İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın İngiltere yasaları uyarınca kurulu ve faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin 28.06.1932 Tarih ve 2045 sayılı kanun ile onaylanarak yürürlüğe girmiş olan "Türkiye Cumhuriyeti ile İngiltere…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/1189 KARAR NO:2026/413 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:21/03/2024 NUMARASI:2016/118 E. - 2024/72 K. DAVANIN KONUSU:Marka (Manevi Tazminat İstemli) BİRLEŞEN İSTANBUL 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'NİN 2016/169 ESAS SAYILI DOSYASI DAVA:Markaya Tecavüz ve Haksız Rekabet ( Tazminat İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın İngiltere yasaları uyarınca kurulu ve faaliyette bulunan bir şirket olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin 28.06.1932 Tarih ve 2045 sayılı kanun ile onaylanarak yürürlüğe girmiş olan "Türkiye Cumhuriyeti ile İngiltere Hükümeti Arasında Münakit Müzahereti Adliye Müzahereti Adliye Mukavelenamesi" uyarınca ve MÖHUK 48/2 kapsamında yabancılık teminatı ödemekten muaf olduğunu, müvekkillerinin her iki devletinde taraf olduğu Sınai Mülkiyet'in korunması ile ilgili 1883 tarihli Paris Sözleşmesi'nin 3. ve 4. maddeleri uyarınca ve MÖHUK48/2 kapsamında yabancılık teminatı ödemesinin istenmesinin mümkün olmadığını, müvekkili ...'in çok tanınmış ... yağlarının belirli bir ambalaj ve takdim şekilde tüketiciye ulaştırıldığını, bu ambalaj ve ticari takdim şeklinin müvekkilleri ve ürünleri ile bütünleştiğini, müvekkilinin ... ambalaj şekli ve ambalajlar üzerinde yer alan logo için Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescillendiğini, 1927'de Türkiye'de tescil edilmiş olan ... markasının, 1953 yılından beri müvekkillerinin Türk ortakları tarafından ithal edilip pazarlandığını, müvekkillerinin markalarının ambalaj şekilleri ve ... markalı ürünlerine ait ticari takdim şeklinin davalı firma tarafından taklit edildiğini, müvekkillerinin markalarının ve ... ürününe ait ticari takdim şeklinin tanınmışlığından haksız kazanç elde etmek isteyen kişilerce çeşitli yol ve şekillerde sıklıkla taklit edildiğini, davalı şirketin tescilli ve tanınmış markalarını ve ticari takdim şeklini birebir taklit ederek ürettiğini ve sattığını, ilgili şirketin müvekkillerinin markalarını ticari takdim şeklini birebir taklit etmek suretiyle, müvekkillerinin faaliyetleri ve iş mahsulleri ile iltibas yarattığını ve bu suretle haksız rekabette ve markaya tecavüzde bulunduğunu beyan ederek davalıya tebligat yapılmaksızın davalı şirket tarafından üretilen veya satışa arz edilen tüm şekil markaları ile müvekkillerinin ... markalı ürünlerinin ticari takdim şekliyle iltibas yaratacak şekilde herhangi bir renk veya boyutta benzeri şekilde ürünün üretiminin, satışının, pazarlamasının, dağıtım ve ticari maksatla elde bulundurmasının önlenmesine, ... sitesinde ve internetteki ve diğer mecralardaki tüm tanıtım ve kullanımlarının durdurulmasına, mütecaviz görüntülerin web sitesi içeriğinden çıkartılmasına, çıkartılması mümkün olmadığı takdirde web sitesine erişimin engellenmesine, ihtiyati tedbir kararı verilmesine, delillerinin toplanması ve yapılacak yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Talep eden şirket vekilince tescilli markalarına "... ..." ismiyle üretilen ürünlerin tecavüz ettiği, ticari unvan ve markalarından haksız bir şekilde faydalanıldığı iddia edilerek markaya tecavüz ve haksız rekabetin önlenmesi ile manevi tazminat talep edildiğini, anılan davanın tümüyle haksız ve mesnetsiz olup reddinin gerekmekte olduğunu, davacı yanın davasına delil olarak Ankara 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2016/5 D.İş ve İstanbul 1. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2015/182 E. sayılı dosyalarını göstererek müvekkili şirketin "...-..." markası adı altında "..." markasını taklit ederek üretim ve satışını yaptığını iddia ettiğini, dosyaya sunulan tespit dosyaları bilirkişi raporlarına itiraz edildiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre bu kapsamda raporların delil özelliğinin kalmadığını, markaya tecavüz hususunun ancak yargılama sonunda incelenebileceğini, markalarının 15 yıldır kullanımla tescilli olduğunu, bu durumda markaya tecavüzün iddia edilemeyeceğini, uzun süredir markanın kullanımına rıza gösterildiği, marka tescilinden 10 yıl sonra açılan davanın TMK md.2'ye aykırı olduğunu, 2005 yılından beri kullanılan ... ... markasından davacı tarafından 2012 yılına kadar habersiz olduğunun düşünülemeyeceği, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacı markasının TPE Tanınmış Markalar listesinde yayınlanmış bir marka olmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.Birleşen İstanbul 3. FSHH Mahkemesi'nin 2016/169 Esas sayılı dosyasında davacı vekili, müvekkilinin markalarının, ambalaj şekillerinin ve ... markalı ürünlerine ait ticari takdim şeklinin davalı şirketler tarafından taklit edildiğini, davalı ... .. A.Ş'nin dava konusu ürünleri üreten firma olduğunu, davalı ... .. A.Ş'nin ise dava konusu ürünlerin ana distribütörü olduğunu, davalı şirketler tarafından üretilen veya satışa arz edilen müvekkilinin ... ve ... şekil ve türevi markalı ürünlerinin, ticari takdim şekliyle iltibas yaratacak şekilde kullanması nedeniyle davalıların haksız fiillerinin tespitini, haksız rekabetin men'ini, davalıların fiillerinin müvekkilinin marka haklarına tecavüz teşkil ettiğinin tespitini, men ve ref'ini, taklitli ürünlerin toplatılmasını, manevi tazminat ve verilecek hüküm özetinin ilanı talebi ile birlikte öncelikli olarak dosyanın mahkemenin işbu 2016/118 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; "Mahkememiz asıl dosyası yönünden; 1)Marka hakkına tecavüz davasının REDDİNE, 2)Haksız rekabetin önlenmesi davasının KABULÜ ile, davalının fiillerinin haksız olduğunun tespitine, davalının haksız rekabetinin men’ine, davalının mütecaviz ürünleri ve ürünlerine ait, şişe, etiket, kalıp, kutu, koli, ambalaj, katalog, broşür, basılı evrak, yazı velhasıl her türlü ürün ambalaj ve tanıtım vasıtasının, davalıya ait işyer(ler)inden ve ticari amaçla bulundukları her yerden toplanmasına, imha edilmesine, davalıya ait ... isimli web sitesi ve bağlı web siteleri içeriğinden haksız rekabet teşkil eden davalının tüm kullanımlarının çıkarılmasına; kullanımların çıkarılması mümkün olmaz ise web sitelerine erişimin engellenmesine, 3)-Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, Birleşen İstanbul 3. FSHHM'nin 2016/169 Esas sayılı dosyası yönünden; 1)Marka hakkına tecavüz davasının REDDİNE, 2)Haksız rekabetin önlenmesi davasının KABULÜ ile, davalıların fiillerinin haksız olduğunun tespitine, davalıların haksız rekabetinin men’ine, davalıların mütecaviz ürünleri ve ürünlerine ait, şişe, etiket, kalıp, kutu, koli, ambalaj, katalog, broşür, basılı evrak, yazı velhasıl her türlü ürün ambalaj ve tanıtım vasıtasının, davalılara ait işyer(ler)inden ve ticari amaçla bulundukları her yerden toplanmasına, imha edilmesine, davalılara ait ... isimli web sitesi ve bağlı web siteleri içeriğinden haksız rekabet teşkil eden davalıların tüm kullanımlarının çıkarılmasına; kullanımların çıkarılması mümkün olmaz ise web sitelerine erişimin engellenmesine, 3)Manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine, karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davacı ekilinin müvekkilinin İngiltere yasalarına göre kurulu olması ve uluslararası sözleşmeler uyarınca yabancılık teminatından muaf tutulması gerektiğini, dünyaca ünlü "..." markasının ambalaj ve ticari takdim şeklinin müvekkiliyle bütünleştiğini, davalı ... ... şirketinin bu tescilli tasarımları ve logoları birebir taklit ederek ürünlerinde kullanıp iltibas yarattığını, bu durumun markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek ürünlerin toplatılmasını, web sitesine erişimin engellenmesini ve ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ettiğini, yerel mahkemenin ise yaptığı inceleme neticesinde markalar arasında isim benzerliği bulunmadığı ve ceza mahkemesinin kesinleşmiş beraat kararı uyarınca "markaya tecavüz" unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın bu kısmını reddettiğini, ancak davalının kullandığı renk, dizayn ve sunumun ... ürünlerine yakın seyrederek çağrışım yaptığı ve basiretli tacir ilkesine aykırı olduğu kanaatiyle "haksız rekabetin tespiti" ile "manevi tazminat" taleplerini kabul ettiğini, her iki markanın tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, hukuka aykırı bir fiil veya aldatıcı bir eylem bulunmadığından haksız rekabet ve tazminat koşullarının oluşmadığını savunarak yerel mahkeme kararının müvekkili lehine kaldırılmasını ve davanın tümden reddini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap ve katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; davalıların müvekkiline ait ... markalı ürünlerin tescilli ambalaj, renk kombinasyonu ve ticari takdim şeklini birebir taklit ederek markaya tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerde bulunduğunu, Yerel Mahkemece haksız rekabetin kabul edilmesine rağmen marka hakkına tecavüz ve manevi tazminat taleplerinin reddedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davalıların dayandığı ceza mahkemesi beraat kararının bağlayıcı olmadığını ve hatalı bir incelemeye dayandığını, dosyada mevcut altı farklı bilirkişi raporunun davalıların kötü niyetini ve iltibas yaratan eylemlerini teyit ettiğini, tanınmış bir markanın itibarından haksız kazanç sağlandığını ve hükmedilen manevi tazminat miktarının caydırıcılıktan uzak olduğunu belirterek, davalıların istinaf başvurularının reddini, katılma yoluyla kendi istinaf taleplerinin kabulünü ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava ve birleşen dava marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men’i, refi ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, ...’un , ambalaj şekli ve logo dahil ticari takdim biçiminin TPMK nezdinde tescilli olduğu, davalıların “...-...” markalı ürünlerinde davalı şirketin tescilli ve tanınmış markalarını ve ticari takdim şeklini birebir taklit ederek ürettiğini ve sattığını, bunun tüketici nezdinde iltibas doğurduğu, markaya tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüştür. Davalı taraf ise, “...-...” markasının uzun süredir kullanıldığı ve tescilli olduğu davacının uzun süre sessiz kalma ile hak kaybı bulunduğu davacı markasının tanınmış olmadığını iltibasın bulunmadığını savunmuştur. Bilirkişi Raporları: -Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2012/22 D.İş dosyası ile yapılan delil tespitinde, davalıya ait işyerinde ve internet ortamında yapılan incelemede; ... adresli sitede “...-...” ibareli madeni yağ ürünlerinin tanıtıldığı, ayrıca işyerinde .../... ibare ve işaretlerinin kullanıldığı, internet sitesinde ve fiziki mekanda kullanılan görsellerin tespitinin yapıldığı belirtilmiştir. - Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2015/12 D.İş dosyası ile alınan raporda; ... internet sitesindeki ürün görselleri ve ambalaj tasarımları yönünden yapılan incelemede, kelime unsurları yönünden birebir benzerlik bulunmadığı ancak ambalaj formu, renk kombinasyonu (kırmızı-yeşil-beyaz-siyah ağırlıklı tasarım), yazı karakteri yerleşimi ve genel ticari takdim tarzı itibarıyla davacı ... markalarının ayırt edici görsel unsurlarını çağrıştıran bir bütünsel izlenim oluştuğunu , ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin mevcut olabileceği yönünde kanaat bildirilmiştir. - Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/5 D.İş dosyası ile alınan raporda ;davalı işyerinde yapılan incelemede , “...-...” ibareli ürünler, boş ambalajlar ve etiketler tespit edildiği, davacıya ait şekil markaları ile davalı ambalajları arasında dairesel form içerisinde konumlandırılmış şekil unsuru, ibarenin yerleşim tarzı ve renk dağılımı bakımından belirgin benzerlikler bulunduğun, kelime unsurlarının farklı olmasına rağmen, ambalajın genel tertibi ve görsel kompozisyonunun baskın unsur olduğu, madeni yağ gibi raf ürünlerinde tüketicinin görsel bütünlük üzerinden algı oluşturduğu, bu nedenle karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, ayrıca TTK m.54-55 kapsamında dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabet teşkil edebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. -Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2016/36 D.İş dosyası ile alınan raporda; “...-...” ibaresinin kelime unsuru bakımından “...” ile benzerlik göstermediği ancak kullanılan ambalaj tasarımı, renk kompozisyonu ve grafik düzen itibarıyla davacı markalarının çağrışımını artırabilecek bir sunum bulunduğu, kırmızı-yeşil renk birlikteliğinin sektörde ... ile özdeşleştiği, bu nedenle ambalaj kullanımının iltibas ihtimali doğurabileceği belirtilmiştir. -Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi 2017/87 E. sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda , “...-...” ibareli ürünler ile davacıya ait ... şekil markaları arasında kelime unsurlarının açık biçimde farklı olduğu, hedef kitlenin teknik ürün kullanıcılarından oluştuğu ve marka tercihinde isim unsurunun belirleyici olduğu , ortalama bilinçli tüketici nezdinde iktibas veya iltibas oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı belirtilmiştir. 25/07/2017 tarihli kök bilirkişi raporunda, davacı taleplerinin tescilli markaların ticari takdim şekli ile logo-amblem bütünlüğüne karşı tecavüz iddiası çerçevesinde toplandığı, davalı savunmasının ise markaların kelime unsuru ile ticari takdim ve ambalaj bütünlüğü bakımından ayrıştığı ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı yönünde olduğu, 556 sayılı KHK’nın 5. maddesi uyarınca markanın malların veya ambalajlarının biçimi dahil her türlü işaretten oluşabileceği, bu nedenle ticari takdim şeklinin de marka koruması kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davacı markalarında ticari takdim biçiminin dört ana bölümden oluştuğu, bu bölümlerin farklı renk/görsel özellikler veya farklı kelime unsurları ile birlikte kullanıldığı, davalı kullanımlarında da aynı bölümleme ve sayı bakımından benzer bir yapının bulunduğu, 2016/23612 başvuru ile ... tescil numaralı marka karşılaştırıldığında, benzer geometrik şekil içerisinde ...-... ibaresinin yer aldığı ve aynı renk kombinasyonlarının kullanıldığı, bu nedenle karıştırılma ihtimali bulunduğu, davalı kullanımının 556 sayılı KHK md.61 ve md.9 kapsamında marka hakkına tecavüz oluşturduğu, ayrıca satışa arz biçimi ve internet sitelerindeki kullanımın TTK md.54 ve 55 kapsamında haksız rekabet teşkil ettiği kanaatine varılmıştır.14/06/2018 tarihli ek bilirkişi raporunda ; davalı adına tescilli ...-... markasının davacıya ait ... markası ile kelime unsuru bakımından iktibas veya iltibas yaratacak derecede benzer olmadığı, davalı ürünlerinin satışa arz biçimi, logo ve ambalaj düzeni ile renk kombinasyonunun davacının malları ve faaliyetleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler niteliğinde olduğu, bu nedenle marka hakkına tecavüz bulunmadığı buna karşılık TTK md.54 ve 55 kapsamında haksız rekabet oluşturduğu yönündeki kanaatin devam ettiği belirtilmiştir.18/12/2020 tarihli ikinci bilirkişi raporunda; davalı kullanımlarının davacının marka hakkına tecavüz ettiği, ayrıca davalıların ürettiği ve satışa arz ettiği ürünlerin ambalaj düzeni, logo tertibi ve renk kombinasyonu ile internet sitelerindeki kullanımlarının davacının malları ve faaliyetleri ile karıştırılmaya yol açtığı, bu nedenle haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir. Sektör bilirkişisi ... ayrık görüşünde; ... ile ...-... logoları arasındaki renk ve tasarım benzerliğinin tüketici tercihlerini etkileyecek düzeyde olmadığı, sektörde tercihlerin marka ismi ve fiyat gibi unsurlara dayandığı, bu nedenle marka tecavüzünden bahsedilemeyeceği; ancak davalının farklı tasarım seçme imkanı varken sektörün en tanınmış firmasını çağrıştıran içerikler kullanmasının dürüstlük ilkesine aykırı olup olmadığı ve haksız rekabet teşkil edip etmediği hususunun takdirinin mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir.İlk derece mahkemesince ; Ankara 1. FSHCM dosyasında kesinleşen beraat kararı, “...-...” markasının 03/06/2005 tarihli olduğu, kelime unsurların farklı olduğu, davalı ürünlerinin ... ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, sektörün bilinçli hedef kitleye hitap ettiği gerekçesi ile marka hakkına tecavüz davasının reddine , haksız rekabet bakımından davalı ambalaj ve sunumlarının haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle , haksız rekabetin tespiti ve men’i ve refi ile 15.000 TL manevi tazminatın tahsili yönünde karar verilmiş, davalılar istinaf talep etmiştir. Uyuşmazlık, davacıya ait tescilli “...” ibareli ve şekil markalarına karşı davalıların “...-...” ibareli madeni yağ ürünlerinde kullandıkları ambalaj, logo ve ticari takdim biçiminin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığına ilişkindir.Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nin 2017/87 Esas ve 2018/314 Karar sayılı dosyasında, davalılardan ... firması yetkilisi hakkında yapılan yargılama sonunda markaya tecavüz suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile CMK m.223/2-a maddesi uyarınca verilen beraat kararının 31.10.2018 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Davalıların tescilli “...-...” markasını kullandıkları, taraf makalarının “...” ve “...-... şeklindeki kelime unsurları yönünden benzerlik bulunmadığı bu nedenle marka hakkına tecavüz iddiasının reddi kararının isabetli olduğu görülmektedir. Buna karşılık dosyada alınan 25.07.2017 tarihli kök rapor, 14.06.2018 tarihli ek rapor ve 18.12.2020 tarihli ikinci bilirkişi raporlarında; davalı ürünlerinin satışa arz biçimi, ambalaj kompozisyonu, renk kombinasyonu ve grafik tertibi itibarıyla davacı ürünlerinin ticari takdimini çağrıştıracak nitelikte olduğu yönünde tespitler yapılmıştır. Özellikle ambalajda kullanılan renk dağılımı, ve görsel kompozisyon bakımından benzer bir bütünsel izlenim oluştuğu tespit edilmiş olup, davalıların farklı bir kelime markası kullanmalarına rağmen piyasada tanınmış bir markanın ticari takdimini çağrıştıran bir ambalaj ve sunum tarzını tercih ettikleri, ambalaj ve ticari sunum biçiminde sektörde yüksek bilinirliğe sahip davacı markasını çağrıştıran bir tasarım tercih edilmesinin tüketici nezdinde ekonomik bağlantı izlenimi oluşturabilecek nitelikte olduğu, bu yönüyle dürüstlük kuralına aykırı tanınmış markadan haksız yarar sağlanması sonucunu doğuracağı, TTK m.54 ve m.55 hükümleri uyarınca, başkasının malları veya faaliyetleri ile karıştırılmaya yol açacağından davalıların bu şekildeki kullanımlarının haksız rekabet teşkil ettiği anlaşılmıştır.Davalı yan, ceza dosyasındaki beraat kararının haksız rekabet iddiasını da kapsayacağını istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de, markaya tecavüz ile bozulmamış dürüst rekabet ortamının sağlanmasını amaçlayan TTK kapsamında düzenlenen haksız rekabet hükümlerinin farklı hukuki yararları koruduğu, ceza mahkemesinin marka tecavüzü bulunmadığına ilişkin tespitinin , ambalaj ve ticari takdim biçiminin dürüstlük kuralına aykırı haksız rekabetin bulunmadığı sonucunu doğurmayacağı, ayrıca davalıların tescilli markaya dayalı kullanım gerçekleştirmeleri de ticari takdim biçiminin haksız rekabet oluşturmayacağı anlamına gelmez. Manevi tazminat yönünden ise, haksız rekabetin varlığı kabul edildiğinden, TTK m.56 kapsamında manevi tazminata hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı, hüküm altına alınan 15.000 TL manevi tazminat miktarın somut olaya hakkaniyete uygun olduğu kanaatine varılmıştır. Tüm bu nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı ... vekilinin ve davacının katılmalı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereği ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 21/03/2024 tarih ve 2016/118 E. 2024/72 K. sayılı kararına karşı davacı vekili ve davalı ...-... vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince asıl dava yönünden alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalı ...'den tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 6-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 8-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 05/03/2026