İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında 10/07/2017 tarihli Franchise Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı her türlü yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalının ise birçok yükümlülüğünü müvekkili şirketin iyi niyet…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1494 Esas KARAR NO : 2025/1850 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/06/2023 NUMARASI : 2021/235 E. - 2023/524 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında 10/07/2017 tarihli Franchise Sözleşmesi akdedildiğini, müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı her türlü yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davalının ise birçok yükümlülüğünü müvekkili şirketin iyi niyetli uyarılarına rağmen birçok kez ihlal ettiğini, Beyoğlu 59. Noterliğinden keşide edilen 30/10/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile Franchise Sözleşmesini haklı nedenle feshettiklerini, sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince ceza şart ödenmesi talebinde bulunulduğunu, davalının müvekkili şirket tarafından talep edilen cezai şartı ödemediğini, sözleşmenin feshinden sonra davalının aynı adreste bu sefer "..." markası altında ve müvekkilinin araç ve gereçlerini kullanarak dönerci dükkanı işletmeye başladığını, akabinde İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/103 D.İş sayılı dosyasıyla "Franchise Sözleşmesinin sona ermesinden sonra, davalının sözleşme koşullarına aykırı davranmak suretiyle haksız rekabet yaratacak şekilde faaliyetine devam ettiğinin" tespit ettirildiğini, müvekkili şirketin davalının işyerinde yaptığı denetimler ve denetimlerde tespit edilen aykırılıkların olduğunu ve bunların tutanak altına alındığını, Franchise Sözlemesinin 8.maddesi hükmünün, davalının "farklı ürün kullanımı" neticesinde ihlal edilmiş olduğu 23/06/2020, 19/10/2020 ve 27/10/2020 tarihli denetim raporları ile tespit edildiğini, Franchise Sözleşmesinin 10.maddesi hükmünün, davalının "farklı ambalaj ürünlerinin kullanımı" neticesinde ihlal edilmiş olduğu 19/10/2020 ve 27/10/2020 tarihli denetim raporları ile tespit edildiğini, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini ve sözleşmenin ilgili hükümleri gereğince cezai şart ödenmesi talebinde bulunduğunu, Franchise Sözleşmesinin "Diğer Hükümler" başlıklı 35.maddesi uyarınca, Franchise verenin kayıtlarının kesin delil niteliğinde kabul edildiğini, bu itibarla denetim raporlarının kesin delil niteliğinde olduğunu, Franchise Sözleşmesinin "Rekabet Yasağı ve Gizli Bilgi Saklama" başlıklı 24.maddesinin de ihlal edildiğini , müvekkili şirketin, muaccel alacağını talep ettiklerini belirterek fazlaya ilişkin hakların saklı olması kaydıyla şimdilik 301.000 TL tutarındaki cezai şartın, ayrıca rekabet yasağının ihlal edilmesi nedeniyle sözleşmenin 24. maddesi hükmü gereğince şimdilik 200.000 TL tutarındaki cezai şart olmak üzere toplam 501.000 TL tutarındaki cezai şartın mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile birlikte ödenmesini, talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; taraflar arasında imzalanan Franchise Sözleşmesinin franchise verenin franchise alanı destekleme, bu sistemi kullandırma gibi karşılıklı edimler içeren tek taraflı maddi yarar sağlama amacı gütmeyen, sürekli bir borç ilişkisi olduğunu, ancak davacı taraf müvekkilinin desteklemekten ziyade kötü niyetli bir şekilde müvekkili üzerinden haksız kazanç sağlamanın peşine düştüğünü, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, müvekkilinin sözleşme yükümlülüklerine aykırı davranmadığını, tam tersine en başından beri yükümlülüklere uygun bir şekilde faaliyetini sürdürdüğünü, davacı tarafça Beyoğlu 59. Noterliğinin 01/07/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 23/06/2020 tarihinde yapılan denetim neticesinde standartlara uygun olmayan farklı marka patates ve kaşar peyniri kullanıldığı iddiasının ileri sürüldüğünü, 3.000 TL tutarındaki cezai şartın 10 gün içerisinde ödenmesini talep ettiğini, müvekkilinin ise Eyüpsultan 9. Noterliğinin 09/07/2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verdiğini, 23/06/2020 tarihinde yapılan denetimin tek taraflı olduğunu ve yalnızca karşı tarafın imzasının yer aldığı hukuka aykırı bir tutanağının düzenlendiğinin belirtildiğini, aynı zamanda Franchise sözleşmesinin ilgili maddesi gereği ... tarafın öncelikle franchise alanı uyarma borcu altında olduğunu, bu nedenle de talep edilen cezai şartın hukuki dayanaktan yoksun olması sebebiyle bu meblağın ödenemeyeceğinin cevabının verildiğini, ... davacı hem sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirmediğini hem de müvekkilinin mağdur duruma soktuğunu ve haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, Franchise verinin 26/06/2020 tarihinde müvekkiline gönderilen SMS ile yeniden haksız olarak talep edilen 3.000 TL tutarındaki cezai şartın ödenmesinin istenildiğini, müvekkili tarafından Eyüpsultan 8. Noterliğinin 30/10/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 30/10/2020 tarihli ... numaralı 3.000 TL bedelli faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini ve iade edildiğini, aynı zamanda Eyüpsultan 8. Noterliğinin 30/10/2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile bu cezai şart talebinin haksız ve yersiz olması sebebiyle ödenmeyeceğinin cevabının verildiğini, bunlarla birlikte müvekkiline Beyoğlu 59. Noterliğinin 30.10.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, işbu ihtarnamede; 23.06.2020, 19.10.2020 ve 27.10.2020 tarihli denetimler sonucunda sözleşmeye aykırılıkların tespit edildiğini, bu sebeple 3.000 TL bakiye cezai şart alacağı olduğunu bunun haricinde farklı ambalaj kullanımı sebebiyle 20.000 USD cezai şart ve farklı ürün kullanılması sebebiyle de 200.000 USD cezai şart ödemesinin yapılması talep edildiğini ve sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, müvekkili tarafından ise Eyüpsultan 8. Noterliğinin 12.11.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile cevap verildiğini, sözleşmede düzenlenen ve davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların tamamen mesnetsiz olduğunu ve talep edilen cezai şartların kabul edilemez olduğunu, haksız rekabet iddialarının yersiz olduğunu, davacı tarafça İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/103 D.İş sayılı dosyasından alınan rapora itiraz edildiğini, müvekkilinin Franchise Sözleşmesini haksız olarak feshedildikten sonra yıllardır bu işi yaptığını, bu sektöre aşina olduğunu ve başkaca gelir kaynağı olmaması sebebiyle faaliyetine ''...'' olarak devam etmiş olduğunu, ilgili tüketici kitlesinde ''...'' olarak bilinmekte olduğunu, Franchise sözleşmelerinde önemli olan husus, Franchise verenin unvanını işletmenin görünebilecek yerlerinde, broşürlerinde kullanarak tek bir imaj yaratmak ve sürümün devamını sağlamak maksadıyla kazanç elde etmekte olduğunu, Burada da müvekkili artık franchise aldığı isim olan ''...'' ismini değil ''...'' ismini kullandığını, bu sebeple ilgili tüketici kitlesinde Franchise alınan isim ile bağdaştırılması söz konusu olmayacağını, aynı zamanda ... karşı taraf, sözleşmeyi haksız olarak feshettikten sonra yerine getirmesi gereken yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmediğini, yapılan bilirkişi incelemesinde her ne kadar Bakanlık İşletme Kayıt Belgesinde Ticaret Unvanının ... olduğu görülse de, raporda da belirtildiği gibi müvekkilinin unvan değişikliği için başvuruda bulunmuş olduğunu henüz işlemleri tamamlanmadığını, haksız fesih ihbarnamesinin müvekkiline 12.11.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, sözleşmesi bir anda haksız bir şekilde feshedilen müvekkilinin unvan değişikliği için yeni bir başvuru yapması ve bunun sonuçlanması takdir edilir ki kısa süreçli işlemler olmayacağını, davacı Paşa Dönerin davalı müvekkilinin dükkanının tam karşısına aynı hususta işyeri açtığını, sözleşmesi haksız feshedilenin davalı müvekkili olduğunu ve mağdur olanında kendisi olduğunu, davacının haksız fesih ile birlikte yatırım yaptığı borçlandığı işyerinde tabelası indirilerek mağdur edildiğini ve çok ciddi zarara ve müşteri kaybına uğradığını, sözleşmenin 24.maddesinde belirtilen rekabet yasağının Anayasanın çalışma hürriyeti ilkesine aykırılık teşkil etmesi nedeniyle TBK'nın 27.maddesi nedeniyle kesin hükümsüz olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 60.200 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalının farklı ürün ve ambalajlar kullanması nedeniyle cezai şart talebini mahkemenin kabul ettiğini, ancak bu şarta %80 oranında fahiş bir indirim uyguladığını, bu indirime itiraz ettiklerini ve bilirkişinin sadece defter bazında inceleme yapmasının malvarlığının tamamını kapsamadığı için eksik olduğunu, ayrıca rekabet yasağını ihlal ederek aynı yerde "..." adıyla işyeri açan davalı hakkında cezai şart talebinin Mahkemece reddedilmesinin hatalı olduğunu, sözleşmedeki rekabet yasağı şartlarının süre, bölge ve konu bakımından TTK m.123'e kıyasen geçerli olduğunu, Uzman Görüşünün bu geçerliliği desteklediğini, Mahkemenin Uzman Görüşünü yok saydığını ve bilirkişi raporundaki bekleme ücretinin sözleşmede yer almamasının geçersizlik sebebi olduğu yönündeki teknik hatayı esas aldığını, oysaki bekleme ücretinin zorunlu bir geçerlilik şartı olmadığını , davalının rekabet yasağını, müvekkili şirketin malzemelerini ve marka adını (...) yazar kasa fişlerinde kullanarak ihlal ettiğini, kabul edilen cezai şartın %80 indirimi hususunda da tacir olan davalının mahvına neden olmayacağını, talep edilen miktarın zaten sözleşmede belirlenen 220.000 USD'nin çok altında olduğunu , mahkemece hükmedilen karşı vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.13/3 gereği davacı lehine hükmedilen ücreti geçmemesi gerektiğini ve Mahkemenin sözleşmede kararlaştırılan en yüksek mevduat faizine on puan ilavesiyle temerrüt faizi yerine avans faizine hükmetmesinin hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılarak davanın tümden kabulünü talep etmiştir. Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme tarafından rekabet yasağına ilişkin cezai şartın reddi kararı hukuka uygun olduğunu, sözleşmeye aykırılığa ilişkin tespitlerin tek taraflı tutanaklara dayalı olarak verilmesi nedeniyle ve bu iddianın ispat edilemediği halde ödenmesine karar verilen 60.200-TL tazminat yönünden kararın hatalı olduğunu, sözleşmenin feshi halinde sözleşme hükümlerine bağlı olarak cezai şart talep edilemeyeceğini, sözleşmenin feshi halinde sözleşmeye aykırılık sebebiyle belirlenen cezai şartın yine de istenebileceğine ilişkin açık bir düzenlemenin sözleşmede yer almadığını, davacının sadece ispat ettiği takdirde haklı fesih sebebiyle menfi zararını talep edebileceğini, davacının sözleşmeye aykırılığı ispat edemediğini, buna dayalı istenilen cezai şartın reddi gerektiğini, tek taraflı olarak davacı tarafından tutulan tutanakların tarafsız ve objektif olduğunu düşünmenin mümkün olmadığını, üzerinde tarih bulunmayan ve yanına müvekkilinin fişi konularak nerede çekildiği belli olmayan bir şekilde kullanılan davaya delil yapılan hiçbir fotoğrafın delil niteliğine haiz olmadığını , sözleşmeye aykırılık sebebiyle cezai şartın şartlarının oluşmadığını, dosyaya sunulan 19.10.2020 ve 27.10.2020 tarihli tutanaklarda farklı ketçap ve mayonez ambalajlarına dolum yapıldığını, farklı marka kullanıldığının iddia edildiğini, fotoğraflarda ketçap mayonezlerin üzerinde hangi marka olduğunun yazmadığını, patatesin nerede muhafaza edileceğinin sözleşmede belirtilmediğini ve bu konu hakkında ayrıca bilgilendirildiğinin ispat edilmediğini, garnitür bölümünde muhafaza edildiği iddiasının sözleşmeye aykırı olarak kabul edilemeyeceğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, tanık beyanları ile sözleşmeye aykırılık bulunmadığını ve sözleşmenin feshinin haksız olduğunun ispatlandığını, davacının yükümlü olduğu ürünleri zamanında ve istenilen sayıda teslim etmemesi nedeniyle kendi kusurundan kaynaklı bir nedene dayalı olarak müvekkilden tazminat talep etmesi hukuken mümkün olmadığını, davacının ticari defter ve kayıtlarında müvekkili şirkete malzeme teslimi yaptığı sevk belgelerinin ve tarihlerinin incelenmesini ve işbu kayıtların tanık beyanları ile birlikte değerlendirilerek ek rapor tanzim edilmesi talep edilmişse de, bu hususta inceleme yapılmadığı için eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu belirterek mahkemece verilen kararının kaldırılarak davanın tümden reddini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmede geçen Mağaza'nıın nerede bulunduğu belli olmadığı gibi il sınırları şeklinde bir belirleme ile 2 yıl süre ile çalışmayacağına dair yapılan belirlemenin çalışma hürriyetine aykırı olduğunu, TTK md. 123/2 gereği sözleşme örneğinin müvekkiline verildiği ispat edilmeden ve tazminat ödemesi yapılmadan talep edilen cezai şartın reddi gerektiğini, davacının rekabet yasağı yönünden talep ettiği cezai şarta dayalı tazminatın tamamının reddine karar verildiğini, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre vekalet ücretinin hesap edilmesinin hukuka uygun olduğunu, faiz yönünden ileri sürülen istinaf sebeplerinin de yerinde olmadığını belirterek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki 10/07/2017 tarihli franchise sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart alacağı talebine ilişkindir. Davacı, taraflar arasında 10/07/2017 tarihinde akdedilen franchise sözleşmesinin davalı tarafından farklı ürün ve ambalaj kullanılması ile rekabet yasağının ihlali nedeniyle birçok kez ihlal edildiğini, uyarılara rağmen bu ihlallerin sürdüğünü, bu sebeple 30/10/2020 tarihli ihtarname ile sözleşmenin haklı nedenle feshedildiğini, sözleşmede düzenlenen cezai şart hükümleri uyarınca sözleşme hükümlerine aykırılık( farklı ürün-ambalaj kullanımı) sebebiyle 301.000 TL cezai şartın ve haksız rekabet yasağının ihlali sebebiyle de 200.000 TL cezai şartın (toplam 501.000 TL) mevduata uygulanan en yüksek banka faizi ile ödenmesini talep etmiştir. Davalı, sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini, denetim tutanaklarının tek taraflı ve hukuka aykırı düzenlendiğini, talep edilen cezai şartın hukuki dayanağı bulunmadığını, rekabet yasağına ilişkin hükmün çalışma hürriyetini kısıtladığını, TBK’nın emredici hükümlerine aykırı olduğunu, sözleşme sonrası “...” adıyla faaliyet göstermesinin haksız rekabet oluşturmadığını, davacının destek yükümlülüklerini yerine getirmediğini, mağdur edildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Uyuşmazlık; davalının sözleşme süresinde farklı ürün ve ambalaj kullanarak sözleşmeye aykırı davranıp davranmadığı, bu ihlallerin davacıya sözleşmeyi haklı nedenle feshetme hakkı verip vermediği, feshe bağlı olarak sözleşmede öngörülen cezai şartın talep edilebilir olup olmadığı, rekabet yasağı maddesinin geçerliliği ve bu hükme dayanılarak cezai şart istenip istenemeyeceği, ayrıca cezai şartın tenkise tabi tutulup tutulamayacağı noktalarında toplanmaktadır. 15/08/2022 tarihli bilirkişi heyet raporunda; farklı ürün ve ambalaj kullanımı nedeniyle fesih hakkının doğduğunu, bu ihlallerden kaynaklanan cezai şartın sözleşmeye göre yüksek miktarda belirlendiğini, rekabet yasağı maddesinin franchise alanın çalışma özgürlüğünü aşırı derecede sınırladığını, bu nedenle cezai şart talebinin bu madde bakımından kabul edilemeyeceğini bildirilmiştir.30/05/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; fesih sebebiyle talep edilen cezai şartın sözleşmeye uygun olduğu ancak rekabet yasağına ilişkin cezai şartın talep edilemeyeceği, ayrıca cezai şart miktarının davalının ekonomik kapasitesi göz önüne alındığında tenkise tabi tutulması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemece , sözleşmesinin davacı tarafından haklı nedenle feshedildiği, rekabet yasağı hükmünün, TTK m.123’teki şartları taşımadığı, ayrıca çalışma özgürlüğünü ölçüsüz şekilde sınırladığı gerekçesiyle geçersiz olduğu kabulü ile bu maddeye dayalı cezai şart talebinin reddine, farklı ürün ve ambalaj kullanımı yönünden sözleşmeye aykırılığın sabit olduğu, davacının cezai şart talep hakkının bulunduğu, talep edilen miktarın davalının ekonomik durumunu ağır şekilde sarsacağı gözetilerek hak ve nesafete göre %80 oranında indirim yapılması gerektiği gerekçesi ile 60.200 TL cezai şartın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı taraf vekilleri istinaf talep etmiştir. Taraflar arasında 10/07/2017 tarihli franchise sözleşmesi düzenlendiği, ; davacının ..., davalının franchise alan olarak yer aldığı, davacı tarafından davalıya gönderilen Beyoğlu 59. Noterliğinin 30/10/2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmenin davacı tarafından feshedildiği anlaşılmıştır. 10/07/2017 tarihli franchise sözleşmesinin 8. Maddesinde ;Sadece ...’in ürettiği/ürettirdiği döner, patates ve onaylı markalı içeceklerin satılabileceği, başka ürün satılamayacağı, malları kendisinin imal etmesi, üçüncü şahıslardan temin etmesi,izin verilenler dışında mal satması veya mağazada farklı ticari faaliyet icrası hâlinde 200.000 USD cezai şart ve fesih hakkı düzenlendiği , 9.maddesinde ; son kullanma tarihi geçmiş ürünlerin kullanılması hâlinde 200.000 USD, Satılan ürünlerin gramajına uymama halinde 200.000 USD, 10.maddesinde; paketlemede uygun olmayan malzeme kullanılması halinde 10.000 USD cezai şart öngörüldüğü, Rekabet Yasağına ilişkin 24. Maddede; franchise alanın, sözleşme süresince ve sona ermesini izleyen iki yıl boyunca, mağazanın bulunduğu il sınırları içinde sözleşmeye konu işle aynı veya benzeri bir işle iştigal edemeyeceği, başka bir marka altında bayi ya da personel olarak dahi çalışamayacağı, rekabet ortamı yaratamayacağı, gizli bilgi ve ticari sırları koruyacağı, bu yükümlülüklere aykırılık hâlinde 200.000 USD tutarında cezai şart ve ayrıca uğranılan zararın tazminini ödeyeceği düzenlenmiştir. Sözleşmenin 35.6 maddesinde; Sözleşmenin uygulanmasından doğacak Uyuşmazlıklarda, ...'in ticari defter ve kayıtları ile bunlara dayanak teşkil eden belgeler tek taraflı kesin delil niteliğinde olacak olup, taraflar bu hususu 6100 Sayılı HMK'nın 193.maddesince delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu kabul ve beyan ederler düzenlemesi yer almıştır. Sözleşme hükümlerine aykırılık sebebine dayanan cezai şart alacağı istemi yönünden; Dosyada mevcut; 23.06.2020 tarihli denetim tutanağında, davalının mağazasında döner patates standartlarına uyulmadığı ve sözleşmeye aykırı şekilde Euro Frozen marka patates kullanıldığının tespit edildiği,19.10.2020 ve 27.10.2020 tarihli denetim tutanaklarında ise farklı marka ketçap-mayonez kullanıldığı, bunların farklı ambalajlara dolum yapıldığı, ayrıca döner patateslerinin standartlara aykırı şekilde garnitür bölümünde muhafaza edildiğinin tespit edildiği, bu tutanakların ekinde, kullanılan patates çuvalına ve ambalaj kaplarına ilişkin fotoğrafların bulunduğu, davacı tarafça bu ihlaller esas alınarak 01.07.2020 ve 30.10.2020 tarihli noter ihtarnameleri ile davalının uyarıldığı, cezai şart talep edildiği ve davacının 30.10.2020 tarihli ihtarnameyle sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini, önceki ihtarnamede istenen cezai şartların ödenmediğini bildirerek toplamda 220.000 USD tutarında cezai şart talep ettiği, İstanbul 16. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/103 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit raporunda , sözleşmenin sona ermesinden sonra, davalının aynı adreste “...” unvanıyla faaliyetine devam ettiği, işletme kayıt belgesinde halen “...” ibaresinin göründüğü, bu hâliyle sözleşme koşullarına aykırı haksız rekabet yaratıldığı yönünde görüş bildirilmiştir. Davacı tanıklarının, denetimlerde farklı marka ürün ve ambalajların kullanıldığının, ketçap ve mayonez dolumlarının yapıldığının gözlemlendiğini beyan ettikleri; davalı tanıklarının da zaman zaman davacının malzeme temininde yetersiz kaldığını, bu nedenle dışarıdan ürün alındığını, bunun davacı tarafından da bilindiğini beyan etmişlerdir. Bu deliller, her iki bilirkişi heyeti tarafından da değerlendirilmiş; 15.08.2022 tarihli raporda, davacının sözleşmeyi farklı tarihlerde gerçekleştirilen ihlaller nedeniyle haklı olarak feshettiği, sözleşmeye göre cezai şart talep edebileceği, 30.05.2023 tarihli raporda da fesih hakkı doğuracak aykırılıklar sebebiyle 301.000 TL’lik cezai şart talebinin somut olay ve sözleşme hükümlerine uygun olduğu, davalının özvarlık durumu itibariyle bu miktarın iktisaden mahvına sebep olabileceği, bu nedenle tenkis yapılabileceği ifade edilmiştir.Denetim tutanaklarının davacı tarafından tek taraflı düzenlendiği delil vasfının bulunmadığı davalı tarafça ileri sürülmüş ise de ; Sözleşmenin 35.6 maddesindeki delil sözleşmesinin davalıyı bağladığı, bu nedenle tutanakların delil vasfında olduğu , söz konusu tutanaklar dışında , fotoğraflar, noter ihtarnameleri, tespit dosyası ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davalının sözleşmede öngörülen ürün ve ambalaj kurallarına aykırı davrandığı, mükerrer ihlallerde bulunduğu, davacının önce ihtarlarla uyardığı, ihlalin devam etmesi üzerine fesih yoluna gittiği mevcut delillerle ispatlanmıştır. Cezai şart, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi hâlinde doğacak bağımsız bir edim borcudur. Seçimlik ceza koşulunu düzenleyen TBK m.179/I: “Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir.” şeklindedir. Bu durumda alacaklı, ya borcun ya da ceza koşulunun ifasını isteyebilir Sözleşmenin ; 8. ve 10. maddelerinde düzenlenen sözleşmeye aykırılık teşkil eden farklı ürün kullanımı, farklı ambalaj kullanımı, mağazada farklı ticari faaliyet icrası vb. somut fiillere cezai şart getirilmiş, bu ihlaller nedeniyle franchise verenin sözleşmeyi tek taraflı feshetme ve cezai şartın tamamını talep etme hakkı birlikte düzenlenmiş olduğundan , söz konusu cezai şart düzenlemelerinin ihlal fiillerine bağlı olarak üstlenilen bağımsız edim niteliğinde olduğu bu nedenle sözleşmeyi fesheden davacı tarafça cezai şartın talep edilebileceği değerlendirilmiştir. İlk derece mahkemesinin davacının fesihte haklı olduğu ve sözleşmeye aykırı davranışlar sebebiyle cezai şart talep edebileceği yönündeki kabulü, dosya kapsamına uygun olup, davalının, sözleşmenin haksız feshedildiği ve cezai şart talep edilemeyeceği yönündeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Tacir olan borçlu kural olarak cezai şartın indirilmesini isteyemez ( TTK’nın 22. Maddesi), ancak kararlaştırılan cezai şart, borçlunun ekonomik varlığını ciddi biçimde sarsacak, ticari faaliyetini sürdüremeyecek ölçüde ağır ve fahiş ise, bu durum TBK 27 maddesi uyarınca genel ahlak ve adaba aykırılık teşkil edeceğinden cezai şartın borçlunun ekonomik varlığını ciddi surette sarsacak, iktisaden mahvına sebebiyet verecek ölçüde fahiş olması hâlinde, tacir hakkında dahi TBK m.182/3 uyarınca tenkise gidilebileceği yerleşik içtihatlarla kabul edilmektedir. TBK 182/3 uyarınca indirim yapılabilmesi için cezai şartın borçlunun iktisadi mahvına yol açacak seviyede olduğunun somut verilerle tespiti gereklidir. Dosyadaki bilirkişi raporlarında, davalının 2019 yılı öz kaynağının yaklaşık 240.000 TL, 2020 yılı öz kaynağının ise yaklaşık 93.000 TL olduğu, davacının 301.000 TL cezai şart talep ettiği ancak bu miktarın davalının mali yapısı dikkate alındığında ekonomik açıdan ağır sonuçlar doğurabileceği, bu nedenle tenkis yapılabileceği ifade edilmiştir. İlk derece mahkemesince , bu verileri ve davalının tacir olmakla birlikte küçük ölçekte bir işletme olması, faaliyet alanı ve sözleşme süresi gözetilerek, %80 oranında indirim yapılması yönündeki değerlendirmesinin dosya kapsamı ve davalının mali durumuna göre hakkaniyete uygun olduğu bu itibarla, cezai şartın 60.200 TL olarak belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Rekabet Yasağının ihlali sebebine dayalı cezai şart alacağı istemi yönünden; 6102 Sayılı TTK'nun , Rekabet yasağı anlaşması başlıklı 123 maddesi ; " (1) Acentenin, işletmesine ilişkin faaliyetlerini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonrası için sınırlandıran anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye verilmesi gerekir. Anlaşma en çok, ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir. Müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla, acenteye uygun bir tazminat ödemesi şarttır. (2) Müvekkil, sözleşme ilişkisinin sona ermesine kadar, rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir. Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren altı ayın geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur. (3) Taraflardan biri, diğer tarafın kusurlu davranışı nedeniyle haklı sebeplerle sözleşme ilişkisini feshederse, fesihten itibaren bir ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını diğer tarafa yazılı olarak bildirebilir. (4) Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir." şeklinde düzenlenmiştir. Dosyadaki bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; 15.08.2022 tarihli raporda, sözleşmenin 24. maddesindeki rekabet yasağı hükmünün genel işlem koşulu niteliğinde olduğu, aynı il sınırları içinde sözleşmeye konu işle aynı veya benzeri işle iştigal etmeyi, hatta personel olarak çalışmayı dahi yasaklaması sebebiyle franchise alanın çalışma özgürlüğüne aşırı müdahale oluşturduğu, bu nedenle TBK m.20-21 ve Anayasa’da düzenlenen çalışma hürriyetine aykırılık nedeniyle yazılmamış sayılması gerektiği, 30.05.2023 tarihli raporda ise acentelik hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği kabul edilerek, TTK m.123 gereğince sözleşme sonrası rekabet yasağı anlaşmalarında, yazılı şekil, konu ve bölge sınırlaması yanında, rekabet yasağına karşılık acente lehine uygun bir tazminat ödenmesinin de şart olduğu, somut sözleşmede franchise alan lehine böyle bir tazminat kararlaştırılmadığı için, rekabet yasağı kaydının ve buna bağlı cezai şartın geçersiz olduğu sonucuna varıldığı görülmektedir. Sonuç itibariyle sözleşmenin 24. maddesinin; mağazanın bulunduğu il sınırlarının tamamını kapsaması, aynı veya benzeri her türlü işi ve hatta personel sıfatıyla çalışma imkanını dahi yasaklaması, buna karşılık franchise alan lehine kanundan doğa uygun bir tazminat ödenmesinin yer almaması ile ağır bir cezai şart öngörmesi nedeniyle, makul bir rekabet sınırlaması vasfında olmadığı, sözleşmedeki rekabet yasağı hükmünün yasalara uygun düzenlenmediği, franchise alan bakımından geçerli kabul edilemeyeceği bu maddeye dayalı cezai şartın talep edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır. Dosyadaki iki ayrı bilirkişi heyeti raporu sözleşmeye aykırılık, fesih ve cezai şart konusunda birbirini teyit eder nitelikte olup , gerekçeli ve denetime elverişli raporlara itibar edilmesinde bir isabetsizlik söz konusu değildir. Davacı vekili tarafından sunulan uzman görüşü, HMK m.293 kapsamında taraf delili olup, takdiri delil niteliğindedir. Yeterli görülen bilirkişi raporları ile çelişen uzman görüşüne itibar edilmemesinde ve uzmanın çağrılarak dinlenmemesinde usule ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Vekâlet ücreti bakımından; talep edilen alacağa ilişkin davanın kısmen kabul, kısmen reddi nedeniyle her iki taraf lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Davacı, AAÜT m.13/3 uyarınca davalı vekiline hükmedilen ücretin, davacı vekili lehine takdir edilen miktarı geçemeyeceğini ileri sürmekte ise de; somut olayda, dava konusunun maddi tazminat olmadığı , sözleşmesel cezai şart alacağı olduğu, dolayısıyla AAÜT m.13/3’ün uygulanma yerinin bulunmadığı görülmekle , mahkemece hükmedilen vekalet ücretlerinde isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. Diğer taraftan, faiz yönünden; sözleşmenin 32. maddesinde temerrüt hâlinde mevduata uygulanan en yüksek faize on puan ilavesiyle temerrüt faizi uygulanacağı kararlaştırılmış, davacı dava dilekçesinde mevduata uygulanan en yüksek faiz talep etmiştir. İlk derece mahkemesi ise ticari avans faizine hükmetmiştir. Davacının sözleşme ile belirlenen faiz türüne ilişkin talebinin karşılanmaması yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak ,kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükümde uygulanan faiz türü dışında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf talebinin faize ilişkin olmak üzere kısmen kabulü gerektiği kanaatine varılmıştır. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne, 60.200 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile, 3- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/06/2023 tarih, 2021/235 E., 2023/524 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, 4- Davanın kısmen kabulüne, 60.200,00 TL cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, -Fazlaya ilişkin talebin reddine, 5- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.112,26 TL karar harcından peşin alınan 8.555,83 TL'den mahsubu ile fazla alınan 4.443,57 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 59,30 TL başvurma harcı, 4.112,26 peşin harç, 8,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 4.180,06 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5/c- Davacı tarafından yapılan 7.460,00 TL bilirkişi ücreti, 261,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 7.721,00 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 4.632,60 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 5/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 9.000 TL bilirkişi ücreti ve 148,00 TL tebligat-müzekkere masrafları olmak üzere toplam 9.148 TL yargılama giderinin davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.659,20 TL sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 5/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,0 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 5/f- Reddedilen 200.000,00 TL cezai şart alacağı yönünden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, (taktiri indirim nedeniyle reddedilen miktar yönünden vekalet ücreti taktirine yer olmadığına), 5/g-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.320 TL ücretin davanın kabul ve ret oranına (takdiri indirimi nedeniyle reddedilen kısım hariç) göre 305,40 TL'sinin davalıdan, kalan 1.014,60 TL'sinin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 6- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 6/b- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.112,26 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.030,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.081,41 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6/c-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 220,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 958,00 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6/d-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 7- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a. maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025