İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2017 yılında, kültür sanat faaliyetleri yürütmek üzere kurulduğunu, davalının kuruluş tarihinden itibaren ilişiğinin yönetim kurulu kararıyla kesildiği 02/09/2019 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduğunu, ilişik kesiminden sonra, davacının hak sahibi olduğu “...” i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO:2024/197 KARAR NO:2026/558 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ:14/11/2023 NUMARASI:2021/44 E. - 2023/79 K. DAVANIN KONUSU: ... (... Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 2017 yılında, kültür sanat faaliyetleri yürütmek üzere kurulduğunu, davalının kuruluş tarihinden itibaren ilişiğinin yönetim kurulu kararıyla kesildiği 02/09/2019 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olduğunu, ilişik kesiminden sonra, davacının hak sahibi olduğu “...” ibaresinin davalı yanca haksız şekilde Türk Patent ve... Kurumu (TPMK) nezdinde... tesciline konu edilerek 07/09/2020 tarihinde ... numara ile 09, 16, 25, 35, 38, 41 ve 42. sınıflarda namına... tescilini gerçekleştirdiğini, akabinde, 25/12/2020 tarihinde davalının, ... yevmiye numaralı ihtarname ile...'nın davacı yanca kullanımın derhal durdurulmasını talep ettiğini ve davacının bu suretle tescilden haberdar olduğunu, davacının anılan ihtarnameye, 19/01/2021 tarih ve ... yevmiye numara ile Edirne ... Noterliği aracılığı ile yanıt vermek suretiyle, davalı ihtarına uymayacağını bildirdiğini, ...'nın ilk olarak 2015 yılında, davacı bünyesindeki “... ...” tarafından kullanılıp 2017 yılında davacı tüzel kişiliğinin kurulması ile bu tarihten sonra tarafınca kullanımına devam ettiğini, bu nedenle...'nın gerçek, üstün ve önceli hak sahibinin davacı olduğunu beyan ve iddia ederek...'nın sicilden terkine ve hükümsüzlüğüne, ihtiyati tedbire kararı verilmesi talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 27/06/2022...'nın hak sahibi olup tarafınca yaratılan ve hayata geçirilen; sanat üretme ve sanatçıların atölye, galeri aynı zamanda bir araya gelme alanı gibi ihtiyaçlarına yönelik bir mekanın olması, sanatçıların üretim yapabilmesi için teknik ekipmanların ve imkanların sağlanmasına dönük proje ve faaliyetler kapsamında kullanıldığını, TPMK nezdindeki tescil başvurusu esnasında 12/02/2020 tarihinde 342 sayılı bültende yayımlanmış olmasına rağmen davacının itiraz etmediğini, bu suretle, tescil ile 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nunda (“SMK”) öngörülen... korumasından da faydalandığını, ...'yı 2013 yılından önce kendi iradesi ve emeği ile oluşturduğunu, 2015 tarihinden sonra aynı amaç için çalışan kişiler ile birlikte "... ..."ni kurarak...'nın amaçları doğrultusunda işbu kolektifte kullanılmasına izin verdiğini, ...'nın kullanılmasına verdiği iznin, hayat görüşü gereği, kolektif bilinçle hareket edilerek, bu şekille...'nın daha da ileriye taşınacağına olan inancından kaynaklandığını, ...'nın kendi ile özdeşleşip bilinen hale geldiğini, "... ..."nin kurulduğu yıl düzenlenen “...” projesinde kendisinin, hem ilgili kişi hem sanatçı hem proje sorumlusu hem organizatör hem de küratör olarak görev aldığını, arama motorlarına, “..." yazılması durumunda, 1. sırada yukarıda ifade edilen “... ..." tarafından düzenlenen “...” projesinin yer aldığını, “..." yazılması durumunda, 2. sırada çıkan sayfanın kendisine ait "... ..." adlı ... sayfası olduğunu, böylelikle, görüleceği üzere arama motorlarının algoritmalarının dahi... ile kendisini özdeşleştirdiğini, 2017 yılı içerisinde ise... adıyla yapılmış tüm etkinliklerde davalının hem Proje yürütücülüğü görevini üstlenip hem de kurumlar ve kuruluşlar arası temsilcilikleri, görüşmeleri bizzat kendi adına yaptığını, davacı tüzel kişiliğinin, kendisi ve...'yı kullanan “... ...” tarafından 2017 yılında kurulduğunu, bu hususun, tarafınca 2018 yılında Norveç Büyükelçiliği'ne, ... binası, “...” ve tüm giderler için yazmış olduğu projede açıkça görüldüğünü, 2019 yılında “...” adlı sivil toplum kuruluşu ile imza edilen iki sözleşmede davacının, “... ...” olarak ifade edildiğini, aynı yıl, “...” adlı vakfa doğrudan... ile tarafınca proje yazıldığını, 2019 yılında da Norveç Büyükelçiliği'ne... ile projeler yazdığını, 2017 ve 2019 yılında... ile yapılmış tüm etkinliklerde sanatçı, küratör ve koordinatör olarak görev aldığını, böylelikle, "... ..." ve davacı yanca... kullanılırken dahi tüm işlerin ve işlemlerin davalı yan tarafından sürdürüldüğünü, ...'nın, davalının izni ve bilgisi dışında hiçbir zaman "... ..." ve davacı yanca kullanılmadığından bahisle gerçek, üstün ve öncelikli hak sahibinin davalı olduğunu beyan ve iddia ederek davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında dava konusu edilen markanın ... tescil numarası ile davalı adına 07/09/2020 tarihinde tescil edildiği, başvuru tarihinin 24/09/2019 olduğu, dava konusu markanın... olarak tescil edilmeden önce "... ..." adı ile tescilden önce davacı tarafça kullanıldığı, davalının da davacı dernek üyesi olduğu... tescil başvurusundan önce 02/09/2019 tarihinde dernek üyeliğinden ayrıldığı, her ne kadar davalı dava konusu edilen markanın kendi izni ve bilgisi ile davacı tarafça kullanıldığını savunmuş ise de; bu hususa ilişkin bir delilin dosyada bulunmadığı, ... tescilinden önceki kullanımların davacı dernek adına olduğu, SMK'nın 6. Maddesi gereğince... tescil başvurusunda önce markanın tescilsiz olarak kullanılması halinde, kullananın itirazı üzerine tescil başvurusunun reddedileceği, 25. Madde gereğince tesciline karar verilen bir... ile ilgili olarak 6. Maddede sayılan hallerden birinin varlığı halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilebileceğinin hüküm altına alındığı, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacı derneğin tescilden önce dava konusu edilen markayı kullandığı bu hali ile markanın SMK 6 ve 25 maddeleri gereğince hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, dosya kapsamında alınan raporun da bu kapsamda olduğu anlaşılmakla açılan davanın kabulüne" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -bilirkişilerin sadece davacı yanın beyan ve delillerini dikkate alarak tanzim ettikleri raporun dikkate alınamayacağını, müvekkilinin dernek üyeliğinden çıkarıldıktan sonra markayı tescil ettirmesinin kötü niyetli olduğunu göstermediğini,Müvekkilinin dernek üyeliğinden çıkarılması haksız bir durum olup, bu durumun ve müvekkilinin davacı tarafların müvekkile karşı gerçekleştirdiği baskı ve şiddetin sonucu, sanki müvekkili davacılara karşı haksız hareketlerde bulunmuş gibi bir çarpıtma yapılarak gerçekleştirilmiş olup, müvekkilinin yaşadığı baskı ve tehdide ilişkin her türlü delil ... ... hesabında mevcut olduğunu, ayrıca müvekkilinin can güvencesi nedeniyle Ankara 1. Aile mahkemesi 2020/5592D.İş Sayılı dosyası ile tedbir talep etmiş olduğunu, "... ..." ile "..." tarafından dava konusu... kullanılsa dahi ilgili işlemlerin tamamının müvekkili tarafından idame ettirildiğini, ... markasının müvekkili tarafından yaratılmış olup üstün hak sahibi olduğunu, ... haksız olarak çıkarıldıktan sonra kendi ile özleştirilmiş ve tanınmış markasını tescil ettirme zorunluluğu hasıl olduğunu, "..." markasını müvekkili yan yaratmış olup, müvekkilline aynı vizyon doğrultusunda çalışan ... ve ... ile birlikte "... ..."ni 2015 yılında kurduğunu, akabinde de birlikte "..."ni kurarak çalışmalarına devam ettiğini, söz konusu... müvekkilince yaratılmış olup, dilekçelerinde açıklandığı üzere, "..." markasının amaçları doğrultusunda işbu kollektifte kullanılmasına izin verdiğini, Müvekkil yanın, markanın kullanılmasına verdiği izin; hayat görüşü gereği, kolektif bilinçle hareket edilerek, bu şekilde markanın daha da ileriye taşınacağına olan inancından kaynaklandığını, -bilirkişilerin arama motoruna "..." yazılması durumunda çıkan sonucun, taraflarınca sunulan arama sonuçlarından farklı olduğunu belirttiklerini fakat raporda yer alan Şekil-1'de görüleceği üzere müvekkili yanın sahibi olduğu "... ..." adlı ... sayfası her iki aramada da üst sıralarda yer aldığını, raporda algoritmik yapı nedeniyle sıralama dinamiklerinin tümüyle değişmiş olabileceğine değinildiğini fakat arama motorlarında farklı zamanlara ait iki arama sonucunda da müvekkili adına üst sıralarda sonuçlar çıktığını, arama motorları algoritmalarının dahi "..." markası ile müvekkili yanın özdeşleştirildiğini gösterdiğini, sıralama dinamikleri değişse dahi müvekkilinin tanınmışlığı sekteye uğramamış hala üst sıralarda kendine yer bulmaya devam ettiğini, raporda müvekkiline ait olan "... ..." adlı ... hesabının yine müvekkile ait olan ... mail adresine kayıtlı olduğu tespit edilerek, bahse konu ... hesabının müvekkiline ait olduğu bilirkişi tarafından kanıtlandığını, sayfanın müvekkili yanın mail adresi ile kayıt olduğunun sayın bilirkişilerce işbu rapor ile sübuta erdiğini, söz konusu ... sayfasının davacı derneğe değil müvekkili yana ait olduğunun kanıtlandığını,Davacı derneğin, müvekkili yanın ... hesaplarını çaldığını iddia etmesinin, müvekkili kötü niyetli gösterebilmek adına hareket ettiklerini gösteren örneklerden sadece bir tanesi olduğunu sadece dernek üyeliğinden çıkarıldıktan sonra markayı tescil ettirdiği gerekçesi ile müvekkilinin kötü niyetli olduğu kanaatine varılan bilirkişi raporunun soyut ve denetime elverişli olmadığının kabulü gerektiğinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; İstinaf başvurusunun şeklen yapılmış olduğunu, Müvekkili ... 2017 yılında, kültür sanat dinamiklerine ve gereksinimlerine ev sahipliği yapmak; kültür sanat faaliyetleri planlamak, projelendirmek, düzenlemek ve uygulamak amacıyla kurulduğunu, Davalı ... ise 2017 yılından ... ile 02.09.2019 yılında ilişiği kesilene değin ... eski yönetim kurulu üyesi olduğunu, işbu davaya konu "..." adlı markanın ilk olarak 2015 yılında halihazırda ... çatısı altında bulunan ... ... tarafından kullanıldığını, 2017 yılından itibaren ... bir üyesi olan Davalı,Yönetim Kurulu kararlarına aykırı hareket etmesi nedeniyle 02.09.2019 tarihinde Yönetim Kurulu kararı ile yönetim kurulundan ve dernek üyeliğinden çıkarılması akabinde 24.09.2019 tarihinde ... gerçek,üstün ve öncelikli hak sahibi olduğu "..." adlı markasının kendi adına kötü niyetli olarak tescili için başvuruda bulunduğunu, Davalı yanın, ... ile ilişiğinin kesilmesi akabinde ...'e, kurucularına ve üyelerine zarar vermek amacıyla birçok eylemde bulunduğunu, Davalının, sözde "... ..." isimli ... sayfasının kendisinin olduğunu ileri sürmüşse de işbu iddia da asılsız olup bahse konu ... sayfasının da gerçek sahibi ... olduğunu, bahse konu ... sayfasının Davalı yanın mail adresine kayıtlı olması da ne markanın ne ... sayfasının Davalı yana ait olduğunu göstermemekte olup bahse konu ... sayfası ... kurucuları tarafından kurulmuş olup Davalı yanın 2019 yılında ... ile ilişiği kesilene değin ... kurucuları ve üyeleri tarafından yönetildiğini davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davalı adına ... tescil numaralı "..." markanın tescil edildiği ... ve 42. Sınıflar yönünden kötü niyetli tescil nedeniyle hükümsüzlüğü ile sicilden terkini talebine ilişkindir.Bilirkişi raporunda;"dava konusu olayda “...' markasının 24.09.2019 başvuru tarihli ve ... tescil numaralı başvuru ile davalı adına tescilli olduğu, ancak aynı markanın “...” adıyla... başvuru tarihinden önce davacı dernek tarafından kullanıldığı, daha sonra davacı derneğin kurularak bu markayı kullanmaya devam ettiği, davalı tarafın da bu ibarenin davacı dernek tarafından kullanıldığını kabul ettiği, ancak markanın kendi izniyle kullanıldığını iddia ettiği, davalının 02.09.2019 tarihinde davacı dernek üyeliğinden çıkarıldığı, davalının bu tarihten sonra 24.09.2019 tarihinde... başvurusunda bulunduğu, davalı tarafın davacı dernek kullanımında olan ibareyi dernek üyeliğinden çıkarılması sonrası tescil ettirdiğinin anlaşıldığı, bu nedenle davalı tarafın tescilde kötüniyetli olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı, Davalı adına tescilli ... tescil numaralı markanın SMK 6/9 ve 25/1 maddesi gereğince tescilli olduğu sınıflarda hükümsüzlük ve sicilden terkin koşullarının oluştuğu" kanaatini bildirmiştir.Davacı taraf dava konusu edilen... üzerinde gerçek, üstün ve öncelikli hak sahibi olduğunu, davalının... tescilini kötü niyetli yaptığını, davalının dernek üyesi iken dernekten ayrıldıktan sonra 1 ay içinde kendi adına... tescili yaptığını belirterek davanın kabulünün istendiği, Davacı tarafça kullanımdan kaynaklanan önceye dayalı hak sahipliğine ve kötü niyetli tescile dayanılmış olup, Türk... Hukukunda “...” de benimsendiği, buna göre, bir markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişi, ... üzerinde gerçek hak sahibi olup, dava konusu olayda, ... 2017 yılında kurulduğu, Davalı ...'ın ise 2017 yılında Derneğin eski yönetim kurulu üyesi olduğu, davalı tarafça ilk olarak markanın kendisi tarafından bulunduğu ileri sürülmüş ve ... hesabı delil olarak sunulmuş ise de, bilirkişi raporunda yapılan incelemede, “...” internet erişim adresli, “...” adlı ... nezdindeki “... " hesabınının davacı tüzel kişiliğinin beyan edilen 2017 tarihli kuruluşundan sonra, 10/10/2018 tarihinde oluşturulduğu, bu kayda göre davalının markayı ilk ihdas eden olduğunun kanıtlanamadığı, kötüniyetli tescil iddiasına ilişkin değerlendirmelere gelince; tarafların ortak oldukları dönemde dava konusu markayı kullandıkları, davalının, davacı dernekte yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığı dönemde, ortak olduğu dernekte kullandıklarını bildiği markayı kendi adına tescil ettirmesinin TMK'nın 2.maddesi uyarınca dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, bu nedenle kötüniyetli tescile dayalı olarak... hükümsüzlüğüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 14/11/2023 tarih ve 2021/44 E., 2023/79 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026