İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında davalı tarafından İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi yapıldığını, müvekkili ile davalı arasında kambiyo senedi düzenlenmesi gerekirken temel bir borç ilişkisi olmadığını, senedin bedelsizliğinin söz konusu o…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/983 KARAR NO : 2025/1317 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/12/2024 NUMARASI : 2020/648 E. - 2024/780 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında davalı tarafından İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyası ile icra takibi yapıldığını, müvekkili ile davalı arasında kambiyo senedi düzenlenmesi gerekirken temel bir borç ilişkisi olmadığını, senedin bedelsizliğinin söz konusu olduğunu, davaya ve icra takibine konu 215.000 dolarlık borcun doğumuna sebep olacak temel alacağın doğmadığını, müvekkilinin ceza dava dosyasına konu nitelikli dolandırıcılıktan kaynaklanan hile ve yanılma ile söz konusu senette adının geçtiğini, bu senette dahi alacaklı olup, davalı tarafın avukat olması ve 25 yıllık arkadaş olmaları sebebiyle kendisine zamanı geldiğinde asıl senet borçlusunu takip etmesi için cirolayarak verdiğini, ancak müvekkili aleyhine İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, ancak müvekkilinin icra takibine konu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığını bu nedenle borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, davalının %40 oranında icra inkar tazminatıyla mahkumiyetine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle ; icra takibine konu bonoların kambiyo senedine haiz bono olduğunu, borçlu ...'in borçlarına karşılık takip konusu bonoyu cirolayarak müvekkili ...'e verdiğini, davacı borçlu tarafın kendisine teliğ edilen ödeme emrine karşı icra mahkemesinde ve genel mahkemelerde borca itiraz davası açmadığını, ayrıca davacı borçlu hakkındaki icra takibine karşı icra dosyasına vekili vasıtası ile sunduğu beyanda borca itirazlarının olmadığını açıkça kabul ettiğini, davacı borçlu hakkında icra takibinin semeresiz kaldığını, borçlunun hacze kabil malı bulunmadığının tespiti ile alacaklılara aciz belgesi verildiğini, ancak borçlunun mallarını başkalarının üzerine geçirdiğinin tespit edilmesi üzerine Muş Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/495 esas sayılı dosyasında tasarrufun iptali davası açtığını ve yapılan yargılama sonunda mahkemece borçlu davacının 3.kişilerle yaptığı tasarruflarin iptal edildiğini ve borçu davacının hileli işlemler ile 3. Şahıslar üzerine devretmiş gibi gösterdiği taşınmazlar üzerine icra dosyası borcu ile sınırlı olmak üzere müvekkiline satış yetkisi verildiğini, bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini bunun üzerine davacı borçlu hakkında alacaklısını zarara uğratmak suçundan dolayı İstanbul 19. İcra Ceza Mahkemesinin 2013/181 esas sayılı dosyasında (müvekkili tarafından yapılan şikayete binaen ) dava açıldığını ve yapılan yargılama borçlu davacı sanığın alacaklısını zarara uğratma sucundan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, icra takibinden 5 yıl sonra açılan menfi tespit davasının mahkemece dinlenemeyeceğini, davacının iddialarının haksız ve yersiz olduğunu, bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan iş bu davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatı ile mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan yargılama neticesinde mahkemece 2015/569 Esas, 2017/369 Karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesini yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi 2020/54 Esas, 2020/214 Karar sayılı ilamında;"...dolandırıcılık ve senedin tahsil amacıyla davalıya verildiği iddiasını ispat yükü davacı borçluda bulunduğu, dolandırıcılık ve senedin verilme nedenine ilişkin iddianın ise tanık da dahil her türlü delille ispatlanabileceği (Bu yönde bkz. Yargıtay 19. HD.nin 27/06/2018 tarih, 2017/935 Esas ve2018/3620 Karar), davacının da dolandırıcılık iddiasını ve görevi kötüye kullanma iddiasını ispat için tanık dinletmek istediği ve tanıklarının isimlerini bildirdiği ancak mahkemece bu talebinin reddedildiğinin anlaşıldığı, bu durumda mahkemece dolandırıcılık ve senedin tahsil amacıyla verildiği iddiasının maddi vakıa yönünden tanıkla kanıtlanabileceği gözetilerek davacı tarafın gösterdiği tanıklar dinlenip maddi vakıanın ispatı yönünden bilgileri olup olmadığı sorularak ayrıca Mahkemece, ceza kovuşturmasının sonuçlanıp kesinleşmesi beklenerek, davalı hakkındaki Bakanlık Soruşturma dosyası da dosya içerisine alınarak ve sonrasında ifade karşılaştırmaları ve tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmelidir." gerekçesi ile mahkememizden verilen davanın reddine ilişkin kararı kaldırmıştır.Dairemiz kaldırma kararından sonra İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya tahsil amacıyla senedin verildiğine ilişkin yazılı bir delil bulunmadığı, senedin tahsil amacıyla verildiğine ilişkin maddi vakıanın tanık beyanları ile de ispatlanamadığı, davalının davacının iradesini fesada uğratarak senedi elde ettiğine ilişkin somut bir delil bulunmadığı ve senede karşı borçlu olunmadığına ilişkin yazılı bir belge sunulmadığından, 1-Davanın REDDİNE,2-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -davalı tarafın, dava açıldıktan yaklaşık bir yıl sonra davaya katılmaya ve cevap vermeye başladığını, Mahkemenin davalı savunma ve delillerini yaklaşık bir yıl geçmiş olmasına rağmen kabul ettiğini, bu durumun yasaya aykırı olduğunu, -Gerekçeli kararda bahsi geçen ve taraflarınca gösterilen tüm tanıkların, bizzat görgüye ve bilgiye dayalı tanıklık yaptığını, davaya konu senedin, tarafların nitelikli dolandırıcılık ceza dosyasında ceza alan sanık dolandırıcı ... 'a birlikte kaptırdıkları paraların iadesi için ...'dan alındığını, davalının avukat olması sebebiyle ... adına düzenlendiğini ve avukat sıfatıyla tahsil amacıyla teslim edildiğini söyledikleri halde, sayın Mahkemenin bu tanık ifadelerine itibar etmediğini senedin tüm borçlusunun davacı müvekkili olduğu sonucuna giderek,müvekkilini haksız yere alacaklı olduğu senet için borçlu durumuna soktuğunu, Tanık Mehmet ...nin bizzat görgüye dayalı tanıklık yaptığını,müvekkili davacının senet borçlusu olmadığını,davalı ve davacının birlikte senet borçlusundan alacaklı olduklarını, tüm tanıklar gibi tarafların dolandırıcıya birlikte para kaptırdıklarını, dolandırıcı ...'dan kaptırılan paraların karşılığı olarak davaya konu senedin alındığını, taraflar arasında böyle bir meblağı karşılayacak başkacada hiçbir ticari ilişki olmadığını tarafları 30-40 yıldır tanıyan tüm tanıklar söyledikleri halde, mahkemenin bu senedin alacaklısı sıfatında olan müvekkilini, cirolayarak vekiline teslim etmesi sebebiyle borçlu durumuna sokan kararının delilsiz olduğunu, ortada ceza dava dosyası ile dolandırıcılık fiili, dolandırıcıya tarafların birlikte kaptırdıkları paralar olduğunu ve davacı davalı arasındaki tek ilişkinin bu olduğunu, dolandırıcılarla olan ilişkiye, avukat olan davalının öncülük ettiğini, sözde sözleşmeler düzenlemiş iken, tahsil amacıyla aldığı senedi kendi adına alacaklıymış gibi icraya koyup sadece tüm mal varlığı ile ortada olan müvekkiline icra takibi yaptığının da açıkça ortada iken davalarının reddinin yasal olmadığını, -davaya konu senedin İstanbul 43.Asl.Ceza Dosyası 2012/315 Sayılı dosya içerisinde de yer alan,tarafları davacı müvekkil ve senet alacaklısı ..., senet borçlusu ... ve ciro yoluyla avukat sıfatıyla teslim alan davalı ... olan ... ... Ürünleri Gıda Ve kimyv. Maddeler İç Ve Dış Tic.Ltd.Şti.(sahibi nitelikli dolandırıcılıktan ceza alan ...ve adı imzası olan) sözde ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan senet olduğunu, ortaklık sözleşmesi değil dolandırıcılık fiili olduğunu, avukat olan davalının da bizzat sözleşmeyi hazırladığını, -Mahkemenin davalı hakkındaki görevi kötüye kullanma ceza dava dosyasının zaman aşımına uğramasını red gerekçesi olarak ele aldığını, Yargıtay 5.Ceza Dairesi,E: 2021/13244, K: 2024/1815 NO'lu kararı ile; Davalının, görevi kötüye kullanma suçu ceza dosyası olan;İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.07.2020 tarihli, 2019/379 Esas ve 2020/277 sayılı Kararı ile sanığın atılı suçtan, 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 51 inci maddesi gereği cezasının ertelenmesine karar verildiğini, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 13.04.2021 tarihli ve 2020/1580 Esas, 2021/1031 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusu üzerine sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün kaldırarak sanığın üzerine atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) ve (e) bentleri gereği beraatine karar verilmek suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine hükmedildiğini, Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 13.04.2021 tarihli ve 2020/1580 Esas, 2021/1031 sayılı Kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği bozulmasına, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince gerçekleşen olağanüstü dava zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle düşmesine,'kararı verildiğini, Davalının kendisine verilen senetleri görevini kötüye kullanarak alacaklıymış gibi icraya koymuş suç işlemiş ve hakkında ceza verilmiş olduğunu, ceza uygulaması için zaman aşımına uğramış olmasının, suçu işlemediği manasına gelmediğini, senetlerin alacaklısı olmadığını, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün kesinleştiğini ve kesin delil niteliğini kazandığını, düşme kararı verilmesinin bu kararın kesin delil olma niteliğine engel olmadığını, davalı tarafın davaya konu senet miktarı gibi büyük bir meblağlı ticari ilişkiyi dahi ispatlayamadığını,-Davalı sanık ...'in yakalanması sonucu,görevi kötüye kullanma suçundan yargılandığı İstanbul 20 Ağır Ceza Mahkemesini,2019/379 E.,2020/277 K. sayılı dosyasına verdiği ifadede; " ...'i tanırım. Bana Manisa Akhisar Sarıkız Sodalarının sahibi olarak tanıttı kendi. Ben o dönem ticarete atılmak istedim. Gittik fabrikayı gördük. Leasingden alınan makinalar var dendi. ... denilen bir şahıs da Manisada onun ortağı sıfatıyla gösterdi. 213 bin dolar benden para aldı. Bunun banka kayıtları ortadadır. Parayı ... ve elden verdim. ... dönem dönem elden aldı. Erkan diye bir şahısla beraber dönem dönem elden aldı. ...'e gönderdiğim dekontlar vardır. Peyderpey ödedim. Parça parça ödemeler yaptım. Bu ... ve Prof ...'a da elden para verdim. Toplamda bu kişilere 213 bin dolar ve 250 bin TL verdim. Almanyadan makina getirip makinaların bir kısmını yenileyeceklerini söylediler. Verdiğim paralar karşılığında da senet aldım. Senetler 213 bin dolar ve 250 bin TL idi. Bu senetleri bana verdiğim paralara karşılık ..., Mevlüt ve ...cirolayarak verdiler. Onlar beni oyalamaya başlayınca ben Floryada bunlarla yüzleştim. Fabrikanın borçları var diyorsunuz belediye ortak oldu diyorsunuz dedim. ... en son ciroladı. Ben Cengizin onlarla hareket ettiğini düşündüğüm için mal kaçırarak mevcudu eksiltmek eyleminden İcra Ceza mahkemesinde dava açtım. Halis ve Mevlüt hakkında da dolandırıcılıktan suç duyurusunda bulundum. Bu dosya İstanbul 3 Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Sanıkları Halis ve Mevlüt'tü. Ben o zamana kadar ...'in onlarla olmadığını düşünüyordum." şeklinde ifade vererek hayal ürünü uydurma bir fabrikadan bahsettiğini, çocukluktan beri tanıdığı müvekkili ...’in kendisini Manisa Akhisar Sarıkız sodalarının sahibi olarak tanıttığı, şeklinde gerçek olmayan ifadeye başvurduğunu, davanın hiçbir aşamasında sözde verdiği paralara ilişkin,herangi bir makbuz dekont sunmadığını, sanık ifadesinde, ...'in (davacının) sonradan onlarla birlikte hareket edebileceğini düşündüm diyerek,düşünme ve ihtimaline karşı, müvekkili yanıltarak müvekkilinin alacaklı olduğu senedi avukat sıfatıyla cirolatarak aldığını itiraf ettiğini, davalının kendi ifadesinde dahi, ...'den değil dolandırıcılardan alacaklı olduğunu ifade etmiş iken ve 40 yıllık çocukluk arkadaşının mesleğini dahi uydurmuş iken, dolandırıcılara kaptırılan paraların tahsili için alındığı, 10 yıllık iş bu dava sürecinde iyice ortaya çıkmış ve senetlerin borçlusunun müvekkil olmadığı, dolandırıcı ...olduğu ispatlanmış iken, davalarının reddinin, hukuk mantığına ters olduğunu, gerek taraf tanıkları ve gerekse de davalı sanık tanıklarının taraflarının, müvekkilinin sarıkız sodalarının sahibi olduğu hikayesinden asla bahsetmediğini, her iki tarafı da 30-40 yıldan beri tanıdıklarını, müvekkilinin telsim bayi işini yaptığını söylediğini, olayın gerçek tanıklığını yaparak, davalı sanığın ifadesindeki çarpıklığı ortaya koyduklarını, davalı tarafın sabıka kaydında yer alan suçların avukatlık görevi sebebiyle işlenmiş suçlar olduğunu, gerek bu dosyada ve gerekse de gene davalı tarafından müvekkili aleyhine icra takibi yapılan İstanbul 37 İcra ... No’lu dosyadaki senet borçlularının müvekkili olmadığını, müvekkilinin senet alacaklısı olduğunu, gerek iş bu davaya konu icra dosyasına konu senet borçlusu ve gerekse de diğer icra takibindeki senet borçlusunun ...ve ... olduğunu, söz konusu şahısların nitelikli dolandırıcı olup, gene davacı tarafın şikayeti ile, nitelikli dolandırıcılık suçundan İstanbul 43.Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/315 no’lu dosyasında nitelikli dolandırıcılık suçlaması ile ...'ın ceza aldığını, hayatın olağan ve normal akışında, birçok vatandaşın avukata senedi cirolayarak verdiğinin bilinen bir gerçek olduğunu, senet borçlularının dolandırıcı olduğunun ortaya çıkması ve davalı avukatın bu dolandırıcılardan parasını alamayacağını anlaması üzerine, 215.000.Dolarlık bu davaya konu icra takibini ve 250.000.TL lik diğer icra takibini başlattığını, müvekkilinin de senetleri cirolayıp kendisine verdiği için borçlu olarak gösterdiğini, zaten dolandırıcı olan gerçek senet borçluları hakkında icra dosyalarında hiçbir işlem yapılmadığını ve doğrudan tüm mal varlığı ile ortada olan müvekkilinin üzerine gidildiğini, ...’ın verdiği ifade de davalı avukatın Avukat olarak kendisinin bütün işlerini organize ettiğini, avukatlığını yaptığını, kendisine avukatlık vekaletnamesi verdiğini, bu sebeple davaya konu senet borçlusu ... ve yakın arkadaşı ... ile ortaklık sözleşmesi yaptıklarını ayrıntıları ile anlattığını, olayın tamamen kendi dolandırıcılık fiilinden kaynaklandığını gösterdiğini, Davalının gerek karakol şikayetinde gerekse tüm aşamalarda verdiği ifadelerde, ...’ın hem kendisini hemde arkadaşı, müvekkili davacı ... Barik’i ve onlarca kişiyi dolandırdığını ifade ettiğini, karakol aşamasında da müvekkilinin avukatı ... haber verdiğini, müvekkilinin avukatı, karakola gelerek senet borçlusu ...'dan şikayetçi olduğunu, Mahkemenin 250.000.Dolarlık senedin hangi ticari olaydan kaynaklandığını, gerçek bir borç alacak ilişkisi olup olmadığı araştırmasını yapmadan hüküm kurduğunu, Davalı tarafın avukat olmasına rağmen, nitelikli dolandırıcılıktan ceza aldığını, ...’ın avukatlığını yaptığını, inandığı ortaklık sözleşmesinde müvekkilinin, senet borçlusu ...’ın yurt dışından 35 Milyon doların getirtilmesi karşılığında, büyük payı kendisi almak suretiyle ortaklık sözleşmesi yapılmasında organzitör olduğunu, taraflara hazırladığı sözleşmeyi imzalattığını, tüm delilleriyle ispatlanmış olan , davalarının kabulüne karar verilmek üzere kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13 Ceza Dairesi İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi kararının kaldırdığını ve beraatine karar verdiğini, Yargıtay'ın, esasına girmeden işin kolayına kaçmış zamanaşımından düşme kararı vermiş olduğunu, müvekkiline verildiği iddia edilen vekaletnamenin tarihinin 2003 yılı olduğunu, müvekkilinin bu vekaletnameden haberi dahi olmadığını, vekaletin tarihi dikkate alındığında, davacı tarafın kafasında kurguladığı bir mizanseni uygulamaya koyduğunun en açık kanıtı olduğunu, davacı tarafın bu yöndeki iddialarının mesnetsiz kaldığını, Müvekkil ...'in bu vekaletnameden haberi dahi olmadığını, müvekkili davalının hiç bir işini yapmadığını, davacı borçlu hakkında; alacaklısını zarara uğratmak suçundan dolayı İstanbul 19. İcra Ceza Mahkemesinde müvekkilinin, şikayette bulunduğunu, yapılan yargılamada; borçlu sanığın alacaklısını zarara uğratmak suçundan 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiğini ve bu kararın da Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiğini, dinlenen davacı tanığı ... beyanında; ...’ın Müvekkil ...'e borcu bulunduğu, ...'in parasının olmadığını, bonoyu müvekkili ...'e verdiğini, bu işlemler yapılırken bizzat yanlarında bulunduğunu, senedin (bononun)215.000,00 usd değerinde olduğunu hiç bir tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkladığını, Borçlu ...'ın hakkında yaptıkları İstanbul 37. İcra ... E sayılı dosyasına borcu kabul beyanı olduğunu, sonrasında tasarrufun iptali davası açıldığı ve Yargıtayda kesinleştiğini, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava dosyasında; dolandırıcılık suçundan yargılanan kişinin ...olduğunu, icra dosyası taraflarından olmadığını, davada tanık dinlenemeyeceğini, yazılı ispat gerektiğini, dinlenen tanıkların da duyuma dayalı bilgi verdiğini, menfi tespit davasının kötüniyetli olduğunu, davalı tarafın istinaf talebinin reddine, kötü niyetli davacı borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, kambiyo senedi nedeni ile borçlu olmadığına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.Davacı vekili, davacı ve davalı arasında kambiyo senedi düzenlenmesi gerektiren temel bir borç ilişkisi olmadığını, senedin bedelsizliğinin söz konusu olduğunu, senedin asıl alacaklısının davacı olduğunu, senedin avukat olan davalıya zamanı geldiğinde asıl senet borçlusunu takip etmesi için cirolanarak verildiğini, ancak davalı aleyhine İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, takip nedeni ile davacının davalıya borcu bulunmadığını belirtmiştir.İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/379 esas, 2020/277 karar sayılı ilamının incelenmesinde;"Yapılan yargılama toplanan deliller, Sanık savunması, katılan beyanları,Tanık beyanları, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/569 esas sayılı dosyası, İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, hep birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın, tahsil etmek üzere 13/01/2009 vade tarihli 215.000 Amerikan doları ve 250.000 Türk lirası bedelli iki adet bonoyu müştekiden aldığı, takip işlemlerini daha kolay yürüteceğinden bahisle kendi adına ciro ettirdikten sonra kendi adına asil sıfatıyla vekili aracılığıyla, borçlu ... ve şikâyetçi haklarında İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... ile borçlu ...ve şikâyetçi haklarında aynı icra müdürlüğünün ... sayılı dosyaları üzerinden haksız icra takipleri başlattığı, bahse konu takiplere istinaden de müştekinin taşınmazları üzerine haciz şerhi konulmasını sağladığı ve bu şekilde avukatlık görevini kötüye kullandığı anlaşılmakla," Gerekçesi ile; "Sanık ...'in üzerine atılı görevi kötüye kullanma suçunu işlediği sabit görülmekle eylemine uyan TCK'nun 257/1 maddesi gereğince suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, sanığın kastı ve kastın yoğunluğu dikkate alınarak sanığın taktiren ve teştiden 1 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA," hükmetmiştir. Karara karşı sanık (Davalı) müdafi tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi 2020/54 Esas, 2020/214 Karar sayılı ilamında; "...Bütün beyanlar ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın katılan tarafından yapılan ciro ile bonoların alacaklısı haline geldiği, taraflar arasında söz konusu cironun tahsilat yapılması için ya da başka bir amaçla verildiğine dair yazılı bir belge düzenlenmediği, bu haliyle sanığın adına yapılan ciro ile katılan aleyhine icra takibi başlatmasının avukatlık görevi ile ilgisinin bulunmadığı, taraflar arasında gerçek bir borç alacak ilişkisinin olup olmadığının hukuki ihtilaf konusu olduğu, dosyada sanığın avukatlık görevinin gereklerine aykırı davranarak katılanın mağduriyetine sebebiyet verdiğine dair mahkumiyetine yeter somut ve inandırıcı herhangi bir delil bulunmadığı, diğer yandan Türk Ceza Kanunu 257.maddesinde düzenlenen görevi kötüye kullanma suçunun, kamu görevlisinin görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi ve bu davranış nedeniyle, kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına ya da kişilere haksız menfaat sağlanması ile oluştuğu, yargılama konusu eylemin sanığın avukatlık görevinden kaynaklanmadığı, bu nedenle TCK 257. Maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu haliyle yerel mahkeme tarafından isnat olunan suçtan dolayı CMK 223/2-a-e maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı olup, bu aykırılık CMK'nun 303/1-a ve 280/1.fıkrasının "a" bendinin 2.cümlesi uyarınca düzeltilebilecek nitelikte olduğundan istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafinin ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmüş olmakla, sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm fıkrasının TÜMDEN KALDIRILARAK; Yerine "Sanık ... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle CMK'nın 223/2-a-e maddesi gereğince sanığın BERAATİNE," Hükmedilmiştir. Karara karşı katılan vekili temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 5. Ceza Dairesi : 2021/13244 Esas 2024/1815 Karar sayılı ilamında zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE karar verilmiştir. Tanık ... beyanında; "Davalı ... benim halamın oğlu, davacı ... Barik ise benim çocukluk arkadaşımdır, davalı ... İstanbul'da yaşamakta ve çalışmakta idi, Muş'ta bir iş yapacaktı ancak sonradan vazgeçti nedeni ni sorduğumda davacı ...'e 250 bin 300 bin dolar para verdiğini ve geri alamadığı ondan dolayı Muş'taki işten vazgeçtiğini söyledi, davalı ...'un davacı ...'e borç para verdiğini, eş dosttan da duydum ancak paranın verilişine bizzat şahit olmadım, ancak davacı ... benimde bulunduğum bir arkadaş toplantısında davalıya borcu olduğunu söyledi, hatta bu toplantı Muş'ta oldu, bu toplantı sırasında bu alacak verecek meselesi yüzünden davacı ... ile davalı ... kavga ettiler ve olay adliyeye de intikal etti, davalı ... Hukuk Fakültesi mezunu olup hiç bir zaman Avukatlık yapmamıştır, kendisi İstanbul Büyükşehir Belediyesinden iş alarak mütahitlik yapmaktadır. benim bu olayla ilgili bilgim görgüm bundan ibarettir dedi. Hazır olan davalı vekilinin talebi üzerine tanıktan soruldu. Davacı ... ile davalı arasında her hangi bir vekalet ilişkisi olduğunu sanmıyorum, zira davalı ... Avukatlık yapmadığı gibi, davacının Murat Yakışan isminde avukat bir kayınbiraderi vardır. Kayınbiraderi avukatlık işlerine bakmaktadır, ayrıca ... eskiden Muş'ta kantincilik Kayınbiraderi avukatlık işlerine bakmaktadır, ayrıca ... eskiden Muş'ta kantincilik yapardı, İstanbul'a gittikten sonra da Telsim bayisi işletiyordu, çok varlıklı olduğu söylenemez, benim bildiğim 250 bin 300 bin dolar borç verecek durumu yoktur. ... yönünden ise ... İstanbul Büyükşehir Belediyesinden iş aldığığın biliyorum, kendisi ile çok vakit geçirmedim, ancak bana Muş'a gelip oldukça yüksel bedelli bir taşınmaz alacağından bahsetmişti, bende bunun üzerine maddi durumunun iyi olduğunu düşündüm ancak doğrudan başkada bir bilgim yoktur, ayrıca yaklaşık 10 - 12 yıl önce davacı ... Muş'ta bir taşınmaz sattı bana da bu satış bedeli üsünden 35.000 TL vererek davalı ...'a borcum var bunu kendisine ilet diyerek iletmemi istedi, ayrıca yaklaşık 15 yıl kadar önce davacı ... bana ve bir kaç arkadaşımıza beraber iş yapmayı teklif etti, hepimiz aramızda para toplayarak ...'in bize yönlerdiği Habib isimli şahsa teslim ettik, ancak sonradan iş olmadı, zarar ettik, ... ile başkaca bir maddi alışverişimiz olmadı dedi. Beyanı okundu imzası alındı. Tanık ... Muş Asliye Hukuk Mahkemesi ndeki 10.02.2017 tarihli beyanında; Ben davacıyı arkadaşım olması sebebiyle tanırım, iki tarafta eski arkadaşım olur, bana anlatımış olduğunuz olayı anladım, ... işlerini takip etmesi için avukat olan Turguta vekaletname vermişti,, Halil Sarar ve ... tarafından hem davacı hem davalı dolandırıldı, iki tarafta kendilerini dolandıran taraflarla gayet samimiydi, Mevlüt ve Halil borçlu, ... alacaklı olacaklı şekilde meblasını hatırlamadığım bir senet almışlar ben bunu sonradan duydum bunun işlemlerini de ... yapacaktı, daha sonra Mevlüt isimli borçlu ortadan kayboldu, ermenek ilçesine giderek ... ileizini bulduk, ona bu işi çözmesi gerektiğini söyledik, anladıkk ki Mevlüt oradada hoca kılığına girip insanları dolandırmış, daha sonra ... , Cengize karşı icra takibi yaptı işin esasında her ikiside bu işten mağdur oldular ve dolandırıldılar ,... senedi tahsil edemeyince Cengizin cirosu olduğu için iş Cengizin başına kaldı,"Tanık ... Muş 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nde alınan 3.06.2021 tarihli beyanında " Her iki taraf ile yakın arkadaşım, İstanbul'a sık sık gidip geldiğim için olayları çok iyi biliyorum, her ikisi de ...ve Mevlüt adlı kişiler tarafından dolandırıldılar, bir kaç kez ikaz ettik, ancak dinlemediler, ...ve Mevlüt adlı kişilere dışarıdan bir para gelecekti, bunu sebep göstererek ... ve ...'tan sürekli para alıyorlardı, biz vermeyin bunlar dolandırıcı diyorduk ancak dinlemediler, bir süre sonra Halis ve Mevlüt ortalıktan kayboldular, bir süre sonra ... ve ... birbirlerini suçlamaya başladılar, daha öncesinde ..., ..., Halis ve Mevlüt kendi aralarında bir protokol yapmışlardı bu protokole göre gelen paranın büyük bir çoğunluğu ...'a ait olacaktı, daha doğrusu ... ile ... arasındaki hissenin büyük çoğunluğu ...'a ait olacaktı, ben bu protokolü gördüm, dolandırıldıklarını anlayınca Halis ve Mevlüt ile iletişime geçtiler, belli konuşmalar geçmiş, bu şahıslar tekrar ... ile ...'i oyaladılar, bir süre sonra senet verildiğini biliyorum, senedi ... ciroluyor, ...'ta avukatı olduğu için tahsili amacıyla ...'a veriyor, bir süre sonra baktık ki ... Borçlu gösterilmiş, çok kez araya girdik ancak herhangi bir netice alamadık olaylar hakkındaki bilgim budur, ikisi arasında ticari ilişki yoktur, ikisi birden dolandırıcıların eline düştüler, ayrıca bana sorduğunuz 215.000 doları ... ve ... bu dolandırıcılara kaptırmışlar, gerçekte TL olarak bunlara borçlanmışlar, ancak bunu dolara çevirip senet yapmışlar, bunu biliyorum, bu konuşma esnasında onların yanındaydım dedi. Davalı vekilinin talebi üzerine soruldu: iki adet senet verildiğini biliyorum, senetlerin dolu olduğunu gördüm, üç senette olabilir, yanılmıyorsam birisi 200.000 - 250.000 TL arası diğeri de 250.000 TL veya dolardı, benim bilgilerimin çoğu görgüye dayalıdır, Halis ve Mevlüt adlı kişilerle çay bahçesinde oturmuşluğumuz da oldu, senedi daha sonra gördüm, ancak verildiği esnada ben yoktum, ... adlı kişi olayların tam içerisindedir o her şeyi ayrıntısı ile bilir, senetlerin tam olarak ne zaman verildiğini tam olarak bilmiyorum süreç oldukça uzundur, ben sık sık İstanbul'a gidip gelirdim, her ikisinin evinde de kalmışlığım vardır. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir."Tanık ... beyanında "ben her iki tarafı da tanırım yaklaşık 40 yıldır iki tarafı da tanıyorum, davacı ve davalı arasında problemler çıktıktan sonra olaydan bilgi sahibi oldum, benim olaya ilişkin bilgim arkadaşlarımdan duyduklarımdır bunun dışında ... bana bir protokol gösterdi, bildiğim kadarı ile Halit ve Mevlüt isimli kişiler yurt dışından yüklü miktarda para getireceklerdi, ... ve ... da bu kişilere para verdiler, buna karşılık gelen para kendi aralarında bölüşülecekti ancak Mevlüt ve Halit dolandırıcı çıkınca davacı ve davalı arasında sorunlar yaşındı, ... davaya konu senedi Mevlit veya Halit den alıp ... a tahsil için verdi, ... in avukatı idi benim anlattıklarım duyuma ilişkindir , davacı vekilinin talebi üzerine soruldu, davacı ve davalı arasında 250 Bin TL lik ticari ilişki olacak bir durum yoktu, hatta ben o dönem davacıdan 10 bin TL borç istemiştim bana paranın olmadığını söyledi daha sonra senet işini duyunca ben davacıya sitem de bulundum bana para yoktu demiştin diye, davacı da bana o dönem param yoktu dedi, bu derece büyük bir ticari ilişki olmuş olsaydı taraflar arasındaki bu ilişkiyi muhakkak bilirdim çünkü her iki tarafta da ilişkilerim son derece iyiydi, ... ile uzaktan akrabalığımda bulunmaktadır, davalı vekilinin talebi üzerine soruldu, o dönem davacı ile ortak olarak Vodafane Şhop işletiyorduk 2010 yılında burayı kapattık bu iş yerinden zarar ediyorduk, bundan dolayı davacının 250 bin USD hacminde iş yapacak maddi gücü yoktu 2008 ile 2010 yılları arasında inşaat mühendisi olarak çeşitli yerlerde bulundum en son o dönem Karabük de bulundum, davacı vekilinin talebi üzerine soruldu, 2001 yıllarında davalı ile de ortak iş yaptık, bilgi ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum" Tanık Mehmet ... beyanında " ben davacı ... i 38 yıldır tanırım davalıyı ise 41 yıldır tanırım senetler imzalanırken bende tarafların yanındaydım, 250 Bin TL lik senet ...tarafından ... e verildi ... in Muş ilindi 180 Bin TL değerinde bir dükkanı vardı, halis ... e ben senin dükkanının 250 BİN TL YE satın alıyorum sen dükkanı kaça satarsan sat bana parayı getir benim paraya ihtiyacım var ben senin dükkanının 250 bin TL Vereceğim dedi, devam eden süreçte dükkan satılmadı, senedin doldurulduğu an ben ve ... oturduğumuz masada yoktuk kalkıp yeniden geldiğimizde Halis senedi doldurmuştu, diğer senet ise ... ve ..., ...ve ... a dolar ve TL borç veriyorlardı, bir süre sonra ... ve ... vermiş oldukları parayı alamayınca karşılığında senet düzenlendi bu senet verilen tüm paraların karşılığı olarak düzenlendi senedin miktarının 216 bin USD civarında olduğunu hatırlıyorum verilen paranın büyük bir kısmı ... tarafından verilmiştir, taraflar arasında herhangi bir ticari ilişki yoktu, ikinci senet düzenlendiğinde ... e ben hukukçuyum senin bende zaten vekaletnamen var düzenlendiğinde ... e ben hukukçuyum senin bende zaten vekaletnamen var senedi cirolayıp bana ver ben işlem yapacağım dedi , bilgi ve görgüm bundan ibarettir, tanıklık ücreti istemiyorum" dedi beyanı okundu imzası alındı.Davacı vekilinin talebi üzerine soruldu; ben ...ı tanımıyorum o dönem ... in yanında çalışıyordum, Mevlüt aracılığı ...ile tanışıldı, ...yurt dışından para getireceğini ancak bunun için paraya ihtiyacı olduğunu söyledi, ... de bunun için Halise para ödüyordu, bir gün yine halis para istedi ... de para yoktu ... dan 10 bin Dolar istedi ... bu parayı getirdi bana verdi bende Halis e verdim, aralarındaki ilişki bu şekilde başladı bir süre devam etti, ...sürekli para istiyordu, sürekli para ödeniyordu ancak karşılığı gelmeyince işin aslı ortaya çıktı aralarındaki ilişki bozuldu, ..., ... e böyle bir işin varlığından bahsetti bundan sonra ... de para ödemeye başladı, Halil Saral dan alınan senet ona total de verilmiş olan para karşılığı alınmış senettir dedi.Davalı vekillerinin talebi üzerine soruldu ; ... in ... da vekaletnamesi vardı ben bunu biliyordum ... ile b2 3 yıl birlikte çalışktık ben ... den borç para alıp ... a vermedim, her ikisinin arası bozulduğunda boş senet ... den alıp ... a götürdüm, aralarında aracı oldum, hesaplaştıklarında ... in ... a 22 , 23 bin tl borcu kalmıştı, götürdüğüm boş senedi ... biz arkadaşız senede gerek yok diye senedi kabul etmedi, ... Avukat dı, mütehitlik yapıyordu, bayisi vardı ekonomik durumu iyiydi , ... çalıştığı bayi ortalama 10 bin TL nakit ile çeviriyordu dedi,"Tanık ... beyanında "... ve ... benim yakın arkadaşlarımdır, ... beni İstanbul'dan aradı ...'in bana bir çek teslim edeceğini söyledi, 35.000 TL lik bir çeki aldım, yaklaşık 3-5 gün bende kaldı, daha sonra ... beni tekrar aradı dayısının oğlu ...'ın geleceğini çeki ona teslim etmemi söyledi, Ersan çeki aldı, ...'a götürdü diye biliyorum, bana teslim edilen çeki düzenleyen ... miydi hatırlamıyorum, ... bana ...'den alacağı olduğunu, onun için bana çek teslim edeceğini söylemişti, bana sormuş olduğunuz Halis ya da Mevlüt adlı kişileri ben tanımıyorum, diğer olayları da ben bilmiyorum. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti talebim yoktur dedi."TanıK .. . beyanında "Her ikisini yakından tanırım, olayları sonradan öğrendim, bir dolandırıcılık grubu ile tanışmışlar bunlarla sürekli oturup kalkıyorlardı, bir ara ... beni aradı 300 TL var mı diye sordu, gelen şahıslar Halis ve Mevlüt adlı kişiler ve yanlarında iki kişi daha vardı, şahısların takım elbiseli kravatlı olduğunu görünce bu şahıslara para falan vermedim, ... ile ... bu şahıslarla zaman zaman oturup konuşmuşlar, ancak aralarında tam olarak ne yaşanmış bilmiyorum, sonradan duyduğum kadarıyla ... ... 'a vekaletname vermiş, aralarında bir takım problemler olmuş ancak ben bir çok olaya doğrudan şahit değilim, ben ...'in ...'a 25-30.000 TL borçlu olduğunu duydum. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Tanıklık ücreti talebim yoktur dedi."Davacının, ...'ın kendisini zengin olarak tanıttığı, ticari iş yapmak istediğini söylediği, bu durumu ...'a anlattığı ve ... ile davacının bu kişiye verdikleri para karşılığında senet aldıkları ve davacının senedi davalının davacıya "alacaklı sen ol vermeme durumunda avukat olarak ben icraya koyarım" şeklinde söz vermesi üzerine davacının senedi cirolayarak davalıya verdiği, davacı ile davalının uzun süredir arkadaş oldukları, bu nedenle senedin bedelsizliği sebebiyle her iki senedin de davacı ve davalı tarafça dolandırıcılardan alındığını ve bedelsiz olduğunu ileri sürerek açmış olduğu menfi tespit davasında, Mahkemece tanıkların dinlendiği, davacı tarafça her ne kadar tanıkların görgüye dayalı beyan verdikleri istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, davacı tanığı Mehmet'in beyanının içeriğinde aynı zamanda paraların çoğunun ... tarafından verildiğine ilişkin beyanının da bulunduğu ve davacı tanık beyanını destekleyen başkaca tanık beyanı da bulunmadığı beyan içerisinde çelişki bulunduğu, diğer tanıkların beyanlarının ise görgüye dayalı olmakla birlikte birbirini de doğrulamadığı, İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/379 esas, 2020/277 karar sayılı cezaya ilişkin ilamının ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi 2020/54 Esas, 2020/214 Karar sayılı ilamı ile kaldırılarak davalının beraatine karar verildiği, Yargıtay aşamasında düşme kararı verildiği, davacı tarafça ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet hükmünün kesinleştiği ve kesin delil niteliğini kazandığı yönündeki istinaf isteminin İlk Derece Mahkemesince kararın kaldırılıp beraat kararı verilmiş olması nedeniyle davacı lehine delil teşkil edemeyeceği, İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesindeki dava dosyasında ise dolandırıcılık suçundan yargılanan kişinin ...olduğu, davacı, davalı avukatın senetleri tahsil amacıyla aldığını,borçlunun müvekkili değil dolandırıcı ...olduğunu ifade etmiş olduğunu ileri sürmüş ise de ... ile ilgili dolandırıcılık iddiasının bulunmadığı ve tahsil için senet verildiğini kanıtlayan açık ifadelerin de bulunmadığı ayrıca ...'un ifadesinde "senetleri bana verdiğim paralara karşılık ..., Mevlüt ve ...cirolayarak verdiler" diye beyanının da bulunduğu bu durumda davacı tarafından davalıya tahsil amacıyla senedin verildiğine ilişkin yazılı bir delil bulunmadığı, senedin tahsil amacıyla verildiğine ilişkin maddi vakıanın tanık beyanları ile de ispatlanamadığı gerekçesiyle verilen kararda aykırılık bulunmamıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 19/12/2024 tarih ve 2020/648 E., 2024/780 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025