T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1343 Esas KARAR NO : 2025/1812 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/02/2023 NUMARASI : 2021/193 E. - 2023/51 K. DAVA:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan), Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 11/08/2020 KARAR…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1343 Esas KARAR NO : 2025/1812 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/02/2023 NUMARASI : 2021/193 E. - 2023/51 K. DAVA:Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan), Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarım Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 11/08/2020 KARAR TARİHİ: 21/02/2023 BİRLEŞEN İSTANBUL 3. FİKRİ ve SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/44 KARAR NO : 2022/20 DAVA: ETB'NİN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ VE SİCİLDEN TERKİNİ İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili firmanın alanında başarılı, Nişantaşı'nda çanta, cüzdan üretimi ve/veya satışını yapan bir firma olduğunu, kendi tasarımlarını yaptığı çantaların imali için temin edilecek ürünün modeli, renkleri, adeti, kullanılan aksesuarları, ölçüsü, kullanılan derinin hangi firmadan hangi renk alınacağı ve kalitesinin nasıl olacağına kadar her türlü ince detay müvekkili tarafından seçildiğini, davalı firmanın da çanta üretim ve/veya satışını gerçekleştirmekte ve talebe konu çantaları birebir müvekkilin tasarımıyla üretmekte ve/veya satmakta olduğunu, ekte sunulan faturalarda görüldüğü üzere müvekkilin tasarımının çalındığının ve tasarım hakkına tecavüz edildiği tarafça tespit edildiğini, müvekkili firmaya ve davalı firmaya ait çantalar yan yana incelendiğinde tasarımlarının birebir aynı olduğunu ve müvekkilin mevzuat tarafından korunan tasarım hakkına tecavüz edildiği açıkça ortada olduğunu, İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/5 D.iş sayılı dosyasında buna ilişkin fotoğrafların sunulduğunu, müvekkilin tecavüz fiili sebebiyle uğradığı maddi zararın (fiili zarar ve yoksun kaldığı kazanç) tazminini talep etmek zorunluluğu hasıl olduğunu, öncelikle tazminat yükümlülüğünün söz konusu olabilmesi için ortada hukuka aykırı eylemden doğan bir zararın bulunması gerektiğini, ileride alınacak bilirkişi raporuyla tespit edilecek tazminat tutarı ve fazlaya ilişkin hakları saklı tutmak kaydıyla davalı aleyhine belirsiz alacak olacak şimdilik 1.000-TL maddi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, müvekkilinin inşa ettiği ve sürekli gelişmekte olan imajın, davalının müvekkiline ait tasarımları çalmasıyla zarara uğradığı açıkça ortada olduğunu, müvekkili şirketin Nişantaşı'nda tek dükkanı bulunan, çantalarını kendi tasarlayarak özel işçilik ve kaliteyle üreten ve yurtdışına da satan bir şirket iken davalının müvekkilin imajına ve hukuka aykırı şekilde tasarımlarını çalarak ucuz iş gücü ile çantaları üretmesi ve/veya satması müvekkilin itibarını sarstığını, bu sebeple davalı aleyhine 2.000-TL itibar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davalının yukarıda bahsi geçen fiilleri ve istemlerimize ilişkin zorunlu arabulucuya 25.02.2020 tarihinde başvurulduğunu, 15.06.2020 tarihli son oturumda taraflarca anlaşmaya varılamadığını belirtmiş ve müvekkilin uğradığı fiili zarar ve yoksun kalınan kazanca binaen, müvekkili lehine 1.000-TL maddi tazminata hükmedilmesini, tespit edilecek ilk ihlal tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber alınarak müvekkiline ödenmesini, müvekkilin tasarım hakkına tecavüzü sebebiyle oluşan ticari ve kişisel varlığında meydana gelen olumsuz zararların ortadan kaldırılması adına davalı şirket aleyhine 15.000-TL manevi tazminata hükmedilmesini, tespit edilecek ilk ihlal tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber alınarak müvekkile ödenmesini, müvekkilin itibarının sarsılması sebebiyle davalı aleyhine 2.000-TL itibar tazminatına hükmedilmesini, tespit edilecek ilk ihlal tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle beraber alınarak müvekkile ödenmesini, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 149. Maddesi'nde Sınai Mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan kişilerin tecavüzü önlemek amacıyla mahkemeden talep edebilecekleri haklar seçimlik olarak sunulduğunu, davacı şirket tarafından SMK 149/1-d kapsamında "Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulmasını" talep ettiğini, İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/5 Esas dosyasında, ihtiyati tedbir talep eden vekilin talebiyle bağlı kalmaksızın doğrudan SMK 149/1-a fikrası kapsamında fiilin tecavüz olup olmadığının tespitine ilişkin delil tespit işlemine karar verdiğini, İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin davacının talebi olmaksızın re'sen delil tespitine başvurması taleple bağlılık ilkesini açıkça ihlale ettiğini, bu sebeple davacının talebi olmaksızın mahkemenin re'sen delil tespitine başvurması hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket tarafından davalı müvekkili şirketin dava konusu çantaları üretip sattığı bu sebeple tasarım hakkına tecavüz edildiği ileri sürüldüğünü, müvekkili şirket imalatçı bir firma olmadığını, ticari ilişkisini alım-satım üzerine kurduğunu, işyerinde bulunan başta dava konusu çantalar ve diğer çantalar müvekkili şirket tarafından üretilmediğini, İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2020/5 Esas dosyası kapsamında tasarım uzmanı bilirkişi ... ile davacı şirket vekili Av. ... müvekkil firmaya giderek delil tespiti işlemi gerçekleştirdiğini, yapılan tespit işleminde de görüleceği üzere müvekkili firmaya ait iş yerinde ürünün üretiminin yapıldığına dair herhangi bir cihaza, makineye ve ürünün müvekkili firma tarafından üretildiğine ilişkin bir ibareye rastlanılmadığını, müvekkili davalı şirket, dava konusu çantaların tasarımının davacı şirkete ait olduğu iddiasını iş yerinde yapılan tespit işlemi sırasında öğrendiğini, Çanta üzerinde çantanın başka bir firmaya veya şahsa ait olduğuna ilişkin herhangi bir ayırt edicilik unsuru bulunmadığını, bu sebeple müvekkili davalı, çantanın alımı sırasında çantanın başka bir şahsa veya firmaya ait olduğunu bilemediğini, nitekim davalı müvekkili şirketin davacı tarafın iddia ettiği ihlalin varlığını bilmesi, bilecek durumda olması mümkünde olmadığını, tespit işlemleri sırasında davalı şirket yetkililerinin tutum ve davranışları da iyi niyetlerini açıkça ortaya koyduğunu, tespit tutanağında da görüleceği üzere müvekkili şirket müdürü ... tespit işleminin her aşamasında bilirkişi ve davacı yana yardımcı olmaya çalıştığını, tespit işleminin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesi için elinde geleni yaptığını, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çantalar müvekkili şirket tarafından üretilmemekle birlikte tasarım hakkının ihlal edildiği de bilinmediğini, kaldı ki müvekkili şirkette tespiti yapılan çantalar ile tasarımı davacı şirkete ait çanta birbirinden farklı olup mevzuat tarafından korunan tasarım hakkına tecavüz edildiği iddiası asılsız olduğunu, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çantanın ürün kapağı dikişli olduğunu, tasarımı davacı şirkete ait olan çantanın kapağında dikiş bulunmadığını, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çantada kapağın açılışı alttan mıknatıslı olduğunu, tasarımı davacı şirkete ait olan çantada kapağın açılışı üsten geçmeli olduğunu, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çanta ile tasarımı davacı şirkete ait olan çantada kullanılan ön metaller birbirinden farklı olduğunu, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çanta ile tasarımı davacı şirkete ait olan çantanın yan taraflarında bulunan troklar birbirinden farklı olduğunu, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çanta kullanılış itibariyle yandan çaprazlı olarak kullanılırken tasarımı davacı şirkete ait olan çanta kısa kulplu tutmalı olarak kullanıldığını, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çanta ile ile tasarımı davacı şirket ait olan çantanın yandan birleştirme kesimleri birbirinden farklı olduğunu, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çantanın yanları yapıştırma olduğunu, tasarımı davacı şirkete ait olan çantanın yanları gerçek dikişli olduğunu, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çantanın dikiş deseni ve boyutu tasarımı davacı şirkete ait olan çantadan farklı olduğunu, müvekkili davalı şirkette tespit edilen çantanın kapak iç kısmında marka logosu mevcut olmadığını, tasarımı davacı şirkete ait olan çantanın kapak iç kısmında marka logosu simli baskı ile tanımlandığını, davacı şirket tasarım hakkı sahibi olduğu çantalarının müvekkili davalı şirket tarafından piyasaya sürüldüğünü iddia ettiğini ve bu iddiasına delil olması amacıyla müvekkili davalı şirket tarafından kesilmiş faturalar dosyaya sunduğunu, dosyaya sunulan faturalarda belirtilen ve satışı yapılan çantalar, müvekkili iş yerinde tespit edilen dava konusu çantalara ilişkin olmadığını, ürünlerin fiyatlarına bakıldığı taktirde de görüleceği üzere satılan bir ürünün fiyatı 30 TL iken bir diğeri ise 60 TL olduğunu, bu sebeple davacı müvekkilin iddia ettiğinin aksine dosyaya sunulan faturalar tasarımı ihlal edilen çantalara ilişkin olmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2020/5 D.İş sayılı dosyasında bilirkişi ile birlikte tespit işlemi için müvekkili davalının iş yerine gittiklerini, söz konusu çantaların çeşitli renklerle giriş katında satışa sunulduğunu ve yine depoda tahmini en az 300 - 400 adet çantanın olduğunu iddia ettiğini, üst katta istiflenmiş olarak bulunan çantaların sayısı 50 - 60 adet civarında olduğunu, davacı tarafın tahmini en az 300 - 400 adet iddiası gerçeği yansıtmadığını belirtmiş ve davacı tarafın haksız, mesnetsiz ve gerçeği yansıtmayan iddialarını içeren davasının reddini, karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin İstanbul 2.FSHHM nin 2020/269 E. sayılı davasında davalı ... Tasarım Deri Mam. İth. İth. San. Ve Tic. Ltd. Şirketinin açtığı tasarım hakkına tecavüz sebebi ile maddi tazminat talebi ile yargılandığını ve açılan bu dava ile maddi - manevi Menfaatinin zarar gördüğünü, müvekkilinin uzun yıllardır çantacılık sektöründe Gedikpaşa/Fatih semtinde çalıştığını ve imalat yapmadan önce toptan satın aldığı çantaları bireysel tüketicilere satışla gerçekleştirdiğini, İstanbul 2.FSHHM'nin 2020/269 E. sayılı davası ile davaya konu çanta tasarım ve tescilin varlığına muttali olduğunu, dava konusu çanta tasarımının ayırt edilemeyecek kadar birebir ... ibareli Rus markasına ait olduğunu, davalıya ait dava konusu çanta tasarımının 10/01/2018 tarihli 2018/00151 numaralı tasarım tescili ile korunurken Rus firması (...) birebir çanta tasarımını çok önce ortaya koyduğunu, imal ettiğini, satışa sunduğunu ve 13/09/2017 tarihinde reklamlarla sosyal medyada mankenler kullanarak çantaları satışa sunduğunu, davalının 10/01/2018 tarihli 2018/00151 numaralı tasarım tescili öncesi kamuya sunulan ayırt edilemeyecek kadar benzer ürünleri bulunmadığını, dava konusu tasarımın tescil tarihinin 10/01/2018 tarihinde olması nedeni ile davalı tasarımcılar ya da başvuru sahibi tarafından 10/01/2017 ve öncesinde tescilli tasarım konusu ürünlerin kamuya sunulduğuna ilişkin herhangi bir tespit bulunmaması nedeni ile müvekkilinin İstanbul 2.FSHHM'nin 2020/269 E. sayılı davasında müvekkilinin tarafça tasarım tesciline tecavüz suçlaması ile karşı karşıya olduğundan dava soncunda tazminat neticesi maddi - manevi zarar göreceğinden yenilik ve ayırt edicilik taşıyan hiçbir biçimsel unsur taşımayan davalı taraf tasarımlarının yeni ve özgün olmaması ile 2017 tarihinde ... firmasının tescilli tasarımlarının birebir kopyası olması sebepleri ile davalı adına tescilli tasarımlar hakkında endüstriyel tasarım tescil belgesinin hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Birleşen dosya davacısının huzurdaki davada hukuki yararı bulunmadığını, müvekkilinin söz konusu tasarımı taşıyan ilk ürünlerini, 20.04.2017 tarihinde Instagram hesabından paylaşarak kamuya arz ettiğini, karşı tarafın tasarımı kamuya arz ettiğini ileri sürdüğü ... isimli marka ise ilk paylaşımını Eylül 2017 tarihinde, dolayısıyla müvekkilinin tasarımı kamuya arzından daha sonra yapmış olduğunu, bu hususun müvekkilinin sosyal medya hesaplarında yerinde bilirkişi incelemesi yapılarak da tespit edilebileceğini, kaldı ki birleşen dosya davacısının sunmuş olduğu tasarım hakkı ve tazminata ilişkin görüşte bir tasarımın daha önce kamuya açıklanan benzer tasarımlarının olup olmadığını tespit edebilmek için yöntemleri ne olduğundan söz edildiğini, taraflarınca tescil sorgulaması Türkpatent, EUIPO ve WIPO'dan sorgulandığı 3.üncü kişiye ait tescilli tek bir tasarıma rastlanmadığını, Birleşen dosya davacısının iddiası uyarınca, üçüncü kişinin tasarımı olduğu iddia edilen ürünlerin tescilsiz tasarım olarak kabul görmesi halinde ise müvekkili şirketin söz konusu tasarımı bahsi geçen üçüncü kişiden daha önce kamuya arz etmiş olduğu sosyal medya paylaşımları ile sabit olduğunu, müvekkiline ait markanın, bahsi geçen firmadan daha çok bilinirliği olan, yurt içinde ve yurt dışında büyük firmalar ile çalışılan bir marka olduğunu, dava konusu tasarımın ise müvekkilinin ilk ürettiği ürünlerden olup kamuda markanın imzası niteliğinde olduğunu, müvekkiline ait bu tasarımların müvekkili şirketin markasıyla Beymen, Vakkorama gibi büyük firmalarda yıllardır satılan ve müvekkilini temsil eden bir marka olduğunu, tüm bu nedenlerle dava konusu tasarımı tescil tarihinden önce ilk kez müvekkili şirketin kamuya arz etmiş olduğu hususu gözetildiğinde tasarımın hükümsüzlüğünü gerektiren bir olgu ileri sürülemediğini ve davanın reddine karar verilmesi gerekliliğinin bulunduğunu, bu kapsamda dava dışı ... isimli markanın, tasarımı müvekkiline ait olan ürünü taklit etmiş olduğunun kuşkusuz olduğunu ve bu hususta ilgili firmaya karşı dava hazırlığında olduklarını da bildirdiklerini, davalının bugüne kadar ileri sürmediğini ve dayanaksız bir hususta dava ikame ederek Mahkemenizce asıl davada verilecek kararı ötelemeyi amaçladığını, yoksa dava konusu ürünlerin, üçüncü kişi konumundaki ...'tan önce müvekkili tarafından kamuya arz olunduğunun açık olup davalının taleplerin de açıkça kötü niyetli olduğunu, birleşen dosya davacısının dosyaya ibraz ettiği mütalaayı da kabul etmediklerini, ayrıca birleşen dosya davacısının dilekçesinin her aşamasında tasarım tescil tarihi 2017 tarihiymiş gibi tasarımın müvekkilince 2017 tarihi öncesinde kamuya arz ettiğine dair bir husus bulunmadığını ileri sürmekteyse de; tasarımın tescil tarihinin 10.01.2018 olup karşı tarafın sürekli olarak 2017 yılını işaret etmesi mahkemeyi yanıltma kastı taşıdığını, kaldı ki müvekkilinin ilgili tasarımının Nisan 2017'de kamuya arz edildiği ve karşı tarafın bu yöndeki çabasının karşılıksız kaldığı ve bu nedenlerle de davanın reddi gerektiğini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; "somut uyuşmazlıkta dosyada mübrez delil, bilgi ve belgelerden davalının tasarımı yukarıda anılan şekilde kötü kullandığına ilişkin dosyada somut bir delil bulunmadığı, davacının da bu yönde dosyaya sunmuş olduğu bir delil olmaması karşısında bu yöndeki tazminat talebinin de reddi gerekçesiyle, 1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ İLE, 101.364,44 TL maddi tazminatın 15/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-15.000,00 TL manevi tazminatın 15/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-İtibar tazminatına ilişkin talebin reddine, 4-Birleşen dava yönünden davanın reddine, karar verilmiştir. İSTİNAF: Davacı-Birleşen Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz davasında yerel mahkemenin davanın kısmen reddi yönündeki 21.02.2023 tarihli, 2021/193 Esas ve 2023/51 Karar sayılı ilamının kaldırılmasını talep ettiğini, bu talebini dayandırdığı hususları maddi tazminat miktarının hatalı belirlendiğini söyleyerek, bu hatanın, dosyada mevcut delil tespiti bilirkişi raporunda belirtilen tahmini 300-400 adet çantanın aksine, davalının tek taraflı beyanına dayanılarak 60 adet çanta üzerinden yapılan düşük hesaplamanın hükme esas alınmasından kaynaklandığını ileri sürdüğünü, keza delil tespiti sırasında mağazada ve depoda çok sayıda ürün bulunduğunu tespit eden bilirkişinin ve olay yerinde hazır bulunan Av. ...'ın tanık olarak dinlenmesi taleplerinin yok sayılmasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini belirttiğini, ayrıca maddi tazminat hesabında delil tespiti sonrası dönem için davalının kayıtlarının incelenmemesinin hatalı olduğunu dile getirdiğini, reddedilen itibar tazminatı talebine karşılık davalı lehine hükmedilen 15.000 TL vekalet ücretinin, talep edilen 2.000 TL miktarı aşması nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne aykırı olduğunu savunduğunu, hakimin takdir yetkisini kullanarak düşük hesaplama üzerinden kısmen kabul kararı verdiği hallerde reddedilen kısma ilişkin vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini iddia ettiğini ve son olarak hükmedilen meblağın müvekkilinin gerçek zararını karşılamadığı gibi, davalıyı ödüllendiren ve müvekkili cezalandıran bir nitelik taşıdığını söyleyerek, munzam zarar davası haklarını saklı tuttuklarını da ekleyerek, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin kararının kısmen ret kısmının kaldırılarak asıl davanın tümden kabulüne, karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu uyuşmazlık, asıl davada tasarım hakkına tecavüzden kaynaklanan maddi, manevi ve itibar tazminatı istemi birleşen davada ise, davalı/ asıl dosya davacısı adına TPMK nezdinde 2018/00151 numara ile tescilli tasarımın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir. TPMK kaydına göre, dava konusu 2018/00151 numaralı tasarımın başvuru ve tescil tarihinin 10/01/2018, 09/02/2018 tarihli bültende yayınlandığı, davacı adına koruma süresinin devam ettiği görülmüştür. Mahkemece; asıl davanın, KISMEN KABULÜ İLE, 101.364,44 TL maddi tazminatın, 15.000 TL manevi tazminatın 15/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin, itibar tazminatı talebinin ve birleşen davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı-birleşen dava davalısı ... Ltd., tarafından hükmedilen maddi tazminat ve vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.27/08/2021 tarihli mali Bilirkişiye ait bilirkişi raporunda özetle; " 2020/5 D.İş dosya kapsamı incelendiğinde somut olarak adet bilgisi bulunmadığı, bilirkişi raporunda “Giriş kat kısmında 8 adet ürün olduğu, üst depolama kısmında ise ambalajlı ve istif halinde ürünlerin bulunduğunun” ifade edildiği, istifli ürünlerinin sayımının yapılmadığı, ürünler stok kartlarında ayrıt edici bir kod ile takip edilmediği için geçişken hammaddelerin kullanıldığı ürünlerin sonradan fiziki miktarını geriye dönük tespit etmenin sağlıklı ve mümkün olmadığı, Davalı tarafından 50-60 adet ürün olduğunu, Davacı tarafından ise 300-400 adet ürün olduğunu, iddia ettiğini her iki tarafın iddiasının ispata muhtaç olduğunu, incelemede ürünlerin lüx ürünler olduğu ve alıcı kesimin genellikle turist müşteriler olduğunu, örnekleme seçilen satış faturalarında ise fiyatların değişken olduğu, hangi faturanın hangi çantaya istinaden kesilmiş olduğu bilgisinin fatura üzerinde bulunmadığı, ürünlerin herhangi bir stok kodu vs. ile ayrışmadığının görüldüğü, belirtilen nedenlerle satış fiyatının inceleme esnasında tespitinin somut olarak mümkün olmadığını, davacı firmanın kendi web. sayfasından satışa sunulan görseller incelendiğinde ise, tescilli olan 2018/00151 kod.lu ürünün aslında 1.925 TL.' ye satıldığının görüldüğünü, takdiri mahkemeye ait olmak üzere hesaplamada birim fiyat olarak 1.925 TL.' nin kullanılması gerektiğini, tazminat hesabının aşağıdaki formülle yapılabileceğini, (Davacının vergiler hariç satış fiyatı - Ürün maliyeti) x (Davalının ürettiği veya Satışa sunduğu ürün adedi) KDV. Hariç Fiyat = 1.925,00 / 1,08 = 1.782,41 TL (1.782,41 TL – 93 TL) X 153 adet = 258.479,33 TL. Not: Şayet Yüce mahkeme davalı tarafın iddiasına göre 60 adet üzerinden hesaplanmasına karar verecek olursa tazminat bedelinin 101.364,44 TL olacağını, sonuç itibarı ile, 6769 sayılı SMK 151/2-a kapsamında tazminat seçimi yapılmış olduğundan, yukarıda detayları arz edildiği üzere; 153 adet ürün üzerinden 258.479,33 TL tazminat talep edilebileceği, 60 adet ürün üzerinden 101.364,44 TL tazminat talep edilebileceği" belirtilmiştir.Somut olayda mahkemece alınan bilirkişi raporu ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davalı tarafından davacıya ait 2018/00151 tescil numaralı tasarıma tecavüz ettiği, 2020/5 D.İş dosyasında alınan bilirkişi raporunda “giriş kat kısmında 8 adet ürün olduğu, üst depolama kısmında ise ambalajlı ve istif halinde ürünlerin bulunduğu, ürün sayımının yapılmadığı ve davalı tarafından 50-60 adet ürün olduğunun kabul edildiği, davacı tarafından ise 300-400 adet ürün olduğu iddia edilmiş ise de bu miktarın ispat edilemediği, davalının üretici değil satıcı olduğu, aksi yönde delil bulunmadığından, 15/01/2020 tespit tarihi ile birlikte davalının tasarımın davacı adına tescilli olduğunu öğrendiğinin kabulü gerektiği, 11/08/2020 tarihinde dava açıldığı ancak dava tarihinden önce 17/02/2020 tarihinde ihtiyati tedbir kararı verildiği dikkate alındığında tedbir tarihine kadarki satışlarından dolayı 6769 Sayılı SMK 151/2-a maddesi gereğince davacının mahrum kaldığı kardan kaynaklanan zararının 101.364,44 TL olarak hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesi ile 2.000,00 TL itibar tazminat talebinde bulunduğu mahkemece itibar tazminatın reddi sebebi ile davalı vekiline hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin, A.A.Ü.T 13 maddesine göre asıl miktarı geçemeyeceğinden davalı lehine 2.000,00 TL., vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir iken 15.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi yerinde olmadığından davacı-birleşen davalı vekilinin itibar tazminatına ilişkin vekalet ücretine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne ancak reddine karar verilen maddi tazminat miktarının mahkemenin hakkaniyet indirimi nedeniyle reddine karar verilmediği, bu nedenle reddedilen kısım yönünden de davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla; davacı-birleşen davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince Kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, vekalet ücretleri konusunda kazanılmış haklar saklı tutulmak sureti ile karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı - Birleşen davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 2-İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/02/2023 tarih, 2021/193 E., 2023/51 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 3-Asıl davanın KISMEN KABULÜ İLE, 101.364,44 TL maddi tazminatın 15/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin talebin reddine, -15.000,00 TL manevi tazminatın 15/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, -İtibar tazminatına ilişkin talebin reddine, -BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN -Davanın reddine, 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-Asıl dava yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 7.948,85 TL karar harcından peşin yatırılan 4.705,40 TL'nin mahsubu ile kalan 3.243,45 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4/b-Davacı tarafından yapılan: 1.750,00 TL bilirkişi ücreti, 166,00 TL posta/tebligat gideri olmak üzere toplam 1.916,50 TL ve 4.759,80 TL harç (peşin+başvuru+ıslah) olmak üzere toplam 6.676,30 TL yargılama giderinin, davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 2.820,11 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından yapılan: 3.000,00 TL (bilirkişi ücreti) yargılama giderinin, davanın kabul/red oranına göre hesaplanan 1.732,77 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat talebinin kısmen kabulü nedeni ile davacı lehine hesaplanan 16.204,67 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maddi tazminat talebinin kısmen reddi nedeni ile davalı lehine hesaplanan 16.204,67 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca manevi tazminat talebinin kabulü nedeni ile davacı lehine hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca itibar tazminat talebinin reddi nedeni ile davalı lehine hesaplanan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Birleşen dosya yönünden; Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca hesap olunan 615,40 TL karar harcından peşin yatırılan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 534,70 TL bakiye karar harcının davacıdan tahsiline, 5/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davanın reddi nedeni ile davalı lehine hesaplanan 15.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 5/b-Taraflarca yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 5/c-Yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden Davacı - Birleşen davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b-İstinaf yargılaması için Davacı -Birleşen davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 30,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 768,00 TL'nin davalı- birleşen davacıdan tahsiliyle davacı -birleşen davalı verilmesine, 6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/12/2025