İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; arabuluculuk aşamasının başarısızlık ile sonuçlandığını, davaya konu eserin müvekkil ...'na ait olduğu hususunda bir şüphe bulunmadığını, müvekkil 1960 yılından beri resim sanatıyla profesyonel olarak ilgilenen sanat ve resim camiasında adı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/213 Esas KARAR NO: 2026/396 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 31/05/2023 NUMARASI: 2021/371 E. - 2023/146 K. DAVANIN KONUSU:Tecavüzün meni, Maddi ve Manevi Tazminat (FSEK Kapsamında Açılan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; arabuluculuk aşamasının başarısızlık ile sonuçlandığını, davaya konu eserin müvekkil ...'na ait olduğu hususunda bir şüphe bulunmadığını, müvekkil 1960 yılından beri resim sanatıyla profesyonel olarak ilgilenen sanat ve resim camiasında adı iyi bilinen yaşayan önemli ressamlardan biri olduğunu, müvekkil, ... Derneği’ne 1985 yılından beri, ... Derneği’ne 1990 yılından beri, ... Birliği’ne ise 2004 yılından beri üye olduğunu, müvekkil ayrıca ... Kulübü üyesi olduğunu, bir dönem kulüpte divan kurulu üyesi olarak da görev yaptığını, müvekkilin, 1984 ile 2000 yılları arasında daha önce kulübün başkanlığını yapmış olan ve kulübün onursal başkanlarından biri olan ... ile kişisel dostluğu da bulunduğunu, müvekkil, ...’nın aralarındaki dostluğun bir nişanesi olarak ...’nın davaya konu yağlıboya portresini yılların verdiği birikimle büyük bir emek ve özverinin ürünü olarak 1988 yılında resmettiğini ve ...’ya hediye ettiğini, davaya konu söz konusu tablonun orijinali halen ...’nın Beşiktaş'taki evinde bulunduğunu, müvekkile ait dava konusu eser daha önce ... Yayınevi tarafından yayımlanan “...” isimli kitabın kapak sayfasında yer aldığını, söz konusu kitabın kapak sayfasından sonra gelen ve kitabın künye bilgilerinin yer aldığı sayfada ise eserin müvekkile ait olduğu açıkça belirtildiğini, davalı tarafça umuma arz yetkisinin aşıldığını, eserde değişiklik yapılmasını önleme hakkı ihlal edildiğini, eser sahibi olarak tanıtılma hakkı ihlal edildiğini, davalı taraf yükseköğretim kanununa tabii bir kurum olduğunu, eserin her izinsiz kullanılışında manevi tazminat hakkının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, dava açılabilmesi için eser sahibine ait manevi hakların ihlal edilmesi yeterli olup karşı tarafın kusuru aranmayacağını, davaya konu paylaşım için yasal yollara başvurduğumuzu gören davalı paylaşımı kötüniyetli olarak kaldırdığını, davalı şirket, söz konusu tabloyu müvekkilimin bilgisi ve onayı olmaksızın kullanması sebebiyle 5846 S. FSEK m. 68/1 uyarınca, müvekkilin sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının bilirkişi raporu neticesinde tam ve kesin miktar belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL’sinin söz konusu ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesini, müvekkilin manevi haklarının haleldar olması sebebiyle 5846 S. FSEK m. 70 uyarınca ihlale konu her bir ayrı olay bakımından ihlal edilen manevi hakların ayrı ayrı değerlendirilmesi suretiyle toplamda 3.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihlerinden itibaren işleyecek olan kanuni faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesini, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili talep arttırım dilekçesi ile talep ettiği maddi tazminat miktarını 30.000-TL'ye yükseltmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yaptığı bir portrenin 13.08.2015 tarihinde müvekkil üniversitenin sosyal medya hesabında paylaşıldığını ve bu sebeple Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndan doğan mali ve manevi haklarının ihlal edildiğini iddia ettiğini ve birtakım haksız taleplerde bulunduğunu, öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki davacı yanın iddia ettiği hiçbir hususun kabulü mümkün olmadğını, zira, müvekkil üniversitenin sosyal medya hesaplarında yaptığı kontrollerde, davacının iddia ettiği gibi bir paylaşıma rastlanmadığını, öncelikle belirtmek gerekir ki müvekkil kurum bir vakıf üniversitesi olduğunu, yargı harçlarından muaf olduğunu, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, sözleşme yapılması halinde istenebilecek miktarı sözde eser sahibi bilebilecek durumda olduğunu, bu sebeple içtihatlar gereği, talep edebileceği alacak miktarını tam olarak hesaplayabilen davacıya süre verilmeden davanın reddi gerektiğini, davaya konu sözde eserin davacıya ait olduğu hususuna açıkça itiraz ettiklerini, müvekkil üniversitenin sosyal medya hesaplarında yaptığı kontrollerde, davacının iddia ettiği gibi bir paylaşıma rastlanmadığını, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının ekte sunduğu ekran görüntüsünde ...’nın ölüm yıldönümünde anılmasına dair bir yazı yazıldığı görülmekte olup sözde paylaşımın haber niteliğinde olduğunun kabulü gerekmekte olduğunu, davacı yanın hem sözde eserin arama motorunda kolaylıkla bulunabildiğini hem de alenileşmediğini iddia etmesinin çelişkili olduğunu, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte, umuma arz yetkisinin aşıldığını, taleplerin reddi gerektiğini, davacının manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, davacının alacak kalemleri için sözde ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren avans faizi istemi de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, huzurdaki davanın öncelikle hukuki menfaat yokluğu nedeniyle usulden reddini, davanın zamanaşımı nedeniyle esastan reddini, mahkeme aksi kanaate ise haksız ve mesnetsiz davanın tüm talepler yönünden esastan reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yan üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2021/371 esas, 2023/146 karar sayılı, 31/05/2023 tarihli kararı ile; "Dosyada davaya konu tabionun davalı tarafça izin alınarak kullanılması halinde davacıya ödenecek emsal telif bedeline ilişkin emsal dosyalar ve rayiç bedel örnekleri bulunsa da davalı kurumun üniversite olması, dava konusu eserden ticari bir kazanç elde etmemesi ancak yine de FSEK md. 86 kapsamında hak ihlali oluştuğundan davaya konu eserin türü, niteliği, beğeni ölçüsü kullanımın mecrası, özellikle kullanımın ticari amaçlı kullanım olmaması, eserin tasvir edildiği kişinin ölüm yıl dönümünde anma amaçlı kullanımın söz konusu olması da dikkate alındığında emsal telif bedelinin 2.000 TL olabileceği bu bedele üç kat oranında tazminata hükmedilebileceği kanaatine varılmıştır. Somut olaydaki kullanım davacının ismin belirtilmesi nedeniyle adın belirtilmesi yetkisinin ihlali kabul edildiğinden ihlal edilen manevi hakkın türü, ihlalin gerçekleşme şekli ve hükmedilecek tazminatın tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına göre takdir edilecek oluşu, hakkaniyet ölçüsü gözetilerek 3.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmekle;Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davalı kullanımlarının davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına tecavüzün men'ine, FSEK madde 68 uyarınca 2.000,00 TL tazminatın üç katı oranındaki 6.000,00 TL maddi tazminatın ihlal tarihi olan 13/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,3.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihi olan 13/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar vermiştir. İSTİNAF:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin birçok açıdan haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının amacının haksız kazanç sağlamaya yönelik olduğunu, mahkeme kararında iddia ve savunmalarını dikkate almadan usul ve yasaya aykırı karar verdiğini, müvekkili vakıf üniversitesinin yargı harçlarından muaf olduğunu, alacak miktarı belirlenebilir olmasına rağmen davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, HMK’nın emredici düzenlemelerine aykırı şekilde açılan davanın, davacıya herhangi bir süre dahi verilmeden usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay HGK'nın kararlarında da davanın reddine karar verilmesinin gerektiğinin yer aldığını, davacının taleplerinin iki yıllık haksız fiil zamanaşımına uğradığını ve bu hususun davacı tarafça ikrar edildiğini, itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, eserin davacıya ait olduğunun somut delillerle ispatlanamadığını, davaya konu eserin davacıya ait olduğunun ispatlanmamasına rağmen davacının soyut iddialarına dayanılarak hüküm kurulduğunu, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunun teknik incelemeden uzak ve varsayımlara dayalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının dosya kapsamında sunduğu ekran görüntüsünde ...’nın ölüm yıl dönümünde anılmasına dair bir yazı yazıldığı görüldüğünü, sözde paylaşımın haber niteliğinde olduğunun kabulü gerektiğini, davacının iddialarının abartılı, kötü niyetli ve haksız kazanç temimine yönelik olduğunu, söz konusu paylaşımın FSEK m. 37 uyarınca haber verme serbestisi kapsamında kaldığını, davacının bu yolla haksız kazanç sağlama amacı güttüğünü, davacının hem sözde eserin arama motorunda kolaylıkla bulunabildiğini hem de alenileşmediğini iddia etmesinin çelişkili olduğunu, davacının umuma arz yetkisinin aşıldığı ile ilgili iddia ve taleplerin reddi gerektiğini, yerel mahkemenin hatalı şekilde maktulün kişilik haklarına dayanarak hüküm kurduğunu, davacının alacak kalemleri için sözde ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren avans faizi istemi de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, buna karşın mahkemece maddi tazminata avans faizi ile birlikte hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece müvekkili davalı lehine eksik vekalet ücretine hükmedildiğini, ileri sürerek mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kısmen kabul kararının usul ve yasaya aykırıolduğunu, dava dilekçesinde belirttikleri hususlar konusunda hakkaniyetten uzak değerlendirme sonucu davanın kısmen kabulüne karar verdiğini, mahkeme kapsamında sundukları tüm dilekçelerinde dava konusu olayda eser sahipliği hakkı davacı müvekkiline ait olan portrenin, davalı üniversite tarafından kendilerine ait olan twitter hesabında, kendilerine ait logo eklemek suretiyle paylaşarak kullanması durumu söz konusu olduğunu, bu durum 23/12/2022 tarihli kök rapor ve 03/04/2023 tarihli ek raporda da bilirkişi heyeti tarafından onaylandığını, davalı hukuki sürecin başladığı zamana müteakip olarak uyuşmazlık konusu olan ihlalli kullanımı kötü niyetli olarak kendilerine ait sosyal medya hesabından kaldırıldığını, müvekkili tarafından, davalıya eser üzerindeki mali hakların devredilmesi ve/veya bunların kullanılmasına ilişkin herhangi bir yetki/izin/muvafakatname verilmediğini, davalının söz konusu tabloyu kendilerine ait olan twitter hesabında paylaşarak kamuya arz etmesi eylemi ek bilirkişi raporunda da görüldüğü üzere, FSEK m.22 ve 23 te düzenlenen çoğaltma ve yayma haklarının ihlalini oluşturduğunu, izinsiz yapılan her türlü kullanım hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle ticari amaç güdüp güdülmemesinin de bir önemi olmadığını, davalı her ne kadar üniversite de olsa Devlet üniversitesi sıfatını haiz olmayan bir vakıf üniversitesi olduğunu, davalının kendisine ait olan internet sitesinde yine kendi logosunu eklemek suretiyle yaptığı paylaşımın, reklam ve ticari kar amaçlanarak yayınlandığı su götürmez bir gerçeği oluşturduğunu, davalının bir ... Üniversitesi ve asgari ücretin 17.002, TL olduğu bir dönemde dosya mahkeme tarafından ''Davalı kullanımlarının davacıya ait eser sahipliğinden kaynaklanan haklarına tecavüzün men'ine, FSEK madde 68 uyarınca 2.000,00 TL tazminatın üç katı oranındaki 6.000,00 TL maddi tazminata'' hükmedilmesinin açıkça hakkaniyete uzak olduğunu, söz konusu eserin ebadı oldukça büyük, tarihi bakımdan 34 yıllık, malzeme bakımından yağlı boya, imza bakımından Türk sanatında katologe olmuş, bugün için 55 yıllık profesyonel bir sanatçının imzasını taşıyan bu eserin telif bedelinin 2.000 TL tutarında olması kabul edilemeyeceğini, emsal telif bedeli fahiş derecede az miktarda olduğunu, bu hükümler sanat ve sanatçılar hukuki korumadan yoksun bırakıldığını, devletin sanatı ve sanatçıyı korumak ile mükellef olduğunu, söz konusu rakamın güncel ekonomik şartlar altında makul bir rakama getirilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılarak dava değeri artırım talepler dilekçesindeki maddi talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; eser sahipliğinden kaynaklanan mâli ve manevi haklara tecavüz iddiasına dayalı olarak tecavüzün meni ile FSEK 68 m. gereğince 3 kat maddi tazminat ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. İnceleme kapsamında öncelikle usuli itirazlar tetkik edilmiş olup davalı tarafça davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edilemeyeceğinden usulden reddi gerektiği ileri sürülmüş ise de davanın vasıf ve mahiyeti nazarında, davacı yanın belirsiz alacak davası ikame etmekte hukuki menfaatinin mevcut olduğu saptanmakla; aksi yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ve istinaf dilekçesi içerisinde davanın zamanaşımına uğradığı ileri sürülmüş ise de FSEK 68. maddesine dayalı olarak açılmış telif tazminatı davaları, söz konusu madde uyarınca hükmedilebilecek telif ücretinin niteliği itibariyle taraflar arasında mahkeme kararıyla oluşturulan farazi sözleşme ilişkisi kapsamında değerlendirildiğinden, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 146. maddesi gereğince 10 yıllık genel zamanaşımına tâbi olup dosya içeriği itibari ile ihlal iddiasına konu eylem tarihi (13/08/2015) ve dava tarihi arasında geçen sürede zamanaşımı dolmadığı gibi FSEK kapsamında zamanaşımına ilişkin özel bir düzenleme bulunmadığından TBK'nın haksız eylem kapsamındaki zamanaşımına ilişkin hükümlerinin tatbik edilmesinin gerektiği ancak mevzuatımızda FSEK kapsamındaki ihlaller suç olarak düzenlenmiş olmakla TBK'nın 72. maddesinde yazılı 2 yıllık zamanaşımı süresi yerine TCK'nın 66. maddesindeki 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin uygulanmasının gerektiği, bu kapsamda manevi tazminat istemi yönünden de dava tarihi itibari ile zamanaşımının sona ermediği anlaşılmakla, aksi yöndeki davalı savunmasına itibar edilmesi mümkün olmamıştır. Davalı tarafça, davacının eser sahibi olduğunun ispatlanamadığı ileri sürülmüş ise de FSEK 11. maddesinin; ''Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/5 md.) Umumi yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın'' düzenlemesi gereğince davacının sunduğu portre görselinde davacının imzasının bulunduğu, “...” isimli kitap iç kapağında yer alan kapak resminin davacı “...”na ait olduğu bilgisinin yer aldığı görülmekle anılı yasal düzenleme kapsamında davacının eser sahibi olduğu, böylece FSEK kapsamında mâli ve manevi hak sahibi olduğu tespit edilmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde davacının iddiasına konu olduğu şekilde herhangi bir sosyal medya paylaşımının bulunmadığını, ek bilirkişi raporunda, müvekkili kurumun sosyal medya hesaplarında davacının iddia ettiği gibi bir paylaşımın bulunmadığının da açıkça tespit edilmesine rağmen aleyhine hüküm kurulduğunu ileri sürmüş olup dosyanın tetkikinde, yalnızca davacının sunduğu ekran görüntüsü mevcut ise de bilişim uzmanı bilirkişi eklenmek sureti alınan ek bilirkişi raporu içeriğindeki teknik inceleme neticesinde, davalının Twitter sosyal medya hesabında 13/08/2015 tarihinde davacının iddia ettiği şekilde herhangi bir paylaşımının bulunmadığı, Twitter, Facebook, Instagram gibi sosyal medya hesaplarının web arşiv üzerinde kayıtlarının bulunmadığı, dosya içerisinde davalıya tebliğ yapılmaksızın ilgili twitter hesabında yapılmış delil tespiti yahut bilirkişi incelemesinin mevcut olmadığı saptanmış olup mevcut delil durumu itibari ile davacı iddiasının ispata muhtaç kaldığı, davalının tecavüz eyleminden sorumlu tutulamayacağı anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Saptanan hukuksal durum kapsamında; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 gereğince esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden '' Davanın REDDİNE '' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3- İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 31/05/2023 tarih, 2021/371 E., 2023/146 K. sayılı kararının, HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4- Davanın REDDİNE, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.196,00 TL karar harcından peşin alınan 554,55 TL'nin mahsubu ile 1.641,45-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre men talebi yönünden 55.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat istemi yönünden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat istemi yönünden 3.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a- Davalı kurum harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 210,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 6/c- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 2.196 TL karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile 1.768,40 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/d-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- HMK'nın 333. maddesi gereğince mevcut ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026