İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilleri aleyhine İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla alacak takibi başlatıldığını, başlatılan takibe İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1372 esas sayılı dosyası üzerinden yapmış oldukları itiraz neticesin…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2025/227 KARAR NO:2026/521 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:05/12/2024 NUMARASI:2017/767 E. - 2024/742 K. DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA DİLEKÇESİ:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından müvekkilleri aleyhine İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasıyla alacak takibi başlatıldığını, başlatılan takibe İstanbul 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/1372 esas sayılı dosyası üzerinden yapmış oldukları itiraz neticesinde mahkemece müvekkili ... yönünden takibin iptaline karar verildiğini, müvekkilinin takibe konu olan bononun bedelini ödediğini, alacaklı ile yapılan protokol ile anlaşmaya vardıklarını, müvekkillerinin ödemesi yapılan bonoyu iade almadıkları için davalı tarafın kötü niyetli olarak icra takibine devam ettiğini, bu nedenlerle davalarının kabulü ile öncelikle kötü niyetle açılan takibin durdurulmasına ve dava sonunda iptaline, müvekkillerinin borçlu olmadıklarının tespitine, davalının kötü niyetli olmasından dolayı %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle menfi tespit davasının açılırken miktarı belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından icra takip dosyasındaki kapak hesabı üzerinden harcın tamamlatılmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, harcın tamamlanmadan davaya devam edilemeyeceğini, dava dilekçesinde alacaklı elinden çıktığı belli olan bir protokolden söz edilmekte ise de müvekkilinin hiç kimse ile protokol akdetmediğini, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yasal 5 günlük süre içerisinde icra hukuk mahkemesine başvuruda bulunulduğunu, borcun itfa edildiğine dair hiçbir bilgi verilmediğini, bu nedenle sunulan belgenin üretilmiş ve müvekkilinin elinden çıkmayan bir belge olduğunun düşünüldüğünü, bu nedenlerle yerinde bulunmayan davanın reddi ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk derece mahkemesi 2017/767 esas, 2024/742 karar sayılı, 05/12/2024 tarihli kararı ile; ''İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/764 Esas sayılı dosyasında başka bir senetten dolayı yine davacı tarafından açılan davada aynı protokole dayanıldığından bu belge üzerinde imza incelemesi yaptırılmış ve inceleme konusu belge aslında... ismine atfen atılmış imzanın ...’in eli ürünü olduğu tespit edilmiş ise de davaya konu senette davacı ...'nun keşideci, davacı ...'nun lehtar ve davalı ...'nun ciranta(son hamil) olduğu, davalının protokol olduğunu iddia ettiği belgenin ise taraflar arasında düzenlenmediği, zaten bu yönde bir iddia da bulunmayıp protokolün davalının murisi ... ile düzenlendiğinin iddia olunduğu, söz konusu protokol incelendiğinde, belgede imza bulunmakla birlikte isim bulunmadığı, başlıksız bir belge olduğu, iki farklı kalemle düzenlendiği ve mavi kalemle yazılan yazıların belgeye sonradan eklenebilecek nitelikte olduğu, protokolde yer alan tarihlerin ilgili senetlere ilişkin olup olmadığının tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, dosyaya başkaca yazılı delil de sunulmadığı, protokolün hangi borcun tasfiyesine ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olmadığı, TBK 133. Maddede yer alan düzenlemeye göre yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesinin ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olacağı, mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak için açık yenileme iradesi olmadıkçı yenileme sayılamayacağı, anlaşılmakla davacıların davasını ispatlayamadıkları, dava dilekçelerinde açıkça yemin deliline de dayanmadıkları anlaşıldığından sübut bulmayan davanın REDDİNE, mahkememizce verilen tedbir kararı uygulanmadığından İİK 72/4 maddesi gereği tazminata hükmedilmesine yer olmadığına" karar vermiştir. İSTİNAF:Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili davacılar ile davalı arasında herhangi bir ticaret ya da borç alacak ilişkisi olmadığını, söz konusu ilişkinin gerçekte müvekkilleri ile davalının babası ... arasında olduğunu, ... ile yapılan protokol içeriğinde davaya konu bononun da yer almasının bu nedenle olduğunu, davalının babası ile müvekkilleri arasında 22.08.2012 tarihinde tüm borçlar ve alacaklar hesaplanarak nihai bir borç senedi düzenlendiğini, söz konusu senedin müvekkilleri tarafından ödendiğini ve mahkemeye sunulan protokol ile sona erdiğini, alacaklı ile arasındaki güven ilişkisi nedeniyle vermiş oldukları senetleri geri almak ihtiyacı duymayan ve en son bizzat alacaklı tarafından yazılmış ve borçlarının kalmadığını belirten protokole güvenen müvekkilleri gerçek alacaklılarının ölümü sonrasında mükerrer ödeme talebiyle karşı karşıya kaldıklarını, müvekkilleri gerçek alacaklı ...’e gerek davaya konu takibe konulmuş bononun bedelini gerekse diğer tüm borçlarını ödediğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile sabit olduğunu beyanla istinaf isteminin kabulü ile mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulünü, davalının kötüniyetli olmasından dolayı %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstanbul 34. İcra Müdürlüğü'nün .... sayılı dosyasına konu bono bedelinin ödendiği iddiası ile davacı söz konusu davayı ikame ettiğini, mahkemece yapılan yargılama neticesinde davacının davasının reddine karar verildiğini, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacıların ileri sürdüğü istinaf iddialarının reddi gerektiğini, davacı davaya konu icra takibine dayanak olan bono bedelinin müvekkilinin murisi ile yapılan protokol doğrultusunda ödendiğini iddia etse de söz konusu protokolde müvekkilinin taraf olmadığını, protokolün birden fazla kalemle yazıldığını, tarih içermediğini, neye ilişkin olduğunun belirsiz olduğundan davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir. GEREKÇE:İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; bedelsizlik iddiasına dayalı olarak icra takibine dayanak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından davanın reddine karar verildiği, davacılar vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Dosyanın tetkikinde; dava konusu İstanbul 34. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibinin 27.10.2016 tarihinde başlatıldığı ve dayanağı olan kambiyo senedi niteliğinde olan 22.08.2012 düzenlenme tarihli, 30.10.2013 ödeme tarihli, 100.000- USD bedelli bono keşidecisinin davacı ..., lehtarının davacı ..., bir sonraki ciranta ve hamilin ise davalı olduğu görülmüştür.Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada ''bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası'' olarak adlandırılmaktadır. Huzurdaki dava, bedelsizliğe dayalı olarak bonoya yönelik menfi tespit istemine ilişkin olup menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup kambiyo senetleri, düzenlenme sebebini teşkil eden temel borç ilişkisinden soyut (mücerret) olma özelliğini taşıdığından dolayı, bono hamilinin ‘temel borç ilişkisini ve bu ilişki nedeniyle senet borçlusundan alacaklı olduğunu’ ispatlamasına gerek yoktur. Anılı ''mücerretlik ilkesi'' gereğince kambiyo senedine dayalı alacaklar bakımından ispat yükü yer değiştirmekte olup kambiyo senedi borçlusunun, kambiyo senedinin düzenlenmesine dayanak teşkil eden temel borç ilişkisini ve bu ilişki kapsamında borçlu olmadığını ispatlaması gerekmektedir. HMK'nın 200 ve 201. maddeleri ışığında senede karşı senetle ispat kuralı gereğince borçsuzluk iddiasının senetle ispat edilmesi şarttır.Yukarıdaki kanuni açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; davacılar tarafından icra takibine dayanak bono bedelinin ödendiği, alacaklı ile yapılan protokol ile anlaşmaya varıldığı, ödemesi yapılan bonoyu iade almadıkları için davalı tarafın kötü niyetli olarak icra takibine devam ettiği iddia edilerek takibe konu bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talep edilmiş ise de ispat yükü davacı keşideci ve lehtar üzerinde olup ilk derece mahkemesi tarafından neticesi bekletici mesele yapılan İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/764 esas, 2020/295 karar sayılı dosyası kapsamında 28/02/2009 tarihli, 118.000-TL bedelli bonodan dolayı davacılar tarafından açılan davada aynı protokole/belgeye dayanıldığı ve işbu belge üzerinde imza incelemesinin yaptırıldığı ve inceleme konusu belge aslında davalının murisi olduğu beyan edilen Hasan Basri Hepgülerler ismine atfen atılmış imzanın ...’in eli ürünü olduğunun tespit edildiği, sübut bulmayan davanın reddine karar verildiği, Dairemizin 2020/2205 esas, 2024/55 karar sayılı ilamı ile davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği görülmüştür. Böylece huzurdaki davaya konu 100.000- USD bedelli bono keşidecisinin davacı ..., lehtarının davacı ..., lehtardan sonraki ciranta /hamilin davalı ... olduğu, davacıların iddiasına konu protokolün taraflar arasında düzenlenmediği, söz konusu protokol incelendiğinde, belgeye ilişkin Mahkeme değerlendirmesinin isabetli olduğu, belgede imza bulunmakla birlikte isim bulunmadığı, başlıksız bir belge olduğu, iki farklı kalemle düzenlendiği ve mavi kalemle yazılan yazıların belgeye sonradan eklenebilecek nitelikte olduğu, protokolde yer alan tarihlerin ilgili senetlere ilişkin olup olmadığının tespitinin yapılmasının mümkün olmadığı, dosyaya başkaca yazılı delil de sunulmadığı, protokolün hangi borcun tasfiyesine ilişkin olduğunun açık ve anlaşılır olmadığı tespit edilmiştir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 133. maddesine göre, yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesi, ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olur. Mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulması veya yeni bir alacak senedi ya da yeni bir kefalet senedi düzenlenmesi, tarafların açık yenileme iradeleri olmadıkça yenileme sayılmaz. Dolayısıyla TBK'nın 133. maddesinde yer alan düzenleme gereğince yeni bir borçla mevcut bir borcun sona erdirilmesinin ancak tarafların bu yöndeki açık iradesi ile olacağından, mevcut borç için kambiyo taahhüdünde bulunulmasının açık yenileme iradesi olmadıkça yenileme sayılamayacağından dolayı davacıların davasını ispatlayamadığı anlaşılmakla, sübut bulmayan davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamıştır. Tüm bu nedenlerle; istinaf edenlerin sıfatı ile HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05/12/2024 tarih ve 2017/767 E., 2024/742 K. sayılı kararına karşı, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 1.230,80 TL harçtan mahsuben fazla alınan 498,80 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacılara iadesine, 3- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 26/03/2026