İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağına karşılık ...Ltd.Şti. tarafından, ... Bankası Ostim Ticari Şube'nin ... numaralı hesabı üzerinden Ankara 15.12.2012 tarihinde keşide edilen ... çek seri nolu 20.059,00.- TL tutarındaki çeki alarak zilyedi olduğunu, çek keşide ede…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1659 KARAR NO : 2026/66 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/05/2023 NUMARASI : 2023/96 E. - 2023/407 K. DAVANIN KONUSU: İstirdat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağına karşılık ...Ltd.Şti. tarafından, ... Bankası Ostim Ticari Şube'nin ... numaralı hesabı üzerinden Ankara 15.12.2012 tarihinde keşide edilen ... çek seri nolu 20.059,00.- TL tutarındaki çeki alarak zilyedi olduğunu, çek keşide eden borçlu firmanın Ankara 1.Ticaret Mahkemesi 2012/663 E sayılı dosyası üzerinden 12.11.2012 günü iflas erteleme kararı aldığını, 07.04.2021 yılında Ankara Batı Ticaret Mahkemesi 2021/114E ve 2021/231K sayılı ilamı ile iflas ertelemeden çıktığını, iflas erteleme süreci nedeniyle ödeme için çek bankaya ibraz edilemediğini, davalıya factoring işlemi için verildiğini, bedeli de davalıya 02.01.2013 günü ödendiğini, çek talep edilmesine rağmen, çek aslının verilmediğini, müvekkilinin borcu olmadığına ilişkin evrak verdiğini, çek keşidecisi müvekkilinin alacağını ödediğini, çek aslını talep ettiğini, çek aslı keşidecisine tevdi edileceğinden çek iadesinin, mümkün olmadığı takdirde iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ... Ltd. Şti. "iadesini veya iptalini" talep ettiği dava konusu çekte lehtar olduğunu, davacı şirket ile müvekkili davalı şirket arasında gerçekleştirilen 10/08/2012 tarihli ... işlemi ile davacı şirket, dava dışı keşideci ... Ltd. Şti. arasındaki alışverişten kaynaklı fatura alacağını müvekkili şirkete temlik ettiğini, davacı firmaya ... finansmanı sağlandığını, ... işleminin teminatı olarak da davaya konu çek, davacı tarafından müvekkil davalı şirkete devredildiğini, ... işlemi neticesinde temlik alınan davaya konu ... seri no'lu, 15/12/2012 keşide tarihli, 20.059 TL tutarlı çek, 17/12/2012 tarihinde müvekkil şirketçe ... A.Ş. aracılığıyla takasa ibraz edildiğini, ancak 19/12/2012 tarihinde çek karşılıksız işlemi gördüğünü, çekin karşılıksız çıktığı hususunun davacı ... müşterisi ... Ltd. Şti.'ne bildirildiğini ve davacı şirket 02/01/2013 tarihinde müvekkil davalı şirket banka hesabına karşılıksız çek tutarı olan 20.059 TL'yi ödeyerek çek aslını aynı tarihte müvekkilinden geri aldığını, Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlemiş sermaye şirketlerinden biri olan ve aynı kanun gereği basiretli bir tacir olarak davranma yükümlülüğü bulunan davacı şirketin, çekin aslını almadan çek bedelini ödediğinin düşünülmesi ticari hayatın gerekleri ile bağdaşır olmadığını, on seneden uzunca bir süre önce çek tutarını ödeyen davacı şirketin çeki almamış olmasının düşünülemeyeceğini, davacı şirket ile müvekkil davalı şirket arasındaki ... işleminin tarihi itibari ile yasal saklama süreleri aşılmış olup, söz konusu tarih aralığında gerçekleşen işlemlere ilişkin evraklar yasal saklama süresinin dolması sebebiyle imha edildiğinden arşivimizde davacının 02/01/2013 tarihinde ödemesini yaptığı çeki aldığına dair evrakın olmasının da mümkün olmadığını, Türk Ticaret Kanunu, gerek Vergi Usul Kanunu ve gerekse sair mevzuat hükümleri gereği belge saklamak için öngörülmüş olan azami süre 10 yıl olduğunu, dolayısıyla davaya konu 15/12/2012 keşide tarihli çek ve bu çeke ilişkin ... işlem evrakları bakımından yasal saklama süreleri aşıldığından davacının 02/01/2013 tarihinde ödeyerek geri aldığı çek aslına ilişkin teslim evrakının müvekkili arşivinde olması da doğal olarak beklenemeyeceğini, bu sebeple ... Bankası'nın "çekin 17/12/2012 tarihinde ... ... A.Ş. tarafından ibraz edildiği, 19/12/2012 tarihinde karşılıksız olarak belgelendirildiği" şeklindeki müzekkere cevabı olduğunu, çekin aslının halen müvekkili davalı şirkette olduğu sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, davacı şirket, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/478 Esas sayılı dosyasında açtığı çek iptali davasında hiç de çekin "... ... A.Ş.'de olduğu, talep etmelerine rağmen kendilerine verilmediği" gibi bir iddiada bulunmadığını, dava dilekçesinde "zilyedi oldukları çeki iflas erteleme süreci nedeniyle ödeme için bankaya ibraz edemediklerini, uzunca bir süre 9 yıl kadar beklediklerini, süreç sonunda çeki zayi ettiklerini" açıkça belirttiklerini, davacı şirket yetkilisi, müvekkili davalı şirketin Ankara İvedik Şubesi yetkilisi ile telefonda görüşerek "çekin kendilerine teslim edildiğini, ancak çeki kaybettiklerini, sadece çekin ödendiğine dair bir belge istediklerini" belirtildiğini, dava dilekçesinin müvekkili şirkete tebliğ edildiği 21/02/2023 tarihine kadar çek aslı istenmediğini, sadece ...firması olarak ... ... A.Ş.'ne çekten dolayı borçlu olmadıklarına dair belge istediklerini" belirtildiğini, davacı yanın bu beyanı bile işbu davanın reddi için yeterli bir sebep olduğunu, yukarıdaki tüm nedenler gereği davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2023/96 esas, 2023/407 karar sayılı, 30/05/2023 tarihli kararı ile; "Çek bedelinin ödendiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, davalı tarafından çek bedelinin tahsil edildiğine dair davacıya belge de verildiği, çekin davalıya teslim edildiğinin ileri sürüldüğü, kambiyo senedi olan çekin bedelinin teslim karşılığında ödenmesi gerektiği, kaldı ki davacının Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/478 Esas sayılı dosyasından açtığı davada çekin zilyedi olduğunu ve zaman içerisinde zayi olduğunu ileri sürdüğü, dolaysıyla kendi zilyedinde iken zayi ettiği çek nedeniyle davalıdan çekin iadesini isteyemeyeceği, yine hasımlı olarak açılan ve davacıda olmadığı anlaşılan çekin iptaline de karar verilemeyeceği ki bu konuda davacının açmış olduğu hasımsız çek iptali davasının da olduğu anlaşılmakla yerinde görülmeyen davanın reddine" karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; çek bedelinin davalıya ödendiği sabit olmasına rağmen, yerel mahkemenin çekin zilyetliğinde iken zayi olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu, zira çek keşidecisi olan müvekkilinin ödemeyi yaptığından çek aslını talep etme hakkının bulunduğunu, çekin iadesi veya iptali taleplerinde kesin ispat yerine kuvvetle muhtemel zayiin yeterli olduğunu ve davalının ödenmiş çeki teslim etmeyerek iddialarının aksini kanıtlayacak somut delil sunmadığını belirterek, istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasını ve talepleri gibi karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın çekin ödenmesine rağmen aslının verilmediği yönündeki istinaf beyanının yanıltıcı ve eksik olduğunu, zira 02/01/2013 tarihindeki ödeme ile çek aslının davacıya teslim edildiğini, davacının aradan on yıldan uzun bir süre geçtikten sonra dava açtığını ve bu süre zarfında çekin iadesi için ihtarname veya dava gibi hiçbir talepte bulunmamasının, çeki ödeme sonrası teslim aldığını gösterdiğini, davacının çeki kendilerinde iken kaybettiğini, bu durumu Ankara 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'ndeki çek iptali davasında "zilyedi oldukları çeki süreç sonunda zayi ettikleri" şeklinde açıkça beyan ettiğini, müvekkil şirketten 24/10/2022 tarihinde sadece "borcu yoktur" yazısı talep edildiğini ve verildiğini, davacının kendi kusurundan faydalanarak hakkı olmadığı halde çekin müvekkilde olduğunu iddia etmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı vekilinin dayandığı Yargıtay kararının ise somut olayla uyumlu olmadığını belirterek davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; çekin istirdadı, aksi halde iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; dava konusu ... Bankası Ostim Ticari Şubesinin ... numaralı hesabına ait 15.12.2012 keşide tarihli, ... seri numaralı, 20.059-TL bedelli çekin lehtarının davacı şirket olduğu, davalı ... şirketinin çeki davacıdan temlik aldığı ve davalı hamil tarafından bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız çıkması üzerine çek bedelinin davacı tarafından davalıya 02/01/2013 tarihinde ödendiği hususunda taraflar arasında ihtilafın bulunmadığı görülmüştür. Davacı taraf çek bedelinin davalıya ödendiğini fakat çekin iade edilmediğini iddia etmiş davalı taraf ise 02/01/2013 tarihinde gerçekleşen ödeme ile eş zamanlı olarak çek aslının da davacı şirkete teslim edildiğini, davacının aradan on yıldan uzun bir süre geçtikten sonra huzurdaki davayı açmasına kadar geçen süreçte çekin aslını talep etmediğini, 02/01/2013 tarihinde gerçekleşen ödemenin üzerinden 10 yıldan uzun bir süre geçmiş olup ödeme sonrası davacının çekin aslını teslim aldığına dair evrakın da yasal saklama süresinin geçtiğini savunduğu anlaşılmıştır. 6102 sayılı TTK'nın 646. maddesi gereğince kıymetli evrakın borçlusu, ancak senedin teslimi karşılığında ödeme ile yükümlüdür. Dolayısıyla çek aslını almadan ödemede bulunduğunu iddia eden davacı tarafın basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı surette kanunun amir hükmüne aykırı talepte bulunmasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği gibi ödeme tarihi olan 02/01/2013 tarihinden dava tarihine kadar geçen uzun süre zarfında çek aslının davalıdan talep edildiğini gösterir bir işlemine rastlanılmadığı, ticari evraklar yönünden yasal saklama sürelerinin dolduğu, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/478 esas sayılı dosyası kapsamında, davacı tarafın dava konusu çekin iptali istemli dava açtığı ve dava dilekçesinde '' Çek keşide eden borçlu firma; Ankara 1.Ticaret Mahkemesi 2012/663 E sayılı dosyası üzerinden 12.11.2012 günü iflas erteleme kararı almış, 07.04.2021 ylında Ankara Batı Ticaret Mahkemesi 2021/114E ve 2021/231K sayılı ilamı ile iflas ertelemeden çıkmıştır. İflas erteleme süreci nedeniyle ödeme için çek bankaya ibra edilememiş, uzunca bir süre 9 yıl kadar beklenilmiştir. Süreç sonunda çek zayi edilmiştir.'' şeklinde açıklamada bulunulduğu, böylece dava konusu çekin uhdelerinde iken zâyi olduğunu kabul ettikleri anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacının kendi zilyedinde iken zâyi ettiği çek nedeniyle davalıdan çekin iadesini isteyemeyeceği gibi hasımlı olarak açılan davada çekin iptaline karar verilemeyeceği, zâyi kapsamında iptal talebinin davacının hasımsız olarak ikame ettiği çek iptali davasında görülmesinin gerektiği anlaşılmakla, yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/05/2023 tarih ve 2023/96 E., 2023/407 K.sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026