İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davaya konu ...ve ... başvuru numaralarıyla müvekkili adına tescilli ... markasının, davalının “..." ismini marka olarak tabelalarında kullandığını, basılı evraklarında; kataloglarında, internet sitelerinde, ve benzeri mecralarda logo ve işaret olarak kullandığı tespit edi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1521 KARAR NO : 2026/15 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 01/03/2022 NUMARASI : 2021/187 E. - 2022/25 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)|Marka (Manevi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; davaya konu ...ve ... başvuru numaralarıyla müvekkili adına tescilli ... markasının, davalının “..." ismini marka olarak tabelalarında kullandığını, basılı evraklarında; kataloglarında, internet sitelerinde, ve benzeri mecralarda logo ve işaret olarak kullandığı tespit edildiğini, davalıya söz konusu tecavüze son vermesi için ihtarname gönderildiğini fakat davalı tarafından cevap verilmediği gibi söz konusu tecavüz devam ettiğini, müvekkilinin Türkiye çapında tanınmış bir firma olup, uzun yıllar boyunca bu alanda hizmet verdiğini, müvekkilinin uzun yıllar ... sektöründe hem imalat he de satış yapan birçok kuyumcuya ürün tedarik eden bir firma olduğunu, bu sebeple de müvekkili şirketin uzun yıllardır bu alanda faaliyet göstermekte olup kendini bu hizmet dalında kanıtlamış, tanınan bir firma olduğunu, ... markası ...ve ... başvuru numaralarıyla müvekkil adına tescillendiğini, davalının müvekkili sektördeki ününü ve tecrübesini kullanarak marka hakkına tecavüz ettiğini, Türk Patent Enstitüsü nezdinde müvekkilim şirket adına tescilli bulunan markasını izinsiz olarak kullandığını, aleyhine tespit istenen şirketin, tespit istenen adreste ... sektöründe faaliyet göstermekte ve ekte sunduğumuz delillerden de görüldüğü gibi ... ibaresini tescilli markaymış gibi tüm sosyal mecralarında kullandığını belirterek müvekkiline ait markaya tecavüzün önlenmesine, men'ine, davalı yanca müvekkile ait tescilli markanın kullanıldığını tabelaların sökülmesine, reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, internet ve sosyal medya hesaplarından ... ibaresinin kaldırılmasını, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 6769 sayılı yasa Uyarınca hesaplanarak şimdilik 500 TL maddi tazminatın ticari faiziyle davalıdan tahsiline, 60.000 TL manevi tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu işaretin daha önce tescil edilmiş marka ile aynı olması, karşılaştırılan işaretlerin özdeş, farksız, tıpa tıp taklit, aynen veya birebir kopya olmalarını ifade eder. Aralarında küçük de olsa farklılık bulunan markaların aynı olduğundan bahsedilemeceğini, aynılık kriterinde dikkate alınacak hususun birebirlik ve tıpatıplık olduğunu, davacının markasının ... ... olduğunu, buna karşılık müvekkilinin kullanmış olduğu markanın ise BK ... olduğunu, birbiri ile hiç benzeşmeyen markalar arasında bu nedenle aynılık olmadığının açık ve net olduğunu, markalar arasında mutlak red nedeni sayılabilecek derece benzerlik bulunmadığından SMK 5/1-ç maddesine aykırılığın da oluşmadığını, davacının bu yöndeki iddiasının haksız olduğunu, markalar arasındaki benzerlik unsurunun bulunmadığını, benzerliğin "ortalama tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinin bulunması" anlamında olup bu durum marka sahibine bazı haklardan yararlanma fırsatı sunduğunu, ancak benzerlik iddiası değerlendirilirken markanın tüm unsurlarının kümülatif bir değerlendirme ile ortalama tüketicide bıraktığı izlenimin dikkate alınması gerektiğini, davacının markası ... ...+şekil unsurlarını ihtiva etmekte olmasına karşın müvekkilimize ait marka ise BK+...+şekil unsurlarını ihtiva ettiğini, tarafların markada kullanmış olduğu şekiller birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin markasında önce çıkan husus BK ibaresi olduğunu, bu hususunda müvekkili markasının davacının markasından ayırdığını, davacının ... adını kullanmasına karşın müvekkilimizin ... adını kullandığını, markalar arasında ... adı dışında benzerlik bulunmadığını, ... adının da münhasıran davacıya özgülenemeyeceği gerçeği göz önüne alınınca markalar arasında iltibas oluşturmadığını, müvekkilimizin soy ismi ...' olduğunu, kendi işletmesinde kendi soyadını kullanması kadar hayatın olağan akışına uygun başkaca bir davranış olmadığını, müvekkilinin aile geleneğine, soy ismine duyduğu saygı ve sevgi nedeniyle işletmesinde ve markasında bu adı mevcut tescilli markalardan farklılık oluşturacak unsurlar katarak kullanmakta olduğunu, davacının markasının Türkiye'de tanınan bir marka olmadığını, davacının iddialarının soyut olduğunu, müvekkilinin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacıya maddi bir zarar verme kastı bulunmadığını, şehirlerin , müşteri fortföyünün , hizmet alanlarının farklı olduğunu, müvekkilinin de davacının da yerel firmalar olup yalnızca küçük ve sınırlı çevrelere hizmet sunduklarını , tüketicilerin birbirleri ile karşılaşma ihtimallerinin bulunmadığını belirterek haksız açılan davanın, maddi ve , manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Somut olaya dönüldüğünde, davalı şirket kurucularının soyadlarının ... olduğu ve odaya kayıt tarihinin davacının ...markasının başvuru tarihinden önce olduğunun tespiti ile, davalı kullanımlarının 6769 SMK' nın 7/5 maddesi kapsamında somut olay özelinde dürüst kullanım olarak değerlendirilmesi gerekeceği, bilirkişi raporunda sektörel anlamda yapılan değerlendirmede de, ... sektöründe aile soyadının işletme adı ve marka olarak kullanımının oldukça yaygın olduğuna dair tespit ve görüşler, davacı markası bakımından, davalının marka tanınmışlığından açıkça faydalanma kastının bulunmadığı kanaatine varılmakla tecavüz koşullarının oluşmadığı, buna bağlı olarak bir zararın da meydana gelmemiş olduğu anlaşılmakla tazminat taleplerinin de reddi cihetine gidilmiştir. Tüm bu açıklamalar karşısında toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve mevzuat hükümleri bir arada değerlendirildiğinde sübut bulmayan Davanın reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalı ve Müvekkillinin kullandığı markaların, görsel, işitsel ve fonetik olarak birbirine çok yakın olduğunu, markanın ilk olarak müvekkili adına tescillendiğini, Davalı vekili dava müddeti boyunca BK+...+şekil unsurlarını içinde bulunduran marka olduğunu söylemişse de gerek ticaret unvanı gerek iş yerlerinde kullanılan tabela gerek sosyal medya ve internet sitelerinde BK+ ... değil sadece '...' ibaresinin davalı genel kullanımda olduğunu, -..., ... ..., ...olmak üzere markalaşan ve ... Sektöründe yıllarca hizmet veren tarafın müvekkili olduğunu, iki tarafın da hitap ettiği müşteri kitlesinin aynı olduğunu, aynı sektörde ticaret yaptığını, davalının kullandığı markanın müvekkilinin markasının birebir kopyası olduğunu, Sosyal medya ve reklamlarda da müvekkilinin markasının kullanıldığını, işbu markaların ortalama tüketici tarafından karıştırılma ihtimalinin tereddüte yer vermeyecek şekilde sarih olduğunu, -Dosyaya yönelik olarak sunulan 13/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı " Sahil Mah.... Cad.... İç Kapı ...Tatvan/BİTLİS adresinde mukim "..." isimli mağazada yapılan incelemelerde ; mağazanın tabelalarında, camekanlarında, vitrinlerinde muhtelif yerlerde "..." marka ibarelerin gözlemlendiğini, davacı tarafa ait marka ile davalı tarafa ait uyuşmazlık konusu olan logolu markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, markaların hitap ettiği sektördeki ortalama tüketici kitlesi tarafından benzer marka olarak algılanacağını ve iltibasa sebebiyet verebilecek düzeyde benzerlik yaratacağı kanaatinde olduğu yönünde" görüş bildirildiğini, İlk Derece Mahkemesi'nin markalar arasındaki benzerliği kabul etmiş olmasına rağmen, Markanın karşı tarafın soyadını taşıyor olması sebebiyle davayı reddettiğini, ancak tanınmış markalarda, markanın tanınmışlığından açıkça faydalanma kastının bulunduğu zamanlarda gerçek kişi tacirin ad soyadından oluşan markaların tescillerinde dürüst kullanımdan bahsetmek mümkün olmadığını, Müvekkilinin yaklaşık 30 yılı aşkın süredir ... sektöründe olup yılda 100 milyon ziyaretçiyi ağırlayan ... AVM esnaflarından olup iş yerlerinin tabela değerlerinin çok yüksek olduğunu, Davalının tanınırlık bakımından önemsiz olsa da bahsettiği instagramdaki kullanıcı adı @... olup yaklaşık 70 bin takipçisi bulunduğunu, Davalının Müvekkilinin markasının tanınmışlığından yararlanmaya çalıştığını, Davalı tarafın Markasının açılımı daha farklı olmasına rağmen sosyal medya ve farklı mecralarda yaptığı reklamlarında müvekkilinin markasını birebir kullanmış ve işbu durumun öğrenilmesi ile kendisine durum ihtar edilmiş olduğunu, bilirkişi raporlarının lehlerine geldiğini ve sunulan deliller ve yapılan incelemeler sonucunda iki marka arasında ki benzerliğin su götürmez bir gerçek olduğunu, -Davalı tarafça yapılan ihtara rağmen marka kullanılmaya devam edilmekte, bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere iki marka arasında ayırt edilemeyecek durumda benzerlik mevcut ve marka marka sahibinin izni olmaksızın kullanılmakta olduğunu, ... markasının ...ve ... başvuru numaralarıyla ilk olarak müvekkili adına tescillendiğini, Türk marka hukukunun tescil sisteminde “öncelik” ve marka tescilinde “teklik” ilkesinin geçerli olduğunu ve bu ilke gereğince tescilli bir markanın varlığı halinde, aynı veya benzer olan işaretin “mükerrer tesciline” izin verilmeyeceğini, davalı marka sahibinin soyadının ... olmasının sınai mülkiyet hakkının tecavüze uğradığı gerçeğini değiştirmediğini, kullanılan logo ve işaretlerin dahi aynı olmasının iyiniyet ile örtüşmediğini,-14.09.2023 tarihinden müvekkilimizin müşterileri tarafından kaçakçılık yapıldığına dair gelen fesih bildirimleriyle haberimiz olan davalı tarafın ... hatta müvekkilin bir diğer tescilli markası olan...İsmiyle İstanbul Havalimanı Gümrük Muhafaza Kaçakçılık Ve İstihbarat Müdürlüğünden alınan 05.09.2023 tarihli ve ... sayılı yazıda belirtildiği üzere altın kaçaklığı yapıldığı haberi ve ilgili tutanaklar sektörde yayılmış olup müvekkiline ulaştırıldığını, müvekkilin markasının davalı firma yüzünden sektörde kaçakçı olarak yayılması büyük mağduriyet ve hak kayıplarına sebep olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davanın ret gerekçesi markaların aynı veya benzer olmadığı değil müvekkilinin kullanımının iyi niyetli olduğu olduğunu, müvekkillerinin soy ismi olan ... isminin; 1999 yılından beridir müvekkilleri tarafından kullanıldığını, tüm tescil belgeleri, vergi levhaları, ticaret sicil kayıtları mahkemeye daha önce sunulmuş olup müvekkillerinin marka tecavüzü saikiyle asla hareket etmediklerini, davacıdan haberdar dahi olmadıklarını, Altmış bin nüfusa sahip küçük bir ilçede yerel ... yapan müvekkillerinin davacının marka adını taklit etme amaçlarının kendilerine de bir faydası olmadığını, Davacının dahi kendi markasını kullanmadığını, Davacının öve öve bitiremediği markasının dava konusu marka değil ...markası olduğunu, bu iki marka arasında benzerlik olmadığının bilirkişi raporları ile de sabit olup bu markanın dava ile ilgisi olmadığını, marka hakkına tecavüz fiili özünde bir haksız fiil teşkil ettiği için tazminat açısından da BK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine göre değerlendirme yapıldığını, buna göre marka hakkına tecavüz fiili sonucunda maddi tazminata hükmedilmesi için BK 49 vd. uyarınca haksız fiil, kusur, zararın ispat edilerek kusur ile zarar arasındaki illiyet bağının da ispat edilmiş olması gerektiğini, Kanunda sayılı şartların hiçbirinin konu olayda oluşmadığını, olayın haksız fiil olarak değerlendirilmesi halinde bile müvekkiline kusur yüklenemeyeceğini, Müvekkilinin, aile soyadını davacıdan önce kullanmaya başlamış olup davacıyı zarara uğratma kastı olmadığını, Müvekkilinin 1999 yılında ilk vergi açılışını bu isimle yaptığını ve 21 yıldır bu ismi kullandığını davacının uğramış olduğu zararı, müvekkilinin kusurlu olduğunu, zarar ile kusur arasında illiyet bağı olduğunu net bir şekilde ispat etmesi gerektiğini, Davacı üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmemekle beraber lehine tazminat talep ettiğini, yılda 100 milyon ziyaretçi akınına uğradığını iddia eden davacının toplam nüfusu 60.000 olan bir ilçede faaliyet gösteren müvekkilinin haklı kullanımı neticesinde ne tür bir maddi ve manevi zarara uğradığını anlamakta güçlük çektiklerini davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, markaya tecavüz, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması istemlerine ilişkindir. TPMK kayıtlarının incelenmesinde, davacıya ait ...başvuru ve tescil numaralı ... ... ibareli markanın 35. Hizmet sınıfı kapsamında 02/10/2018 tarihinde tescil edildiği, ... başvuru ve tescil numaralı ...ibareli markanın da 14. Hizmet sınıfı kapsamında 14/01/2021 tarihinde tescil edildiği, davalı adına başvurusu gerçekleştirilen... başvuru numaralı Bk ... ibareli kullanımların da 14 ve 35. Sınıfları kapsadığı, başvurunun davacı tarafça itiraz edilmesi üzerine tescil işleminin reddine karar verildiği görülmüştür. Talimat mahkemesince aldırılan ve sunulan 13/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davalı " Sahil Mah. ... Cad.... İç Kapı ...Tatvan/BİTLİS adresinde mukim "..." isimli mağazada yapılan incelemelerde; mağazanın tabelalarında, camekanlarında, vitrinlerinde muhtelif yerlerde "..." marka ibarelerin gözlemlendiğini, davacı tarafa ait marka ile davalı tarafa ait uyuşmazlık konusu olan logolu markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, markaların hitap ettiği sektördeki ortalama tüketici kitlesi tarafından benzer marka olarak algılanacağını ve iltibasa sebebiyet verebilecek düzeyde benzerlik yaratacağı kanaatinde olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Bilirkişilerin 18/11/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Davacı yana ait olan tescilli “... ...” markasının davacıya ait olan veya olmayan herhangi bir internet sitesinde yayınlanmamakta olduğunu, davalı tarafa ait ... ... markasının kendilerine (ait www.....com.tr alan adlı e-ticaret sitesinde de kullanılmakta olduğunu), davalı kullanımlarının, davacı adına tescilli ...markası ile görsel ve işitsel olarak benzerliğinin bulunduğunu, tarafların iştigal alanların aynı sektöre yönelik olduğunu, davalı kullanımında yer alan ... ibaresinin veya davacı ve davalı kullanımlarında yer alan pırlanta şekil unsurunun tanımlayıcı unsur olduğunu, davalı kullanımına yeterli ayırt edici nitelik kazandırmadığını, davalı kullanımlarının davacının tescilli ...markasına tecavüz teşkil ettiğini ve haksız rekabete sebebiyet verebileceğini, ancak davalı şirket kurucularının ..., ... ve ... soyadının ... olduğunu ve odaya kayıt tarihinin davacının ...markasının başvuru tarihinden önce olduğunun tespiti ile, davalı kullanımlarının 6769 sayılı SMK 'nın 7/5 maddesi kapsamında dürüst kullanım olarak adledilmesinin mümkün olduğunu, ... sektöründe aile soyadının işletme adı ve marka olarak kullanımının oldukça yaygın olduğunu ve davacı markası bakımından, davlının marka tanınmışlığından açıkça faydalanma kastının bulunmadığını, bu kapsamda davalı kullanımlarının 6769 sayılı SMK 'nın 7/5 maddesi kapsamında markaya tecavüz ve haksız rekabet halinin istisnasını oluşturduğu yönünde görüş oluşturmuşlardır. Davalının babalarının isimlerinin... olduğu, ... ... - ... işletmesinin 14/01/1999 tarihinde Tatvan Vergi Dairesine sicil kaydının yaptırıldığı, 21/12/1999 tarihinde işletmenin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği bu nedenle ... ismi bakımından Vergi kayıtları ve Ticaret Odası kayıtları dikkate alındığında ilgili markanın 1999 yılından beri kullanıldığı, bu anlamda gerçek hak sahipliğine ilişkin itirazları kapsamında esas dosya üzerinden oluşturulan bilirkişi heyetine dosya tevdi edildiği, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda, davalı şirket kurucularının ..., ... ve ... soyadının ... olduğunu ve odaya kayıt tarihinin davacının ...markasının başvuru tarihinden önce olduğunun tespiti ile, davalı kullanımlarının 6769 sayılı SMK 'nın 7/5 maddesi kapsamında dürüst kullanım olarak adledilmesinin mümkün olduğunu, ... sektöründe aile soyadının işletme adı ve marka olarak kullanımının oldukça yaygın olduğunu ve davacı markası bakımından, davlının marka tanınmışlığından açıkça faydalanma kastının bulunmadığını, bu kapsamda davalı kullanımlarının 6769 sayılı SMK 'nın 7/5 maddesi kapsamında markaya tecavüz ve haksız rekabet halinin istisnasını oluşturduğu yönünde görüş bildirdikleri görülmüştür. Davacının TÜRKPATENT nezdinde tescilli “... ...” ibareli markası bulunduğu, markada yer alan "..." ibaresinin markanın tescilli olduğu sınıflarda tanımlayıcı olduğu, "..." ibaresinin ise yaygın kullanılan bir isim ve birçok işletme isminde yer alması sebebiyle davacı markasının ayırt edici gücünün zayıf olduğu, davalı kullanımının ise "... ..." şeklinde olduğu, kullanımın standart yazı ile oluşturulduğu, başkaca herhangi bir ayırt edici ek/figüratif unsur içermediği, ... sektöründe çokça kullanılan dimond logosunun ise ayırt edici olmadığı, işaretler arasındaki benzerliğin taraf kullanımları arasında var olduğu ve taraf işaretlerinin benzer olduğu, ancak bu tür benzerliğin markaya tecavüz olarak nitelendirilebilmesi için mezkur kullanımların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 7/5. maddesinde sayılan istisna kapsamında olmamasının gerektiği, ayrıca davalının kendi ismini içerir şekildeki “...” kullanımının SMK'nın 7/5-a maddesi gereğince hayatın olağan akışı içerisinde dürüst kullanım kapsamında olduğu, dosya kapsamında, davalının “...” adını kuyumcu sektöründe kullanmasının, davacının itibarından yararlanma amacı taşıdığına dair bir delil bulunmadığı, dolayısıyla davalı kullanımlarının SMK 7/5. maddesi anlamında istisna kapsamında olduğu, davalının ... ... - ... işletmesinin 14/01/1999 tarihinde Tatvan Vergi Dairesine sicil kaydının yaptırıldığı, 21/12/1999 tarihinde işletmenin Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği bu nedenle ... ismi bakımından Vergi kayıtları ve Ticaret Odası kayıtları dikkate alındığında ilgili markanın 1999 yılından beri ... ve ... sektöründe kullanıldığı, bu nedenle somut uyuşmazlıkta haksız rekabet koşullarının da oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde aykırılık bulunmadığından davacının istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 01/03/2022 tarih ve 2021/187 E., 2022/25 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026