İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : ASIL DAVADA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: “...” ve “... ...” markalarının müvekkillerinden ...'in babası ...'in, ailesi tarafından 1870'li yıllardan bu yana başta İstanbul, Selanik, Ankara gibi şehirlerde kullanılmış ve halen kullanılmakta olduğunu, İstirati ... ile katılan ortak…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1553 Esas KARAR NO : 2026/9 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 16/03/2023 NUMARASI : 2021/143 E. - 2023/49 K. BİRLEŞEN İSTANBUL 1. FSHHM'NİN 2019/319 E. 2020/264 K. SAYILI DAVADA DAVA: MARKA DEVRİNİN GEÇERSİZLİĞİNİN TESPİTİ, İŞLEMİN İPTALİ İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : ASIL DAVADA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: “...” ve “... ...” markalarının müvekkillerinden ...'in babası ...'in, ailesi tarafından 1870'li yıllardan bu yana başta İstanbul, Selanik, Ankara gibi şehirlerde kullanılmış ve halen kullanılmakta olduğunu, İstirati ... ile katılan ortaklar diğer müvekkili A.Ş. ve davalı ... ... Tic. A.Ş. arasında 27.11.1998 tarihinde Beyoğlu 33. Noterliğinin ... numaralı “MARKA KULLANMA SÖZLEŞMESİ TEKNİK YÖNETMELİĞİ” akdettiklerini, buna göre “...” ve “... ...” ibarelerinin ortak marka olarak tescillinin ve bu markaların müşterek kullanım hükümlerinin ve çıkacak sorunlarının düzenlenmiş olduğunu, söz konusu ortak markalar olan “... ...” markası ... tescil numarası ile “...” markası ... tescil numarası ile 09.12.1998 tarihinden bu yana 44. sınıfta “Bitki bakım evleri, çelenk hazırlama, çiçek düzenleme, bahçe düzenlemesi (peyzaj), bahçecilik, bahçıvanlık” hizmetleri bakımından müvekkilleri ..., Şehir ... A.Ş. ve davalı ... ... A.Ş. adına tescilli olduğunu, Noter onaylı sözleşme başlığının “MARKA KULLANMA SÖZLEŞMESİ TEKNİK YÖNETMELİĞİ” denilmiş olsa da SMK anlamında ortak marka olmadığını, ortak markanın söz konusu olabilmesi için teknik şartnamenin marka başvurusu ile birlikte TPMK'ya sunulmasının gerekli olduğunu, bu halde dava konusu markaların ortak marka değil, paylı mülkiyete sahip ferdi markalar olduğunu, ancak ortak marka ile paylı mülkiyete konu ferdi marka olması arasında bir farkın olmadığını, her iki kanuni düzenlemede davalının marka sahibi olarak silinmesi hakkını davacılara tanıdığını ileri sürdüğünü, SMK 32/3 madde hükmü uyarınca ortak marka teknik şartnamesinin, ortak markayı kullanmaya yetkili işletmeler ile bu işletmelerin oluşturdukları topluluğa üyelik şartlarını, markanın kullanım şartları ve varsa müeyyideleri belirlediğini, aynı şekilde paylı mülkiyete konu ferdi marka olması hakkında paydaşlıktan çıkarma başlıklı MK 696 madde hükmünün “ Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların tamamıma veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmişse, mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkartılabilir. Davanın açılması aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır. Hakim, çıkarma işlemini haklı gördüğü takdirde, çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmı maldan ayırmaya olanak varsa, bu ayırmayı yaparak ayrılan parçanın paylı mülkiyet çıkarılana özgülenmesine karar verir. Aynen ayrılmasına olanak bulunmayan maldaki payın dava tarihindeki değeriyle kendilerine devrini isteyen paydaş ve paydaşlar bu istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile birlikte ileri sürmek zorundadır. Hakim, hüküm vermeden önce re 'sen belirleyeceği uygun bir süre içinde pay değerlerinin ödenmesine veya tevdiine karar verir. Davanın kabulü halinde payın istemde bulunan adına tesciline hükmolunur.” olduğunu, Teknik Yönetmeliğin 4. maddesi 6. paragrafı uyarınca “ ortak markalar, hak sahipleri tarafından ortak markalara ait malların tamamında veya bir kısmında kullanılmak üzere dahi inhisarı yahut inhisarı olmayan lisans sözleşmesine konu edilmez, yararlanma hakları hiçbir şekilde devredilemez, bedelli bedelsiz başkasının kullanımına geçicide olsa sunulamaz. Aksi hareket, işbu teknik Yönetmeliğe aykırı hareket eder ve Yönetmelikteki Cezai hükümlerin uygulanmasını gerektirir.” hükmüne karşılık davalı ... ... Tic. A.Ş.'nin ortak markayı izinsiz olarak dava dışı ... ... LTD. ŞTİ.ye ve ... LTD. ŞTİ.'ye devrettiğini ve Lisans Sözleşmesi gerçekleştirmiş olduğunu, ayrıca ... LTD. ŞTİ. “ye ve ... İNŞ. Ve ... A.Ş.'ye de devrettiğini ve lisans sözleşmesi yapıldığını, bu husus ile müvekkilleri tarafından açılmış olan markaya tecavüz davasının İstanbul FSHMM'nin 2016/100 E. sayılı dosyada sabit olduğunu, ayrıca hususla ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/135057 numaralı soruşturma evrakı ve ... numaralı kararında görüleceği üzere tahkikat aşamasında şikayet olunanlardan ... tarafından “...” ve “... ...” ortak markaların kullanım hakkının davalı ... ... Tic. A.Ş.'den 10.09.2009 tarihli marka kiralama protokolü ile devir alındığı yönünde savunma yapıldığını belirtiğini, aynı zamanda müvekkilinin, dava dışı ... ... LTD. ŞTİ. aleyhine açmış olduğu İstanbul 2. FSHHM'nin 2015/128 E. 2016/199 K. Ve 15.11.2016 tarihli karar konu davada müvekkillerinin alacaklarının tahsili için yapılan haciz sırasında davalı ... ... borçlu ... ... yetkili olduğunu ama müvekkiline göre aslında, davalı ... ... haczin yapıldığı adreste kurulu bulunan dükkanı 2008 yılında kendi şirketi olan ... 'a kiralamış olduğunu, ...'un da bu yeri ... ... kiralamış olduğunu ileri sürdüğünü, davalı şirket, yine İstanbul 1. FSHMM'nin 2016/106 E. sayılı dosyası ile dava dışı ... ... LTD. ŞTİ. aleyhine açılan markaya tecavüz davasında davalı ... ... davaya müdahil olarak tecavüzü gerçekleştirenin şubesi olduğunu iddia etmişse de bunun aksinin ispatlandığını ve mahkemeye sunulduğunu, davalı şirketin ayrıca, dava dışı ... .... LTD. ŞTİ ile www.....com.tr web sitesinin yönetimiyle ilgili davanın İstanbul 18.Asliye ... Mahkemesinin 2014/735 E. sayılı dosyasının görülmekte olduğu beyan ettiğini, nitekim, yönetmelik ile hakem seçilen ... davalı ... ... . A.Ş'ye Beyoğlu 28. Noterliğinin 19.02.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı, konu bakımından davalı tarafınca izinsiz şekilde ortak markaların dava dışı ... ... LTD. ŞTİ.'ye ve ... ... LTD. ŞTİ.'ye devrettiğini ve Lisans Sözleşmesi gerçekleştirmiş olduğunu, bu eylemin Yönetmeliğe aykırı olduğunu ve bu hususta savunma yapılmasının talep edildiğini, markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanacağını davalıya ihtarname keşide edildiğini bu suretle tahkime yönelik prosedürün işletilmiş olduğunu, Teknik Yönetmeliğin Tahkim başlıklı 5. maddesi uyarınca hakemin müvekkillerinden ...'nin babası İstirati ... seçilmiş olup, hakemin vereceği kararların kesin ve bağlayıcı olduğunu, şikayetin hakeme karşı yapılmaması veya hakemin vefatı, istifası vb. hallere münhasır olmak üzere tahkimin işlemeyeceği hallerde ortak markalar üzerindeki diğer yasal hak ve müracaatlar mahfuz kalmak üzere ortaklardan herhangi birisinin Teknik Yönetmelikteki cezai şartların şikayet olunan hakkında uygulanması talebi ile mahkemeye müracaatla uygun olduğunu, Teknik Yönetmelikteki koşullara uyulmaması halinde “Cezai Yükümlülükler” başlıklı 6. madde uyarınca, uyarı cezası, para cezası, markayı kullanmaktan geçici olarak kısıtlılık (her seferinde azami 1 yıl), markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanmasının uygulanacağının belirtildiğini, markaları kullanma haklarının süreli olarak kısıtlanmasına dair cezanın “Hakem tarafından cezanın verilmesine müteakip, mahkemeye müracaatla cezaya çarptırılan hak sahibi bakımından ortak markalar kullanma haklarının iptal talebi ile dava konu edilerek mahkeme ilamı ile uygulanacaktır” olduğunu, tüm bunlara dayalı olarak davalının davranışlarının MK 696 madde hükmü çerçevesinde paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirdiğini, yönetmelik şartlarını ihlal eden davalı firma hakkında 6.2.4. maddesi uyarınca markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanmasına karar verilmiş olduğunu, işbu cezai hükmün uygulanabilmesi için mahkemeye müracaat edilip cezaya çarptırılan hak sahibi bakımından ortak markaları kullanma haklarının iptal edilmesinin talep edilmesi ve mahkeme ilamının uygulanmasının gerektiğini, bu sebeple mahkemeden davalının Ortak Markaları Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğine aykırı eylemlerinden dolayı söz konusu ortak markaları kullanma haklarının iptal edilmesini ve sicilden hak sahipliklerinin silinmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacılardan ... ile ...’in murisi ... 17.06.2010 tarihinde vefat etmiş olup dava konusu “...” ve “... ...” markaları üzerindeki ortak mülkiyetten murise isabet eden haklar davacıların aralarında bulunduğu murisin yasal mirasçılarına intikal ettiğini, davacıların murisi ... 17.06.2010 tarihinde vefat etmiş olup; yasal mirasçılarının eşi 1940 doğumlu ... ( 2 pay ) , kızı 1948 doğumlu ... ( 3 pay ) ve kızı 1959 doğumlu ... ... ( ...) ( 3 pay ) olduğu tespit edildiğini, marka tescil Belgesinden de anlaşılacağını, dava konusu “...” markası ortak marka olarak müvekkili ... ... ... A.Ş., muris ... ve davacı ...Ş. adına kayıtlı iken ...’in 17.06.2010 tarihinde vefatı üzerine merhuma ilişkin haklar yasal mirasçılarına intikal ettiğini, muris ...’in mirasçılarından ... ve ... ... (...) markalar üzerindeki haklarını mirasçılardan davacı ...’ye devrettiklerini, yasal mirasçılardan ... ile dava dışı ... markalar üzerindeki haklarını davacılardan ...’ye devrettiklerini, yani mirasçı ... tarafından Beyoğlu 35. Noterliği, 17.12.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı “Marka Devir Taahhütnamesi” ile “... marka numarlı ...” ( ki sözkonusu markanın numarası ...’tür. ) markası ile ... marka numaralı ... ...” markası üzerindeki hakları, mirasçı dava dışı ... tarafından ise Beyoğlu 35. Noterliği, 20.01.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı “Sözleşme” ile ; “... marka numaralı ...” markası ile ... marka numaralı ... ...” markası üzerindeki hakları davacıladan ...’ye devredildiğini, mirasçı ... tarafından ...’ye Beyoğlu 35. Noterliğinin 17.12.2013 tarih ve ... yevmiye Numaralı marka devir taahhütnamesi ile ... marka numaralı ... markası ile ... marka nolu ... ... markası için yapılan devir geçersiz olduğunu, davacılardan ... Aktif Husumet ehliyetini haiz olmadığını, bu doğrultuda taraflarınca; Beyoğlu 35. Noterliği, 17.12.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı Marka Devir Taahhütnamesi’nin ve buna bağlı olarak ... tarafından ...’ye yapılan “... numaralı ...” ve ... marka numaralı ... ... markalarının devrinin geçersizliğinin tespitini, “..." numaralı ...” ve ... marka numaralı ... ... markaları üzerindeki ...’e ait hisselerin yeniden ... adına tescili, dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar davacılardan ...’nin müşterek marka olan “...” ve “... ...” isimli markaları kullanmasının ihtiyati tedbir kararı ile engellenmesine karar verilmesi talebiyle Ankara 3. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/366 E. sayılı dava açıldığını, davanın öncelikle aktif husumet yönünden reddi gerektiğini, Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise ; Ankara Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018 / 366 E. sayılı dosyası ile ikame ettikleri davanın bekletici mesele yapılmasına karar verilmesini, Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğinin 4.8 maddesi; “ Taraflar arasında yer alan gerçek kişilerin vefatı halinde mirasçıları varislerinin haklarına sahip olacak, fakat işbu teknik yönetmelik uygulamalarında aralarından seçecekleri 1 kişi ve kararda 1 oy ile temsil edileceklerdir. Markaların kullanım haklarından yararlanmak isteyen mirasçılar bu yönetmelik hükümlerini peşinen kabul ve tüm hükümlerine itirazsız uymayı taahhüt etmiş sayılacaklardır. Mirasçılar arasında anlaşma olmadığı takdirde diğer katılan ortaklar birlikte yahut tek başına mahkemeye müracaatla hisse temsilcisi tayin ettirme hakkına sahiptirler” hükmünü getirdiğini, devrin geçersizliği çerçevesinde; ...’ten intikal eden hisselerin halihazırda bir hisse temsilcisi bulunmadığını, mahkemeye müracaatla hisse temsilcisi tayin ettirme hakları saklı tutmakla birlikte; davacılardan ... yönetmeliğin 4.8 maddesi uyarınca tek başına yönetmelikten doğan hakları kullanamayacağı gibi, yönetmeliğin 5.3 maddesi uyarınca da yönetmelikteki cezai şartların uygulanması için tek başına mahkemeye müracaat edemeyeceğini, bu doğrultuda dahi aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ve davanın bu yönden reddi gerektiğini, tüm bu işlemler yapılmadan ve ihtarname tarihinden itibaren yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra dava ikame edildiğini, yönetmelikte davanın açılması açısından bir süre öngörülmemekle birlikte cezanın verilmesini müteakip ifadesi kullanıldığını, bunun anlamı 10 yıl geçtikten sonra olmadığını, kaldı ki; 22.12.2016 tarihli Sınai Mülkiyet Kanunu’nun zamanaşımı başlıklı 157. maddesi ; "Sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanır. " hükmünü getirdiğini, davacılar iddia ve taleplerini hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla ve mahkeme tarafından aksi kanaatte olunması halinde dahi; davacıların iddiaları Türk Borçlar Kanununun haksız fiil hükümlerine tabi olup; Türk Borçlar Kanununun 72. maddesi ile öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresine bağlı olduğunu, bu doğrultuda dava dilekçesi ekinde sunulan muris ... tarafından Hakem sıfatıyla gönderilen ki müvekkiline tebliğ edilip edilmediği dahi belirsiz olduğunu, ihtarnameden de anlaşılmaktadır ki; 20.02.2011 tarihi itibariyle zamanaşımı süresi dolduğunu, arz ve izah ettikleri sebeplerle davanın zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, “...” ve “... ...” markaları ortak marka olduğunu, davacılar, dava konusu markaların ortak marka olmadığını, bunun olabilmesi için teknik şartnamenin marka başvurusu ile birlikte Türk Patent ve Marka Kurumu’na sunulması gerektiği beyan ve iddia ettiklerini, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde Mahkemeye sunulan belgeler incelendiğinde; Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği’nin 27.11.1998 tarihli olduğu, ortak marka sahibi olan ..., Şehir ... ve müvekkili ... tarafından 30.11.1998 tarihinde Türk Patent Enstitüsü Markalar Dairesi Başkanlığına müracaat edildiğini ve 09.12.1998 tarihinden itibaren 10 yıl müddetle marka tescili yapıldığı görüldüğünü, (müddetin sonunda da yenileme yapılmıştır. ) Belgelerin tarihlerinden de anlaşılacağı üzere; Teknik Şartname de müracaat sırasında TPE’ye verilmiş olup; Türk Patent ve Marka Kurumu’ndan markalara ilişkin belge ve dosyaların celbi ile de bu durum açıklığa kavuşacağını, dolayısıyla dava konusu markalar ortak marka olduğunu, davacı vekilinin paylı mülkiyete ilişkin beyan ve iddialarını kabul etmediklerini, dava dilekçesinde müvekkili ... ile dava dışı Teleflor ve ... ... ile ilgili iddialar gerçeği yansıtmadığını, davacılar tarafından dava dışı ... ... aleyhinde açılan ve sonuçlanan davaya ilişkin olarak; ... ... için müvekkili ...’a ait ... Cad....Şişli adresinde gerçekleştirilen haciz esnasında müvekkili ...’ın, ...’ın yetkilisi olduğunu beyan ettiği yönündeki iddia gerçeğe aykırı olduğunu, davanın konusuyla ilgili olmamakla birlikte Mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasının celp ve tetkiki ile bu iddianın gerçeğe aykırı olduğu anlaşılacağını, İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün 20.02.2017 tarihli kararında da açıkça belirtildiği üzere; haciz uygulanan adres ve burada bulunan işyeri huzurdaki davanın tarafı olmayan 3 kişi borçlu ... ... Ltd. Şti’ne ait olmadığını, dava dışı ... ... . Ltd. Şti.’nin merkezi Merdivenköy Mah.... ... Cad. ...Kadıköy / İstanbul iken ; ekte sundukları 16.12.2016 tarihli ... sicil gazetesinden de anlaşılacağı üzere, 19 Mayıs Mah. ... Cad. ... Pasajı ...Şişli / İstanbul adresine taşınmış olup; bu husus 12.12.2016 tarihinde tescil edilmiş ve 16.12.2016 tarihli ... sicil gazetesinde yayınlandığını, konusu haciz tarihi itibariyle ... ... . Ltd. Şti.’nin sahibi ve yetkilisi ... olup; ifade ettiğimiz üzere adresi de ... Cad. ... Pasajı ... Şişli İstanbul olduğunu, müvekkili ... ... ... A.Ş. ile ... ... Ltd. Şti. birbirinden bağımsız ve farklı tüzel kişiliklere sahip olduğunu, mahkeme tarafından ... sicil kayıtlarının celbi neticesinde de görüleceği üzere; müvekkili ... ... ... A.Ş.’nin ; ortakları: ..., .... ve . ... ... Ltd. Şti.’nin ise; Ortağı: ... olduğunu, şirket yetkilisi: ... olduğunu, faaliyet konusu: seralar kurmak, bu seralarda çiçek soğanı, çiçek ve her türlü süs bitkisi yetiştirdiğini, adresi: 19 Mayıs Mah. ... Cad. ... Pasajı No:... Şişli / İstanbul, eski adresi: Merkez adresi / Merdivenköy Mah.... ... Cad. ... Kadıköy/İstanbul olduğunu, her iki şirket; şirket adresleri, ortakları, faaliyet alanları ve temsilcileri itibariyle birbirinden bağımsız tüzel kişiliklere sahip oldukların, kaldı ki; ... ... 3. bir kişiye devredilmiş olup; yeni sahibi ve yetkilisi ... olduğunu, www...com isimli alan adı ve ... markasını kullanım hakkı ... ... ... A.Ş.’ye ait olduğunu; ... A.Ş. ... markasını kullanmaya yetkili tüzel kişilik olduğunu, söz konusu alan adı ve marka davacılar tarafından izinsiz olarak kullanılmakta olup; ... A.Ş. tarafından İstanbul 18. Asliye ... Mahkemesinin 2014 / 735 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını ve mezkur dava derdest olduğunu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde 2016 / 106 E. sayılı dava halen derdest olup; müvekkili ... bu davada müdahil olmadığını, dava ... ... aleyhinde açıldığını, arz ettikleri nedenlerle, husumet ve zamanaşımı iddialar çerçevesinde böyle bir kararın verilmesinin müvekkili açısından telafisi imkansız zararlara sebebiyet vereceği hususu ve ayrıca davacılardan ... aleyhinde açılan dava da dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesini davanın husumet, zamanaşımı ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN İSTANBUL 1. FSHHM'NİN 2019/319 E. 2020/264 K. SAYILI DAVADA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Davalılardan ... ile ...’in murisi ...'in 17.06.2010 tarihinde vefat ettiğini, dava konusu “...” ve “... ...” markaları üzerindeki ortak mülkiyetten murise isabet eden hakların davalılarında aralarında bulunduğu murisin yasal mirasçılarına intikal ettiğini, muris ...’in mirasçılarından ... VE ... ... ( ...) markalar üzerindeki haklarını mirasçılardan davalı ...’ye devrettiğini, yasal mirasçılardan davalı ... ile dava dışı ... markalar üzerindeki haklarını davalılardan ...’ye devrettiklerini, mirasçı (davalı ) ... tarafından ...’ye Beyoğlu 35. Noterliğinin 17.12.2013 Tarih ve ... Yevmiye nolu Marka Devir Taahhütnamesi ile ... marka nolu ... markası ile ... marka nolu ... ... markası için yapılan devirlerin geçersiz olduğunu; sözkonusu belgenin ön yüzünde devir eden olarak ... görünmekle birlikte arka yüzündeki müstenidat kısmında bambaşka birinin bilgilerinin bulunduğunu, yani ...’nin kimliği ile davalı ... tarafından devir yapılmış gibi bir belge düzenlendiğini, bu belge ile de Türk Patent nezdinde veraset-intikal-devir(tescil) işlemleri gerçekleştirildiğini, sözkonusu işlemin Noterlik Kanunu ile Noterlik Kanunu Yönetmeliğine aykırı olduğunu, “marka devir taahhütnamesi” ile bu çerçevede Türk Patent nezdinde gerçekleştirilen veraset-intikal-devir(tescil) işlemleri de geçersiz olduğunu, ayrıca sözkonusu belgeyi hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Marka DevirTaahhütnamesi içeriğinde “... marka nolu ...” markası” nın devredildiği belirtilmekle birlikte ... markasının Türk Patent nezdindeki marka numarasının ... olduğunu, dolayısıyla ... markasının devri bu yönden de geçersiz olduğu belirterek, Beyoğlu 35. Noterliği, 17.12.2013 tarih ve ... yevmiye no’lu Marka Devir Taahhütnamesi’nin ve buna bağlı olarak davalılardan ... tarafından diğer davalı ...’ye yapılan “... nolu ...” ve ... marka nolu ... ... markalarının devrinin geçersizliğinin tespiti ile “... nolu ...” ve ... marka nolu ... ... markaları üzerindeki ...’e ait hisselerin yeniden ... adına tesciline, işbu dava sonunda verilecek hükmün kesinleşmesine kadar davalılardan ...’nin müşterek marka olan “...” ve “... ...” isimli markaları kullanmasının ihtiyati tedbir kararı ile engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin adresinin İstanbul'da bulunduğunu bu nedenle davada yetkili mahkemenin İstanbul Nöbetçi Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğunu savunarak, davanın reddini beyan etmiştir.Davalı ... vekili 22/10/2018 tarihli cevap dilekçesinde özetle: Davanın aktif husumet nedeniyle reddi gerektiğini, yapılan devir işlemlerinde noterlikçe sehven maddi hata yapıldığını, mirasçı ...'nın nüfus bilgilerinin yazıldığı sayfada tarafların imzalarının dahi bulunmadığını savunarak, davanın reddini beyan etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Taraflar arasında akdedilen “Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği”nde ortak markalar; "..." ve "... ..." olarak belirtilmişse de; hem 556 Sayılı KHK hem de 6769 Sayılı SMK'nın ortak markalar ile ilgili hükümleri uyarınca taraflar arasındaki Marka Teknik Yönetmeliği'nin sadece Noter onaylı bir belge olması, TPMK'ya ibraz edilmemesinden dolayı ve yine TPMK tarafından gönderilen dava konusu markaların, ortak marka olup olmadığına ilişkin herhangi bir belge bulunmaması nedeniyle ortak marka olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır.Tarafların paylı mülkiyet ilişkisine dayalı gerçekleştirmiş oldukları sözleşmeye istinaden, davalı ...'nin, dava dışı şirketlere marka kullanım haklarını devretmek ve lisans sözleşmesi akdetmekle birlikte sözleşmenin yükümlülüklerini ihlal ettiği, mülkiyet ilişkisini çekilmez hale getirdiği, diğer paydaşlar bakımından ilişkinin devam edilmesinin mümkün olmadığı kanaatine varıldığından asıl davanın kabulüne, davalı ...' nin; TPMK nezdinde tescilli ... numaralı "..." ve ... numaralı "... ..." ibareli markalar üzerindeki kullanım hakkının iptaline ve TPMK sicilinden hak sahiplik kaydının silinmesine karar verilmiştir.17.12.2013 tarihli miras payının devri sözleşmesinin; geçerlilik şekline uygun olduğu kanaatine varıldığından, birleşen davanın reddine karar vermek gerekmiş, "ASIL DAVANIN KABULÜNE, davalı ...' nin; TPMK nezdinde tescilli ... numaralı "..." ve ... numaralı "... ..." ibareli markalar üzerindeki kullanım hakkının iptaline ve TPMK sicilinden hak sahiplik kaydının silinmesine, BİRLEŞEN DAVANIN REDDİNE," karar verilmiştir. Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -bilirkişi raporlarına itirazlar dikkate alınmadan karar verildiğini, ilk rapora itirazları incelenmeden bilirkişi tarafından ek rapor tanzim edildiğini, İlk derece mahkemesi tarafından da mevcut bilirkişi raporları doğrultusunda hüküm tesis edildiğini, düzenlenen ilk rapor ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 32 / 1 maddesinde belirtilen, “Garanti markası veya ortak markanın tescili için markanın kullanımına ilişkin usul ve esasları gösteren teknik şartnamenin başvuruyla birlikte sunulması zorunludur." hükmü uyarınca teknik şartnamenin Kurum’a ibraz zorunluluğu olduğu, konunun Türk Patent ve Marka Kurumuna yazılacak müzekkere ile netleştirilebileceği belirtildiği, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından gönderilen kayıtlar içerisinde teknik şartnameye ilişkin bilgi ve belgenin gönderilmemiş olması sebebiyle, Kurum’a tekrar müzekkere yazılması gerektiği, Bilirkişiler tarafından düzenlenen ilk raporda “konunun Türk Patent ve Marka Kurumuna yazılacak müzekkere ile netleştirilebileceği” belirtilmekle birlikte ilk rapor içeriğinde ve sonuç kısmında dava konusu markaların ortak marka olmadığı ve paylı mülkiyete bağlı ferdi marka olarak nitelendirilmesi gerektiği yönünde görüş bildirildiği, bu hususu ilişkin itirazlarının değerlendirilmediği, davacı tarafın dava dilekçesi ve sonrasında sunduğu muhtelif dilekçelerinde de belirtildiği üzere; dava konusu markaların ortak marka olduğu hususunun davacı tarafı kabulünde olduğu, eksik inceleme ile karar verildiğini, -Mirasçı (davalı ) ... tarafından ...’ye Beyoğlu 35. Noterliğinin 17.12.2013 Tarih Ve ... Yevmiye Nolu Marka Devir Taahhütnamesi İle ... Marka Nolu ... Markası İle ... Marka Nolu ... ... Markası için yapılan devrin geçersiz olduğunu, mirasçılardan ( davalı ) ...; Beyoğlu 35. Noterliği, 17.12.2013 tarih ve ... yevmiye nolu “Marka Devir Taahhütnamesi” ile ; “... marka nolu ...” markası ( ki sözkonusu markanın numarası ...’dür. ) ile ... marka nolu ... ...” markası üzerindeki haklarını davalılardan ...’ye devrettiğini ancak devir belgesi incelendiğinde ; sözkonusu belgenin ön yüzünde devir eden olarak ... görünmekle birlikte arka yüzündeki müstenidat kısmında bambaşka birinin bilgileri bulunduğunu, ...’nin kimliği ile davalı ... tarafından devir yapılmış gibi bir belge düzenlendiğini, bu belge ile de davalılardan TPE nezdinde veraset-intikal-devir(tescil) işlemleri gerçekleştirildiğini, işlemin Noterlik Kanunu ile Noterlik Kanunu Yönetmeliğine aykırı olduğunu, “marka devir taahhütnamesi” ile bu çerçevede TPE nezdinde gerçekleştirilen veraset-intikal-devir(tescil) işlemlerinin de geçersiz olduğunu, söz konusu belgeyi hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla; Marka Devir Taahhütnamesi içeriğinde “... marka nolu ...” markası” nın devredildiği belirtilmekle birlikte ... markasının TPE nezdindeki marka numarası ... olduğunu, dolayısıyla ... markasının devrinin bu yönden de geçersiz olduğunu, Miras hukuku alanında uzman bilirkişi ... ... tarafından; Noter tarafından resmi şekilde düzenlenen belgelerde senedin metninin resmiyetten yararlanmadığı, resmiyetin sadece imza ve tarih bakımından gerçekleştiği ve bunun yeterli olduğu belirtildiğini, Dava konusu devir belgesinin müstenidat bölümünde 3. bir kişinin kimlik bilgilerinin bulunduğu dikkate alındığında; ”başkasının kimliği ile yapılan bir noter işlemi geçerli midir? geçerli ise hangi kanun buna cevaz vermektedir?” itirazlarının karşılanmadığını,-hükme esas alınan bilirkişi ek raporunun 4. sayfasında yer alan 1.3.2 nolu bölümde; miras payının devri sözleşmesinin geçerlilik koşullarına aykırı olarak yapılması halinde doğacak hukuki sonucun kanunda ayrıca düzenlenmediği, bu konuda doğacak hukuki sonuçlara ilişkin olarak TMK 680’den de yararlanılabileceği, “paylaşma sözleşmesinin geçersizliği “ kenar başlığı altındaki bu hükme göre; “Borçlar Kanununun geçersizliğe ilişkin genel hükümlerinin paylaşma sözleşmeleri hakkında da uygulanabileceği”, TMK 680 her ne kadar paylaşma sözleşmelerinden söz etmekte ise de miras payının devri sözleşmeleri bakımından da uygulanabileceğini kabul etmek gerektiği, aksi halde miras payının devri sözleşmeleri bakımından özel bir hükümle geçersizlik halleri ve yaptırımı düzenlenmediği için TMK 1’e göre boşluğun doldurulması gerekeceği, oysa kanunda uygulanabileceğini belirlediğimiz bir hüküm varken bu yola başvurmaya gerek kalmayacağı, bu sebeple miras payının devri sözleşmesi bakımından TBK’nun genel nitelikteki hükümlerinin kıyasen uygulanacağı yönünde sonuç ve kanaate varıldığını, ancak geçersizliği yönünde dava açtıkları belge Noter’de düzenlenmiş resmi bir belge olduğunu ve sözkonusu resmi belgede 3. bir kişinin kimliği ile işlem yapıldığı gibi devir işlemine konu marka numarasının doğru olmadığını, TMK 680’de belirtilen “paylaşma sözleşmelerine” ilişkin hükümlerin “miras payının devri sözleşmeleri” bakımından kıyasen uygulanabileceği yönündeki bilirkişi heyetinin görüşünün usul ve yasaya aykırı olduğunu, -Marka kullanma sözleşmesi teknik yönetmeliği uyarınca gerekli işlemler yapılmadan dava açıldığını, Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğinin 6.2.4 maddesi; “…mahkemeye müracaatla cezaya çarptırılan hak sahibi tarafından ortak markalar kullanma haklarının iptali talebi ile dava konusu edilerek mahkeme ilamı ile uygulanacaktır.” hükmünü getirdiğini, davanın dilekçesinin Netice-i Talep bölümünde;“ davalının ortak markalar üzerindeki kullanma haklarının iptaline, hak sahipliğinin sicilden silinmesine “ karar verilmesinin talep edildiğini, taraflar arasında imzalanan ve hukuken geçerliliğini sürdüren Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği uyarınca sadece marka sahiplerinden birinin ortak markayı kullanma hakkının iptali talep edilebileceğini, Davacı tarafça da bu hüküm doğrultusunda dava ikame edilmiş olmakla birlikte; ek talep olarak davacının hak sahipliğinin sicilden silinmesi talebinin ise hukuka ve teknik yönetmeliği aykırı olduğunu, çünkü her iki talebin birbirinden farklı olduğunu, ortak marka üzerindeki kullanma haklarının iptali talebinin hukuki anlamı ; “marka üzerinde hak sahibi olmaya devam edilsin ancak kullanma hakları iptal edilsin “ olduğunu, hak sahipliğinin sicilden terkini talebinin ise; bir ana talebe bağlı olarak istenebilecek bir müeyyide olduğunu, davacının sicilden terkin talebinin bağlı olduğu bir ana talep bulunmadığını ve dolayısıyla hukuken geçersiz olduğunu, Teknik şartname ve davacının ortak markayı kullanma hakkının iptali talebi bu kadar açık ve net iken; bilirkişiler tarafından davacı talebi aşılarak, MK hükümleri çerçevesinde paylı mülkiyet hükümleri dikkate alınarak müvekkilinin paydaşlıktan çıkartılabileceği yönünde görüş bildirmelerinin dava dilekçesine, davacı taleplerine, hukuka ve konuyla ilgili tüm yasal mevzuata aykırı olduğunu, talepten fazlasına hüküm verildiğini, huzurdaki dava paydaşlıktan çıkarma davası olmayıp; işbu davada MK’nun paylı mülkiyette paydaşlıktan çıkarma hükümlerinin de uygulanabilmesinin olanaksız olduğunu, -Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler tarafından Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğinde yer alan tahkim şartında belirtilen hakemin ölümü sebebiyle tahkim sözleşmesinin sona erdiği belirtildiğini, ancak hakemin ölümüne kadar geçen süreçte hakem tarafından gerçekleştirilen işlemlerin hiçbir surette incelenmediğini, Teknik Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca; yönetmelik hükümlerine aykırılık halinde, taraflardan biri Hakem’e yazılı başvuruda bulunacak, Hakem bu yazılı başvuru tarihinden itibaren 15 gün içerisinde şikayet olunan tarafın yazılı savunmasını alacak, Bunu müteakiben tespit ettiği aykırı iş ve eylemin niteliğine göre ; uyarı cezası veya para cezası veya markayı kullanmaktan geçici olarak kısıtlılık veya markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanması cezalarından birini uygulayacak, markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanması cezasının verilmesi halinde ise cezanın verilmesini müteakip mahkemeye müracaatla cezaya çarptırılan hak sahibi bakımından ortak markalar kullanma haklarının iptali talebiyle dava konusu edilerek mahkeme ilamı ile uygulanacak olduğunu, uygulanması gereken prosedürün açık ve net olduğunu, Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulan belgeler incelendiğinde ; muris ... tarafından Hakem sıfatıyla 19.02.2009 tarihinde müvekkili şirkete bir ihtarname gönderilerek ( ki işbu ihtarnamenin tebliğ edilip edilmediği dahi belirsizdir ) ; markaları kullanma hakkının sürekli olarak kısıtlanacağı gerekçesi ile savunma talep edildiğini, kim tarafından Hakem’e müracaat edildiğinin belirsiz olduğunu, Hakem’e yazılı müracaat bulunmadığı gibi davacı tarafça da bu hususu ispatlar nitelikte herhangi bir yazılı belge de sunulmadığını, Hakem tarafından ceza uygulandığına ilişkin bir tebligat mevcut olmadığını, ve yönetmelik hükmüne göre cezanın verilmesini müteakiben mahkemeye müracaat edilerek cezaya çarptırılan hak sahibi bakımından ortak markalar kullanma haklarının iptalinin talep edilmesi gerekirken bu davanın dahi açılmadığını, tüm bu işlemler yapılmadan ve ihtarname tarihinden itibaren yaklaşık 10 yıl geçtikten sonra huzurdaki dava ikame edildiğini, Yönetmelikte davanın açılması açısından bir süre öngörülmemekle birlikte cezanın verilmesini müteakip ifadesi kullanıldığını, bunun anlamının 10 yıl geçtikten sonra olmadığını, -hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişiler tarafından marka sahiplerinden birinin hakem olarak tayin edilmiş olması sebebiyle tahkim şartının da geçersiz olduğunu belirtildiğini, bu ihtimal ve görüş dikkate alınırsa hakem tarafından gönderilen ihtarnamenin de bir geçerliliğinin olmadığı sonucuna varılacağını, dolayısıyla dava konusu markaların tescil tarihi olan 24.12.1999 tarihinden itibaren huzurdaki davanın açıldığı 2018 yılına kadar geçen 19 yıllık süreçte müvekkiline yönelik herhangi bir davanın da açılmadığı dikkate alındığında davacının kötüniyeti ile birlikte tüm zamanaşımı sürelerinin de aşıldığını, -Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; bilirkişiler tarafından ; müvekkili davalının lisans sözleşmeleri ile dava dışı şirketlere markayı kullandırma yönünde eyleminin devam ettiği ve davacı tarafça 3. kişiler aleyhinde açılan davaların derdest olduğu beyan edildiğini, ancak davacı tarafça 3. kişiler aleyhinde açılan ve sonuçlanan davaların delil olarak sunulduğunu, her birinin 3. kişiler aleyhinde açıldığını, özünde lisans bedeli talep edilerek para kazanmaya yönelik olduğunu, Davacıların işbu davalardan ciddi lisans bedelleri tahsil ettiklerini, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016 / 106 E. Sayılı dosyası ile huzurdaki davanın davacıları tarafından ... ... . Ltd. Şti aleyhinde açılan davanın ise halen derdest olduğunu, müvekkili şirketin lisans sözleşmeleri ile 3. kişilere ortak markayı kullandırdığı yönünde açılan davaların tamamen 3. kişiler aleyhinde olduğunu ve davacılara ciddi lisans bedelleri kazandırdığını, Davacıların lisans sözleşmeleri sebebiyle müvekkili şirket aleyhinde açtığı bir dava bulunmadığı gibi huzurdaki davanın açıldığı 2018 yılına kadar da herhangi bir girişimde bulunulmadığını, raporun 20. Sayfasında, “ …nisbi hak niteliğindeki lisans feshedilebilir nitelikte olmakla, sonrasında paydaşlar tarafından engellenebilir” denildiğini, Bilirkişilerin bu görüşü çerçevesinde ; davacı tarafça 3. kişiler aleyhinde dava açılmakla birlikte lisans sözleşmelerini engelleme yönünde herhangi bir girişimde de bulunulmadığını, bu sözleşmeler sayesinde 3. kişilerden lisans bedeli tahsil etmenin davacı tarafa daha cazip geldiğini, -Dava konusu markaların ortak marka olmadığı hususunu hiçbir surette kabul anlamına gelmemek kaydıyla; farzı mahal bir an için paylı mülkiyete bağlı ferdi marka olduğu düşünülecek olsa dahi, bu durum huzurdaki davada Sınai Mülkiyet Kanunu’nun uygulanmayacağı anlamına gelmediğini, huzurdaki davanın konusu dava dilekçesi ile son derece açık ve net iken; müvekkilinin paydaşlıktan çıkarılabileceği görüşünün kabul olamayacağını, bilirkişilerin Sınai Mülkiyet Kanunu’nda paydaşlıktan çıkarılma hususunun düzenlenmediğini de açıkça belirttiklerini, davada Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “zamanaşımı “ başlıklı 157. maddesinin uygulanması gerektiğini, TBK atfı nedeniyle; huzurdaki dava için TBK 72. maddede belirtilen 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, -Müvekkili şirketin lisans sözleşmeleri ile 3. kişilere ortak markayı kullandırdığı yönünde açılan davaların tamamen 3. kişiler aleyhinde olduğunu ve davacılara ciddi lisans bedelleri kazandırdığını, Davacıların lisans sözleşmeleri sebebiyle müvekkili şirket aleyhinde açtığı bir dava bulunmadığı gibi huzurdaki davanın açıldığı 2018 yılına kadar da herhangi bir girişimde bulunulmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bilirkişiler tarafından raporun 20. sayfasında ; “ …. nisbi hak niteliğindeki lisans feshedilebilir nitelikte olmakla, sonrasında paydaşlar tarafından engellenebilir” denildiğini, bilirkişilerin bu görüşü çerçevesinde ; davacı tarafça 3. kişiler aleyhinde dava açılmakla birlikte lisans sözleşmelerini engelleme yönünde herhangi bir girişimde de bulunulmadığını, çünkü bu sözleşmeler sayesinde 3. kişilerden lisans bedeli tahsil etmenin davacı tarafa daha cazip geldiğini, Dava konusu markaların tescil tarihi olan 24.12.1999 tarihinden itibaren huzurdaki davanın açıldığı 2018 yılına kadar geçen 19 yıllık süreçte müvekkiline yönelik herhangi bir davanın da açılmadığı dikkate alındığında 19 yıllık sessizliği hukuk sistemimizin korumayacağını, ayrıca davacılar tarafından üçüncü kişiler aleyhinde açılan ilk dava tarihinin 2008 yılı olduğu dikkate alındığında da TBK 72 maddesinde öngörülen zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu markalar üzerinde kullanım haklarının 1998 yılında belirlendiğini ve bu bağlamda Beyoğlu 33. Noterliği 27.11.1998 tarih ve ... yevmiye numaralı “MARKA KULLANMA SÖZLEŞMESİ TEKNİK YÖNETMELİĞİ” akdedildiğini, İlgili sözleşme uyarınca dava konusu markaların ..., Şehir ... Tic. A.Ş ve ... ... ... A.Ş tarafından ortak olarak kullanıldığını, 17.06.2010 yılında ortaklardan ...'in vefatı ile geriye yasal mirasçı olarak eşi ... (2) pay, kızı ... (3) pay, kızı ...'ye (3) pay bıraktığını, 2013 yılında taraflar kendi aralarında anlaşarak Beyoğlu 35. Noterliği 17.12.2013 Tarih ve ... yevmiye numaralı "Miras Taksim Sözleşmesi" imzaladıklarını, müvekkili ...'in dava konusu markalar üzerindeki tüm haklarını ...'ye devretmeyi kabul ettiğini, aynı gün ve arka arkaya Beyoğlu 35. Noterliği 17.12.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı "Marka Devir Taahhütnamesi" imza altına alındığını ve ilgili taahhütnamenin Türk Patent ve Marka Kurumu'na gönderildiğini, Taahhütnamenin ön yüzünde tarafların isim ve adreslerinin, T.C. Kimlik numaraları, imzaları ile Noterlik mühürü ve de Noter tarafından atılan imza mevcut olduğunu, taahhütnamenin arka yüzüne tarafların nüfus bilgileri yazılırken devir eden ... yerine Noterlikçe sehven -"Miras Taksim Sözleşmesi" taraflarından-, diğer mirasçı ...'nin nüfus bilgileri yazıldığını, noterlik imzası ve mührü ile de onaylandığını, Taahhütnamenin ön yüzünde her iki tarafın da TC Kimlik Numaraları doğru olarak yazıldığını ve gerek duyulduğu takdirde tarafların gerçek nüfus bilgilerine ulaşmanın mümkün olduğunu, Noterlikçe sehven yapılan maddi hata taahhütnamenin esası ile ilgili olmadığından Noterlik huzurunda ve serbest irade ile imza altına alınan taahhütname geçerliliğini koruduğunu, Beyoğlu 35. Noterliği tarafından sehven yapılan maddi hatanın mirasçıların onay ve beyanı ile aynı noterlikçe 29.11.2018 tarihinde ... yevmiye numaralı Düzeltme Beyannamesi ile düzeltildiğini, TMK 667. Maddesi uyarınca miras devir sözleşmesinin yapılmasında tek geçerlilik koşulu sözleşmenin yazılı şekilde yapılması olduğunu, müvekkili ..., ...s ve ... ... arasında kendi özgür iradeleri ile akdedilen Miras Devir Sözleşmesinin geçerli olduğunu, istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; -Davaya konu markalar ferdi markalar olup, hiçbir şekilde 556 s. KHK ve/veya SMK anlamında ortak marka olduğunu kabul etmediklerini, Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği denilmiş ise de, bu sözleşmeye konu markaların SMK (veya 556 sayılı KHK) anlamında ortak marka olmadığı, paylı mülkiyete bağlı ferdi marka olduğunun açıkça belirtildiğini, 31.08.2022 tarihli bilirkişi kök raporunda bu konu ile ilgili olarak, dava konusu markaların tescil tarihi gereğince 556 sayılı KHK zamanında tescil edilmiş bir marka olduğu, 556 sayılı KHK m.56 ile SMK m.32/1 uyarınca garanti markasının ya da ortak markanın tescili için başvuru ile birlikte markanın kullanımı ile ilgili usul ve esasları gösteren teknik yönetmelik/şartnamenin sunulmasının zorunlu olduğu, taraflar arasında akdedilen Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğinde “ortak markalar; ... ve ... ...” olarak belirtilmişse de hem KHK, hem de SMK hükümleri uyarınca Yönetmeliğin yalnızca Noter onaylı bir belge olması ve Kurum’a ibraz edilmemesi sebebiyle söz konusu markaların ortak markalar olarak kabulünün mümkün olmadığı, konunun TÜRKPATENT’e yazılacak müzekkere ile netleşebileceği, nihayetinde söz konusu markalar ile ilgili Teknik Yönetmeliğin Kurum’a ibraz edilmemesi sebebiyle “...” ve “... ...” ibareli markaların ortak marka değil, paylı mülkiyete tabi ferdi marka olarak nitelendirilmesi gerektiği sonucuna varıldığını, Davalının iddia ettiği üzere Kurum’a müzekkere yazılmasına gerek bulunmadığını, Dosyada mevcut belgelerin dava konusu markaların ortak marka olmadığını, ferdi marka niteliğinde olduğunu ispatladığını, 09.12.1998 tarihli Türk Patent Enstitüsü Marka İşlem Takip ve Talep Formunda, “Teknik Yönetmelik var mı?” sorusundaki evet ile hayır kutucukları boş bırakılmış; ardından 19.07.1999 tarihli Türk Patent Enstitüsü Başkanlığı Markalar Dairesi tarafından gönderilen yazıda, “...” ibareli markanın tesciline ilişkin eksik belgelerin gönderilmesi istendiğini, söz konusu belgede noksan belgeler olarak ..., İmalat veya Hizmetle Uğraşıldığını Gösterir Belge, İmza Sirküleri, 60.000.000 TL'lik Marka Tescil Harcı ve Marka Tescil Belgesi Düzenleme ve Sicil Kayıt Ücreti Ödenti Belgesi Aslı yer almakta olup, Teknik Şartname ile ilgili hiçbir bilgi bulunmadığını, tarafların “Teknik Şartname” sunmadığını ve buna ilişkin kutucuğu işaretlemediğini, ardından TÜRKPATENT tarafından istenen eksik evrak içerisinde de buna ilişkin hiçbir bilgi yer almadığını, Teknik yönetmelik verilmesi zorunluluğu, ortak markayı birlikte mülkiyete konu ferdi markadan ayıran en önemli unsur olduğunu, söz konusu markaların ortak marka niteliğinde olmadığını, Türk Patent ve Marka Kurumu’nun işbu dava kapsamında Mahkeme müzekkeresine cevaben gönderdiği 31.08.2018 tarihli yazısında “Şehir ... ... A.Ş; ... ... ... A.Ş; ... adına müştereken sahibi oldukları ..., ... sayılarla tescilli markalara ilişkin … kayıtları yazımız ekinde gönderilmekte olup…” ibaresine yer verildiğini, Davalının TÜRKPATENT’e müzekkere yazılması talebinin davayı uzatma niyeti taşıdığını, söz konusu markaların tescil tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı KHK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 10/5 maddesinde, “8’inci maddesinin (e) bendinde belirtilen teknik şartnamede, başvuru sahibi/sahipleri gerçek kişi ise ad ve soyadlarının, tüzel kişi ise ... unvanlarının, adreslerinin, başvuruya ilişkin tek bir tebligat adresinin, marka örneğinin, markanın hangi mal ve hizmetlerde ne şekilde kullanılacağının, markanın kullanım usullerinin açıklanması gerekmektedir. Ayrıca, garanti markası teknik şartnamesinde; markanın garanti ettiği mal ve/veya hizmetlerin ortak özelliklerinin, markanın kullanma hakkının verilmesinden sonra denetimlerin nasıl ve hangi sıklıkta yapılacağı ile teknik şartnameye aykırı kullanma halinde uygulanacak müeyyidelerin, ortak marka teknik şartnamesinde de ortak markayı kullanmaya yetkili olan işletmelerin belirtilmesi zorunludur.” hükmü yer aldığını, oysa eldeki Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğinin söz konusu markaların müşterek kullanım hükümlerini ve çıkacak sorunların hallini düzenlemekte olup, bu kapsamda markaların kullanılma koşulları, tahkim, cezai yükümlülükler ve genel hükümler düzenlendiğini, Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğinin içeriği incelendiğinde görüldüğü üzere, hiçbir şekilde KHK veya SMK anlamında “ortak marka”ya dair teknik şartname hususlarının düzenlenmediğini, marka üzerinde hak sahibi bulunan kişilerin kendi aralarındaki ilişkiler, yükümlülükler, bu yükümlülüklere aykırılık halinde ihtilafların halli gibi hususlar düzenlendiğini, paylı mülkiyete konu markanın paydaşlarının kendi aralarında anlaşarak, markadan yararlanma, kullanma ve markanın yönetimine ilişkin konularda diledikleri gibi bir düzenleme yapabilecekleri, bu çerçevede paydaşların markayı kullanma hakkının biçim ve yönünü düzenleyebileceklerinin kabul edildiğini, söz konusu sözleşme hak sahiplerinin kendi iç ilişkilerini düzenleyen bir kullanım protokolü niteliğinde olduğunu, Dolayısı ile, KHK ya da SMK anlamında bir ortak marka değil, paylı mülkiyete dayalı bir ferdi markanın söz konusu olduğunu, Davalı tarafın iddiası bir an için doğru olsa dahi, ferdi markalardan farklı olarak, ortak markaların tescil edilen teknik şartnameye uygun olarak kullanılması zorunluluğu olduğunu, kullanmaya yetkili kişinin markayı teknik şartnameye aykırı kullanımı halinde, bu kişilerin uyarılması ve gerekirse iznin iptali söz konusu olabileceğini, söz konusu markaların paylı mülkiyete bağlı ferdi marka olarak değerlendirilmemesi halinde, Teknik Yönetmelik gereğince davalının tek başına - diğer paydaşların izni olmadan marka üzerinde lisans vermesinin mümkün olmadığını, sözleşmeye aykırılık teşkil edeceğini, marka devrine ilişkin yapılan noter devirlerindeki hataların ise maddi hata olduğunu,17.12.2013 tarihli miras payının devri sözleşmesinden sonra taraflar arasında ayrıca Noterlikte Marka Devir Sözleşmesi yapılacağı düzenlendiğini, Miras Taksim Sözleşmesinin yapılmasının ardından mirasçılardan ... markalar üzerindeki haklarını Marka Devir Taahhütnamesi ile ...’ye devretmiş ve Taahhütnamenin TÜRKPATENT’e gönderildiğini, Marka Devir Taahhütnamesinin ön yüzünde her iki tarafın da doğru TC Kimlik Numaraları mevcut olduğunu, yapılan hatanın Taahhütnamenin esasını ilgilendirmeyen, kolaylıkla tespit edilebilecek maddi hata niteliğinde olduğunu, Beyoğlu 35. Noterliğinin 29.11.2018 tarihli ve ... yevmiye numaralı Düzeltme Beyannamesi ile düzeltildiğini, işlemin tarafları ve işlemi imzalayan kişilerin ... ve ... olduğu, anılan işlemin bu şekilde düzeltildiği kabul ve beyan edildiğini, davalının davacılardan ...’nin davaya konu markalar üzerindeki devirlerin geçersiz olduğundan bahisle tek başına muris ...’ten intikal eden hisselerin tamamına sahip olmadığı, dolayısı ile işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyetini haiz olmadığı yönündeki iddiasının mesnetsiz olduğunu, Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğinin 5.3 maddesi, “Şikayetin hakeme karşı yapılması veya hakemin vefatı, istifası vb. hallere münhasır olmak üzere tahkimin işlemeyeceği hallerde ortak markalar üzerindeki diğer yasal hak ve müracaatlar mahfuz olmak üzere ortaklardan herhangi birisi işbu Teknik Yönetmelikteki cezai şartların şikayet olunan hakkında uygulanması talebi ile mahkemeye müracaatta muhtardır.” hükmünü haiz olduğunu, bir an için devir işleminin geçersiz olduğu farz edilse dahi, ... sayılı “...” markası ile ... sayılı “... ...” markalarına dair yapılan Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğinde muris ... dışındaki marka sahipleri davalı ... ... Tic. A.Ş. ile diğer müvekkili şirket Şehir ... Tic. A.Ş. Olduğunu, Yukarıda anılan Yönetmelik m.5.3. hükmü karşısında, hakemin vefatı gibi hallerde tahkim işlemeyeceğinden ortaklardan herhangi birinin, dolayısı ile Şehir ... Tic. A.Ş.’nin işbu Teknik Yönetmelikteki cezai şartların şikayet olunan davalı hakkında uygulanması talebi ile eldeki davayı ikame edebileceğini, ferdi markanın birden fazla kişiye ait olması halinde, hak sahipleri arasındaki ilişkiler Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirleneceği, paylı mülkiyete bağlı ferdi markaların hak sahipleri arasında çıkan ihtilaflarda olduğu gibi somut olayda Medeni Kanun’un paylı mülkiyete ilişkin hükümleri ve dolayısı ile MK M.696’da düzenlenen paydaşlıktan çıkarma hükmünün somut olaya uygulama alanı bulacağını, paylı mülkiyetin söz konusu olduğu durumlarda yükümlülüklerini yerine getirmeyen ve bu suretle paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getiren paydaşın mahkeme kararı ile paydaşlıktan çıkarılabileceğini, taraflar arasında akdedilmiş olan Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği kapsamında anılan bu Yönetmeliğe aykırılık halinde öngörülen müeyyidelerden bir tanesi ve davalı hakkında Hakem tarafından verilen müeyyide davalının davaya konu markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanması olduğunu, Müvekkili davacıların dava dilekçesindeki talebi de, davalının Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği m.4.6 hükmüne aykırı davranışları nedeniyle Yönetmeliğin 6.2.4 maddesi uyarınca, söz konusu ortak markalar üzerindeki kullanma haklarının iptaline, hak sahipliğinin sicilden silinmesine (ve ayrıca ortak markalar üzerindeki kullanım hakkının dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbir kararı ile sonlandırılmasına) karar verilmesi olduğunu, Yönetmeliğin 6.2.4 maddesinde düzenlenen cezai durum davalının söz konusu markalar üzerindeki kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanması olup müvekkili davacıların Yönetmeliğe aykırı davranışlar nedeniyle talep ettiği bu sürekli kısıtlamanın sonucu olan davalının davaya konu markalar üzerindeki haklarının iptali ve dolayısı ile hak sahipliğinin TÜRKPATENT marka sicilinden silinmesi olduğunu, Müvekkilleri tarafından Mahkemece uygulanması talep edilen Yönetmelik madde 6.2.4 uyarınca, söz konusu markaların kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanması yönündeki cezai durum, hakem tarafından cezanın verilmesini müteakip mahkemeye müracaatla cezaya çarptırılan hak sahibi bakımından ortak markalar kullanma haklarının iptali talebi de dava konusu edilerek mahkeme ilamı ile uygulanacağını, somut olayda da, davalıya muris ... tarafından Hakem sıfatıyla gönderilen 19.02.2009 tarihli ihtarnamede, davalının izinsiz ve Yönetmeliğe aykırı şekilde lisans sözleşmesi yaptığı anlaşıldığından Yönetmeliğin 6.2.4 bendi gereği markaları kullanma hakkının sürekli olarak kısıtlanacağının davalıya bildirildiğini, yapılan bu bildirimden sonra huzurdaki dava açılarak Yönetmelikte öngörülen cezai şartın uygulanmasının talep edildiğini, Yönetmelikte öngörülen cezai durum kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanması olup hakkın sürekli olarak kısıtlanması hakkın iptali sonucunu ve dolayısı ile sicilden terkin sonucunu doğurmakla, bu şekilde MK’nın paydaşlıktan çıkarma hükmü ile paralel olduğunu, paylı mülkiyete bağlı ferdi markaların hak sahipleri arasında çıkan ihtilaflarda olduğu gibi somut olayda Medeni Kanun’un paylı mülkiyete ilişkin hükümleri ve dolayısı ile MK m.696’da düzenlenen paydaşlıktan çıkarma hükmünün somut olaya uygulama alanı bulacağını, davalının dava dışı şirketlere Sözleşme yükümlülüklerine aykırı biçimde markayı kullanım hakkını devretmesinin ve lisans hakkı tanımasının taraflar arasındaki ilişki ve anlaşmaya aykırı olduğunu, davalı tarafa 2009 yılında bir ihtarname keşide edilerek fiilinin sözleşmeye aykırılık oluşturduğunun belirtildiğini, bu sebeple davalının aykırı durumu bildiği ya da bilmesi gerektiğinden iyi niyetinden bahsedilemeyeceğini, ayrıca işbu dava yaklaşık 10 sene sonra açılarak davacının sessiz kaldığı düşünülebilecek ise de, davacının bu süre zarfında davalının sözleşme yaptığı 3. kişilere karşı markaya tecavüz davaları açıp eyleme sessiz kalmadığını gösterdiğini, dolayısıyla davalı tarafta kendisinin fiiline onay verildiği yönünde bir güvenin oluşturulmadığını, paylı mülkiyette TMK’de kesin olarak belirtilmiş bir hüküm bulunmadığı, esas olanın makul süre içerisinde davanın açılması olduğu, makul sürenin belirlenmesinin de hakimin takdirine bırakılması gerektiği, ihlal devam ettiği müddetçe dava açma konusunda hiçbir engel bulunmadığı; ihtarname keşide edilmiş ve sonrasında işbu davanın açılmış olması doğrultusunda, davalının paylı mülkiyet ilişkisinin devamlılığını çekilmez hale getiren ve Yönetmelik hükümlerine aykırılık teşkil eden fiillerinin, davacının dava dışı şirketlere yönelik marka tecavüz davalarının ve ilişkiyi çekilmez hale getiren eylemlerinin etkisinin varlığı karşısında davacıların sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğramadığını, davalının, davaya konu Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği m. 4.6’ya aykırı olarak 3. kişilere Teknik Yönetmeliğe konu markalar bakımından lisans verdiğini ve bu şekilde Yönetmeliğe aykırılık teşkil ettiğini, Muris ...'in davalıya 2009 yılında ihtarnameyi yollamadan evvel davalı tarafından lisans verilen 3. kişilere tecavüz davaları açtığını, davalının yönetmeliğe aykırı olarak 3. kişilere lisans vermeye devam etmesi sonucunda muris ... tarafından davalıya haklarının süekli olarak engelleneceği yönünde ihtarname keşide edildiğini, davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı vekilinin dava dilekçesinde; dava konusu markanın İstirati ... ile katılan ortaklar ile diğer müvekkili Şehir ... Tic. A.Ş. ve davalı ... ... Tic. A.Ş. arasında 27.11.1998 tarihinde Beyoğlu 33. Noterliğinin ... numaralı “Marka Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliği” akdettiklerini, buna göre “...” ve “... ...” ibarelerinin ortak marka olarak tescillinin ve bu markaların müşterek kullanım hükümlerinin ve çıkacak sorunlarının düzenlenmiş olduğunu, Teknik Yönetmeliğin 4. maddesi 6. paragrafı uyarınca “ ortak markalar, hak sahipleri tarafından ortak markalara ait malların tamamında veya bir kısmında kullanılmak üzere dahi inhisarı yahut inhisarı olmayan lisans sözleşmesine konu edilmez, yararlanma hakları hiçbir şekilde devredilemez, bedelli bedelsiz başkasının kullanımına geçicide olsa sunulamaz. Aksi hareket, işbu teknik Yönetmeliğe aykırı hareket eder ve Yönetmelikteki Cezai hükümlerin uygulanmasını gerektirir.” hükmüne karşılık davalı ... ... Tic. A.Ş.'nin ortak markayı izinsiz olarak dava dışı şirketlere devrettiğini, lisans sözleşmeleri yapıldığını, Teknik Yönetmeliğin Tahkim başlıklı 5. maddesi uyarınca hakemin müvekkillerinden ...'nin babası İstirati ... seçilmiş olup, hakemin vereceği kararların kesin ve bağlayıcı olduğunu,Teknik Yönetmelikte hakem seçilen ...'in sağlığında davalı ... ŞirketineBeyoğlu 28. Noterliğinin 19.02.2009 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname keşide ederek savunma talep ettiğini, tahkime yönelik prosedür işletildiğini, davalı ... ve lisans verilen şirketler aleyhine davalar açıldığını, davalının davranışlarının MK 696 madde hükmü çerçevesinde paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirdiğini, yönetmelik şartlarını ihlal eden davalı firma hakkında 6.2.4. maddesi uyarınca markaları kullanma haklarının sürekli olarak kısıtlanmasına karar verilmiş olduğunu, işbu cezai hükmün uygulanabilmesi için mahkemeye müracaat edilip cezaya çarptırılan hak sahibi bakımından ortak markaları kullanma haklarının iptal edilmesinin talep edilmesi ve mahkeme ilamının uygulanmasının gerektiğini, bu sebeple mahkemeden davalının Ortak Markaları Kullanma Sözleşmesi Teknik Yönetmeliğine aykırı eylemlerinden dolayı söz konusu ortak markaları kullanma haklarının iptal edilmesini ve sicilden hak sahipliklerinin silinmesini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili davada; Beyoğlu 35. Noterliği, 17.12.2013 tarih ve ... yevmiye no’lu Marka Devir Taahhütnamesi’nin ve buna bağlı olarak davalılardan ... tarafından diğer davalı ...’ye yapılan “... nolu ...” ve ... marka nolu ... ... markalarının devrinin geçersizliğinin tespiti ile “... nolu ...” ve ... marka nolu ... ... markaları üzerindeki ...’e ait hisselerin yeniden ... adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Maddi vakıaların anlatımı taraflara, hukuki değerlendirme hakime ait olmakla, davanın konusunun ve davacının talebinin belirlenerek bu doğrultuda usuli işlemlere devamı olunması gerekmektedir. Davacı vekilince dava dilekçesinde, Teknik Yönetmelikteki koşullara uyulmaması halinde Cezai Koşullar 6. Maddesinde düzenlenen ve hakem tarafından verilmesi öngörülen "markaları kullanma haklarının sürekli kısıtlanmasına dair cezanın" verilmesine müteakip, mahkemeye müracaatla cezaya çarptırılan hak sahibi bakımından ortak markaları kullanma hakkının iptal talebi ile davaya konu edilerek mahkeme ilamı uygulanacaktır" hükmü gereğince ve MK 696. Madde gereğince, davalının davranışlarıyla marka üzerindeki paylı mülkiyetin devamını çekilmez hale getirdiğini ileri sürerek, davalının ortak markaları kullanım hakkının iptalini ve sicilden hak sahipliğinin silinmesini talep etmiştir.6769 Sayılı SMK 148/1. Madde de; "Bir marka birden fazla kişiye aitse bu durum paylı mülkiyet rejimine tabidir." hükmü düzenlenmiştir. SMK 148/3 maddesinde önalım hakkının düzenlendiği, paydaşlıktan çıkarmaya yönelik düzenleme madde de yer almadığı anlaşılmıştır. Medeni Kanun'un paylı mülkiyette paydaşlıktan çıkarma davasının düzenlendiği, MK 696 madde de;“Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın kullanılmasını bıraktığı ya da fillerinden sorumlu olduğu kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların tamamıma veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet ilişkisinin devamını çekilmez hale getirmişse, mahkeme kararıyla paydaşlıktan çıkartılabilir. Davanın açılması aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır. Hakim, çıkarma işlemini haklı gördüğü takdirde, çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmı maldan ayırmaya olanak varsa, bu ayırmayı yaparak ayrılan parçanın paylı mülkiyet çıkarılana özgülenmesine karar verir. Aynen ayrılmasına olanak bulunmayan maldaki payın dava tarihindeki değeriyle kendilerine devrini isteyen paydaş ve paydaşlar bu istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile birlikte ileri sürmek zorundadır. Hakim, hüküm vermeden önce re 'sen belirleyeceği uygun bir süre içinde pay değerlerinin ödenmesine veya tevdiine karar verir. Davanın kabulü halinde payın istemde bulunan adına tesciline hükmolunur.Payı karşılayacak kısım maldan aynen ayrılamaz ve bu payı isteyen paydaş da bulunmazsa hakim, davalıya payını devretmesi için bir süre belirler ve bu süre içinde devredilmeyen payın açık artırmayla satışına karar verir. Satış kararı, cebri icra yoluyla paraya çevirme hükümleri uyarınca yerine getirilir” hükmü düzenlenmiştir.6100 Sayılı HMK 4/1-b maddesinde, Sulh hukuk mahkemelerinin, dava konusunun değer ve tutarına bakılmaksızın; "Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları" göreceği düzenlenmiştir.Mahkemece alınan 31/08/2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda, davaya konu markaların teknik şartnamesinin TPMK'na bildirilmediği, ortak marka olmadığı ancak paylı mülkiyete tabi ferdi marka olduğu görüşü açıklanmıştır. Marka sahibi paydaşlar arasında noterde düzenlenen Teknik Yönetmeliğin 4. maddesi 6. paragrafı uyarınca “ ortak markalar, hak sahipleri tarafından ortak markalara ait malların tamamında veya bir kısmında kullanılmak üzere dahi inhisarı yahut inhisarı olmayan lisans sözleşmesine konu edilmez, yararlanma hakları hiçbir şekilde devredilemez, bedelli bedelsiz başkasının kullanımına geçicide olsa sunulamaz. Aksi hareket, işbu teknik Yönetmeliğe aykırı hareket eder ve Yönetmelikteki Cezai hükümlerin uygulanmasını gerektirir.” hükmü düzenlendiği, mahkemece alınan bilirkişi raporlarına dayanarak davalı ... ... Tic. A.Ş.'nin ortak markayı izinsiz olarak dava dışı şirketlere devrettiği ve lisans sözleşmesi yapıldığı, sözleşme hükümlerini ihlal ettiği, diğer paydaşlar tarafından ilişkinin devamının çekilmez hale geldiği gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile, davalının davaya konu ... sayılı ... ve ... sayılı ... ... sayılı markalar üzerinde kullanım hakkının iptaline ve TPMK sicilinden hak sahiplik kaydının silinmesine karar verilmişse de; mahkemece kamu düzeninden olan görev hususu değerlendirilmemiş, asıl davada davalı şirketin MK 696. Madde gereğince paydaşlıktan çıkarılması talep edildiğinden görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemesi olduğu gözetilmeden, yargılamaya devam olunarak davanın esası hakkında karar verildiği anlaşılmıştır. Birleşen İstanbul 1. FSHHM'nin 2019/319 Esas-2020/264 Karar sayılı dava yönünden yapılan değerlendirmede; asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince dava dilekçesinde ve istinaf dilekçesinde, davaya konu ... ve ... sayılı markalardaki Noterde yapılan hisse devirlerinin usulüne uygun yapılmadığını, geçerli olmadığını ileri sürerek, ... tarafından ...s'e devredilen hisselerin yeniden ... adına tesciline karar verilmesini talep ettiği, davalı olarak ...s ve ...'i davalı olarak gösterdiği anlaşılmıştır.Davada taraf sıfatı ve hukuki yararın bulunup bulunmadığı, 6100 Sayılı HMK 114/1- (d )ve (h) bentleri gereğince dava şartı olup, HMK 115/1 maddesi gereğince, mahkemece davanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken hususlardandır. Davalı ... vekilinin davaya cevap dilekçesinde; 17.06.2010 yılında ortaklardan ... 'in vefatı ile geriye yasal mirasçı olarak eşi ... (2) pay, kızı ... (3) pay, kızı ...'ye (3) pay bıraktığı, 2013 yılında tarafların kendi aralarında anlaşarak Beyoğlu 35. Noterliği 17.12.2013 Tarih ve ... yevmiye numaralı "Miras Taksim Sözleşmesi" imzaladıkları, Miras Taksim Sözleşmesinin 2. maddesinde (Taraflardan ..., 1/3 payı terekeye dahil olan ve Türk Patent Enstitüsü'nde ...- Hizmet sınıfında ... Marka Başvuru Numarası ile kayıtlı “...” Markası ile Türk Patent Enstitüsü'nde ... Hizmet sınıfında ... Marka Başvuru Numarası ile “... ...” isimli marka üzerindeki miras payını (2/8), bu paya bağlı tüm hak ve hisselerini taraflardan ...'ye devredeceğini kabul ve beyan eder. Taraflar arasında ayrıca Noterlikte “ Marka Devir Sözleşmesi” yapılacaktır.) denildiği, aynı gün ve arka arkaya Beyoğlu 35. Noterliği 17.12.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı "Marka Devir Taahütnamesinin" imza altına alınarak ve ilgili taahütnamenin Türk Patent ve Marka Kurumu'na gönderildiği, Taahhütnamenin ön yüzünde tarafların isim ve adresleri, T.C. Kimlik numaraları, imzaları ile Noterlik mühürü ve de Noter tarafından atılan imzanın mevcut olduğu, taahütnamenin arka yüzüne tarafların nüfus bilgileri yazılırken devir eden ... yerine Noterlikçe sehven "Miras Taksim Sözleşmesi" taraflarından-, diğer mirasçı ...'nin nüfus bilgilerinin yazıldığının, noterlik imzası ve mührü ile de onaylandığını beyan ederek, davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekilinin cevap dilekçesindeki beyanları da gözetilerek mahkemece, birleşen davada davacı vekilinin, davacı sıfatının ve hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekirken, davalı vekilinin dava şartı yokluğu konusundaki usuli itirazını değerlendirmeksizin yargılamaya devam olunması yerinde görülmemiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, Dairemizce HMK 355. Madde gereğince resen yapılan inceleme neticesinde, asıl davada Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin görevli olmadığı, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğunun değerlendirilmemesi, birleşen davada ise birleşen davacı şirketin aktif dava ehliyeti ve hukuki yararının bulunup bulunmadığının değerlendirilmemesi nedeniyle, asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun, sair istinaf sebepleri incelenmeksizin kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 353/1-a-3-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemizin kararında işaret edildiği şekilde yargılamaya devam olunmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf isteminin resen gözetilen sebeplerle KABULÜ ile; 2- İstanbul 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 16/03/2023 tarih, 2021/143 E. 2023/49 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3-4. maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, 3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran Asıl davada davalı-birleşen davada davacı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine, 5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-3-4. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/01/2026