T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/827 KARAR NO : 2026/314 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/575 KARAR NO : 2022/905 KARAR TARİHİ : 09.12.2022 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19.10.2017 BİRLEŞEN DOSYA : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/245 ESAS, 2018/401 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA : Maddi ve Manevi …
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/827 KARAR NO : 2026/314 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2017/575 KARAR NO : 2022/905 KARAR TARİHİ : 09.12.2022 DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19.10.2017 BİRLEŞEN DOSYA : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2018/245 ESAS, 2018/401 KARAR SAYILI DOSYASI DAVA : Maddi ve Manevi Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27.04.2018 KARAR TARİHİ : 05.03.2026 KARARIN YAZ. TARİHİ : 05.03.2026 Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.12.2022 tarih ve 2017/575 Esas, 2022/905 Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin asıl davada davacı.... Şti. vekilinin ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı ..... A.Ş vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü. İSTEM: Asıl davada davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalının .... ili, .... İlçesi, .... Mahallesi.... ila ... adalardan oluşan 140 adet parselin enerji ihtiyacının karşılanması talebi ile dava dışı .... A.Ş.'ye başvurduğunu, ....şartları belirleyen bağlantı görüşü verdiğini, aralarında proje yapım sözleşmesi düzenlediklerini, bu sözleşmeye göre projenin çizildiğini, sonrasında projeye istinaden davalı ile .... A.Ş. arasında sözleşme tanzim edildiğini, sözleşmelerin dayanağının EPDK yönetmeliklerinden alındığını, 07/01/2016 tarihli sözleşme akdedildiğini, sözleşme bedelinin 420.000 TL + KDV olarak kararlaştırıldığını, müvekkilinin de ....A.Ş. de proje yüklenicisi olarak kaydedildiğini, çalışmaya başlandığını, davalının kullanıcı, müvekkilinin yüklenici pozisyonunda olduğunu, ancak sözleşmelerin müvekkili ile davalı arasında, davalı ile dava dışı .... A.Ş. arasında akdedildiğini, müvekkilinin sözleşme gereği tüm edimlerini yerine getirdiğini ancak davalının ödeme borcunu yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmeye göre her bölümün başında yapması gereken % 25 peşin ödemeyi yapmadığını ve sonrasında yapması gereken ödemeleri de yapmadığını, davalının bugüne kadar müvekkiline 182.500 TL ödeme yaptığını, bunları da sözleşmede belirtilen tarihlerde yapmadığını, müvekkilinin tesisi süresinden önce tamamlandığını ve 22/11/2016 tarihinde ... A.Ş. ye geçici kabul için başvuru yaptıklarını...A.Ş. Tarafından trafo sekonder koruma testlerinin 14/04/2017 tarihinde tamamlandığını, tesisin geçici kabulünün yapılması amacıyla Enerji Bakanlığı adına Elektrik Mühendisi ...'in yetkili kılındığını, buna rağmen davalının Karşıyaka 2.Noterliği aracılığı ile ihtarname gönderdiğini, ancak ....'in .... ile sahaya gidip geçici kabul heyetine katıldığını, geçici kabul heyeti tesisinin eksiksiz ve noksansız olarak yapıldığını tespit ettiğini, sisteme deneme enerjisi verdiğini, yüklenicinin geçici kabul tutanakları hazırlayarak 28/04/2017 tarihinde imzaladığını ve heyette bulunan ....'da imzalattırıldığını, ancak kullanıcı firmanın sözleşme gereği ödemesi gereken miktarları ödemediğinden geçici kabul evraklarının geçici kabul başkanına iletmediğini, davalının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi nedeni ile müvekkilinin geçici kabul işlemlerini tamamlayamadığını, davalının haksız bir şekilde müvekkilinin işten el çekmesini ihtar ettiğini ve temerrüde düşürdüğünü, buna rağmen davalının Karşıyaka 2.Noterliğince 21 Nisan 2017 tarihli ihtarname gönderdiğini ve sözleşme ile kabul edilebilir her türlü makul sürenin aşıldığından bahisle sözleşmenin feshedildiğini inşaattan ve işten el çekmesini ihtar ettiğini, ilgili sözleşmenin tarihinin 07/01/2016 olduğunu, Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/11 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırdıklarını, sonrada hırsızlığa maruz kalan 52.000,00 TL + KDV hariç kısmın tam olduğunun tespit edildiğini, söz konusu tesisteki panoların hırsızlığa maruz kaldığını, bilirkişinin de bu panoların hırsızlığa maruz kalması dışında tesiste herhangi bir eksikliğin tespit edilemediğini, yani öncesinde mevcut olan imalatların hırsızlık sonrası eksik hale geldiğini, davalının fesih bildiriminin geçersiz olduğunu, davalının temerrüde düşdüğünü, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için davalının ihtarnamesi içeriğindeki iddiaların kabul edilmesi halinde bile sözleşmenin feshinin geçersiz olduğunu, borçlunun temerrüde düşmesi durumunda alacaklının haklarının bilindiği üzere TBK.125.maddesinde düzenlendiğini, davalının sözleşmeye istinaden ödeme yapmamış olmasının ve temerrüde düşmesinin, müvekkilinin ise sözleşme konusu işi süresinde tamamlandığının sabit olması nedeni ile davalının sözleşme bedelinin ödemesi amacı ile bu davanın açıldığını, tüm bu nedenlerle öncelikle ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile .... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi,....ila .... adalardan oluşan 140 adet parselde müvekkilinin yaptığı enerji nakil hattı üzerinde davalının tasarruf etmesinin ve ödeme yapmamasına rağmen başka bir mühendis vasıtası ile geçici kabul yaptırılarak istifade etmesinin önlenmesine ve davalının buradan el çekmesine karar verilmesine,....A.Ş. Tarafından söz konusu parsellerdeki yapım işine ilişkin yapılacak ödemenin tedbiren önlenmesine, yapılacak olan ödemenin tedbiren mahkeme veznesine depo edilmesine karar verilmesini, fazlaya ilişkin tüm hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik iş bedeli olan 250.000,00 TL nin davalıdan temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte tahsiline ve gecikme tazminatına karar verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili .... A.Ş.'nin (Sözleşme tarihindeki ünvanı ....Şti.) ile karşı taraf ... – ... (“Davalı-Yüklenici") arasında,... ili, .... ilçesi, ....mahallesi, .... ila .... adalardan oluşan 140 adet parselin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla müşterek menzilli ENH tesisi, Beton Köşk, TM tesisi, YG/AG kablo montajı işinin 174-2015/43 sayılı tesis sözleşmesi ve 02.04.2015 tarih ve 244 sayı ile onaylanan proje kapsamında yüklenici tarafından malzeme ve işçilik dahil anahtar teslimi olarak tamamlanması, geçici ve kesin kabullerinin yaptırılarak ....’a devrinin sağlanması hususunda bir sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin “Süre” başlıklı 5.maddesinde yapılacak işlerin etaplar halinde teslim sürelerinin belirtildiğini, her halükarda tüm işlerin yapım süresinin de işbu sözleşmenin imzalanmasından itibaren -1- bir yıl olduğunun belirtildiğini, sözleşmede belirtilen ve kendisine tanınan süre içerisinde her türlü uyarıya rağmen davalı-yüklenici tarafından işlerin tamamlanmadığını, ...A.Ş. (...) devir ve teslim yapılmamış olması ve kararlaştırılan tarihin üzerinden bir hayli süre geçmesine rağmen tamamlanarak ... ....A.Ş. (...)’a devir teslim ihtimalinin de kalmamış olması sebebiyle, müvekkili şirketin Karşıyaka 2.Noterliği’nin 21 Nisan 2017 tarih, 10332 yevmiye no’lu ihtarname göndererek 11 madde uyarınca sözleşmeyi feshettiğini ve davalı-yükleniciye işten el çektirdiğini, bu hususa ilişkin olarak, Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/104 D.İş sayılı dosyasında tamamlanmayan işlere ilişkin olarak tespit yaptırıldığını, alınan raporda işlerin eksikleri sebebiyle geçici kabule hazır olmadığı ve dolayısıyla hiçbir etap işin ... A.Ş. (...)’a devir ve tesliminin yapılmadığının belirtildiğini, davalı–yüklenici tarafından Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/575 E. sayılı dosyası ile müvekkili şirket aleyhine haksız ve hukuka aykırı şekilde dava açılarak, sözleşmenin feshi sebebiyle şimdilik 10.000 TL.’nın tahsilinin talep edildiğini, davalı–yüklenicinin, sözleşme uyarınca edimini ifa etmemiş olmasına rağmen ödemelerini yapmış olması sebebiyle müvekkili şirketin hiçbir borcunun bulunmadığını, tam tersine davalı-yükleniciden alacaklı olduğunu, davalı-yüklenicinin süresi içerisinde işleri tamamlayarak teslim etmemiş olması ve bu yüzden ... A.Ş. (....)’a devir yapılamamış olması sebebiyle müvekkili şirketin zarara uğradığının aşikar olduğunu, müvekkili şirket tarafından sözleşmenin feshedilmesi zorunluluğu sonucunda, davalının kusuru sebebiyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararların iş bu dava ile tazmini talebinin zarureti hasıl olduğunu, davalı–yüklenicinin sözleşme uyarınca gerekli kabul ve teslim işlerini yapmadığını, sözleşmenin “KONU” başlıklı 2.maddesinde “... ili, .... İlçesi,.... Mahallesi, ... ila.... adalardan oluşan 140 adet parselin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla müşterek menzilli ENH tesisi, Beton Köşk, TM tesisi, YG/AG kablo montajı işinin 174-2015/43 sayılı tesis sözleşmesi ve 02.04.2015 tarih ve 244 sayı ile onaylanan proje kapsamında Yüklenici tarafından malzeme ve işçilik dahil anahtar teslimi olarak tamamlanması, geçici ve kesin kabullerinin yaptırılarak .... A.Ş. (...)’a devrinin sağlanması sözleşmenin konusunu oluşturur.” hükmünün yer aldığını, bu maddede çok açık bir şekilde davalı-yüklenicinin ediminin söz konusu işin anahtar teslim olarak tamamlanması, geçici ve kesin kabulleri yaptırılarak ... A.Ş. (....)’a devrinin sağlanması olduğunun görüldüğünü, diğer deyişle sözleşmenin konusunun ...A.Ş. (...) tarafından geçici ve kesin kabullerin yapılması ile teslimin sağlanmasının olduğunun çok açık olduğunu, bu sebeple öncelikle davalı yüklenicinin hiç tartışmasız bir biçimde...’a geçici ve kesin kabulleri yaptırarak teslim etmesi gerektiğini, davalı-yüklenicinin geçici kabul ve .... A.Ş. (...)’a devir-teslim işlemini gerçekleştirmediği için sözleşme uyarınca asli edim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, zira ortada trafo bile olmadığını, her şeyin eksik olduğunu, nitekim Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/104 D.İş sayılı dosyası ile yaptırılan tespitte alınan raporda tesisin geçici kabule hazır olmadığının açıkça belirtildiğini, yüklenici–davalının edim yükümlülüğünü yerine getirmediğinin açıkça görüldüğünü, yüklenici-davalının ... A.Ş. (....)’a başvuruda bulunması, tüm işlerin tamamlandığını ve geçici kabulün muhakkak surette yapılacağını göstermediğini, nitekim Geçici Kabul Heyeti'nin 28.04.2017 tarihinde yerine gelerek deneme yaptığını, ancak işlerde eksiklik ve hata görülmüş olması sebebiyle bunların giderilmesi için süre verildiğini, giderilmediği sürece de Komisyon Başkanı ... tarafından Geçici Kabul Tutanağı imzalanmadığını, ayrıca üst makam tarafından da onaylanmadığını, her ne kadar davalı-yüklenicinin, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/575 E. sayılı dosyası ile açmış olduğu davada teslim tutanağının varlığından bahsetse de, ... A.Ş. (...) adına yetkili olan kişilerin onaylarını ve imzalarını taşımayan eksik belgenin teslim tutanağı olarak geçerlilik taşımayacağının aşikar olduğunu, burada davalının tamamlamadığı bir iş için ... A.Ş. (....) ’a müracaatta bulunarak sözleşmenin süre maddesini dondurmaya çalıştığını, sanki kendisinin tesisi bitirdiğini ama ...A.Ş. (...) kabulü geciktirmiş gibi bir ortam yaratmaya çalıştığını, ancak ... A.Ş. (...)’ın işin eksik olduğu gerekçesi ile Geçici Kabulü yapmamış olmasının her şeyi açıkladığını, tesisin süresinde tamamlanmadığını,... A.Ş. (...)'ın da bu nedenle eksik olan tesisin kabulünü yapmadığını, davalı-yüklenici tarafından işin teslime hazır hale getirilmediğinin tespit raporları ile sabit olduğunu, .... A.Ş. (....)’ın imalatların eksik olduğu ve bu şekilde kabulünün yapılamayacağına ilişkin tesbitinden ayrı olarak, müvekkili şirketin de Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/104 D.İş sayılı dosyasında tespit yaptırdığını ve bu tespitte eksik işler belirtildiğini ve bu haliyle tesisin kabule hazır vaziyette olmadığının açıkça belirtildiğini, ayrıca; davalı-yüklenici tarafından Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/11 D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespit raporunda da tesisin bu haliyle Geçici kabulünün yapılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini, müvekkili şirketin sözleşme edimlerini ifa ettiğini, sözleşmenin 3.2. maddesinde imalatların üç ayrı bölüm halinde yapılacağının, 4.maddede ise işlerin anahtar teslimi toplam bedelinin 420.000 TL.+ KDV olduğu belirtilerek, üç etaba ilişkin ödemeler düzenlendiğini, bu ödemelere ilişkin maddeler incelendiğinde ise: 3.2.1. bendinde belirtilen birinci bölümde yapılacak işlerin, ...A.Ş. (....)’a devir ve teslimi şartıyla anahtar teslimi toplam bedelinin 92.907,53 TL.+ KDV olarak belirlendiğini, bu miktarın % 25 i olan 23.227.- TL nin tamamının sözleşmede belirtilen sürede avans olarak ödendiğini, 3.2.2. bendinde belirtilen ikinci bölümde yapılacak işlerin ...A.Ş. (...)’a devir ve teslimi şartıyla anahtar teslimi toplam bedeli 96.271,23 TL. + KDV olarak belirlendiğini, bu miktarın %25’i olan 24.067.- TL’ nin tamamının sözleşmede belirtilen sürede avans olarak ödendiğini, 3.2.3. bendinde belirtilen ikinci bölümde yapılacak işlerin .... A.Ş. (...)’a devir ve teslimi şartıyla anahtar teslimi toplam bedeli 230.82,24 TL. + KDV olarak belirlendiğini, bu miktarın %25’i olan 59.706.- TL’nin tamamının sözleşmede belirtilen sürede avans olarak ödendiğini, sonuç olarak, her üç etap için de sözleşmeye göre yapılması gereken toplam 107.000.-TL'nin avans olarak ödendiğini, bununla da yetinilmediğini, sözleşme konusu anahtar teslimi iş tamamlanmamış ve... A.Ş. (...)’a devir ve teslimi yapılmamış olmasına rağmen, tamamen iyi niyet kuralları içerisinde fazladan 75.000.- TL daha ödendiğini, görüldüğü üzere müvekkili şirketin sözleşme uyarınca her üç etapta yapması gereken ödemeleri süresi içerisinde fazlasıyla yaptığını, yüklenici-davalıya toplamda 182.500 TL. ödediğini, davalının herşeyden önce kötü niyetli olduğunu, enerji ihtiyacının en medeni ve insani ihtiyaçlardan biri olduğunu, bu nedenle bu konuda iş yapan ve taahhüde giren firma veya kişilerin, iş taahhütlerine son derece dikkat etmeleri gerektiğini, müvekkili şirketin bu anlayıştan hareketle davalı-yüklenicinin yol açtığı kusurlara karşı proje alanında evleri bulunan ev sahiplerinin bu medeni ihtiyaçlarını çözmek ve daha fazla mağdur olmamalarını sağlamak için güneş enerjisi elektrik üretim sistemleri kurmak zorunda kaldığını, firmalarının yüklenicinin açık kusuru ile geciken enerji ihtiyacına geçici de olsa bu şekilde çözüm bulmak ve ev sahiplerinin kısmen de olsa mağduriyetlerini önlemek için çalışmalar yaptığını, bunların ek maliyetlerine katlanmak zorunda kaldığını, öte taraftan davalı şirket yetkilisi ve sözleşme kefili ...'ın ise; 14.10.2017 tarihinde müvekkili şirket tarafından, bir sonraki yüklenici ...A.Ş.'ne yaptırılan ve bedeli müvekkili şirket tarafından ödenmiş olan trafoyu sökerek götürmeye kalktığını, ancak hırsızlık aşamasında iken, bölgede evleri bulunan şahısların uyarıları üzerine polis güçleri tarafından, ilgili şahıslarla birlikte suçüstü yakalandığını, davalı–yüklenicinin müvekkili şirkete ait trafoyu çalarken yakalandığına ilişkin suçüstü tutanaklarının, hırsızlık olayını ve kötü niyeti belgelediğini, haklı sebeplerle sözleşmeyi fesheden müvekkili şirketin zararlarının tazminini talep hakkı bulunduğunu, davalı-yüklenici tarafından kısmen yapıldığı iddia edilen imalatların sözleşme gereğince ...A.Ş. (...)’a devri yapılmadığı için yine sözleşme uyarınca taraflarına tesliminin de gerçekleşmediğinin aşikar olduğunu, bu sebeple müvekkili şirket tarafından sözleşmenin haklı olarak feshedildiğini, sözleşme'nin 6.9. Maddesinin; "Yüklenici imalatları... A.Ş.'nin kabul alacağı şekilde yapacak ve tamamlayacaktır. İmalatların tamamının veya bir kısmının projeye ve .... ile İşveren arasındaki sözleşmeye aykırı yapılması ve işveren'in tesisi devir edememesi ve devir bedelini alamaması durumunda yüklenici işverenin bu doğrultudaki her türlü zarar ve giderlerini ayrıca karşılamayı kabul etmektedir." şeklinde olduğunu, söz konusu madde uyarınca, müvekkili şirketin sözleşmenin ifa edilmemesi ve feshi sonucunda uğramış olduğu tüm zararlarını davalı-yükleniciden tazminin talebinin zaruri hale geldiğini, müvekkili şirketin işin daha fazla gecikmemesi ve hayatın olağan akışı içerisinde insanların en acil ve medeni ihtiyaçlarından biri olan enerjiyi bir an önce temin edebilmek açısından yüklenici tarafından yerine getirilmeyen söz konusu işleri başka kişilere yaptırmak zorunda kaldığını, bu sebeple ...A.Ş. firması ile 16.08.2017 tarihinde eksik işlerin tamamlanması amaçlı olarak yeni bir sözleşme yapıldığını ve bu sözleşme kapsamında eksikleri tamamlayan .... A.Ş. firmasına yapmış olduğu imalatlar karşılığı olarak 147.403,20 TL + KDV olmak üzere toplam 173.935,77 TL müvekkili şirket tarafından ödendiğini, bu bedelin davalı-yükleniciden tahsil edilmesi gerektiğini, tesisin .... A.Ş. (...)’a devredilememesi ve yatırım bedelinin geri alınamaması sebebiyle uğranılan faiz kaybının sözleşme uyarınca, davalı-yüklenici tarafından geçici kabul işlemleri eksiksiz gerçekleştirilseydi, tesisin en geç 08.09.2016 tarihinde tamamlanarak ve kabul işlemleri neticesinde ... A.Ş. (....)’ye devrinin yapılması, .... A.Ş. (....) tarafından da bu tarihten itibaren yatırım bedelinin müvekkil şirkete ödenmesinin söz konusu olacağını, ancak davalı–yüklenicinin işi zamanında teslim edememesi, akabinde başka bir yükleniciye işin tamamlatılmak zorunda kalınması gibi nedenlerle tesisin.... A.Ş. (...)’ye kesin devrinin yapılamamış olması nedeniyle, ... A.Ş. (...) tarafından müvekkili şirkete yatırım bedeli olarak ödenmesi gereken KDV dahil toplam 391.716.- TL ödenmediğini, bu tutarın müvekkili şirket tarafından tahsil edilebilseydi, müvekkili şirket tarafından söz konusu miktarın karşılığında 08.09.2016 ile dava tarihi arasında bankaların mevduat faizlerinden faydalanmanın mümkün olacağını, müvekkili şirketi bu faiz gelirinden de mahrum kaldığını, hesaplanacak olan faiz gelirinin davalı–yükleniciden tahsili gerektiğini, elektrik şebekesinin zamanında yapılmamış olmasından dolayı müvekkili şirketin ciddi prestij kaybına uğradığını, buna bağlı olarak elektrik ihtiyacı olan sözleşme alanındaki arsa ve ev satışlarının durma noktasına geldiğini, buna bağlı olarak piyasa değerleri yaklaşık 12.000.000.-TL seviyesinde olan evlerini ve yine piyasa değeri 5.000.000.-TL’ye yaklaşan proje içerisindeki arsalarını satamadığını ve çok ciddi ekonomik sıkıntılara girdiğini, bu kapsamda da mahkememiz tarafından bilirkişiye yaptırılacak hesaplama sonucu ortaya çıkacak zararlarının da ayrıca tazminat talebinde bulunduklarını, elektrik şebekesinin zamanında bitirilerek ... A.Ş. (....)‘a devredilmemesi nedeniyle ... Ada .... parselde bulunan...’a ait evin elektrik ihtiyacının karşılanması ve evde yaşayanların mağduriyetinin önlenmesi için müvekkili şirket tarafından 7.000.-TL. tutarında güneş enerjisi ile elektrik elde etme sistemi kurulduğunu, davalı–yüklenici tarafından sözleşme yükümlülüğü gereği yerine getirilseydi, müvekkili şirketin bu sistemi yaptırmak zorunda kalmayacağını, dolayısıyla bu bedeli ödemesinin söz konusu olmayacağını, bu sebeple 7.000 TL.’nin da davalı–yüklenici tarafından tazminini ettiklerini, davalı–yüklenici tarafından sözleşmenin ifa edilmemesi sonucunda, 21.04.2017 ve 05.05.2017 tarihlerinde iki adet ihtarname gönderildiğini, söz konusu ihtarnameler için yapılan toplam 484,92 TL masrafın da davalı–yüklenici tarafından karşılanması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/104 D.İş sayılı dosyasında tamamlanmayan işlere ilişkin olarak tespit yaptırıldığını, ayrıca yine Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/187 D.İş sayılı dosyasında da yüklenici tarafından sözleşme uyarınca yapılması gereken işler ile bunların sözleşme ve fen esaslarına ve tekniğine uygun olarak ne kadarının yapılmış olduğunun tespitinin talep edildiğini, söz konusu tespitler için toplam 2.579 TL harç ve bilirkişi ücreti harcandığını, söz konusu iki tespite ilişkin olarak müvekkili şirket tarafından 5.000 TL. vekalet ücreti de ödenmek zorunda kalındığını, tüm bu işlemlere davalı–yüklenicinin sebebiyet vermiş olması sebebiyle söz konusu bedellerin davalı-yüklenici tarafından tazmininin gerektiğini, müvekkili şirketin gayrimenkul ve inşaat işleriyle iştigal etmekte olan ve İzmir’de prestijli projelere imza atmış, tanınmış bir firma olduğunu, davalı–yüklenici tarafından, sözleşme gereği geçici kabul ve teslimin yapılmaması sonucunda müvekkili şirketin hem belirtilen şekilde evlerin tamamlanmaması ve dolayısıyla satılamaması sebebiyle gecikmeden kaynaklı kazanç mahrumiyeti yaşadığını, hem de geç tamamlanması sebebiyle itibar kaybına uğradığını, zira taşınmazların sahiplerine satışı ve tesliminde muhatap müvekkili şirket olduğu için müvekkili şirketin bir taraftan müşterilerin mağduriyetini önlemek adına belirtildiği şekilde, güneş enerjisi vb. harcamalar yaptığını, diğer taraftan da müşterilerin gözünde sorumlu olarak itibarını korumaya çalıştığını, davalı–yüklenici sebebiyle müvekkil şirketin uğramış olduğu prestij kaybına karşılık olmak üzere 10.000.- TL manevi tazminatın da tahsilini talep ettiklerini, tüm bu açıklanan nedenlerle, sözleşmenin ifa edilmemesi ve haklı sebeplerle feshi sonucunda müvekkili şirketin uğramış olduğu 188.823,36 TL. maddi, 10.000 TL. manevi olmak üzere toplam 198.823,36 TL. tazminatın, fazlaya ilişkin ve ıslah haklarının saklı kalmak kaydıyla dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalı-yükleniciden tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yükleniciye yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Asıl davada davalı ...A.Ş vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Davacı tarafından, harca esas değerin 250.000 TL. olduğu belirtilmiş olmakla birlikte, “Konu” kısmında, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 10.000 TL.’nın tahsili talep edildiğini, bu şekilde dava açmakla davacı’nın talebinin belirsiz alacak davası mı, kısmi dava mı olduğu anlaşılmadığını, usul hukukumuzda bu şekilde çelişkili bir taleple dava açmanın da mümkün olmadığını, zira davacının dilekçe içeriğinden de anlaşıldığı üzere, bir tarafta 250.000 TL. alacağının varlığından söz ederek bu sebeple de harca esas değeri 250.000 TL. olarak belirttiğini, diğer yandan ise, sanki alacak miktarı muğlakmış gibi, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 10.000 TL. üzerinden talepte bulunulduğunu, oysa alacak miktarının 250.000 TL. olduğu hususunda bu denli net ifadeler ve taleplerde bulunduğuna göre, ortada belirsiz alacak davası söz konusu olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, kaldı ki sözleşme’de “Fiyat ve Ödeme” başlığında toplam bedelin 420.000 TL+KDV olduğu belirtildiğini, bu miktara ilişkin ödenmeyen bedelin, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafından 250.000 TL. olduğu belirtildiğini, bu açıklamaya göre ortada bir belirsizlik bulunmadığını, müvekkili şirket tarafından ödeme yapılmadığı bahanesinin geçici kabul yapılmamasına gerekçe olamayacağını, bu sebeple de fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak belirsiz alacak davası açılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, sözleşme uyarınca edimini ifa etmemesine rağmen ödemeler yaptığını, davacıya hiç bir borcunun olmadığını, davacının sözleşme gereğince gerekli kabul ve teslim işlerini yapmadığını, müvekkili şirketin sözleşmeyi fesh etmesinin haklı olduğunu, ayrıca müvekkilinin fesih için süre vermemesi sözleşme hükmünden kaynaklandığını, davacı tarafından işin teslime hazır hale getirilmediğinin tespit raporları ile de sabit olduğunu, davacı tarafından Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2017/11 D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespit raporunda, tesisin hırsızlığa maruz kaldığı ve bu haliyle Geçici kabulün yapılmasının mümkün olmadığının belirtildiğini, sözleşme yükümlülüğünü yerine getirmeyen davacının müvekkilinden talepte bulunmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacı şirket ortağı ve yetkilisine ait malzemeleri çalarken suçüstü yakalandığını, her türlü dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; öncelikle usule ilişkin cevaplarımızın kabulü ile hukuki yarar yokluğundan davanın reddine aksi takdirde Esasa ilişkin cevaplarımızın kabulü ile haksız ve hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı’ya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ... Şti. vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Davacı yanın dava dilekçesinde; müvekkili ile .... Mahallesi ... ila ... adalardan oluşan 140 adet parselin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla müşterek menzilli ENH tesisi, beton köşk, TM tesisi, YG/AG kablo montaj işini yüklenici müvekkilinin malzeme ve işçilik dahil anahtar teslimi yapılması geçici ve kesin kabullerin yaptırılması hususunda sözleşme akdedildiğini, sözleşmenin 5. Maddesinde yapılacak işlerin etaplar halinde teslim süresinin belirlendiğini her halükarda sürenin 1 yıl olduğunu, müvekkilinin her türlü uyarıya rağmen sözleşmeyi süresi içinde tamamlamadığını, sözleşme üstünden hayli süre geçtiğini ....A.Ş.'ye devir teslim imkanının kalmadığını, bu sebeple 21 Nisan 2017 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ve müvekkiline işten el çektirdiğini beyan etmekte süresi içinde işleri tamamlayarak .... A.Ş.'ye teslim edilmediğinden bahisle zarara uğradığını iddia etmekte ve bahsi geçen zararları talep ettiğini, ancak işbu davanın açıkça hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiğini, müvekkili ile davalı arasında 07.01.2016 tarihli.... Mahallesi .... ila ... adalardan oluşan 140 adet parselin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla müşterek menzilli ENH tesisi, beton köşk, TM tesisi, YG/AG kablo montaj işini yüklenici müvekkilinin malzeme ve işçilik dahil anahtar teslimi yapılması hususunda sözleşme akdedildiğini, sözleşme bedelinin 420.000 TL+KDV olarak kararlaştırıldığını, sözleşmenin 3.2 maddesi ile müvekkilinin yapacağı işlerin 3 bölüme ayrıldığını, sözleşmenin 4. Maddesinde, her bir bölüm iş için ayrı miktarlar belirlendiği ve ilgili bölümdeki işin başlaması için karşı tarafça verilecek talimatı takiben bedelin %25’inin peşin olarak ödeneceğini, yine her bir bölümdeki işin bakiye bedelinin 3 eşit taksit halinde ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşme ile üstüne düşen tüm sorumlulukları yerine getirmiş olmasına rağmen davalı sözleşme ile üstlendiği sözleşme bedeline ödeme borcunu yerine getirmediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını, sözleşmeye göre her bölümün başında yapması gereken %25 peşin ödemeyi yapmadığını ve sonrasında yapması gereken ödemeleri de yapmadığını, davalının bugüne dek müvekkiline yalnızca 182.500 TL ödeme yaptığını, davacı yanın sözleşmeye göre her bölümün başında yapması gereken %25 peşin ödemeyi sonrasında yapması gereken ödemeleri sözleşmeye göre yapmadığını, düzensiz ve kuralsız bir şekilde 'ara sıra' ödemeler yaparak toplamda yalnızca 182.500 TL müvekkiline ödediğini, ancak buna rağmen müvekkilinin süresi içinde sözleşmeyi tamamlayarak bitirdiğini ve 22.11.2016 tarihinde ...A.Ş.’ye geçici kabul için başvuru yaptığını, müvekkilinin geçici kabul için 22.11.2016 tarihli başvuruyu yaptığını; ....Yapım Müdürlüğü'nün 28.03.2017 tarihinde tesisin malzeme ve montaj anlamında tamamlandığını ve geçici kabule hazır olduğunu 03.04.2017 tarih ve 5987 sayılı yazısı ile....sistem işletme bakım yöneticiliğine iletildiğini, .... Yapım Müdürlüğü'nün 28.03.2017 tarihinde tesisin malzeme ve montaj anlamında tamamlandığını ve geçici kabule hazır olduğunu 03.04.2017 tarih ve 5987 sayılı yazısı ile.... Sistem işletme Bakım yöneticiliğine iletildiğini, ...A.Ş. tarafından trafo sekonder koruma testlerinin 14.04.2017 tarihinde tamamlandığını, bunun üzerine Sistem İşletme ve Bakım Müdürlüğü'nün 17.04.2017 tarih ve 7023 sayılı yazısı ile tesisin geçici kabulünün yapılması amacıyla Enerji Bakanlığı adına Elektrik Mühendisi ....’in yetkili kılındığını, geçici kabul heyetinden...., .... ile sahaya gidip geçici kabul heyetine katıldığını, geçici kabul heyetinin tesisin eksiksiz ve noksansız olarak yapıldığını tespit ettiğini, sisteme deneme enerjisi verildiğini, yüklenicinin geçici kabul tutanaklarını hazırlayıp 28.04.2017 tarihinde imzaladığını ve geçici kabul heyetinde bulunan .... da imzalattığını, davacı yanın 21 Nisan 2017 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin feshedildiğini inşaattan ve işten el çekmesini müvekkiline ihtar ettiğini, davalının ihtar çektiği tarihte tesisin tamamlanmış olup geçici kabul işlemlerine hazır durumda olduğunu ve davalının bu durumu bildiğini, her ne kadar davacı yanın tutanaklarının ... tarafından imzalanmadığını ve üst makam tarafından onaylanmadığını iddia etmekteyse de bu durumu "tesisin geçici kabule hazır olmadığı yönündeki" iddiasına dayanak yapmaya çalışmışsa da, ilgili tüm tutanaklardan sitemin geçici kabule hazır olduğunun açıkça belli belli olduğunu, müvekkiline sözleşmeye göre yapması gereken ödemeleri yapmayan davacının üstüne ihtar çekerek işten el çekmesini sözleşmeyi feshettiğini bildirmesi üzerine müvekkili ...'in imzası tamamlatılmadığını, davacının...'in imzasının bulunmaması sistemin tam olmadığı şeklinde yorumlanmasını kasıtlı olarak amaçlamaktaysa da, tüm tutanaklardan da belli olduğu üzere sistemin geçici kabule hazır durumda ve bu durum da .... A.Ş. tarafından zaten tespit edildiğini, geçici kabul süreci tamamlandığı sırada müvekkiline işten el çekmesini ihtar eden davacının amacının sözleşme konusu müvekkilinin hakettiği iş bedelini ödememe isteği olduğunun açık olduğunu, davacının sözleşmeyi feshetme hakkının bulunmadığını, sonuç itibariyle, 07.01.2016 tarihinde akdedilen sözleşmenin, 22.11.2016 tarihinde teslime hazır şekilde geçici kabule sunulduğunu, üstelik davacının sözleşme gereğince ödemesi gereken bedelleri müvekkiline ödememesine, yani davacının sözleşmeye aykırı davranmasına rağmen işin tamamlandığını, davacının sözleşmeyi feshinin haksız ve geçersiz olduğunu, davacının varlığını iddia ettiği zararları talep etme olanağının dahi bulunmadığını, davacı yanın sözleşmeyi feshetme hakkı bulunmadığından, dilekçesinde sözünü ettiği zararları da talep etme imkanının bulunmadığını, dava dilekçesine bakıldığında alacaklı müspet zarar talep eder şekilde göründüğünü, müspet zararın, alacaklının malvarlığının edimin ifa edilmemesi sonucu hâlihazırdaki mevcut durumu ile edim ifa edilmiş olsaydı içinde bulunacağı varsayılan durumu arasındaki farktan oluşacağını, alacaklının şimdiki malvarlığının durumu ile farazî malvarlığı durumu arasındaki bu farkın, zararın kapsamını belirlediğini, müvekkili ile iş bedelini, 420.000 TL +KDV olarak anlaşan davacının, müvekkiline 182.500 TL ödediğini, dava dışı şirkete ise sunduğu sözleşmeye ve kendi beyanına göre 173.935,77 TL ödediğini, yani müvekkiline KDV dahil 495.600 TL ödemesi gerekirken bu tesis için toplamda 435,77 TL ödediğini, davacı tarafın dava dışı bu şirkete ödediği bedeli talep etmekle hukuken hangi zararını talep ettiğinin bilinmediğini, öncelikle davacının müvekkiline işin tamamını yaptırdığını sonrasında ise işlerin eksik olduğu iddiası ile sözleşmeyi feshettiğini sonrasında ise farklı bir şirkete tamamlattığını iddia ettiğini, geçici kabule hazır olduğuna dair tutanaklarla, tesisin müvekkiline el çekene dek tam olduğunun sabit olduğunu, müvekkilinin ilgili işleri dava konusu arsaya yaptıktan sonra, hasar ve yararın davacıya geçtiğini, tesiste sonradan meydana gelen herhangi bir eksikten/zarardan müvekkilininin sorumluluğu bulunmadığını, taraflarınca geçici kabul döneminden sonra, dava açmadan önce istenen ve yaptırılan delil tespitinde söz konusu işte 52.000 TL tutarında eksiklik tespit edildiğini, hasar ve yarar alıcıya geçtiğinden müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, davacının yaptırdığı tespit sonrası yaptırdığı tespitlerde farklı eksiklikler tespit edilmişse bu eksikliklerin sorumluluğunun davacıda olduğunu, davacının talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müspet zarar isteminin davacı tarafından oldukça yanlış anlaşıldığını, davacının isteminin kabul edilemeyeceğini, davacı yanın tamamen kötüniyetli olarak ....A.Ş. den yatırım bedelini alamadığını iddia ettiğini, davacının evlerini ve arsalarının satışlarının "durma noktasına geldiği" yönündeki temelsiz ve dayanaksız iddiasının hukuki çerçevesinin de yine taraflarınca anlaşılamamış olduğunu, buna ilişkin talebinin de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, yine davacının güneş panel sitemi, noter masrafı, tespit masrafı adı altında talep ettiği ücretlerin ve manevi tazminat isteminin hukuken hiç bir dayanağı bulunmadığını, davacının müvekkilinden iddia ettiği zararları öyle bir zararı olsa dahi talep etmesinin mümkün olmadığını, tüm sebeplerle; haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davalı ...'a dava dilekçesinin tebliğ edildiği, ancak yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı dosya ve UYAP kapsamından anlaşılmıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesinin 09.12.2022 tarih ve 2017/575 Esas, 2022/905 Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Tüm dosya içeriği ve delillerin özellikle bilirkişi raporlarının değerlendirilmesi sonucunda: Dava dışı ... A.Ş. İl Müdürlüğü ile davalı şirket arasında 10.04.2015 tarihinde....İli, ... İlçesinde Müşterek Menzilli ENH Tesisi, Beton Köşk TM Tesis ve YG/AG Montajı İşinin... Şti tarafından Yapılmasına İlişkin Dağıtım Sistemi Bağlantı Anlaşması Eki Tesis Sözleşmesi' yapımına ilişkin sözleşme imzalandığı,Davalı şirket....A.Ş. ile yaptığı tesis sözleşmesine konu işleri yaptırmak üzere davacı .... Şti ile 07.01.2016 tarihli sözleşme imzalandığı ,davalı birleşen dosya davacı vekilinin sözleşmenin 08/09/2015 tarihli olduğuna dair beyanda bulunduğu ,her iki sözleşmenin birbirinin aynı olduğu ,sadece 07/01/2016 tarihli sözleşmenin sonunda 08/09/2015 tarihli sözleşmede olmayan 5 gün sonra işe başlanacaktır ibaresinin bulunduğu kaldı ki Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesine sunulan ATK Fizik İhtisas Dairesinin 03/11/2022 tarihli raporu ile 07/01/2016 tarihli sözleşmenin .... eli ürünü olduğunun tespit edildiği ,KDV dahil toplam sözleşme tutarının 495.600,00 TL olduğu ,Sökülüp götürülen trafo ve RMU ekipmanları için düşülmesi gereken KDV dahil taplam bedelin 90.580,45TL(Davacı....firmasından satın alarak tesise monte ettiği bu cihazları sözleşmenin feshinden sonra sökerek götürdüğünden söz konusu cihazların malzeme ve işçilik bedellerinin davacı şirket alacağından düşülmesi gerekmektedir.) Sökülüp götürülen AG ve kompanzasyon panosu ile kullanılmayan 1x35 mm2 bakır iletken için düşülmesi gereken KDV dahil toplam bedelin 54.353,71TL ,Tesiste 3. Kişilerce hasar gören AG BOX panoları düzeltilme bedeli 43.719,00 TL olmak üzere yüklenici alacağından düşülecek bedeller toplamının 188.653,16 TL olduğu, sökülüp götürülen, yapılmayan ve hasarlı işler düşüldükten sonra yüklenicinin kalan alacağının 306.946,84TLolduğu davalı/karşı davacı işveren tarafından yapılan ödemeler toplamı 182.500,00 TL düşüldükten sonra davacı/karşı davalı yüklenicinin bakiye alacağı 124.446,84TL olduğu anlaşıldığından asıl dava bakımından bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Birleşen dosya bakımından ise 17.04.2017 tarihli .... A.Ş. yazısı ile geçici kabul heyeti oluşturulmuş olduğu halde, davacı şirketçe 21.04.2017 tarihli ihtarname ile sözleşmenin feshedildiği, dava konusu yüksek gerilim işleri ve elektrik şebekesi yapım bedelinin %80'inin malzeme bedelinden oluştuğu, piyasada uzun vadelerle alınıp satılabilen malzemeler olmadığı, dolayısıyla, sözleşmedeki ödeme koşullarına uygun olmayacak şekilde gecikmeli ve parça parça ödeme yapılması, işin toplam bedelinin ancak %37'si oranında ödeme gerçekleştirilmesi nedeniyle işin yapımının ve geçici kabul yapılarak tesisin ... A.Ş.'ne devrinin yapılmasının gecikmesinin de doğal olduğu, davalının işi fesh ettiğini belirten ihtarnameden' önce davacı tarafa işin yapımının geciktiği yada işin projeye veya teknik şartnamelere uygun yapılmadığı konusunda hiçbir yazı yada uyarısı bulunmadığı, davalı/birleşen dosya davalı şirketin sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih etmesinin haklı sebeplere dayanmadığı, bu durumda davacı şirketin işin daha fazla gecikmemesi ve enerjinin bir an önce temin edilmesi için yüktenici tarafından yerine getirilmeyen işlerin ...A.Ş.'ne 16.08.2017 tarihli sözleşme ile KDV dahil 173.935,77 TL bedelle yaptırıldığını, bu bedelin davalı yükleniciden tahsiline ilişkin talebinin dava konusu işin KDV dahil 495.600,- TL toplam bedel olduğu, davacı yükleniciye bu iş için 182.500 TL ödeme yaptığı ,daha sonra anlaştığı ve eksik işleri ikmal ettirdiğini beyan ettiği diğer firmaya 173.935,77 TL ödeme yaptığı toplam ödemesi 356.435,77 TL olarak gerçekleştiği ,bu durumda ödemesi gereken tutardan daha az bedel ödediği, Tesisin .... A.Ş.'ne (....'a) devredilememesi ve yatırım bedelinin geri alınamaması sebebiyle uğranılan faiz kaybı yönünden ise davalı/karşı davacı tarafça 21.04.2017 tarihinde feshedildiği halde, dava dışı ... A.Ş. ile sözleşme yapmak için yaklaşık 4 ay beklendiği ve 16.08.2017 tarihinde sözleşme imzalandığı davalı/karşı davacı işverenin enerjiye acil ihtiyacının olmadığı kaldı ki geçici kabulün yapılması ile tesis bedelinin hemen tesisi yaptıran şirkete ödeneceği yönünde bir düzenleme de bulunmadığından reddine, gecikmeden kaynaklı tazminat talebinde, tesisin bitmemesi yüzünden bir müşteri için Güneş enerjisi ile elektrik üretimi için yapılan masraf talebinde, noter, tespit masrafları ve avukatlık ücretleri talebinin ve manevi tazminat talebinin de davalı/karşı davacı şirketin bu taleplerin değerlendirilebilmesi için, taraflar arasındaki sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimleri tam olarak yerine getirmiş olması, buna rağmen davacı yüklenicinin üstlendiği tesis yapım işini bitirememiş olmasının gerektiği ,davalı/karşı davacının sözleşme ile üstlendiği en önemli ediminin tesisin her bölüm ile ilgili peşinatların ödenmesi ve sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde yapılan iş bedelinin ödenmesi olduğu Yüklenicinin yaptığı iş fiili olarak bittiği ve geçici kabul aşamasına geldiği halde, davalı/karşı davacı firma ödeme edimini yerine getirmediği ,yapılan ödemelerin işin %37'si mertebesinde kaldığı anlaşıldığından davalı/karşı davacı firmanın yukarıdaki tüm tazminat taleplerinin de reddine'' dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: 1-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... A.Ş vekili tarafından verilen 12.01.2022 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Taraflar arasındaki sözleşme ve davacı tarafın dava dilekçesindeki iddiası da dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşmede yapılacak işin bedelinin 420.000.-TL + KDV olarak belirlendiğinin görüleceğini, sözleşmenin bu haliyle TBK’nun 480’inci maddesinde ifadesini bulan götürü bedelli sözleşme niteliğinde olduğunu, sözleşmenin bu niteliği gereğince, yüklenici tarafın yaptığı işin, eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının belirlenerek, bu oranın kararlaştırılan bedele uygulanması yoluyla yüklenicinin hak ettiği bedelin tespiti ile, bu bedelden yükleniciye yapılan ödemelerin düşülmesiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasının gerekli ve zorunlu olduğunu, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/3995 Esas, 2022/1971 Karar ve 07.04.2022 tarihli kararına değinildiğini, -Eldeki davada alınan bilirkişi raporlarında bu somut gerçeklik dikkate alınmaksızın birim fiyat üzerinden hesaplama yapıldığını ve dolayısıyla hatalı sonuca varıldığını, ilk derece mahkemesi tarafından işbu hatalı raporlara değer verilerek kurulan hükmün ortadan kaldırılmasına karar verilmesinin gerektiğini, -Taraflar arasındaki sözleşme ile davacı tarafın sadece sözleşme konusu parsellere enerji sağlanması için gerekli malzemelerin temini, montajı ve sözleşmede belirtilen imalatları yerine getirmenin yanında ... şirketi ile ilgili iş ve işlemlerin takibi ile geçici ve kesin kabulün gerçekleştirilmesini de üstlendiğini, bir başka anlatımla, kararlaştırılan götürünün ücret içinde söz konusu kontrollerin yapılmasının sağlanması,.... A.Ş. ile ilgili diğer resmi kurumlardaki işlemlerin takip ve sonuçlandırılmasına ilişkin ücret de bulunduğunu, davacı tarafın söz konusu iş ve işlemleri gereği ve yöntemine uygun olarak yerine getirmediğini, dosyaya sunulan geçici kabul tutanağının geçersiz olduğu, CİMER yanıtı ile geçici kabul işleminin davacı ile yapılan sözleşmenin feshinden sonra 20.10.2017 tarihinde gerçekleştirilmiş olduğunun dosya içeriği ile sabit olduğunu, bu güne kadar alınan tüm bilirkişi raporlarında bu maddi gerçeğin dikkate alınmadığını, salt imalatların değerlendirilmesi ile yetinildiğini, bunda da gerçekçi bir sonuca ulaşılamadığını, kararın bu nedenle de ortadan kaldırılmasının gerektiğini, -Davacı tarafın geçerli bir “geçici kabul” işlemini gerçekleştiremediğini, davacı tarafça dosyaya “geçici kabul” olduğu iddiası ile sunulan 28.04.2017 tarihli belge incelendiğinde, 2 üyenin imzasının bulunduğu, ancak geçici kabul heyetinde görevlendirilen başkanın imzasının bulunmadığının görüleceğini, kaldı ki, davacı tarafından sistemden trafonun sökülerek satıcı şirkete iade edildiği, bununla ilgili olarak davacı şirket tarafından satıcı şirkete iade faturası düzenlenmiş olduğu, iade edilen trafonun satıcı şirket tarafından 02.10.2017 tarihinde işi tamamlayan yüklenici ....’e fatura edilmiş olduğunun da dosya içeriği ile sabit olduğunu, bu durumda trafosu olmayan bir sistemin geçici kabulünün yapılmış olduğundan söz edilemeyeceğinin tartışma dışı olduğunu, nitekim müvekkili şirket tarafından ....’e yapılan başvuru üzerine verilen yanıt ile gerçek ve geçerli geçici kabulün 20.10.2017 tarihinde yeni yüklenici .... tarafından gerçekleştirilmiş olduğunun kesin olarak kanıtlandığını, ilk derece mahkemesi tarafından bu somut gerçeğin de göz ardı edildiğini, -Müvekkili şirketin, taraflar arasında tek bir sözleşme yapıldığında bu sözleşmenin de 08.09.2015 tarihli olduğunda ısrarcı olduğunu, davacı tarafından her nasılsa dosyaya 07.01.2016 tarihli bir sözleşme fotokopisi sunulduğunu, uzun süre işbu sözleşmenin aslının bulunmadığının ifade edildiğini, bazı resmi kurumlara ibraz edilmiş olabileceğinin ileri sürüldüğünü, ancak sözleşme aslının bu kurumlarda bulunmadığının anlaşıldığını, hal böyle iken her nasılsa, sözleşme aslı olduğu iddia edilen bir sözleşmenin, müvekkili şirketin şikayeti üzerine açılan Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/428 esas sayılı dava dosyasına aylar sonra sunulduğunu, bu dosyadan Adli Tıp Kurumuna yaptırılan imza incelemesi sonucunda sözleşme altındaki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olduğu saptanmış ise de, taraflarınca söz konusu belgenin teknolojik olanaklar kullanılarak üretilmiş bir belge olup olmadığına ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, söz konusu davanın yargılamasının devam ettiğini, işbu davanın sonucunun beklenmemesinin de kararın ortadan kaldırılmasını gerektiren bir başka neden olduğunu, ayrıca, bir an için taraflar arasında 07.01.2016 tarihli ikinci bir sözleşmenin varlığı kabul edilse bile, bir yıllık sözleşme süresi içerisinde üstlenilen işin tamamlanmadığı gibi, işin mevcut durumuna göre TBK'nun 124’uncu maddesinin 1. bendinde ve 3. bendinde yer alan düzenleme gereğince davacıya ek süre verilmesinin yararsız olacağı sabit olduğundan müvekkili şirketin sözleşmede kendisine tanınan hakkı kullanarak 21.04.2017 tarihinde keşide edilen ihtarname ile sözleşmeyi haklı nedenle feshetmiş olduğunun kabulü gerekirken, aksine değerlendirme yapılarak hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, -Davacı şirket tarafından müvekkili şirkete keşide edilen 02.05.2017 tarihli ihtarname ekinde gönderilen faturaya yasal süre içerisinde itiraz edilmiş olduğu da dosya içeriği ve taraf defterleri üzerinde yapılan inceleme ile sabit olduğunu, -Yukarıda da açıkladıkları üzere davacı şirket tarafından sisteme monte edilen trafonun sökülerek satıcı firmaya iade edildiğini, davacı şirketin işten el çekmesi üzerine işin tamamlanması ile ilgili olarak müvekkili şirket tarafından, ....’le 16.08.2017 tarihinde sözleşme yapıldığını, .... tarafından 02.10.2017 tarihli fatura ile satın alınan trafonun yerine monte edildiğini, 14.10.2017 tarihinde müvekkili şirkete söz konusu trafonun yerinden sökülerek götürülmekte olduğuna ilişkin ihbar üzerine, trafonun davacı şirket yetkilisi ...’ın talimatı ile şirket çalışanları tarafından yerinden sökülerek araca yüklendiğinin kolluk tarafından tespit edildiğini, Seferihisar Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/892 esas, 2019/1076 karar sayılı dosyası üzerinden yapılan yargılama sonucunda şirket yetkilisi ...’ın atılı suçu işlediği sabit görülerek mahkumiyetine karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu durum dahi, davacı tarafın kötü niyetini tartışılmaz bir şekilde ortaya koyduğunu, mahkemece bu durumun da dikkate alınmamasının hatalı olduğunu, -Yukarıdaki anlatımlardan da anlaşılacağı üzere, davacı şirketin üstlendiği işi sözleşmede belirtilen 1 yıllık sürenin çok fazla aşılmasına rağmen tamamlayamaması, verilecek süre içinde de tamamlanmasının mümkün olmadığının, yeni bir süre verilmesinin yararsız olacağının anlaşılması üzerine taraflar arasındaki sözleşme, sözleşmede tanınan tek taraflı fesih olanağı kullanılarak 21.04.2017 tarihinde gönderilen ihtarla müvekkili şirket tarafından feshedildiğini, fesihten sonra yaşananların, delil tespiti çalışmaları nedeniyle bir süre daha işin başka bir yüklenici tarafından tamamlanmasına ilişkin girişimde bulunulamadığını, bu sürecin tamamlanmasından sonra da ancak 16.08.2017 tarihinde .... ile işlerin tamamlanması ile ilgili olarak sözleşme yapılmasının mümkün olabildiğini, yeni yüklenici tarafından hızla kalan işlemlerin tamamlandığını ve 20.10.2017 tarihinde geçici kabulün onaylanması ile müvekkili şirket tarafından pazarlanan parsellere elektrik verilmesinin mümkün olabildiğini, bu süreçte, müvekkilinden taşınmaz satın alan kişilerin enerji temininin gecikmesi nedeniyle geçici ve pahalı bir yöntem olan güneş panelleri kurarak enerji temin etmek durumunda kaldıklarını, bu durum nedeniyle alıcılar ile müvekkili şirket arasında ciddi sorunlar yaşandığını, müvekkili şirketin maddi ve manevi olarak zarar gördüğünü, bu hususun dosya içeriği ile sabit olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından işbu dava ile ilgili olarak gereği gibi inceleme ve değerlendirme yapılmadığını, birleşen davaya ilişkin olarak verilen kararın da ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, -İlk derece Mahkemesinin kararının İzmir 4. İcra Dairesi’nin 2023/141 sayılı dosyasıyla takibe konulduğunu, müvekkili şirketin söz konusu borcu ödemek durumunda kalması halinde, kararın ortadan kaldırılmasına karar verilmesi durumunda ödediği bedeli geri almasının mümkün olamama ihtimali söz konusu olduğundan icranın geri bırakılması isteğinde bulunma zorunluluğu doğduğunu, Yukarıda belirtilen nedenlerle, öncelikle istinaf incelemesi sonucuna değin takibin durdurulmasına, istinaf yasa yoluyla yapılacak inceleme sonucunda, usul ve yasaya, yerleşik hale gelen Yargıtay kararlarına, dosyada var olan kanıtlara dayaı maddi gerçekliklere aykırı ilk derece mahkemesinin kararının ortadan kaldırılmasına, dosya içeriği ile asıl davanın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunun kanıtlanmış olması nedeniyle asıl davanın reddine, birleşen davada haklılıkları sabit olmakla birleşen davanın kabulüne, İstinaf ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. 2-Asıl davada davacı-birleşen davada davalı ... Şti. vekili tarafından verilen 30.01.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle; -Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, müvekkili şirketin eseri tamamlaması yükümlülüğüne karşın davalının ücret ödeme yükümlülüğünün söz konusu olduğunu, temerrüte düşen tarafın tespit edilmesinin önemi ilgili olayda fesih sonrası tesisin hırsızlığa maruz kalması nedeni ile oluşan zararın kim tarafından karşılanacağının tespiti olduğunu, çünkü konunun TBK nun 119. Maddesin de tanımlanan beklenmedik hallerden sorumluluk çerçevesinde yorumlanmasının gerektiğini, TBK 119. Maddesinde temerrüde düşen tarafın beklenmedik hallerden sorumlu olduğunun net bir şekilde ifade edildiğini, yerel mahkemece yargılama esnasında alınan bilirkişi raporlarından da görüleceği üzere, davalı şirketin 07/01/2016 tarihli sözleşmeyi haksız olarak feshedildiği ve kendilerine yapılan ödemelerin işin %37'si mertebesinde kaldığını, yerel mahkemenin değerlendirmesinde fesih sonrası sahada tahrip edilen 13 adet saha dağıtım panosuna ait bedeli 43.719,00 TL olarak hesapladığını ve Tesis Yapım Sözleşmesi’ndeki ‘bu sözleşme kapsamında yapılan tüm iş ve imalatlar, tesisin çalışır halde işverene teslimine kadar yüklenicinin sorumluluğundadır’ maddesine dayanarak hesapladığı bu bedeli müvekkilinin hesabından düştüğünü, ancak, dosya kapsamında davalı/karşı davacı şirketin bir başka firma ile anlaşarak ve davacı yükleniciye ödeme yapmayarak, ödenmesi gereken tutardan daha az bedel ödediğinden, ayrıca davacı/karşı davalı yüklenicinin sözleşmesi haksız olarak feshedildiği tespit edildiğinden eser sahibi alacaklının temerrüdüne düştüğünü, -Tesisin malzeme ve montaj anlamında 22.11.2016 tarihinde tamamlandıktan sonra davacı .... A.Ş’ne müracaat ettiğini ve davalının ödemelerini yapmasını beklediğini, 22.11.2016 tarihinden sonra sözlü görüşmelerin devam ettiğini ve sonrasında ek protokol düzenlemek amacıyla taraflar aralarında mailleşmeye başladığını, davalının 17.02.2017 ve 10.03.2017 tarihinde ekinde ek sözleşmenin bulunduğu mailleri gönderdiğini, (Dilekçe ekinde işbu maillerin sunulduğunu) davalı tarafından müvekkiline gönderilen mailler ve içeriğindeki ek sözleşmeler kapsamında dava konusu tesisin tamamlandığı, daha önceden tamamlanması nedeni ile faiz ödeneceği ve bu ödemenin senet ile yapılmak istendiğinden bahsedildiğini, mail içeriğinde davalının, borçlu olduğunu, ödeme zoruluğu çektiğini, senet ile ödeme yapacağını belirttiğini, müvekkilinin ise bu maile cevaben geçici kabul yapıp, ....A.Ş’ye tesisi devrettikten sonra 70.216,64 TL nakit verilmesini talep ettiğini, ancak, davalı yanın bu mailleşmelerin devamı sırasında 21.04.2017 tarihinde yapım sözleşmesini feshettiğini içerir ihtar gönderdiğini, işbu mailler ile dahi davalının, dava konusu tesisin tam ve eksiksiz olduğunu kabul ettiğinin anlaşıldığını, kaldı ki, ''geçici kabule hazırdır'' belgesi ile bu durumun tartışmasız olarak ortaya konulduğunu, bu nedenle, tesiste zarar gören 13 adet saha dağıtım panosunun onarıma ait masraflarının müvekkilinin alacağından düşülmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, nitekim, davalının, davacı tarafından gönderilen ve ''borcunu ödediği takdirde tesise 3 gün içinde enerji verilecektir'' ihbarnamesine, hiçbir borcu olmadığını bildirdiğini, ancak, borcun en azından % 20’sini ödemesi durumunda tesisin tamamlanıp enerjinin verileceği ve enerji verilmesi ile tesisin .... sorumluluğuna geçtiğinden tesiste olabilecek kaza ve kırılmalar ... A.Ş tarafından giderileceğini, tesisin zarar görmesinin nedeninin, davalının, davacının sözleşmesini feshettikten sonra başka bir yükleniciye yaptırmak amacıyla araştırmalara başlamış olması ve tesisi incelemeye gelen diğer yüklenici çalışanları tesiste enerji olmadığını fark ettiğini, enerjisiz malzemeyi tahrip etmenin daha kolay olduğundan tesisteki saha dağıtım panolar kırılarak, içerisindeki bakır baraların alındığını ve hurda olarak satılamayacak malzeme kırıklarının sahada bırakılıp gidildiğini, kırılıp tahrip edilen imalatlar bedeli 43.719,00 TL’nin müvekkilinin alacağından düşülmesinin haksız ve hukuka aykırı olup, bu yönüyle rapora itiraz etmelerine rağmen yerel mahkemece işbu itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun bire bir alınarak hüküm kurulduğunu, -Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin götürü bedel sözleşme olmasına rağmen tesiste proje değişikliği nedeni ile kullanımı %90 azalan 1x35 bakır iletkenin bedelinin alacak miktarından düşülerek hüküm kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, iş yapımı sırasında 1x35 mm2 örgülü bakırın müvekkil tarafından satın alınıp, sahaya getirildiğini, ancak proje değişikliği nedeni ile deposuna alarak geri iade ile ilgili masrafları üstlendiğini, ayrıca topraklama sisteminin değişmesi nedeni ile son saha dağıtım panolarında nötr hattı kopmalarına karşın bakır kazık ve bakır iletken kullanılmak zorunda kalındığını, projenin sadece beton köşkte yapılan koruma topraklamasını 1x35 mm2 bakır iletken üzerinden birleştirilmesi ile oluşurken, yeni sistemde ise tüm son saha dağıtım panolarındaki nötr barası bakır iletken ve bakır topraklama kazıkları üzerinden topraklandığını, yani 1x35 bakırın yerine bu malzemelerin kullanıldığını, bu malzemelere ait bedelin müvekkili tarafından karşılandığını, ayrıca enerji nakil hattı yapımı sırasında fazladan direk dikildiğini, öngörülmeyen K1 izalatörler kullanıldığını, yapım sırasında malzeme firelerini üstlenmek zorunda kaldığını, -Taraflar arasındaki 07.01.2017 tarihli Yapım sözleşmesinin 2. Bölümü olan Sözleşmenin konusu kısmında ilgili tesisin anahtar teslimi olarak yapılacağı belirtildiğini, anahtar tesliminin sözleşmelerin sabit bedelli sözleşmeler olduğu, dolayısıyla, TBK md. 480 uyarınca; sabit bedelli sözleşmelerin de ''Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür.'' maddesi gereği, müvekkilinin alacağından düşürülmesi gerektiği belirtilen 30.250,50 TL malzeme bedeli 4.967,13 TL işçilik, 2.999,42 TL genel gider, kar ve 6.879,07 TL KDV bedelinden oluşan 1x35 mm2 örgülü bakıra ait toplam 45.096,12 TL’nin müvekkilinin alacağına eklenmesi gerektiği kanaatinde olduğunu, -Seferihisar Sulh Hukuk Mahkemesi'nin tespiti sonrası tesiste kullanılan bazı malzemelerin alınan yere geri iade edilmesi nedeni ile müvekkili şirketin alacağından hem malzeme hemde işçilik bedelinin düşülmesi şeklinde kurulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin tespit davası sırasında tesisin hırsızlığa maruz kaldığını,13 adet saha dağıtım panosunun tahrip edildiğini öğrenmesi üzerine, malzeme bedellerini ödeyememesi nedeni ile tesise ait trafo orta gerilim hücreleri ve AG dağıtım panosunu malzemeyi aldığı firmaya geri iade ettiğini, malzemenin sahaya getirildiğini, montajının yapıldığını, çalışır hale getirildiğini, ödeme yapılmaması nedeni ile sökülüp geri verildiğini, bu nedenle ilgili malzemelerin işçilik bedellerinin alacaktan düşülmemesi şeklinde hüküm kurulmasının daha uygun olacağını, -Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında imzalanan 06.02.2015 tarihli proje yapım sözleşmesine ait bedelin müvekkili şirketin alacağına eklenmediği şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ilk imzalanan sözleşmenin 06.02.2015 tarihli KDV dahil 15.000 TL bedelli proje çizim sözleşmesi olduğunu, müvekkili şirketin Proje Çizim sözleşmesindeki sorumluğu çerçevesinde tesise ait elektrik projesini çizdiğini ve ... A.Ş ye 02/04/2015 tarih ve 244 sayı ile onaylattığını, proje onay tarihinde onaylı projenin ilgi tutularak, davalı şirket ile ...A.Ş arasın da 174-2015/43 Sayılı Tesis yapım sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ile davalı arasındaki 07.01.2016 tarihli yapım sözleşmesinin onaylı proje ve tesisi sözleşmesinin ilgi tutularak düzenlendiğini, proje çizim sözleşmesine ait bedelinde müvekkili şirketin alacağına eklenmesi şeklinde hüküm kurulmasının daha uygun olacağını, -Tüm açıklanan hususlar ışığında, davalı tarafın davaya konu tesisin tam ve eksiksiz olduğunu gönderdiği maillerle kabul ettiği, sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, alacaklı temerrüdüne düştüğünü, bu nedenlerle davanın kabulü gerekirken itirazları değerlendirilmeden eksik bilirkişi raporunun hükme esas alınması doğrultusunda davanın kısmen reddi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurduklarını, Davalı/ karşı davacı tarafın istinaf başvurusuna cevaplarında; -Karşı tarafça müvekkili şirket aleyhine 07/01/2016 tarihli sözleşmeye istinaden müvekkilinin üstlendiği işi gereği gibi yapmadığı, bu nedenle yapılmayan işlerin başka bir şirkete tamamlatılmak zorunda kalındığı, enerji temininin gecikmesi nedeniyle güneş paneli kurmak zorunda kaldıklarından bahisle maddi ve manevi tazminat istemli davanın ikame edildiğini, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/245 Esas dosyası ile görülmekte olan işbu davanın aradaki bağlantı nedeniyle Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/575 Esas dosyası ile birleştirildiğini ve yargılamanın işbu dosya üzerinden sürdürüldüğünü, Yerel Mahkemece birleşen dosya bakımından; -Karşı tarafça sözleşmenin götürü bedelli sözleşme olduğu ve değerlendirmelerin bu kapsamda yapılması gerektiğini ifade ettiğini, müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan eser sözleşmesinin anahtar teslimi götürü bedel olarak imzalandığını, götürü bedelin, sözleşme kurulurken iş sahibinin ödeyeceği bedelin taraflarca önceden ve kesin şekilde kararlaştırıldığı ücret türü olduğunu, TBK md. 480 uyarınca; Sabit bedelli sözleşmeler de ‘Eser, öngörülenden az emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile işsahibi, belirlenen bedelin tamamını ödemekle yükümlüdür.’ maddesi gereği, müvekkilinin alacağından düşürülmesi gerektiği belirtilen 30.250,50 TL malzeme bedeli, 4.967,13 TL işçilik, 2.999,42 TL genel gider, kar ve 6.879,07 TL KDV bedelinden oluşan 1x35 mm2 örgülü bakıra ait toplam 45.096,12 TL’nin müvekkilinin alacağına eklenmesi gerektiği kanaatinde olduklarını, eserin öngörülenden fazla veya eksik masraf gerektirmiş olsa dahi tarafların birbirinden indirim isteyemez maddesi gereği 1x35 mm2 bakır iletkenin alacaktan düşülmesi ve onun yerine kullanılan malzemelerin alacağa eklenmemesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarında yapılan hesaplarda sözleşmenin ekinde bulunan birim fiyat listesinden projenin ekinde bulunan keşif listesinden ve ... birim fiyatları üzerinden hesaplamalar yaptığını, -Taraflar arasındaki sözleşmede belirlenen götürü bedelin içinde .... A.Ş nezdinde yürütülecek işlemler ile kesin kabulün sağlanmasının bulunduğunun dikkate alınmamış olmasının da kararın ortadan kaldırılması gerektiğini ifade ettiğini, tesisin geçici kabulünün yapılması sonrası tesise enerji verildiğini ve kullanıcıların enerjiyi kullanmaya başladıklarını, geçici kabul sonrası dilekçe ile.... A.Ş'ye müracaat edilmesi durumunda tesisin kesin kabulünün ...A.Ş tarafından yapıldığını, -Geçici kabul tutanağının geçersiz olduğu iddiasının taraflarınca kabul edilemez olup, tutanakta bizzat .... A.Ş tarafından görevlendirilen ve heyette bulunan ....tarafından imzasının bulunduğunu, müvekkili şirketin tesisin malzeme ve montaj anlamında tamamlandığına dair sürdüğü deliller arasında kontrol mühendisi ....'ın tesisin geçici kabule hazır olduğunu bildirdiği 03.04.2017 tarihli 5987 numaralı geçici kabule hazırdır tutanağının,.... Yapım Müdürlüğü 28.03.2017 tarihinde tesisin malzeme ve montaj anlamında tamamlandığını testlerinin yapıldığını ve geçici kabule hazır olduğuna dair yazısının Sistem İşletme ve Bakım Müdürlüğü'nün 17/04/2017 tarih ve 7023 sayılı yazı ile, tesisin geçici kabulünün yapılması amacıyla Enerji Bakanlığı adına Elektrik Mühendisi ....’i yetkili kılındığına dair yazının, 28.04.2017 tarihli .... A.Ş yetkilisi üye ....’a imzalatıldığını, Başkana sunulmamış geçici kabul tutanağı olduğunu, davalı şirkete noter yolu ile gönderilen ihtarnamenin ekine koyulanan davalının borcu olmadığına dair ihtarname ile karşılık vermesi sonrası başkanın imzasına sunulmayan dolayısı ile tamamlanmayan 28.04.2017 tarihli geçici kabul tutanakları ile tesisi daha sonra tamamlayan .... elektrik tarafından hazırlanan geçici kabul tutanaklarının farklı evraklar olduğunu, müvekkili tarafından yapılan 28.04.2017 tarihli geçici kabul tutanağında heyet başkanının imzasının bulunmamasının ise, tesise olur verilmemesi yahut geçici kabul talebinin reddedilmesi değil, davalı tarafın müvekkilinin sözleşmeden kaynaklı alacağını ödememesi ve işi terketmesini ihtar etmesi sebebiyle tesisin geçici kabulünün heyet başkanının imzasına sunulmaması sebebiyle olduğunu, tüm kayıtların tesisin ilgili tarihlerde tam olduğunu gösterdiğini, bu yönüyle de karşı tarafın iddialarının geçerlilik payının bulunmadığını, -Taraflar arasındaki gerçek sözleşme tarihi ne olursa olsun fesihin haksız olmadığını iddia ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu, yüklenicinin eseri meydana getirmekle ilgili sorumluğuna karşın iş sahibinin ücret ödeme yükümlülüğünün söz konusu olduğunu, ilgili olayın sözleşme tarihleri çerçevesinde incelendiğinde ilk sözleşme tarihinin 08.09.2015 olduğunu, esas sözleşme tarihinin ise 07.01.2016 olduğunu, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/15-1947 K. 2014/13 T. 15.1.2014 kararına değinildiğini, -Davalı şirketin sözleşme tarihinin bitiminden 4 ay sonra sözleşmeyi direk feshettiğini, davalı şirketin sözleşmeyi 07.01.2017 tarihinde derhal feshetmediğinden geçen bu süre zarfında müvekkili şirket ile ek sözleşme düzenlemek amacıyla mailleştiği sabit olduğundan davalının tesisi zımni olarak kabul ettiği ve sözleşmenin süresiz hale geldiğinin kabul edilmesi gerektiğini, sözleşme tarihinin 08.09.2015 olarak alındığında feshetmesi gereken tarihten dahada fazla zaman geçmesinin zımmı kabulü güçlendiren bir durum olduğunu, -Yerel Mahkemece bekletici mesele yapılmasına karar verilen Karşıyaka 8. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/428 E. Sayılı dosyasından oluşturulan Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu ve sözleşme aslının taraflarınca yerel mahkemeye 18/11/2022 tarihli beyan dilekçeleri ile sunulduğunu, bu kapsamda Adli Tıp Kurumunca yapılan detaylı ve bilimsel nitelik taşıyan incelemeler neticesinde davalı tarafın varlığını inkar ettiği sözleşme yönünden, imzaların bizzat ...'ın eli ürünü olduğunun tespit edildiğini, işbu davada sanık olarak yargılanan müvekkili şirket yetkilisi ...'ın 26/01/2023 tarihli 5. celse ile beraatine karar verildiğini, gerekçeli kararın yazım aşamasında olduğunu, bu kapsamda sözleşmenin bizzat şirket yetkilileri tarafından 07/01/2016 tarihinde yapıldığı ve geçerli olduğunun sabit olduğunu, -Karşı tarafın geçerli sözleşmeye rağmen işin tamamlanmasından ve geçici kabul başvurusunun yapılmasından sonra müvekkili şirkete işten el çekmesi ihtarını çektiğini ve alacaklının temerrüdüne düştüğünü, yerel mahkemece yapılan incelemeler ve bilirkişi raporları doğrultusunda da karşı tarafın sözleşmeyi feshetmeden önce müvekkili şirkete işin yapımının geciktiği ya da işin projeye ya da teknik şartnameye uygun yapılmadığı yönünde hiçbir yazı ya da uyarısı bulunmadan sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız şekilde feshettiğinin sabit olduğunu, müvekkili şirketin tesisi tam ve eksiksiz şekilde tamamlaması üzerine geçici kabul işlemlerini yerine getirip kesin kabul için başvuracağı aşamada karşı tarafın iddia ettiği gibi süre verilmesini etkisiz kılacak bir durum bulunmadığını, zira, kesin kabul aşamasına geçilememesinin nedeninin karşı tarafın üstlendiği edimi yerine getirmemesinden kaynaklandığını, -Müvekkiline haksız olarak işten el çektiren karşı tarafça iş daha az maliyetle başka bir firmaya tamamlattırılmış olmasına rağmen bu nedenle maddi zarar doğduğu iddiasının sadece müvekkili şirkete olan borcu ödemekten imtina etmekten ibaret olduğunu, karşı tarafça müvekkili şirketin işten el çektirildikten sonra başka bir firmaya 173.935,77 TL bedelle yaptırıldığını ve müvekkili firmaya yaptığı 182.500,00 TL ödeme ile birlikte toplamda 356.435,77 TL bedelle tesisin tamamlattırıldığını, oysa müvekkili şirket ile sözleşmede işin yapımı için kararlaştırılan bedelin 496.500 TL olduğunu, bu kapsamda, daha az maliyetle tesisi tamamlattıran karşı tarafın ne tür bir maddi zarara uğradığının taraflarınca anlaşılamadığını, yerel mahkemece yapılan incelemede de bu hususun gözetilerek karşı tarafın maddi ve manevi tazminat talepleri hukuka uygun şekilde reddedildiğini, kaldı ki, davacı tarafından, tesisin tamamlanmaması nedeniyle taşınmaz satın alan kişilerin enerji teminini sağlamak amacıyla güneş panelleri kurarak enerji temini sağladığı ve maddi zararları doğduğu iddiasının da kabul edilemeyeceğini, zira, davalı/karşı davacı tarafından müvekkili şirketle olan sözleşmenin 21/04/2017 tarihinde feshedilmiş olmasına rağmen dava dışı .... A.Ş ile sözleşme yapmak için dört ay beklendiğini ve 16/08/2017 tarihinde sözleşmenin imzalandığını, bu halde, davacının acil enerji ihtiyacı olduğu iddiası hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı/karşı davacının tüm bu iddialarının müvekkili şirkete olan borcunu ödemekten imtina etmek dava sürecini uzatarak eflasyon ile temerrüt faizi arasında ki fark nedeni ile alacağın alım gücünü düşürüp üstüne haksız kazanç sağlamaya çalışmaktan ibaret olduğunu, -Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, 2017 yılından itibaren süregelen bu süreçte müvekkilinin yeterince mağdur olduğunu ve alacağının artan enflasyon nedeniyle değersiz hale geldiğini, bu doğrultuda, davalı/karşı davacının sözleşmeyi tek taraflı olarak haksız feshettiği, geçici kabul tutanaklarının geçerli olduğu, karşı tarafın uğradığı maddi ve manevi bir zararın bulunmadığı sabit olduğundan davalı/karşı davacı tarafından yapılan yargılamayı uzatmaya çalıştığını, Bu nedenlerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yukarıda sayılan ve re'sen gözetilecek sair nedenlerle; davalı / birleşen davacı tarafın açıkça dayanaktan yoksun istinaf taleplerinin reddine, yaptıkları istinaf taleplerinin kabulü ile, Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/575 Esas 2022/905 Karar Sayılı dosyasından verilen davanın kısmen reddi kararının istinaf taleplerinin kabulü neticesinde kaldırılmasına, kararın kaldırılması ile; neticede itirazları doğrultusunda davanın tüm talepleri yönünden kabulüne; davalı/karşı davacı tarafından yapılan yargılamayı uzatmayı çalışır istinaf başvurusunun ve icranın geri bırakılması talebinin reddine, yargılama gideri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda; Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının tahsili istemine ilişkindir. Birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesi tarafından asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verildiği; verilen kararın asıl davada davacı ... Ltd vekili ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı ...A.Ş vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür. Asıl davada davacı yüklenici ... Ltd vekili, taraflar arasında yapılan 07.01.2016 tarihli eser sözleşmesi kapsamında davacı yüklenicinin edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalı iş sahibinin sözleşmeye göre her bölümün başında yapması gereken %25 peşin ödemeyi ve sonrasında yapması gereken ödemeleri yapmadığını, yalnızca 182.500,00 TL ödeme yaptığını, davacı yüklenicinin sözleşmeye konu tesisi süresinden önce tamamladığını ve 22.11.2016 tarihinde dava dışı ... A.Ş'ye geçici kabul için başvurduğunu, buna rağmen davalı iş sahibinin 21.04.2017 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini belirterek bakiye iş bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı iş sahibi ...A.Ş vekili ise,taraflar arasında yapılan 08.09.2015 tarihli eser sözleşmesi kapsamında davalı yüklenicinin edimlerini süresinde yerine getirmediğini, hiçbir etabın dava dışı .... A.Ş'ye devir ve tesliminin yapılamadığını, sözleşmenin iş sahibi tarafından haklı nedenle feshedildiğini, yüklenici tarafından yapılmayan işlerin dava dışı .... A.Ş'ye tamamlatıldığını belirterek sözleşmenin haklı nedenle feshi nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davacı yüklenici .... Ltd.'nin 07.01.2016 tarihli eser sözleşmesine; birleşen davada davacı iş sahibi... ..A.Ş ise 08.09.2015 tarihli eser sözleşmesine dayandığı; ancak her iki sözleşmenin taraflarca imzalandığı, sözleşmeler ekinde yer alan keşif özetinde belirtilen işlerin miktarı, birim fiyatı ve tutarı ve sözleşme bedelinin ödenmesine ilişkin konularda farklılık bulunmadığı, buna göre sözleşme bedelinin 420.000,00TL+KDV olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda dosyada mevcut bilirkişi kök raporu ve taraf vekillerinin itirazları üzerine alınan ek raporların taraf vekillerinin itirazlarını gerekçeli olarak karşıladığı gibi denetime ve hüküm kurmaya da elverişli olduğu anlaşılmıştır. Sözkonusu raporlardaki tespitlere göre iş sahibinin taraflar arasında yapılan eser sözleşmesindeki ödeme koşullarına uygun olmayacak şekilde yükleniciye gecikmeli ve parça parça olarak 182.500,00TL ödeme yaptığı, yapılan ödemenin %37' sinin gerçekleştirildiği; bu nedenle işin yapımının ve geçici kabul yapılarak tesisin dava dışı ... A.Ş'ye devrinin geciktiği; yüklenicinin işin tamamlandığına ilişkin dava dışı ...A.Ş'ye 28.03.2017 tarihli dilekçe sunması üzerine ... A.Ş Seferihisar İlçe İşletme sorumlusu ... ve elektrik teknikeri ... ile kontrol mühendisi ...'ın geçici kabule hazır tutanağını düzenledikleri, söz konusu tutanakta işin sözleşmesini onaylı projesine, yürürlük, tüzük, yönetmelik, standartlar ve şartnamelere uygun olduğu ve geçici kabule hazır olduğunun tespit edildiği, geçici kabul heyetince geçici kabul tutanaklarının düzenlendiği, bu tutanakları elektrik teknikeri .... ve yüklenici şirket yetkilisi ...'ın imzaladığı, ancak geçici kabul başkanı ...'in tutanakları imzalamadığından geçici kabul tutanaklarının geçerlilik kazanamadığı ve onaya gönderilmediği; bu esnada iş sahibi tarafından taraflar arasındaki eser sözleşmesinin 21.04.2017 tarihinde feshedildiği anlaşılmıştır. Buna göre iş sahibi sözleşmedeki iş bedelinin %37'sini ödemiş olmasına rağmen yüklenici tarafından tesisin tamamlandığı ve geçici kabul işlemleri yürütülmekte iken sözleşmeyi feshettiğinden iş sahibinin taraflar arasındaki eser sözleşmesini haksız olarak feshettiği anlaşılmıştır. İş sahibi sözleşmeyi haksız olarak feshettiğinden birleşen davada talep ettiği maddi ve manevi tazminat isteminin Mahkemece reddine karar verilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Asıl davada davacı yüklenicinin sözleşmenin iş sahibi tarafından haksız feshedilmesi nedeniyle hak ettiği bakiye iş bedelini talep edebileceği; ancak taraflar arasında yapılan sözleşme hükümlerine göre geçici kabul işlemi yapılarak tesisin dava dışı .... A.Ş 'ye devri gerçekleşmeden tesiste meydana gelen hırsızlık nedeniyle üçüncü kişinin verdiği hasarın tazmininden yüklenici sorumlu olduğundan bu bedelin yüklenici alacağından mahsup edilmesinde; yüklenicinin tesise monte ettiği cihazları sözleşmenin feshinden sonra sökerek götürdüğünden söz konusu cihazların malzeme ve işçilik bedellerinin yüklenici alacağından mahsup edilmesinde ve yine tesise ait onaylı AG dağıtım planı üzerindeki 1x35 mm2 kesimdeki bakır kabloların sahada dağıtım panolarının cam elyaf malzemeden yapılması ve yalıtkan olması sebebiyle kullanılmaması nedeniyle bunun bedelinin de yüklenici alacağından mahsup edilmesinde usule ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, asıl davada davacı .... Şti. vekilinin ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı .... A.Ş vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.12.2022 tarih ve 2017/575 Esas, 2022/905 Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, asıl davada davacı .... Şti. vekilinin ve asıl davada davalı-birleşen davada davacı .. ... A.Ş vekilinin istinaf kanun yoluna başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Asıl davada davacı ... Şti. vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, asıl dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından asıl davada davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin asıl davada davacı ... Şti.'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 3-Asıl davada davacı .... Şti. tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı. ... A.Ş vekilinin asıl davaya ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, asıl dava yönünden alınması gereken 8.500,96 TL istinaf karar harcından asıl davada davalı tarafından peşin olarak yatırılan 2.125,00 TL harcın mahsubu ile kalan 6.375,96 TL'nin asıl davada davalı .... A.Ş'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 5-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... A.Ş vekilinin birleşen davaya ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, birleşen dava yönünden alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından birleşen davada davacı tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 552,10 TL'nin birleşen davada davacı . ... A.Ş'den alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 6-Asıl davada davalı-birleşen davada davacı .... A.Ş tarafından yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 7-Kararın, Dairemizce taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/(1) maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere 05.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.