İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasından, açık Hesap 18.10.2022 (İstenen Yıllık Reeskont Avans) açıklamasıyla 280.264,06TL miktarlı ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin elektronik tebligat s…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1560 Esas KARAR NO: 2026/44 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 01/06/2023 NUMARASI : 2022/1086 E. - 2023/509 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasından, açık Hesap 18.10.2022 (İstenen Yıllık Reeskont Avans) açıklamasıyla 280.264,06TL miktarlı ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin elektronik tebligat sistemine olan bilgisizliğinden de faydalanarak iş bu takibi kesinleştirdiğini, müvekkilinin davalı yanın işçisi olduğu, bu durum karşısında tacir olan davalı firmanın müvekkili ile ticari ilişkisinin de bulunamayacağının ortada olduğu, taraflar arasında açık hesap açıklamasıyla takibe konu edilen bir alacak/borç ilişkisi bulunmadığını, müvekkilinin davalının işçisi olduğunu, taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi dışında başkaca bir hukuki ilişki bulunmadığını, müvekkilinin davalı aleyhine açtığı ve Anadolu 3.İş Mahkemesinde görülen davasına karşı, davalı işverenin misilleme amacıyla iş bu takip dosyasını açtığını ve bu yola müvekkili üzerinde baskı kurmayı ve iş davasını sonuçsuz bırakmayı amaçladığını, davalının işçisi olan müvekkilinin iş hukukundan kaynaklı tazminat ve diğer hak ve alacaklarının tahsili talebiyle davalı aleyhine başlatmış olduğu ve hâlihazırda İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi’nin 2022/64 Esas sayılı dava dosyası ile görülen davadan dolayı davalı işveren, öç alma duygusuyla ve misilleme amacıyla ve açıkça kötüniyetle hareketle müvekkili aleyhine icra takibini başlattığının görüldüğünü, müvekkilinin 15.07.2009 tarihinden, iş akdinin davalı tarafından haksız ve kötüniyetli feshedildiği 31.10.2021 tarihine kadar davalı işverene ait işyerinde kesintisiz ve fasılasız şekilde ... Şefi olarak çalıştığını, müvekkilinin SGK hizmet dökümü incelendiğinde; davalı işverenin yanında kesintisiz ve fasılasız çalıştığı halde müvekkilinin bilgisi olmaksızın farklı tarihlerde sigorta çıkış/giriş işlemlerinin yapıldığı, sigortalı olarak gösterildiği süre içinde SGK primlerinin gerçek ücreti üzerinden gösterilmediği, sigortasız çalıştırdığı günlerin olduğu, hatta müvekkilinin sigortasının bir süre davalı firmanın eski ortağı olan ...’ün eşi ... üzerinden gösterildiğinin anlaşıldığını, davalının gerçekte müvekkilinin işçisi olarak çalışıyor olmasına rağmen, müvekkilinin bilgisizliğinden faydalanarak onu esnaf siciline kaydettirdiğini, sigortasını bir süre 4b olarak gösterdiğini, 4b olarak gösterilen dönem sigorta primlerini dahi ödemediğini, davalı firmanın bununla da yetinmeyerek kendi bünyesinde çalışan diğer işçilerini müvekkili üzerine kaydettirdiğini ve bu çalışanların SGK primlerini de ödemediğini, gerçek işveren olan davalının, hem müvekkilini 4/b sigorta kapsamına alarak hem de diğer çalışanlarını müvekkilinin üzerinde sigortalı göstererek resmi kurum nezdinde kanunen ödemekle yükümlü bulunduğu sigorta primlerini ödemelerinden kaçınmış ve bu şekilde sorumluluktan kurtulmaya çalıştığını, davalı işverenin, SGK kurum kayıtlarındaki bu usulsüz ve gerçek dışı işlemleri ile de kalmayarak, ticari faaliyetlerini kayden müvekkili üzerinden yürüttüğü ve böylelikle Vergi kayıtlarında da usulsüzlükler gerçekleştirdiğini, müvekkili üzerinden gösterdiği işletmeye ait tüm kayıt ve belgelerin davalının elinde olduğu, davalı müvekkilinin bilgisi ve imzası olmaksızın (yüksek ihtimalle müvekkili imzasını taklit ederek) müvekkili adına başkaca şirketlere fatura kestiğini, yine bununla da kalmadığını, kendi şirketine (...) ait olan çekleri de yine kuvvetle muhtemel müvekkilinin imzasını taklit etmek suretiyle ve müvekkilini ciranta olarak göstererek başkaca firmalara birçok çek verdiğini, bu işlemlerden kaynaklı vergi ödemelerini de yapmayarak müvekkilini vergisel olarak da borçlandırdığını, bu usulsüz işlemler neticesinde aslında davalı işveren bünyesinde atölye şefi yani işçi olarak çalışan müvekkili hakkında toplamda 200.000TL’yi aşan SGK ve vergi borcu ortaya çıktığını, bunu öğrenen müvekkilinin davalı işverene konuyu sorduğunda işverenin sürekli borçları ödeyeceğini, kayıtları düzelteceğini söyleyerek müvekkilini oyaladığını, borç yapılandırmaları dahi yaptırdığını, müvekkilinin bu olumsuz durumdan kurtulmak için davalı işverenin istediklerini yapmak mecburiyetinde kaldığını ancak yine de bir sonuç alamadığını, Davalı yanın gerçekte işveren ve müvekkilinin ise işçi olmasına rağmen; davalı yanın kendisini gizleyerek bütün işi ve ticaretini müvekkili üzerinden yürüttüğünü, öteden beri işçi maaşlarını de müvekkiline gönderdiği ve atölye şefi olarak ödemeleri onun yapmasını isteyerek kayden tüm sorumluluğu kendi üzerinden attığını, konu ile ilgili tüm dava, başvuru ve savcılık nezdindeki şikayet haklarının saklı olduğunu, müvekkilinin davalı işverenin SGK ve Vergi borçları ile iş hukukundan kaynaklanan hak ve alacaklarını ödeyeceğini ve kurum kayıtlarını düzelteceğini beklerken davalı işveren tarafından bir oldubittiyle getirilerek müvekkilinin iş akdine son verildiği ve hiçbir ödeme ve kayıt düzeltme yapılmayacağının söylendiğini, davalı işveren tarafından müvekkilinin iş hukukundan doğan alacaklarının ödenmediğini, usulsüz, gerçeğe ve hukuka aykırı işlemlerinden kaynaklı kamusal borçlarla iş akdine 31.10.2021 tarihinde son verildiğini, davalının işverenin son derece planlı ve organize hareket ettiği müvekkilinin iş hukukundan kaynaklı tazminat, hak ve alacaklarının davalıdan tahsili için açtığı İstanbul Anadolu 3. İş Mahkemesi’nin 2022/64 Esas sayılı dava dosyasında aleyhe olan hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla dinlenen tanıkların anlatımları ve dosyadan alınan bilirkişi raporu sonucu açıklığa kavuştuğunu, iş Mahkemesine sunulan bilirkişi raporu ve tanık anlatımları neticesinde; davalı işverenin usulsüz yollarla SGK ve vergi yükümlülüklerinden, işçilere ve 3.kişilere karşı hukuki mesuliyetlerinden yani yasal ve mali sorumluluklardan kurtulmaya çalıştığının ortaya çıktığını, davalının, müvekkili üzerinden kayden ticaretine devam ettiği halde tüm mali sorumluluktan kurtulduğunu, keza vergi ve sigorta borçlarını ödemeyerek haksız kazanç elde ettiğini, böylece olası risklerden kayden kurtulmayı amaç edindiği ve tüm borçları işçisi olan müvekkili üzerine oluşturarak menfaat temin elde ettiğinin sabit olduğunu, rapor neticesinde müvekkilinin davalı işveren nezdinde 15.07.2009 - 31.10.2021 tarihleri arasında kesintisiz ve fasılasız hizmetinin bulunduğu yani işçi olarak çalıştığının tespit edildiğini, dava konusu takipte, müvekkili hakkında hacizler uygulandığını ve bir kısım haksız tahsilatlar yapıldığını, davalının banka hesaplarına haciz uygulayarak 18.11.2022 tarihinde 732,63TL ve 22.11.2022 tarihinde 132,30TL olmak üzere toplam 864,93TL tahsil ettiğini, müvekkilinin ekonomik durumunun bulunmaması ve gelir durumunun temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaması nedeniyle iş bu davada ...nun 72. Maddesinde yer alan teminatı yatırma imkanı olmadığı için takibin tedbiren durdurulması talebinde dahi bulunulamadığını, davalı yanın haksız haciz işlemlerine devam ettiğini ve müvekkilinin taşınır malları ile veraseten paydaşı olduğu taşınmazları üzerinde haciz ve satış işlemlerine devam edildiğini, fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla, ...nun 72. Maddesi gereği menfi tespit ve istirdat davasının kabulüyle İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasından müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, müvekkilinin haksız ve kötüniyetli takip nedeniyle yapılmış ve yapılacak olan tahsilatların ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan istirdadına, takibin haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle davalı hakkında %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının haksız ve tamamen gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, kabulünün mümkün olmadığını, Davacı ... ... Mobilya ( Ümraniye Vergi Dairesi / Vergi numarası ... ) ünvanı ile gerek müvekkili şirkete ve gerekse de birçok kişi ve firmaya fason mobilya üretim hizmeti verdiğini, Davacı ...'ün 2017 yılında müvekkili şirkete ait fason üretilen mobilyaların montaj işlemlerini bizzat yapacağından (Her hangi bir iş kazası halinde sıkıntı yaşanmaması adına) müvekkili şirketin 21.11.2017 itibari ile asgari ücret üzerinden SGK girişini yaptığını, Davacı ... bu süreçte müvekkili şirkete ait ürünlerin montaj işlerini yaparak gerek müvekkili şirketten maaşını (asgari ücret) aldığını ve gerekse de ticari ilişki kapsamında müvekkili şirkete fatura keserek ödemelerini aldığını, hal böyle iken Davacı ... 31.10.2021 tarihinde artık müvekkili şirkete montaj işlerini yapmayacağını işten istifa ettiğini beyan ederek müvekkili şirket ile olan işçi işveren ilişkisini sonlandırdığını, işyerindeki çalışmalarıyla ilgili şahsi sicil dosyası ve diğer belgeler incelendiğinde müvekkili şirketin işveren olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini ve tüm ödemeleri eksiksiz olarak yaptığını, davalı tarafın haberi olmaksızın davalı adına vergi levhası açarak ticari faaliyetlerini onun üzerinden yaptığı iddiası da haksız ve mesnetsiz olduğunu, hukuken ve fiilende mümkün olmadığını, nitekim davacı tarafın müvekkili şirkette işe başlamadan çok önce ticari faaliyetlerine başladığını ve birçok firmaya fason mobilya üretimi hizmeti verdiğini, bu hususun davacı ticari defter ve kayıtları ile vergi dairesi kayıtları ile sübuta ereceğini, İstanbul Anadolu 3.İş Mahkemesi'nin 2022/64 E.sayılı dosyasına Vergi Dairesi tarafından ibraz edilen 2019-2020-2021-2022 yıllarına ait Ba-Bs formlarında da açıkça görüleceği üzere davacı tarafın gerek müvekkili şirkete ve gerekse de birçok kişi ve firmaya fason mobilya üretim hizmeti verdiğini, Her ne kadar davacı taraflar arasındaki ilişkisinin işçi işveren ilişkisi olduğunu dile getirmekte ise de vergi dairesi kayıtları taraflar arasındaki ilişkinin ayrıca ticari ilişki olduğunu da açıkça ortaya koyduğunu, zira davacı tarafın müvekkili şirkette işe başlamadan önce de ticari hayatta olduğu ve birçok firmaya hizmet vererek fatura kestiğinin sabit olduğu, 5510 sayılı kanunun 53. Maddesi uyarınca kişinin kendi primini ödediği gibi başka yerde çalışarak SGK'lı olabileceğini açıkça ifade ettiğini, bu durumun davacının hem kendi nam ve hesabına çalışarak tacir sıfatına sahip olduğunu, hem de müvekkili şirkette SGK'lı olabileceğini ortaya koyduğunu, davacı tarafın basiretli bir tacir olarak faturalarını kendisinin kestiğini, müvekkili şirketin hiçbir dahilin de bulunmadığını, Davacı tarafın müvekkili şirkete mevcut ticari ilişki kapsamında çalıştığı döneme ilişkin asgari ücret ödemelerinin mahsubu ile 280.264,06 TL borcu bulunduğunu, bu hususun ticari defter ve şirket kayıtları ile sübuta ereceğini, tüm bunlarla beraber taraflar arasında İstanbul Anadolu 3.İş Mahkemesi'nin 2022/64 E.sayılı dosyası ile görülen davada verilen bilirkişi raporuna itiraz edildiğini, bilirkişinin davacı tarafın vergi dairesi kayıtları ile tacir olduğu sabit iken bu hususu dikkate almadan değerlendirme yaparak raporun tamamında hataya düştüğünü, ayrıca müvekkili şirkette çalışmayan davacı tanıklarının beyanlarına itibar edilerek yanlı rapor tanzim edildiğini, davacının açmış olduğu menfi tespit davası ile kötüniyetli olduğunu, alacağın tahsilini geciktirmek amacını taşıdığını, bu nedenle davacı hakkında % 20’dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etiklerini, bu sebeplerle haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış bulunan davanın reddine, kötü niyetli davacı hakkında % 20’dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "tüm dosya kapsamıyla yapılan değerlendirmede, davalının cari hesap alacağının sebebiyle davacı aleyhine İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün... E. Sayılı dosyasıyla icra takibi başlattığı, takip dayanağı olarak hiçbir belge sunmadığı, cevap dilekçesinde davacı tarafın kendilerine 280.264,06 TL borcunun bulunduğunu beyan etmekle yetindiği, ancak işbu borcun dayanağı olarak herhangi bir faturaya ya da benzer mahiyette bir belgeye dayanmadığı gibi buna yönelik hiçbir açıklama da yapmadığı, anlaşılmakla sözkonusu icra takibi sebebiyle davacıdan alacak talebinde bulunamayacağı gerekçesi ile,1-Davanın KABULÜNE; İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğünün... esas sayılı dosyası sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine; 2-Davalı tarafça tahsil edilen 864,93 TL bedelin ödeme tarihinden itibaren işlenecek yasal faiz ile tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 3-Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü'nün... E. sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibi nedeniyle müvekkili şirkete borçlu olunmadığının tespiti ve takibin iptali talebiyle açılan davada, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01.06.2023 tarihinde verdiği 2022/1086 E. sayılı davanın kabulü yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu ve kaldırılması gerektiğini belirterek, davacının ... Mobilya unvanıyla fason mobilya üretim hizmeti verdiğini ve 21.11.2017 itibariyle montaj işleri için asgari ücret üzerinden SGK girişi yapıldığını, bu süreçte hem maaş aldığını hem de ticari ilişki kapsamında fatura keserek ödeme aldığını, 31.10.2021 tarihinde istifa ederek işçi-işveren ilişkisini sonlandırdığını, müvekkili şirketin tüm yükümlülükleri eksiksiz yerine getirdiğini, davacının müvekkilin haberi olmaksızın vergi levhası açtığı iddiasının hukuken ve fiilen mümkün olmadığını, davacının müvekkilde işe başlamadan çok önce ticari faaliyetlerine başladığını ve birçok firmaya fason üretim hizmeti verdiğinin Vergi Dairesi kayıtları ve Ba-Bs formları ile sabit olduğunu, taraflar arasındaki ilişkinin aynı zamanda ticari ilişki olduğunu, 5510 sayılı Kanun'un 53. maddesi uyarınca kişinin hem kendi nam ve hesabına çalışarak tacir sıfatına sahip olabileceğini hem de başka bir yerde SGK'lı olabileceğini, basiretli bir tacir olarak hareket etme yükümlülüğü bulunan davacının kandırıldığı iddiasının dinlenemeyeceğini, faturaları kendisinin kestiğini, mevcut ticari ilişki kapsamında çalıştığı döneme ilişkin asgari ücret ödemelerinin mahsubu ile 280.264,06 TL borcu bulunduğunu, gönderilen avans ödemelerinin kapatılmadığını ve bu hususun ticari defterler ile ispatlanacağını, yerel mahkemenin karar gerekçesinde takip dayanağı belge sunulmadığı ve borcun dayanağına dair açıklama yapılmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verdiğini, ancak icra takibine konu açık hesap ilişkisi hakkında kendilerinden açıklama talep edilmediğini veya belge sunma süresi verilmediğini, bu durumun adil yargılanma hakkını olumsuz etkilediğini, taraflar arasındaki ilişkinin uygulamada cari hesap olarak anılsa da muavin defter kaydına dayanan açık hesap ilişkisi olduğunu, Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına göre açık hesap ilişkisinde dahi ticari defter ve kayıtlar üzerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılması gerektiğini ve borç alacak durumunun bu inceleme sonucunda tespit edilmesi gerektiğini ifade ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işverene ait işyerinde uzun yıllar atölye şefi olarak çalışmasına rağmen, davalı tarafın mali ve hukuki sorumluluklardan kaçmak amacıyla müvekkilini bilgisi dışında esnaf siciline kaydettirdiğini, vergi ve SGK borçlarını müvekkili üzerine yıkarak usulsüz işlemler tesis ettiğini, müvekkilinin işçilik alacaklarının tahsili için açtığı iş mahkemesi dosyasında bilirkişi raporu tanzim edilmesinin hemen ardından davalının, asılsız bir icra takibi başlatarak müvekkilinin banka hesaplarına ve taşınmazlarına haciz uygulattığını, yerel mahkemenin borcun bulunmadığına dair davanın kabulü kararının yerinde olduğunu ancak davalının bu takibi açıkça kötü niyetle ve müvekkilini zarara uğratma kastıyla başlattığının dosya kapsamıyla sabit olmasına rağmen kötü niyet tazminatı talebinin gerekçesiz şekilde reddedilmesinin haksız olduğunu, davalı işverenin tacir olup müvekkilinin işçisi olması sebebiyle aralarında ticari bir ilişkinin bulunamayacağını, davalının iş mahkemesindeki alacak miktarını etkisiz kılmak için bu süreci organize bir şekilde yürüttüğünü ve yerel mahkemece takibin dayanaksız olduğunun kötü niyetin ispatı sayılacağını belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kötü niyet tazminatı yönünden kaldırılarak davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine, davalının istinaf başvurusunun reddini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72. Maddeye göre açılan menfi tespit ve istirdat davasıdır. İstanbul Anadolu 6. İcra Müdürlüğü’nün... E. sayılı dosyasından, açık Hesap 18.10.2022 280.264,06 TL., açıklamasıyla alacağın tahsili amacı ile ilamsız icra takibi başlatılmıştır.Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı işveren nezdinde 15.07.2009 - 31.10.2021 tarihleri arasında kesintisiz ve fasılasız hizmetinin bulunduğu yani işçi olarak çalıştığını davalıyla aralarında ticari ilişki bulunmadığını belirterek borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı, Davacı ... ... Mobilya ( Ümraniye Vergi Dairesi / Vergi numarası ... ) ünvanı ile gerek müvekkili şirkete ve gerekse de birçok kişi ve firmaya fason mobilya üretim hizmeti verdiğini, Davacı ...'ün 2017 yılında müvekkil şirkete ait fason üretilen mobilyaların montaj işlemlerini bizzat yapacağından (Her hangi bir iş kazası halinde sıkıntı yaşanmaması adına) müvekkili şirketin 21.11.2017 itibari ile asgari ücret üzerinden SGK girişini yaptığını, Davacı ... bu süreçte müvekkili şirkete ait ürünlerin montaj işlerini yaparak gerek müvekkili şirketten maaşını (asgari ücret) aldığını ve gerekse de ticari ilişki kapsamında müvekkil şirkete fatura keserek ödemelerini aldığını, hal böyle iken Davacı ... 31.10.2021 tarihinde işten istifa ettiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında işçi işveren ilişkisini sonlandığını, davacı tarafın basiretli bir tacir olarak faturalarını kendisinin kestiğini, müvekkili şirketin hiçbir dahilin de bulunmadığını, Davacı tarafın müvekkili şirkete mevcut ticari ilişki kapsamında çalıştığı döneme ilişkin asgari ücret ödemelerinin mahsubu ile 280.264,06 TL borcu bulunduğunu iddia etmektedir.Somut olayda dava konusunun ilamsız icra takibine ilişkin menfi tespit davası olduğu, davacı tarafından borca itiraz edilmediği için takibin kesinleştiği, takibin ilamsız takip olduğu, alacağın varlığını davalı alacaklının ispat etmesi gerektiği ispat yükümlülüğünün davalı üzerinde olduğu, mahkemece davalı tarafın ticari defter ve belgelerin bilirkişi marifeti ile incelenmesi talebi bulunmasına rağmen bu konuda karar vermeden ve deliller toplanmadan ilk celse eksik inceleme neticesinde davanın kabulüne karar verilmesi yerinde değildir.Tüm bu nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi için ait olduğu mahkemeye iadesine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 01/06/2023 tarih, 2022/1086 E. 2023/509 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine YER OLMADIĞINA, 4- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran taraflarca peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendilerine iadesine, 6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026