T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/527 - 2025/1152 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/527 KARAR NO : 2025/1152 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece M…
T.C. DİYARBAKIR BAM 11. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No 2024/527 - 2025/1152 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/527 KARAR NO : 2025/1152 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 20/11/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 20/11/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı şirkete 23.10.2020 tarihinde 4.919,91 TL ve 24.10.2020 tarihinde 3.222,71 TL bedelli iki faturaya istinaden toplamda 8.142,62 TL tutarında temizlik malzemesi sattığını, davalı şirkete teslim ettiği temizlik malzemelerinin ödemesinin yapılmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin ödenmeyen iki adet faturayı Diyarbakır İcra Dairesinin 2021/75577 Esas sayılı icra dosyası üzerinden takibe koyduğunu, davalı şirketin takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durdurulduğunu iddia ederek borçlu şirketin icra takibine yaptığı itirazın iptaline ve borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle birlikte ödemesine, alacağın % 20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili; dava konusu 2 adet faturaya konu temizlik ürünlerinin müvekkili firmaya teslim edilmediğini, dava konusu faturalarda imza olmadığını ve bu dudrumun malın teslim edilmediğini ispat ettiğini, davacı tarafın ürünleri teslim etmediğini, davacı taraf ile sözlü görüşmeler yapıldığını, akabinde davacıdan cevap alınamadığından müvekkilinin 14.09.2021 tarihinde iade faturaları ile toplamda 8.142,62 TL bedeli iade ettiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini ve davalı müvekkil lehine alacağın %20'sinden az olmayacak miktarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davacının teslim vakıasını ispatlamak için irsaliyeli fatura dışında bilirkişi deliline de dayandığı, bilirkişi raporundan; takip ve dava konusu faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının fatura içeriği malı teslim aldığı, davalı tarafın ......nolu toplamda 8.142,62 TL iade faturası düzenleyerek bunu kendi defterlerine kaydedip davacıya borcu bulunmadığı şeklinde kayıt oluşturduğu, iade fatura tarihi de gözetilerek bu iade faturasının borcu kapatmaya yönelik olduğunun değerlendirildiği, davalının fiilen malları iade ettiği hususunun da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, takibe konu alacak faturaya dayalı olup likit nitelikte bulunduğundan, kabul edilen tutar üzerinden davacı yararına İİK'nun 67/2 maddesi gereğince %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Karara karşı, davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili; dava konusu 2 adet faturaya konu temizlik ürünlerinin müvekkili firmaya teslim edilmediğini, dava konusu faturalarda imza olmamasının malın teslim edilmediğini ispat ettiğini, davacı tarafın ürünleri teslim etmediğini, davacı taraf ile sözlü görüşmeler yapıldığını, akabinde davacıdan cevap alınamadığından müvekkilinin 14.09.2021 tarihinde iade faturaları ile toplamda 8.142,62 TL bedeli iade ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi gereğince faturadan kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. Dosya içeriğinde bulunan Diyarbakır İcra Dairesinin 2021/75557 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı/takip alacaklısı tarafından davalı/takip borçlusu aleyhine toplam 8.167,05 TL para alacağı için Örnek No: 7 ilamsız icra takibi yapıldığı, takip dayanağının faturadan kaynaklanan alacak olarak belirtildiği, ödeme emrinin davalı/takip borçlusuna 17/09/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/takip borçlusu tarafından da 21/09/2021 tarihli dilekçe ile borca itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu; davalı borçlunun itirazının davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, bu hali ile itirazın iptali davasının 06/11/2021 tarihinde ve hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 2004 sayılı İİK m. 67 hükmünde düzenlenen itirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı HMK'nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (4721 sayılı TMK m. 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (6100 sayılı HMK m. 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür. İspat yükü kendisinde olmayan diğer taraf da ispat yükünü taşıyan tarafın iddiasının doğru olmadığı hakkında delil sunabilir. Karşı ispat faaliyeti için delil sunan taraf, ispat yükünü üzerine almış sayılmaz (6100 sayılı HMK m. 191). 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi, ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ancak faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu, malın teslim edildiği anlamını taşımaz. Zira karşı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez (Bkz. Yargıtay 19. HD'nin 19/09/2016 tarihli ve 2016/680 E., 2016/12480 K. sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nın 01/07/2021 tarihli ve 2017/(19)11-3085 E., 2021/680 K. sayılı kararı). 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesinde ticari defterlerin delil olması düzenlenmiş olup; mahkemenin ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulaması, belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olduğu, taraflardan biri tacir olmasa dahi tacir olan diğer tarafın, ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden tarafın iddiasını ispat etmiş sayılacağı öngörülmüştür. Anılan maddede belirtilen koşullar gerçekleşmedikçe ticari defterlerin sahibi yararına delil olma niteliği bulunmayacağı gibi, hükme dayanak teşkil edemeyecektir. Yukarıda izah edildiği üzere tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Davalı taraf dava ve takip konusu faturaya süresinde itiraz etmeyip faturayı ticari defterlerine kaydetmesi durumunda mal ve hizmetlerin kendisine teslim edildiğini kabul etmiş sayılır. Davacı taraf davalının bu kabul beyanı nedeniyle alacağın varlığını kanıtlama yükümlülüğünden kurtulur, buna karşılık davalı borcu ödediğini kanıtlamakla yükümlü hale gelir (Bkz. Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 tarih ve 2021/(19)11-990 E., 2022/1568 K. sayılı kararı). Mahkemece, tarafların ticarî defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, alınan bilirkişi raporu ile takip ve dava konusu faturaların, davacı ve davalı şirketin ticarî defterlerinde kayıtlı olduğu, defter kayıtlarının birbirini teyit ettiği, davacının davalıdan 8.142,62 TL alacaklı olduğu tespit edilmiş olup, davalının süresi içinde itiraz etmeyerek ticari defterlerine kaydettiği faturalara konu malların kendisine teslim edildiğini kabul ettiği, dolayısıyla söz konusu faturalar yönünden borçlu olduğunun kabulü gerekir. Buna karşın davalı tarafından kesilen iade faturası davacı şirket ticari defterlerine kaydedilmemiştir. Davalı tarafından takip ve dava konusu faturalarda yer alan malların davacıya iade edildiğinin ispatı için başkaca delil de sunulmadığından Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, davalı vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-) Davalı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-) İstinaf eden davalı yönünden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 556,22 TL harçtan davalı tarafça yatırılan 140,00 TL peşin harcın MAHSUBUNA, bakiye 416,22 TL’nin davalıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, 3-) İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde BIRAKILMASINA, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359/4. maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a maddesi gereğince miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/11/2025