İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin markasının http:/www.....web.tr sitesinde ticari unvanı ile birlikte ve markasının kapsadığı mal ve hizmetlere ilişkin olarak kullandığını, davalı tarafın http://....web.tr alan adlı sitesinde müvekkilinin hak sahib…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1476 KARAR NO : 2026/94 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 17/07/2025 NUMARASI : 2024/242 E. - 2025/195 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Manevi Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin markasının http:/www.....web.tr sitesinde ticari unvanı ile birlikte ve markasının kapsadığı mal ve hizmetlere ilişkin olarak kullandığını, davalı tarafın http://....web.tr alan adlı sitesinde müvekkilinin hak sahibi olduğu marka ile aynı işareti elektrik, elektronik ve data sektöründe müvekkili markasının kapsadığı mal ve hizmetlerde kullandığını, İstanbul Beyoğlu 7. Noterliğinden sadır 03.03.2017 tarih ve ... sayılı ihtarname ile bu durumun davalı tarafa bildirildiğini, davalının tecavüzü durdurmadığını, cevap dahi vermediğini, konusu hukuka aykırılığın İstanbul Beyoğlu 7. Noterliğinin 07/03/2017 tarih ve ... sayılı e-tespit tutanağı ile kayıt altına alındığını, bu durumun marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, davalının kullanımının müvekkilinin sektörde tanınmışlığı üzerinden haksız kazanç sağladığını müvekkili şirketin 30 küsur sendir bu alanlarda tescilli markaları ile birlikte ulusal ve uluslararası piyasalarda müşterilere hizmet vermekte olduğunu, davalı tarafın yapılan söz konusu tecavüzün müvekkil şirketin hem satışlarını etkilediği hem ilgili piyasalarda ticari imgesini ve güvenini zedelediğini beyanla söz konusu tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını, 1.000,00 TL maddi 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete dayalı taleplerinin hukuka aykırı olduğunu ve reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin 1998 yılında ... şirketi olarak kurulduğunu, ilerleyen süreçte müvekkili ...'nın tersten okunacak şekilde oluşturulan ... şirketinin yetkilisinin annesi ...adına kurulduğunu, sonrasında ... A.Ş'ye dönüştürüldüğünü, ... A.Ş.'nin ... şirketinin devamı niteliğinde olduğunu, şirketin kullandığı amblemin üzerinde ... ve ... ibareleri yer almaktayken davacı tarafın sunmuş olduğu belgelerde amblemin içinin boşaltılmış olduğunu, müvekkil şirketin amblemi kullanmasının amacının problemi ayrıntılara bölerek çözmeye çalışmasıyla ilgili olduğunu, davacı taraf markasının tescilini 2008 yılında yapıldığını, müvekkil şirket ... devamı niteliğinde olan ... 1998 yılında kurulduğunu, davacı tarafın markasının kullanılmadığını, davaya konu markanın müvekkili şirkete de ait olan ... nın devamı olan ... e ait olduğunu, davacının yasaya aykırı beyanlarının reddinin gerektiğini, ....com.tr ve http: //www..... web.tr web sitesinin uzun süredir kullanıldığını, müvekkilinin bu markayı davacı şirketten çok önce kullanmaya başladığını, , davalı tarafın böyle bir dava ikame etmesinin aynı sektörde iş yapan müvekkilini maddi ve manevi zarara uğrattığını, beyanla haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan davanın reddi yönünde karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece 12/11/2021 karar tarihli 2017/462 Esas- 2021/396 Karar sayılı kararı ile "Davanın kabulüne dair verilen kararın , Dairemizin 2022/480 esas, 2024/1735 karar sayılı ilamı ile kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; " Davanın REDDİNE " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen red kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davaya konu markaların birisi 03.02.2003'ten, ötekisi de 09.05.2007'den beri koruma altında olduğunu, her iki marka da Müvekkiline ait olduğunu ve tescilli olduğunu, mutlak hak niteliğini taşıyan markanın, marka sahibinin izni olmaksızın başkası tarafından kullanılması kanunen yasak olduğunu, davalı taraf ile dava dışı üçüncü kişi ... Tic. Ltd. ile kendisi arasında hukuki bir bağ bulunmadığını ve iki şirket arasında hukuki bir ilişkinin bulunmadığını, davalı şirket yargılamanın en başında kendi beyanıyla tarafların aynı sektörde iş yaptıklarını ikrar ettiğini, mahkemece bu ikrar dikkate alınmadığını, davalı müvekkiline ait markanın aynısını haksız şekilde kullandığına, davalı şirket müvekkili şirket marka tescil tarihlerinden çok daha sonra 2014 yılında kurulduğunu, müvekkili şirket markalarına tecavüz söz konusu olduğunu, dava dosyasında yer alan ve müvekkiline ait 1993 tarihli faks belgesi dahi dikkate alınmadığını, müvekkilinin yerli ve uluslararası sektörde ne kadar bilinen bir şirket olduğunun göz ardı edildiğini, müvekkili marklarının tanınmış marka niteliğinde olmadığına ilişkin tespit de hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın kabulünü talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının asılsız ve mesnetsiz istinaf başvurusunun reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Dava, marka hakkına tecavüz ile haksız rekabetin tespiti, meni refi, maddi ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir. Davacı; davalının ....web.tr alan adlı internet sitesinde, davacıya ait tescilli şekil markasını ve davacının unvanıyla birlikte/aynı şekil markasını elektrik-elektronik-data ve benzeri alanlarda kullandığını, 03/03/2017 tarihli ihtarname ve 07/03/2017 tarihli e-tespit ile bunun tespit edildiğini ileri sürerek; tecavüzün tespiti/men’i ve sonuçlarının kaldırılmasını, 1.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı; şirket kökeninin 1998’de ... olduğu, “...” ibaresinin ...’nın tersten yazımı olduğu, yıllardır kullanıldığı; davacının markayı 2008’de tescil ettirdi, ... unsurlarının bulunduğu davacının markasının kullanılmadığı fiilî kullanımın kendilerine ait olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemenin 12/11/2021, 2017/462 E. , 2021/396 K. Sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verildiği , istinaf incelemesi sonunda Dairemizin 2022/480 E. 2024/1735 K. Saylı kararı ile, " şekil unsurunun davalı tarafından markasal kullanıldığı, mal/hizmet benzerliği ve karıştırılma ihtimali bakımından dosyadaki raporların yeterli olmadığı" gerekçesiyle HMK 353/1-a-6 uyarınca kararın kaldırmasına karar verilmiş, mahkemece yargılamaya devam olunmuştur. 2003/02431 nolu, "... LİMİTED ŞİRKETİ +şekil " ibareli markanın 03/02/2003 tarihinde 09/38/42 sınıflarda, 2007/... nolu "şekil" markasının 09/05/2007 tarihinde 07/08/09/38/42 sınıflarda davacı adına tescil olduğu dava adına tescilli markanın bulunmadığı anlaşılmıştır.Ticaret sicil kayıtlarına göre, davalı şirketin 06/02/2014 tarihinde tescil edildiği , faaliyet alanının, nace 43.21.01 kapsamında ; bina ve bina dışı yapıların elektrik tesisatı ve kurulum işleri (kablolu TV ve bilgisayar ağı tesisatı, konut tipi anten/uydu antenleri, elektrikli güneş enerjisi kolektörleri, elektrik sayaçları, yangın ve hırsız alarm sistemleri vb.) ile yurt içi/yurt dışı inşaat taahhüt, altyapı ve montaj işleri, elektrik taahhüt tesisatının projelendirilmesi, danışmanlık/kontrolörlük, bakım-işletme hizmetleri ve elektrik-elektronik makine/cihaz alım-satım, ithalat-ihracat faaliyetleri olduğu görülmektedir. Kaldırma kararı sonrasında mahkemece yeni bilirkişi heyetinden 23/03/2025 tarihli rapor alınmış, bu raporda: Web arşivleri ve alan adı kayıtları incelenmiş , davalının tescilsiz kullanımının markasal nitelik taşıdığı, ancak davalının kullanım alanının 11 ve 37, davacının tescilinin ise 09-38-42 sınıflarda olduğu, bu ürün ve hizmetler arasında ilişkili sınıf bulunmadığı, tanınmışlığın tespit edilemediği, şekil benzerliği yüksek olsa da, .../... kelime unsurlarının farklı olduğu, hedef kitle ve faaliyet alanı farklılığı, sınıfsal farklılık nedeniyle karıştırılma ihtimali olmadığı kanaati bildirilmiştir.Mahkemece bu kez davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf talep etmiştir. Uyuşmazlık; davalının internet sitesinde kullandığı işaretin davacıya ait tescilli markalarla benzerliği sabit kabul edilse dahi, bu kullanımın davacının markalarının tescilli olduğu mal/hizmet sınıfları ile aynı veya benzer alanlarda olup olmadığı, bu nedenle karıştırılma ihtimali doğurup doğurmadığı ve buna bağlı olarak SMK m.7 ve m.29 kapsamında marka hakkına tecavüzün oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.Dairemizin kaldırma ilamında, sınıfsal/emtia-hizmet benzerliği değerlendirmesinin uzman bilirkişi heyetiyle, piyasa anlayışı, alıcı çevresi, ikame edilebilirlik, tamamlayıcılık, dağıtım kanalları ve hedef tüketici kesimi ölçütleri dikkate alınarak yapılması gerektiği belirtilmiş, ilk derece mahkemesince, sektör bilirkişisinin de dahil olduğu heyetten 23/03/2025 tarihli yeni rapor alınmıştır. Dosya kapsamına göre; davacı adına tescilli markalarda ön planda bulunan şekil unsurunun, davalının kullanımında da yüksek derecede benzerlik gösterdiği , ancak marka hakkına tecavüzün kabulü için yalnız işaret benzerliği yeterli olmayıp, kural olarak işaretin aynı veya benzer mal/hizmetler üzerinde kullanılması ve tüketicide karıştırılma ihtimali doğması gerektiği, davacı markalarının 07-08-09-38-42 sınıflarda tescilli olduğu , davalının faaliyet alanının ise elektrik taahhüt/tesisat, mekanik taahhüt, bina otomasyon ve benzeri inşaat-elektrik uygulamaları olup, bilirkişi raporunda bu faaliyetlerin nice sınıflandırmasına göre 11 ve 37 sınıflarla örtüştüğü, davacının 09-38-42 kapsamındaki ...-bilişim/uydu haberleşme-yazılım ağırlıklı alanı ile davalının 11-37 kapsamındaki elektrik-mekanik taahhüt alanı arasında, ilişkili/bağlantılı sınıf oluşturacak ölçüde tamamlayıcılık, ikame edilebilirlik, ortak alıcı çevresi veya aynı dağıtım kanalı benzerliği bulunmadığı; hedef müşteri kitlesinin farklılaştığı bu nedenle karıştırılma ihtimali doğmayacağı, diğer yandan davacının “tanınmış marka” iddiasının ispatına yarar yeterli somut delil bulunmadığı, değerlendirilmiştir. Bilirkişi raporunun gerekçeli ve dosya kapsamıyla uyumlu olduğu itibar edilmesinde isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda, davacının faaliyet ve uzmanlık alanının; uydu haberleşme, deniz elektroniği ve yazılım hizmetleri olduğu, faaliyetlerini ağırlıklı olarak deniz ulaşımı alanında sürdürdüğü, davacıya ait markaların tescil kapsamının da 09, 38 ve 42. sınıflarda; haberleşme, bilişim, yazılım ve mühendislik hizmetlerini içerdiği, buna karşılık davalının ticaret sicil kayıtları ve nace 43.21.01 kodu uyarınca faaliyet alanının; bina ve bina dışı yapılara yönelik elektrik tesisatı, elektrik taahhüt ve altyapı,montaj işleri olduğu , bu faaliyetlerin davacı markalarının tescilli bulunduğu sınıflarla bağlantılı olmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla ilk derece mahkemesince, tarafların faaliyet alanları ve sınıfsal bağın bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi kararında hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, önceye dayalı kullanım iddialarının dosya sonucu yönünden belirleyici olmadığı, davacı markalarının tescilli olduğu sınıflar ile davalının kullanım alanı arasında somut piyasa koşullarında aynı/benzer mal-hizmet ilişkisinin kurulamadığı ve bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının ispatlanamadığı, dolayısıyla SMK m.7 ve m.29 kapsamında marka hakkına tecavüz şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/07/2025 tarih ve 2024/242 E. 2025/195 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026