İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, 2008/36150,2009/16702,2012/39070 sayı ile 08-21-35-41-44. Sınıflarda tescilli “.../...” markalarının sahibi olduğunu, yurt genelinde franchising sözleşmeleri aracılığıyla markasını ticarete konu ederek sektörde tanınır ve bili…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/895 Esas KARAR NO : 2025/1445 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 21/02/2023 NUMARASI : 2019/206 E. - 2023/49 K. DAVANIN KONUSU: Marka (Sözleşmeden Kaynaklanan Hak İstemli) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, 2008/36150,2009/16702,2012/39070 sayı ile 08-21-35-41-44. Sınıflarda tescilli “.../...” markalarının sahibi olduğunu, yurt genelinde franchising sözleşmeleri aracılığıyla markasını ticarete konu ederek sektörde tanınır ve bilinir hale getirdiğini, davacı resmi internet adresinin www...com.tr olduğunu, davacının davalı ile 06.05.2014 tarihinden başlayarak 5 yıl süreyle geçerli bir franchising sözleşmesi akdettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 06.05.2019 tarihinde sona erdiğini, davalının Bahçeşehir 2.Kısım Mh. ... İçi Bahçeşehir, İst. Adresinde... telefon no ile 44. Sınıf “güzellik bakımı hizmetleri” verdiğini, akdedilen franchising sözleşmesinin 11.2. -13. -23, Ve 24. Maddeleri gereği; Sözleşmede tarafların, davacının yazılı onayı olmaksızın reklam ve reklam kampanyaları yapmayacağı, internet sosyal medya mecraları açılamayacağı, işletilemeyeceği, bunların içeriklerinin belirlenemeyeceği, davacı markasının ürünlerinin görsellerinin sosyal medya mecralarında veya sözleşme kapsamı dışında kullanılamayacağı hususlarında anlaştıklarını, Davacının ilk olarak 2019 Ocak ayı öncesinde yaklaşan yeni yıl nedeniyle davacının yoğun yılbaşı kampanyalarını tespit ettiğini, akabinde ise bu araştırmanın bir parçası olarak ,davalının adres, telefon 'numarası ve hizmetlerini içeren çok sayıda sosyal medya hesabı/ internet ve haber linkine rastlanıldığını bu durumun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/49 Değişik iş sayılı dosyasından verilen tespit kararı neticesinde hazırlanan kök ve ek rapor ile kayıt altına alındığını, 16.04.2019 tebliğ tarihli Beyoğlu 31.Noterliğinin 12266 yevmiye nolu ihtarnamesi ile hukuka aykırı kullanımların davalıya bildirildiğini, davalının Beyoğlu 23. Noterliği ... yevmiye nolu cevabı ile sözleşmenin ihlal edilmediği tazminat ve cezai şart taleplerinin hukuka aykırı olduğunu iddia ettiği davalının sözleşme bitiminde teslim etmesi gereken franchising faaliyetinin gerçekleştiği salona ait Müşterilerin bilgi ve listesinin de davacıya teslim edilmediğini, bu bilgilerin tamamını yanında götürdüğünü bu şekilde de sözleşmeyi esas surette ihlal ettiğini, bu nedenle ; Davalının sözleşmeye aykırılık, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, önlenmesini, durdurulması, Davalının davacıya ait markaları kullandığı tüm kampanyalar, sosyal medya mecraları, haberler ve internet linklerine erişimin engellenmesine, Fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik, sözleşme hükümleri gereğince 30.000-euro cezai şartın davalıya ilk yazılı bildirim tarihi olan 16.04.2019 tarihindeki TL karşılığının, yine sözleşme hükümlerine göre bu tarihten itibaren işleyecek aylık %29 avans faizi tutarındaki gecikme faizi ile birlikte hüküm altına alınması, şimdilik, 10.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte tahsili hüküm özetinin masrafları davalı tarafa ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde yayımlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 16.11.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle ile 100.529,79-TL'ye yükseltilen maddi tazminat ve 50.000-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 31.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile ,ayrıca sözleşme ihlali sebebi ile 30.000 Euro ceza-i şartın dava tarihindeki karşılığı olan 196.500,00 TL nin ihtarname tebliğ tarihi olan 16.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek %29 avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Manevi tazminat bakımından kısmi dava açılamayacağını, Bakırköy 1. FSHHM’nin 2019/49 Değişik iş sayılı dosyasında alınan raporların yetkisiz mahkemeden alındığını, davalı aleyhine delil olarak kesinlikle kullanılamayacağını, ... Sözleşmesi'nin 29. Maddesi gereğince yetkili mahkemelerin İstanbul Çağlayan mahkemeleri olduğunu, marka hakkının ihlal iddialarının yerinde olmadığını, talep edilen Euro tutarının cezai şart sebebiyle ön görülemeyecek şekilde fahiş bir tutara dönüşmüş olduğunu, ayrıca ... Sözleşmesi'nin 2014 tarihinde imzalandığını , İTO kaydından da görüleceği üzere davacının sözleşmedeki bazı maddeler ile engellediği faaliyetlerin davalının bizzat kendi ticari faaliyetleri ile ilgili olduğunu bu kapsamda davalı şirketin kendi faaliyetler kapsam sınırı olmadan ve 5 yıl gibi uzun bir süre engel koyan rekabet yasağı maddesinin adeta bir kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğunu, hukuka ve anayasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Davacının ... sözleşmesi süresince hiçbir itirazda bulunmayıp tam da sözleşme bitiminde ihtarname göndermesinin ve dava açmasının kötüniyetli olduğunu, 5 yıl boyunca itirazda bulunmadığını bununla birlikte davacının bizzat kendisinin ... alanlardan sosyal medyada paylaşım yapmalarını istediğini ve bunu onay verdiğini, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesi kararıyla; Somut olayda taraflar tacir olup, sözleşmeye aykırılık halinde ne kadar bedel ödeyeceğini ekonomik güçlerine göre belirlemişlerdir. Mahkememizce celp edilen mali kayıtlar nazara alındığında cezai şartta indirim yapılması şartlarının oluşmadığı anlaşılmıştır. Davacı marka ihlali nedeniyle maddi ve manevi tazminat de talep etmiş olup, davalının mali kayıtları üzerinde mali bilirkişi tarafından inceleme yapılmış olup, Davalı şirketin incelenen ticari defterlerinde; dava tarihinden geriye doğru 2 yıllık dönem içerisinde 246.433,27-TL ( 124.221,78 + 99.542,41 +22.669,08 =246.433,27) Brüt Satış Kârı elde ettiğinin hesap edilmiş, 100.529,79-TL (38.053,33 + 44.543,70 + 17.932,76 = 100.529,79) net kâr elde ettiği hesap edildiğinden BK hükümlerine göre SMK 151/2-b kapsamında ve BK 50-51 madde kapsamında 100.529.79 Tl nin davalıdan tahsiline," Davanın Kısmen Kabulüne, Kısmen Reddine,1-Davalının davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 2-Marka hakkını ihlal nedeniyle 100.529.79 TL. maddi tazminatın, 31.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, 3-10.000 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek aylık avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminatta fazla istemin reddine,4-Sözleşme ihlali nedeniyle 30.000 euro ceza-i şartın dava tarihi itibarıyla TL karşılığı olan (196.500 TL nın ) ihtarname tebliği olan 16.4.2019 itibaren işleyecek aylık %29 avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, cezai şartta indirim yapılmasına yer olmadığına,5-Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de tirajı yüksek bir gazetede bir kez ilanına masrafın davalıdan tahsiline,", karar verilmiştir. İSTİNAF: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, kararın somut delile dayanmadığını, tarafsızlık ilkesinin açıkça ihlal edildiğini, yine bilirkişilerin tüm itirazlara rağmen ısrarla açıkça yetkilerini aştığını, mali bilirkişi dışında hiçbirinin görevlerini tam yerine getirmediğini hukuka ve somut gerçeklere aykırı her iki Bilirkişi Heyeti raporlarına dayandığını, lehe olan 2016 tarihli yazılı rıza e-postası başta olmak üzere hiçbir somut delili (özellikle Ceza Mahkemesinin beraat kararı ve lehe BTK kayıtlarını) değerlendirmediğini veya hatalı değerlendirdiğini, taraflar arasındaki sözleşme hükmü gereği yetkisiz mahkemeden alınan, tek taraflı ve Yargıtay içtihatlarına aykırı tespit raporlarına ve bu raporlara dayanan, yetki aşımında bulunan ve tarafsızlık ilkesini ihlal eden bilirkişi raporlarına dayanılarak, maddi zarar ve kâr kaybı ile cezai şart koşulları oluşmadığını ve davacının ... ilişkisi gereği kâr mahrumiyeti değil, aksine kâr elde edeceğinin mali bilirkişi raporuyla dahi sabit olduğunu, taraflar arasında imzalanan ... sözleşmesi 29. maddesi kapsamında, İstanbul Mahkemeleri yetkili kılındığını, fakat franchıse sözleşmesine açıkça aykırı olacak şekilde, davacı tarafından tespit davası Bakırköy Adliyesi'nde açtığını, yetkisiz mahkeme tarafından verilen ara karar ile taraflarına hiç haber verilmeden ve savunma hakları açıkça ihlal edilerek tek taraflı karar oluşturulduğunu, bu dosyada alınan kök ve ek raporların mahkeme kararına dayanak yapıldığını, alınan raporlara itiraz etmelerine rağmen hatalı raporla hatalı karar verildiğini, bilirkişi raporlarında ve mahkeme kararında somut delillerinin hiçbirinin değerlendirilmeden karar verildiğini, Davacı tarafın hukuka aykırı ıslah dilekçesi ile yükselttiği ve tamamen sebepsiz zenginleşme amaçlı olan ve müvekkili davalı şirketin 2 yıldır tamamen emeği ile elde ettiği tüm net kârını aşan miktarda maddi ve manevi tazminat ile cezai şarta hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, davacı taraf son tüketicilere, müşterilere zaten hizmet vermediğini, tüm elde ettiği geliri franchıse ilişkisi ve sözleşmesi kapsamında açık olduğu üzere, franchıse alanların ödediği ... bedelleri, elde ettiği cirodan alınan pay ve franchıse alanların verdiği hizmet kapsamında tükenen ürünün ve eskiyen cihazların franchıse alanlara satımı üzerine olduğunu, bu durumun mali bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, defalarca haklı beyanlarını sunmaların rağmen müvekkili şirketin emeği karşılığı 2 yıllık gelirinden mahrum kalmasının hatalı olduğunu, davanın tümden reddi gerektiğini, cezai şartta indirim yapılmaması yönündeki hükmün Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, davacının talep değişikliği (ıslah) ve fahiş faiz başlangıcı taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu davacı taraf bir yandan dilekçelerinde haksız fiile dayanırken, diğer yandan sözleşmeye aykırılıktan bahsetmesinin de çelişkili olduğunu, davacının tutarsızlığı ve haksızlığı sırf buradan dahi anlaşıldığından istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının aleyhe olan tüm kısımlarının kaldırılmasını haksız davanın tümden reddini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesi ve istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemesinin kararında manevi tazminat talepleriyle ilgili kurduğu hükmün hatalı olduğunu, müvekkili lehine takdir edilen manevi tazminat miktarı çok az ve hüküm altına alınan maddi tazminat ve sözleşmedeki cezai şart miktarı ile de orantılı olmadığını, manevi tazminata karar verebilmek için haksız rekabet oluşturan fiilin aynı zamanda maddi zarara yol açmasına gerek olmadığını, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasına göre haksız rekabet fiili sabit ise maddi tazminat oluşmasa da davacı lehine uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin markası aleyhine davalı şirketçe marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden iş ve eylemler nedeniyle zarar verildiği, müvekkil şirketin itibar kaybına uğratıldığını, sadece ana para olarak 300 bini aşan bir maddi kalem oluşturan gerekçeli karardaki rakamlara göre 10.000-TL manevi tazminata hükmedilmesi somut olaya ve somut olayın gelişimine de uygun olmadığını, davacı müvekkili şirket lehine 10.000-TL manevi tazminata hükmedilirken davalı vekili lehine aynı şekilde 10.000-TL vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarıyla davalının müvekkilinin markasına tecavüz teşkil ettiğinin sabit olduğunu, davalın vekilinin istinaf dilekçesinde ki tüm itiriz ve beyanlarının kararda ve yargılama sırasında tartışıldığın, kararda hukuka aykırı bir durum bulunmadığını, dosyada hükmedilen maddi tazminat miktarları hukuk ve oluşa uygun olduğunu, ceza yargılamasının huzurdaki davaya hiçbir etkisi olamayacağını, dosya kapsamında davalının ticari defterlerinde inceleme yapılması talep edildiğini ancak davalı defterleri bilirkişi incelemesi için hazır bulundurmadığını, davalının elde ettiği haksız rekabet nedeniyle elde ettiği karın 100.529,79 TL olarak kabulü gerektiğini, davalı tarafından ... sözleşmesi ihlal edildiğinden sözleşme kapsamında 30.000 euro ceza-i şartı müvekkiline ödemekle yükümlü olduğunu, davalı aleyhine maddi ve manevi zarar taleplerinin yanısıra ayrıca mahkemece ceza-i şarta hükmedilmesi son derece isabetli olduğundan istinaf isteminin kabulü ile, manevi tazminat yönünden eksik ve hatalı şekilde belirlenen manevi tazminat miktarının kaldırılması ile dosyaya ve hakkaniyete uygun şekilde manevi tazminat takdirine ve vekalet ücreti ile ilgili kısımların düzeltilmesine, davalının istinaf talebinin tümden reddini talep etmiştir. İSTİNAF CEVAP: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı tarafın istinaf dilekçesinde soyut ve hiçbir mesnede dayanmayan istinaf başvurusunun reddine, davacı taraf istinaf dilekçesinde 50.000 TL manevi tazminat talebinin 10.000 TL'sinin reddine itiraz etmekte ise de, ne maddi ne manevi tazminat ne de diğer haksız talepleri yönünden herhangi somut delil bir yana tüm dava boyunca ısrarla sormalarına karşın gerekçe bile ibraz etmediğini, dava boyunca tüm deliller lehlerine olmasına ve haklı ve Yargıtay yerleşik içtihatlarına uygun savunmalarına hiçbir somut ve hukuka uygun gerekçe ve delillerle cevap verilememesine karşın, haksız ve kötüniyetli davanın tümden reddi gerektiğini, davacı tarafın hiçbir mesnede, delile ve hatta gerekçeye dahi dayanmayan soyut ve haksız fahiş taleplerinin kabul edilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini beyanla istinaf dilekçesindeki beyanları tekrarla davacının istinaf talebinin reddi ile mahkeme kararının kaldırılmasını davanın tümden reddini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava konusu; davacı 2008/36150,2009/16702,2012/39070 sayı ile 08-21-35-41-44. Sınıflarda tescilli “.../...” markalarının sahibi olduğunu, taraflar arasında akdedilen 06/05/2014 tarihli ... sözleşmesinin sözleşmenin bitim tarihi 06/05/2019 tarihinde sona erdiği, Davalının sözleşmeye aykırı olarak davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, önlenmesini, durdurulması, Davalının davacıya ait markaları kullandığı tüm kampanyalar, sosyal medya mecraları, haberler ve internet linklerine erişimin engellenmesine, Fazlaya ve kefillere dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik, sözleşme hükümleri gereğince 30.000-euro cezai şartın davalıya ilk yazılı bildirim tarihi olan 16.04.2019 tarihindeki TL karşılığının, yine sözleşme hükümlerine göre bu tarihten itibaren işleyecek aylık %29 avans faizi tutarındaki gecikme faizi ile birlikte hüküm altına alınması, Fazlaya ve kefillere dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 10.000,00-TL maddi ve 50.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile bir davalıdan tahsili talebidir. Davacı vekili 16.11.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle ile; 100.529,79-TL'ye yükseltilen maddi tazminat ve 50.000-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 31.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile ,ayrıca sözleşme ihlali sebebi ile 30.000 Euro ceza-i şartın dava tarihindeki karşılığı olan 196.500,00 TL nin ihtarname tebliğ tarihi olan 16.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek %29 avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı cevap dilekçesi ile, ... Sözleşmesi'nin 2014 tarihinde imzalandığını , İTO kaydından da görüleceği üzere davacının sözleşmedeki bazı maddeler ile engellediği faaliyetlerin davalının bizzat kendi ticari faaliyetleri ile ilgili olduğunu bu kapsamda davalı şirketin kendi faaliyetler kapsam sınırı olmadan ve 5 yıl gibi uzun bir süre engel koyan rekabet yasağı maddesinin adeta bir kelepçeleme sözleşmesi niteliğinde olduğunu, hukuka ve anayasaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, Davacının ... sözleşmesi süresince hiçbir itirazda bulunmayıp tam da sözleşme bitiminde ihtarname göndermesinin ve dava açmasının kötüniyetli olduğunu, 5 yıl boyunca itirazda bulunmadığını bununla birlikte davacının bizzat kendisinin ... alanlardan sosyal medyada paylaşım yapmalarını istediğini ve bunu onay verdiğini, haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Bakırköy1.FSHHM nin 2019/49 D.İş sayılı dosyasında alınan, 16/02/2019 tarihli Bilirkişi İsmail Keklik tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda özetle;" tespit isteyen tarafından tespiti için bahsi geçen “... / ...” markasının karşı tarafça kullanıldığı ifade edilen internet mecralarının dosyaya sunulan Alan adları (Domain), URL adresleri ve linklerin aşağıdaki gibi olduğu görülmüş ve linklerin ekran görüntüsü alındığı ve Tespit talep eden tarafından tespiti için bahsi geçen “... / ...” markasının karşı tarafça kullanıldığı ifade edilen ve dosyaya sunulan internet URL adresleri ve Linklerde (Sosyal medya, Reklam, Haber) mecralarında tespit için bahsi geçen ilgili “... / ...” markasına ait ibarelerin kullanıldığının tespit edildiği" belirtilmiştir.Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Taraflar arasında, 06/05/2014 tarihli ... ... Sözleşmesi tanzim edildiği, Sözleşmenin 11. maddesinde; ... alan salonun dış cephesini veya üçüncü şahıslarca ilk bakışta görülebilecek bir yerine ... veren tarafından kabul edilen standart tip ve içerikte bir tabela asmak zorunda olduğu, tescilli markayı tabela olarak kullanılacağı, alanın mağazanın dış cephesinde ... veren standartlarına uygun olarak yaptırılacak olan tabela dışında ... markasını ve logosunu hiçbir şekilde kullanmayacağı, Yine ... alanın ... veren tarafından önceden yazılı olarak onaylanmadıkça, tescilli markayı hiçbir hal ve şart altında başka bir yerde veya ... alan tarafından yaratılan farklı bir tasarım içinde kullanılamayacağı, böyle bir kullanımın sözleşmenin esaslı unsurlarına aykırılık ve markanın izinsiz olarak kullanılması olarak kabul edileceği, böyle bir halin tespiti halinde ... alan ilk yazılı taleple söz konusu tabela Reklam ve kullanımı derhal kaldıracağı imha edeceği ve böyle bir ihlal halinde 30.000-Euro cezai şartı ... verenin ilk yazılı talebi üzerine ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Bakırköy 1.FSHCM'nin 22/06/2022 gün, 2020/542 Esas, 2022/342 Karar sayılı, kararının 11/10/2022 tarihinde kesinleştiği, kararda; taraflar arasında delil tespiti yapıldığı sırada franchıse sözleşmesi bulunduğu, şikayet tarihi olan 25/06/2019 tarihi itibarıyla da sözleşmenin süresinin yeni sona ermiş olup iddianamede hukuk mahkemesindeki delil tespit raporuna istinaden sanık hakkında kamu davası açıldığı ve aralarındaki hukuki uyuşmazlığın bile halen çekişmeli yargı kapsamında İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2019/206 esas sayılı dosyasında devam ettiği göz önünde bulundurulduğunda; haksız rekabetten de söz edilemeyeceği, ayrıca delil tespiti dosyasında reklam kampanyası yapan numaraların sanığa ait olduğuna dair delil de elde edilemediğinden bu şekilde sanığın savunmasının aksini gösterir, sanığa yüklenen suçun bütün yasal unsurları ile oluşmadığı, yasada tek tek sıralanmış suç oluşturan eylemlerin hiç birine sanığın işlediği şekilde bir eylemin yasal unsurlarının uymadığı, sonuç olarak sanığın eyleminin kanunun herhangi bir maddesine uymadığı ayrıca sanığın suç işleme kastı ile hareket ederek yüklenen suçu işlediğine ve bu suçun yasal unsurlarının oluştuğuna dair her türlü şüpheden uzak, yeterli, kesin ve inandırıcı delil elde edilememiş olup böylelikle toplanan bütün deliller yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair kesin, tam ve inandırıcı olarak mahkemernizde vicdani kanı oluşturmamakla “şüpheden sanık yararlanır ilkesi “(in dubio pro reo) ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2. Maddesinde düzenlenen "suçta ve cezada kanunilik " ilkesi ile yine "TCK'nun 21.maddesi düzenlemesi uyarınca sanığın( ... ) beraatına karar verilmiştir.Mahkemece, Bakırköy 1.FSHCM’nin 2020/542 esas-2022/342 karar sayılı, ilam içeriğinde olayın açıkça hukuki ihtilaf kapsamında değerlendirildiği, ceza mahkemesi kararının bu anlamda hukuk mahkemesini bağlaması söz konusu olmadığı değerlendirilmiştir.Ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi, eş söyleyişle; ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmasında yarar vardır: Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda (mülga) 818 sayılı Borçlar Kanununun 53. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.74) düzenlenmiş olup; hukuk hakimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını; aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise, kişi ilişkilerinin Medeni Hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını; öngörmesi esasına dayanmaktadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu (BK)’nun “Ceza Hukuku ile Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53. maddesinde: “Hakim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hakimini takyit etmez.” hükmü yer almaktadır (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi hükmü de aynı yönde bir düzenlemeyi içermektedir.). Bu açık hüküm karşısında, ceza mahkemesince verilen, beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarında, ceza hakiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hakiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.1.975 gün ve E:1971/T-406, K:1975/1; HGK'nun 23.1.1985 gün ve E:1983/10-372, K:1985/21; 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamları).Vurgulamakta yarar vardır ki, hukuk usulü bir şekil hukukudur. Davanın açılması, itirazların ileri sürülmesi, tanıkların ve diğer delillerin bildirilmesi belirli süre koşullarına bağlı kılındığı gibi, ikinci tanık listesi verilememesi, iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı gibi yargılamanın süratle sonuçlandırılması gayesi ile belirli kısıtlamalar getirilmiştir. Bunun sonucunda, hukuk hakimi şekli gerçeği arayacak, maddi gerçek öncelikli hedef olmayacaktır. Ancak ceza hakimi bunun tersine öncelikli hedef olarak maddi gerçeğe ulaşmaya çalışacaktır. O halde ceza mahkemesinin maddi nedensellik bağını (illiyet ilişkisi) tespit eden kesinleşmiş hükmünün hukuk hakimini bağlamasına, Borçlar Yasasının 53.maddesi bir engel oluşturmaz (HGK'nun 16.09.1981 gün E:1979/1-131, K:1981/587 sayılı ilamı; Mustafa Çenberci, Hukuk Davalarında Kesin Hüküm, 1965, s.22 vd.; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamı).Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hakimini bağlar. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.10.1989 gün ve E:1989/11-373, K:472; 27.04.2011 gün ve E:2011/17-50, K:2011/231; 03.04.2013 gün ve E:2012/19-873, K:2013/433 sayılı ilamları)Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalının sözleşmeye aykırı olarak davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespitini, önlenmesini, durdurulması, cezai şart, maddi ve manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava edildiği, aynı eyleme ilişkin taraflar arasında görülen Bakırköy 1.FSHCM’nin 22/06/2022 gün, 2020/542 esas-2022/342 karar sayılı 11/10/2022 kesinleşme tarihli kararı ile suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davalı şirket yetkilisinin beraatine karar verildiği, ceza mahkemesinin kararının hukuk mahkemesini bağlayacağı anlaşılmış olmakla, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir iken anılan gerekçe ile verilen karar yerinde görülmemiştir.Davacı tarafından, manevi tazminat davasında, davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Mahkemece, reddedilen manevi tazminat yönünden Avukatlık ücret tarifesi uyarınca 10.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine dair verilen vekalet ücretinin yerinde olduğu anlaşılmıştır.-Tüm bu nedenlerle, Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile,3-İstanbul 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 21/02/2023 tarih, 2019/206 E. 2023/49 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,-DAVANIN REDDİNE4-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken markaya tecavüz talebi yönünden 615,40-TL maktu maddi tazminat talebi yönünden 615,40-TL maktu, manevi tazminat talebi yönünden 615,40 TLmaktu, cezai şart talebi yönünden 615,40 TL maktu karar harcı olmak üzere toplam 2.461,60 TL karar ve ilam harcının, peşin ve ıslah harcı ile alınan 4.380,38+ 1.547,00 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 3.465,78 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya ödenmesine,4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, 90,00 TL posta giderinin, davanın red edilmiş olması sebebiyle, davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre markaya tecavüz talebi yönünden 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre maddi tazminat talebi yönünden 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre manevi tazminat talebi yönünden 50.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/f-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre cezai şart talebi yönünden 55.000 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin; 5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 171,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 444,40-TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 150,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 642,00 TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,5/d-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5/e-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025