İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ...’nin 3 Ocak 1976 tarihinde kurulduğunu, kişisel bilgisayarlar, mobil haberleşme ve medya cihazları, taşınabilir müzik cihazları ve bu sayılanlar ile ilintili çeşitli yazılımlar, hizmetler, aksesuarlar, ağ oluşturma çözümleri ve üçüncü taraflara yöneli…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/568 KARAR NO: 2026/114 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/01/2025 NUMARASI : 2024/97 E. - 2025/19 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ...’nin 3 Ocak 1976 tarihinde kurulduğunu, kişisel bilgisayarlar, mobil haberleşme ve medya cihazları, taşınabilir müzik cihazları ve bu sayılanlar ile ilintili çeşitli yazılımlar, hizmetler, aksesuarlar, ağ oluşturma çözümleri ve üçüncü taraflara yönelik dijital içerikler ve uygulamalar tasarlayan, üreten ve satışa sunan bir şirket olduğunu, müvekkillerine ait “...”, “...”, “...”, “...”, “...” markalarının müvekkilleri adına gerek yurtdışında gerek Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli olduğunu, TÜRKPATENT nezdinde birçok marka tesciline sahip olduğunu, müvekkillerine ait “...” markasının ve “...” markasının TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka olarak koruma altında olduğunu, müvekkillerinin izni olmadan söz konusu markaların aynı ya da benzerinin herhangi bir mal ya da hizmet üzerinde kullanılmasının, müvekkillerinin irtibatlı olunduğu izleniminin yaratılmasının, marka tecavüzü ve haksız rekabet teşkil edeceğini, bu fiillerin SMK ve TTK hükümleri ile yasaklandığını, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından uygulanan İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği’nin 16.01.2023 tarih ve 2023/592 D. İş sayılı arama ve el koyma kararı gereğince 17.01.2023 tarihinde şüphelilere ait adreslerde gerçekleştirilen aramalar neticesinde ... markalarını taşıyan ürünlere el konulduğunun öğrenildiğini, gerçekleştirilen arama işlemlerinde “Demirtaş Mahallesi Kepenekçi ... Sokak ... Sami ... İş Merkezi Eksi ...koridorun solunda sol tarafında bulunan Bina numaralı kırmızı kepenkli depo Fatih/İSTANBUL” adresinde müvekkilerinin “...” markalarını taşıyan 930 adet şarj USB ... ... ibareli şarj adaptörü, 70 adet ... 13 Pro ... to ... ibareli kablolu şarj adaptörü, “Tahtakale Mahallesi ... Sokak No:... ... tabelalı işyeri/depo Fatih/İSTANBUL” adresinde, müvekkillerinin “...” markalarını taşıyan 47 adet ... Pro kablosuz kulaklık, 98 adet ...+C ... adaptör şarj adaptörü, 390 adet ... ... ibareli kulaklık, 150 adet USB ...ibareli kablolu şarj adaptörü, 115 adet ... 20W ... ... şarj adaptörü, 225 adet ... ibareli kablosuz kulaklık, toplamda 2.025 adet ... markalı sahte ürüne el konulduğunu, kaçakçılık Soruşturma dosyasına ürünlerden birer adet numune alındığını, kalan ürünlerin Muratbey Tasfiye İşletme Müdürlüğü’ne “Belge No: ... ve 68 Sıra No” ile intikal ettirildiğinin kaçak eşya teslim tutanağında öğrenildiğini, ürünler üzerinde müvekkillerince yapılan detaylı incelemede ürünlerin aynı zamanda sahte olduklarının tespit edildiğini, müvekkillerinin kendi adına tescilli ve koruma altında olan yukarıda belirtilen markalarını taşıyan ürünlerin davalılar tarafından üretilmesi, kullanılması ve ticarete sokulması konusunda davalılara hiçbir surette izin vermediğini, taraflarınca aynı ürünler hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023/31160 Sor. Nolu dosyasına konu ürünler üzerinde inceleme yapılmak üzere dosya Bilirkişi ...’a tevdi edildiğini, müvekkillerinden orijinal ürün temin edilmeksizin yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, ürünlerin sahte olmadığına dair 15.04.2024 tarihli hatalı bir rapor düzenlendiğini, yeni bir bilirkişiden veya bilirkişi heyetinden rapor alınması dahi değerlendirilmeden “kovuşturmaya yer olmadığına dair” kararın verildiğini, karara süresi içerisinde itiraz edildiğini, davalı taraftan yakalanan “şarj seti” ürünün müvekkilleri tarafından üretilmeyen ve orijinal olmayan bir ürün olduğunu, bazı ürün kutu modellerinin müvekkillerini ait olmadığını, yakalanan kulaklık ürünün üzerinde davalı tarafa ait olan “...” ibaresinin ve müvekkilleri adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli “... by ... in ...” markasının yer aldığını, sahte ürünlerin tekrardan piyasaya sürülme riskinin ortaya çıktığını, bu durumun gelecekte davalı şirket aleyhine dava açılmasını daha da güçleştireceğini, bu hususların önüne geçmek amacıyla ihtiyati tedbir kararını talep etmek zorunda olduğunu, davalılardan arama esnasında yakalanan ürünlerin müvekkillerinin tescilli ve tanınmış markları taklit edilmek sureti ile kullanılmış durumda olduğunu, bu kapsamda SMK kapsamında tanımlanan “marka tecavüzü” teşkil eden fiillerin işlenmiş olduğunu, müvekkillerinin uzun yıllardır kullandığı yoğun reklam ve promosyon faaliyetleri ile kendileri ile özdeşleşerek son derece iyi bilinen bir korumaya ulaştırmış olduğu tanınmış markalarının davalı tarafından kötü niyetli olarak taklit edilmekte olması, müvekkillerinin ve markalarının ününden haksız yarar sağlanmasına yol açtığını, davalı tarafından müvekkillerine ait tanınmış markaları ve faaliyetleri aleyhine yoğun bir biçimde tecavüz ve haksız rekabet yaratıldığının ortaya koyulduğunu, bu halin ivedilikle ihtiyati tedbir ile sonlandırılması gerektiğini, davalının müvekkillerine ait, tescilli ve tanınmış markasının dünya çapındaki tanınmışlığından ve iyi ününden yararlanarak ticari çıkar sağlamak, müvekkillerinin harcadığı ciddi miktarda zamanın ve paranın yanı sıra ilgili ürünlerin tasarım, yaratılma ve pazarlama hususları için yapılan yatırımların semerelerinden bedelsiz ve haksız şekilde faydalanmak amacını güttüğünü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet durumunun tespit edilmesini, tespit edilecek marka tecavüzü ve haksız rekabet durumu nedeniyle ve işbu davanın etkinliğini sağmak, doğacak ve doğabilecek zararları önlemek adına ihtiyati tedbir kararının verilmesini, şikayet sonucu yakalanan sahte ürünleri izah edilmiş olan bulunduğu yerde muhafazasının devam etmesini, davalının taklit ürün satmak ve piyasaya arz etmek suretiyle gerçekleştirdiği tüm mütecaviz fiillerin tedbiren önlenmesini, satışa sunulan sahte ürünlerin bulundukları yerden alınıp toplatılmasını, karar kesinleşinceye dek tedbiren tarafsız yedieminde muhafaza altına alınmasını, davalı tarafın tespit edilecek marka tecavüzü ve haksız rekabet durumlarının önlenmesini ve ortadan kaldırılmasını, el konulacak her türlü ürün ve emtianın hüküm kesinleştiğinde imhasını, davalılar aleyhine verilen mahkeme kararının masrafları davalı tarafa ait olmak üzere Türkiye çapında en yüksek tirajlı üç gazeteden birinde yayınlanmasını talep ve dava etmiştir. Cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin kurucusu olduğu iş yerinde meslek etiği olarak bir tacirin davranması gerektiği gibi dürüstlük ve iyiniyet kuralarının dışına çıkmadığı ve bu zamana kadar herhangi bir markaya ait sahte ürünü iş yerinde bulundurmadığını, ithal etmediğini, iç piyasadan almadığını ve satışını yapmadığını, bu sebeple davacının dava dilekçesinde belirttiği aksi yöndeki beyan ve iddiaların yersiz ve mesnetsiz olduğunu, nitekim İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023/31160 Sor. Nolu dosyası kapsamında tanzim edilen 16.03.2023 tarihli bilirkişi raporunda kanaat getirildiği üzere müvekkillerinin hukuka aykırı hiçbir iş ve işleminin bulunmadığını, davaya konu ürünlerin orijinal olduğu düşünülerek satın alınıp faturalarının kesildiğini, müvekkillerinin davacı yanın iddia ettiği haksız kazanç elde etme ve sahte ürün satma amacına sahip olmadığının fatura kesmesinden anlaşılacağını, davaya konu ürünlerin faturalarının mevcut olduğunu ve kanuna uygun şekilde alım-satım işlemi yaptıklarını, davaya konu ürünlerin oldukça kaliteli malzeme ve ambalaja sahip olduğunu, içerisinde kullanma kılavuzları ve üzerinde barkodlarının bulunduğunu ve taklit markalı ürünler olmadığını, müvekkillerine ait ürünlerin taklit ürün olmadığını, müştekinin soyut beyanı dışında söz konusu ürünlerin taklit olduğuna ve marka hakkını ihlal ettiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığını, dava kapsamında tanzim edilmiş olan bilirkişi raporu ve kovuşturmaya dair yer olmadığı kararı uyarınca davacı yanın iddialarının mesnetsiz olduğunu, davalı müvekkillerinin hukuka aykırı hiçbir iş ve işlemlerinin bulunmadığını, davacı yanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı taraf olan ...’ın Antalya 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 202/375 E. 2021/306K. Sayılı kararı ile ... markalı sahte ürün satışa sunması nedeniyle hakkında hapis cezası verildiğini ve anılan kararın kesinleştiğini, anılan takipsizlik kararının dava konusu hususla bir ilgisinin olmadığını, daha önce alınan bilirkişi raporunun orijinal ürün temin edilmeksizin hazırlandığını, yakalanan ürünlerde müvekkillerinin markalarının izinsiz kullanıldığını, davaya konu malzemelerin baskı kalitesinin düşük olduğunu, müvekkillerinin tarafından hiç üretilmeyen bazı ürünlerin davalı tarafından satışa sunulduğunu, söz konusu bazı ürünlerde müvekkillerinin markalarıyla beraber kendi markaları olan ... gibi ibarelin yer aldığını, davanın tümden kabulünü talep etmiştir. Davalı vekilinin cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın cevaba cevap dilekçesinde belirttiği davaya konu malzemelerin baskı kalitesinin düşük olduğundan bahisle ürünlerin sahte olduğuna dair iddiasının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, daha önce tanzim edilen bilirkişi raporunda davaya konu ürünlerin yüksek kalitede malzemeden üretildiğinin tespit edildiğini, müvekkillerinin hukuka aykırı hiçbir iş ve işleminin bulunmadığını, davaya konu ürünlerin orijinal olduğu düşünülerek satın alınıp faturalarının kesildiğini, ürünlerin orijinal olmadığı düşünülse dahi müvekkillerinin bu durum hakkında bilgisi olmadığını, müştekinin soyut beyanı dışında söz konusu ürünlerin taklit olduğuna ve marka hakkını ihlal ettiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığını, tüm bu hususlar gözetildiğinde işbu davanın reddini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; ''Davanın KABULÜ ile, davalıların kullanımlarının davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine, Davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden ürünlere, ilan, reklam, broşür, afiş ve sair her türlü tanıtım malzemelere; basılı kağıtlara, faturalara, kartvizitlere ve sair her türlü ticari evrakın ve bu şekilde bastırılmış olan materyallere ve benzeri vasıtalara, el konulmasına, el konulan ürünlerin hüküm kesinleştiğinde masrafı davalılara ait olmak üzere imhasına,Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde masraf davalılara ait olmak üzere bir kez ilanına," karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; "yerel mahkeme dosyası üzerinden verilen haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, dairenin aksi kanaate ise talepleri ve itirazları doğrultusunda dosyanın yeniden görülmek üzere yerel Mahkemesine iadesine, karar verilmesini "talep etmiştir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet durumunun tespiti talepli, davasıdır. Davalılar vekili tarafından ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı süresi içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'ne başvurulmuş ise de, davalılar vekili Av. ... tarafından imzalanmış olan 26/01/2026 tarihli dilekçesi ile istinaf kanun yolu başvurularından feragat ettiklerini bildirmiştir.İstinaf başvuru hakkından feragati düzenleyen HMK m.349/2'de, başvuru yapıldıktan sonra feragat edilir ve dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş ve henüz karar bağlanmamış ise başvurunun feragat nedeniyle reddolunacağı hüküm altına alınmıştır. Davalılar vekili tarafından 26/01/2026 tarihli dilekçe ile istinaf başvurusundan feragat edildiği belirlenmekle 6100 Sayılı HMK'nın 349/2 maddesi gereğince istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;, 1-Davalılar vekilinin istinaf aşamasında istinaftan feragat etmesi sebebiyle istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 349/2. maddesi gereğince REDDİNE, 2-Peşin alınan 1.230,80 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde istinaf talebinde bulunan tarafa iadesine, 3-İstinaf talebinde bulunan davalılar tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6100 Sayılı HMK'nın 349/2 maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a. maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 28/01/2026