İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin hurdacılık işi ile uğraşması sebebiyle dava konusu senetin tanzim tarihinden önce hırdavat satın aldığını, bu satın aldıkları hırdavat karşılığında ise davaya konu 180.000,00TL değerinde senet imzalandığını, davalı yan tarafından sa…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2023/1733 KARAR NO : 2026/65 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 18/07/2023 NUMARASI : 2023/79 E. - 2023/668 K. DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/01/2026 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA DİLEKÇESİ: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin hurdacılık işi ile uğraşması sebebiyle dava konusu senetin tanzim tarihinden önce hırdavat satın aldığını, bu satın aldıkları hırdavat karşılığında ise davaya konu 180.000,00TL değerinde senet imzalandığını, davalı yan tarafından satın alınan hırdavat karşılığında ise fatura keseceğini söylediği fakat fatura kesilmediğini, istenmesi üzerine şirketin kapattığını başka bir şirket üzerinde fatura keseceğini söyleyerek müvekkillerini oyaladığını, müvekkili tarafından 18/07/2022 vade tarihli senet borcuna karşılık 06/06/2022 tarihinde ... Bankası aracılığıyla davalı ...'in 20.000,00TL ödeme yaptığını, müvekkili ...; ... isimli şahsa aracın satışını gerçekleştirdiğini, bu satış neticesinde müvekkilinin aracını sattığı ... isimli şahıs araç bedeli karşılığında araç satış sözleşmesiyle aynı gün olan 06/06/2022 tarihinde davalı ...'in hesabına 210.000,00 TL ödeme gerçekleştirdiğini, araç satışı sözleşmesinde davalı ...'in tanık olduğunu, yani aracın; davalıya olan borç için satıldığını ve paranın kendisine gönderileceğini bildiğini, ancak buna rağmen davalının bu para bana hayır için geldi, aracı alan ... bana bağış yaptı dediğini, müvekkillerinin ...'ın soy adı benzerliğinden başka bir yakınlığı olmadığını, müvekkilinin senet borcunu ödemesine ve ödemenin gerçekleşmiş olmasına rağmen davalının senedi teslim etmediğini ve müvekkilini oyalayarak vade tarihi itibariyle icra takibi başlattığını, müvekkilleri aleyhine başlatılan icra takibindeki borçlu olmadıklarına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP DİLEKÇESİ: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 17.05.2022 tarihinde imzalanan bono ile davacı taraf müvekkil ...’e 18.07.2022 tarihinde 180.000,00 TL ödeme taahhüdünde bulunduğunu, bonoda belirtilen borcun 18.07.2022 ödeme tarihinde ödenmediğini, bunun üzerine 19.07.2022 tarihinde İstanbul Anadolu 9. İcra Md.lüğü ... Esas sayılı dosyada icra takibi başlatıldığını, iki ayrı dava nedeniyle öncelikle derdestlik itirazında bulunduklarını, davacı tarafın dava dilekçesinde bononun düzenlenmesine, imzaya, yetkiye, bonoda yer alan borç miktarına yönelik herhangi bir itirazda bulunmadığını, bono bedeline yönelik iki farklı ödeme işleminden bahsederek bono bedeline mahsuben 230.000 TL ödendiğini iddia etmiş ise de bu iddiasının tümden gerçek dışı olduğunu, bu nedenle davanın reddine, davacı taraftan %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesi 2023/79 esas, 2023/668 karar sayılı, 18/07/2023 tarihli kararı ile; "HMK'nın 201.maddesi uyarınca ispat yükü üzerinde olan davacı, iddiasını ancak yazılı delillerle kanıtlayabilecektir. Ancak davacının dosyaya iddiasını kanıtlayacak herhangi bir yazılı delil sunmadığı görülmüştür. Davalı vekilinin tanık dinletme talebine muvafakatlerinin bulunmadığını bildirmesi nedeniyle davacının tanık dinletme talebi reddolunmuştur.Menfi tespit talebinde bulunan davacının isticvap ve yemin teklif etmesi üzerine davalı asile isticvap davetiyesi çıkarılmış ve davalı asil 18/07/2023 tarihli duruşmada hazır bulunarak isticvap olunmuş sonrasında ise davacının yemin teklif ettiği hususlarda yemini eda etmiştir. Yukarıda belirtilen gerekçeler ışığında davacının borçlu bulunmadığını yazılı delille ispat edememesi, yemin teklifi üzerine davalı asilin 18/07/2023 tarihli duruşmada yemini eda etmesi hususları göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Davacının menfi tespit talebinin kötü niyetli olduğuna ilişkin dosyada delil bulunmaması ve tedbir kararının fiilen uygulanmamış olması nedeniyle, davanın reddine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine " karar vermiştir. İSTİNAF: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin yerinde olmayan gerekçelerle davanın reddine karar verdiğini, davanın cevabında senet aldığını beyan ettiğini, bu konuda bir ihtilaf olmadığını, dava dilekçelerindeki iddialarına cevap vermediğini, davalı tarafın kendisine ... tarafından gönderilen 210.000,00 TL paraya değinmediği gibi bu konuda bir beyanı olmadığını, dosyaya sundukları araç satış sözleşmesinin mahkemece incelenmediğini, mahkemenin her ne kadar tanık dinletme taleplerini kabul etmemişse de söz konusu aracın satışında davalı-davacı ve aracı alan kişinin imzalarının bulunduğu gözetildiğinde parayı davalıya gönderen ... isimli kişinin tanık olarak dinlenmesi gerektiğini beyan ettiklerini, bu aracın davalıya olan borç için satıldığını, tek hatanın müvekkilinin borcuna sadık kişi olarak parayı önce kendi hesabına almadığını direkt o anda davalının hesabına gönderdiğini, bunun borcun ödendiği anlamında olduğunu, okuma yazma bilmeyen müvekkilinin borcuna sadık bir kişi olarak borcunu ödemek için aracını satması ve bedeli kendine almadan hemen aracı alan kişiden borçlu olduğu aracı satarken aynı zamanda noterde kendisine şahitlik yapan alacaklının hesabına göndermesinin iyi niyetli olduğunu, müvekkilinin bu şekilde davalıya olan borcunu ödediğini, aracı satın alan kişi olan ... isimli kişinin davalıya bir ödeme yapmasına gerek olan hal olmadığını, satış sözleşmesinde tanık olarak bulunan davalının bu bedeli almasında başka bir neden olmadığını, tarafların o an bir arada olduğunu ve iyi niyetli olarak gönderilen para için bir açıklama yazılmadığını, mahkemenin kanunlara sıkı sıkıya bağlı kalarak satış sözleşmesindeki alıcının satış sözleşmesinde tanık olarak bulunan kişiye ne için para gönderdiğini araştırması gerekirken sıkı kurallara istinaden tanık dinletme taleplerini reddetmesinin yerinde olmadığını, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır. GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; icra takibine konu bono bedelinin ödendiği iddiasına dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından, davanın reddine karar verildiği, davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür.Dosyanın tetkikinde; 18/07/2022 ödeme tarihli, 180.000-TL bedelli, icra takibine konu bono keşidecisinin davacı ..., avalistin davacı ..., lehtarının davalı olduğu, davacının bono bedeline yönelik iki farklı ödeme işleminden bahsederek bono bedeline mahsuben 06/06/2022 tarihinde 230.000-TL ödendiğini, bu nedenle borçlu olmadıklarını ileri sürdükleri, davalı tarafın ise bono bedeline mahsuben ödeme iddiasını kabul etmediği görülmüştür. Menfi tespit davalarında kural olarak alacaklı olduğunu ispat yükü davalı taraf üzerindedir. Ancak somut olayda davalı taraf bonoya dayanmış, davacı taraf ise banka aracılığı ile yapılan ödemeler ile borcun sona erdiğini iddia etmiştir. Bono, mücerret borç ikrarı içerir kambiyo senedi olduğundan ispat yükünün borçlu olmadığını iddia eden davacı taraf üzerinde olduğu ve bono yönünden borçlu olmadığını HMK'nın 201. maddesi gereğince yazılı delil ile ispat etmekle yükümlü oldukları anlaşılmıştır. Davalı tarafa banka kanalı ile davacı tarafça 06/06/2022 tarihinde 20.000-TL, dava dışı ... tarafından ise 06/06/2022 tarihinde 210.000-TL ödeme yapıldığı, dekontlar üzerinde ödemenin takip konusu senede ilişkin olduğuna ilişkin herhangi bir açıklamanın bulunmadığı görülmüştür. Davalı tarafın isticvap edildiği duruşma sırasında; ''Ben işletmekte olduğum nalburu tarihini tam olarak hatırlamıyorum ancak Mayıs gibi ...'a 410.000,00 TL bedel ile devrettim, 230.000,00 TL aldığım doğrudur, ancak senet bedelini alamadım, bu sebeple senedi icraya koydum, gönderilen bu paralar senet bedeline ilişkin değildir'' şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Aynı duruşmada davacının yemin deliline dayanması kapsamında davalının yemin ettiği anlaşılmıştır. HMK'nın 226. maddesinin 1/c bendi gereğince yemin edecek kimsenin namus ve onurunu etkileyecek veya onu ceza soruşturması ya da kovuşturması ile karşı karşıya bırakacak vakıalar yeminin konusu olamayacak ise de bu yanılgının sonuca etkisi görülmediğinden eleştiri konusu yapılması ile yetinilmiştir. İkrar içeriği itibariyle basit, vasıflı yada bileşik nitelikte olabilmektedir. Basit ikrarda karşı tarafça ileri sürülen vakıanın doğru olduğu herhangi bir şart bildirilmeksizin kabul edilmektedir. Vasıflı ikrarda karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığı kabul edilmekle birlikte onun hukuki niteliğinin ileri sürülenden başka olduğu bildirilmektedir. Bileşik ikrarda ise, bir tarafın ileri sürdüğü vakıa karşı tarafça bütünüyle kabul edilmekle birlikte ikrara öyle bir vakıa eklenir ki, eklenen vakıa ya ikrar edilen vakıanın hukuksal sonuçlarının doğmasını engeller yada onu hükümsüz kılar. Bileşik ikrar, ikrara konu olan vakıa ile ona eklenen vakıa arasında bir bağlantı bulunup bulunmamasına göre bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar olarak ikiye ayrılmaktadır. Öğreti ve uygulamada ağırlıklı olarak bağlantısız bileşik ikrar dışındaki ikrar türlerinin bölünemeyeceği benimsenmektedir. (Yargıtay HGK’nın 09.06.2004 tarih ve 2004/4-362 E. – 2004/347 K. sayılı kararı) Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı, davaya konu ödemelerin takip konusu kambiyo senedine ilişkin değil, başka bir hukuki sebep olarak gösterilen işletmenin devredilmesine dayalı ilişki kapsamında gönderildiğini belirtmek suretiyle vakıanın hukuksal sebebinin ileri sürülenden farklı olduğunu savunmuştur. Buna göre davalının savunması vasıflı ikrar niteliğindedir. Vasıflı ikrar bölünemeyeceğinden, vasıflı ikrarda kanıtlama yükümlülüğü ikrar eden tarafta değil, vakıayı ileri süren tarafta olduğu nazara alındığında, görülmekte olan davada ispat yükü davacıda olup davacı, yapmış olduğu ödemelerin senet bedeline ilişkin olduğunu ispat etmelidir. Davalının banka hesabına yapılan ödemelerde takip ve dava konusu senede ilişkin olduğuna ilişkin açıklama bulunmamakta olup 6098 sayılı TBK'nın 102. maddesi; '' Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.'' şeklinde düzenlenmiş ise de davacı iddiasına konu ödemelerin bononun vade tarihinden önce yapılması karşısında henüz bono bedelinin muaccel olmadığı görülmekle bu ödemelerin bono bedeline mahsuben yapıldığına ilişkin kanuni karinenin uygulama yerinin bulunmadığı da anlaşılmıştır. Dolayısıyla ispat yükü altında olan davacıların ödeme nedeni ile bononun bedelsiz kaldığı iddiasını yazılı delillerle ispat edemediklerinden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Saptanan hukuksal durum kapsamında; istinaf edenin sıfatı, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 18/07/2023 tarih ve 2023/79 E., 2023/668 K. sayılı kararına karşı, davacılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacılardan müteselsilen tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 22/01/2026