İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Uluslararası Taşımacılık Limited Şirketi'nin uluslararası alanda hava taşımacılığı, uluslararası karayolu taşımacılığı, ulusal dağıtım ve deniz taşımacılığı alanlarında yüzlerce şirkete hizmet vererek faaliyet gösteren saygın bir şirket …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO : 2023/827 KARAR NO : 2025/1398 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ: 15/03/2023 NUMARASI : 2022/186 E. - 2023/77 K. DAVANIN KONUSU: Markanın Hükümsüzlüğü İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... Uluslararası Taşımacılık Limited Şirketi'nin uluslararası alanda hava taşımacılığı, uluslararası karayolu taşımacılığı, ulusal dağıtım ve deniz taşımacılığı alanlarında yüzlerce şirkete hizmet vererek faaliyet gösteren saygın bir şirket olduğunu, davalılardan...'ün %23 paya sahip ortaklardan biri olduğunu, davalı...'ün, müvekkili şirketin kurulduğu 2017 yılından 21/01/2021 tarihine kadar 3 yıl süreyle, şirkette tek ve tam yetkili müdür olarak görev yaptığını, müvekkili şirketin diğer ortağının ise, Hong Kong'da mukim ... ... Logistics (HK) Limited isimli şirket olduğunu, davalı ...'in ise, müvekkili şirketin eski mali işler müdürü olduğunu, müvekkili şirketin kurulduğu andan itibaren tüm ticari faaliyetlerinde, basılı evraklarında, faturalarında, internet sayfalarında, afişlerde, reklamlarda, özel ve kamu kurumlarıyla yazışmalarda "..." markasını kullandığını, bir başka ifadeyle ... markasının gerçekte müvekkili şirketin mülkiyeti ve kullanımında olacak şekilde kurgulandığını ve tasarlandığını, ancak her nasılsa kayden tescilliğinin kötüniyetli şekilde davalılar... ve ... adına yapıldığını, müvekkilinin gerçek ve fiili mülkiyetinde olan söz konusu markanın müvekkili şirkete devri için davalılara ihtar çekildiğini, ancak davalılara çekilen ihtara rağmen aradan geçen sürede markayı devir etmedikleri gibi, çekilen ihtara bir cevap da vermediklerini, davalıların davaya konu markanın kendi adlarına tescilini yaptığını, dürüstlük kuralına aykırı hareket ettiklerini, bu duruma müvekkilinin şirketin büyük ortağı olan GGL'in uzak ülkede kurulu olmasının yanı sıra şirketin tam ve tek yetkili müdürünün davalılardan...'ün olması, diğer davalı ...'in ise mali işlerde görev yapmasının da davalıların kötüniyetli hareket etmelerine bir kolaylık sağladığını, kötüniyet kavramının, dürüstlük kuralı ile yakın ilişki içerisinde olduğunu, dürüstlük kuralı uyarınca, bir kimseden davranışlarında dürüst ve makul olmasının bekleneceğini, davalıların markayı kendi üzerlerine kaydederken kötüniyetli ve hileli hareket ettiklerini, müvekkili şirketin iki ortağı arasında karşılıklı hukuk ve ceza davalarının bulunduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin bu tartışmalardan olumsuz etkilendiğini, açıklanan nedenlerle davalıların TPE nezdinde 39.sınıfta, 10/05/2019 tarihli, 2018/111103 nolu "..." markasının, kötüniyetle tescil sebebiyle hükümsüzlüğüne, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili...'ün, yirmi seneyi aşkın bir süredir uluslararası taşımacılık sektöründe çalıştığını, sektörde bir çok büyük şirkette, bir çok önemli pozisyonda üst düzey yöneticilik yaptığı için uluslarası taşımacılık sektöründe Türkiye'nin bilinen profesyonellerinden olduğunu, her iki müvekkilinin de davacı şirketin hissedarı olarak şirkette yer aldıklarını ve müvekkili...'ün halen davacı şirketin hissedarı olduğunu, davaya konu markanın tescil tarihinde ilgili şirket kayıtları ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanları ile sabit olduğu üzere şirketin hissedarlarının müvekkilleri olduğunu, hal böyle olunca müvekkillerinin marka tescil başvurusu yaparken kendi adlarına tescil yapmalarında abes bir durumun söz konusu olmadığını, zira müvekkillerinin marka tescilinde aykırı bir durumun söz konusu olmadığını, bu nedenle davacı şirketin kötüniyeti iddialarının nazara alınmaması gerektiğini, müvekkili...'ün davacı şirketin kurucu ortağı olduğundan ticaret unvanının belirlenmesinin de müvekkili tarafından yapıldığını ve ardından bu ticaret unvanının marka olarak tescil ettirilmek istendiğini, markanın tescil işleminin yapıldığı tarihte müvekkili ...'in şirketteki büyük hissedar olması nedeniyle markanın her iki müvekkili adına tescil edildiğini, markanın gerçek hak sahibinin müvekkili... olduğunu, doktrin ve Yargıtay görüşünün, bir markanın gerçek hak sahibinin o markayı bulan ve ilk defa kullanana ait olacağı yönünde olduğunu, davacı tarafın dilekçesinde, uzun yıllardır faaliyet gösterdiği alanda davacının "..." ibareli markayı yoğun bir şekilde kullandığını, sektörde markayı ayırt edici hale getirdiğini beyan ettiğini, ancak müvekkilinin davaya konu markanın yaratıcısı olduğunu, gerçek hak sahibi olduğunu, davacı şirketi kuran, şirket unvanını belirleyen, ardından işbu markayı fikri mülkiyet kapsamında koruma altına almak isteyen müvekkilleri iken davacının isteminin yersiz olduğunu, davacı tarafın, müvekkilleri adına tescilli markayı kullanabildiklerini, zira müvekkili...'ün şirketin hissedarı olduğunu, müvekkili tarafından müvekkilleri adına tescilli markanın kullanımına muvafakat edildiğini, ancak halihazırda müvekkillerinin davacıya muvafakat etmesinin işbu muvafakatin devam edeceği anlamına gelmediğini, bu hususta da müvekkillerinin davacı aleyhine her türlü maddi manevi tazminat davası açma hakkı saklı olduğunu, huzurdaki davada hükümsüzlük davasının hiçbir şartının mevcut olmadığını, açıklanan nedenlerle davacının şartları oluşmayan marka hükümsüzlük isteminin reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2022/186 esas, 2023/77 karar sayılı, 15/03/2023 tarihli kararı ile; "Davacının davasının KABULÜNE, davalı ait 2018/111103 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine" karar vermiştir. İSTİNAF: Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili... ile dava dışı ...'nun 2017 yılında İstanbul Büyükçekmece'de mukim davalı "... Uluslararası Taşımacılık Ltd.Şti."ni kurduklarını, şirketin kurulmasından sonra 2022 yılına kadar...'ün şirket müdürü olarak görev yaptığını, davaya konu 2018/111103 numaralı tescilli "..." ibareli markanın hukuken korunması için müvekkilleri tarafından TPMK'ya 06.12.2018 tarihinde marka tescil başvurusunda bulunulduğunu, marka tescil tarihinde ilgili şirket kayıtları ve TTSG ilanları ile de sabit olduğunu, şirketi temsile yetkili kişilerin müvekkilleri olduğunu, "..." ibaresi öncelikle ticaret unvanı olarak kullanılmaya başlandığını, ardından marka tescili yapıldığını, müvekkilinin... davacı şirketin kurucu ortağı olduğundan ticaret unvanının belirlenmesi de müvekkili tarafından yapıldığını ve ardından bu ticaret unvanı marka olarak tescil işleminin yapıldığı tarihte müvekkili ...'in şirketteki büyük hissedar olması nedeniyle marka her iki müvekkili adına tescil edildiğini, davaya konu marka, davacı şirketin ticaret unvanı müvekkili tarafından yaratıldığını, müvekkilin "..." esas unsurlu ticaret unvanıyla kurulduğu ve ardından aynı ibare ile tescil edildiğini, beyan ederek, mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının hükümsüzlük isteminin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAFA CEVAP: Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında devam eden davalar markanın gerçek sahibi ve şirkete zarar verdiğinin yerel mahkeme kararı usul ve yasaya uygun olduğunu beyan ederek, haksız ve dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun usul ve esastan reddine, karar verilesini talep etmiştir. GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; SMK'nın 6/9 maddesine dayalı olarak davalılar adına kayıtlı ...tescil numaralı markanın hükümsüzlüğü istemine yöneliktir. İlk derece mahkemesinin; davacı tüzel kişiliğin ticari unvanında ve fiili kullanımında hak sahibi olduğu ibareyi, söz konusu tüzel kişinin ticari temsilcisinin kendi nam ve hesabına tescilinin iyiniyetli olarak kabul edilemeyeceği, nitekim Avrupa Birliği Genel Mahkemesinin T-306/13 sayılı kararında, şirketin eski ortağı ve yöneticisi olan kişinin şirketin ticaret unvanını kendi adına marka olarak tescil ettirmesinin kötüniyetli olduğuna hükmettiği gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verdiği, davalılar vekili tarafından davalı müvekkillerinin davacı şirketin eski/ şirket yetkilisi ve ortakları olduklarından markanın gerçek sahibi olduklarından bahisle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. Markanın hükümsüzlüğü halleri SMK'nın 25/1. maddesinde düzenlenmiş olup SMK'nın 5. ve 6. maddelerinde sayılan hallerden birinin mevcut olması halinde Mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verileceği belirtilmiştir. Huzurdaki davada; kötüniyet iddiasına dayalı olarak SMK'nın 6/9 maddesi kapsamında davalılar adına tescilli markanın hükümsüzlüğü talep edilmiştir. İstikrar kazanan Yargıtay içtihatları kapsamında görüldüğü üzere; kötüniyetli marka başvurusu hak sahibi olmadığını bilmesine rağmen dürüstlük kuralına aykırı şekilde tescil için başvuruda bulunulması olarak tanımlanmaktadır. Bu kapsamda başvuru sahibinin markanın aynısının veya benzerinin bir başkası tarafından kullanıldığını bilmesi veya bilmesi gerekmesi hâli, kötüniyetin varlığında önem kazanmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 tarihli ve 2008/501 Esas, 2008/507 Karar ve 17.06.2021 tarihli ve 2017/11-25 Esas, 2021/778 Karar sayılı kararları) Kötüniyetli marka başvurusu hâli her somut olay kapsamında ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husus olup bu kapsamda marka hükümsüzlüğü davalarında kötüniyet iddiası yönünden TMK'nın 2. maddesi gereğince kötüniyetin korunması söz konusu olamayacağından her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak açıkça kötüniyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında; ticaret sicil kayıtları kapsamında, davacı limited şirketin 2017 yılındaki tescil ile tüzel kişilik kazandığı ve işbu tarihten 2022 yılına kadar davalı...'ün şirket müdürü olarak görev yaptığı görüldüğü gibi davalıların davacı şirketin eski yetkili/ ortak ve mali işlerde görevli olduklarının tarafların kabulünde olduğu anlaşılmıştır. Bu kapsamda her ne kadar 6102 sayılı TTK'nın 644/1-b. bendinde TTK'nın 395. maddesine atıf bulunmadığından, ortak olan limited şirket müdürlerinin şirketle işlem yapması açıkça yasaklanmamış ise de TTK'nın 626. maddesi uyarınca şirket müdürleri ve yöneticileri, şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğü altında bulunmaktadır. Nitekim TTK'nın 626. maddesi; '' (1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir. (3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir.'' şeklinde düzenlenmiş olup davalıların, davacı şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde gözetmekle yükümlü olmalarına karşın, davacı şirketteki konum ve görevleri gereği davaya konu markanın davacı şirket tarafından kullanıldığını bilmelerine rağmen davacı şirketin ticari unvanının çekirdek unsurunu oluşturan ve markasal kullanımına konu ettiği "..." ibaresini kendi adlarına aynı hizmet sınıflarında tescil ettirdikleri, bu yöndeki tutum ve davranışların şirkete karşı bağlılık ve özen yükümlülüğüne aykırılık oluşturduğu, bu itibarla davacı tüzel kişinin hak sahibi olduğu ibareyi kendi adlarına tescil ettirmekle davalıların tescil başvurusunda kötüniyetli olduklarının kabul edilmesinin gerektiği anlaşılmıştır. Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalıların marka tescilinin kötüniyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ilişkin verdiği kararın dosya kapsamına uygun olduğu, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinin 15/03/2023 tarih ve 2022/186 E. 2023/77 K. sayılı kararına karşı, davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL harcın davalılardan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 23/10/2025