İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları:DAVA: Davacı vekili 06/10/2020 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2016 yılında ekonomik açıdan faaliyetlerini devam ettirmez hale geldiğini ve bu süreçte gerek muhasebe kayıtlarını gerek kıymetli evraklarını takip edemediğini, müvekkilinin sonr…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/169 Esas KARAR NO:2026/405 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:05/04/2023 NUMARASI:2020/613 E. - 2023/315 K. DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Tarafların İddia ve Savunmaları:DAVA: Davacı vekili 06/10/2020 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle, müvekkilinin 2016 yılında ekonomik açıdan faaliyetlerini devam ettirmez hale geldiğini ve bu süreçte gerek muhasebe kayıtlarını gerek kıymetli evraklarını takip edemediğini, müvekkilinin sonraki süreçte yaptığı kontrollerde alacağına karşılık aldığı ve çalındığını düşündüğü iki adet çek ile ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/55193 sayılı soruşturma dosyası ile şikayette bulunduğunu, şikayete konu çeklerin ... Bankası A.Ş. ... şubesinin ... IBAN numaralı hesabından keşide edilme, keşidecisi ... A.Ş., keşide tarihi 30/04/2016 olan ... seri numaralı, 450.000,00 TL bedelli çek ile aynı banka ve hesaptan keşidecisi aynı keşide tarihi 30/09/2016 olan ... seri numaralı 450.000,00 TL bedelli çekler olduğunu, soruşturma kapsamında ilgili yerlere yazı yazılarak çeklerin gördüğü işlemler ile akıbeti sorulduğunu, gelen yazı cevaplarında her iki çekin de davalı şirket tarafından tahsil edildiğinin anlaşıldığını, yazı cevapları ile gelen çek suretlerinde çekin arka yüzündeki müvekkili şirkete ait kaşe üzerindeki ciro imzasının da müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının anlaşıldığını, bu hususta soruşturma neticesinde Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/150 Esas sayılı dosyası ile kamu davası açıldığını, yargılamasının halen devam ettiğini, müvekkili şirket yetkilisinin imzasını taşımayan ve rızası dışında elinden çıkan bu çeklerin davalı tarafça haksız olarak tahsil edilmiş olması sebebiyle tahsil tarihlerinden itibaren işleyecek yıllık % 9.75 oranında faizi ile birlikte tahsili talebi ile davalı şirket hakkında Alanya 1.İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış ise de davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak takibe, borca ve yetkiye itiraz edildiğini, akabinde Alanya 1.Asliye Hukuk Mahkemesince yetkili olarak belirlenen Beykoz İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takip işlemleri devam ettiğini, davalı tarafça yine haksız olarak itiraz edilmesi üzerine arabuluculuk yoluna başvurulduğunu 2020/69909 sayılı arabuluculuk dosyası kapsamında ancak yapılan görüşmeler neticesinde ekte sunulan son tutanaktan da anlaşıldığı üzere taraflar arasında bir anlaşma sağlanması mümkün olmadığını beyan ederek davalı şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile her türlü hak ve alacağı üzerine davalının kötü niyetinin açık olması sebebiyle takdiren teminatsız olmadığı takdirde makul bir teminat ile ihtiyati haciz konulmasına, davalı tarafın Beykoz İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin aynı şartlarda tüm fer’ileri ile aynen devamına, davalı tarafın asıl alacak miktarının %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili 27/01/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talebinin yerinde olmadığını, müvekkili şirketin üzerine kayıtlı taşınır ve taşınmaz malları ile mevduatlarını devretmesinin söz konusu olamayacağını, kötü niyetli tarafın davacı taraf olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirketten mal satın almasına rağmen bunların bedelini ödemeyerek müvekkili şirkete yaklaşık 5.000.000,00TL borçlandığını, takiben şirketin içini boşaltarak ve müvekkili şirketçe uygulanan hacizleri sonuçsuz bırakmak için mallarını kaçırarak telafisi imkansız zararlara sebep olduğunu, davacı tarafın Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/150 Esas sayılı dosyasına atıfta bulunarak ve dava konusu çeklerin davacı şirket çalışanı ... tarafından cirolanarak müvekkili şirket ...'a gönderildiğini iddia etmekte ise de tanık beyanlarından çekleri teslim aldığının açık olduğunu, yine Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/150 Esas sayılı dosyasında sanık ... ve şirket yetkilisi ...'in Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından yapılan imza incelemeleri neticesinde davacının dava konusu çekleri imzalayarak müvekkili şirkete teslim ettiği iddiasıyla suçlanan Sanık ...'ün imzası ile senetler üzerinde yer alan imzalarda yapılan 10.09.2019 tarihli ... no'lu Uzmalık Raporu'nda incelemesinde imzanın ...'e ait olmadığının belirtildiğini, ... açısından düzenlenen 18.02.2018 tarihli ... no'lu Uzmanlık Raporu'nda ise imzaların başlangıcı ve imzalar içerisindeki el hareketlerinin yapılışı itibariyle kısmi farklılıklar olduğunun belirtildiğini, bu durumun davacının dava dilekçesinde iddia ettiği davacı şirket çalışanı ... ile müvekkil şirket ... arasında çeklerin ciro edilmesinde ilişki olduğu savını çürüttüğünü, davacı şirket ve yetkilisi ... ile müvekkili şirket arasında oldukça yüksek hacimlere ulaşan ticari ilişki mevcut olduğunu, müvekkili şirketin, bu ticari ilişkiden kaynaklı alacaklarını çek ve benzeri ödeme araçları ile tahsil ettiğini, bir kısmını da henüz tahsil edemediğini, bu hususun Alanya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/27 Talimat dosyası ile davacı şirketin müvekkili şirkete 31.12.2016 tarihi itibariyle 4.493.659,33-TL borcu olduğu sabit hale geldiğini, bunun yanı sıra Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/150 Esas sayılı dosyasında müvekkili şirket defterlerinde yapılan inceleme sonucu dava konusu çeklerin müvekkili şirketin kayıtlarına işlendiği ve davacı şirketin borcundan düşüldüğünün görüleceğini, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte, takas ve mahsup talepleri bulunmadığını, müvekkili şirketin defter ve belgeleri incelendiğinde görüleceği üzere davacı tarafın müvekkili şirkete dava konusu çeklere ilişkin tutarın çok üzerinde borcu olduğunun görüleceğini, mahkeme yapılacak yargılama sonucu aksi kanaate ulaşılması halinde takas mahsup def'inin göz önüne alınması gerektiğini, çeklerin hali hazırda davacının müvekkili şirkete olan borçlarından düşülmüş durumda olduğunu, aksi durumda aynı çekler nedeniyle iki defa işlem yapılmış olacağını, bu durumda hukuka ve hakkaniyete aykırılık oluşturacağını, müvekkili şirketin davacı şirket ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı alacaklarına karşı aldığı çekleri hemen bankaya ibraz eder ve keşide tarihleri geldiğinde tahsilatlarının gerçekleştirildiğini, dava konusu çeklerin de tahsilatının bu şekilde gerçekleştirildiğini, müvekkili şirketin kötüniyeti yada ağır kusurunun bulunmadığını, çeklerin muntazam ciro silsilesi ile iyiniyetle iktisap ettiğini, şirketlerin arasındaki ticari ilişki, çeklerin müvekkili şirketçe iyiniyetle iktisap edildiğine karine teşkil etmediğini, çeklerin iyiniyetle iktisap edildiğinin bir diğer göstergesi de keşide tarihleri ile davacının çeklerin çalındığından bahisle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı'na 2017/55193 soruşturma numaralı dosyası ile şikayette bulunduğu tarihler irdelendiğinde ortaya çıkacağını, çeklerin üstünde yer alan keşide tarihleri 30.04.2016 ve 30.09.2016 olup, çeklerin tahsil edilmesi 2016 yılına tekabül ederken davacının şikayeti 2017 yılında olduğunu, davacının çek bedellerinin istirdadını talep hakkı bulunmadığını, davacının çek üzerindeki imzayı bildiği yönündeki beyanları kabul etmediklerini, çeklerin müvekkili şirketçe aradaki ticari ilişki sonucu oluşan alacağına karşılık iyiniyetle iktisap ettiği çekler olduğunu, davacı şirketin, borçlu olmadığı halde borçlu gösterilerek mükerrer icra takibine maruz kaldığını iddia etmekte ise de mükerrer takibin söz konusu olmadığını belirterek haksız davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, mahkemece davanın kabulüne hükmedilmesi halinde ise hükmedilecek (alacak, yargılama giderleri, vekalet ücreti, icra inkar tazminatı vs.) tüm alacak kalemlerinin, müvekkili şirketin davacıdan olan alacağından takas ve mahsup edilmesine, takas ve mahsup neticesinde borç ortadan kalkacağından davanın reddine, karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "1.Davalının takas mahsup talebi de nazara alınarak Beykoz İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali davasının REDDİNE, 2-İcra inkar tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 2016 yılında faaliyetlerini durdurma noktasına geldiği süreçte alacağına karşılık aldığı iki adet çekin çalındığı şüphesiyle Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde şikayette bulunduğunu, yapılan soruşturma neticesinde toplam 900.000,00-TL bedelli bu çeklerin davalı şirket tarafından tahsil edildiğinin ve çek arkasındaki ciro imzalarının müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığının saptandığını, davalının müvekkilin imzasını yakından tanıyan basiretli bir tacir olmasına rağmen sahte imzalı çekleri kötü niyetle veya ağır kusurlu olarak iktisap edip tahsil ettiğini, taraflar arasında sunulan mutabakat metinlerinden de anlaşılacağı üzere bir borç ilişkisi bulunmadığını, yerel mahkemece davalının takas-mahsup talebinin kabul edilmesinin Türk Borçlar Kanunu’nun 144. maddesindeki haksız olarak alınan eşyanın rızasız takas edilemeyeceği hükmüne ve usul hukukuna aykırı olduğunu, takasın şartlarının oluşmadığını ve davacı alacağı takasla sona ermiş olsa dahi Yargıtay içtihatları uyarınca davanın açılmasında hukuki yarar bulunduğu için davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece davanın ve icra inkar tazminatının reddine dair verilen kararın bu yönüyle isabetli olduğunu, ancak yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkili şirket aleyhine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu çeklerin davacı şirketin borçlarından düşüldüğünün ceza mahkemesi dosyası, bilirkişi raporları ve ticari defter kayıtları ile sabit olduğunu, davacı şirketin müvekkiline borçlu olduğunun tespit edildiğini, HMK 326 uyarınca yargılama giderlerinden haksız çıkan tarafın sorumlu tutulması gerektiğini, takas ve mahsup def'i nedeniyle davanın reddedildiği durumlarda yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı lehine hükmedilmesine dair yüksek mahkeme içtihatlarının bulunduğunu, somut olayda müvekkili aleyhine gider yükletilmesini gerektiren bir istisnanın mevcut olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı taraf huzurda görülen davayı açarken dosya kapsamında kendi defterlerine göre dahi dava konusu çek bedellerinin çok üzerinde borçlu olduğunu bilerek açtığını, davacı tarafın beyanlarının kabulü mümkün olmayıp taraflar arasındaki ticari ilişkide alacaklı olanın müvekkili olduğunu, ileri sürerek davacı tarafın istinaf başvurusunun usulden ve esastan reddine, karar verilmesini talep etmiştir GEREKÇE:Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı vekili ;davacının rızası dışında elinden çıkan ve arka yüzde davacı şirket adına atılı ciro imzaları sahte olan, ... Bankası A.Ş. ... Şubesine ait , keşidecisi .... A.Ş., olan ... seri nolu , keşide tarihi 30/04/2016, 450.000 TL bedelli ve ... seri nolu, keşide tarihi 30/09/2016, 450.000 TL bedelli iki çekin davalı tarafından tahsil edildiğini, Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/150 Esas dosyasıyla kamu davası açıldığını, çek bedellerinin tahsil tarihlerinden itibaren faizleriyle iadesi için başlatılan Beykoz İcra Müdürlüğü ... sayılı takibe davalının itiraz ettiğini, beyanla itirazın iptali ile takibin devamını ve %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı talep etmiştir.Davalı vekili, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, davacının davalıya yaklaşık 5.000.000 TL civarında borçlandığını, çeklerin ticari ilişki kapsamında alacağa karşılık alındığını, bankaya ibraz edilerek tahsil edildiğini, tahsil edilen bedellerin davacının cari hesap borcundan düşüldüğünü, kötüniyet bulunmadığını , takas, mahsup def’inde bulunduklarını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Beykoz İcra Müdürlüğü ... dosyası celbedilmiş; takipte 900.000 TL asıl alacak ve 159.503,42 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.059.503,42 TL talep edildiği, takibin dayanağı olarak haksız tahsil edilen iki adet çek bedelinin gösterildiği , 13.12.2019 tarihli itirazla takibin durduğu davanın süresinde açıldığı görülmüştür. Dava konusu , ... Bankası A.Ş. ... Şubesine ait , keşidecisi .... A.Ş., ... şirketi lehine düzenlenen olan ... seri nolu , keşide tarihi 30/04/2016, 450.000 TL bedelli ve ... seri nolu, keşide tarihi 30/09/2016, 450.000 TL bedelli iki çekin, dava dışı lehtar tarafından davacıya ciro edildiği , davacı tarafından davalı şirket emrine ciro edildiği ,bu çeklerin davalı tarafından bankaya ibrazı ile tahsil edildiği anlaşılmıştır. 05/12/2022 tarihli bilirkişi raporunda, iki çek arkasında davacı şirket adına atfen atılmış ciro imzalarının, karşılaştırma imzalarına göre davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığı bildirilmiştir.17/09/2021 tarihli raporda da dava konusu iki çekin davacı defterlerinde giriş-çıkış kaydı olmadığı, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının 19 adet çekle toplam 1.607.500 TL ödeme yaptığı ve dava konusu iki çek tarihleri itibariyle davacının davalıya 4.493.659,33 TL bakiye borcu bulunduğu belirtilmiştir.Antalya 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2019/150 Esas sayılı dosyasında , davacı şirketin şikâyeti üzerine, dava konusu 30/04/2016 keşide tarihli ... numaralı 450.000,00 TL bedelli çek ile 30/09/2016 keşide tarihli ... numaralı 450.000,00 TL bedelli çekin, davacı şirket yetkilisinin bilgisi ve rızası dışında sahte ciro ile davalı şirkete verilip tahsil edildiği iddiasıyla davacı şirket çalışanı ... ile davalı şirketin finans direktörü ... ve bölge sorumlusu ... hakkında TCK 158/1-f, 204/1 ve 53/1 maddeleri kapsamında kamu davası açıldığı, yargılama sonunda Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı’nın 09/09/2019 tarihli uzmanlık raporunda çekler üzerindeki imza ve yazıların sanık ...’a ait olduğuna dair tespit yapılamadığı, ayrıca 03/12/2020 tarihli bilirkişi raporunda davacı şirket defterlerinde suça konu çeklerin kayıtlı olmadığı, buna karşılık davalı şirket defterlerinde bu iki çek bedelinin davacı şirketin cari hesap borcundan tenzil edildiğinin görüldüğü, bu nedenlerle sanıkların atılı suçları işlediklerine dair yeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle sanıkların ayrı ayrı beraatine karar verildiği, beraat hükmünün de 14/11/2022 tarihinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi’nin 2021/1745-2022/2949 sayılı ve 14/11/2022 tarihli kararı ile istinaf istemini reddetmesiyle kesinleştiği anlaşılmıştır.Mahkemece, davalı kayıtlarında davalının alacaklı olduğu, çek bedellerinin davacının borcundan düşüldüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, taraf vekiller istinaf talep etmiştir.İtirazın iptali davasında takip konusu alacağın varlığını ispat yükü davacı alacaklı üzerindedir. Uyuşmazlığın, davacının sahte ciro ile rızası dışında elinden çıkan çeklerin bedelinin davalı tarafından tahsil edildiği iddiasına dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibinde davacının temel ilişkide takip tutarında alacaklı olup olmadığı , davalının itirazının haksız olup olmadığına ilişkin olduğu, bilirkişi raporu ile, davalı tarafından tahsil edilen çeklerin arka yüzündeki davacı şirket adına atfen atılmış ciro imzalarının davacı yetkilisinin eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bununla birlikte taraflar arasında cari hesap ilişkisi bulunduğu, dava konusu çeklerin tarihleri itibariyle davacının davalıya 4.493.659,33 TL düzeyinde bakiye borcunun raporlarla saptandığı ve davalı defterlerinde dava konusu iki çek bedelinin davacının cari hesap borcundan tenzil edildiğinin tespit edildiği, davalının hesap ilişkisinden doğan muaccel alacağı bulunduğunu, çek bedellerinin de bu borçtan düşüldüğünü ileri sürmesinin takas-mahsup def'i niteliğinde olduğu , bu durumda her iki borç, takas edilebilecekleri anda daha az olan borç tutarınca sona erer (TBK m.143) . Davacının temel ilişkide davalıya borçlu olduğu , çek bedellerinin davacıdan değil ibrazı ile çek hesap sahibi keşideciden tahsil edildiği, tahsil edilen tutarda davacının davalıya olan cari hesap borcundan kurtulduğu , davalının sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığı, ceza soruşturması dosyasındaki tanık ve sanık savunmalarının içeriğinden anlaşıldığı üzere, taraflar arasında uzun süredir devam eden cari hesap ilişkisi kapsamında davacı tarafından alınan mallara karşılık çek verilerek ödeme yapıldığı, dava dışı çek lehtarı olan firmanın davacı ile, davalıdan alınacak malların tedariki konusunda ticari ilişki bulunduğu , dava konusu iki adet çekin davacı çalışanına davacı şirket yetkilisinin bilgisi dahilinde teslim edildiği , çeklerin davalı şirkete hangi çalışan tarafından teslim edildiği hususunun ceza yargılamasında tespit edilemediği görülüyorsa da davalının çekleri iktisabında kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğuna dair delil bulunmadığı, bu nedenlerle davacının icra takibine konu edilen miktarda davalıdan alacaklı olduğunun ispatlanamadığı görülmekle itirazın iptali davasının reddi kararının dosya kapsamına uygun olduğu, somut olaydaki talebin tahsil olunan çek bedelinin iadesi olması ve taraflar arasındaki alacak-borç ilişkisinin cari hesapla ispatlanmış olması karşısında, TBK m.144uygulanmasına yer olmadığı, takas savunması ile borcun bu oranda sona erdiğinin kabulü gerektiği sonucuna varılmış, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir. Davalı vekilinin yargılama gideri ve vekâlet ücreti bakımından istinaf talebine gelince, ilk derece mahkemesi davayı reddetmiş olduğundan, HMK m.326 kuralı gereği yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin kural olarak davacı üzerinde bırakılması gerekirken, davalı aleyhine yargılama gideri ve davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olup, istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın reddine, karar verilmesi gerektiği kanaati ile dosyanın müzakere için heyete tevdii gerekmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile, 3-İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/04/2023 tarih, 2020/613 E. 2023/315 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, -DAVANIN REDDİNE 4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar harcından peşin alınan 10.072,23 TL'nin mahsubu ile fazlaya ilişkin olan 9.340,23 TL harcın davacı tarafından isteği ve talebi halinde kendisine iadesine, 4/b-Arabuluculuk aşamasında Adalet Bakanlığı tarafından ödenen arabulucuk ücreti 1.320,00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4/c-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına, 4/ç-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4/d-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 108,50-TL posta giderinin, davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 141.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5/ç-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5/d-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026