T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1541 - 2025/1366 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1541 KARAR NO : 2025/1366 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 2025/1366 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece…
T.C. DİYARBAKIR BAM 6. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/1541 - 2025/1366 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1541 KARAR NO : 2025/1366 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN : MAHKEMESİ : DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARAR TARİHİ : 2025/1366 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/12/2025 Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; müvekkili şirket ile dava dışı ...... Bankası A.Ş. arasında imzalanan ....yevmiye numaralı "Devrolunan Tahsili Gecikmiş Alacaklar İçin Devir Beyanı" sözleşmesi ile borçlulara ait genel kredi sözleşmelerinden doğan, nakit alacakların tüm faiz ve sair fer'ileriyle ve teminatlarıyla beraber devir ve temlik edildiğini, temlik kapsamında davalıların borçlu olduğu Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/42252 E. sayılı dosyasının da temlik alındığını, icra takip dosyasından borçlulara yapılan tebligatın akabinde, davalı/borçluların vekilleri aracılığı ile 27/04/2022 tarihinde borca itiraz edilmiş olup, anılan itiraz neticesinde takibin durduğunu, daha sonra Diyarbakır Arabuluculuk Bürosu'na yapılan başvuru ile .......dosyasından arabuluculuk görüşmeleri yapılmış ise de anlaşma sağlanamadığını, davalı/borçlular ile dava dışı temlik eden ...... Bankası A.Ş. arasında genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, anılan sözleşme davalı .. ... Ltd. Şti.'nin borçlu ve diğer davalı .......'nın müşterek mütesesil kefil sıfatı ile imza altına alındığını, her iki davalı/borçlunun da genel kredi ve teminat sözleşmesi kapsamındaki borçlarını ödemediğini, buna istinaden borçluların hesabı kat edilerek ihtarname gönderildiğini, akabinde takip süreci ilerletildiğini ve bu kapsamda davalılarca borca itiraz gerçekleştirildiğini beyan ederek; Diyarbakır İcra Dairesi'nin 2022/42252 E. sayılı dosyasına borçlu davalıların yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamına ve davalılar aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; uyuşmazlığın çözümü için bilirkişi incelemesi ara kararı verildiği, bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verildiği, kesin süre ihtaratının kanuna ve yüksek mahkeme uygulamalarına uygun yapıldığ; davacı vekili tarafından, verilen kesin süre içerisinde bilirkişiye takdir olunan ücretin yatırılmadığı, bilirkişi ücretinin duruşma gününden bir gün önce mesai bitiminden sonra yatırıldığı, bu durumun celse talikine sebebiyet verdiği, bilirkişi delili dışındaki delillerle davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; somut uyuşmazlıkta taraflar arasındaki kredi ilişkisinden kaynaklanan alacağın varlığının tespitinin kredi sözleşmeleri ve sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamelerin tetkikinden anlaşıldığını, bu hususun da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan bir konu olduğunu, alacağın miktarının tespitinde bilirkişi incelemesine başvurulmasının teknik olarak kolaylık olarak nitelenmesinin dışında zorunlu bir husus olmadığını, hal böyle iken bilirkişi delili dışındaki delillerle davanın ispatlanamadığı değerlendirmesi ile davanın reddine karar verilmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte 6100 sayılı HMK'nın delil avanslarının belirlenen süre içerisinde yatırılmamış olmasının sonuçlarına açık bir biçimde yer verilmiş olup hiçbir aşamasında davanın reddi gibi ağır bir sonuç doğuracak düzenlemeye yer verilmediğini, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği gibi, hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkının da ihlali niteliği taşıdığını beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi gereğince banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. 2004 sayılı İİK m. 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. UYAP üzerinden erişilen Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2022/42252 E. sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden, dava dışı takip alacaklısı ...Bankası A.Ş. tarafından davalı/takip borçluları aleyhine 2.254.186,62 TL asıl alacak, 2.930,43 TL BSMV, 58.624,03 TL takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 2.315.741,08 TL para alacağı için 11/04/2022 tarihinde ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı/takip borçlusu Mehmet Arıkboğa'ya 27/04/2022 tarihinde tebliğ edildiği, diğer davalı .... Ltd. Şti.'ye çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, borçlular .... ve .......... Ltd. Şti. vekilinin 27/04/2022 tarihli borca itiraz dilekçesi ile her iki borçlu yönünden borca itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu, borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK m. 66 hükmü uyarınca durduğu, akabinde icra dosyasının davacı........ Yönetim A.Ş.'ye temlik edildiği, borca itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edildiğine dair bir belgeye rastlanmadığı anlaşılmıştır. 1-) Taraf Teşkili Yönünden Dairemizce 6100 sayılı HMK m. 355(1) hükmünün 2. Cümlesi Uyarınca Re'sen Yapılan İstinaf İncelemesinde: UYAP üzerinden yapılan incelemede, eldeki davada husumetin, davalı gerçek kişi yanında, Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün ......sicil numarasında kayıtlı ..... MERSİS numaralı ..... Tic. ve San. Ltd. Şti. aleyhine de yöneltilerek dava açıldığı anlaşılmaktadır. Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin "https://www.ticaretsicil.gov.tr" adresinde yer alan sicil kayıtlarına göre; ►Davalı ...... Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğünün .... sicil numarasında "...." adresinde kayıtlı iken, ..... Noterliğinin ..... sayılı işlemi ile tasdikli ..... sayılı genel kurul kararı ile merkez nakli yapılarak merkezini Adana Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasına kayden "......" adresine naklettiği, bu hususun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ..... sayılı nüshasının ......sayfasında tescil ve ilan edildiği, ►Daha sonra ....Noterliğinin ..... sayılı işlemi ile tasdikli ..... sayılı genel kurul kararı ile tasfiye sonu terkin kararı alındığı, buna göre şirketin 17/06/2022 tarihinde tescil edilen bu karar ile sicilden terkin edildiği, bu hususun Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinin ...... sayılı nüshasının ..... sayfasında tescil ve ilan edildiği, anlaşılmaktadır. Şu hale göre, davalı şirket 17/06/2022 tarihinde sicilden terkin edildiği halde, 30/12/2024 tarihinde açılan eldeki davada bu husus hiç araştırılmadan, hukuk âleminde var olmayan bir kişilik aleyhine yargılama icra edildiği, üstelik tüm tebligatların da usulsüz olarak şirketin nakilden önceki eski sicil adresi olan "....." adresinde Tebligat Kanunu m. 35 hükmüne göre yapılarak, yöntemince taraf teşkil sağlanmadan yargılamanın hitama erdirildiği görülmüştür. Bu durumda, davalı şirketin dava tarihinden önce ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşıldığından, anılan şirket bakımından davada temsil ve husumet sorununun bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir. Ön sorunun çözümü için öncelikle konu ile ilgili kavramların ve yasal mevzuatın irdelenmesi gerekmektedir. 6102 sayılı TTK'nın m. 643(1) hükmündeki atıfla limited şirketler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanunun ''Şirket unvanının sicilden silinmesi'' başlıklı 545. maddesine göre, tasfiyenin sona ermesi üzerine şirkete ait ticaret unvanının sicilden silinmesi tasfiye memurları tarafından sicil müdürlüğünden istenir. Bu istem üzerine silinme tescil ve ilan edilir. Yine 6102 sayılı TTK'nın ''Ek tasfiye'' başlıklı m. 547 hükmüne göre ise, tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden, bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar, şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme, bu istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. Buna göre ek tasfiye, şirketin tasfiyesinin tamamlanıp kapanarak şirketin ticaret sicilinden terkini sonrası başkaca tasfiye tedbirlerinin alınmasının zorunlu olduğunun anlaşılması hâlinde başvurulabilecek bir tedbirdir (Pulaşlı Hasan; Şirketler Hukuku Şerhi, Cilt II, Ankara 2011, s. 1814). Şirket ticaret sicilinden terkin edildikten sonra tasfiye işlemlerinin eksik yahut kanuna aykırı yapıldığının anlaşılması, tasfiye aşamasında değerlendirilmemiş şirkete ait mal varlığı değerlerinin bulunması, organlara karşı sorumluluk davası açılması, şirkete karşı açılmış dava veya icra takibinin bulunması gibi şirketin hukuken temsilinin gerektiği durumlarda ek tasfiyeye gidilebilmesi mümkündür. Ek tasfiye nedenleri Kanun’da da sınırlı sayıda belirlenmediğinden yukarıda belirtilenler yanında somut hakka dayanan tüm talepler, şirketin ek tasfiye sürecine girmesi bakımından geçerlidir (Erdoğan, Rumeysa: Anonim Şirketlerde Ek Tasfiye, Türkiye Adalet Akademisi Dergisi, Sayı 43, 2020, s. 115-144, s. 115,122). 6100 sayılı HMK'nın m. 114(1)-d hükmünde açıkça düzenlendiği üzere, dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Dava şartları davanın başlangıcından sonuna kadar bulunması gereken şartlarıdır. Eş deyişle dava açan ve davalı konumunda bulunan her gerçek ya da tüzel kişi bu davanın devamı ve hüküm kesinleşinceye kadar bu ehliyetini korumuş olmalıdır. 6102 sayılı TTK'nın 588. maddesine göre limited şirketlerin tüzel kişilik kazanmaları ticaret siciline tescil edilmiş olmaları şartına bağlıdır. Somut uyuşmazlıkta; yukarıda detaylı olarak anlatılan safahattan da açıkça anlaşılacağı üzere, davalı şirketin ticaret sicilinden terkin edildiği tespit edilmiştir. Limited şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet, tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmışsa, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile limited şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Öte yandan tüzel kişiliği sona eren davacı şirketin yeniden ihyası ile sicile kaydedilmesi hâlinde o tüzel kişi hakkında dava görülebilir. Bu durumda, İlk Derece Mahkemesince, davalı ..... Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin ihyası için davacı tarafa dava açmak üzere süre verilmesi, dava açıldıktan sonra, bu davanın sonucunun beklenilmesi, şirketin ihyasından sonra davaya dâhil edilmesi, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanmasından sonra davacının talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir. Usulüne uygun taraf teşkili sağlanmadan, infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmesi mümkün değildir. Usulüne uygun taraf teşkilinin sağlanmadığı eldeki dava dosyasında yukarıda açıklanan prosedürün yerine getirilmemesi davacı vekilinin temyiz incelenmesine usulen engel oluşturduğundan, öncelikle İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan yasal prosedür tamamlanmalıdır (Aynı yönde bkz. Yargıtay HGK'nın 14/05/2019 tarih ve 2018/17-25 E., 2019/559 K. sayılı kararı). 2-) Davacı Tarafın İstinaf İtirazlarının Değerlendirilmesine Gelince: İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafça bilirkişi ücretinin yatırılması hususunda verilen kesin süreye riayet edilmediği, diğer delillerle de davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir. 6100 sayılı HMK’nun "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinin birinci fıkrasında; "Taraflardan herbiri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler" hükmü düzenlendikten sonra, aynı maddenin ikinci fıkrasında; tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemelerinin hukuki sonucu olarak delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür. Delil avansına yönelik ara kararında mahkemece, hangi delil için ne miktarda avans yatırılacağı açıkça belirtilmeli ve avansın kesin süre içinde yatırılmaması halinde bu delilin ikamesinden vazgeçildiğinin kabulü ile dosya kapsamındaki delillere göre karar verileceğinin ihtar edilmesi gerekir. Yine, Yargıtay HGK'nun 2013/10-1489 E. 2014/428 K. sayılı kararında ''Davaların uzaması veya uzatılmasını engellemek amacıyla, işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163. maddesiyle getirilen kesin mehil kuralı, Kanunun amacına uygun kullanılmalı, başka bir anlatımla davanın reddi için araç görülmemelidir. Kesin mehile ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlamayı önleyecek şekilde açık ve eksiksiz olmalı, yapılacak işlerin neler olduğu tek tek gösterilmeli, ara karar gereğinin yerine getirilmesi için davacı tarafından yatırılması gereken masraf tutarının ayrıntılı olarak saptanması ve paranın nereye yatırılacağı ile bunun için verilen sürenin kesin süre olduğunun özellikle yazılması gerekir.'' denilmektedir. İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin hazır bulunduğu 08/05/2025 tarihli ön inceleme duruşmasının (2) nolu ara kararında "Dosyanın resen seçilecek bankacı bilirkişiye tevdii ile; davacı bankaya ait banka kayıtlarının ilgili bankanın herhangi bir şubesinde yerinde incelenerek; davacı bankanın, davalılardan alacaklı olup olmadığının varsa miktarının ve davalıların sorumlu olduğu tutarların belirlenmesinin istenilmesine, davalı kefil yönünden İİK 68/b. uygulanamayacağının raporda dikkate alınmasına, bilirkişi için 5.000,00 TL ücret takdirine, bilirkişi ücretini karşılaması için davacıya 2 hafta kesin mehil verilmesine, kesin mehile rağmen bilirkişi gideri yatırılmadığı taktirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılarak dosyanın mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin davacı tarafa ihtarına (ihtarat yapıldı)" şeklinde ara kararı oluşturulmuş ve yüze karşı ihtarat yapılmıştır. Ancak, İlk Derece Mahkemesince davacıya kesin süre verilen 08/05/2025 tarihli duruşma zaptında, delil avansının nereye yatırılacağına ilişkin bir açıklamada bulunulmadığı görülmektedir. Bu durumda, kesin sürenin hukuki sonuçlarını doğurur mahiyette usulüne uygun olarak verilmiş bir süreden bahsedilemeyecektir (Yargıtay 12. HD’nin 13/02/2023 tarih, 2022/13011 E., 2023/790 K. sayılı; 10/11/2022 tarih, 2022/5111 E., 2022/11889 K. sayılı vb. kararları). Kaldı ki, yukarıda (1) numaralı bentte açıklandığı üzere, bilirkişi incelemesine karar verilen 08/05/2025 tarihli celse itibarıyla, Tasfiye Halinde ...Ürünleri İnşaat Gıda Turizm Kuyumculuk Tic. ve San. Ltd. Şti. yönünden taraf teşkilinin sağlanmadığı anlaşılmaktadır. Dosyada taraf teşkili sağlanıp usulüne uygun olarak dilekçelerin teatisi işlemleri yapılmadan tahkikat aşamasına geçilmesi mümkün olmadığı gibi, bu husus davada usulüne uygun olarak yer almayan davalı şirketin Anayasanın 36. maddesi ile güvence altına alınan savunma hakkı ile 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğindedir. O hâlde İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş; davalı ....... Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin ihyasına ilişkin usuli işlemler yapılarak adı geçen davalı şirketin davada usulüne uygun olarak yer almasının sağlanması, varsa bu davalının savunma ve delillerinin toplanması, bundan sonra dosyanın bilirkişi incelemesine hazır hale geldiğinde bilirkişi incelemesine başvurulacak ise inceleme yaptırılmasında kullanılacak masrafın yatırılacağı yer belirtilerek usulüne uygun ihtar ile delil avansının yatırılması için davacı vekiline yöntemine uygun kesin süre verilmesi, bunlardan sonra hâsıl olacak sonuç dairesinde hüküm kurulmasından ibarettir. Yukarıda anılan gerekçelerle; 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi gereğince, taraf teşkilinin sağlanmamış ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-4-6 ve 355 hükümleri uyarınca davacı tarafın istinafına atfen ve Dairemizce kamu düzeni ilkesi gözetilerek re’sen kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-) Davacı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının davacı tarafın istinafına atfen ve Dairemizce kamu düzeni ilkesi gözetilerek re’sen 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-a-4-6 ve 355. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, 2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davacıya İADESİNE, 4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE, 6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.04/12/2025 Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.