İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 98/... no'lu "..." ibaresini 36. ve 39. sınıflarda tescil ettirerek kullanmaya başladığını, 1998 yılında yapılan tescil başvurusu ile ibarenin 2000 yılında tescil edildiğini, Müvekkilinin "..." ibaresini hem ticaret unva…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/628 Esas KARAR NO : 2025/1236 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 24/01/2023 NUMARASI : 2018/432 E. - 2023/4 K. ASIL DAVA: MARKA HAKKINA TEC. ÖNLENMESİ&TAZMİNAT ve hükümsüzlük KARŞI DAVA : MARKANIN kullanmama nedeniyle iptali İSTİNAF KARAR TARİHİ : 02/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 98/... no'lu "..." ibaresini 36. ve 39. sınıflarda tescil ettirerek kullanmaya başladığını, 1998 yılında yapılan tescil başvurusu ile ibarenin 2000 yılında tescil edildiğini, Müvekkilinin "..." ibaresini hem ticaret unvanında hem de ticari faaliyetlerinde kullandığını, Müvekkili şirketin paket tur şeklinde sunulan hizmetler kapsamında yurt dışından gelen yolcuların Türkiye'de karşılanması, ulaşımı, seyahati gibi alanlarda hizmet vermekte olduğunu, bunun yanında müvekkili firmanın araç hizmetleri de verdiğini, davalı tarafla müvekkilinin aynı alanda faaliyet gösterdiğini, ancak müvekkili bu hizmeti kendi tescilli markası altında vermekte iken davalının "..." ibareli markayı kullanmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Davalının kullanımları araç ve filo kiralama hizmetleri alanında olmasına rağmen bu sınıfta tescilli bir markasının bulunmadığını, araç kiralama hizmetlerinin 39. sınıfta tescilli olduğunu, müvekkiline ait markanın da bu sınıfta tescilli olarak korunduğunu, müvekkilinin turizm sektöründe ve paket tur satışı alanında kesintisiz olarak araç kiralama hizmeti verdiğini, Tüm bu sebeplerle davalı kullanımlarının, müvekkiline ait tescilli 98/... numaralı markaya tecavüz teşkil ettiğini, Davalının "..." ibareli markasını ise 43. sınıfta tescil ettirdiğini, ayrıca davalının "....com.tr" uzantılı alan adı altında araç kiralama hizmeti vermekte olduğunu, Davalının, müvekkilinin tescilli markasını haksız ve hukuka aykırı olarak kullandığını, ayrıca davalının tescilli ... no'lu markasını tescil edildiği 43. sınıfta kullanmadığını, ileri sürerek müvekkilinin 98/... no'lu tescilli markasına vaki tecavüzün tespitini, önlenmesini, ref'ini ve davalı adına tescilli ... numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı -karşı davacı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; Her ne kadar davacı/karşı davalı A sınıfı yetkili acente belgesi olduğunu ileri sürmekte ise de A sınıfı yetkili acente belgesi ile davacının otel işletme veya araç kiralama işi yapamayacağını, Davacı/karşı davalı yanın hiçbir tarihte hava-kara-deniz yolcu taşıma faaliyetinde bulunmadığını, bu konuda kesinleşmiş Istanbul 1. FSHHM 2008/163 E. 2009/201 K sayılı mahkeme kararının bulunduğunu, Davacı/karşı davalı markasının deniz taşımacılığı ve hava kargo hizmetleri faaliyetleri bakımından kısmen iptal edildiğini, Davacı karşı davalı yanın mahkeme kararıyla da tespit edildiği üzere hiçbir tarihte otel işletmediğini veya oto kiralama işi yapmadığını, davacı karşı davalının sadece paket tur satış yaptığını, Müvekkili şirketin ....com.tr” uzantılı alan adını 2005 yılında aldığını, müvekkilinin 1994 yılından beri aktif olarak araç kiralama işi yaptığını, buna karşılık davacı/karşı davalı yanın kullandığı "comettour" uzantılı alan adının ise 2016 yılında alındığını, Davacı karşı davalı yanın delil olarak dayandığı kendi internet sitesinde dahi 98/... nolu tescilli markadan farklı bir marka kullanıldığını, Davacı karşı davalının kullanımlarının 98/... no'lu markadan tamamen farklı olduğunu Müvekkili şirketin kuruluşundan beri araç kiralama faaliyetlerinde "..." ibaresini kullandığını ve "... oto kiralama" ibaresini TTSG'de 08.06.1995 tarihinde tescil ve ilan ettirdiğini, bu ibarenin müvekkilinin işletme adı olduğunu, Davacı/karşı davalının markasına tecavüzün söz konusu olmadığını, taraf markaları arasında iltibas riskinin bulunmadığını, Davaya konu markaların farklı mal ve hizmet sınıflarında tescilli olduğunu, Davacı karşı davalının tazminat taleplerinin haksız olduğunu, tüm tazminat taleplerinin zaman aşımına uğradığını ve zamanaşımı definin ileri sürüldüğünü, Müvekkilinin 1994 yılından beri havalimanları dahil olmak üzere 9 ayrı şubesinin, 895 adet aracının olduğunu, Türkiye'nin 106 ayrı noktasında araç teslim hizmeti verdiğini, Müvekkilinin "... oto kiralama” tescilsiz markası üzerinde üstün hak sahibi olduğunu ileri sürerek asıl davanın reddini, karşı davanın kabulünü, davacı/karşı davalının 98/... nolu ...+şekil markasının "kara ve deniz araçlarının kiralanması (oto kiralama) hizmetleri" yönünden iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Toplanan deliller, marka tescil belgeleri, marke devir belgesi, ticari sicil kayıtları, kullanmamaya dayalı iptal davası kapsamında sunulan fatura ve irsaliyeler, Hükme dayanak yapılan HMK 266 madde kapsamında denetim ve hüküm kurmaya elverişli; marka hukuk ilkelerine göre hazırlanan ve dosyadaki deliller ile uyumlu Bilirkişiler ... tarafından düzenlenen 25/05/2021 havale tarihli bilirkişi raporları kapsamı gözetildiğinde sübut bulmayan asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine" karar verilmiştir. Davacı/Karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -kullanmama nedeniyle iptal yönünden, müvekkilinin davaya konu markasını, tescilli olduğu sınıflarda ve araç kiralama hizmetlerinde, Türkiye'de ciddi bir biçimde kullanmakta olduğunun dosyada alınan 3 kök rapor, 2 ek raporda da sabit olduğunu, müvekkilinin ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme akabinde davaya konu markayı araç kiralama hizmetlerinde ciddi düzeyde kullandığının tespit edildiğini, bu yönden kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, -Asıl davada marka hükümsüzlüğü yönünden, müvekkiline ait 98/... numaralı "... şekil" ibareli marka ile davalı/karşı davacıya ait ... numaralı "..." ibareli markalar arasında görsel yönden yapılan incelemede dosyada alınan tüm raporlarda 3 kök rapor ve 2 ek raporda da taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu görüşü kabul edildiğini, dosyada alınan birinci ve üçüncü kök raporda ve üçüncü raporun iki ek raporunda ise 39 ve 43. sınıf hizmetlerin karşılaştırılmasında "geçici konaklama" hizmeti yönünden hükümsüzlük koşullarının oluştuğu görüşü kabul edildiğini, 24.05.2021 Tarihli Bilirkişi Heyeti Raporunda hükümsüzlük ve tecavüze ilişkin hatalı, eksik inceleme ve değerlendirmeler yer aldığını, "geçici konaklama" hizmetleri olmak üzere söz konusu tescilin kötü niyetli olduğu da gözetilerek kötü niyetin bölünmezliği prensibi gereği tescil edildiği tüm 43. Sınıf hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin markasının tescilli olduğu "Seyahat düzenleme hizmetleri, tur düzenleme, turistik amaçlı geziler, seyahat edenlere refakat, seyahat rezervasyonları, yolcu taşımacılığı" hizmetleri ile davalı/karşı davacının markasında yer alan "geçici konaklama hizmetleri" birbiri ile yakın ilişkili, benzer hizmetler olduğunu evveliyetle kabul etmek gerektiğini, uyuşmazlığa konu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluştuğunun kabul edilmesi gerektiğini, hükümsüzlük taleplerinin tüm 43. sınıf hizmetlerde, taleplerinin kabul edilmemesi halinde müvekkilinin tescilli markası ile benzer/yakın ilişkili görülen "geçici konaklama" hizmetleri yönünden hükümsüzlüğüne ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesi gerektiğini, -Asıl davada marka tecavüz talebi yönünden, dosyada alınan üç farklı bilirkişi heyeti raporu içerisinde tamamen hatalı tespit ve değerlendirmeleri içeren 24.05.2021 Tarihli Bilirkişi Heyeti Raporu'nun hükme esas alındığını ve bunun sonucunda hukuka aykırı şekilde asıl davanın reddine karar verildiğini, raporda davalı/karşı davacı tarafın ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan yılının 1995 olduğu ve bu nedenle müvekkilinin 98/... numaralı "... şekil" ibareli markasının başvuru tarihi olan 1998 yılından önce olması sebebiyle davalı/karşı davacının araç kiralama hizmetlerinde üstün hak sahibi olduğu ve kullanımlarının hukuka uygun olduğu belirtilmiş ise de, müvekkil şirketin İTO kaydına göre değerlendirme yapılacak olsa dahi 09.01.1995 odaya kayıt tarihi davalı şirketin işletme adının tescil ve ilan tarihi olan 17.05.1995'ten önceki tarihli olduğunu, 1988 yılında Atina Eksarihidis tarafından ''... Turizm Otelcilik A.Ş." olarak kurulan şirketin, 1994 yılında hisse senedinin devri yolu ile ve TTK ilgili hükümler uyarınca şirket ticaret ünvanı ile beraber tüm hak ve borçları ile beraber müvekkiline intikal ettiğini, müvekkili şirketin kuruluşunun 1988 yılı değil de, yalnızca ... TURİZM DIŞ TİC. LTD. ŞTİ.'nin odaya kayıt tarihi olan 09.01.1995 tarihi dikkate alınsa dahi davalı/karşı davacı ... firmasının "... Oto Kiralama" işletme adını tescil ve ilan ettirdiği tarih 17.05.1995 olduğundan her halükarda müvekkili şirketin öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkili şirketin yalnızca marka başvuru tarihine bakılıp, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kararında ise müvekkiline ait 06.10.1988 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi göz ardı edilerek yalnızca müvekkili şirketin odaya kayıt tarihine yer verilmesine ve söz konusu tarihin dahi, davalı/karşı davacının işletme adını kayıt tarihinden önceki tarihli olmasına rağmen, davalı/karşı davacının ticaret sicil gazetesi ilan yılının 1995 olduğu gerekçesiyle araç kiralama hizmetlerinde üstün hak sahibi olduğu kabul edilerek tecavüz taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili şirketin ticaret sicil gazetesinde tescil ve ilan yılının 1988 yılında olduğuna hiçbir şekilde yer verilmeden hatalı ve hukuka aykırı şekilde davalı/karşı davacı tarafın üstün hak sahibi olduğu kabul edildiğinden, www...com.tr alan adı kapsamında araç kiralama hizmetlerinde yer alan kullanımlarının da gerçek hak sahipliği nedeniyle tecavüz teşkil etmediğinin belirtildiğini, bu nedenlerle asıl davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, -22.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili davacı/karşı davalının SMK m. 151/2-(b) "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç” seçimlik hakkı tercihine göre, talep edebileceği maddi tazminat miktarı 303.552,89-TL olarak hesap edilmiş olduğundan maddi tazminat taleplerinin arttırıldığını ayrıca 1000 TL manevi tazminat talepleri de bulunduğunu kararının kaldırılarak, yapılacak istinaf incelemesi sonucu asıl davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı/Karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili şirketin "23.12.1994" yılında ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. unvanıyla kurulduğunu, ticari sicil gazetesi kayıtlarına göre "17.05.1995" tarihinde ise “... Oto Kiralama” işletme adını Türkiye Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan ettirdiğini, Davacı-karşı davalının ise 9.1.1995 tarihinde ... TURİZM DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ. unvanıyla yolcu taşımacılığı ve seyahat acenteliği meslek grubunda odaya kayıt edildiğini, A yetkili acente sınıfına kayıtlı olduğunu, Davacı/karşı davalı taraf hiçbir tarihte hava-kara-deniz yolcu taşıma faaliyetinde bulunmadığını bu nedenle markalarının bu sınıflarda kesinleşmiş İstanbul 1. FSHHM 2008/163 E. 2009/201 K. Sayılı 8.10.2009 tarihli mahkeme ilamı gereği terkin edildiğini, Müvekkil şirketin oto kiralama faaliyetinde kuruluşu olan 1994 yılından beri “...” adını kullandığını ve Türk Ticaret Kanunu'nun şirketlere tanıdığı işletme adı olarak “... OTO KİRALAMA” markasını TTSG. 8.6.1995 tarih ve 3802 sayılı ilanı ile tescil ve ilan ettirdiğini, Davalı/karşı davacı müvekkilinin “....com.tr” domain adını “19.04.2005”’ tarihinde aldığını, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi tarafından davacı ... Turizm ve Denizcilik Tic. ve San. A.Ş.'nin talebi doğrultusunda, davalı-karşı davacı adına kayıtlı olan 98/... nolu markanın deniz taşımacılığı ve hava kargo hizmetleri açısından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verildiğini, 2008/163 E. 2009/201 K. Sayılı 08.10.2009 tarihli ilamı 30.12.2009 tarihinde kesinleştiğini, -Davacı/karşı davalının yasanın aradığı markanın etkin kullanım şartını karşılayamadığını, müvekkili şirketin, "22.12.1994" yılında ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ticaret unvanıyla kurulduğunu, "17.05.1995" tarihinde ise “... Oto Kiralama” “işletme adını” Türkiye Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan ettirdiğini,29.12.1994 tarihli T. Ticaret Sicil Gazetesinde "Her türlü Kara Hava ve deniz nakil vasıtalarını kiraya almak ve vermek rent a car (oto kiralama) faaliyetlerinde bulunmak, otel motel pansiyon restaurant açarak faaliyetlerde bulunmak üzere" kurulmuş olduğunu, dosyada mevcut 2013-2014-2015-2016-2017 ve 2018 dönemlerine ait fatura incelemelerinde davacı k.davalı şirketin ise 2018'e ait ( 2018 davanın açıldığı yıl olduğundan dava açılıncaya kadar gerçekte hiç rent a car faturası olmadığını ) sadece 3 adet faturada "rent a car" veya "araç kiralama" ibareli açıklama bulunduğunu, davacı/k.davalı şirketin de kiraya verebileceği hiç aracı olmadığını, Davacı/k.davalı şirketin rent a car alanında markayı etkin kullanmadığını, müvekkili şirketin kullanmakta olduğu markayı rent a car sektöründe maruf hale getirdiğini, davacı-karşı davalının ise Balkan ülkesinde anlaşmalı olduğu tur operatörlerine "paket tur" satışı yapan turizm acentesi olduğunu, Davacı/karşı davalının davayı açtığı 2018 yılında, beri 2017 yılında kesildiği iddia edilen ve içinde rent a car ifadesi yer aldığı söylenen, toplamda 3 adet rent a car faturası olduğunun raporda belirtildiğini, Davacı-karşı davalının kiraya verebileceği adına kayıtlı tek bir aracı yokken, müvekkili şirket adına kayıtlı rent a car işinde kullanılan 895 adet araç mevcut olduğunu, davacının hiçbir tarihte KABİS kaydı bulunmadığını, davacı-karşı davalının dava tarihinde kestiği 3 fatura ile markasını rent a car sektöründe etkin kullandığından bahsedilemeyeceğini, 16.08.2022 tarihli Bilirkişi Heyetinin 2. raporunda hatalı değerlendirmelere yer verildiğini, dosyada davacı/k.davalının Kabis sistemine kaydolmadan rent a car işi yaptığı için Para Cezası kesildiğine dair ne bir iddia ne de bir delil olduğunu, Bilirkişinin taraflı ve yetkisini aşan, dosya kapsamı ile tümüyle uyumsuz ve hukuken kabulü imkansız bir açıklamada bulunduğunu, yasal yükümlülük olarak aranan KABİS kaydının yapılmamasına hukuki sonuç bağlanamayacağını, rent a car faaliyetini ortaya koyan hiç bir yasal delil bulunmadığı halde KABİS'e kaydolmadan faaliyette bulunmuştur tespiti yapılamayacağını, KABİS'e üye olmak, yasal olarak rent a car faaliyeti yürütmenin olmazsa olmaz şartı olduğunu, davacı tarafın, hiçbir şekilde rent a car faaliyeti yürüttüğünü ispat edemediğini, rent a car faaliyetlerine yönelik hiçbir alt kira anlamına gelen kiralama hizmetinin kiralayıcısı olduğu sözleşmeyi de dosyaya sunamadığını, İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü'nün 29.10.2020 tarihli davacı/karşı davalının KABİS'e kayıtlı hiçbir araç kiralama kaydının bulunmadığına dair cevabi tespit yazısı ile, davacının rent a car işi yapmadığı ve daha da önemlisi yapmaya hakkının da bulunmadığı açıkça dosyada ispatlanmış durumda olduğunu, Rent a car işi ile paket tur acenteliğinin birbiri ile ilgili veya aynı kabul edilecek sektörler kesinlikle olmadığını, biri konaklama, turistik gezi vb. sebeplerle paket tur pazarlama /satış faaliyetine ilişkin; bir diğeri ise motorlu aracın saatlik, günlük, aylık veya uzun süreli 3.şahıslara kiraya verilmesine yönelik olduğunu, Davacı/karşı davalının dosyaya hiçbir şekilde rent a car faaliyeti yürütmeye uygun, sahip olduğu araç envanterini gösterir portföyü sunmadığını, Davacı/karşı davalının markanın ilgili faaliyet kapsamında somut, elle tutulur ve inandırıcı delil sunamadığını,-davacı-karşı davalının 2009 yılındaki İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararın huzurda görülen davayla ilgilisi olmadığını iddia etse de bu kararın açıkça davacı-karşı davalının oto kiralama faaliyetinde bulunmadığının kesin delili olduğunu, mahkemece davacı karşı davalının fatura ve ticari kayıtları araştırıldığını bunlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırıldığını ve davacı karşı davalının faaliyet alanı kesinleşen ilam ile açıkça tespit edildiğini, Davacı karşı davalının faaliyet alanında oto kiralama veya otelcilik işi bulunmadığını, 8.10.2009 tarihli 2008/163 E., 2009/201 K. sayılı ilamında mahkeme tarafından “davalı markasını kullandığını savunmuşsa da ticari defter ve kayıtları üzerinde yaptırılan inceleme sonucu hazırlanan raporda defter kayıtlarında tur organizasyonları, uçak biletleri satışları, gemi turlarına ilişkin faturalar tespit edildiği belirtilerek faturalar rapor ekinde sunulmuştur. Tüm faturalar yurtiçi-yurtdışı tur, gemi gezisi, uçak biletlerine ilişkindir. Bu hizmetler ise tescilli marka kapsamında tur düzenleme, turistlik amaçlı geziler, seyahat, düzenleme hizmetleri şeklinde belirtilen hizmetlere ilişkindir.” denildiğini, mahkemenin, davacı-karşı davalının yalnızca deniz taşımacılığı ve hava kargo hizmetleri sınıfında faaliyet göstermediğini değil, aynı zamanda sadece “tescilli marka kapsamında tur düzenleme, turistlik amaçlı geziler, seyahat, düzenleme hizmetleri şeklinde belirtilen hizmetlere ilişkin” faaliyetinin bulunduğunu maddi vaka olarak kesin şekilde tespit ettiğini, bu tespitin davacı-karşı davalının oto kiralama alanlarında da faaliyette bulunmadığının açık ve kesin mahiyette tespitine dair olduğunu, bu maddi gerçekler üzerine verilen kararın kesinleştiğini, rent a car işi ile iştigal etmeyen davacı-karşı davalının iltibas iddiasının maddi gerçekte karşılığı bulunmadığı gibi yasal karşılığı da olmadığını, -iltibas iddialarına ilişkin olarak müvekkili şirketin yürüttüğü oto kiralama (rent a car) faaliyeti ile davacı/davalı şirketin işletmesini -olmayan- faaliyetlerinin karıştırılmasının imkanı olmadığını, davacı/davalı tarafın rent a car sektörüne dair faaliyette bulunmadığını, her ne kadar hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da markaların karıştırılma ihtimaline açıkça yer verilerek bu yönde hukuka aykırı biçimde bilirkişi görüşü açıklanmış olsa da hükümde müvekkili şirketin faaliyetlerini yürüttüğü sınıf ile davacı/karşı davalının faaliyetlerini yürüttüğü sınıfların farklı olduğununu belirtildiğini, müvekkilinin 43. Sınıfta, davacı/karşı davalı tarafın ise 36. ve 39. Sınıfta hizmet verdiğini, asıl dava hakkında verilmiş olan red kararının bu haliyle de onanması gerektiğini, -Maddi ve manevi tazminat iddialarına ilişkin 2015 yılı defterinin ticari davalarda şirket lehine delil teşkil edilemeyeceğinin ayrıca raporda belirtildiğini, raporlarda müvekkilinin araç kira bedelleri üzerinden toplam satış karının 303.552,89-TL olduğuna kanaat getirdiğini, 05.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda 180.361,65-TL kârı olduğu ileri sürüldüğünü, hükümde yer verilen 22.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda da 34 adet faturanın sayısı 3 adet faturaya düşürüldüğünü, bilirkişi heyetinin "rent a car" veya "araç kiralama" ibareli açıklama bulunan 3 adet faturayı ve "land service" "transfer" gibi diğer faaliyetlerin görüldüğü faturaların sayısını belirtmediğini, görüntülerine yer vermediğini, 14.06.2021 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde faturalara itiraz ettiklerini, davacı- karşı davalı ticari defterlerinin 2015 yılı kapanış tasdiki bulunmadığından davacı lehine delil olamayacağını, raporda rent a car işinin delili olarak belirtilen 34 adet faturada yer alan "açıklamalar" her iki bilirkişi raporunda da farklı bildirildiğini, bu çelişkinin nereden kaynaklandığı ve neden bilirkişilerin aynı faturalar hakkında birbirinden tamamen farklı "açıklamalara" yer verdiğinin de tümüyle şüpheli bir durum olduğunu, hiç birisinin rent a car faturası olmadığını, Faturada yazdığı iddia edilen İngilizce açıklama ile bilirkişi raporlarına alınan Türkçe açıklamalar birbirine uyumsuz olduğu gibi, parantez içerisindeki açıklamalar, verilen hizmetin, davacının başka turizm acentelerinin belirlediği gruplara paket tur satışı, bu grupların bu paket turda alan-otel-alan arasındaki transferleri ve şehiriçi/şehirdışı turları/taşımacılığı yani bildiğiniz paket tur işi olduğunu ortaya koyduğunu, Faturalar dosyaya ibraz edilmediğinden tüm itiraz haklarının saklı tutulduğunu, sektörden olmayan bilirkişilerin verdiği yasaya aykırı rapor üzerinden tekrarlan ek raporlar da yasaya ve gerçeklere aykırı olduğunu, kararda yer alan "karşı davanın reddine" kısmın kaldırılarak, haklı karşı davaları olan hükümsüzlük taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı/Karşı davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı-karşı davalının dava tarihinde kestiği 3 fatura ile markasını rent a car sektöründe etkin kullandığından bahsetmenin imkansız olduğunu, bu hususta verilen hiç bir raporun denetim ve Yargıtay Kritelerine uygun olmadığını ve içeriğinde sadece alan transferi, şehir içi turu gibi faaliyet içeren Rent A Car işi ile farklı bir hizmet türüne dair faturalar olduğunu, "rent a car faaliyetini yapabilmek için zorunlu olan gider kalemlerine" dair hiçbir delil sunulamaması, incelendiği iddia edilen kayıtlarda bu hususta hiç bir tespitte bulunulmamış olması, davacı-karşı davalıya ait rent a car alanında faaliyetin bulunmadığını, bu alanda "etkin ve yeterli marka kullanımı" bulunduğunu ispata yarar hiçbir delile ulaşılmamış olması karşısında "hükümsüzlük" davalarının reddinin yasaya da dosya kapsamına da aykırı olduğunu, Asıl davada marka hükümsüzlük talebinin yasaya uygun şekilde reddi yönünden raporda belirtilen görsel benzerlik olduğu hususlarına katılamadıklarını ancak müvekkili şirketin faaliyetlerini yürüttüğü sınıf ile davacı/karşı davalının faaliyetlerini yürüttüğü sınıfların farklı olduğunu, faaliyet sınıflarının farklı olması, iltibas ihtimalini ortadan kaldıran bir durum olduğunu, Davacı/karşı davalı dilekçesinde dayanılan kararlarda, karara konu markaların tescil edildiği alanlar arasında birbiri ile yakın ilişkinin var olduğu kabulü ile hareket edildiği görüldüğünü ancak huzurdaki dava yönünden bu şartın gerçekleşmediğini, tecavüz iddiasına ilişkin olarak Davacı/karşı davalının 1988 yılında kurulduğunu iddia ettiği ''... Turizm Otelcilik A.Ş." isimli şirketin davada taraf olmadığını, davada taraf olan şirketin "... Turizm Dış Tic. LTD. ŞTİ." olduğunu, 1988 yılında kurulduğu iddia edilen ''... Turizm Otelcilik A.Ş." isimli şirketin davaya konu marka üzerinde de hak sahibi olmadığını, Davacının, 15.11.2022 tarihli duruşmada ıslah talebinde bulunacağını beyan ettiğini, HMK m.181 hükmü gereği kısmen ıslaha başvuran tarafın, ıslah ettiği usul işlemini yapması için bir haftalık süresi bulunduğunu, Davacı/karşı davalının, ıslah dilekçesini dosyaya sunması için son gün 22.11.2022 olduğunu, ancak davacı/karşı davalı ıslah dilekçesini 24.11.2022 tarihinde sunduğunu, bu nedenle süresi içinde ıslah talebinde bulunulmadığından ıslahın hiç yapılmamış sayılması hukuka uygun olduğunu, Davacı karşı davalının haksız ve yasaya aykırı taleplerinin tümüyle reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Asıl dava; davacıya ait 98/... numaralı "... ŞEKİL" markasına davalı yanca gerçekleştirilen marka hakkını ihlalin tespiti, durdurulması, önlenmesi, davalı/karşı davacının ... tescil nolu "CLUB ... HOTEL APART" markasının hükümsüzlüğü, şimdilik 1.000 TL maddi, ( davacı 24.11.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini 303,552.89 TL olarak talep etmiştir) ve 1.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili, Karşı dava; 98/... nolu markanın 39.sınıf için kullanmama nedeniyle kısmi olarak iptali istemiyle açılmış bir davadır. Türk Patent ve marka kurumundan marka tescil belgeleri celp edilmiştir. Marka tescil belgeleri incelendiğinde; Davacı/karşı davalının 98/... no'lu tescilli markası 36 ve 39.sınıflarda ilk kez 24.9.1998 tarihinde tescil edilmiş olup, markanın beyaz zemin üzerinde koordinat haritası benzeri dairesel bir şekil yer alan, onun üzerinde çerçevesi lacivert turuncu renkte bir yıldız ve onun önünde ise lacivert renkte çapraz şekilde ... kelimesi ile oluşturulmuş bir şekil markası olduğu anlaşılmaktadır. Davalı/karşı davacının hükümsüzlüğü talep edilen ... no'lu markanın ise 43. Sınıf için 16.1.2015 tarihinde tescil edildiği ve markanın beyaz zemin üzerinde, merkezinde lacivert renkte “...” ibaresi yazılı, “O" harfi kırmızı renkte, C harfinin ortasında küçük punto ile “CLUB” kelimesi yazılı ve ... ibaresinin sağ alt köşesinde küçük puntolu “HOTEL & APART" ifadesi yer alan kompozisyon ile oluşturulduğu ve bir şekil markası olduğu anlaşılmıştır. Markaların Tescilli oldukları emtia sınıfı yönünden; davacı/karşı davalının 98/... nolu markası, 36. ve 39. sınıflarda (deniz sigortası acenteliği ile kara ve hava taşıma hizmetlerinde ) tescilli iken; davalı/karşı davacının hükümsüzlüğü talep edilen 2015/4093862 no'lu markası 43. sınıfta (yiyecek ve içecek hizmetlerinin sağlanması hizmetleri, geçici konaklama hizmetleri gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri kapsamında) tescilli olduğu anlaşılmıştır,.Davalı/karşı davacının "23.12.1994" yılında ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ticaret unvanıyla kurulmuştur. Davalı/karşı davacı tarafından sunulan ticari sicil gazetesi ve uyaptan alınan ticari sicil kayıtlarına göre "17.05.1995" tarihinde ise “... Oto Kiralama” “işletme adını” Türkiye Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan ettirmiştir. 29.12.1994 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği üzere "Her türlü Kara Hava ve deniz NAKİL VASITALARINI KİRAYA ALMAK VE VERMEK RENT A CAR (OTO KİRALAMA) faaliyetlerinde bulunmak, otel motel pansiyon restaurant açarak faaliyetlerde bulunmak üzere kurulduğu anlaşılmaktadır. Davalı-karşı davalı ise 9.1.1995 tarihinde ... TURİZM DIŞ TİCARET LTD. ŞTİ. Unvanıyla yolcu taşımacılığı ve seyahat acenteliği meslek grubunda odaya kayıt edildiği anlaşılmıştır.Bilirkişiler ...06/02/2020 havale tarihli bilirkişi raporlarında; ASIL DAVA AÇISINDAN, Davacı-karşı davalı adına 98/... no ile ... şekil tescilli markası ile davalı karşı davacı adına ... no ile tescilli ... şekil markasının asli unsurlarının ... ibaresi olduğu, markaların ve kullanımların birebir aynı olmadığı, görsel farklılıkların bulunduğu, ama bu farklılıkların markaları birbirinden uzaklaştırmaya yetmediği, görsel ve fonetik açıdan markaların benzer olduğu, Markaların tescilleri kapsamında yer alan hizmetler karşılaştırıldığında Davalı-Karşı Davacının ... nolu markasının 43.sınıfta yer alan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri Geçici konaklama hizmetleri, Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetler” için tescil edilmiş olduğu, Davacı-Karşı Davalı adına tescilli markası kapsamında yer alan “seyahat düzenleme hizmetleri, tur düzenleme, turistlik amaçlı geziler, seyahat edenlere refakat, seyahat rezervasyonları , yolcu taşımacılığı” hizmetleri ile davalı-karşı davacı ya ait ... markası kapsamında yer alan ile “geçici konaklama hizmetleri'nin benzer hizmetleri olduğu, birbiri ile ilgili olduğu, bu nedenle söz konusu hizmetler açısından bu hizmetlerin orta halli tüketiciye hitap ettiği, orta düzeydeki tüketicinin dikkat seviyesi göz önüne alındığında İltibasa düşme ihtimalinin olduğu dolayısıyla, markasının 43.sınıfta yer alan “ Geçici konaklama hizmetleri” açısından hükümsüzlük koşullarının oluştuğu , Davalı karşı davacı adına ... no ile tescilli markasının tescil kapsamı içinde araç kiralama hizmetleri bulunmadığı, buna rağmen davalı-karşı davacının www...com.tr isimli web sitesinde ... ibaresini markasal olarak marka tescil kapsamının dışında dava davacı-karşı davalının tescilli markası kapsamında kullandığı, söz konusu hizmetlerin orta halli tüketiciye hitap ettiği, orta düzeydeki tüketicinin dikkat seviyesinin göz önüne alındığından iltibasa düşme ihtimalinin olduğu bu kullanımın marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, Davacı-Karşı davalının maddi ve manevi tazminat talep etme koşullarının oluştuğu, KARŞI DAVA AÇISINDAN; Davacı-karşı davalının ... ibaresini 39, Sınıfta yer alan “Kara, hava taşımacılığı; seyahat düzenleme hizmetleri: Araba taşımacılığı, tur düzenleme, turistlik amaçlı geziler, yolcu taşımacılığı, tramvay taşımacılığı, zırhlı araba taşımacılığı, seyahat edenlere refakat, seyahat rezervasyonları, kılavuzluk hizmetleri araba kiralama, at kiralama, yolcu kiralama, tekne barındırma hizmetleri , şöförlük hizmetleri" için ilk ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren ve gerçek hak sahibi olduğu, Davacı-karşı davalı adına 98/... no ile tescil edilmiş olan ... markası 27/09/2000 tarihinde tescil edilmiş olup dava tarihi 10/10/2018 itibariyle tescil tarihinden 5 yıllık süre içinde davacı karşı davvalının ... markasını söz konusu hizmetlerde ve özellikle ARAÇ KİRALAMA HİZMETLERİNDE ciddi olarak kullandığının tespit edilmiş olduğu, SMK.nun 9 ,maddesi uyarınca bu hizmetler açısından iptal koşullarının oluşmamış olduğu, görüş ve kanaatine varıldığı anlaşılmıştır. Bilirkişiler ... 25/05/2021 havale tarihli bilirkişi raporlarında; Karşı dava bakımından, davacı/karşı davalının 98/... no'lu, markasının iptali şartlarının oluşmadığı, asıl dava bakımından davacı/karşı davalının hükümsüzlüğü talep edilen ... no'lu markasının hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, Davalı/karşı davacının https://www...com.tr şeklindeki kullanımlarının, araç kiralama hizmetleri kapsamında kullanılmasının hukuka uygun olduğu, Davalı/karşı davacının tescilli olmayan ... şeklindeki kullanımlarının, “...” esas unburu değişmeden gerçekleştirilen, tescilli ... no'lu markasının kullanımı niteliğinde olduğu, Dolayısıyla somut olayda hem karşı davanın hem de esas davanın reddinin gerektiği, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde, maddi tazminatın 180.361,65 TL olabileceğini, ancak, dava konusu markanın araç kiralama faaliyetinde kullanımının hesap edilen kara etkisini tespit edilmesinin mümkün olmadığını, Davacı/karşı davalının uğradığı manevi zararı gösteren bir emare dosyada mevcut olmadığından manevi tazimat bakımından değerlendirme yapma keyfiyetinin Mahkemeye ait olduğu bildirilmiştir.Bilirkişiler ..., ..., ..., 23/09/2021 havale tarihli bilirkişi raporlarında; Davacı/karşı davalının 98/... nolu ...+şekil markasının başvuru tarihi 24.09.1998 olduğu aynı yıl içerisinde marka ilan bülteninde yayınlandığı ve 27.09.2000 tarihinde tescil edildiği, davalı/karşı davacının, davacı/karşı davalı birbiri ile ilişkili sektörlerde iştirak ediyor olması ve basiretli bir tacir hareket etme yükümlülüğü bağlamında da 98/... nolu ...+şekil markasından haberdar olmaması mümkün olmadığı ve karşı dava tarihinin 21.11.2018 olduğu görüldüğünden başvurudan 10 yıl ve tescilden ise 8 yıl sonra dava açıldığı bu geçen süre açısından SMK mad.25/5 hükmündeki 5 yıl süre ve TMK mad.2 bakımından davalı/karşı davacının sessiz kalma nedeniyle gerçek hak sahipliği yönünde hükümsüzlük talebinde bulunamayacağı, sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde,davalı-karşı davacının ... OTO KİRALAMA” markasını TTSG 8.6.1995 tarih 3802 sayılı ilanı ile tescil ve ilanıyla davacı/karşı davalıya ait “98/... numaralı, ..." ibareli markadan önce kullanılmış olması tek başına gerçek hak sahipliğine yönelik yeterli olmayacağı, dosyada ayrıca davalı-karşı davacının yapılan yatırımlar ile tüketici nezdinde “...” ibaresine araba kiralama alanında belli bir ayırt edicilik kazandırdığı ve gerçek hak sahipliğine yönelik başka delil olmadığı, Davacı/Karşı Davalı ... Turizm Ltd. Şti.’ nin 98/... ... şekil nolu marka tescilinde olduğu gibi faturalar üzerinde de bu şekil ibareli markasını kullandığı, yapılan mali incelemede dosyadaki 2013-2014-2015-2016-2017-2018 dönemlerine ait fatura fotokopileri incelemelerinde 3 adet faturada “Rent a car” veya “araç kiralama” ibareli açıklama bulunduğunu, diğer faturalarda görülen “Land Service”, “Transfer” gibi yapılan faaliyetlerin ise kara taşımacılığına ilişkin olduğu ve bu hizmetin araba kiralama +şoför hizmetini de kendi içerisinde kapsıyor oluşu noktasında benzer olduğu ve bu kullanımların ciddi kullanım oluşturması bakımından iptaline yer olmadığını, Davacı/karşı davalının 98/... başvuru nolu ...+ markasının 39 sınıfta tescilli olduğu kara, hava taşımacılığı; seyahat düzenleme hizmetleri tur düzenleme, turistlik amaçlı geziler” hizmetlerinin davalı/karşı davacının ... başvuru nolu ... + markasının 43. Sınıfta tescili olduğu geçici konaklama hizmetleri ile sektörel bazda ilintili olduğu ve bu benzerlik nedeniyle uzmanlık/ihtisas sahibi bir tüketici grubu olmayan ortalama tüketici nezdinde bütünsel açıdan esaslı-dikkat çekici unsurları olan ... ibaresinin aynı olması nedeniyle yalnızca yan unsur ile şekilsel farklılığın yeterli olmayacağı ve iki markanın da aynı işletme veya ekonomik/hukuki bir ilişki içinde olan işletmelerin hizmetleri olduğunu düşünebileceklerinden karıştırılma ihtimali olduğu, Davalı/karşı davacının ... başvuru nolu markasının 43. Sınıfta tescilli olduğu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri” açısından ise böyle bir benzerlik bulunmadığın karıştırılma ihtimali olası olmadığı, Davalı-karşı davacının internet üzerindeki kullanımları ile dacanın dosyaya sunduğu diğer kullanımlar, davacı/karşı davalının 98/... nolu ...+ markası karşılaştırıldığında esaslı unsurların hepsinde “...” ibaresi olduğu ve fakat farklı şekil ve yan unsurlarla kullandıkları, hitap edilen ortalama tüketici nezdinde aynı araba kiralama sektörüne yönelik hizmetleri kapsamaları nedeniyle yalnızca şekilsel ve yan unsurlardaki farklılığın yeterli olmayacağı ve karıştırılma ihtimali olduğu Davacı/Karşı Davalı ... Turizm Ltd. Şti.’nin dava dosyadaki 2013-22014-2015-2016-2017-2018 dönemlerine ait fatura fotokopileri incelemelerinde toplam 3.987,29-TL değerinde sadece 3 adet faturada “Rent a car” veya “araç kiralama” ibareli açıklama bulunduğu, “Land Service”, “Tur”, “Transfer”, “Tours” gibi yapılan faaliyetlerin araç kiralamayı içerip içermediği durumunun mali incelemelerin konusu dışında bulunduğu, takdirin Sayın Mahkeme’nin nezdinde olduğu, maddi tazminat hesaplanması doğrultusunda bir kanaatinin hasıl olması halinde buna göre de hesaplama yapıldığını, Dava konusu olayda, davacı/karşı davalı tarafından ticari itibarının zedelendiğini gösterir herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılmadığından manevi tazminat talebinin mümkün görünmediği görüş ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.Bilirkişiler ..., ..., ..., 24/02/2022 havale tarihli 1. Ek ve 17/08/2022 havale tarihli ve sektör bilirkişi Yücel Sevimli eklenerek alınan 2. Ek bilirkişi raporlarında; kök ve ek rapordaki kanaati değiştiren bir durum olmadığını bildirmişlerdir.Davacı-karşı davalı istinaf istemi yönünden yapılan incelemede;Asıl davada marka hükümsüzlüğü yönünden, davacıya ait 98/... numaralı "... şekil" ibareli marka ile davalı/karşı davacıya ait ... numaralı "..." ibareli markalar arasında alınan tüm raporlarda taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu tespitinin yapılmış olduğu, davacı-karşı davalı markasının 39. Sınıfta, davalı-karşı davacı markasının 43. Sınıfta tescilli olduğu, ticaret sicil kayıtlarına göre ise, davacı-karşı davalının yolcu taşımacılığı ve seyahat acentası, davalı-karşı davacının ise her türlü kara hava ve deniz nakil vasıtalarını kiraya almak ve vermek rent a car (oto kiralama) faaliyetlerinde bulunmak, otel motel pansiyon restaurant açarak faaliyetlerde bulunmak üzere kurulduğu, 43. Sınıf - “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri (gündüz bakımı (kreş) hizmetleri, huzurevleri hizmetleri dahil). Hayvan bakım evleri hizmetleri.” ile 39. Sınıf - “Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri” alanının bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı-karşı davacı tarafça davacının dava açmayarak uzun süre sessiz kaldığı dava açma hakkını yitirdiği savunulmuştur. Esasen sessiz kalma yoluyla hak kaybı ilk kez SMK 26/6 maddesinde hükümsüzlük davaları için düzenlenmişse de, temelini TMK 2. Maddeden alan bu itirazın, markaya tecavüzden kaynaklanan davalar ile ticaret unvanı ve alan adı terkini davalarında da uygulanacağı, uygulamada mahkemelerce ve yargıtay içtihatları ile kabul edilmiştir (bkz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı).Sessiz kalma yoluyla hak kaybı, önceki hak sahibinin, hakka konu ticari ad ve işareti iyi niyetli bir şekilde kullanan kişiye karşı dava açma hakkını uzun süre kullanmaması ve ihlallere sessiz kalarak ticari ad ve işareti koruma hakkını yitirmesi demektir. Davalı/karşı davacının hükümsüzlüğü talep edilen ... no'lu markanın ise 43. Sınıf için 16.1.2015 tarihinde tescil edildiği, tescil tarihleri dikkate alındığında, 10/10/2018 dava tarihine kadar hükümsüzlük davası yönünden 5 yıllık sessiz kalma süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.Dosya kapsamına davalılar vekilinin delilleri incelendiğinde, "22.12.1994" yılında ... Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ticaret unvanıyla kurulduğu, "17.05.1995" tarihinde ise “... Oto Kiralama” “işletme adını” Türkiye Sicil Gazetesi'nde tescil ve ilan ettirdiği,29.12.1994 tarihli T. Ticaret Sicil Gazetesinde "Her türlü Kara Hava ve deniz nakil vasıtalarını kiraya almak ve vermek rent a car (oto kiralama) faaliyetlerinde bulunmak, otel motel pansiyon restaurant açarak faaliyetlerde bulunmak üzere kurulmuş olduğu, Davalının 43. Sınıfta "geçici konaklama hizmetleri" sınıfında markasal kullanımının tescilden önce başladığı anlaşılıyorsa da, tescilsiz kullanım süresinin, hükümsüzlük davası yönünden sessiz kalma süresinin hesabında tescil tarihi ile birleştirilemeyeceği (bkz Uğur Çolak- Türk Marka Hukuku, güncellenmiş 5. Baskı sf 1146-1147) Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 18/10/2012 tarihli, 2010/12137 Esas-2012/16604 Karar sayılı kararında da aynı yönde uygulama yapıldığı, hükümsüzlük davası yönünden SMK 26/6 maddesinde düzenlenen 5 yıllık sessiz kalma süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.Davacı ve davalı Markalarının görsel ve sesçil olarak ve "geçici konaklama hizmetleri" sınıfında benzer olduğu, her ne kadar davacı-karşı davalı; davalı-karşı davacı marka tescillerinin kötüniyetli olduğunu ileri sürmüş ise de, kötü niyetle marka tescilinden bahsedebilmek için marka başvurusunda bulunan kişinin, markaya konu mal ve hizmeti üretip pazarlamaktan daha ziyade başkalarının ticaretine engel olmak, marka tescili yoluyla başkalarından haksız para koparmaya çalışmak veya vekâlet, bayilik, dağıtıcılık, acentelik vb. ilişki nedeniyle kendisine duyulan güvene ve ticari dürüstlük kuralına aykırı davranış içerisinde bulunması gerekir. Somut olayda davalının markasını yoğun şekilde kullandığı, yatırım yaptığı , dikkate alındığında tescilin kötüniyete dayalı olduğu iddiası yerinde görülmemiş, mahkemece bu konuda bir gerekçeye yer verilmeksizin ve davalı marka tescilinin geçici konaklama hizmetleri dışında iltibas yaratmayacağı gözetilmeksizin, markanın hükümsüzlük talebinin tamamen reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş, davaya konu diğer markaların "geçici konuklama hizmetleri" sınıfı dışındaki tescil sınıflarında hükümsüzlük talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, hükümsüzlük talebinin tümüyle reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Asıl davada marka tecavüzü yönünden; davalı-karışı davacının ... firmasının 17.05.1995 tarihinde "... Oto Kiralama" ibaresini işletme adı olarak kullanmaya başladığı, bunun öncesinde 29.12.1994 tarihinde ticari sicil kaydının olduğu, davacı-karşı davalı şirketin 09.01.1995 tarihinde ... TURİZM DIŞ TİC. LTD. ŞTİ. unvanıyla yolcu taşımacılığı ve seyahat acenteligi meslek grubunda odaya kayıt edildiği , yine taraf kullanımlarının çok eskiye dayandığı, her ne kadar tescilsiz kullanım süresi hükümsüzlük davası yönünden dikkate alınamayacaksa da, markaya tecavüz, haksız rekabet ve buna bağlı olarak tazminat davaları ile terkin istemli davalarda ileri sürülebileceği, aynı il içerisinde, rent a car ve tur alanında hizmet veren davacı tarafça, yoğun kullanım yapan davalının kullanımlarından davacının haberdar olmamasının beklenemeyeceği, sessiz kalma suretiyle hak kaybının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti, MK 2. Madde de düzenlenen hakkın kötüye kullanılmasının korumayacağı ilkesine dayandığından, somut olayın özellikleri ile birlikte değerlendirilmesi gerektiği, her iki tarafın sektörde barışçıl şekilde birlikte yıllardır faaliyet gösterdiği, bunca yıl sonra davalıların markaya tecavüz ve haksız rekabette bulunduklarını ileri sürerek dava açmasının hakkın kötüye kullanılması teşkil ettiği ve korunamayacağı kanaatine varılarak, markaya tecavüz, haksız rekabet, ticaret unvanı ve alan adı terkini ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 26/02/2020 Tarih, 2017/11-27 Esas, 2020/225 Karar sayılı kararı, " Öte yandan, davacı şirket tarafından davalıya 16.01.2007, 30.11.2007, 15.07.2008, 04.03.2009 tarihli ihtarnameler gönderilmiş, ancak işbu dava 12.05.2010 tarihinde açılmıştır. Bu itibarla uzun süre boyunca, belirli aralıklarla sadece ihtarname gönderen, fakat dava açmayan ve ihtarname dışında unvanın kullanılmaması için herhangi bir girişimde de bulunmayan davacı şirketin sessiz kalmadığını ileri sürmesi, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmelidir. Zira kullanımın daha fazla devamını istemeyen davacı şirket, ihtarnameler göndermiş ise de makul bir süre içinde bu iradesini dava yoluyla da göstermelidir. Hâl böyle olunca, davacı şirketin hem davalının ticaret unvanının tescilinden itibaren yaklaşık altı yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra ihtarname göndermesi hem de ihtarnamelerin gönderilmesinden sonra makul süre içerisinde dava açmaması nedeniyle ticaret unvanının terkini davasında sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığının kabulü gerekir. "-Davalı-karşı davacı istinaf istemi yönünden yapılan incelemede;Davalı-karşı davacı, davacı-karşı davalının araç kiralama hizmeti vermediğini, kullanımlarının araç kiralama olmadığını, paket tur olduğunu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nin 8.10.2009 tarihli 2008/163 E., 2009/201K. Sayılı kararının da kullanım olmadığına yönelik kesin delil niteliği taşıdığını beyan etmiş ise de, davacı-karşı davalı şirketin yolcu taşımacılığı ve seyahat acentası olarak faaliyet gösterdiği, paket tur içinde hava yolu ve araç kiralamanın da toplu olarak alma işinin de bulunduğu, faaliyet alanı konusunda araç kiralama ile işletmesel olarak bağlantı bulunduğu, 2008/163 E. Sayılı dosya üzerinden verilen kararda sadece kargo taşımacılığına ilişkin hükümsüzlük kararı verilmiş olması nedeniyle bu dosyadaki dava konusu bakımından kesin delil niteliği taşımayacağı, iptal talebinin reddi yönünden verilen Mahkeme kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Tüm bu açıklamalara göre, davalı-karşı davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı-karşı davalı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı/karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı/karşı davalı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,3-İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 24/01/2023 tarih, 2018/432 E., 2023/4 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,-ASIL DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; davalı adına ... no'lu 43. sınıfta tescilli "..." markasının "geçici konaklama hizmetleri" bakımından KISMEN HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, Fazlaya ilişkin hükümsüzlük istemin, markaya tecavüzden kaynaklanan davanın, maddi ve manevi tazminat davasının REDDİNE, -KARŞI DAVANIN REDDİNE, 4-Asıl davada İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Kabul edilen hükümsüzlük talebi yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu harç, reddine karar verilen markaya tecavüzün tespiti, meni ve refi talebi yönünden alınması gereken 615,40 TL maktu harç, reddine karar verilen maddi tazminat yönünden 615,40 TL maktu harç ve reddine karar verilen manevi tazminat davası yönünden 615,40 TL maktu harç olmak üzere toplam 2.461,60 TL harcın davacı tarafça yatırılan 35,90 TL peşin harç ile 5.103,25 TL tamamlama harcından mahsubu ile fazla alınan 2.677,55 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep üzerine davacıya iadesine, 4/b-Davacı-karşı davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 35,90 TL + 5.103,25-TL peşin ve tamamlama harcı, 5,20 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 5.180,25 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsili ile davacı-karşı davalıya ödenmesine,4/c-Davacı-karşı davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 5.530,00 TL bilirkişi ücreti, 441,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 5.971,00 TL yargılama giderinden kabul ret olanına göre 1.492,75 TL'nin davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine, bakiye kısmın davacı-karşı davalı üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Davalı-Karşı davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 5.000,00 TL bilirkişi ücreti 9,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 3.356,03 TL yargılama giderinin kabul red onanına göre 2.517,02 TL'sinin davacı-karşı davalıdan tahsiliyle davalı-karşı davacıya verilmesine, bakiye kısmın davalı-karşı davacı üzerinde bırakılmasına,4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen markaya tecavüzün tespiti, meni ve refi yönünden 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsiliyle davalı-karşı davacıya verilmesine, 4/g-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen marka hükümsüzlüğü yönünden 40.000,00-TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine, -Marka hükümsüzlüğü davasının reddedilen kısmı yönünden davalı lehine 40.000,00-TL vekalet ücretine hükmedilerek, davacı-karşı davalıdan tahsiliyle davalı-karşı davacıya verilmesine, 4/h-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen marka hükümsüzlüğü yönünden 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsiliyle davalı-karşı davacıya verilmesine, 4/ı-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen maddi tazminat davası yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsiliyle davalı-karşı davacıya verilmesine, 4/i-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen manevi tazminat davası yönünden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan tahsiliyle davalı-karşı davacıya verilmesine, 5-karşı davada İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 35,90 TL'nin mahsubu ile 579,50 TL harcın davalı-karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-Davalı-karşı davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına,5/c-Davacı-karşı davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 40.000 TL vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine,6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı/karşı davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davacı/karşı davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 50,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 542,00 TL'nin davalı-karşı davacıdan tahsiliyle davacı-karşı davalıya verilmesine,6/c- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davalı/karşı davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/ç-İstinaf yargılaması için davalı-karşı davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,7/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,8-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/10/2025