T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/971 KARAR NO : 2026/410 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/225 KARAR NO : 2023/171 DAVA TARİHİ : 19.04.2022 KARAR TARİHİ : 21.03.2023 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26.03.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 03.04.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2023 tarih ve 2022/…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/971 KARAR NO : 2026/410 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2022/225 KARAR NO : 2023/171 DAVA TARİHİ : 19.04.2022 KARAR TARİHİ : 21.03.2023 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 26.03.2026 KARARIN YAZ. TARİH : 03.04.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2023 tarih ve 2022/225 Esas, 2023/171 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; 25.08.2021 tarihinde nitelik ve özellikleri tarafından kararlaştırılan 1 adet mobil yükleme rampası'nın.... Şti tarafından müvekkili şirkete satışı üstlenildiğini, sözleşmeye konu yükleme rampasının tesliminin akabinde, seyyar tır rampasında 80*40 kutu profillerde birtakım ayıp/hasarlar ortaya çıktığını, söz konusu ayıp ve hasarlardan kaynaklı olarak müvekkili şirket makinenin tamir ve onarımı için 15.000,00 TL+ KDV masraf yapmak mecburiyetinde kaldığını, oluşan zararların davalı şirket tarafından giderilmediğini, yükleme rampasındaki ayıp ve hasarlar sebebi ile yüklemelerde aksamalar olduğunu, bu durumun müvekkilinin maddi manevi zararına yol açtığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ayıplı mal satımından dolayı müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararın tazmini için 1.000-TL'nin ihtarname ile temerrüt tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. ISLAH: Davacı vekili tarafından verilen 03.01.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile özetle; 200,00-TL olan tamir masrafı talebini 13.500,00-TL'ye, 800,00-TL olan yükleme rampası rayiç değerini 68.000,00-TL' arttırarak toplam 81.500,00-TL'nin davalıdan tahsilini karar verilmesini talep etmiştir. YANIT: Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle; Satışa konu yükleme rampasının ayıplı olmadığını, davacının kullanım hatasından kaynaklı olarak kırılma meydana geldiğini, gizli ayıp durumunun söz konusu olmadığını, dayanak bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, yükleme rampasına kapasitesinden daha fazla yük yüklendiğini ve davacı tarafından rampanın ortasına rulo düşürülerek eğilmeye, ayalarda kırılmaya sebep olunduğunu, davacının ilk talebinin on ton taşıma kapasiteli yükleme rampası için olduğu dikkate alındığında sekiz tonluk rampanın aslında işini görmek için uygun olmadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 21.03.2023 tarih ve 2022/225 Esas, 2023/171 Karar sayılı kararı ile özetle; "...Somut olayda dosya kapsamında sunulan bilirkişi raporlarına göre yükleme rampasındaki meydana gelen bozulmanın kullanım amacına uygun üretilmediğinden kaynaklandığı, imalatında kullanılan malzeme ile 8000 kg taşıma kapasitesinin bulunmadığı, tamir ve tadilatının mevcut malzemeler kullanılarak düzeltilmesi imkanın bulunmadığı, rampanın gereken nitelikleri ve vasıfları taşımadığı belirlenmekle, dava konusu yükleme rampasındaki ayıbın sonradan ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Davacı tarafından düzenlenen 15/12/2021 tarihli noter ihtarnamesinde davaya konu edilen ayıpların, mahkememizin 2022/12D.iş numaralı dosyada yapılan gizli ayıp tespitinin 11/02/2022 tarihli noter ihtarı ile davalıya bildirildiği görülmektedir. Davalı tarafça cevap dilekçesinde ayıp ihbarının yapılmadığı ya da zamanında yapılmadığı savunmasına dayanılmamıştır. Bu kapsamda davacı tarafça ayıp ihbarının süresinde yapıldığı mahkememizce kabul edilmiştir...Her ne kadar davacının tacir olup basiretli bir işadamı gibi hareket etmek zorunda olduğu, davacının dava konusu yükleme rampasına fazla yük yüklediği ve eserin davacı tarafından kabul edildiği davalı tarafından savunulmuş ise de; gizli ayıbın zamanla artan niteliği ve derecesi, bilirkişi raporu ile rampadaki ayıbın fazla yük yüklenmesi nedeniyle meydana gelmediği tespiti göz önüne alındığında davacı tarafından yükleme rampasının kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğu anlaşıldığından davalı tarafın bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir... Eserin iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olması veya hakkaniyet kaideleri gereği eseri kabul etmesinin iş sahibinden beklenememesi veya eserin sözleşmede açıkça kararlaştırılan nitelikleri taşımaması halinde iş sahibi eseri kabulden kaçınarak sözleşmeden dönebilir. Bilirkişi raporları değerlendirildiğinde imalatın, iş sahibinin kullanamayacağı derecede ayıplı olduğu belirlenmiş olup dosya kapsamında davacının (iş sahibinin) eseri kabulden imtina ettiği anlaşıldığından ödediği bedelin kendisine iadesi hakkaniyete uygun düşmektedir. Süresinde ayıp ihbarı yapılmışsa, açık ayıplı imalâtın bedeli eserin teslim edildiği ve ayıp ihbarının yapıldığı, gizli ayıplı imalâtın bedeli de gizli ayıbın ortaya çıktığının anlaşıldığı tarihteki rayiçlerle istenebilir. Mahkememizce ayıp ihbarının sünesinde yapılmış olduğu belirlendiğinden, bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere dava konusu taşıma rampasının ayıp ihbarı yapıldığı tarihteki rayiç bedelinin 68.000,00 TL olduğu gözetildiğinde, davacının sözleşmeden dönerek 68.000,00 TL bedeli davalıdan talep edebileceği kabul edilmiştir. Sözleşmeyi haklı olarak fesheden iş sahibi menfi zararının ödetilmesini yükleniciden isteyebilir. Menfi zarar sözleşmenin kurulması ve işin görülmesi için yapılması gereken fiili giderler ile sözleşmenin geçerliliğine inanılarak başka bir sözleşme fırsatının kaçırılması dolayısıyla uğranılan zararlardır. Davacı işin görülmesi için dava konusu yükleme rampasının tamiri için harcama yapmış olup, harcadığı bu miktar mahkememizce menfi zarar olarak kabul edilerek, davacının bu gideri davadan isteyebileceği kabul edilmiştir. Davacı ayıpların giderilmesi bakımından dava konusu rampanın tamiri için 15.000,00-TL bedel ödediğini iddia etmiş ise de; bu iddiasını ispata elverişli delillerle kanıtlayamamıştır. Ancak davacının dava konusu yükleme rampasındaki ayıbın giderimi için masraf yaptığı ortada olup mahkememizce bu konuda bilirkişiden ek rapor alınmıştır. Bilirkişi tarafından hazırlanan ek raporda dava konusu yükleme rampasının tamiri için harcanan bedelin 13.500,00-TL olabileceği belirlenmiştir. Mahkememizce de mahalli piyasa rayicine KDV'nin dahil edildiği bilirkişi raporundaki bedel uygun bulunarak davacının menfi zarar miktarının 13.500,00-TL olduğu kabul edilerek davacının davasının kabulüne, " dair karar verilmiştir. İSTİNAF EDEN: Davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili tarafından verilen 10.04.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; Davacı tarafın beyanları gerçeğe aykırı ve haksız kazanç elde etmeye yönelik olduğunu, satışa konu yükleme rampasının ayıplı olmadığını, davacının kullanım hatasından kaynaklı olarak kırılma meydana geldiğini, gizli ayıp olmasının söz konusu olmadığını, davacı tarafından bu dosyada dayanak olarak gösterilen bilirkişi raporunun hatalı, eksik incelemeye dayalı olup hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket ile davacı arasında ki mail konuşmalarında davacının müvekkili ile 10 ton kapasiteli rampa ile ilgili fiyat ve bilgileri istediğini, davacının ilk siparişinin 10 tonluk rampa için olduğunu, davacının dürüstlük kuralına hakaret ettiğini, taşıma kapasitesi olarak 8 tonluk bir rampa ile ilgili taleplerinin olmadığını, fiyat olarak aradaki farkı dikkate alarak bilgi almadıkları 8 ton için sipariş verdiklerini, tespit isteyen tarafından müvekkili şirketin ısrarlı talebi üzerine mail yolu ile gönderilen görseldeki forklift ve ataşman ile bilirkişi raporunda rapora esas alınan forklift ve ataşmanların farklı olduğunu, mail ekinde bulunan görsellerin sabit olup bilirkişi tarafından bu duruma da dikkat edilmediğini, raporun bu yönü ile de hatalı olduğunu, sözleşme konusu yükleme rampasının üzerinde meydana gelen hasarların karşı tarafın yük aşımı yapması nedeniyle meydana geldiğini, aksinin düşünülmesi durumunda belirtilen çelişkinin giderilmesi gerektiğini, karşı tarafın ürünü ayıplı olarak almadığını, taşıma kapasitesine aykırı ve yanlış kullanım sebebiyle hasarın meydana geldiğini, davacı tarafından rampanın orta kısmına rulo kağıt düşürüldüğünü, bunun da rampaya ciddi şekilde zarar verdiğini, ürünün imalat aşamasında teknik bir hata olması durumunda söz konusu seyyar yükleme rampasını iki ay gibi bir süre kullanamaz hale gelmesi gerektiğini, ürünün ayıplı olmadığını, davacının hatalı kullanımı, fazla yük yüklemesi ve rampa üzerine ürün düşürmesi sebebiyle hasarın meydana geldiğini, tespit dosyasında bilirkişinin dosyayı yüzeysel ve sadece davacı beyanları ile bağlı kalarak incelediğini, eksik incelemeye dayalı raporun hükme esas alınarak karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırı haraket ettiğini, haksız kazanç elde etmeye çalıştığını belirterek, yerel mahkemenin haksız ve hukuka aykırı kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ederek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda aşağıdaki değerlendirmeler yapılmıştır: Dava, eser sözleşmesinin ayıplı ifası nedeniyle ödenen bedelinin iadesi ile onarım bedeli nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen “Eser sözleşmesi” yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Her iki tarafa karşılıklı borç yükleyen bir tür iş görme sözleşmesi olan eser sözleşmesinde “eser” ve “bedel” olmak üzere iki temel unsur vardır. Bu sözleşmelerde yüklenici, iş sahibine karşı yüklendiği özen borcu nedeniyle eseri yasa ve sözleşme hükümlerine, fen, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapıp zamanında tamamlayarak teslim etmeyi, iş sahibi de bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi üstlenmektedir. Eser sözleşmesi ilişkisinde ayıp, yüklenicinin meydana getirip iş sahibine teslim ettiği eserde bulunan sözleşme ve fenne aykırılıklardır. Başka bir ifadeyle ayıp, sözleşme ve eklerinde kararlaştırılan ve iş sahibinin beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı vasıfların bulunmaması ya da olmaması gereken bazı bozuklukların bulunması şeklinde tanımlanmaktadır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 474- 478 maddeleri ayıplı işler hakkında uygulanır. Bu maddelerde yer alan düzenlemelere göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekir. Eserin ayıplı yapılması sözleşmeye aykırılık teşkil etmekte olup; ayıp, açık ve gizli olabileceği gibi maddî ve hukukî ayıp şeklinde de olabilir. Açık ayıp, eserin teslimini müteakip makul süre içinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilecek ayıptır. Gizli ayıp ise, basit bir kontrol ve muayene ile tespit edilemeyen, eserin kullanılmaya başlanmasından sonra ortaya çıkan ayıptır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 474/1. maddesi gereğince iş sahibinin eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre mümkün olduğunca en kısa sürede eseri gözden geçirip muayene ederek varsa açık ayıpları tespit etmek ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir. 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesinde ayıp halinde iş sahibine üç seçimlik hak tanınmıştır. Bunlar eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması halinde sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedelden indirim isteme ve aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde onarımı isteme ya da onarım bedellerini talep etme hakkıdır. Somut olayda; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakta ise de 1 adet mobil yükleme rampasının yapımına ilişkin 25/08/2021 tarihinde sözlü bir anlaşma yapıldığı, mail yoluyla sipariş verildiği her iki tarafın kabulündedir. Davacı iş sahibi, davalı ise yüklenici olup, iş bedelinin 46.610,00-TL olduğu ve tamamının iş sahibi tarafından yükleniciye ödendiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili, sözleşmeye konu yükleme rampasının tesliminin akabinde, seyyar tır rampasında 80*40 kutu profillerde birtakım ayıp/hasarlar ortaya çıktığını, maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek eldeki tazminat davasını açmıştır. Davalı vekili ise, zararın kullanım hatası ve fazla yük yüklenmesi nedeniyle oluştuğunu, teslim edilen üründe bir ayıp bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki hukuki ilişki eser sözleşmesidir. Davacı vekili iş bedeli olarak yapılan ödemenin iadesini istemekle sözleşmeden dönme iradesini ortaya koymuştur. İş sahibinin ayıp nedeniyle sözleşmeden dönebilmesi için eserdeki ayıbın eserin kullanılmasını imkansız kılacak ya da çok zorlayacak nitelikte olması ve iş sahibini kabule zorlayamayacak vasıfta olması gerekir. Yargıtay uygulamaları ve doktrinde iş sahibinin eseri reddederek dönme hakkını kullanabilmesi için eserdeki ayıbın çok ağır ve kabule engel olabilecek nitelikte olması yeterli olup ayrıca eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kusurunun varlığına gerek yoktur. Eserdeki ayıp çok ağır olmasa da işin bütünlüğü içinde amaca uygun kullanımı engelliyorsa iş sahibi işi kabul etmek zorunda olmayıp eserin reddiyle dönme hakkının kullanılması yine mümkün olabilecektir . (Bkz. Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, Muammer Öztürk, Zeki Gözütok 4.Baskı, Sayfa 190 ) Mahkemece mahallinde keşif yapılarak kök ve ek bilirkişi raporu alınmıştır. Bilirkişi raporunda, eserdeki ayıbın niteliğinin gizli ayıp olduğu, eserin kabule zorlayamayacak ölçüde ayıplı olduğu tespit edilmiştir. Bu durumda, iş sahibi 6098 sayılı TBK'nın 475. maddesi uyarınca, eserin kullanılamayacak ve kabule zorlanamayacak ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aykırı olması nedeniyle sözleşmeden dönme hakkını kullanarak ödediği bedelin iadesini talep edebilecektir. 6098 sayılı TBK'nın 475/2. maddesinde "İş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır" düzenlemesi yer almaktadır. Tazminat istenebilmesi için, ifanın ayıplı olması yanında yüklenicinin ayıplı imalatta kusurlu olduğunun iş sahibince kanıtlanması zorunludur. (Bkz. Usul ve Esaslarıyla Eser Sözleşmesi Uygulaması, Muammer Öztürk, Zeki Gözütok 4.Baskı, Sayfa 193 ) Davacı iş sahibince, gerek uğradığı zarara dair, gerekse yüklenicinin kusurlu olduğuna dair bir delil sunulmamış olduğundan, ödediği bedelin iadesi talebi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi ve iş sahibi tarafından yükleme rampasının davalıya iade edildiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğinden davalı vekilinin istinaf isteminin yukarıda belirtilen hususlar bakımından kabulüne karar vermek gerekmiştir. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; yasal düzenlemeler ve yargısal içtihatlar karşısında, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-2. maddesi gereğince kaldırılarak, Dairemizce yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A)1-Davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KABULÜ ile; 2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21.03.2023 tarih ve 2022/225 Esas, 2023/171 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/(1)-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B) Esasa ilişkin aşağıdaki şekilde yeni hüküm tesisine: 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Davacı tarafta bulunan 25/08/2021 tarihli sözleşmeye konu yükleme rampasının davalıya iadesi karşılığında, sözleşme bedeli olarak davalıya ödenen 46.610,00-TL'nin, sözleşmeye konu yükleme rampasının davalıya teslim tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.183,92-TL peşin harçtan davacı tarafça dava açılırken yatırılan 80,70-TL peşin harç ile 1.375,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 1.455,70-TL harcın mahsubu ile kalan 1.728,22-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, (Mükerrer harç tahsilinin önlenmesi için ilk derece mahkemesi tarafından harç tahsil müzekkeresi yazılmış ise işlemsiz iadesinin istenmesine, harç tahsil edilmiş ise yatırana iadesine), 3-Davacı tarafça yapılan 1.536,40-TL harç masrafının, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yapılan toplam 891,00-TL yargılama giderinden, kabul - red oranı (%57,19) dikkate alınarak hesaplanan 509,56-TL.nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafça yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı lehine hesap ve takdir edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı lehine hesap ve takdir edilen 34.890,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13 maddesi gereğince UYAP sistem üzerinden arabuluculuk dosyasında yapılan inceleme neticesinde sarf kararında 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin Adalet Bakanlığı tarafından karşılandığı görülmekle, arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 9-HMK 333. maddesi gereğince kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, C) İstinaf Yargılaması Hakkında: 1-Davalı tarafın istinaf isteminin kabulüne karar verildiğinden, 1.374,74-TL istinaf karar harcının talebi halinde davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 2-Davalı tarafından yatırılan 492,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 72,00-TL posta masrafı olmak üzere toplam 564,00-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 2/2. maddesi gereğince, dairemizce dosya hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi nedeniyle herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 4-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara/vekillerine tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 26.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.