İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasında imzalanan Telif Hakları Devri Sözleşmesi ile davalı tarafça yazılan "...’nın özellikle tasarımının (dizgi-mizanpaj-tasarım-kapak-metod) ...’ne ait olduğunun belirtildiğini, davacı firmanın, yayınevi olarak bi…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2024/69 KARAR NO : 2026/375 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 17/10/2023 NUMARASI : 2022/93 E. - 2023/198 K. DAVANIN KONUSU: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan HaklaraTecavüzün Ref'i, Önlenmesi Ve Tazmini İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile davacı arasında imzalanan Telif Hakları Devri Sözleşmesi ile davalı tarafça yazılan "...’nın özellikle tasarımının (dizgi-mizanpaj-tasarım-kapak-metod) ...’ne ait olduğunun belirtildiğini, davacı firmanın, yayınevi olarak bir kez bastırdığı ve satışa sunduğu Dr. ... ...'nın iç sayfasında kapak-tasarım-dizgi-mizanpaj unsurlarının eser sahibinin Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı eğitim kurumu olan Tıp Akademisi'ne ait olduğunun e-devlet sistemlerinde de kayıt altına alındığını, davalının, metin yazarlığını yaptığı kitabın ....com.tr internet sitesi üzerinden satışını yaptığını sosyal medya aracılığı ile duyurmasından sonra, bahse konu kitabın müvekkili firmaca satın alınıp incelendiğini, davalının, müvekkili firma ile çalışmaya başlamadan önce de "..." isimli birden çok basımı yapılmış kitaplarının mevcut olduğunu, Mahkemeye delil olarak sundukları bu kitabın tasarımı ile kendilerinden sonra baskısını yaptığı kitabın tasarımının ne kadar farklı olduğunun açıkça görüldüğünü, zira davalının müvekkili ile çalışmazdan evvel yayınlanan kitabının hiçbir ayırt edici özelliğinin bulunmadığını, fakat Tıp Akademisi'nden sonra Tıp Akademisi'nin tüm özelliklerine sahip kitabını ... ismiyle yayınladığını belirterek, dava tarihinden itibaren olmak üzere davaya konu kitabın yeniden yayınlanmasının, çoğaltılmasının, yayılmasının önlenmesi ve yayından kaldırılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir. tüm bu nedenlerle devam eden tecavüzün ref’i ve muhtemel tecavüzün men’ine karar verilmesine, müvekkil kurumun sözleşme yapılması halinde isteyebileceği bedelin 3 katının bilirkişi raporu neticesinde tam ve kesin miktar belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL olmak üzere söz konusu ihlalin gerçekleştiği tarihten itibaren işleyecek olan avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkile verilmesine, müvekkil kurumun manevi haklarının haleldar olması sebebiyle 25.000,00-TL manevi tazminatın ihlal tarihlerinden itibaren işleyecek olan kanuni faiziyle davalıdan alınarak davacı müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkilinin beyin cerrahisi uzmanı olduğunu ve 2004 yılında yazdığı ve yayınladığı ... kitabıyla ilgili seminerleri ... isimli şirketin toplantı ve konferanslarında 2020 yılına kadar (16-17 yıl) süreyle verdiğini, daha sonra ... ile faaliyetini sonlandırdığını, birikimimin boşa gitmemesi düşüncesi ve pandemi şartlarına göre konferans ve seminerlerin fiziki olarak düzenlenmesi mümkün olmamasına bağlı olarak, tüm sektörlerde olduğu gibi online olarak yapılıp yapılamayacağını değerlendirip ve bu sırada instagram isimli paylaşım sitesinde bu işi yaptıklarını öğrendiği davacı ...... ile yetkilisi olduğunu belirttiği ... adlı kişi ile DM den yazışarak buluştuğunu, kitabının basımı ve ... seminerlerini davacının internet sitesi üzerinden sunmak üzere anlaşmış ve halihazırda zaten daha önce ...’ e verdiği notları da uzun yıllardır kullandığından güncellemek ve yenilemeye girişmiş, günde 12-14 saat çalışarak Tıp Akademisinde yayınlanmak üzere yeni ve güncel bir kitap hazırladığını, ... tarafından müvekkilin kitabının onbinlerce satıldığını, dolayısıyla davacının müvekkilden kitap yazmasını istemesi gibi bir durumun olmadığını, davacının, sektörde oldukça tanınır olan müvekkilin kitabını yayınlamak isteyip ve kitaba ilişkin seminerlere katılmasını talep ettiğini, tüm kitaplarının müvekkilinin hususiyetini taşıyan FSEK 2. Madde kapsamında ilim eseri olduğunu, davacıdan çıkan hem de diğer tüm kitapların eser sahibi olduğunu, bu kitaptaki konu anlatımları ve konu anlatımında kullanılan, görseller tablolar, şekiller, şablonlar, formüller, örnekler, cümleler, biçimleri, fiziksel özellikleri ve sair tüm hususları yönünden müvekkili tarafından hazırlanmış ve özgün niteliği haiz olduğunu, kitap içinde salt metin bulunmamakta, görseller, şekiller, renklendirmeler, metnin bir yanda görselin bir yanda olması gibi tekniklerin zaten mevcut olduğunu, davacıya düz metin gönderilmediğini, aksinin ise müvekkilin gönderdiği nüshayı ve kendilerinin eklediği kısımları somut şekilde açıklaması, deliller ve karşılaştırma tablolarıyla ispatı gerektiğini, ...baskılı kitabın künyesinde de yazdığı gibi ...’in sadece dizgici olduğunu, dizginin de bizzat ... tarafından yapılmayıp ekteki yazışmalardan da görüleceği üzere en az 20 kez buluşarak müvekkili ile birlikte yapıldığını, davacı yetkilisinin bitirdiği her konudan sonra toplantılar yapılmış, dizginin nasıl olması gerektiği konusunda müvekkilinin fikri alınmış ve hatta dizgi hataları veya eksikleri müvekkilce düzeltildiğini, müvekkilin Word hali metinlerine bakıldığında ...’in dizgi katkısı dışında hiçbir katkısı olmadığını ve bu Tıp akademisinin kitabının 3. Sayfasındaki yazı ile ayrıca sosyal medyadaki yazışmaları ile de sabit olduğunu davacı tarafça her ne kadar yapılan dizgi,mizanpaj,tasarım vb. Hususların kendilerine özgün olduğu iddia edilmiş ise de bunun da gerçek dışı olduğunu, kitap her ne kadar Dr. ... ismi ile yayınlanmış ise de gerçekte böyle bir doktor olmadığı bu ismin takma bir isim olduğu, bu şahsın ... olduğunun anlaşıldığını, ...’ın da KHK ihracı sebebiyle Almanya Köln’de yaşadığı ve ... sahte ismini kullandığının anlaşıldığını, davacı bu şahsın kim olduğunu eseri nasıl hazırladığını açıklamasının gerektiğini, ... kitabının yaklaşık % 60 ı müvekkilin kitabından ‘kopyala yapıştır’ usulü ile yazıldığı için İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu’na ... sayılı dosya ile suç duyurusunda bulunulması ve hukuk davası açılması sebebiyle sırf karşı dava açarak müvekkili bastırma amacıyla yapılmış bir dava olduğunu, Davacının maddi tazminat talebini FSEK 68. Maddeye dayandırmasının anlaşılamaz olduğunu, ortada davacının mali hak sahibi olduğu bir eserin olmadığını, davacının maddi zarar iddiasını somutlaştırması gerektiğini, manevi hakların devri mümkün olmadığını, davacının bir tüzel kişilik olmakla hangi manevi haklarının ne şekilde ihlal edildiğini de açıklamasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen tazminat miktarının da çok yüksek olduğunu, manevi tazminatın zenginleşmeye sebebiyet vermemesinin gerektiğini, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Bu tespitlerden sonra uyuşmazlık konusu olan 10/11/2020 ile 10/11/2021 tarihleri arasında dava konusu davalı ... tarafından hazırlanan ... konu ve ... soru kitaplarının haklarının davacı tarafta olduğu, davalı tarafından yayına hazırlanan davalı Dr. ...'nin ... Ltd. Şti için yazmış olduğu “...” kitap ile sonradan ... için yazmış olduğu “...” nın %80 oranında benzer/aynı olduğu, bu benzerliğin eserin derleme eser olması sebebiyle benzer olmasının doğal olduğu, bu haliyle davacı tarafın lisans hakkı elde ettiği eser yönünden davalı tarafça yayımı yapılan yeni eserin iltibas oluşturmayacağı, taraflar arasındaki sözleşme gereği davacı tarafın 10/11/2020 ile 10/11/2021 tarihleri arasında dava konusu eser üzerinde hak sahibi olduğu, davalının bu eserin %80 oranındaki benzer eseri bu sözleşme dönemi içinde davalının çoğaltıp sattığına dair bir delilin dosyaya sunulmadığı, yine UYAP sistemi üzerinden Telif Hakları kayıtlarına göre dava konusu eserin davalı tarafça sözleşme dönemi içinde çoğaltılmadığı, yönündeki tespitler ile her iki derleme eser üzerinde davacı ile yapılan sözleşmenin bitim tarihi olan 10.11.2021 tarihinden sonra davalının hak sahibi olduğu, dava tarihinin 13.04.2022 tarihi olduğu dikkate alındığında bu tarih itibariyle davalı tarafın eser üzerinde hak sahibi olduğu, bu haliyle davalı tarafın eseri yayınlama hakkının engellenmesinin mümkün olmadığı ve bu sebeple de davalı tarafın zararının doğmayacağı kanaatine varılarak davanın reddine" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -bilirkişi raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden ek rapor alınıp yeterli inceleme yapılmadan hüküm kurulmuş olduğunu, -Sınai Mülkiyet Haklarının, tasarım gibi hakları kapsayan üst bir kavram olduğunu, dava konusunun müvekkili şirketin fikri ve sınai mülkiyet haklarına da halel geldiğine ilişkin olduğunu, müvekkili şirkete ait formatın kullanıldığını, şirketin taslağının kullanıldığını, müvekkili şirket lehine amaca uygun olanın üstünde bir özellik, hususiyet, estetik nitelik olduğunu, 24.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda çok net bir şekilde ‘ …Davalı ön sözünde, davacı kitabında tasarım ve dizgiyi yapan Dr. ...’e teşekkür eder. Bu da çok doğaldır, zira tasarımı ve dizgiyi yapan yazarın yüz akı ve sigortasıdır. …’ kısmı esasen tüm dava konusunun özeti olduğunu, kitap metnin ilim eserindeki metnin değil, tasarımı dolayısıyla ayırt edicilik özelliği kazanan kısım yönünden haklarına halel geldiğini, eğer bir ilim eserini dizgisi, mizanpajı, tasarımı, yazı tekniği, görsel hafızası o eseri belirgin hale, talep edilir hale getiriyorsa bu yönüyle de yeni ve ayırt edici olduğundan korunması gerektiğini, müvekkili şirketin adeta bir tarih kitabı/romanı gibi anlatımları terk ettiğini, kısa akılda kalıcı cümlelerle, bolca işaret ve renkle destekli, daha fazla görselle ‘hap’ niteliğinde bilgilerle öğrencilerin çok hızlı ve pratik öğrenmesi sağlar bir ürün elde ettiğini, bu ürünün öneminin esasen yine günümüz teknolojisine uygun olarak müvekkili şirketin offline video paketler satmasıyla ilintili olduğunu, Müvekkili şirketin tıpkı Netflix izler gibi öğrencinin siteye girip dersleri izleme hizmeti verdiğini, Müvekkili şirketin offline ders paketlerinin özelliği animasyon film izler gibi çizgi film gibi akılda kalarak dersi öğrenciye anlatması olduğunu, (tıp biliminin teknik bilgilerini haiz olmadıklarından bu kısımda detaylı bilgi veremediklerini ancak ekli flash bellekte ayırt ediciliği ve yeniliği, kitabın neden bu denli önemli olduğunu açıklar video sunduklarını) müvekkili şirketin kitapları bu animasyon filmle uyumlu olarak gitmekte, kısa pratik cümlelerle öğrencinin videoyu takip edebilmesini kolaylaştırdığını, videoların hazırlanması ise epey bir emeğin ve fikrin bir araya gelmesiyle oluştuğunu, ilgili videoların hem tıp doktorları hem grafik tasarımcılarla birlikte çalışılıp, günlerce üzerinde beyin fırtınası yapılarak üretilmiş videolar olduğunu bu kadar çalışma sonucu videolarla uyumlu olarak elde edilen kitabın, davalının deyimine göre onun eseri olduğunu, Müvekkili şirketin bunu kabul etmediğini,-Dizgi, mizanpaj, tasarım, işaret ve renklerin kullanımı vs. üretimlerin de koruma kapsamında olduğunu, tüm TUS’a hazırlık kitapları değerlendirildiğinde müvekkili şirkete ait kitapların yepyeni bir tasarım ve şekil ile sunulduğunu, bu kitapların bir özelliğinin de yine müvekkili şirkete ait animasyonlu(hareketli) video anlatımlarıyla uyumlu bir şekilde gitmesiyle öğrencinin dersin videosunu izlerken kitaptan da takibini yapabilmesini sağladığını, bilirkişiden ek raporunun alınması gerektiğini, müvekkili şirketin yaptığının basit ve klasik anlamda bir ‘dizgi’den ibaret olmadığını, farklı bir ölçütle eserlerin hususiyeti incelenmesi gerektiğini, Müvekkili şirketin kitaplarında yerleşmiş renk seçimleri, konuya ilişkin özel şekillerin hazırlanması, kelimelerin hafızada kalacak şekilde seçilmesi ve dahi akılda kalması için baş harflerden kelime oluşturulması, anagram ve tüm kitabın oturmuş bir sistematikle düzenlenmesi hususiyetlerinin tespiti yönünden değerlendirilmesi gerektiğini, davalının ..., ...ve ... kitaplarına sırasıyla bakması genel intiba olarak hususiyetin belirlenmesi gerektiğini, farklı disiplinlerden olup, tıp biliminin inceliklerini bilmeyen birinin dahi ilk bakışta fark edebileceği bir hususiyet söz konusu olduğunu, müvekkil şirketin bir ilim eserinden indesigner, ıllustrator ve dahi mesleği alanı dışında olduğundan adlarını dahi bilmedikleri birçok bilgisayar programını kullanarak bu yönüyle korunacak bambaşka bir eser yarattıklarını, -24.08.2023 tarihli bilirkişi raporunda ...ve ... kitaplarının %80 oranında benzer olduğu tespit edilmiş olmakla Sayın Bilirkişilerden ek rapor ile ...-...kitaplarının da incelenmesi gerektiğini, davalının ... formatındaki kitabından tamamen uzaklaşarak ...formatında kitap çıkardığı tespit edildiğinde, ...ile ... kitabının %80 oranda benzer olması haklılıklarını açıklayacağını,-Davalı yanın 25.09.23 tarihli dilekçesinde daha önce gerek cevap gerekse ikinci cevap dilekçesinde hiç değinmediği bir soruşturma dosyasından bahsetmekle iddia ve savunmanın değiştirilmesi yahut genişletilmesi yasağını deldiğini icazetlerinin bulunmadığını, dosyaya tamamen yeni bir delil sunmanın ıslah yoluyla da mümkün olmadığını, davalının Bilirkişi Raporuna karşı itirazlarında ve dosyanın tamamı kapsamında açıklanan ve sunulan belgelerin karara esas alınmamasını ve değerlendirmeye katılmaması gerektiğini, Hukuk Mahkemelerinde görülen bir davada Savcılık dosyasının da hiçbir bağlayıcılığı olmadığını, ilgili kararın sunulmasında hukuki bir yarar olmadığını,-Davalının her dilekçesinde KHK ve/veya müvekkili şirketin anlaştığı başkaca yazarlar hakkında beyanda bulunmasına hiçbir şekilde anlam veremediklerini, günümüz modası belli bir kesimin işine gelmediği işlerde karşı tarafa ‘...’ demesi olduğundan davalı ve vekili modaya uyduğunu, fakat tekrar ve defaatle belirtmekteyiz ki, dava, ... Ve ...Arasındaki ... Kitabına İlişkin olduğunu '...’ beyanların yeri bu dosya olmadığını, davalının müvekkili şirketle şahsi husumetini ispatlar nitelikte olduğunu, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; istinaf talebinin tek amacının dosyanın bir süre daha sürüncemede kalması olduğunu, alınan teknik bilirkişi raporu hem de davacının müvekkili hakkında şikayeti üzerine görülen dava konusu ile ilgili şikayet dosyası olan Ankara CBS Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu 2022/129246 sayılı dosyasında verilen takipsizlik kararında ve bu dosyada alınan bilirkişi raporlarında davacının davasında haksız olduğunun ortaya çıktığını, eserin müvekkiline ait olduğu inkar edilmemekte sadece tasarım ve dizgi ile ilgili iddiada bulunulmakta olduğunu, ancak bu husus da raporda ayrıntısı ile tespit edilmiş ve dizgi ve tasarımın farklı olduğunun tespit edildiğini, Raporun 33. Sayfada 5.9. Maddesinde de işaret edildiği üzere benzer görülen kısımlar için "ancak davaya konu ve boyuttaki kitapların tasarımının davalı kitap öncesi, değişik üniversite hazırlık kitaplarında da olduğu" açıkça belirtildiğini, davacının özgün bir dizgi ve tasarımı da olmadığını, ...Yayınevince 1991 Yılından Beri Basılan Ve Yayılan “ ... isimli kitaptaki dizgi ve tasarımın aynısı olduğunu, bu açık delillere rağmen ayrıca tüm yargılama boyunca defalarca talep etmemize rağmen davacı taraf somut olarak kendi katkı ve eklemelerinin ne olduğunu somut delillerle ispat da edemediğini, hiçbir delil de sunamadığını, Müvekkilinin kitaptaki konu anlatımları ve konu anlatımında kullanılan, görseller tablolar, şekiller, şablonlar, formüller, örnekler, cümleler, biçimleri, fiziksel özellikleri ve sair tüm hususları yönünden müvekkili tarafından hazırlandığını ve özgün niteliği haiz olduğunu, müvekkilinin kitabında salt metin bulunmamakta, görseller, şekiller, renklendirmeler, metnin bir yanda görselin bir yanda olması gibi teknikler zaten mevcut olduğunu, raporun devamında da kapak tasarımı, dizgi ve mizanpaj çalışması yapan kişi ve kişilerin kitap üzerinde telif hakkı talep edemeyeceğinin belirtildiğini, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2022/129246 Sor. 2023/90771 K. Sayılı Kararı İle Takipsizlik Kararı Verildiğini, davacının daha sonra bu süre zarfında müvekkili kitabından intihal yaparak KHK ihracı sebebiyle Almanya Köln’de yaşayan ve ... sahte ismini kullanan gerçek adı ... olan bir şahıs adı ile kitap yayınlaması da bu hususu doğrular bir başka husus olduğunu, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, davalı tarafça yazılan "...’nın, sonradan davacı tarafça hazırlanan tasarımının dizgi-mizanpaj-tasarım-kapak-metodun kopyalanarak davalı tarafça tekrar bastırılıp satışının yapılması, tasarım hakkına tecavüzün sonucu oluşan maddi ve manevi zararın tazmini davasıdır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davalı tarafından yazılan ve FSEKten kaynaklanan mali hakları davacı şirkete devir edilen ... konu kitabının davacı şirket tarafından yapılan format ve tasarımla baskısının davalı tarafça izinsiz olarak taklit edilmek suretiyle yeniden basılıp basılmadığı, davalıya ait internet sitesinde davacı tarafça basılan kitaptaki ...silinerek yerine ... logosu yazılmak suretiyle satışa sunulup sunulmadığı, davalı tarafa ait ....com.tr alan adlı internet sitesinde davacıya ait tipakademisi.com alan adlı internet sitesinin özelliklerinin izinsiz olarak kullanılıp kullanılmadığı, taraflar arasında imzalanan mali hakları devir sözleşmesinin davacı tarafça fesih edilmesinden sonra satışa sunup sunmadığı, davacının FSEK ten kaynaklanan mali ve manevi haklarına tecavüz edilip edilmediği bu nedenle maddi ve manevi tazminat talep edemeyeceği, tazminat tutarlarının ne kadar olacağı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki 10.11.2020 tarihli sözleşme başlıklı sözleşme incelendiğinde, davaya konu ““... ders eğitim videoları, ... konu ve ... soru kitapları"nın FSEK madde 2 kapsamında ilim ve edebiyat eseri olduğu, eser sahibinin ise davalı ...'ye ait olduğu, mali hakların devrine ilişkin davacı ve davalı arasındaki sözleşme incelendiğinde, 10.11.2020 tarihinde 1 yıl süre ile davalı eser sahibi ... tarafından “... ders eğitim videoları, ... konu ve ... soru kitapları” isimli eserlerin FSEK genel hükümleri uyarınca “İşleme, çoğaltma, yayma, temsil, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimi hakkı” haklarının verildiği, 10/11/2020 ile 10/11/2021 tarihleri arasında sözkonusu eserden doğan “İşleme, çoğaltma, yayma, temsil, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimi hakkı'nın davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış, dosyanın FSEK uzmanı ..., yayıncı yazar ..., bilişim uzmanı ... ve tıp doktoru ...' den oluşan 24/08/2023 tarihli heyet raporunda; davaya konu Davalı Dr. ... ‘in, DAVACI ... Ltd. Şti için yazdığı “...” adlı eserin FSEK I/B kapsamında “ilim ve edebiyat eseri” olduğu, 2.Davaya konu Davalı Dr. ... ‘in, ... adına sonradan yazdığı “... ” adlı eserin FSEK 2. Maddesi kapsamında “ilim ve edebiyat eseri” olduğu, davalı eser sahibi ile davacı şirket arasında yapılmış olan 10.11.2020 tarihli 1 yıl süre ile geçerli olacak sözleşme hükümlerine göre eser sahibinin “... ders eğitim videoları, ... konu ve ... soru kitapları” isimli eserlerden doğan “İşleme, çoğaltma, yayma, temsil, işaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletimi hakkı” mali haklarını davacıya devrettiği, davalı Dr. ...’nin ... Ltd. Şti için yazmış olduğu "...” kitap ile sonradan ... için yazmış olduğu “...” nın % 80 oranında benzer/aynı olduğu, bu benzerliğin de olağan olduğu, davalının sözleşmenin süresinin bitimi tarihi olan 10/11/2021 tarihinden itibaren eserden doğan mali hakları kullanamayacağı, 10/11/2021 tarihinden itibaren davalı eser sahibinin mali hakların sahibi olduğu ve bu haklarını serbestçe kullanabileceği, davalının sözleşmeye konu eserlere ilişkin 2021 yılı baskısı için ne zaman bandrol başvurusu yaptığı ve sözleşme hitamına kadar kaç adet kitap sattığının , bu suretle davacıya devrettiği çoğaltma mali haklarını ihlal edip etmediğinin tespitinin gerektiği, bundan sonra davacının maddi tazminat talep edip edemeyeceği ve miktarının tespitinin mümkün olabileceği, 2021 yılında Kapak tasarımı, dizgi ve mizanpaj çalışması yapan kişi ve kişilerin kitap üzerinde telif hakkı talep edemeyeceğine dair görüş bildirmişlerdir. Fikri mülkiyet hukukunda, fikir ve metodların telif hukukuyla korunmadığı ancak fikrin ifade ediliş tarzının korunduğu, 5846 Sayılı FSEK 1/B-a bendi gereğince, bir ürünün eser olarak korunması için Kanunda sayılan eser kategorilerinden birine dahil olması (objektif unsur) ve sahibinin hususiyetini taşıması (subjektif unsur) gerektiği, hususiyetin hem şekli hem de içerik itibarıyla bulunması gerektiği, özel niteliğe sahip yeni bir düşünce yaratıcılığı oluşturmayan ürünlerin ise eser vasfında korunmayacağı kabul edilmektedir. 5846 Sayılı FSEK 2,3,4 ve 5. Maddelerde sırasıyla ilim edebiyat eserleri, musiki eserleri, görsel sanat eserleri, sinema eserlerinin sayıldığı, bu sınıflama ve sınırlandırmanın genişletilemeyeceği, sınırlı sayıda (numeris clausus ) olduğu, bunların dışında bir kategori yapılıp koruma sağlanamayacağı ancak belirtilen bu dört kategorinin içlerine ilgili kategorinin özelliklerini taşıyan yeni eser türlerinin eklenebileceği, bu eklemelerin sınırlı sayı prensibine engel olmadığı (bkz ...-Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda Eser Çeşitleri: Karşılaştırmalı Bir Analiz-Bilgi Dünyası 2014) anlaşılmaktadır..Somut olayda, dosya kapsamı ve bilirkişi raporuna göre; FSEK çerçevesinde fikirler ve usullerin değil ifade tarzının korunacağı, hak ihlali için ifade tarzından başka, kitapçık ve içeriklerinden faydalanılması gerektiği, her iki kitabını tasarım farklılığı, kitap boyutları, yazı karakterleri, bazı görseller, rengi olması gibi farklılıklar göz önüne alındığında telif hakkı ihlalinin bulunmadığı, kitabın içeriğinin ise davalıya ait olduğu, tasarımın tek başına eser niteliğinde olduğunun ispatlanamadığı, Mahkeme verilen kararda aykırılık bulunmadığı, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacı vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/10/2023 tarih ve 2022/93 E., 2023/198 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/02/2026