İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesi ile; temlik eden... Kiralama A.Ş. tarafından müşterisi ... Oto Gıda İnş. Tur. Nakl. Taah. Dış. Tic. A.Ş.'nin risklerinin Beyoğlu 14. Noterliğinin 01.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesi ile müvekkili ... Varlık Yönetim A.Ş.’ye devir ve temlik ed…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1234 Esas KARAR NO : 2025/1553 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/06/2025 NUMARASI : 2022/876 E. - 2025/391 K. DAVANIN KONUSU: 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (İtirazın İptali) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü : Davacı vekili dava dilekçesi ile; temlik eden... Kiralama A.Ş. tarafından müşterisi ... Oto Gıda İnş. Tur. Nakl. Taah. Dış. Tic. A.Ş.'nin risklerinin Beyoğlu 14. Noterliğinin 01.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı temlik sözleşmesi ile müvekkili ... Varlık Yönetim A.Ş.’ye devir ve temlik edildiğini, müvekkili şirket tarafından borçlular aleyhine İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlulardan ... Konservecilik Gıda San. A.Ş.'nin 29.06.2015 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, bunun üzerine borçlu şirketin ihyası için dava açıldığını, davalı şirketin İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip sayılı dosyalarında taraf teşkili işlemlerinin sağlanabilmesi ve ek tasfiye işlemleri yönünden sınırlı olarak ihyasına kararı verildiğini, aynı kararda mahkeme tarafından resen atanan tasfiye memuru ...'ya İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından ... Konservecilik Gıda San A.Ş.'yi izafeten ödeme emri tebliğ edildiğini ve tasfiye memuru ... yetkiye, borca, imzaya, zamanaşımına, takip öncesi ve sonrası faize, faiz oranına ve tüm ferilere itiraz ettiğini, söz konusu itiraz neticesinde, icra takibinin tasfiye Halinde ... Konservecilik Gıda San A.Ş. yönünden durduğunu, ilgili icra dosyasının dayanağı senetlerde çıkabilecek herhangi bir hukuki ihtilafta İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu açıkça kararlaştırıldığını, borçlu tarafından kısmen ifada bulunulmuş olması nedeniyle zamanaşımının kesildiğini, kesilen zamanaşımı kesilme tarihinden itibaren baştan işlemeye başladığını, temlik eden şirket tarafından dava dışı asıl borçlu şirketten temlik eden şirket tarafından davaya konu icra takibinin dayanağı senetlerin tanzim ve vade tarihlerinden sonra 05.05.2010 tarihinde tahsilat sağlandığını, buna göre genel alacak zamanaşımı olan 10 yıllık sürenin senetlerin vade tarihinde değil, 05.05.2010 tarihinde başladığının kabulünün gerektiğini, Koronavirüs tedbirleri kapsamında yargılamalarla ilgili sürelerin, Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 15 Haziran 2020’ye kadar ertelendiğini, erteleme kararının dava açma, başvuru, şikayet, itiraz ve ihtar gibi süreler, hak düşürücü süreler ve bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreleri kapsadığını, aynı karara göre bitimine 15 gün ve daha az olan süreler de 16 Haziran’dan başlamak üzere 15 gün uzatıldığını, buna göre İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu senetlerin zamanaşımına uğradığı tarihin 30.06.2020 olduğunu, taraflarınca söz konusu takibin açıldığı tarihin daha önce, 18.06.2020 tarihinde açılmış olmakla alacağın zamanaşımına uğramamış olduğunu, Temlik eden şirket ile müşterisi ... Oto Gıda İnş. Tur. Nakl. Taah. Dış. Tic. A.Ş. ve müşterek borçlu müteselsil kefiller ... Konservecilik Gıda San A.Ş. ve Onşar Motorlu Araçları San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan finansal kiralama sözleşmesine ek olarak dokuz adet senede ilişkin temlik alan müvekkili şirket tarafından İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esasına kayıtlı dosyası ile borçlular aleyhine fazlaya ilişkin icra takibi başlatıldığını, davalı Tasfiye Halinde ... Konservecilik Gıda San A.Ş. adına Tasfiye Memuru ...'nın kendisine tebliğ edilen ödeme emrine itiraz etmesi neticesinde davaya konu icra takibi durdurulduğunu, dava dışı temlik eden şirkete verilen senetler ile borçlular temel borç ilişkisinden soyut ve bağımsız bir kambiyo taahhüdü altına girdiklerini, dolayısıyla kayıtsız ve şartsız ödeme taahhüdünde bulunduklarını, dava dışı temlik eden şirkete verilen senetler, ifa yerine değil borçların ödenmesi yani ifası uğrunda verildiğini, bu nedenlerle finansal kiralama sözleşmesine ek olarak ifa uğruna verilen senetlere ilişkin müvekkili şirketin alacağı şüpheye yer vermeyecek şekilde ortada olduğunu, davalı Tasfiye Halinde ... Konservecilik Gıda San A.Ş. adına Tasfiye Memuru ...'nın yaptığı itirazların reddinin gerektiğini belirterek, itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece bu dava dosyası için şirketin ihyası davası açmak üzere davacıya süre verilmiş ve açılan dava sonucunda davalı şirketin ihyasına ve ek tasfiye memuru olarak Rahime Bahadır'ın atanmasına karar verilmiştir.Davalı şirket tasfiye memuru Rahime Bahadır vekili Mahkemeye verdiği cevap dilekçesi ile; müvekkili davalı şirket aleyhine İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takip dosyası ile icra takibine başlanıldığını, söz konusu icra takibinde taraflarınca borca, yetkiye ve imzaya itiraz edildiğini ve icra takibi durdurulduğunu, bu kez müvekkili aleyhine iş bu itirazın iptali davası ikame olunduğunu, açılan itirazın iptali davası yasal dayanaktan yoksun olduğunu ve reddinin gerektiğini, Müvekkili davacı şirkete borçlu olmadığını, davacı davasını kanunun öngördüğü süre içinde açmadığını ve davanın reddinin gerektiğini, takibe konu bonoların zamanaşımına uğradığını, bonoların yasa hükmü gereğince vade tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımına tabi olmasına rağmen bu süre içinde takibe konulmadığından zamanaşımına uğradığını, takibe konu olan bonolardaki imzaların müvekkili şirketin yetkili temsilcisine ait olmadığını, takibe konu bonoların tanzim tarihlerinde müvekkili şirketin yetkili temsilcisinin ... olup söz konusu imzaların ...'a ait olmadığını, bu bonolardan ve kefillikten müvekkili şirketin haberi olmadığını, davacının sözünü ettiği cari hesaptaki ödemenin bu bonolara mahsuben yapıldığına dair herhangi bir belgenin olmadığını, kaldı ki kısmi ödeme var ise hangi bono için kısmi ödeme yapıldıysa o bonodan doğan alacak hakkında zamanaşımının kesildiğini, tüm bonolar hakkında zamanaşımını kesen bir kısmi ödemeden söz edilemeyeceğini, takibe konu senetlerin vade tarihleri 2007 olup genel zamanaşımı süresinin geçtiğini, bonoların vade tarihleri 2007 olup üzerinden 17 yıl geçtiğini, davaya konu icra takibindeki kambiyo vasfını yitirmiş bonolardaki vade tarihleri 2007 ve 2008 olup hem 3 yıllık ve hemde 5 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, davacının cari hesap ekstresinde bahsettiği tahsilatın icra takibi bonolar ile ilgisinin olmadığını, kaldı ki tahsilat müvekkili şirketten yapılmadığını, müvekkili şirketin bonolardan haberi olmadığını belirterek davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Dava dilekçesinde davaya konu icra takibinin dayanağı senetlerin tanzim ve vade tarihlerinden sonra 05.05.2010 tarihinde tahsilat sağlandığını, buna göre genel alacak zamanaşımı olan 10 yıllık sürenin senetlerin vade tarihinde değil, 05.05.2010 tarihinde başladığının kabulünün gerektiğini ve zamanaşımı süresinin geçmediği ileri sürüldüğünden Mahkememizin 13.03.2025 tarihli celsesinde takip konusu hangi bonoya ilişkin hangi tarihte ne kadar ödeme yapıldığının bildirilmesi ve buna ilişkin belgeleri sunması için davacı vekiline 2 haftalık süre verilmiş, davacı vekili Mahkememize sunduğu 18.04.2025 tarihli dilekçesiyle takip konusu bonolara ilişkin temlik öncesi ve temlik sonrası yapılmış her hangi bir ödeme bulunmadığını belirtmiştir. Takip konusu bonoların vadelerinin 2007 ve 2008 yılları olduğu, vade tarihlerinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra icra takibinin 15.06.2020 tarihinde başlatıldığı, davacı vekili Mahkememize sunduğu beyan dilekçesinde takip konusu bonolara ilişkin temlik öncesi ve temlik sonrası yapılmış her hangi bir ödeme bulunmadığını bildirdiği buna göre zamanaşımını kesen bir hususta bulunmadığı, buna göre vade tarihlerinden icra takibinin yapıldığı tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği anlaşıldığından davalının zamanaşımı itirazlarının yerinde olduğu anlaşılmakla, Zamanaşımı nedeniyle davanın reddine, Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Hâkimin, belirsiz ve çelişkili vakıaları aydınlatma ödevi bulunduğunu, bir vakıa ileri sürülmekle birlikte, belirsizse veya vakıalar arasında çelişki mevcutsa bunu gidermek durumunda olduğunu, iygiyi Yargıtay kararlarında da bu hususun benimsendiğini, (Yargıtay 11. HD 22.10.1964 E. 2929 K. 3285; HGK., E. 2019/571 K. 2020/23 T. 16.1.2020;YARGITAY İÇTİHADI BİRLEŞTİRME GENEL KURULU E. 2015/2 K. 2017/1 T. 03.03.2017), Dava dilekçesinde açıkça temlik eden şirket tarafından dava dışı asıl borçlu şirketten temlik eden şirket tarafından davaya konu icra takibinin dayanağı senetlerin tanzim ve vade tarihlerinden sonra 05.05.2010 tarihinde tahsilat sağlanmış olduğu belirtilmiş olmasına rağmen Mahkemece bu hususla çelişen beyana dayanarak hüküm verilmiş olmasının HMK m. 31 hükmüne aykırı olduğunu,-Davaya konu senetler zamanaşımına uğramadığını, 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1. Maddesine göre pandemi nedeniyle sürelerin durduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun "Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse" hükmünü havi 154. maddesinin 1. fıkrasına göre borçlu tarafından kısmen ifada bulunulmuş olmasının zamanaşımını kestiğini, kesilen zamanaşımının kesilme tarihinden itibaren baştan işlemeye başladığını, buna göre ekte cari hesap ekstresinin 16. sayfasında görüleceği üzere temlik eden şirket tarafından dava dışı asıl borçlu şirketten temlik eden şirket tarafından davaya konu icra takibinin dayanağı senetlerin tanzim ve vade tarihlerinden sonra 05.05.2010 tarihinde 9.256,88-TL tahsilat sağlandığını, buna göre genel alacak zamanaşımı olan 10 yıllık sürenin senetlerin vade tarihinde değil, 05.05.2010 tarihinde başladığının kabulü gerektiğini, buna göre alacağın zamanaşımına uğradığı tarih 05.05.2020 olacağını, ancak anılan tarihte Koronavirüs tedbirleri kapsamında yargılamalarla ilgili süreler, Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 15 Haziran 2020’ye kadar ertelenmiş durumda olduğunu, erteleme kararının dava açma, başvuru, şikayet, itiraz ve ihtar gibi süreler, hak düşürücü süreler ve bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreleri kapsadığını ve "Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" Cumhurbaşkanı Kararı, 30 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini, aynı karara göre bitimine 15 gün ve daha az olan süreler de 16 Haziran’dan başlamak üzere 15 gün uzadığını, anlatılanlara göre İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına konu senetlerin zamanaşımına uğradığı tarih 30.06.2020 olduğunu, ancak taraflarınca söz konusu takibin açıldığı tarih daha önce, 18.06.2020 tarihinde açılmış olmakla alacağın zamanaşımına uğramamış olduğunu bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davacının istinaf dilekçesinde . HMK m.31’e dayalı itirazının yersiz olduğunu, Davacı, kendi beyanıyla “ödeme yok” dediğini, uyuşmazlığın maddi vakıaları (senet vadeleri 2007–2008 ve ödemesizlik) açık ve belirgin olduğunu, bu durumda hâkimin “açıklatma yaptırma” ödevi (HMK m.31) devreye sokulacak bir belirsizlik bulunmadığından uygulanamayacağını, Davacının mahkeme içi ikrarı ile bağlayıcı olduğunu, “05.05.2010 Tahsilatı” iddiasının yeni ve ilgisiz delil olduğunu, HMK m.342, 355 ve 357 uyarınca taraf, kendi kusuru olmaksızın ilk derece aşamasında sunamadığını açıklayıp belgelendirmedikçe istinafta yeni delil ileri süremeyeceğini, Davacı, “cari hesap ekstresi”nden söz etse de bunu ilk derece dosyasına sunmadığını, “cari hesap ekstresi” ibaresinin, takibe konu bonolar ile aynı borç için ve aynı taraflar arasında yapılmış, numarası/tarihi belli bir kısmi ifayı göstermediği sürece TBK m.154 anlamında zamanaşımını kesmeyeceğini, senet numarası, borç ilişkisi ve tahsilatın aidiyeti ortaya konulmamış; aksine, davacı vekili ilk derece aşamasında “ödeme yok” dediğini, senet vadeleri (2007–2008) olup, İlk derece mahkemesi, takibe konu bonoların vadelerinin 2007–2008 olduğunu ve arada kesilme olmadığını tespit ettiğini, buna göre TBK m.146’daki 10 yıllık genel zamanaşımı 2017–2018 yıllarında dolduğunu, 18.06.2020 tarihinde başlatılan takibin zaman aşımına uğradığını, zamanaşımı 2017–2018 yıllarında dolduğundan; 7226 sayılı Kanun’la getirilen durma (13.03.2020–15.06.2020) zaten bitmiş bir sürenin dirilmesine yol açmayacağını, Davacının COVID hesapları, yanlış başlangıç (2010) varsayımına dayandığından temelsiz olduğunu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava; İİK.nın 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır.İstanbul 5. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı ve dava dışı şirket ve kişi aleyhine toplam 9 adet bonoya istinaden 260.356 Euro asıl alacak, 203.710,60 Euro takip öncesi faiz, 781,08 Euro komisyon olmak üzere toplam 464.847,73 Euro alacak için ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı tarafından süresinde itiraz edilmesi neticesinde takibin durduğu ve bu davanın süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. İcra takibine konu bonoların incelenmesinde; bonoların düzenleyenin dava dışı ... OTO Gıda İnş.Tur.Nakl.Taah.Dış.Tic.A.Ş. olduğu, davalı şirketin diğer şirket ve kişinin müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, tüm bonoların düzenleme tarihlerinin 02.04.2007 olduğu ve tümünün bedelinin 28.963 Euro olduğu, vade tarihlerinin; 15.06.2007, 15.07,2007, 15.08.2007, 15.09.2007, 15.10.2007, 15.11.2007, 15.12.2007, 15.01.2008 ve 15.02.2008 olduğu anlaşılmıştır.Bu açıklamalar ışığında somut olayın değerlendirilmesinde; takip konusu bonoların vadelerinin 15.06.2007-15.02.2008 yılları arasında olduğu, vade tarihlerinden itibaren 10 yıllık zamanaşımının en son 15.02.2018 tarihinde dolduğu gerekçesi ile karar verilmiş ise de, davalının dava konusu senetlerde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak yer aldığı, bu durumda kefil ve aval verenlerin sorumluluğuna bakılarak değerlendirme yapılması gerektiği, davalının kefil olduğu bonolar 3 yıllık zamanaşımı dolunca kambiyo vasfını kaybetmiş olacağından, avalistin ve kefillerin sorumluluğunun da sona erdiğinin kabul edilerek, davacının da kefil ve avaliste karşı temel ilişkiye dayalı talepte bulunulmasının mümkün olmadığı bu nedende davacının 05.05.2010 tarihinde 9.256,88-TL tahsilat sağlanmasına ilişkin kayıtlar ve temel alacağa yönelik sunduğu istinaf istemlerinin de incelenmesinin gerekmediği (Yargıtay 19. HD 2018/3711E. 2020/839 K. ) gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın temel alacağa dayalı olarak zamanaşamının dolduğu gerekçesi ile reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Mahkemece dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde varılan sonucun ve kurulan hükümlerin hukuka uygun olduğu ancak karar gerekçesinin düzeltilmiş olması nedeniyle, Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ileHMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden düzeltilmiş gerekçe ile yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜ ile,2- İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19/06/2025 tarih, 2022/876 E., 2025/391 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, bu kapsamda düzeltilmiş gerekçe ile;3- Davanın REDDİNE,-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 61.427,63 TL harçtan mahsubu ile geriye kalan 60.812,23 TL.nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,4/b-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13.maddesi ve Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi gereğince Adalet Bakanlığı Bütçesinden Arabulucuya ödenen 1.560 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiliyle hazineye irat kaydına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 509.608,92 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-İstinaf yargılaması için davacı tarafından yapılan 1.683,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 330,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.013,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025