İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının , İstanbul 2. İcra Müdürlüğün ... E. esas sayılı dosyası kapsamında müvekkili şirket temsilcisi tarafından imzalandığı iddia edilen 15.01.2018 düzenleme tarihli senede dayanarak müvekkili hakkında 90.000$ üzerinden kambiyo senetlerine özgü icra takibi başla…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1808 KARAR NO : 2026/157 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 15/06/2023 NUMARASI : 2021/768 E. - 2023/502 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/02/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının , İstanbul 2. İcra Müdürlüğün ... E. esas sayılı dosyası kapsamında müvekkili şirket temsilcisi tarafından imzalandığı iddia edilen 15.01.2018 düzenleme tarihli senede dayanarak müvekkili hakkında 90.000$ üzerinden kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlattığını, taraflarınca borca ve imzaya itiraz edildiğini, İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/512 E. 2021/536 K. ve 06.07.2021 tarihli ilamıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiğini, bahsi geçen kararda özetle; bilirkişi raporu sonucu imzanın müvekkiline ait olduğu kanaatiyle, takibin 90.000,00 TL asıl alacak ve ferileri için devamına, talep edilen fazlaca bedeller için takibin durdurulmasına karar verildiğini, taraflarınca karara karşı istinaf yoluna başvurulduğunu, senet üzerindeki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmaması, senet üzerindeki taklit imzaların gözle görülür bir şekilde birbirinden farklı olmasına rağmen İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesi'nin hüküm kurmaya elverişli olmayan bilirkişi raporunu baz alarak, dosyayı Adli Tıp Kurumuna göndermeden hüküm kurmasının, senet üzerindeki kaşenin sahte olarak basılması, kaşe üzerinde yazan vergi dairesi ve vergi numarasının müvekkili şirkete ait olmaması sebepleriyle eldeki menfi tespit davasını açmak zorunda kaldıklarını, tüm bu nedenlerle müvekkilinin İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında takibe konu edilen dava konusu senet kapsamında borçlu olmadığının tespitine, borcun sahte senet ile oluşturulmaya çalışıldığı dikkate alınarak davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "TTK 778.madde göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun ''Madde 676- (1) Poliçe bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur. (2) Poliçe bedeli yalnız yazıyla veya yalnız rakamla birden çok gösterilmiş olup da bedeller arasında fark bulunursa, en az olan bedel geçerli sayılır. '' hükmüne yer verilmiş, dava konusu bononun incelenmesinde rakamla gösterilen kısımda 90.000 USD, yazıyla gösterilen kısmında doksanbin TL yazıldığ , ilgili kanun hükmü gereğince bononun 90.000 TL bedelli olduğu, davanın 90.000 TL bedel üzerinden açıldığı, ATK raporu ile imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiği görülmekle DAVANIN REDDİNE" karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; senet üzerindeki imzanın şirket yetkilisi ...’e ait olmadığının çıplak gözle dahi anlaşılabileceğini, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun imza örneklerini mukayese etmeyen, benzerlik ve farklılıkları somut verilerle ortaya koymayan, grafiksel ve teknik dayanaktan yoksun, denetime elverişsiz ve yalnızca sonuç bildiren gerekçesiz bir belge niteliğinde olduğunu, senet üzerindeki iki imzanın dahi başlangıç ve bitiş noktaları ile eğim, kıvrım ve baskı özellikleri bakımından kendi içinde tutarsızlıklar taşıdığını, Adli Tıp Kurumu’nun imza incelemesinde son merci olmadığını, uzmanı bilirkişilerden yeni bir rapor alınması yönündeki taleplerinin reddedildiğini, takibe konu senette kullanılan kaşenin üzerindeki şirket unvanının senedin düzenlenme tarihinden tam üç yıl önce anonim şirkete dönüşerek değişmiş olduğunu, kaşede yer alan vergi dairesi ve vergi numarasının müvekkil şirketin gerçek bilgileriyle uyuşmadığını, köklü bir sermaye şirketi olan müvekkilinin ticari defterlerinde ve kayıtlarında davalıya dair hiçbir borç veya ticari ilişki kaydına rastlanmadığını, şirket yetkilisinin hiç tanımadığı bir gerçek kişi lehine yüksek bedelli bir bono düzenlemesinin mantığa aykırı olduğunu, dava konusu bonoya ya da davalı ...’e ilişkin hiçbir kayıt bulunmadığını, hükme esas alınan adli tıp raporunun gerekçesiz olması nedenleriyle müvekkil şirketin senet kapsamında borçlu olmadığının tespiti gerekirken, eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verdiğini belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu, İstanbul 2,İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasına ilişkin açılan menfi tespit davasıdır. İstanbul 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı aleyhine 90.000,00- (rakamla USD, yazı ile TL.,) bedelli 15.03.2018 vade tarihli bono, 38.737,60 USD İşlemiş Faiz, 180,00 USD bono Komisyonu olmak üzere toplam 128.917,60 USD'nin tahsiline yönelik icra takibi başlatıldığı görülmüştür.Mahkemece ATK dan rapor aldırılmıştır.Adli Tıp Kurumuna ait 20/03/2023 tarihli raporda özetle; "inceleme konusu senette ödeyecek bölümünde mevcut şirket kaşe izlerinin üzerinde atılı olan borçlu imzaları ile ...'in mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'in eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı" belirtilmiştir. İstanbul 13. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 06/07/2021 gün, 2020/512 E. 2021/536 K. sayılı ilamıyla davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, bahsi geçen kararda özetle; bilirkişi raporu sonucu imzanın davacıya ait olduğu kanaatiyle, takibin 90.000,00 TL asıl alacak ve ferileri için devamına, talep edilen fazlaca bedeller için takibin durdurulmasına karar verildiği istinaf edilmesi neticesinde İstanbul Bam 23 HD' nin kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği ve kararın 12/09/2024 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. TTK 778.madde göndermesi ile bonolar hakkında da uygulanması gereken aynı kanunun ''Madde 676- (1) Poliçe bedeli hem yazı hem de rakamla gösterilip de iki bedel arasında fark bulunursa, yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur. (2) Poliçe bedeli yalnız yazıyla veya yalnız rakamla birden çok gösterilmiş olup da bedeller arasında fark bulunursa, en az olan bedel geçerli sayılır. ''Somut olayda, Dava konusu bononun bedelinin rakamla gösterilen kısımda 90.000 USD, yazıyla gösterilen kısmında doksanbin TL. yazıldığı, yazı ile rakamla yazılan iki bedel arasında farklılık var ise TTK 778 maddesine göre, yazı ile gösterilen bedel üstün tutulur, hükmü gereğince bononun 90.000 TL bedelli olduğu, davanın 90.000 TL., bedel üzerinden açıldığı, ATK. raporu ile imzanın davacı şirket yetkilisine ait olduğunun tespit edildiği, taraflar arasında görülen İstanbul 13. İcra Mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda da imzanın davacının eli ürünü olduğu tespit edildiği ATK.'dan alınan rapor ile icra mahkemesinden aldırılan bilirkişi raporunun birbirini teyit ettiği anlaşılmakla tekrar bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğine ilişkin istinaf yerinde olmayıp, dosya kapsamına göre davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/06/2023 tarih ve 2021/768 E., 2023/502 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/02/2026