlarına hangi sebeplerle itibar edilmediğinin tartışılmadığı, davacı tarafça davalı ile lisans sözleşmesi yapmak üzere görüştüklerine aralarında mail yazışmaları bulunduğunu, davalı tarafa e-mail ekinde müvekkilinin hak sahibi olduğu eser listesinin gönderildiğinin ileri sürüldüğü, yanlar arasındaki ticari görüşmeler kapsamında gerçekleşen mail yazışmalarının davalı tarafça inkar edilmediği ve itiraza uğramadığı, mahkemece alınan 30/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda da; davalı firma çalışanı ...'den davacı şirket çalışanına gönderilen e-posta içeriğinden, davalı tarafın 22/04/2013 tarihli e-posta ile davaya konu içerikler kapsamında lisans görüşmelerinin yapıldığı, e-mailin davacı tarafça davalıya iletildiği, davacının içerikler hakkında hak sahibi olduğu beyan edilmiştir. Davalı tarafça e-posta inkar edilmemekle birlikte, e-posta akindeki label listesinin silindiğini, içeriğinin tespitinin mümkün olmadığını ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, davacının e-posta adresi üzerinde bilişim uzmanı bilirkişi marifetiyle inceleme yapılarak, davalıya gönderilen e-postaların incelenerek, davacının e-posta ekinde hak sahibi olduğu eserlere ilişkin liste gönderip göndermediğinin tespiti, gönderilmişse gerek taraflar arasındaki lisans anlaşmasına ilişkin mail yazışmaları, gerekse davacının hak sahibi olduğu eser listesinin iletilmesinin uyar/kaldır işlevi göreceğinin kabulü ile; D.İş dosyasında davalının ...'da yayınlandığı tespit edilen eserler ve videolar üzerinde hak sahibi olup olmadığı, bu eser ve videoların davalıya gönderilen listede yer alıp almadığının tespiti ile yargılamaya devam olunması gerekirken, mahkemece eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya uygun görülmemiştir.Tüm bu nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında açıklandığı şekilde inceleme yapılması için mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2-İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 24/10/2024 tarih, 2021/34 E. 2024/178 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 19/02/2026