İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin sahibi olduğu “...” markası, 04.02.2010 tarihli başvuru ile 29,30, 32,33.sınıfları ve 13.12.2011 tarihli başvuru ile 35. sınıf mal ve hizmetleri kapsamakta olduğunu, davalı şirketin “... ... n a bottle” m…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/872 Esas KARAR NO : 2025/1497 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 26/01/2023 NUMARASI : 2021/18 E. - 2023/14 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin sahibi olduğu “...” markası, 04.02.2010 tarihli başvuru ile 29,30, 32,33.sınıfları ve 13.12.2011 tarihli başvuru ile 35. sınıf mal ve hizmetleri kapsamakta olduğunu, davalı şirketin “... ... n a bottle” markasının ise 30.04.2019 tarihli müracaat ile 29,32 - 35. sınıflar kapsamında tescil edildiğini, davalının davacıya ait ... markası ile birebir aynı asli unsuru taşıyan ve davacı markaları ile iltibas yaratacak ölçüde benzer “... ... 1n a bottle” markasını kullanmasının , davacının marka hakkının ihlalini oluşturduğunu, davalının “...” ibaresini ön plana çıkararak ve davacıya ait “...” markanın kapsamındaki faaliyetleriyle iltibas yaratacak kullanımlarda bulunduğunu, davalı markasının , davacıya ait olan “...” markalarının esas unsuru olan “...” ibaresini birebir aynı olarak ve markayı farklılaştırmaya yetmeyecek olan “... in a bottle” ibaresinin küçük puntolarla eklenmesi suretiyle ve davacı firmanın tescil ettirmiş olduğu ürün/hizmetler kapsamında tescil ettirmesinin mümkün olmadığını, “... ...” markasının tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, piyasaya sunulan ürünlerinin üzerinde tescilli markası olan ... ibaresi yerine ... ibaresinin kullanıldığını, tüketici gözünde ürünler arasında bağlantı oluşacağını, tecavüz oluşturan tüm davalı fiillerinin durdurulması ve bu kapsamda ihlale sebep olan ürünlerin toplanması, uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini, tecavüzü oluşturan tüm ambalaj bobini, klişe, paket ve benzeri malzemeler ile ihlale sebep olan markanın basılması ve kullanılmasını sağlayan tüm makine ve kalıplara el konulması ve imhası ile bu işlem için yerinde tespit yapılması gerektiğini, davalı şirkete Beyoğlu 34. Noterliğinin 12.11.2019 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, tescilli marka ya da sair hakların daha önceki tarihli haklara karşı bir savunma olarak ileri sürülemeyeceğini, inceleme ile davalı şirketin yaptığı ve haksız olarak “...” markasının kullanıldığı satışlar bakımından bilirkişi marifeti ile hesaplanarak belirlenmesi zorunlu olduğunu, markanın haksız kullanımı nedeni ile davacı şirketin uğradığı maddi ve manevi zararların ve telif alacağının tespiti ile tazmin edilmesini, tabela, katalog, ürün ambalajı, reklam, internet sayfasındaki tanıtım kayıtları ve sair her türlü alanda “...” ibaresinin kullanımına son verilmesini ve piyasadan toplanmasını, basılı tüm görsel materyal, ambalaj bobini, klişe ve kutuların toplatılması ve imhasını, davalı şirketin alan adlı internet sitelerinde gerçekleştirdiği ve davacının “...” ibareli tescilli markalarına tecavüz teşkil eden her türlü faaliyetin sonlandırılmasını ve tecavüz teşkil eden mevcut yayınların kaldırılması ile alan adlarında iltibas oluşturmayacak şekildi değişiklik yapılmasını, davalı şirketin unvanında yer alan “...” ibaresinin kullanımına derhal son verilmesini ve sicilde gerekli değişikliklerin yapılmasını, TTK'nın haksız rekabet hükümleri ve 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 149. ve 151. maddeleri uyarınca ve uğranılan maddi zarar ve yoksun kalınan kazanç karşılığı belirsiz alacak davası olarak şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminat ile yine aynı kanunun 150. maddesi uyarınca müvekkile ait markanın itibarına zarar verecek nitelikteki eylem ve işlemler nedeni ile 250.000,00 TL manevi zararın davalı taraftan tazminine, 20.000,00 tl telif hakkı alacağının davalı taraftan tazminine, ... markasının haksız kullanımına son verilerek, 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 149. maddesinde belirtilen düzenlemeler uyarınca, ihlale sebep olan markanın davalı şirket kayıtlarından, ürün ambalajlarından, internet sitesinden, şirketin unvanından ve ürün katalogları dâhil tüm materyallerinden zikredilen markanın çıkartılmak suretiyle kullanımına son verilmesine, davaya konu “... ... in a bottle” markasının kullanıldığı, ambalaj bobini, klişeler ile varsa baskı makinesi ve paketleme makinesine el konulması ile üçüncü kişiler tarafından davalı şirket adına üretilen ve ihlale sebep olan markanın bulunduğu ambalaj, reklam, tanıtım malzemesi, broşür ve benzeri materyallerin toplatılmasına ve imhasına, bu işlemlerin yapılabilmesi için yerinde tespit yapılmasına, ” davalı şirketin adına tescil edilen “... ...” markasının hükümsüzlüğüne, karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın isnatlarının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu. "..." kelimesinin "Öz, çekirdek" anlamı taşıdığı kendisi de meyve ve sebze ürünlerinden organik gıdalar üreteceğini düşünerek bir başvuru yapmış fakat bu başvuru gelen itirazlar ile birlikte kabul görmemiş olduğunu, davalının "... ... in a bottle" marka başvurusunun kabul edilmiş olduğunu, ... ... in a bottle markası ile birlikte anlamı, "Şişedeki Sağlık" olan ifade aslında davalının hem yaptığı iş hem de hedeflenen müşteri kitlesi ile davacının hazır pasta sosu, dolgusu gibi organik olmayan ürünleri ile tamamen farklı pazarlara hitap ettiğini, ... ...' ın "..." markasının hem yazı stili itibariyle hem de logosunun "dondurma topları ile tasarlanan hali ile" davalının "nar meyvesi kıstası ile yapılan" tasarımından da açıkça farklı olduğunu, davacının ingilizce'de yaygın olarak kullanılan bir kelimeyi, Türkiye'de de İngilizce dilini bilenlerin basit anlamda hakim olacağı bir kelimeyi kendisine parselleyerek haksız bir menfaat elde etme çabasında olduğunu, davalının ... ... İn a Bottle markasını kullanmasına rağmen, ticaret sicilindeki ismini önceden aldığı ve şirketin ismi konusunda bir girişimde bulunmaya gerek görülmediğini, davalının "... ... in a bottle" markası ile belli bir tanınırlığa ulaşmış ve ulaşmakta olduğunu, davalı şirketin unvanında yer alan "... ... ÜRÜNLERİ ve GIDA SANAYİ" marka değil davalı şirketin ismi olduğunu, davalı şirketin ayırt edici olarak "...- ... in a bottle" isimli bir marka yarattığını, her iki markanın da hem genel görünümü hem de isim olarak birbirinden farklı olduğunu, halk tarafından karıştırılma koşulunun bulunmadığını, pasta sosları üreten ve o konuda pazarı olan bir firma diğer yanda ise, organik meyve suları ve organik domates gibi alanların birbirleri ile benzerlikleri olmadığını , davalının 29-32-35 sınıfında mal ve hizmet üretimine ilişkin marka tescili olmasına karşın, davacı yanın 29-30-32 ve daha sonradan eklenen 35. Sınıfta tescili bulunduğunu, davalının organik ürünler ürettiğini, davacı tarafın markanın nisbi hükümsüzlük kuralları atıf gösterilerek tecavüz varlığına zorlamaya çalışılmasının hukuka aykırı olduğunu, www.fo.com.tr ve www.limpo.com.tr adreslerinden ulaşılan bilgilerden, davacı şirketin ... ürünleri altında meyve sosları vb. üretimler yaptığı bunun dışında bir üretimi olmadığı gibi, ... markasının tescil edilmiş olduğunu, davalı markasının hak ihlaline sebep olmadığı gibi ayırt ediciliğinin de açık olduğunu, davalı şirkete husumet yöneltilemeyeceğini ve ayrıca dava haksız olarak ikame edildiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; bilirkişi raporunda taraf markalarının benzer olmadığı, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin oluşmadığı yönünde görüş bildirildiği, tarafların ortak olarak yiyecek içecek sektöründe faaliyette bulunduğu, marka tescil sınıflarının örtüştüğü aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı şirketin 32. Sınıfta tescilli marka sahibi ise de bu sınıfta faaliyetinin bulunmadığı, davalı şirketin ise 29 ve 32. Sınıfta faaliyette bulunduğu, tarafların ticari faaliyet alanlarının aynı olduğu ayrıca markalarının tescil sınıflarının da aynı olduğu bu sebeple markaların kelime itibariyle benzer olup olmadığı yönünde yapılan değerlendirmede davacı markasının esas unsurunun ... ibaresi olduğu, davalı markasının ise "... ... in a bottle" şeklinde olup, görünüş itibariyle esas unsurunun ... ibaresi olduğu, içerisinde sektör bilirkişisinin de olduğu bilirkişi heyetince alınan rapora göre ... ibaresinin İngilizce de öz, çekirdek anlamına geldiği, bu yönüyle ... ibaresinin ayırt ediciliği yüksek bir kelime olmayıp özellikle yiyecek içecek sektörü bakımından zayıf sayılabilecek nitelikte bir marka olduğu, davalı tarafından kullanılan "... ... in a bottle" ibaresinin tescilli olduğu şekil ile birlikte kullanıldığı bu haliyle markalar arasında karşılaştırma yapıldığında, markaların benzer olmadığı, ortalama tüketici nezdinde davalı markasının davacı markasından farklılaştığı da dikkate alındığında, karıştırılma ihtimali olmadığı, hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığından marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet de teşkil etmeyeceği gerekçesi ile "Davanın REDDİNE" karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi 04/04/2023 tarihli ek kararı ile; Mahkemenin 2021/18 esas, 2023/14 karar sayılı kararıyla 26/01/2023 tarihinde davanın tüm talepler yönünden reddine dair karar verildiği, gerekçeli kararın davacı vekili olan Av. ...na elektronik posta ile 03/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, tebliğ alan avukat ... tarafından mahkememize sunulan 06/03/2023 tarihli dilekçe ile davacı ile vekalet ilişkisinin sona erdiğini belirterek tebligatın iadesini ve UYAP kaydının silinmesini talep ettiği, fakat mahkememizce davacı vekiline tebligatın 08/03/2023 tarihinde yapılmış olduğu istinaf etme süresinin 22/03/2023 tarihi itibariyle son bulduğu, davalı vekilinin de dosya istinaf etmemesi sebebiyle 23/03/2023 tarihinde dosya kesinleştirilmiş ise de davacı vekili tarafından sunulan 06/03/2023 tarihli vekillikten çekilme dilekçe kapsamında mahkememizce herhangi bir işlem tesis edilmediği, istifa eden vekilin sorumluluğunun çekilme dilekçesi tarihinden itibaren 2 hafta daha devam ettiği, buna göre de 20/03/2023 tarihi itibariyle sorumluluğunun sona erdiği, istinaf süresinin ise son gününün 22/03/2023 tarihi olduğu, çekilme dilekçesinde davacı şirketin haberdar edilmediği, zira HMK nun 82/3. Maddesi uyarınca istifa dilekçesinin vekalet verene ihtaren bildirilmesi gerekmekte olup her ne kadar HMK 82/1. Maddesi uyarınca çekilme dilekçesinin ayrıca dosyada vekil olan ve dosya içerisindeki duruşma zabıtları incelendiğinde davacı adına dosyayı en son vekaletnamede adı geçen Avukat ...ün takip ettiği, en son dosyamıza sunulan 22/12/2021 tarihli vekaletnamede adı geçen avukatlara da tebligat yapılmadığı, bu durumda mahkememizce çekilme dilekçesi hakkında bir karar verilmediğinden ve bu şekilde dosya kesinleştirildiğinden davacının hak kaybına uğradığı yönünde kanaate ulaşıldığı ve bu hususun sehven gözden kaçırıldığı, bu nedenle mahkememizce yapılan 30/03/2023 tarihli kesinleşme şerhinin iptali ile mahkememizce verilen gerekçeli kararın talepte bulunan davacı vekili Av. ...'e tebliğine, tebliğden itibaren istinaf süresinin başlamış sayılmasına karar verilerek "Mahkememizin 30/03/2023 tarihli kesinleşme şerhinin İPTALİ ile dosyanın bu aşamada kesinleşmemiş sayılmasına, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; manevi tazminat bakımından nispi vekalet ücreti yönünden hüküm ihdas edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ticaret unvanı yönünden değerlendirme yapılmadığını, bu yönüyle kararda eksik inceleme meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, davalı şirket markasının 35 nice kodu ile faaliyet gösterdiği hususuna değinilmediğini, davalı şirket adına tescil edilmiş olan markanın müvekkili şirket adına tescil edilmiş olan marka nice sınıfları kapsamında faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirket adına talep olunan marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi asli talebinin fer'i nitelikteki uzantıları olan maddi ve manevi tazminat haricindeki kalemler yönünden vekalet ücretine hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin kesinleşme şerhinden sonra verdiği ek kararın hukuka aykırı olduğunu, Av.... 'na 03.03.2023 te gerekçeli karar tebliğ edilmiş olup, mahkemeye 06.03.2023 tarihinde istifa dilekçesi sunduğunu, ancak mahkemece avukatın hukuki sorumluluğunun 2 hafta olması sebebi ile, 2 hafta ekleyerek 20.03.2023 de bittiğini kabul ettiğini, dosyada aynı anda 2 vekilin de vekillik görevine devam etmekte olduğunu, böylelikle birinin istifası halinde diğer vekalet sahibi avukatın sorumluluğunun kendisine ayrıca bir tebligat gönderilerek başlayacağı düşüncesinin hukuka aykırı olduğunu, yapılan uygulama ve verilen ek kararın ancak yeni bir vekil dosyaya vekalet sunmuş olsaydı tartışılabilecek bir husus olduğunu, ancak istinaf kanun yoluna başvuru tarihinin hesaplanmasında aynı avukata 03.03.2023 tebliğ tarihine 5 gün ekleyerek tebliğ tarihini 08.03.2023 olarak ele aldığını, artık 5 gün eklenmesinde hukuki bir yarar olmadığı gibi hukuki işlemin de tesis edilmesinin yerleşik içtihatlara da aykırı olduğunu, mahkemenin ek kararda dosya içerisinde vekaleti bulunan başka bir vekil olan Av. ... 'e tebliğ edilmesi ve iki haftalık süre verilmesi hususunda hüküm tesis ettiğini, ancak mahkemenin böyle bir karar verme görevi olmadığını, mahkemenin işlem ve eylemlerinde gecikme yaşanmasının ancak bu hususta ek karar tesis ederek yapılmış olan tüm işlemlerin yapılmamış sayılmasının müvekkilinin hak kaybına sebebiyet verdiğini, ek karar ile süresi içinde yapılmamış olan istinaf talebi ile birlikte istenen tehir-i icra kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının bilirkişinin 35 Nice Koduna değinmediğini belirtmişse de bilirkişi raporuna süresinde itiraz edilmediğinden yeniden o iddialara dayanılarak yapılan istinaf başvurusunda konu edilemeyeceğini, davacının manevi tazminat yönünden nispi vekalet ücreti tesis etmesi hususundaki itirazlarına katılmadıklarını, davacının dava açtığı miktar üzerinden tüm talepleri red edilmiş olduğundan hükmedilen vekalet ücretinin nispi olmasının da doğru olduğunu, gerekçeli kararın hukuka uygun olduğunu, istinaf başvurusunun kabulü ile davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti önlenmesi giderilmesi , maddi manevi tazminat ile davalı markasının hükümsüzlüğü, ticaret ünvanının terkini istemlerine ilişkindir. Mahkemece 04/04/2023 Tarihli ek karar ile 30/03/2023 tarihli kesinleşme şerhinin iptaline karar verilerek dosya istinaf incelemesi için dairemize gönderilmiştir. Gerekçeli kararın davacı vekili Av. ...'na elektronik posta ile 03/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, Av. ...tarafından 06/03/2023 tarihli dilekçe ile davacı ile vekalet ilişkisinin sona erdiğini belirtilerek tebligatın iadesini ve uyap kaydının silinmesini talep ettiği, mahkemece bu husus gözden kaçırılarak HMK nun 82/3. Maddesi uyarınca istifa dilekçesinin vekalet verene ihtaren bildirilmediği ve kesinleşme şerhi verildiği, bilahare davacının dosyadaki diğer vekiline tebligat yapıldığı dikkate alındığında kesinleşme şerhinin iptaline ilişkin ek kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekili, müvekkili şirkete ait “...” markasının 2010 ve 2011 yıllarında farklı sınıflarda tescil edildiğini, bu markanın asli unsurunun davacıya münhasır olduğunu, davalı şirketin ise “... ... in a bottle” ibaresiyle yaptığı marka başvurusu ve kullanımıyla iltibas yaratarak marka hakkına tecavüz ettiğini, davalı ürünlerinde “...” ibaresini öne çıkararak davacının itibarından haksız yarar sağladığını belirterek davalı markasının hükümsüzlüğünü, ihlale sebep olan ürünlerin toplatılıp imha edilmesini, alan adları ve unvandan “...” ibaresinin çıkarılmasını, ayrıca 10.000 TL maddi, 250.000 TL manevi ve 20.000 TL telif alacağı olmak üzere tazminat talep etmiştir.Davalı vekili, “...” kelimesinin İngilizcede yaygın bir kullanımının bulunduğunu, davalının “... ... in a bottle” markasıyla farklı ve ayırt edici bir marka yarattığını, davacı markasının yalnızca “...” kelimesinden oluştuğunu, oysa davalı markasında farklı görsel tasarımlar ve ek ibareler bulunduğunu, davacı ... ürünleri (sos, dolgu vb.) üretirken, davalının organik meyve suyu ve domates gibi ürünlerle farklı pazarlara hitap ettiğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacının markasının tanınmışlık vasfı olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.20/02/2022 tarihli bilirkişi raporunda ;Davacıya ait olduğu belirtilen www.fo.com.tr internet web sitesinin güncel ve aktif olduğu, alan adının 19.03.2007 tarihinde kayıt edildiği, içerik incelendiğinde davacı tarafından “...” ibaresinin kullanıldığı,Web arşiv sistemi üzerinden yapılan incelemede ilgili internet sitesinin 2014 yılından bu yana arşiv kayıtlarının bulunduğu ve bu tarihten itibaren davacı tarafından “...” ibaresinin yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı, Davacıya ait www.limpo.com.tr alan adının 23.01.2001 tarihinde kayıt edildiği, içerik incelendiğinde IP tabanlı güvenlik çözümleri vb. alanlarda kullanıldığı, web arşiv sisteminde 2014 yılından itibaren davacı tarafından “...” ibaresinin yoğun ve aralıksız bir şekilde kullanıldığı, Google’da “...” kelimesi ile yapılan aramada ilk sayfada davalıya ait “...” ürünlerinin çıktığı, davacıya ait “...” marka ibareli herhangi bir sonucun bulunmadığı, Davacı şirketin 29. 30. 32. 33. sınıfları ve 13.12.2011 tarihli başvuru İle 35. sınıf mal ve hizmetleri kapsamakta olduğu ... markası ile ... alanında çikolatalı ve meyveli dondurma sosları, ... sektöründe kullanılan meyveli dolgular ve meyveli püreler ve meyve sosları ürettiği, ana faaliyet alanının 29-30-33. sınıfta üretim yaptığı, 32. sınıfta faaliyetinin bulunmadığı, davalı şirketin “... ...” markası ile ana faaliyet alanının 29 - 32.sınıfta faaliyet gösterdiği, ... ibaresinin İngilizce de öz, çekirdek anlamına geldiği, ... ibaresinin basit bir kelime olarak Türkçe'de belli bir yaygınlığa sahip olduğu , davalının 2019/43171 başvuru nolu ... ... in a bottle tescili ve kullanımı bütünsel olarak incelendiğinde ... olarak ibareyi daha fazla harfle kullanımı, slogan ve şekille güçlendirmesi, davacının 2012/08731, 2011/109508 ve 2010/06886 başvuru nolu marka tescillerinin tek başına ... ibaresi üzerinde değil şekil ile birlikte korunuyor oluşu gözetildiğinde, davalının kullanımın hitap edilen tüketici nezdinde yeterli ölçüde farklılaştığı ve karıştırılma ihtimali olmadığı, haksız rekabet ve davalının markasına yönelik hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı belirtilmiştir. İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nin 2021/12 talimat dosyasında alınan 12/04/2021 tarihli bilirkişi raporunda ise, davalının işyerinde nar ekşisi, karadut suyu, nar suyu, limonata, domates rendesi, doğranmış domates, menemen harcı, portakal suyu, kapari, enginar gibi ürünleri “... ... in a bottle” markası altında fiilen ürettiği, markanın tabela, totem ve ürün etiketlerinde kullanıldığı belirtilmiştir.Marka kayıtları; 2012/08731 başvuru numaralı , 2011/109508 başvuru numaralı“...” ibareli markaların 35. Sınıfta, 2010/06886 başvuru numaralı “...” ibareli markanın 05, 29, 30 ve 33. Sınıflarda, 2007/29783 başvuru numaralı “... + şekil” ibareli markanın 05, 29, 30, 32 ve 33. Sınıflarda davacı adına tescilli olduğu, 30.04.2019 başvuru tarihli 2019/43171 numaralı “... ... in a bottle” ibareli markanın ise 29, 32 ve 35. Sınıflarda davalı adına tescilli olduğu görülmektedir. Dosya kapsamı, sunulan deliller ve alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacı şirketin “...” ibareli çok sayıda tescilli marka sahibi olduğu, davalı şirketin ise, 2018 yılında kurulduğu ve 2019/43171 başvuru numaralı “... ... in a bottle” markasını 29, 32 ve 35. sınıflarda tescil ettirdiği, tarafların yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösterdikleri ve marka tescil sınıflarının örtüştüğü anlaşılmıştır. Davacı markasının esas unsurunun "..." ibaresi, davalı markasının esas unsurunun ise "..." ibaresi olduğu, "..." ibaresinin ingilizce çekirdek öz anlamına geldiği , "..." ibaresinin ise "..." ve "..." kelimelerinden oluştuğu,"..." ibaresinin bütün olarak Türkçe ve İngilizce karşılığının bulunmadığı , ancak kelime markasının başlangıcındaki "..." ibaresinin belirtildiği üzere ingilizce çekirdek öz anlamına geldiği "..." kelimesinin ise Türkçe'de içki içecek anlamı bulunduğu, "... in a bottle" şeklindeki davalı markasındaki bu slogan ifadenin "şişede sağlık" anlamına geldiği, markada tali unsur olduğu, keza davalı markasındaki şekil unsurunun da baskın olmadığı tali nitelikte olduğu, her ne kadar mahkemece itibar edilen bilirkişi raporu işaret edilerek davacı markasının esas unsurunu oluşturan “...” ibaresinin İngilizcede “öz, çekirdek” anlamına gelmekte olup, yiyecek-içecek sektörü açısından ayırt ediciliği düşük ve zayıf nitelikte bulunduğu değerlendirmesi yapılmış ise de, ingilizce “...” ibaresinin Türkiye'de özellikle bilgisayar, akıllı telefon gibi teknolojik ürünlerde ürünün işlemci kapasitesini tanımlayan bir ibare olarak kullanılmakta olduğu, örneğin; ingilizce olup, milk, chocolate, apple, orange ,sugar, tea, coffee, food, fresh gibi , Türkiye'de yiyecek içecek sektöründe yaygın kullanılan ve anlamı ortalama tüketici tarafından bilinen bir sözcük olmadığı, dolayısıyla davacı markasının tescilli olduğu emtialar yönünden zayıf bir ibare olarak nitelendirilmesinin yerinde olmadığı, bu itibarla esas unsura eklenen içecek anlamındaki ... sözcüğünün davalı markasını farklılaştırmaya yeterli olmadığı, taraf markalarının bütüncül izlenimde benzer olduğu, ortalama tüketici nezdinde içecek ürünlerinde kullanılan davacıya ait seri marka algısı yaratabileceği , işletmeler arasında bağlantı kurma dahil iltibas tehlikesinin bulunduğu kanaatine varılmıştır. Ayrıca mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunda markaya tecavüz iddiası kapsamında ileri sürülen ticaret unvanı ve telif alacağı yönünden bir değerlendirme yapılmadığı, kararın eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olduğu, yine reddedilen tazminat talepleri yönünden hüküm altına alınan vekalet ücretinin de hatalı olduğu, hükümsüzlük talebi yönünden tescil sınıflarının karşılaştırıldığı ve tazminat talebi ile ilgili inceleme de içerecek şekilde yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince, kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile; 2- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/01/2023 tarih, 2021/18 E. 2023/14 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7- İzmir 16. İcra Dairesi'nin 2023/4611 Esas icra takip dosyasına yatırmış olduğu 115.000,00 TL nakit teminatın 2004 Sayılı İİK'nun 36/5. maddesi gereğince yatıran davacı tarafa talebi halinde İADESİNE,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025