İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait "..." adlı markanın 05, 29, 30, 43.sınıfta olup, bu markanın ilk olarak 05/03/2004 tarihinde tescilinin yapıldığını, buna ek olarak müvekkilinin kurum nezdinde "..." ibareli birçok tescilli markası bulunduğunu, müvekkilinin tescilli ma…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1555 KARAR NO : 2025/1827 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 23/06/2023 NUMARASI : 2022/168 E. - 2023/194 K. DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü, Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Kaldırılması,Maddi ve Manevi Tazminat İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkiline ait "..." adlı markanın 05, 29, 30, 43.sınıfta olup, bu markanın ilk olarak 05/03/2004 tarihinde tescilinin yapıldığını, buna ek olarak müvekkilinin kurum nezdinde "..." ibareli birçok tescilli markası bulunduğunu, müvekkilinin tescilli markasını, kendisine ait iş yerinde işletme adı olarak "..." şeklinde uzun yıllardır kullandığını, davalı adına 21/11/2018 tescil tarihli, 2018/51085 başvuru/tescil numaralı "..." adlı markasının bulunduğunu, davalıya ait tescilli markanın müvekkilinin daha önceki tarihte kullanımı olup, koruma altına alınmış "..." markasıyla iltibas yarattığını, davalının "..." ibaresini, ekli/eksiz işyeri isminde, internet ortamında, iş yeri tabelasında, marka, hizmet, anahtar sözcük olarak kullanılmasının müvekkiline zarar verdiğini, yerli/yabancı müşteriler nezdinde karışıklığa neden olduğunu, davalının haksız eyleminden ısrarının, gerçek hak sahibi olan davacıya zarar verdiğini ve her gün maddi ve manevi zararı artarak devam ettiğini, 21/11/2018 tescil tarihli, 2018/51085 başvuru/tescil numaralı "..." markasının hükümsüzlüğüne ve karar kesinleştiğinde sicilden terkinine karar verilmesi, davalının, davacı markasına yönelik haksız eyleminden dolayı tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve kaldırılmasına, davalı firmanın markaya vaki tecavüzü nedeniyle; tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve kaldırılmasına yönelik karar ile birlikte; her türlü yayın, tanıtım malzemesi, mal, ürün, ambalaj, tabela, afiş, brosür, reklam, ilan ve internet üzerinden tanıtım kullanımlarının önlenmesine, durdurulmasına, toplanmasına ve imhasına, davalı firmanın işletmesine asmış olduğu tabelalarının sökülmesine, maddi tazminat/yoksun kalınan kazancın, yasanın 151/2-b maddesi uyarınca hesaplanarak maddi tazminat talaplerinin kabulüne karar verilmesine bu kapsamda belirsiz alacak davası kapsamında talep arttırım haklarını saklı tutarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminata, 10.000,00 TL manevi tazminata, maddi ve manevi tazminat taleplerini dava tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça, davalı müvekkili aleyhine haksız ve mesnetsiz olarak açılan, hukuki dayanaktan yoksun işbu davanın yetkisiz ve görevsiz mahkemede ikame edildiğini, dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davalı müvekkili tarafından 2017 yılında marka tescili başvurusu yapılarak 2018 yılında tescil edilen markaya istinaden, davacı tarafça 5 sene sonra 2022 yılında dava açılmasının hakkın kötüye kullanımını teşkil ettiğini, TMK md.2'de düzenlenen dürüstlük kuralına dolayısıyla hakkaniyet ilkesine de aykırı olduğunu, davacının sessiz kalma nedeniyle hakkaybına uğradığını, dava konusu markayı halihazırda kullanmayan iyiniyetli müvekkiline karşı ikame edilen işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafça davalı müvekkili şirket aleyhine açılan işbu haksız ve mesnetsiz davanın, kötüniyetle ve müvekkilinden haksız kazanç sağlamak amacıyla ikame edildiğinin görüleceğini, işbu davaya konu edilen müvekkilinin markasını hiçbir şekilde bugüne kadar müvekkili tarafından halihazırda kullanılmadığını, davacının iddialarını kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu aşamada marka ve logo karşılaştırması yapıldığında, davacı tarafça dosyaya sunulan ve davalıya ait olan "..." marka tescil belgesindeki logonun yalnızca "balık" figüründen ve altında büyük harflerle "..." yazısından ibaret olduğunu, müvekkili şirkete ait tescil belgesi ve davacıya ait tescil belgesi karşılaştırıldığında logolar arasında hiçbir benzerlik bulunmadığının açıkça görüldüğünü, üç tarafı denizlerle çevrili ülkemizin tüm kıyı şeridi boyunca yer alan "..."nin marka olarak tek başına davacının kullanımına sunulmasının kabul edilebilir hiçbir yanı bulunmadığını, davacının tanınırlığını ispat etmek gayesiyle dilekçesinde paylaştığı internet adreslerine bakıldığında davacının faaliyet ve hizmetinin özellikle "..." markası çevresinde temellendirildiğinin görüldüğünü, davacının kendi adına tescilini sağladığı "..." ibaresini haiz diğer markalar üzerine herhangi bir faaliyet ve hizmette bulunmadığının görüldüğünü, bu kapsamda, davacının "..." markasını ve "..." adı geçen neredeyse her türle restoran, cafe, balıkçılık hizmetini kendi adına tescil etmesinin açıkça yasaya ve usule aykırı olduğunu, "..." markasıyla müvekkilinin hiçbir ilgi ve alakasının bulunmadığını, bir markanın başka bir marka ile ortak unsurlar içermesinin o markanın hükümsüz sayılması için tek başına yeterli sebep olmadığını, benzerliğin tüketici (ya da hizmet/mal sınıfına göre sektördeki bilinçli kullanıcı grubu) üzerinde karıştırılma ihtimaline neden olup olmayacağı olduğunu, benzer kelime ya da kelime grupları kullanılarak oluşturulan markaların tüketiciler tarafından birbirinden ayırt edilmesinin mümkün olup olmayacağı olduğunu, alıcıların markaya ilk baktığı zaman dikkatlerini çeken, dolayısıyla algıladıkları ilk şeyin markanın alıcının hafızasında bıraktığı genel intibaı olduğunu, açıklanan nedenlerle, davacı tarafça davalı müvekkili aleyhine ikame edilen iş haksız ve mesnetsiz davanın öncelikle usulden, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/168 esas, 2023/194 karar sayılı, 23/06/2023 tarihli kararı ile; "Hükümsüzlük ve tecavüz için gerekli benzerlik ve karıştırma ihtimalinin somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle Davacının davasının REDDİNE " karar vermiştir. İSTİNAF: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının markasını korumak adına davalar açtığını ve açılan davalarda lehine bilirkişi raporları aldığını, davacının TPE nezdinde markası ile iltibas oluşturacak şekilde iptalini isteyerek reddini sağladığı başvurulara ait TPE kararlarını ve lehe almış olduğu bilirkişi raporlarını dilekçe ekinde sunduklarını, mahkemenin davanın reddi gerekçelerinin yerinde olmadığını, dava konusu markarların SMK’nın 6/1 hükmü kapsamında iltibas oluşturduğunun her türlü şüpheden ari olduğunu, davacıya ait marka şekli ile birlikte incelendiğinde üst kısımda balık figürünü ihtiva ettiğini, markanın alt kısmında ise ... unsurunun markada yer aldığının görülmüş olacağını, davalının markasını gören ve ... unsurunu okuyan ortalama tüketicinin ... isimli bir balık restaurantı ile karşı karşıya olduğu düşüncesinin tartışmasız olacağını, davacının ve davalının 43. sınıf kapsamında iş yaptığı gerçekliğide göz önüne alındığında ortalama bir tüketicinin her iki markayı karıştırma olasılığının da artacağının kabulü gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacınnın istinaf başvurusunun öncelikle kararın başvurana tebliğ edildiği tarih, karar özeti hususlarında eksiklik bulunması ve HMK m.346'ya göre davacı tarafça istinaf harcının süresinde yatırılmaması ve yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmaması nedenleriyle öncelikle usulden reddi gerektiğini, mahkemece davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dosyaya ibraz ettikleri yazılı delillerine karşılık davacı tarafça somut delil sunulamadığını, SMMM bilirkişi raporunda bilirkişinin görev tanımının dışına çıkarak hatalı tespitler içeren ve hükme elverişli olmayan görüşler bulunduğunu ve ilgili rapora itiraz ettiklerini, marka patent vekili bilirkişi raporunda ise bilirkişi tarafından hükme esas alınabilecek yeterlilikte ve yerinde tespitler içeren bir rapor sunulduğunu, davacı tarafça istinaf başvuru dilekçelerinde bahsedilen ... markasının dava dilekçesinde geçmediğini, dava konusu markanın İC ... olduğunu, mahkeme gerekçeli kararında da maddi hata yapılarak "..." adlı markadan bahsedildiğini, söz konusu maddi hatanın istinaf incelemesi neticesinde düzeltilmesini talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemekle istinaf dilekçesinde karıştırılma olasılığından bahsedilmişse de marka patent vekili bilirkişi raporuyla söz konusu hususa ilişkin markalar arasında ayırt edicilik bulunduğunun tespit edildiğini ve bu tespitlerin yerinde görülerek hükme esas alındığını, davacı tarafça davalı müvekkiline haksız ve mesnetsiz şekilde isnat edilen iddiaların ispat edilemediğini, davacının fiili markasal kullanımlara ilişkin olarak yerel mahkeme dosyasına soyut iddialar dışında somut bir delil sunamadığını, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; markanın hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Davalı vekili tarafından davacının istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığından bahisle reddedilmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de gerekçeli kararın davacı vekiline 24.07.2023 tarihinde tebliğ edildiği, HMK'nın 104. maddesi kapsamında adli tatile tâbi dava kapsamında sürenin bitmesi tatil zamanına rastladığından ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayıldığı, 03.09.2023 tarihinde istinaf başvurusunun süresinde yapıldığı tespit edilmiştir. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; karıştırılma (iltibas) sebebine dayalı olarak SMK'nın 6/1 maddesi kapsamında davalı markasının hükümsüzlüğü ve SMK'nın 7/2-b. maddesi kapsamında marka hakkına tecavüz ile TTK kapsamında haksız rekabet istemleri yönünden yasal koşulların bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmiştir.Tarafların markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline yol açacak derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmekte olup davacının en eski tarihli markası ... tescil numaralı "... + BALIK ŞEKLİ" markası olup sonraki markalarda aynı balık şekli ve ... ibaresi aynı olmak üzere seri şekilde markalarının bulunduğu, “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” sınıflarında tescilli olduğu, davacının ''...+ balık şekli'' ibareli markasının 2021/052303 numaralı olup davalı markasından sonra tescil edildiği, hükümsüzlük istemine konu olan davalının... tescil numaralı markasının "İC ... + şekil" şeklinde aynı sınıflarda tescilli olduğu, ''...'' ibaresi her iki markada mevcut ise de ... ibaresinin tescil edildiği sınıf yönünden zayıf ibare teşkil ettiği ve ayırt edicilik vasfının düşük olduğu, davalının markasında sol tarafta büyük şekilde konumlanmış "İC" harfleri ile markanın sağ yanında kahve çekirdeklerinin üstünde dolu kahve fincanının yukarıdan görünümü ve kahvenin içinde "..." kelime unsurları bulunmakla davacı markasından renk, şekil ve yazı stili unsurları itibari ile farklılaştığı, davalı markasında, davacı markası ile ayniyet oluşturan "..." kelimesinin diğer unsurlara göre küçük ve geri planda kaldığı, kelimelerin kombinasyonu ile şekiller ve renkler itibariyle genel görünümleri kapsamında davacı markasından farklı olduğu, bu nedenle benzerlik olmadığından ortalama tüketicilerin taraflar arasında idari veya ekonomik bir bağlantı kurmayacağı, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Ayrıca dosya kapsamında davalının marka tescili dışında tescilli markasını kullandığına ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı gibi davacının markasına tecavüz teşkil eder şekilde markasal kullanımını gösterir herhangi bir bilgi/belgenin yer almadığı saptanmış olup ilk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle istinaf edenin sıfatı ile istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 23/06/2023 tarih ve 2022/168 E., 2023/194 K. sayılı kararına karşı, davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025