T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1740 KARAR NO : 2026/ 210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/788 KARAR NO : 2025/696 DAVA TARİHİ : 30.12.2020 KARAR TARİHİ : 10/07/2025 DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Haklı Nedenle Feshin Tespiti, Gecikme Cezası, Ayıplı İşler Bedeli, Tazminat DAVA TARİHİ : 12.02.2020 Birleşen İzmir 1. ATM.'nin 2020…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1740 KARAR NO : 2026/ 210 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/788 KARAR NO : 2025/696 DAVA TARİHİ : 30.12.2020 KARAR TARİHİ : 10/07/2025 DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Haklı Nedenle Feshin Tespiti, Gecikme Cezası, Ayıplı İşler Bedeli, Tazminat DAVA TARİHİ : 12.02.2020 Birleşen İzmir 1. ATM.'nin 2020/759 Esas Sayılı Davası: DAVA : Eser Sözleşmesi Gereği Yükleniciden Bağımsız Bölüm Alınmasından Kaynaklanan Tapu İptali, Tescil, Terditli Tazminat KARAR TARİHİ : 17.02.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 17.02.2026 İzmir 6.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.07.2025 tarih ve 2023/788 Esas, 2025/696 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri dava dışı üçüncü kişi vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İDDİA VE İSTEK: Asıl Davada: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Taraflar arasındaki 09/07/2018 tarihli eser sözleşmesi gereğince; ... İli,... İlçesi, ...Mahalle, ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılacak 32 adet villanın bir kısım inşaat işlerinin davalı şirket tarafından yapılmasının kararlaştırıldığı, işin 30/09/2018 tarihinde teslim edilmesi gerekirken halen tamamlanıp teslim edilmediği, gecikme olduğu, ayrıca yapılan işlerde de sözleşmeye aykırı olarak eksik ve ayıplı imalat bulunduğu" iddiası ile sözleşmenin (21.Maddesi gereği) haklı nedenle feshedildiğinin tespitine, gecikme nedeniyle sözleşmenin 10. Maddesi gereğince 136.400 TL tazminatın avans faizi ile tahsiline, eksik ve ayıplı işler nedeniyle ve sözleşmeye aykırılık nedeniyle (belirsiz alacak olarak) şimdilik 175.000 TL tazminatın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili 06/06/2022 tarihli dilekçesi ile ayıplı işler bedeline ilişkin isteğini 310.000,50 TL.'ye artırarak buna ilişkin harcı da tamamlamıştır. Birleşen Davada: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Taraflar arasındaki 09/07/2018 tarihli eser sözleşmesi gereğince; davacının kendi üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiği, işin %93'ünü tamamladığı, kalan kısmın ise tamamen havaların yağışlı olması, davalı tarafın inşaat alanına önlem almaması, vinçlerin inşaat sahasına girememesi ve ekonomik kriz, Dolar kurunun bir anda artması gibi faktörler nedeniyle tamamlanamadığı, ancak davalının sözleşmeyi haksız olarak tek taraflı feshettiği ve yapılan iş karşılığı hiçbir ödeme yapmadığı, ayrıca davacının fazla imalatının da bulunduğu, sözleşmenin 13. Maddesi gereği anlaşma olup sözleşme bedeli olarak verilmesi kararlaştırılan 14/2T numaralı villanın da verilmediği" iddiası ile, anılan taşınmazın tapu iptali ve tesciline, olmazsa rayiç değerinin tespit edilerek tahsiline karar verilmesini istemiştir. SAVUNMA: Asıl Davada: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Sözleşme tarihi 09/07/2018 olup teslim tarihi de 30/09/2018 yazılı ise de, bu kadar kapsamlı işin 2 ay gibi kısa sürede yapılma olanağı olmadığını, teslim tarihinin maddi hata ile öyle yazıldığını, aslında 30/09/2019 olarak anlaşma bulunduğu, işin zamanında teslim edilememesine havaların yağışlı olması, inşaat alanının çamurlanması, oraya vinçlerin girememesi, davacının bu konuda önlem almaması ve ülkedeki ekonomik kriz gibi faktörlerin neden olduğunu, yapılan işlerde de eksik ve ayıp bulunmadığı gibi, davalı taşeronun fazladan yaptığı imalat olduğunu" savunarak, davanın reddie karar verilmesini istemiştir. Birleşen Davada: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Arabuluculuk dava şartının eksik olduğunu, işin geciktirildiğini, eksik ve ayıp olduğunu, davacının edimini yerine getirmediğini, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, davanın haksız olduğunu" savunarak, davanın reddine, aksi takdirde eksik ve ayıplı işler ile gecikme nedeniyle tespit edilecek tazminat bedelinin birleşen davada tespit edilecek bedelden takas-mahsubuna karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin 09/06/2022 tarih ve 2020/100 Esas, 2022/510 Karar sayılı kararında özetle; "Asıl davada; iş bitim süresi sözleşmede 30/09/2018 yazsa da tarafların yazışmaları ile bu tarihi 05/09/2019 olarak değiştirdikleri, alt yüklenicinin en son 29/09/2019 tarihinde işçi çalıştırdığı, 20 günlük gecikme olduğu, % 7'lik ayıplı imalat (%93 tamam) olduğu, sözleşmenin feshedildiğinin tespitine yönelik davada harç yatırılmadığı, birleşen davada; ayıplı işlerin asıl davanın konusu olması nedeniyle takasa konu olamayacağı, imalat bedelinin ödenmediği, sözleşmenin 13.maddesi gereği ... nolu bağımsız bölüme karşılık gelen villanın hak edildiği, ancak bunun yüklenici (iş sahibi) adına kayıtlı olmaması nedeniyle rayiç değerinin verilmesi gerektiği" gerekçeleri ile, asıl davada; sözleşmenin feshi hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına, 60.000 TL gecikme tazminatı ile eksik ve ayıplı işler nedeniyle 310.000,50 TL toplamı 370.000,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte tahsiline, birleşen davada; taşınmazın değeri 2.718.959,95 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. İş bu karar Dairemizin 05/10/2023 tarih ve 2022/1875 Esas 2023/1433 Karar sayılı kararında özetle: "Asıl davada; sözleşmenin haklı nedenle feshinin tespiti isteği bakımından HMK.'nın 150. Madde prosedürünün uygulanması gerektiği, asıl davadaki gecikme cezası hesabının 05/09/2019-12/02/2020 tarihleri arasındaki süreye göre yapılması, asıl davadaki TBK.'nın 475/1-son maddesi gereği tazminat hesabı yapılması, asıl davadaki % 7 oranındaki ayıp bedelinin fiziki oran yöntemi çerçevesinde götürü bedel olarak taşınmazın rayiç değerine göre belirlenmesi, birleşen davanın konusu olan ... numaralı bağımsız bölümün yükleniciye düşen bir daire olup olmadığının saptanması bakımlarından ek bilirkişi raporu alınması gerektiği, ek rapordaki tespitlere göre gerekirse arsa sahibi ....'ın davaya dahil edilmesi, gerekirse birlikte ifa kuralı gereği eksik, ayıp ve borçların belirlenerek depo ettirilmesi, yargılama sırasında üçüncü kişiye devredilen taşınmaz ile ilgili olarak HMK.'nın 125. Maddesindeki seçimlik hakkın kullandırılması gerektiği" gerekçeleri ile kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin 10/07/2025 tarih ve 2023/788 Esas, 2025/696 Karar sayılı kararında özetle: "Asıl davada; sözleşmenin haklı nedenle feshinin tespiti ile ilgili olarak dosyanın işlemden kaldırıldığı, yasal üç aylık süre içinde ilam harcının yatırılmadığı, bu nedenle açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, 05/09/2019 ile 12/02/2020 tarihleri arasındaki gecikme cezasının 480.000 TL olduğu, ancak sözleşmenin 10. Maddesi gereği gecikme cezasının sözleşme bedelinin % 10'unu geçemeyeceği dikkate alınarak bu ceza miktarının 136.400 TL olması gerektiği, TBK.'nın 475/1-son gereği tazminat miktarının 310.000.50 TL olarak hesaplandığı, birleşen davada; dava konusu ... numaralı bağımsız bölümün devredildiği üçüncü kişilerin kötü niyetli olduklarının ispatlanamadığı, tapu iptali ve tescil koşullarının oluşmadığı, davacı alt yükleniciye taşınmazın rayiç değerinin verilmesi gerektiği, ancak asıl davadaki fiziki oran yöntemi sonucu bulunan ayıplı iş bedeli olan 190.326,96 TL'nin taşınmaz değeri olan 2.718.956,93 TL'den mahsubunun gerektiği" gerekçeleri ile, asıl dava bakımından; sözleşmenin haklı nedenle feshinin tespiti davasının açılmamış sayılmasına, 136.400 TL gecikme cezası ve 310.000,50 TL ayıp nedeniyle uğranan zarar tazminatı olmak üzere toplam 446.400,50 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, birleşen dava bakımından; davacının tapu iptali ve tescile yönelik asli talebinin reddine, terditli tazminat talebinin kabulü ile 2.528.629,97 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı .... Şti.'den tahsiline karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Asıl davada davacı-birleşen davada davalı .... Şti. ve birleşen davada dahili davalı ... vekili vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle: "Birleşen davada davacı şirketin HMK.'nın 125. Maddesindeki seçimlik hakkını tapu iptali ve tescil yönünde kullandığını, buna göre terditli tazminat isteğinden vazgeçmiş sayılması gerektiğini, hal böyle iken ve tapu iptali ve tescil koşulları oluşmamışken davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, müvekkilleri aleyhine terditli isteğin kabulü ile taşınmazın rayiç değerine hükmedilmesinin doğru olmadığını" ifade ederek, kararın kaldırılmasına ve müvekkilleri hakkındaki davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ....A.Ş. vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde özetle: "Asıl davada; yüklenici (iş sahibi) dava tarihinde işi henüz teslim almamışken gecikme cezası ve ayıplı iş bedeli ile tazminat isteyemeyeceğini, kaldı ki % 93 oranında hatasız iş olup kalan % 7'lik kısmın kabul edilebilir bir seviye olduğunu ve tazminat istenemeyeceğini, birleşen davada ise; davacı alt yüklenici işi eksiksiz tamamladığı ve ... numaralı bağımsız bölümün tesciline hak kazandığı halde, üçüncü kişiye devir nedeniyle tescil hükmü kurulmadığını, buradaki muvazaa olgularının araştırılıp değerlendirilmediğini, ayrıca rayiç değerin de düşük olduğunu" ifade ederek, kararın kaldırılmasına ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile taşınmazın tapu iptali ve tesciline, olmadığı takdirde güncel rayiç değerin tespit ve tahsiline karar verilmesini istemiştir. Dava dışı üçüncü kişi .... A.Ş vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; "Birleşen davanın konusu olan ... numaralı bağımsız bölümün, son malik .... Şti.'nin borcu nedeniyle müvekkili banka lehine konulan ipotekten dolayı ihale ile müvekkiline devredildiğini, ancak müvekkilinin taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbir nedeniyle işlem kısıtlılığının bulunduğunu" ifade ederek, taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. DEĞERLENDİRME: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Asıl dava; eser (taşeronluk) sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğinin tespiti ile temerrüt nedeniyle gecikme tazminatı ve cezai şart alacağı, ayrıca eksik ve ayıplı işler nedeniyle tazminat, birleşen dava ise; eser (taşeronluk) sözleşmesinin "barter hükmü" gereğince tapu iptali, tescil, olmazsa rayiç değer tespit ve tahsili isteklerini içermektedir. Asıl davada davacı-birleşen davada davalı olan şirket (asıl yüklenici) ile dava dışı arsa sahibi .... arasında, Kemalpaşa 1. Noterliği'nce düzenlenmiş 28/03/2017 tarih ve 4196 yevmiye numaralı "taşınmaz satış vaadi ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi" bulunduğu, bu sözleşmeye göre; .... İli, .... İlçesi, ... mahallede kain .... ada ....parsel sayılı taşınmaz üzerine 32 adet (villa tipinde) bağımsız bölüm yapılmasının, bu bağımsız bölümlerden 12 adedinin arsa sahibine, 20 adedinin ise yükleniciye verileceğinin, bu bölümlerin daha sonra düzenlenecek olan vaziyet planı ve numarataj belgesi üzerinden paylaşım krokisinin bir protokol ile ayrıca belirleneceğinin, inşaat süresinin ruhsat alındıktan itibaren 24 ay olduğunun kararlaştırıldığı, asıl davada davacı-birleşen davada davalı (asıl yüklenici) şirket ile birleşen davada davacı-asıl davada davalı (alt yüklenici) arasında da adi yazılı olarak düzenlenmiş 09/07/2018 tarihli eser (taşeronluk) sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşmede; kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre inşa edilecek 31 adet villanın çelik ve ve bordeks kaplama işlerinin alt yüklenici tarafından yapılacağının, iş teslim tarihinin 30/09/2018 olduğunun, sözleşme bedeli KDV dahil 1.364.000 TL olmakla birlikte bu bedele karşılık olmak üzere alt yükleniciye 14/2T numaralı villanın verileceğinin (1. Maddedeki barter hükmü), işin gecikmesi halinde sözleşme bedelinin %10'unu aşmamak koşuluyla gecikilen her gün için 3.000 TL gecikme cezası ödeneceğinin hüküm altına alındığı, dosyadaki sözleşme belgelerinin incelenmesinden anlaşılmıştır. Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda ilk derece mahkemesince; asıl davadaki sözleşmenin haklı nedenle feshinin tespiti isteği ile ilgili davanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği, yasal üç aylık süre içinde gerekli peşin harcın ödenmemesi nedeniyle de HMK.'nın 150. Maddesi gereği bu konudaki davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği, asıl davadaki gecikme cezası hesabı, TBK.'nın 475/1-son maddesi gereği tazminat hesabı, fiziki oran yöntemi gereği ayıplı iş bedelinin belirlenmesi ve birleşen davanın konusu olan ... numaralı bağımsız bölümün yükleniciye düşen bir bağımsız bölüm olup olmadığının saptanması bakımlarından bilirkişi ek raporu alındığı, arsa sahibi ....'ın usulünce davaya dahil edildiği, HMK.'nın 125. Maddesindeki seçimlik hakkının kullanılması çerçevesinde birleşen davada istek üzerine devralan .... adlı kişinin davaya dahil edildiği, taşınmazın ... tarafından .... Şti. adlı bir kişiye devredildiğinin öğrenilmesi ve yine istek üzerine adı geçen tüzel kişinin de yöntemince davaya dahil edildiği, bu kişilere yönelik tapu iptali ve tescil koşullarının varlığının değerlendirildiği, bütün bu inceleme ve değerlendirmelere göre de yazılı olduğu şekilde karar verildiği görülmüştür. Kaldırma sonrası denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir şekilde düzenlenen ek bilirkişi raporlarında özetle; "Asıl davadaki gecikme cezası miktarının 05/09/2019 ile 12/02/2020 tarihleri arasındaki 160 günlük süre için günlük 3.000 TL'den toplam 480.000 TL olduğu, ancak sözleşmenin 10. Maddesi gereği gecikme cezası sözleşme bedelinin % 10'unu aşamayacağından bu miktarın 136.400 TL olması gerektiği, asıl yüklenici (iş sahibi) nin ayıplı işlerden dolayı uğradığı TBK.'nın 475/1-son cümlesi gereği tazminat hakkının 310.000,50 TL olduğu, % 7 oranındaki ayıplı iş bedelinin 190.326,96 TL olduğu, ... numaralı bağımsız bölümün arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi gereği yükleniciye düşen bir bağımsız bölüm olup olmadığının belirlenemediği" tespitleri yapılmıştır. Birleşen davanın konusu olan ...numaralı bağımsız bölümün kaldırma öncesi yargılama sırasında dahili davalı arsa sahibi .... tarafından dahili davalı.... adlı kişiye, bu kişi tarafından da kaldırma sonrası yargılama sırasında ... Şti. adlı tüzel kişiye devredildiği, davacı alt yüklenici vekilinin HMK.'nın 125. Maddesi gereğince seçimlik hakkını adı geçen kişilere karşı tapu iptali ve tescil yönünde kullandığını bildirdiği, mahkemece birleşen davada önce tapu iptali ve tescil koşulları değerlendirilerek bu koşulların oluşmadığı kanaatine varılarak, davacının ayıplı iş bedeli mahsup edilmek suretiyle taşınmazın rayiç değerini asıl yükleniciden isteyebileceği gerekçesi ile terditli tazminat isteğinin kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dava konusu taşınmazın karar tarihinden sonra 30/092025 tarihinde cebri icra yoluyla dava dışı ... A.Ş.'ne devredildiği, incelenen güncel tapu kaydı ile adı geçen şirket vekilinin istinaf başvurusundan saptanmıştır. Bu tespit ve incelemelere göre; ilk derece mahkemesince dairemiz kaldırma kararı gereklerinin tam olarak yerine getirildiği belirlenmiştir. Belirlenen veriler doğrultusunda; istinaf başvurusunda bulunan taraf vekilleri ile dava dışı üçüncü kişi vekilinin istinaf başvuruları HMK.'nın 355. Maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olmak kaydıyla incelendiğinde aşağıdaki sonuçlara ulaşılmıştır: 1-Asıl yüklenici ....Şirketi ile arsa sahibi .... vekilinin istinaf sebebinin incelenmesi: Adı geçen tarafların vekili "Birleşen davada alt yüklenici vekilinin HMK.'nın 125. Maddesindeki seçimlik hakkını tapu iptali ve tescil yönünde kullandıktan sonra, artık terditli talebi olan rayiç değer tahsiline karar verilemeyeceğini" ileri sürmektedir. Bir dava sürerken dava konusu şeyin davalı tarafından üçüncü bir kişiye devredilmesi durumunda HMK.'nın 125/1. Maddesi gereğince davacı davasını dilerse devralana karşı tapu iptali ve tescil, dilerse de devredene karşı tazminat olarak sürdürme seçimlik hakkına sahiptir. Somut olayda da; birleşen davanın davacısı dava dilekçesinde önce asli talep olarak tapu iptali ve tescil, terditli olarak ise rayiç değer tespit ve tahsili isteklerinde bulunmuş, yargılama sırasında taşınmazın üçüncü kişiye devredilmesi nedeniyle de bu anlamdaki seçimlik hakkını devralanlara karşı tapu iptali ve tescil olarak kullanmıştır. Buradaki seçimlik hakkın kullanımı ilk malik olan arsa sahibi ....'a yönelik tapu iptali ve tescil isteğinin devralan ....'e ve sonra da .... Şti.'ne yöneltilmesi olup, davacının başlangıçtaki asıl yükleniciye karşı olan terditli tazminat isteğini etkilemez. Buna göre; devralanlara yönelik tapu iptali ve tescil koşulları oluşmadığı takdirde davacının terditli isteğinin değerlendirilmesi gerekir. Diğer bir ifade ile; seçimlik hakkın tapu iptali ve tescil olarak kullanımı ile arsa sahibine ve sonraki malik ... .aleyhlerine tazminat istenmemiş olur, ancak davacı asıl yüklenici ... Şirketi'ne karşı başlangıçtaki terditli isteğinden vazgeçmiş olmaz. Bu nedenlerle; devralanlara karşı tapu iptali ve tescil koşulları oluşmadığından, asıl yüklenici aleyhine taşınmazın rayiç değerine hükmedilmesi doğru olup, ilgili istinaf sebebi yerinde değildir. 2-Alt yüklenici .... Şirketi vekilinin istinaf sebeplerinin incelenmesi: a) Asıl davada; alt yüklenici vekili "Gecikme cezası ve tazminat ile ayıplı iş bedelinin eser teslim edilmeden istenemeyeceğini ve tazminat bedellerinin yüksek olduğunu" ileri sürmüştür. Yüklenici (iş sahibi) lehine verilen ve denetime elverişli bilirkişi raporunda uygun bir şekilde belirlenen gecikme cezası ve TBK.'nın 475/1-son maddesi gereği tazminat ile ayıplı iş bedelinin, dairemizin daha önceki kaldırma kararında da kabul edildiği üzere, iş sahibinin fesih iradesini dava tarihinde göstermesi, ancak TBK.'nın 475. Maddesi gereği edimini ağırlıkla ifa edilmesi nedeniyle fesih hakkı olmayıp zaten kendisinin inşa ettiği villaların yine kendi hakimiyetinde olması nedeniyle eserin dava tarihinde teslim alındığının kabulü gerektiğinden, istenmesi mümkündür. Belirlenen tazminat bedelleri ise özellikle eserin % 7 oranında ayıplı olması karşısında bilirkişi raporlarında makul bir şekilde hesaplanmıştır. Buna göre ilgili istinaf sebepleri yerinde değildir. b) Birleşen dava ile ilgili olarak ise; alt yüklenici vekili "Müvekkili lehine tapu iptali ve tescil hükmü kurulması gerektiğini, bu anlamda devirlerin muvazaalı olduğu hususunun irdelenmediğini, taşınmaz rayiç değerinin de düşük olduğunu" ileri sürmüştür. Arsa sahibi tarafından üçüncü kişilere devredilen taşınmazın bu devirlerinde herhangi bir muvazaa ya da kötü niyet olduğuna dair davacının sunduğu ispata yarar delil bulunmamaktadır. Üçüncü kişilerin TMK.'nın 1023. Maddesindeki tapuya güven ilkesinden yararlanmaları ve iyi niyetli olmaları esastır ve bunun aksi kanıtlanamamıştır. Nitekim Yargıtay İctihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 16/05/2015 tarih ve 2024/1 Esas, 2025/2 Karar Sayılı İctihadı Birleştirme Kararı da aynı yöndedir. Taşınmazın rayiç değeri ise, bilirkişi raporlarında uygun ve denetime elverişli bir şekilde saptanmıştır. Bu nedenlerle ilgili istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. 3-Dava dışı üçüncü kişi .... A.Ş. vekilinin ihtiyati tedbirin kaldırılması isteğine ilişkin istinaf sebebinin incelenmesi: İlk derece mahkemesi kararından sonra olmak üzere, her ne kadar birleşen davanın konusu olan ...numaralı bağımsız bölüm cebri icra yoluyla adı geçen banka adına üzerindeki ihtiyati tedbir şerhi ile birlikte devredilmiş olup, ilgili banka davanın tarafı değilse de, kararın kesinleşmesine kadar konulmuş olan ihtiyati tedbirin halen uyuşmazlık konusu olan bir taşınmaz üzerinde olması, davacı alt yüklenicinin tapu iptali ve tescil isteğini istinaf konusu ettiği, dairemizce verilecek hükmün de temyizi kabil bir karar ve bu isteğin olası temyiz sebebi olması karşısında, taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar kaldırılmaması gerektiği değerlendirilmekle, ilgili istinaf sebebinin de yerinde olmadığı değerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler doğrultusunda; ilk derece mahkemesi kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle; dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, istinafa gelen taraf vekilleri ile dava dışı üçüncü kişinin istinaf kanun yoluna başvurularının HMK'nın 353/(1)-b/1. Maddesi gereğince esastan reddine yönünde esas hakkında yeniden karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10.07.2025 tarih ve 2023/788 Esas, 2025/696 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin ve dava dışı üçüncü kişi vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı .... Şti. ve birleşen davada dahili davalı ...vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 172.730,71 TL harçtan peşin alınan 43.182,68 TL istinaf maktu karar harcının mahsubu ile kalan 129.548,03 TL harç bedelinin asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... Şti. ve birleşen davada dahili davalı ....'dan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... Şti. ve birleşen davada dahili davalı ... vekili tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 30.493,61 TL harçtan peşin alınan 7.623,40 TL istinaf nispi karar harcı ile 615,40 TL istinaf maktu karar harcının mahsubu ile kalan 22.254,81 TL harç bedelinin asıl davada davalı-birleşen davada davacı .... A.Ş.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... A.Ş.vekili tarafından yatırılan 1.683,10+1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Dava dışı üçüncü kişi .... A.Ş vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gerekli 1.206,00 harçtan peşin alınan 615,40 TL istinaf maktu karar harcının mahsubu ile kalan 590,60 TL harç bedelinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Dava dışı üçüncü kişi .... A.Ş vekili tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Kararın, dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yasa yolu açık olmak üzere 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.