İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 6-7 yıldır kahve endüstrisinde hizmet veren, kendi markasını kurmuş ve dünya çapında yapılan yarışmalarda dereceleri mevcut olan bir kahve kavurma ustası olduğunu, kendisinin, "..." yarışmasında birincilik ödülü bulunduğunu, bilgileri ve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1948 KARAR NO : 2026/173 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 12/10/2023 NUMARASI : 2021/326 E. - 2023/153 K. DAVANIN KONUSU: FSEK Kapsamında Tecavüzü Ref'i ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, 6-7 yıldır kahve endüstrisinde hizmet veren, kendi markasını kurmuş ve dünya çapında yapılan yarışmalarda dereceleri mevcut olan bir kahve kavurma ustası olduğunu, kendisinin, "..." yarışmasında birincilik ödülü bulunduğunu, bilgileri verilen kahve firmasının internet sitesinde, sosyal medya hesaplarında ve tespit edebildikleri kadarıyla Taksim- Tünel Şubesi ikinci kattaki çalışma alanının duvarında müvekkilinin bir dönem ilgili firmadaki çalışması sırasında izni ve bilgisi olmaksızın kahve kavururken çekilmiş fotoğrafının sergilendiğinin tespit edildiğini, davalı firmanın; kahve kavurma alanında önemli dereceler elde etmiş ve isim yapmış müvekkilinin tanınırlığı, emeği ve yeteneği üzerinden gerek Taksim-Tünel şubesi gerekse de internet sitesinde yayınlanan fotoğrafları ile reklam yaptığı ve bu yolla ticari kazancını artırmak eğiliminde olduğunu, müvekkiline ait fotoğrafın davalı firmanın bir başka şubesinde de (...) uzunca bir süre sergilendiği ancak yakın bir zamanda kaldırıldığının tarafınca haricen öğrenildiğini, bu bilginin taraflarınca öğrenilmesinin ardından derhal delil tespiti istemi ile dava ikame edildiğini, İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2019/33 D.İş dosyası ile davalı şirketin Taksim- Tünel Şubesinde sergilenen fotoğrafın müvekkiline ait olduğunun tespit edildiğini, dosya kapsamında yapılan keşif incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporu ile de bu hususun sabit olduğunu, neticeten; açıkladıkları ve mahkemece resen nazara alınacak nedenlerle, haklı davanın kabulünü, tecavüzün ref'i ile müvekkilinin kişilik haklarına saldırıda bulunan davalıdan 100.000TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının yabancı uyruklu olup, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmadığını, bu durumda gerek uluslararası düzenlemeler, gerek ülkemiz yasaları, gerekse emsal Yargıtay kararları dikkate alındığında, Türk Mahkemelerinde dava açan davacının teminat gösterme zorunluluğu bulunduğunu, ancak bu hususun yerine getirilmediğini, davanın tamamen kötüniyetli olarak ve haksız çıkar sağlamak maksadı ile açıldığını, davacının ilgili dönemlerde müvekkili şirketin sigortalı çalışanı olup, ilgili fotoğrafın da davacının açık rızası ile müvekkili şirketin işyerinde sergilendiğini, nitekim ilgili fotoğrafın davacının bir dönem müvekkili şirketteki çalışması sırasında sergilendiği hususunun da dava dilekçesinde açık bir şekilde beyan edildiğini, davacının gerçek dışı ve mesnetsiz iddialarına gerekçe yaratmak gayesi ile dava dilekçesinde beyan ettiği bir kısım iddiaların da gerçek dışı olduğunu, davacının haksız davasına gerekçe yaratmak amacı ile afaki ve soyut iddialar ileri sürdüğünü, fotoğrafın asılı bulunduğu tarihlere dair davacının ileri sürdüğü iddiaların da tamamen mesnetsiz olduğunu, davacının da bu iddialarını hiçbir somut veriye veya delile dayandırmadığını, varsayımlı söylemler üzerinden beyanlarda bulunduğunu, bu yöndeki iddia ve taleplerin de kabulünün mümkün olmadığını, davacı iddialarının aksine, müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığını, davacının iddialarının aksine müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmakta olup, müvekkili şirkete ait ekipman görsellerini kullanarak kendine menfaat sağladığını, bahsi geçen fotoğrafta davacının yüzünün hiçbir surette belirlenebilir nitelikte olmadığını, davacı tarafın daha önce de bu iddialarına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosu nezdinde şikayette bulunduğunu, 2019/148115 soruşturma no, 2019/107288 K. ve 29/11/2019 tarihli karar ile müvekkili şirket yetkilileri hakkında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiğini, neticeten; açıkladıkları ve mahkemece re’sen gözetilecek sebeplerle, hukuki menfaati olmayan ve koşulları gerçekleşmeksizin müvekkili şirket aleyhine açılan haksız, her türlü hukuki dayanaktan yoksun, kötü niyetli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2021/326 esas, 2023/153 karar sayılı, 12/10/2023 tarihli kararı ile; "Açıklanan nedenlerle; davacının açık veya örtülü rızası yok ise vaki kullanım hukuka aykırı olacaktır. Sunulan bilgi ve belgelerden; davacının, davalıya ait işyerinde daha önce çalıştığı, dava konusu fotoğrafın çalıştığı sırada çekilerek kullanıldığı, fotoğrafın davacıyı teşhise elverişli olduğu, davacıdan izin alındığına dair herhangi bir yazılı ya da sözlü muvafakatnameye rastlanmadığı, her ne kadar dava konusu fotoğrafın; davacının izni ile çekildiği anlaşılmakta ise de, davacı işten ayrıldıktan sonra da fotoğrafının kullanımına izin verdiğine dair davalı tarafça delil sunulmadığı dikkate alındığında vaki kullanımın FSEK 86 ve TMK 24.maddeleri hükmünü ihlal ettiği kanaatine varıldığından, davanın KISMEN KABULÜNE,1-Tecavüzün ref'i talebinin kabulüne; davacıya ait fotoğraf ve görsellerin davalı şirkete ait işyeri/işyerlerinden ve davalıya ait internet siteleri/sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına, 2-Manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne; 20.000 TL manevi tazminatın, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine " karar vermiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davanın kısmen kabulü ile tecavüzün ref’ine ve manevi tazminata ilişkin verdiği kararın hukuk ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının söz konusu fotoğrafının profesyonel bir ekip tarafından set ışıkları altında rızasıyla çekildiğini, fotoğrafın çekim amacının ve yayımlanacağının davacı tarafından bilindiğini ve çalışma süresi boyunca buna itiraz etmeyerek zımni muvafakat verdiğini, mahkemece davacının fotoğrafının çekilmesine rıza verdiğinin anlaşıldığı fakat yayınlanmasına rıza verdiğinin ispat edilemediği yönündeki değerlendirmenin maddi olay ile örtüşmediğini, hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının çalışma süresi boyunca yayımlanan bu fotoğrafa hiçbir itirazda bulunmamasının da fotoğrafın yayımlanmasına rıza verdiğini ispat ettiğini, davacı fotoğrafının çekilmesine ve yayımlanmasına açıkça rıza gösterdiğini, işten ayrıldıktan sonra rızasını geri aldığına dair dosyada hiçbir ispat bulunmadığını, tanık beyanlarının da davacının açık onayını doğruladığını, şartları oluşmayan manevi tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, fotoğrafın odak noktasının kahve makinesi olup davacının yüzünün belirlenebilir nitelikte olmadığını, bu nedenle ortada bir "eser" veya kişilik hakkı ihlali bulunmadığını, halihazırda kullanılmayan görseller için tecavüzün ref’i kararı verilmesinin mesnetsiz olduğunu, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu ve davacının müvekkilinin tanınmışlığından faydalanmaya çalıştığını, söz konusu fotoğrafta kahve çekim makinesi ön planda olduğunu, fotoğraftaki kişinin ... olduğunu belirleyici hiçbir unsurun olmadığını, fotoğraf üzerinde tanımlayıcı olacak şekilde yazılı bir isim yer almadığını, ...’i anımsatabilecek ve/veya çağrışım yaptırabilecek hiç bir bilgi de yer almadığını, davanın kötü niyetli olarak haksız çıkar sağlamak amacıyla ikame edildiğini, müvekkili şirketin TPMK nezdinde tescilli olduğunu, müvekkili şirketin tanınmış marka olduğunu, karşı tarafın isim ve unvanından yararlanmasının mümkün olmadığını, mahkemece tecavüzün ref'i talebinin kabulü ile davacıya ait fotoğraf ve görsellerin davalı şirkete ait işyeri/işyerlerinden ve davalıya ait internet siteleri/sosyal medya hesaplarından kaldırılmasına karar verilmişse de işbu karar son derece hatalı olduğunu, dava aşamasında davacının fotoğraflarının kaldırıldığını ve kullanılmadığı sabitken ve ortada kaldırılacak bir fotoğraf bulunmuyorken tecavüzün refi talebinin dayanaksız kaldığını, söz konusu fotoğrafın eser mahiyetinde de olmadığını, davacının kurduğu ... Ltd. Şti. 'nin kuruluş tarihinin 19.12.2018 olduğunu, Müvekkili şirketin 2014 yılından bu yana faaliyet gösterdiği dikkate alındığında müvekkili şirketin kendisinden sonra kurulmuş bir şirketten faydalanamayacağından bahisle istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkeme kararını manevi tazminat yönünden istinaf ettiklerini, mahkemece hükmedilen tutar müvekkilinin uğradığı manevi zararı hiçbir surette karşılar nitelikte olmadığını, davalının müvekkilinin haklarını yıllardır ihlal ettiğini, bu kadar cüzi bir rakamın davalı açısından ödül niteliğinde olduğunu, müvekkilinin ilgili davalar için harcadığı tutar 20.000,00 TL'den fazla olduğunu, müvekkili yabancı olduğu için dava açılış aşamasında 20.000,00 TL tutarında teminat yatırdığını, yabancı olduğu için dolar bozdurmak suretiyle bu tutarı karşıladığını, kurdaki değişim dikkate alındığında hükmedilen tazminat ve giderler bu gideri karşılamadığını, müvekkilinin uğradığı zararın daha fazla olduğunu, delil tespiti için açtıkları davada müvekkilince harcanan giderlerin tazminine de hükmedilmediğini, müvekkili dünya çapındaki yarışmalardan elde ettiği başarıların yanında aynı zamanda "KungPowCoffee" firmasının kurucusu olduğunu ve burada baş eğitmenlik yaparak mesleğini icra etmeye devam ettiğini, müvekkili ile karşı yan arasında fotoğrafının kullanılmasına yönelik herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkiline bu hususa ilişkin bir bedel ödenmesi de söz konusu olmadığını, davalı firmanın Taksim-tünel şubesi, müvekkili davalı firmadan ayrıldıktan sonra açıldığını, müvekkiline ait fotoğrafın davalı firmanın bir başka şubesinde de (...) uzunca bir süre sergilendiği ancak yakın bir zamanda kaldırıldığı taraflarınca öğrenildiğini, bu konuda delil tespiti yaptırdıklarını İstanbul 17. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2019/33 D.İş dosyası ile davalı şirketin Taksim- Tünel Şubesinde sergilenen fotoğrafın müvekkile ait olduğu tespit edildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile bu hususun sabit olduğunu, müvekkilinin fotoğrafının izinsiz şekilde ve kendisinin bilgisi dışında kamuya açık bir alanda sergilenmesi kişilik haklarına açıkça bir saldırı niteliğinde olduğunu, 5846 Sayılı FSEK 86. Maddesine de aykırılık teşkil ettiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının manevi tazminat yönünden kaldırılarak 100.000,00 TL manevi tazminatın davacıdan tahsilini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf isteminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, mahkemece hükmedilen tazminat müvekkilinin maddi masraflarını karşılamaya dahi yetmediğini, manevi zararını da gidermediğini, müvekkilin rızası olmaksızın birden çok şubede ilgili fotoğraflar kullanıldığını, başka şubelerde de kullanılmaya devam edilmesi olası olduğunu, bu nedenle tecavüzün refi kararı yerinde olduğunu, müvekkilin kişilik hakkına yapılan bu tecavüzün ref'ini talep etmelerinin yerinde olduğundan davalının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının manevi tazminat yönünden kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, davacının resminin çekilmesi ve yayımlanması için açık bir onayının olduğu belirtilen husus, dosyada kanıtlandığını, mahkemenin davacının fotoğrafının çekilmesine rıza vermesine rağmen, yayımlanmasına rıza verdiğini ispat edilemediği şeklindeki değerlendirmesi, maddi olayla uyumsuz olduğunu ve hayatın olağan akışına aykırı bir değerlendirme olduğunu, davacının fotoğrafı rızası ile çekildiğini ve yayınlandığını, şartları oluşmayan manevi tazminat taleplerinin reddi gerekmekteyken "tazminatın caydırıcı olması gerekliliği" gibi abesle iştigal bir iddiayla daha yüksek bir meblağ istemi üzerinden yapılan davacının istinaf başvurusunun kabulü mümkün olmadığını, müvekkili şirketin kendisinin fotoğraflarını kullanarak haksız kazanç elde ettiğini iddia etse de işbu iddialar mesnetsiz ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacının müvekkilinin tanınırlığından yararlanmaya çalıştığını belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının kaldırılarak davanın tümden reddini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; davacının fotoğrafının, izinsiz alınmaksızın ve bilgisi dışında davalıya ait işyerinde sergilendiği iddiasına dayalı olarak FSEK kapsamında tecavüzün ref'i ve 100.000 TL manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından tecavüzün ref'i talebinin kabulüne; manevi tazminat talebinin kısmın kabulüne karar verildiği, davacı vekili tarafından reddedilen manevi tazminat yönünden yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalı vekili tarafından davacının açık muvafakatinin bulunması, fotoğrafın eser mahiyetinde olmaması, ref kararının yerinde olmadığı savunmaları kapsamında yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; davacı ile davalı şirket arasında Beyoğlu 1. Noterliğinin 17/03/2016 tarih, ... yevmiye numaralı belirli süreli iş sözleşmesinin akdedildiği, davalı şirket bünyesinde 07.12.2016 - 10.10.2017 tarihleri arasında satış elemanı görevi ile çalıştığı, İstanbul 17.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/33 D.İş sayılı dosyası ile davalı iş yerinde davacının fotoğrafının sergilendiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Fikri ve Sınai Haklar Soruşturma Bürosunun 2019/148115 soruşturma sayılı dosyası kapsamında şüpheli dava dışı gerçek kişiler hakkındaki davacı şikayeti kapsamında özel hayatın gizliliği suçunun unsurlarının oluşmadığı, davacının eser sahibi olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına yer olmadığına karar verildiği tespit edilmekle her ne kadar dava konusu fotoğrafın; davacının izni ile çekildiği anlaşılmakta ise de davacının işten ayrıldıktan sonra da fotoğrafının kullanımına izin verdiğine dâir davalı tarafça herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır. Nitekim davacının görüntüsünün izni dışında teşhir edilmesi ve umuma arz edilmesi eyleminin, FSEK'in D) Resim ve portreler başlıklı 86. maddesinin; ''Eser mahiyetinde olmasalar bile, resim ve portreler tasvir edilenin, tasvir edilen ölmüşse 19 uncu maddenin birinci fıkrasında sayılanların muvafakati olmadan tasvir edilenin ölümünden 10 yıl geçmedikçe, teşhir veya diğer suretlerle umuma arz edilemez. Birinci fıkradaki muvafakatin alınması: 1. Memleketin siyasi ve içtimai hayatında rol oynayan kimselerin resimleri;, 2. Tasvir edilen kimselerin iştirak ettiği geçit resmi veya resmi tören yahut genel toplantıları gösteren resimler; 3. Günlük hadiselere müteallik resimlerle radyo ve filim haberleri; için şart değildir. (Değişik üçüncü fıkra: 23/1/2008-5728/145 md.) Birinci fıkra hükmüne aykırı hareket edenler hakkında Borçlar Kanunu'nun 49 uncu maddesi ile koşulları varsa, Türk Ceza Kanununun 134, 139 ve 140 ıncı maddeleri hükümleri uygulanır. (Değişik dördüncü fıkra: 23/1/2008-5728/145 md.)Birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre yayımın caiz olduğu hâllerde de Türk Medenî Kanununun 24 üncü maddesi hükmü saklıdır.'' şeklinde ifade edilen düzenlemenin kapsamında bulunduğu, anılı yasal düzenleme gereğince davacının, bir diğer ifade ile görüntüde tasvir edilenin, muvafakati olmadan teşhir edilmesi nedeni ile işbu maddeye dayalı olarak tecavüzün ref'ini talep edebileceği saptanmıştır. Uygulanacak atıf maddesi dava tarihi itibari ile yürürlükte olmayan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 49. maddesine yapılmış olup işbu maddede şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişinin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini dava edebileceği düzenlenmiştir. Anılı maddenin karşılığı ise dava tarihi itibari ile yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 58. maddesinde düzenlenmiş olup kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceği ifade edilmiştir. Dolayısıyla anılı yasal düzenleme gereğince davacının manevi tazminat isteminde bulunması mümkün olup olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının somut olay adaletine uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 12/10/2023 tarih ve 2021/326 E., 2023/153 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 539,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 192,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 614,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 751,35 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026