T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/891 KARAR NO : 2026/321 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/366 KARAR NO : 2023/55 DAVA TARİHİ : 29.07.2020 KARAR TARİHİ : 25.01.2023 DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 05.03.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 06.03.2026 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.01.2023 tarih ve 202…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/891 KARAR NO : 2026/321 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/366 KARAR NO : 2023/55 DAVA TARİHİ : 29.07.2020 KARAR TARİHİ : 25.01.2023 DAVA : Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 05.03.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 06.03.2026 İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.01.2023 tarih ve 2020/366 Esas, 2023/55 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava dışı .... İnşaat tarafından davalı aleyhinde takip yapıldığını, takip alacaklısı şirketin İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5464 Esas sayılı takibine konu alacağı davacıya devrettiğini, davalının takibe itiraz ettiğini, ancak alacağı temlik eden dava dışı alacaklının davalı ile aralarında eser sözleşmesi bulunduğunu, bu sözleşmenin davalı tarafından haksız şekilde feshedildiğini, bunun üzerine dava dışı alacaklının davalı aleyhinde İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/465 Esas sayılı dosyasında dava açtığını, mahkemece yapılan yargılama neticesinde sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespit edildiği, anılan mahkemece dava dışı yüklenicinin mahrum kaldığı kârın 191.645,23 TL olarak belirlendiği, ancak yüklenicinin anılan davada sadece 14.600,00 TL'lik kısmı talep ettiğini, mahkemece taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğunu, bunun üzerine dava dışı yüklenicinin bakiye alacağı ve bu alacağa ilişkin faiz için iş bu davaya konu takibi başlattığını, davalının anılan ilamın kesinleşmediği gerekçesi ile takibe itiraz ettiğini yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dışı yüklenici ile kurumları arasında eser sözleşmesi bulunduğu, yüklenicinin işi programına uygun yerine getirmediği, bunun üzerine sözleşmenin feshedildiği, yüklenicinin sözleşmenin haksız feshedildiği iddiası ile alacak ve tazminat istemi ile İzmir 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/465 esasına kayıtlı dosya ile dava açtığı, mahkemece davanın kabulüne karar verildiği, kararın tehiri icra talepli olarak istinaf edildiği, dava dışı yüklenicinin anılan yargılamada alınan bilirkişi raporunda belirlenen bakiye alacağına ilişkin olarak dava konusu takibi başlattığı, icra takibine yapılan itirazın haklı olduğu, alacağın henüz kesinleşmediği, miktarın da belli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 25.01.2023 tarih ve 2020/366 Esas, 2023/55 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Her ne kadar takibe konu bakiye alacak İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2018 tarih, 2014/465 esas, 2018/1425 karar sayılı ilamı ile saptanmış ise de, bu alacağın ilamsız takibe konu edilmek suretiyle davalı iş sahibinin icranın geri bırakılmasına ilişkin yasal haklarının kısıtlanması (ilama konu alacak yönünden İzmir 16 İcra Müdürlüğünün 2019/4609 esas sayılı dosyasında icranın geri bırakılması imkanı bulunduğu gözetilerek) ve ilamın takip tarihi itibariyle kesinleşmemiş olması, temelinde eser sözleşmesi bulunması ve takibe itiraz tarihi itibariyle alacağın yargılamayı gerektirmesi hususları bir arada değerlendirildiğinde icra inkar tazminatının yasal koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne, " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 10.04.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; davalı idarenin 14.07.2011 tarih ve 04/460 sayılı kararı ile 3.123.374,35-TL bedelle ....Şti.'ne ihale edilen ".. İlçesi ...Beldesi ve ... Yerleşim yerinin Atıksu Şebeke ve Kolektör Hatlarının Arıtma Tesisine Aktarılması ve Pompa İstasyonu İnşaatı" işinin sözleşmesi 09.07.20211 tarihinde imzalandığını, 17.08.2011 tarihinde ise yer tesliminin yapıldığını, yüklenicinin sözleme gereği yerine getirmesi gereken edimleri yerine getirmediğini, onaylı projesinde yapımı öngörülen imalatları onaylı iş programına uygun yapmadığını, tesiste yapılan atıksu hatlarına işlerlik kazandırılabilmesi için terfi merkezi inşaatının tamamlanarak işletmeye alınmasının hayati öneme haiz olduğunu, onaylı iş programında bu kısımda bitirilme tarihinin Ağustos 2012 olarak planlandığını, idarece yapılan yoğun uyarılara rağmen yüklenicinin işi tamamlamadığı için yapılan atıksu hatlarının işlevsiz kaldığını, sözleşme gereği yapması gereken edimleri yerine getirmesi için 20 günlük süre verdiğini, yüklenicinin tesis kapsamında bulunan yapım imalatlarını onaylı iş programına göre yürüterek bitirme imkanı kalmadığından sözleşmeyi 21.02.2013 tarih 144 sayılı karar ile feshedildiğini, yüklenici .... Şti. Söz konusu dava dosyasından alınan 21.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen %10 yüklenici karından ilam ile hüküm altına alınan 14.600,00-TL mahsup ettikten sonra kalan 177.045,00 TL için idare aleyhine İzmir 16. İcra Müdürlüğünün 2019/546 Esas sayılı dosyası ile idare aleyhine icra takibi başlattığını, idare tarafından yasal süresi içinde itiraz edilmesi üzerine takibin durdurulduğunu ve davacı tarafından bu davanın açıldığını belirterek, yerel mahkeme kararının yeniden incelenerek davacının davasının reddine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Davacı vekili tarafından verilen 17.04.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 25.01.2023 tarih ve 2020/366 E. 2023/55 K. Sayılı kararı ile davada kısmen kabul kararı vererek icra inkar tazminatı taleplerinin reddi ile icra takibinde takip öncesi işlemiş faiz yönünden taleplerinin reddine dair karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kısım yönünden taraflarınca karara aynen iştirak edildiğini, taleplerinin red edildiği kısımlar yönünden istinaf ettiklerini, alacağını temlik eden ....firması 09.08.2011 tarihli sözleşme ile davalı ....'dan ihale ile iş yapımını üstlendiğini, işin yapılmasına rağmen ... hak edişlerin tamamını ödemediğini, teminat mektubunu iade etmediğini ve sözleşmeyi haksız yere fesh ettiğini,... firması da feshin haksız olduğunu, teminat mektubunun iade edilmesini, alacaklarının tahsili ile haksız fesih nedeniyle uğradığı zarar (mahrum kaldığı karın) ödenmesi için İzmir 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/465 Esas sayılı davasını ikame ettiğini, İzmir 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/465E sayılı dosyasında yapılan yargılama esnasında alınan bilirkişi heyetinin 31.10.2017 Ve 08.05.2018 tarihli raporlarında ....'ın erken ve haksız fesihten kaynaklı mahrum kaldığını ve talep edebileceği kar kaybının 191.645,23-TL olduğu hesaplandığını, feshin haksız olduğu belirlenerek 191.645,23-TL'lik mahrum kalınan kar alacağından 14.600-TL'si talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak 14.600-TL nin haksız fesih tarihi olan 21.02.2013 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline karar verildiğini, müvekkilinin mahrum kalınan kar alacağı İzmir 3 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/465 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama esnasında alınan bilirkişi heyetinin 31.10.2017 ve 08.05.2018 tarihli raporlarında belirlendiğini ve bu raporlar davalı....'ya tebliğ edildiğini, bunun yanında İzmir 3. ATM 14/465 Esas sayılı dosyasında 14.12.2018 tarihinde feshin haksızlığı ve mahrum kalınan kar miktarı olan 191.645,23-TL 'lik kısım yönünden davacının alacaklı olduğu hususu açıkça gerekçeli kararda belirlendiğini, yerel mahkeme ilamı ile hüküm altına alındıktan sonra mahrum kalınan kar alacağının bakiyesi yönünden icra takibi başlatıldığını, davalı ise alacak miktarını açık ve net şekilde bilirken ve mahkeme dosyasındaki alınan raporlar ve verilen mahkeme ilamı ile alacak miktarı net ve likit olarak belli iken takibe itiraz ettiğini ve müvekkilinin alacağını almasını geciktiridiğini, likit nitelikteki iş bu alacağa yönelik takibe itiraz edilmesi nedeni ile davalının %20'den az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, kararın bu yönüyle kaldırılarak düzeltilmesi gerektiğini, davalı yan sözleşmeyi haksız fesh etmekle müvekkilini uğrattığı zararlar yönünden temerrüde düştüğünü, takipte sözleşmenin haksız feshi tarihinden itibaren işletilen faiz alacağı yönünden davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bu yönüyle kaldırılarak düzeltilmesi gerektiğini belirterek, yerel mahkeme tarafından verilen kararda davanın kabulüne ilişkin kısımların aynen korunarak müvekkili aleyhine olan ve red edilen kısımlar yönünden istinaf taleplerinin kabulüne, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmesi üzerine davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava dışı şirket ile davalı idare arasında 09/08/2011 tarihli "....ilçesi, ... Beldesi ve ... yerleşim yerlerinin atık su şebeke ve kollektör hatlarının arıtma tesisine aktarılması ve pompa istasyonu inşaatı" işine ilişkin sözleşme imzalandığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafça, dava dışı yüklenici şirketin İzmir 16. İcra Müdürlüğü'nün 2019/5464 Esas sayılı takibine konu alacağını kendisine temlik ettiğini, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/465 Esas sayılı dosyasında dava açtığını, mahkemece yapılan yargılama neticesinde sözleşmenin feshinin haksız olduğunun tespit edildiği, anılan mahkemece dava dışı yüklenicinin mahrum kaldığı kârın 191.645,23 TL olarak belirlendiği, ancak yüklenicinin anılan davada sadece 14.600,00 TL'lik kısmı talep ettiğini, mahkemece taleple bağlı kalınarak hüküm kurulduğunu, bakiye kısım yönünden yüklenici şirket tarafından takip başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiği belirtilerek eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Davalı taraf ise, icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu, alacağın henüz kesinleşmediğini, miktarın da belli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça sözleşmenin feshedilmesi ve teminat olarak verilen teminat mektubunun irat kaydedilmesine karar verilmesi üzerine dava dışı yüklenici şirketin imalat bedeli ve sözleşmenin haksız feshi nedeniyle mahrum kalınan kâr istemi ile açtığı davada, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/12/2018 tarih, 2014/465 Esas, 2018/1425 Karar sayılı ilamı ile "Davanın kısmen kabulüne; davacı ile davalı arasında akdedilmiş, 09.08.2011 tarihli sözleşmenin davalı tarafından feshinin haksız olduğunun tespitine, davacının 8 nolu hak edişe kadar yapılan kesintiler ve hak edişe girmeyen imalat bedeli olarak 135.731,73 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davacının mahrum kaldığı kâra ilişkin 14.600,00 TL'nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, hüküm altına alınan maddi tazminat tutarının 100.000,00 TL'sine 21.02.2013 fesih tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasına, bu iş için davacı tarafından davalıya verilmiş olan teminat mektubunun davalı tarafından davacıya iadesine, fazlaya dair talebin reddine" karar verilmiştir. Dairemizce istinaf başvurularının esastan reddine karar verildikten sonra dosyanın temyizi üzerine, Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/5763 Esas, 2022/3905 Karar sayılı ilamı ile, "Davacı vekili dava dilekçesi ile fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 100.000,00 TL alacağının fesih tarihinden itibaren faiziyle birlikte talep ve dava etmiş, ilk derece mahkemesinin 21/05/2015 tarihli duruşmada verilen (1) nolu ara kararı gereğince 172.855,57 TL üzerinden bakiye harcı ikmâl etmiştir. İlk derece mahkemesince davacının sadece dava dilekçesinde faiz talep ettiği, ıslah dilekçesinde faiz talebinde bulunmadığı gerekçesi ile dava dilekçesinde belirtilen 100.000,00 TL için faiz işletilmesine karar verilmiş ise de, bu hüküm hatalı olmuştur. Yargıtay İBK’nın 24.05.2019 tarih, 2017/8 Esas, 2019/3 Karar sayılı ilamına göre, ıslah edilen miktar yönünden faize hükmedilmesi için dava dilekçesinde faiz talebinin bulunması yeterlidir. Ancak bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın HMK’nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına" karar verilmiştir. Bu kez karara karşı mahkemece hükmün infazında tereddüt oluşması gerekçesiyle maddi hatanın düzeltilmesi talep edilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2022/5082 Esas, 2022/5791 Karar sayılı ilamı ile, "Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 06.09.2022 tarih ve 2021/5763 Esas ve 2022/3905 Karar sayılı ilamında ilk derece mahkemesince davacının alacak talebinin kısmen kabul edildiği ve kabul edilen toplam bedelin 150.331,73 TL olduğu, bu alacağın sadece dava dilekçesinde belirtilen 100.000,00 TL’sine faiz işletildiği, ıslah dilekçesinde istenilen ve kısmen kabul edilen kısım için faiz kararı verilmediği, Dairemiz tarafından ıslah edilen kısım için de ıslah dilekçesi tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği gerekçesiyle bu husus yönünden düzeltilerek onama yapıldığı, ilamda faiz uygulanacak bedelin 72.855,57 TL olarak belirtildiği ancak bu durumda mahkemenin hükmettiği alacak miktarının maddi hata yapılarak aşıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda 06.09.2022 tarih ve 2021/5763 Esas ve 2022/3905 Karar sayılı ilamda “72.855,57 TL’lik kısmına 10.06.2014 ıslah tarihinden itibaren” cümlesinin yerine “50.331,73 TL’lik kısmına 10.06.2014 ıslah tarihinden itibaren” ibaresi yer alması gerekirken bu husus gözden kaçırılarak karar verildiği anlaşıldığından söz konusu maddi hatanın HMK' nın 304/1. maddesi uyarınca aşağıda yazılı olduğu şekilde resen düzeltilmesine ve işbu tashih kararının HMK'nın 304/2. maddesi uyarınca 6. Hukuk Dairesi'nin 06.09.2022 tarihli, 2021/5763 Esas ve 2022/3905 Karar sayılı ilamın eklenmesine" karar verilmiştir. Dava dışı (temlik eden) yüklenici tarafından davalı aleyhine açılmış olan kısmi davanın taleple bağlı kalınarak sonuçlandığı, feshin haksızlığının ve davalının sorumluluğunun kesinleşen bu hükümle tespit edildiği, kararın taraflar arasında kesin hüküm oluşturduğu, sonradan açılan eldeki ek dava için mahkemenin ilk davadaki bilirkişi raporu esas alınarak karar vermesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 117. maddesinde hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' düzenlenmesi yer almaktadır. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. Somut olayda; davacı ilk davasını kısmi alacak davası olarak açmış 14.600,00-TL mahrum kalınan kar tazminatı talep etmiş olup, geri kalan miktar yönünden eldeki davayı açmış ve ilk dava tarihinden itibaren işlemiş faiz talebinde bulunmuş ise de 177.045,00-TL yönünden davalı tarafı takip öncesi temerrüde düşürdüğüne ilişkin ihtar bulunmamaktadır. Bu nedenle mahkemece de kabul edilen 177.045,00-TL yoksun kalınan kar tazminatı yönünden takip tarihinden itibaren faize hükmedilmesinde ve alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. (Benzer yönde Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 08/11/2021 tarih, 2021/949 Esas, 2021/1253 Karar sayılı ilamı) Belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, taraf vekilllerinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.01.2023 tarih ve 2020/366 Esas, 2023/55 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, taraf vekillerinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Davacı vekili tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olması nedeniyle, alınması gereken 12.093,94-TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.024,00-TL harcın mahsubu ile kalan 9.069,94-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Davalı vekili tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.