İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili tarafından yapılmış, Türkiye'de ilk kez kamuya sunulmuş ve üretilmiş (dikilmiş) olan kadın tunik elbise tasarımının davalı tarafından üretilmiş ve “...” markasıyla satışı yapılmak suretiyle müvekkilinin t…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1098 Esas KARAR NO : 2025/1619 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 19/01/2023 NUMARASI : 2021/252 E. - 2023/7 K. DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili tarafından yapılmış, Türkiye'de ilk kez kamuya sunulmuş ve üretilmiş (dikilmiş) olan kadın tunik elbise tasarımının davalı tarafından üretilmiş ve “...” markasıyla satışı yapılmak suretiyle müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz edildiğini, müvekkilinin tasarımı tescil edilmemiş olsa da, tescilsiz tasarımların SMK, FSEK ve TTK'nın haksız rekabet hükümlerince korunduğunu, İstanbul 2. FSHHM' nin 2019/264 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporu ile müvekkilinin tasarım hakkına tecavüzün varlığının tespit edildiğini, tarafların ürün tasarımları karşılaştırıldığında benzerlik olduğunu, bu hususun müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz teşkil ettiğini ve müvekkili maddi zarara uğrattığını, hazır giyim sektöründe seri üretimin esas olduğunu, seri üretimde üretim için sipariş adedi ve beden dağılımı dikkate alınarak kumaş maliyetini en aza indirmek için kesim işleminin tüm bedenlerin bir arada olduğu şekilde yapıldığını tüm bedenlerin bir arada olduğu şekilde yapıldığını, tüm bedenlerin bir arada olduğu şekilde yapıldığını, tüm bedenlerin uygun olarak yerleşimine pastal denildiğini, pastal kalınlığı kumaşın kalınlığı ve bıçağın kesim yüksekliğinin belirlediğini, genel olarak ortalama 100 kat serim yapılabileceği ve asgari veya 2 pastalda kesim yapıldığını, her pastalda serine kumaş 36-38-40-42-44 beden olmak üzere 5 ayrı bedende kesildiğini, buna göre minimum bir hesaplamayla sadece bir renk kumaştan bir pastal kesim yapıldığı düşünüldüğünde 100 kat x 5 beden x 1 renk = 500 adet ürün kesimi yapıldığının anlaşıldığını, birden fazla kumaş ile birden fazla pastal kesim yapıldığında ise ürün adedinin 500'ün katları şeklinde artmakta olduğunu, ortalama olarak bir tasarımın 2500 - 3000 adet kesim üretim yapıldığının bilindiğini, ürün başına kâr ile 3000 üretim adedinin çarpılması ile mahrum kalınan kârın bulunacağını, davaya konu ürün bakımından müvekkilin cirosunun düşmesi, siparişlerin iptal edilmesi gibi ticari sıkıntılar yüzünden manevi ızdıraba maruz kalarak manevi zarara uğradığını, tasarım hakkına tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesini, şimdilik 1.000 TL maddi tazminat ve 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: yeni ve ayırt ediciliğe sahip olmayan tasarımların koruma kapsamı altına alınmasının usul ve yasaya uygun olmadığını, bir tasarımın aynısı daha önce bir başkası tarafından kullanıldıysa veya kamuya sunulduysa artık bu tasarımın yeniliğinden bahsedilemeyeceğini, davaya konu ürünün hukuken koruma altına alınabilecek nitelikte birer tasarım olmadığını, davacının kendisine ait olduğunu belirttiği ürün tasarımının davacıdan çok daha önce farklı firmalarca üretim ve satışının yapılmış olduğunu; dava konusu ürünün hiçbir yeniliğinin ve ayırt ediciliğinin bulunmadığını, ayrıca bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile önceki bilinen tasarımların kullanıcılarda yarattığı izlenim arasında da belirgin hiçbir farklılığın olmadığını, davacının maddi ve manevi tazminat talebinin yerinde olmadığını, bir an için davaya konu ürünün davacıya ait tasarım olduğu düşünülse dahi böyle bir kabulde müvekkilin davacıya ait tasarımı bilmediğinden bir kusurunun da bulunmadığını, davacının müvekkil yüzünden gelir kaybına uğradığını somut bir şekilde ispat etmesi gerektiğini, müvekkilin söz konusu ürünü son derece kısıtlı sayıda üretmiş ve satmış olduğunu, ilk satış tarihinin 15.11.2019 olduğunu, davacının ürün adedine yönelik olarak dava dilekçesinde yaptığı hesaplamanın kabul edilebilir hiçbir yanı bulunmadığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; 1-Davalının eyleminin, davacının tescilsiz tasarımına tecavüz teşkil ettiğinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne; Borçlar Kanunu hükümlerine göre takdiren 50.000,00 TL maddi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 17/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 3-Manevi tazminat talebinin kabulüne; 20.000 TL manevi tazminatın delil tespitinin yapıldığı 17/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde; taklit ürünlerin davalının işyerlerinde/ mağazalarında üretim ve satışının durdurulmasına, görüldükleri yerlerde toplatılmasına; taklit ürünlerin internet sitelerinde satışının durdurulmasına, 5-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; davacının tescilsiz tasarıma yönelik hukuki korumadan yararlanabilmesi için kamuya ilk arzı ispat etmesi gerektiğini, davacının bu ispatı ... ile olan ilişkisini somut belgeyle ortaya koyamayarak ve süreler geçtikten sonra sunduğu faturalara itiraz edildiğini belirterek yerine getiremediğini, ispat yükünün ters çevrilerek müvekkiline yüklenmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin kopyalama niyetinin olmadığını, bağımsız tasarım yapma ihtimali bulunduğunu ve iyiniyetli davrandığı için kendisine kusur atfedilemeyeceğini, davacının ilgili ürünü ilk olarak kamuya sunduğu “İnstagram” uygulamasında tekstil ürünleri satan on binlerce hesap bulunduğunu, hükmedilen maddi ve manevi tazminatların ise gerekçesiz olarak takdir edildiğini, bilirkişi raporlarındaki çeşitli hesaplama sonuçları olmasına rağmen onlardan çok daha yüksek tutarlara hükmedildiğini ve müvekkilin mikro işletme olması, sınırlı sayıda ve kısa süreli satış yapması ile satışları derhal durdurmuş olması gibi unsurların hakkaniyetli tazminat takdirinde göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu ürünün tüketiciye arz edildiği zaman dilimi ve işyerinde tespit edilen ürün sayısı ihlalin boyutu ve tazminat sorumluluğu bakımından son derece önemli iken bu hususta da tek bir değerlendirme yapılmadığını, hükmedilen tazminat tutarlarının sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak kadar yüksek olduğunu, müvekkilinin küçük çaplı bir işletme olduğunu, belirterek hakkaniyete aykırı ve hatalı kararının kaldırılarak davanın tümden reddini talep etmiştir.Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; TBK'nın 50. maddesinin davalının üretim miktarının belirlenmesinde uygulanması gerekirken, tazminatın belirlenmesinde uygulanmasının hatalı olduğunu, belirlenen maddi tazminatın müvekkilinin zararını karşılamadığı gibi caydırıcılığı da bulunmadığını, müvekkilin ürün başına üretim maliyeti ile satış fiyatı arasındaki fark ürün başına mahrum kalınan karı gösterdiğini, alınan 07.04.2021 tarihli bilirkişi raporunda bu hususların tamamını dikkate alınarak bir hesaplama yapıldığını, bu neticede talep artarım dilekçesi de sunduklarını, hukuka uygun olarak hazırlanan raporun hükme esas alınmamasının hatalı olduğunu, mahkemece talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken TBK'nın 50.maddesi hatalı uygulanarak tazminata hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme eksik yargılama giderine hükmettiğini, önceden açılan tasarım hakkına tecavüzün tespitine yönelik olarak İstanbul 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/264 D.İş sayılı delil tespiti dosyası ile delil tespiti yapıldığını, bu dosyadaki giderler hakkında hüküm kurulmadığını belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden kabulünü talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, tescilsiz tasarıma tecavüzün tespiti, durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.Davacı vekili; müvekkili tarafından yapılmış, Türkiye’de ilk kez kamuya sunulmuş ve üretilmiş kadın tunik elbise tasarımının davalı tarafından üretilip “...” markasıyla satılarak tasarım hakkına tecavüz edildiğini; tescil olmasa da tescilsiz tasarımların SMK, FSEK ve TTK haksız rekabet hükümleriyle korunduğunu, İstanbul 2. FSHHM 2019/264 D.İş dosyasındaki bilirkişi raporunun tecavüzü teyit ettiğini, taraf ürünlerinin benzer olduğunu ve bunun müvekkilin maddi zararına yol açtığını, hazır giyimde seri üretimin doğası gereği pastal/kesim süreçleri uyarınca pratikte 2500–3000 adet üretimin bilindiğini, bu nedenle tecavüzün tespit, durdurma ve önlenmesi ile şimdilik 1.000 TL maddi ve 20.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ettiğini ileri sürmüştür.Davalı vekili; bir ürünün tasarım sayılabilmesi için yenilik ve ayırt edicilik şartlarının zorunlu olduğunu; dava konusu modelin daha önce farklı firmalarca kullanılıp kamuya sunulduğunu, bu yüzden yeni sayılamayacağını önceki tasarımlardan belirgin şekilde farklı olmadığını, davacının piyasadaki mevcut ürüne küçük ayrıntılar ekleyip/çıkararak aynı ürünü koruma altına almaya çalıştığını maddi-manevi tazmin taleplerinin hukuken yerinde olmadığını müvekkilin kusurunun bulunmadığını davanın haksız ve mesnetsiz olması nedeniyle reddini talep etmiştir.30/11/2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: dosyaya delil olarak sunulan elbise ile tespit dosyasındaki görseller karşılaştırıldığında, tasarımların tam benzer olduğu, davalı vekilinin sunduğu tarih bilgisi olmayan farklı site görsellerindeki elbiseler ile davacıya ait “...” Instagram hesabındaki elbisenin ayırt edilemeyecek kadar benzer bulunduğu, davacı ve davalı tasarımlarının ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğu, ancak tescilsiz tasarımların 3 yıllık koruma süresi bulunduğu, davalı tarafından sunulan internet görsellerinin tarih bilgilerinin olmaması nedeniyle davacının tasarımının yeni ve ayırt edici olup olmadığı hususunda bilişim bilirkişisi eksikliğinden değerlendirme yapılamadığı, tasarım hakkına tecavüz kanaatine varılırsa davacının maddi tazminatının 17.862,20 TL olabileceği belirtilmiştir.07/04/2021 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: davacıya ait tasarımın ilk olarak 10 Eylül 2019 tarihinde “@...” Instagram hesabında yayınlandığı, davalıya ait “@....giyim” hesabında benzer ürünün 15 Kasım 2019 tarihinde paylaşıldığının tespit edildiği, web arşiv araştırmasında davalıya ait linklerin önceden arşivlenmediği ve davacı tasarımının daha önce kamuya sunulduğuna dair delil bulunmadığı, bu nedenle tasarımın “yeni” ve “ayırt edici” sayılabileceği, tescilsiz tasarım koruma süresi olan 3 yılın dolmadığı, davalının aynı tasarımı kullanmasının tescilsiz tasarım hakkına tecavüz teşkil edebileceği yoksun kalınan kazancın 17.862,20 TL, alternatif hesaplamalarda ise 1.567,86 TL ve 132.600 TL olarak tespit edildiği bildirilmiştir.07/01/2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle: davacıya ait tasarımın 10 Eylül 2019 tarihli Instagram paylaşımıyla kamuya sunulduğu, davalıyaait benzer ürün paylaşımının 15 Kasım 2019 tarihinde yapıldığı, davalı tarafından sunulan www...com.tr sitesindeki ürünün yüklenme tarihinin 11 Mart 2020 olduğunun tespit edildiği, dava konusu tasarımın davacı tarafından daha önce kamuya sunulduğuna dair delil bulunmadığından, davacının tescilsiz tasarım korumasından yararlanabileceği, 3 yıllık koruma süresinin dolmadığı, davalının eylemlerinin tescilsiz tasarıma tecavüz teşkil ettiği, davacının mahrum kaldığı kazancın 7.274,17 TL, faiziyle birlikte toplam 9.295 TL olduğu belirtilmiştir.22/09/2022 tarihli bilirkişi kurulu ek raporunda özetle: “...” hesabı ile davacı arasındaki ilişkinin incelendiği, ancak bu yönde doğrudan veri tespit edilemediği, mahkemece hesabın davacıya ait olduğu kabul edilirse önceki görüşlerin değişmeyeceği, aksi halde davacının tescilsiz tasarım hakkı sahibi olduğunun anlaşılamayacağı, mali incelemelere göre davacının mahrum kaldığı kazanç, kullanılan üretim tekniğine göre farklılık göstermekle birlikte 10.130,19 TL, diğer halde 19.481,73 TL olarak hesaplandığı, davacının iddia ettiği şekilde 2500 adet üretim kabul edilirse toptan satış üzerinden 102.500 TL, perakende satış üzerinden ise 391.450 TL mahrum kalınan kazanç hesaplandığı bildirilmiştir.SMK 56/1 maddesine göre, tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur. Tasarımlar ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olması halinde ‘tescilsiz tasarım’ olarak korunur. Tescilsiz tasarımların koruma süresi SMK 69/2 maddesi uyarınca , koruma talep edilen tasarımın Türkiye’de kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır.SMK 81.maddesinde, tasarım sahibinin izni olmaksızın bu Kanun hükümlerine göre koruma kapsamındaki bir tasarımın kullanıldığı veya uygulandığı ürünün aynısını veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerini üretmek, piyasaya sunmak, satmak, sözleşme yapmak için öneride bulunmak, ticari amaçla kullanmak veya bu amaçlarla bulundurmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak , tasarım hakkına tecavüz sayılan fiiller arasında gösterilmiştir. Tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümleri çerçevesinde korunabilmesi ancak ve ancak, mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunması, onu üreten işletmeyle bütünlük arz ederek aynen bir marka gibi işletmesel kökene işaret edecek derecede yüksek bir ayırt edicilik düzeyine ulaşması ve onunla özdeşleşmesi, öte yandan taklidini üretenlerce, işletmesel kökenleri itibariyle tasarıma konu malların işletmesel kökenlerinin karıştırılmasına yol açacak tedbirlerin alınmaması, diğer bir anlatımla hedef tüketici kitlesinin bakış açısına göre, orijinal ve taklit malların aynı veya aralarında idari, ekonomik ya da işletmesel bağ bulunan işletmelerce üretilmiş olabileceği hususunda karıştırılma ihtimaline yol açılması halinde söz konusu olabileceği, bunun dışında, orijinal tescilli tasarımlar için bile her beş yılda bir yenilenmek koşuluyla yirmi beş yıllık koruma sağlandığı ve sürenin sonunda tasarım hakkının topluma intikal edeceği kabul edildiği halde, haksız rekabet hükümlerinden ve emeğin korunması ilkesinden hareketle sırf orijinal olmasından dolayı tescilsiz tasarımlara daha fazla hak bahşedildiği de iddia edilemeyeceği (..., Tasarımların Haksız Rekabet Hükümleri Çerçevesinde Korunması Artık Söz Konusu Değildir, ... Rado’ya ..., ... Levha, İst-2020, s. 313-317). Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 07/07/2025 tarihli 2024/6417 Esas-2025/4942 Karar sayılı kararında tescilsiz tasarımların haksız rekabet hükümlerine göre korunabilmesi için sağlanması gerektiği açıklanan şartların sağlandığının ispatlanması gerekmektedir. (İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesi 2023/757 E. -2025/1465 K.)Tescilsiz tasarıma dayanarak koruma isteyen taraf, tasarımın mutlak manada yenilik ve ayırt edicilik niteliğinin bulunduğunu, kendisine ait olduğunu, tasarımın Türkiye'de kamuya ilk sunumunun hangi tarihte yapıldığını ve bu sunumun kendisi veya hukuken bağlantılı olduğu kişiler vasıtasıyla yapıldığını ispatla mükelleftir. Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının müşterisi olan “...” adlı Instagram hesabında dava konusu elbise tasarımının 10 Eylül 2019 tarihinde kamuya sunulduğu, davalının ise aynı tasarımı “....giyim” adlı Instagram hesabında 15 Kasım 2019 tarihinde paylaştığı, ayrıca davalı tarafından dosyaya sunulan www...com.tr sitesinde yer alan ürünün de daha sonraki bir tarihte yayınlandığı anlaşılmaktadır. Öncelikle çözümlenmesi gereken; davacının müşterisi olan “...” adlı Instagram hesabında, tescilsiz tasarım korumasının ön koşulu olan “ilk kamuya sunum”un davacıyla hukuken ilişkilendirilip ilişkilendirilemeyeceği üzerinedir. Bu kapsamda ; davacı tarafından dosyaya sunulan ve ... Butik adına düzenlenen 02.09.2019-09.09.2019 tarih aralığına ilişkin bayan elbise satış faturaları mevcut ise de; bu faturalarda ürün kodu v.b bir açıklık olmadığı, fatura konusu ürünün sadece "bayan elbise" olarak belirtilmiş olduğu dikkate alındığında faturaların davacı ile ... Butik arasında ticari ilişki bulunduğuna karine teşkil etmekte ise de, faturaların dava konusu elbise tasarımına ilişkin olduğunu ve tasarımın ilk kamuya sunumunun davacıya ait olduğunu kanıtlamaya elverişli değildir. Zira kamuya sunum yapan “...” adlı Instagram hesabı davacıya ait değildir, paylaşımda davacıyla ilişkilendirme bulunmamaktadır. Bu hesap sahibi firmanın sadece davacı ürünlerini satan bayisi olma gibi bir durumunun bulunduğu da dosyaya yansımamıştır. Anılan firmanın davacıyla ticari ilişkisi olduğu kabul edilse bile aynı firmanın başka bir çok tedarikçi firmadan da mal alıp satabileceği gözetildiğinde paylaşımı yapılan ürünün davacıdan fatura karşılığı alınan tasarım ürüne ilişkin olduğu hususunda yeterli araştırma yapılmadan eksik inceleme ile karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle ... Butik tarafından yapılan paylaşımdaki elbisenin kimden tedarik edildiği sorulmak ve buna ilişkin varsa belgelerin sunulmasının istenmesi hasıl olacak sonuca göre ispat külfetinin yerine getirilip getirilmediği belirlenerek ve yukarıda tescilsiz tasarıma ilişkin belirtilen ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılarak bir karar verilmesi gerektiği görülmekle, kararın eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olduğu kanaatine varıldığından davanın kabulü kararı doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir.Davalı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/01/2023 tarih, 2021/252 E. 2023/7 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3- Davacı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada değerlendirilmesine YER OLMADIĞINA, 4- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 5- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı ve davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,6- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025